Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’deki Halkbank davasının düşürülmesi talebine ret

New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden davada Halkbank’ın, davanın düşmesiyle ilgili yaptığı başvuru reddedildi.

BOLD – Amerika Birleşik Devletleri’nde Yargıç Richard Berman, Halkbank’ın İran’ın ABD yaptırımlarını delmesine yardım ettiği suçlamasıyla açılan davanın düşürülmesini reddetti.

Hakim Richard Berman, 16 sayfalık gerekçeli kararında, Halkbank’ın ABD’ye karşı suç işlediğini, yasalara göre kendi mahkemesinde yargılanması gerektiğine hükmetti.

Manhattan Federal Mahkeme Hakimi Berman, Halkbank’ın Yabancı Egemen Dokunulmazlık Yasası’nı (FSIA) gerekçe göstererek kendisini kovuşturma ve yargılamadan muaf tutması yönündeki talebini reddetti.

HALKBANK, İRAN’A AİT 20 MİLYAR DOLAR TRANSFER ETTİ

Hakim Berman, taraflara elektronik adli sistem aracılığıyla yazılı olarak ilettiği gerekçeli kararında, Halkbank’ın 20 milyar dolar tutarındaki İran hükümeti ve şirketlerinin paralarının uluslararası transferinde aracı olduğunu, bu miktarın bir milyarlık dolarlık bir bölümünün de Amerikan bankaları aracılığıyla transfer edildiğini kaydetti.

Hakim Berman, Halkbank’ın yaptığı başvuruda yargılanamayacağı ve davanın düşmesiyle ilgili ortaya koyduğu tüm argümanlara, şimdiye kadar görülen emsal davalarda alınan kararlardan çeşitli örneklerle yanıt verdi.

“ZARRAB VE ATİLLA’DA AYNI GEREKÇELERLE BAŞVURDU”

Hakim Berman, daha önce Reza Zarrab’ın davasının düşürülmesiyle ilgili aynı taleplerle başvurduğunu ve o başvuruyu da reddettiğini, daha sonra da Zarrab’ın hakkındaki suçlamaların tamamını kabul ettiğini kaydetti.

Hakim Berman’ın gerekçeli kararında verdiği diğer emsal karar da eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandığı dava oldu. Berman, Atilla’nın davasının düşürülmesi için mahkemeye başvuruda bulunduğunu ve bu başvuruyu da reddettiğini ifade etti.

Hakim Berman, Atilla’nın 32 ay hapis cezasına çarptırıldığını, daha sonra mahkumiyet kararının bozulması için bir üst mahkemeye başvurduğu, üst mahkemenin de bu talebi kabul etmediğini ve Atilla için kendi verdiği kararı bir kez daha onayladığını belirtti.

HALKBANK, ABD FİNANS SİSTEMİNİ İRİN İÇİN KULLANDI

Halkbank’ın ABD’de yargılanamayacağı yönündeki argümanla ilgili de yorum yapan Berman, Halkbank’ın şimdiye kadar Amerikan Maliye Bakanlığı’na hem Türkiye’de hem de ABD’de yanlış bilgiler verdiğini belirtti.

Halkbank’ın Amerikan finans sistemini kullanarak suç işlediğini, New York’taki bankaları kullanarak bir milyar dolarlık İran parasının transferini sahte işlemlerle gerçekleştirdiğini kaydeden Berman “Halkbank hem Amerika’da hem de New York’ta suç işlemiştir. Yasalar çerçevesinde Amerika’ya karşı suç işleyen bir kurum bu ülkede yargılanır. Yargılanmama dokunulmazlığı söz konusu olamaz. Halkbank’ı yargılamak, tamamen benim mahkememin alanına girer. Hem hukuk sistemi hem de şimdiye kadar esastan alınmış emsal kararlar, Halkbank’ın davasının düşürülmesi, burada yargı muafiyeti, yargı dokunulmazlığı olmadığını bize kanıtlıyor” dedi.

HALKBANK, 6 AYRI SUÇLAMADAN DA YARGILANACAK

Hakim Berman, Halkbank’ın iddianamede yer alan altı ayrı suçlamanın tamamından yargılanacağını, iki ayrı suçlamanın aynı olduğu ve bu suçlamaların birleştirilmesi yönündeki talebini de reddettiğini kaydetti.

DURUŞMALAR 1 MART 2021’DE BAŞLAYACAK

Halkbank, avukatları aracılığıyla mahkemeye yaptığı başvuruda, reddi hakim ve davanın düşmesi talebinde bulunmuş, 18 Eylül’de yapılan ara duruşmada dinlenmişti.

Hakim Berman geçtiğimiz ay Halkbank’ın reddi hakim kararı başvurusunu da reddetmiş, bu karar sonrasında da Halkbank temyiz hakkını kullanarak istinaf mahkemesine kararın temyizi için başvuruda bulunmuştu.

Hakim Berman, Halkbank’ın jürili duruşmalarının 2022 yılında yapılması talebini de kabul etmemiş, jürili duruşmaların 1 Mart 2021 yılında başlamasına hükmetmişti.

Macron: Kanıtlar var Suriyeli cihatçılar Gaziantep üzerinden Karabağ’a geçiyor

Dünya

ABD Cemal Kaşıkçı cinayetiyle suçladığı Veliaht Prens Selman’a karşı neden adım atmıyor?

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman’ın cinayet nedeniyle geciktirilmeksizin cezalandırılması gerektiğini söyledi. Peki, neden ABD cinayetle suçladığı Veliaht Prens Selman’a karşı herhangi bir adım atmadı?

BOLD – Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda 2018 yılında öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, cinayete ilişkin ABD istihbarat raporunun açıklanmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi.

Yazılı bir açıklama yapan Cengiz, “Bu sadece aradığımız adaleti getirmekle kalmayacak, benzer cinayetlerin tekrarlanmasını önleyecek” dedi.

Cengiz, raporun ardından Suudi Veliah Prens Muhammed bin Selman’ın siyasi meşruiyetinin kalmadığını öne sürdüğü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Veliaht Prensin, bu raporu takiben hiçbir siyasi meşruiyeti kalmamıştır. Bunu açık ve net bir şekilde söyleme ve harekete geçme zamanı artık gelmiştir. Suçsuz ve masum bir insanın hunharca öldürülmesini emreden veliahtın ertelenmeden cezalandırılması gerekmektedir… Veliaht Prens cezalandırılmadığı taktirde, bu asıl sorumlunun sonsuza kadar yaptığının cezasını çekmeyeceğine işaret ederek, hepimizi tehlikeye atarak insanlığımızın kara bir lekesi olacaktır.”

ABD’de göreve yeni gelen Başkan Joe Biden ve diğer dünya liderlerine ‘katil olduğunun ispat edildiğini’ öne sürdüğü bir kişi ile el sıkışıp sıkışmayacaklarını soran Cengiz, adaletin yerini bulması için herkesi harekete geçmeye çağırdı.

Hatice Cengiz, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Herkesi elini vicdanına koyarak Veliaht Prens’in cezalandırılması için harekete geçmeye davet ediyorum. Adaletin sonunda yerini bulmaması tüm insanlık adına büyük bir utanç olacaktır.”

SUUDİ ARABİSTANLI 76 YETKİLİYE YAPTIRIM

ABD Başkan Joe Biden, selefi Donald Trump’ın kamuoyu ile paylaşmadığı Cemal Kaşıkçı cinayetine dair istihbarat raporunu cuma günü yayınlamış ve ABD yönetimi, adı söz konusu suça karışan 76 kişiye ülkeye girme yasağı getirmişti.

Söz konusu raporda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, 2018 yılında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda işlenen cinayete onay verdiği belirtiliyor. Ancak Prens Selman ABD tarafından yaptırım listesine dahil edilmedi.

Raporun açıklanmasının ardından ABD medyasına konuşan Biden, Riyad’dan insan hakları ihlallerinden dolayı hesap soracaklarını belirtmişti.

RİYAD SUÇLAMALARI REDDETTİ

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ABD’nin yayınladığı raporu kesin bir dille reddetmişti.

Riyad hükümeti tarafından yapılan açıklamada raporun, ‘olumsuz, yanlış ve kabul edilemez’ olduğu belirtilerek, Prens Selman’ın bu cinayetle en ufak bir ilgisinin bulunmadığı savunuldu.

ABD YÖNETİMİ NEDEN SELMAN’A DOKUNMADI?

ABD istihbaratı tarafından açıklanan Kaşıkçı raporuyla Suudi Arabistanlı 76 yetkiliye yaptırım kararı alan Washington yönetimi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a ise dokunmadı.

Selman’a Biden yönetiminden doğrudan bir yaptırım uygulanmaması ABD basınında tepki çekti.

“ABD İLİŞKİLERİ KOPARMAKTAN KORKTU”

ABD’nin, Suudi Arabistan’ın de facto lideri Selman’ı yaptırım listesine dahil etmeyerek, Riyad’la tarihi ilişkilerini tamamen koparmadan revize etmeye çalıştığı belirtiliyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Kaşıkçı cinayetinde Prens Selman’a yaptırım getirmemelerini savunarak, Kaşıkçı cinayeti dolayısıyla Suudi Arabistan’ı sorumlu tutmanın ‘Muhammed bin Selman’a yaptırım uygulamaktan daha etkili yolları olduğunu’ ileri sürdü.

ABD, Veliaht Prens’e uygulanacak yaptırım ile gelecekte güvenlik, istihbarat, bilgi paylaşımı, terörle mücadele ve İran’ın tehditlerine karşı iş birliği gibi kritik konuları olumsuz etkilemesinden endişe duyuyor.

ABD, Suudi Arabistan’ın bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrarı güçlendirmek için karşılıklı saygı ve ortak koordinasyon temellerinde yaklaşık 80 yıldır Washington’un bölgedeki stratejik ortağı olduğunu sürekli vurguluyor.

BİDEN, VELİAHT PRENS YERİNE DOĞRUDAN KRAL İLE İLETİŞİM KURDU

Joe Biden, doğrudan Veliaht Prens’le iletişime geçen eski başkan Donald Trump’ın aksine Kral Selman’la iletişimi tercih ediyor.

Biden, ABD istihbaratının raporunun açıklanmasından bir gün önce Suud yönetimiyle yaptığı görüşmeyi de Kral Selman bin Abdulaziz’le gerçekleştirdi.

Biden’ın görev süresi boyunca Veliaht Prens’le doğrudan iletişimden uzak duracağı tahmin ediliyor. Böylece Veliaht Prens bir anlamda uluslararası alanda yalnızlığa terk edilecek.

Ayrıca ABD yönetimi, Suudi Arabistan’a yönelik dış politikasında ve dünya ülkeleriyle ilişkilerinde insan hakları dosyalarına öncelik vereceğini ifade ediyor.

Bu yönüyle Washington, Riyad’la ilişkileri koparmak yerine ilişkileri koruyarak yeniden değerlendirmeye çalışıyor. İlişkilerin ABD’nin değerleri ve çıkarlarıyla uyumlu olarak yeniden düzenlenmesini istiyor.

Kaşıkçı raporundan bir gün önce yapılan Biden-Kral Selman görüşmesinde ve daha sonra görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada da ABD’nin Suudi Arabistan’daki insan haklarına verdiği önem ön plana çıkarıldı.

İRAN’A OPERASYON İHTİMALİ

Biden yönetimi, Washington’un, İran’la ya da İran’a müttefik güçlerle olabilecek herhangi bir çatışmada Riyad’a ihtiyaç duyacağı ihtimalini göz önüne alarak Suudi Arabistan’la ilişkilerinde dikkatli davranıyor.

Birkaç hafta önce ABD’li askeri yetkililer, Tahran’la olası bir askeri çatışmada bölgede ABD güçlerinin ihtiyaten konuşlanabileceği Suudi Arabistan’ın batı kesimlerindeki üsleri değerlendirmek için Riyad’ı ziyaret etti.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü haftalarca kabul etmeyen Riyad, uluslararası baskıların ardından Kaşıkçı’nın öldüğünü teyit etmiş ve ‘gözaltına alınırken yapılan bir hata sonucu’ öldüğünü kabul etmişti. Ancak Veliaht Prens’in cinayetin talimatını verdiği yönündeki iddiaları reddetmişti.

AKP Hükumeti de o dönemde Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürmüş ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalışmıştı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı rapor eski başkan Donald Trump döneminde de tartışılmış, hatta bazı kısımları da basına sızmıştı. Ancak Trump yönetimi Kongre’deki her iki partinin temsilcilerinin ısrarlı taleplerine rağmen raporu kamuoyuna açıklamamıştı.

ABD Başkanı Biden: Suudi Arabistan’dan hesap soracağız

Okumaya devam et

Dünya

Ermenistan’da Başbakan Paşinyan’ın istifasını isteyen göstericiler hükumet binasına girdi

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Başbakan Nikol Paşinyan’ın istifasını isteyen bir grup gösterici hükumet binasına girdi. Protestocular, kısa bir süre sonra binayı terk etti.

BOLD – Ermenistan’da muhalifler hükumet binasını bastı. Bazı bakanlıkların bulunduğu hükumet binasında slogan atan göstericiler, Nikol Paşinyan’ın istifasını talep etti.

Kısa bir süre sonra binayı terk eden göstericiler, “İstediğimiz binaya girebileceğimizi göstermek istedik” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyaya düşen görüntülerde, hükumet binasının içerisinde bir grup göstericinin olduğu, aralarından birinin megafonla kalabalığa seslendiği görülüyor.

ERMENİSTAN’DA SİYASİ KRİZ

Başbakan Paşinyan, ordunun geçen hafta Perşembe günü kendisine istifa çağrısında bulunmasının ardından, Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden almıştı. Ancak Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Paşinyan’ın kararını veto etmişti.

Ermenistan Başbakanı, ordunun istifasını istemesini “darbe girişimi” olarak nitelendirmiş, destekçilerini sokağa çağırmıştı.

PAŞİNYAN, KARARNAMEYİ YENİDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA GÖNDERDİ

Paşinyan, aynı kararnameyi yeniden Cumhurbaşkanlığına gönderdi. Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, söz konu kararnamenin yeniden Sarkisyan’a ulaştığı belirtildi.

Sarkisyan’ın önünde, ya kararı imzalamak ya da anayasa mahkemesine göndermek şeklinde iki seçenek bulunuyor.

Eğer Sarkisyan bu iki seçenekten ikisini de uygulamazsa, karar otomatikman yürürlüğe girecek.

PAŞİNYAN, GÜVENLİK KONSEYİ’Nİ TOPLADI

Ermenistan Başbakanlığından yapılan açıklamada, Paşinyan’ın bugün Güvenlik Konseyini topladığı belirtildi.

Toplantıda, ülkenin iç ve dış güvenlik sorunlarının ele alındığı kaydedildi.

ERİVAN’DA KARŞIT GÖSTERİLER

İktidar ve muhalefet yanlıları, bugün başkent Erivan’da aynı anda mitingler düzenleyecek.

Paşinyan, destekçilerini saat 18.30’da Erivan’daki Cumhuriyet Meydanı’na çağırırken, hükümete muhalif kesimler ise Mareşal Bağramyan Meydanı’nda saat 18.00’de bir araya gelecek.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Genelkurmay Başkanı’nı görevden almayı reddetti

Okumaya devam et

Dünya

ABD’deki Halkbank davasının olası sonuçları: Türkiye kriz yıllarına dönebilir

Alman Der Spiegel dergisi, New York’ta Mayıs ayında başlayacak Halkbank davasında 20 milyar dolar ceza veya Halkbank’a uluslararası bankacılık sisteminden atılma cezası verilebileceğini yazdı. Dergiye göre Türkiye 2001’deki ekonomik kriz şartlarına dönebilir.

BOLD – Almanya’nın prestijli haber dergilerinden Der Spiegel yeni sayısında, ABD’deki Halkbank davasına ilişkin kapsamlı bir dosya haber yayınladı.

Haberde, söz konusu davanın Türkiye ekonomisini ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘korkunç bir duruma’ sokabileceği öngörüsünde bulunuldu.

ERDOĞAN’IN EVİNDE SAKLANAN PARALAR

Der Spiegel haberinde, Reza Zarrab’ın 2010 yılında Türkiye’de yasa dışı para transferine başladığı ve bu faaliyetlerini devam ettirebilmek için dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Halkbank eski Başkanı Süleyman Arslan da dahil olmak üzere birçok bürokrata rüşvet verdiğini itiraf ettiği ve bu işleyişin 2013 yılında yaşanan ’17-25 Aralık Soruşturması’ olarak bilinen sürece kadar başarıyla devam ettiği yer alıyor.

Der Spiegel, Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasındaki telefon görüşmelerinde evlerinde saklanan milyonlarca doların dağıtılmasıyla alakalı ses kayıtlarının olduğu ayrıntılarını da kapsamlı bir şekilde ele almış.

Der Spiegel’e göre, Halkbank davasında ilişkisi ispatlansa dahi Cumhurbaşkanı olduğu için Erdoğan’ın dokunulmazlığı bulunuyor ve bu nedenle suçlanması mümkün değil. Ancak dava süresince Erdoğan’ın uluslararası itibarının yerle bir olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

ZERRAB, ERDOĞAN’A AĞIR SUÇLAMALARDA BULUNDU

Der Spiegel’in dosyasında en çok dikkati çeken ayrıntılardan biri İranlı iş insanı Reza Zarrab’ın Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) soruşturmasında Erdoğan’ı ağır biçimde suçladığı iddiası.

Haberde, Erdoğan hükümetinin bu davayı engelleme girişimleri, Donald Trump’ı ikna etme çalışmaları ve lobi şirketlerine harcanan milyonların dökümü de yer alıyor. İddiaya göre, 2017-2019 arasında Erdoğan hükümeti ABD’deki lobicilik faaliyetleri için 5 milyon dolardan fazla harcama yaptı.

BİDEN, DAVAYA HİÇBİR ŞEKİLDE KARIŞMAYACAK

Spiegel, Halkbank üst yöneticisi Hakan Atilla’nın gözaltı süreci öncesi Erdoğan’ın dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve yardımcısı Joe Biden’dan, söz konusu davanın düşürülmesini talep ettiği ancak ikilinin bunu reddettiğini haberde hatırlatıyor. Erdoğan’ın Obama sonrası göreve gelen ABD eski Başkanı Donald Trump ile bu davanın düşürülmesi için yakınlaştığı ve Zerrab’ın ABD’de tutuklanması sonrası Trump’ın danışmanı Rudy Giuliani’nin Erdoğan ile konunun ayrıntılarını görüşmek için Ankara’ya geldiği belirtiliyor.

Kısa bir süre sonraysa davaya bakan New York Güney Bölge Başsavcısı Preet Bharara ve halefi Geoffrey Berman, Trump tarafından görevden alınmıştı.

Der Spiegel haberinde, ABD Başkanı Joe Biden’ın Halkbank davasına hiçbir şekilde karışmayacağını ve mahkemenin kararını bekleyeceğini ifade ediyor.

20 MİLYAR DOLAR CEZA

Haberde, Bir Türk yetkilisinin ABD’ye 2017’de bu davayla ilgili belgeleri gizlice getirmeyi başardığı belirtilirken, New York mahkemesinin kanıtlarının çok ağır olduğu, Halkbank’ın belki 20 milyar dolarlık bir ceza alabileceği ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası prestijinin de büyük oranda zarar göreceği kaydediliyor.

HALKBANK ULUSLARARASI BANKACILIK SİSTEMİNDEN ATILABİLİR

Bunun yanında Halkbank’ın uluslararası bankacılık sisteminden (Swift) atılabileceği, bunun Türkiye ekonomisi için de altından kalkılması güç bir darbe olacağı ve 2001’de yaşanan ekonomik kriz şartlarına geri dönüleceği öngörüsü yapılıyor.

SWIFT NEDİR?

Yurt içi yada yurt dışındaki banka hesaplarına döviz olarak gerçekleştirilen tüm para transferleri SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication / Dünya Bankalar Arası Finansal Telekomünikasyon Derneği) sistemi aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Swift sistemi 1973 yılında kuruldu ve 1977 yılında fiilen çalışmaya başladı.

Sistem, bankaların döviz hesaplarına yapılan transferlerin gerçekleştirilmesini sağlıyor.

Bu anlamda bir banka SWIFT sisteminden atıldığı takdirde yurt içinde ve yurt dışında hiçbir şekilde döviz transferi yapamaz, yani bankacılık yapma imkanı kalmaz.

ABD, İRAN YAPTIRIMLARINI DELEN BANKALARA AĞIR CEZALAR VERDİ

ABD, devrimin yaşandığı 1979 yılından beri İran’a birçok alanda yaptırımlar uyguladı. Bu kapsamda son yıllarda  uyguladığı yaptırımları delen çok sayıda Avrupalı bankayı da cezalandırdı.

Bu bankalar arasında Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman ve İsviçre’nin önde gelen birçok bankası yer aldı.

Genellikle cezalar ilgili banka ile Amerikan hükumeti arasında yapılan görüşmelerde anlaşma yoluyla belirlendi.

FRANSIZ BANKASI BNP PARİBAS’A 8.9 MİLYAR DOLAR CEZA

ABD, İran yaptırımlarını deldiği için en büyük cezayı Fransız bankası BNP Paribas’a verdi.

2014 yılında BNP Paribas, Amerikan hükumeti ile yürüttüğü görüşmelerde 8.9 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, diğer bir Fransız bankası Credit Agricole, 2003-2008 yılları arasında ABD’nin yaptırım uyguladığı İran, Sudan ve Küba’ya yaptığı para transferleri nedeniyle 787 milyon dolar para cezası ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, Alman Commerzbank ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkelere yapılan para transferleri ve para aklama suçlamaları nedeniyle Amerikan hükumetine 1.45 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında diğer bir Alman bankası Deutsche Bank; İran, Libya ve Suriye’ye yaptırımları deldiği için 258 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti ve Amerikan hükumeti ile bir anlaşma imzaladı.

Aynı yıl, İsviçre bankası UBS, ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkeler ve terörizmle alakalı para transferleri nedeniyle 1.7 milyon dolar ceza ödeme konusunda Amerikan hükumeti ile anlaştı. Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve, 2004 yılı Mayıs ayında da UBS’e Küba, İran, Libya ve Yugoslavya yaptırımları delmek suçlamasıyla 100 milyon dolar ceza kesmişti.

2018 yılı Ekim ayında Amerikan J.P. Morgan Chase Bank, Küba ve İran yaptırımlarını delmek suçlaması nedeniyle Amerikan hükumeti ile anlaşmaya vardı. J.P. Morgan Chase Bank, anlaşma kapsamında 5.3 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti.

İngiliz bankası Standard Chartered, 2012 yılında İran, Sudan, Libya ve Myanmar’a yaptığı illegal para transferleri nedeniyle 667 milyon dolar Amerikan hükumetine ödemeyi kabul etti. Banka, 2019 yılında da İran’a ve diğer ülkelere uygulanan yaptırımları delmek suçlamasıyla Amerikan ve İngiliz hükumetlerine 1.1 milyar dolar ceza ödemek zorunda kalmıştı.

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0