Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

STK’ların toplantılarının ertelenmesine barolar tepki gösterdi: Çoklu barolara zaman kazandırılıyor

İçişleri Bakanlığı’nın, koronavirüs önlemleri kapsamında, sivil toplum kuruluşu ve meslek örgütü etkinliklerini 1 Aralık’a kadar ertelemesi tartışmaya yol açtı.

BOLD – Genelge sonrası Yüksek Seçim Kurulu(YSK), baroların genel kurul yapamayacağına ancak parti kongrelerinin toplanabileceğine karar verdi. Ankara Barosu, Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararı’nın yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle dava açacağını duyurdu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ise “Virüs bahane edilerek muhalifler susturuluyor” dedi.

İçişleri Bakanlığı, koronavirüs tedbirleri kapsamında; sivil toplum kuruluşları (STK), kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek etkinlikleri, 1 Aralık’a kadar erteledi. Ankara’nın da içinde bulunduğu bazı illerin hıfzısıhha kurulları genelgeyi “Etkinliklerin ve genel kurulların ertelenmesine karar verilmiştir” cümlesi ekleyerek yayımladı.

Yüksek Seçim Kurulu ise baroların genel kurullarını yapamayacağını ancak siyasi partilerin kongrelerini toplayabileceğine karar verdi. Yasa gereği bu hafta genel kurullarını toplaması gereken baroların, genel kurulları genelgeyle engellenmiş oldu. Baroların genel kurullarının ertelenmesi, aralık ayında yapılması gereken Türkiye Barolar Birliği (TBB) genel kurulunu da etkileyecek. Delege seçimi yapılamayacağı için TBB başkanlık seçimi de gerçekleşmeyecek. Ertelenen seçim nedeniyle, “çoklu baro” düzenlemesiyle yeni kurulan baroların da seçime katılarak TBB’ye delege gönderebilmesinin önü açıldı.

ÇOKLU BAROLARA ZAMAN KAZANDIRILIYOR

Barolar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Asude Şenol karara tepki göstererek “Barolar bir araya gelince risk oluyor da siyasi partiler genel kurullarını yapınca risk olmuyor? YSK’nın kararı hukuk açısından anlatılacak ve anlaşılabilecek nitelik taşımıyor. Zorla kurulan barolar TBB Genel Kurulu’nda temsil edilebilsin diye zaman kazanılıyor” dedi.

FEYZİOĞLU’NA SÜRE KAZANDIRILDI

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu ise, ertelemenin Feyzioğlu’nun görev süresinin uzatacağını söyledi. Durakoğlu, şunları kaydetti: “Ekimin ilk haftasında kanunla toplanacağı emredilen şey, İçişleri Bakanlığı genelgesiyle erteleniyor. Böyle bir hukuk devleti olmaz. Ayrıca, yapılan iş iki önemli sonuç doğuruyor. Kurulan ikinci baroların genel kurullarını daha rahat bir zemin içinde yapabilecekleri zaman onlar için öngörülmüş oluyor. Dolayısıyla, ne zaman yapılacağı belli olmayan TBB Genel Kurulu’na da delege göndermeleri imkânı oluyor. Delegesi seçilemeden TBB toplanamayacak, ikinci bir erteleme daha yapılmak zorunda kalınacak. O ikinci erteleme neye tekabül edecek? Bu, TBB Genel Kurulu açısından yeni bir durum doğuruyor. Bir anlamda da Metin Feyzioğlu için bir süre uzatımı oluyor. Bu kasten mi yapılmıştır, bu iddiayı öne sürecek bir spekülasyon içinde olmak istemiyorum.”

ANKARA BAROSU DAVA AÇACAK

Kastamonu Barosu Başkanı Özgür Demir ise “Çoklu baroların kurulmasıyla ilgili bir zaman kazanma projesi olabilir. Hukukun temel ilkelerinden olan “normlar hiyerarşisi” burada yok sayılmıştır. Kanunda yer alan kural ortadan kaldırılıyor, genelgeye uyuluyor” dedi.  Ankara Barosu’ndan yapılan açıklamada, Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararı’nın yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle dava açılacağı duyuruldu. Açıklamada, “10 Mart’tan bu yana aradan geçen 206 günde; baroları parçalama kanunlarından düğünlere, siyasi partilerin kongrelerinden mitinglere ve açılışlara kadar hiçbir ‘etkinliğin’ ertelenmediği ülkemizde baro seçimlerinin ertelenmesi; bütün avukatların iradelerine teker teker ipotek koyulması anlamına gelmektedir. Çoklu baro yasası ve yaklaşan TBB genel kurulu düşünüldüğünde baroların genel kurullarından bir gün önce alınan kararın neye hizmet ettiğini anlamak zor değildir” denildi.

Güveni kötüye kullanan Kızılay yetkililerine ceza verildi

Gündem

Liselinin Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı’yla imtihanı

Erdoğan’ın yeni ve sivil bir Anayasa ile sonuçlanacağını söylediği İnsan Hakları Eylem Planı’nın açıklanmasının üzerinden 24 saat geçmeden bir lise öğrencisi sosyal medya paylaşımları yüzünden gözaltına alındı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Uzun süredir üzerinde çalışıldığını söylediği İnsan Hakları Eylem Planı’nı dün açıkladı.

Çalışmanın nihai hedefinin yeni ve sivil Anayasa olduğunu belirten Erdoğan planın 9 amaç, 50 hedef ve 393 faaliyet içerdiğini anlattı.

Plan gözaltılar konusunda da şüpheli lehine değişiklikler içeriyor. Erdoğan bunu “Hiç kimse, başkalarının kişilik haklarına saygı göstermek suretiyle yaptığı eleştirileri veya düşünce açıklamaları nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” diyerek vurguladı.

EVİNDE GÖZALTINA ALINDI

Öte yandan Erdoğan’ın ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden Bursa’da bir liseli sosyal medya paylaşımları nedeniyle evine giden polisler tarafından gözaltına alındı.

Liseli Genç Umut’tan yapılan açıklamada arkadaşlarının evinden gözaltına alındığı, gözaltındaki liselinin avukat talebine polislerin karşı çıktığı duyuruldu. Liseli gencin savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.

https://twitter.com/Liseli_GencUmut/status/1367069307293868032/photo/1

Okumaya devam et

Gündem

Metin Feyzioğlu kimdir: Cuntacılıktan AKP yandaşlığına…

AKP iktidarını en sert eleştirenlerin başında gelirken son yıllarda iktidarla birlikte hareket etmeye başlayan TBB Başkanı Feyzioğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı öve öve bitiremedi.

BOLD – Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın dün açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nın yıldızlara erişmeyi sağlayacak bir plan ve yol haritası olduğunu söyledi.

“PLANIN OLUŞMASINA KATKI SUNDUK”

Avukatların da planın hazırlık sürecinde görüşlerini aktardığını hatırlatan Feyzioğlu, planın olgunlaşmasına katkı sunduklarını bildirdi. Feyzioğlu, eylem planında öngörülen düzenlemelerin vatandaşların hayatına dokunduğunu söyledi. Feyzioğlu, “İnsan Hakları Eylem Planı, sokaktaki insanımıza, hane halkına dokunuyor. Yıldızları tarif eden bir eylem planı değil, o yıldızlara erişmemizi sağlayacak bir eylem planı. Ciddi bir yol haritası” dedi.

ERDOĞAN’LA GİRDİĞİ POLEMİKLERLE GÜNDEMDEYDİ

AKP iktidarının büyük kısmında Erdoğan’la girdiği polemiklerle gündeme gelen Feyzioğlu, son yıllarda ise Erdoğan’ın yanından ayrılmayan bir kişiye dönüştü. 2014 yılı Mayıs ayında Danıştay töreninde yaptığı konuşmada dönemin Başbakanı Erdoğan’ı eleştirince “edepsiz” olmakla suçlanmış ve Erdoğan’ın töreni terk etmesi günlerce konuşulmuştu. Törende Feyzioğlu’nun konuşmasını bölen Erdoğan, “Yanlış konuşuyorsun. Böyle bir edepsizlik olmaz ki’ diye tepki göstermişti. Konuşması devam eden Feyzioğlu, Erdoğan’ın bu sözleri üzerine kürsüden; “Edepsizlik yapan ben değilim sayın Başbakan” diye yanıt vermişti.

AYASOFYA CAMİİ’NİN AÇILIŞINA DA KATILDI

Son yıllarda Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden biri haline gelen, ve “saray hukukçusu” olarak nitelendirilen Feyzioğlu, pandeminin zirve yaptığı bir dönemde Ayasofya Camii’nin açılışına katılarak AKP eski Amasya Milletvekili Haluk İpek ile fotoğraf çektirdi. Ayasofya hatırasını, kişisel Twitter hesabından paylaşan İpek, “Rabbime şükürler olsun. Cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkürler” dedi. Feyzioğlu’nun Ayasofya’daki mutluluğu ise dikkat çekti.

CUNTACI DEDESİ YETİŞTİRDİ

Aslen Kayserili olan Metin Feyzioğlu, CHP eski Milletvekili Turhan Feyzioğlu’nun torunu. 1969 yılında annesi Saide Feyzioğlu, doğum esnasında hayatını kaybedince dedesi Turhan Feyzioğlu ve anneannesi tarafından evlat edinildi. Dedesi Turhan Feyzioğlu her dönemin cuntacıları ile yakın ilişkileri olan bir hukuk profesörü. Darbe dönemlerinde Millî Eğitim Bakanlığı, Başbakan yardımcılığı ve 5 saat Başbakanlık yapan dede Feyzioğlu, darbecilerle işbirliğini “milli ruh ve şuur” sahibi olmasına bağlıyordu.

“DERİNLERİN ADAMI MISINIZ” SORUSUNA ÖLÜRÜM DE SÖYLEMEM

Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, canlı yayında “Derin devletin adamı mısınız” sorusuna “Ben devletin menfaatlerini hukuk çerçevesinde korumakla görevli bir örgütün başkanıyım. Amerikan Barolar Birliği de Alman Barolar Birliği de bunu yapar. Siz Alman Barolar Birliğinin Alman devletinin milli politikasına, milli duruşuna karşı tek bir cümlesini duyamazsınız. Benden de duyamazsınız. Ölürüm de bunu söylemem” dedi.

Damat Berat Albayrak’ın ekonomi karnesi ‘çokomelli’

Okumaya devam et

Gündem

Vücudumda 898 yara vardı: Sıradan bir şeymiş gibi işkence yaptılar!

OHAL döneminde kaçırıldıktan sonra Ankara’da 6 ay işkence edilen Ayten Öztürk, dün mahkemede kendisine yapılan işkenceleri tekrar anlattı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nda “İşkenceye sıfır tolerans” tanındığını söylerken aynı saatlerde Ankara’da 6 ay işkence gören Ayten Öztürk, mahkemede bir kez daha yaşadıklarını anlattı.

Ağırlaştırılmış müebbet hapisle üç yıldır tutuklu yargılanan Öztürk dün hakim karşısına çıktı. İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma, Öztürk’ün tahliyesine ilişkin beyanlarda bulunmasıyla başladı. Öztürk, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinden mahkeme salonuna getirildi.

“BENİ ORADA ÖLDÜRMEK İSTEDİLER”

Öztürk yaptığı savunmada, “Bana çok sıradan bir işmiş gibi işkence yapıldı ama dinleyenlerin sıradan bir olaymış gibi dinlemesini istemiyorum. Ben doktorla görüşmeden önce TEM şubeden biri geliyor ve doktorla görüşüyordu. Bu yüzden doktorlar kafasını kaldırıp bakmıyordu bile. İşkenceye ilişkin hiçbir soruşturma açılmadı bugüne kadar. Ben adres veremiyorsam işkencenin olmadığını mı gösteriyor? İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Serbest bırakıldığım dosyada, şimdi ağır müebbetle yargılanıyorum” ifadelerini kullandı. Öztürk, Ankara’da bir senaryo oluşturulduğunu ve mahkeme heyetinin oluşturulan bu senaryoya göre hareket ettiğini belirtti.

Öztürk, “Beni orada öldürmek istemişlerdi öldüremediler şimdi hapishanede öldürmeye çalışıyorlar. 898 yara vardı benim vücudumda ruhumdakileri saymıyorum” diyerek tahliyesini talep etti. Avukat Seda Şaraldı, müvekkili Öztürk’ün tahliyesini talep etti. Savunmasında, iddianamede ve mütalaada tutukluluğunu gerektirecek bir olayın olmadığını vurgulan Öztürk, tutukluluğu ile yaşadığı işkencenin örtbas edilmeye çalışıldığını söyledi.

Müvekkilinin tedavi olması gerektiğini söyleyen Ayten Öztürk’ün avukatı Seda Şaraldı, Öztürk’ün tutuklu kaldığı zaman zarfı içerisine telafisi mümkün olmayacak sağlık sorunları yaşayabileceğini söyleyerek, müvekkili Öztürk’ün tahliyesini talep etti. Ayten Öztürk hakkında oy çokluğu ile tutukluluğunun devamına karar veren Mahkeme Heyeti, bir sonraki duruşma 19 Mart tarihine ertelendi.

OHAL DÖNEMİNDE KAÇIRILMIŞTI

OHAL döneminde kaçırıldığı bilinen tek kadın Ayten Öztürk 8 Mart 2018’de yaşadığı Lübnan’da Türkiye yetkililerine teslim edilmiş, Ankara’da 6 boyunca işkence görmüştü. Birlikte yargılandığı diğer sanığın beyanına dayanarak tutukluluğu devam eden Öztürk’e DHKP-C üyeliği iddiası yöneltiliyor. Öztürk, mahkeme karşısına ancak bir yıl sonra çıkarıldı ve maruz kaldığı işkence nedeniyle ömür boyu kullanacağı ilaçlara bağlı yaşıyor.

Ankara’daki işkence merkezinde 6 ay işkence gören Ayten Öztürk her şeyi anlattı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0