Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Rusya ve Mısır neden Karadeniz’de tatbikat yapıyor?

Erdoğan rejiminin kişisel beka temelli dış politikası sonucunda Türkiye giderek yalnızlaşıyor. Rusya, tarihinde ilk defa 2020 yılının sonunda Karadeniz’de Mısır ile birlikte tatbikat yapacak.

FATİH YURTSEVER – BOLD ANALİZ

Türk F-16’ları 24 Kasım 2015 tarihinde Suriye sınırında Rus S-24 savaş uçağını düşürdükten sonra iki ülke arasındaki ilişkiler gerildi. Putin’in BM Güvenlik Konseyine Erdoğan rejiminin Suriye’de radikal-cihatçı gruplara gönderdikleri silahlar ve kara para trafiğine ilişkin belgelerini sunmasından sonra dilenen özür ile ilişkiler normale döndü. 15 Temmuz 2016 sonrasında Rusya, başta Suriye ve enerji konuları olmak üzere Erdoğan rejiminin önemli bir ortağı haline geldi. Özelikle de NATO ve ABD’nin karşı çıkmasına rağmen, S-400 silah sisteminin tedarik edilmesi, Türk tarafınca Rusya’nın stratejik ortak olarak adlandırılmasına neden oldu.

RUSYA TÜRKİYE’Yİ MASADAN ATTI

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan çatışmaların Rusya’nın devreye girmesiyle ateşkesle sonuçlanması ve çözüm için bizzat Türkiye’nin Rusya eli ile masadan dışlanması Türk tarafında hayal kırıklığına neden oldu. Aslında Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un da açıkça ifade ettiği gibi iki ülke arasındaki ilişkiler hiçbir zaman stratejik ortaklık seviyesine gelmedi. Rusya taktiksel olarak konjonktürden ve Erdoğan rejiminin zafiyetlerinden yararlanarak hem siyasi hem de ekonomik alanda Türkiye’yi kullanarak kazanımlar elde etti. Çarlık döneminden itibaren Rusya’nın iki dostu vardır. Bunlar Donanması ve Ordusu’dur. Bunların haricindekileri aktörler Rusya için sadece ortaktan ibarettir.

Türkiye Rusya konusunda benzer bir hatayı Karadeniz’de yaptı. SSCB yıkıldıktan sonra Rusya bir dönem askeri olarak Karadeniz’de kendisini toparlayamadı. Savaş gemilerinin büyük bir kısmı âtıl kaldı. Türk Donanması birden Karadeniz’in en güçlü donanması oldu. Bu dönemde deniz kuvvetlerinde hâkim olan ulusalcı amirallerinde katkılarıyla Rusya’yı içine alan, Karadeniz İşbirliği Görev Grubu (BLACKSEAFOR), Karadeniz Uyumu Harekâtı gibi girişimler başlatıldı.

Türkiye’ye göre; Karadeniz bir istikrar denizidir. Karadeniz’e dışarıdan müdahale olmamalıdır. Karadeniz’de meydana gelen bir sorun ancak kıyıdaş ülkeler arasında iş birliği ile çözülebilir. Dışarıdan yapılacak müdahaleler ancak sorunun büyümesine neden olur. Burada dikkatten kaçan husus şuydu. Rusya açısından güvenlik boğazlardan başlar. Rusya güçsüz olduğu zamanlarda boğazların ve Karadeniz’in Türkiye kontrolünde olmasını savunurken, deniz gücü olarak güçlenmeye başladığında statükonun kendi lehine değişmesini talep eder. İkinci Dünya savaşı öncesinde Alman ve İtalyan tehdidi kendisini hissettirmeye başlayınca Türkiye, Lozan Anlaşması ile teşkil edilen Boğazlara ilişkin statünün değişmesini talep etti. Montrö Boğazlar Sözleşmesi bu talep sonucunda imzalandı. Rusya konferans görüşmelerinde Türkiye’ye en fazla destek veren ülkeydi. Zira, o dönem için Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türkiye’nin olduğu kadar Rusya’nın da güvenliğine hizmet ediyordu.

ORDU VE DONANMA MODERNİZE EDİLDİ

Türkiye, NATO ve ABD’nin Karadeniz’e girme çabalarına bugüne kadar karşı çıktı. 11 Eylül saldırıları sonrasında başlatılan Etkin Çaba Harekâtı Türkiye’nin çabaları doğrultusunda Karadeniz’de icra edilemedi. Rusya zaman içerisinde petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan artış sebebiyle elde edilen gelirin bir kısmı ile ordu ve donamasını modernize etti. Gürcistan krizinden sonra generallerin yarısını emekli eden Putin, çok kısa sürede başarılı bir yenilenme programı ile askeri gücünü etkin hale getirdi. 2014 yılında Kırım’ın ilhak edilmesiyle Karadeniz’de statüko bozuldu.

Rusya Genelkurmay Başkanı Ger Asimov’un; “Bundan birkaç yıl önce Rus (Karadeniz) Filosunun askeri kapasitesi Türk Deniz Kuvvetlerine göre düşük seviyedeydi. O zamanlar Türkiye’nin neredeyse Karadeniz’in efendisi olduğu söyleniyordu. Artık her şey değişti ” açıklamasından da anlaşılacağı üzere tarihi gerçek bir kere daha tekerrür etti: Rusya güçlendiğinde Karadeniz’de ve Boğazlarda statükonun kendi lehine değişmesini talep eder.

Romanya ve Ukrayna, Rusya’nın güçlenmesinden duydukları endişe sonucunda kendi güvenliklerini sağlama adına ABD ile daha yakın askeri iş birliğine gidiyorlar. ABD özellikle Karadeniz, Doğu Avrupa ve Balkanların kontrolü için Romanya, Polonya ve Yunanistan’ı kendisine ortak olarak belirlemiş durumda.

ORTAK TATBİKAT

Erdoğan rejiminin kişisel beka temelli dış politikası sonucunda Türkiye giderek yalnızlaşıyor. Rusya tarihinde ilk defa 2020 yılının sonunda Karadeniz’de, Mısır ile “Bridge of Friendship” adlı bir tatbikat yapacak. Şimdiye kadar Karadeniz’de Romanya, Ukrayna ve Bulgaristan’ın ev sahipliğinde NATO ülkelerinin katılımı ile çok uluslu tatbikatlar icra edilirken, Rusya herhangi bir ülke ile Karadeniz’de bir tatbikat yapmamıştı. Türkiye-Mısır ilişkilerinin aksine son yıllarda Mısır ve Rusya arasında enerji ve silah ticareti konusunda yakın ilişkiler geliştirildi. Türkiye’nin sayesinde Doğu Akdeniz’e inen, Montrö Boğazlar Sözleşmesine rağmen denizaltılarını boğazlardan geçiren Rusya’nın Mısır ile böyle bir tatbikat gerçekleştirmesinin mesajı gayet açık ve nettir.

Karadeniz’in yeni hâkimi Rus Donanmasıdır. Bundan sonra Rusya Karadeniz’de daha cüretkar bir politika izleyecektir. Rusya’nın takınacağı agresif tutum Romanya ve Ukrayna’yı ABD’ye daha fazla yaklaştıracaktır. Karadeniz yeni bir güç mücadelesine sahne olacaktır. Türkiye’nin bu noktada tarafı bellidir, ancak devleti ele geçiren Erdoğan rejiminin ne tür bir tercihte bulunacağını ise şimdiden kestirmek oldukça güç. Zira, Suriye’de Rusya tarafından bir tabur askeri öldürülen ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan’ın Putin karşısında sergilediği tavır, dış politikada öngörüde bulunmayı zorlaştırıyor.

Analiz

Erdoğan’ın Selatin dediği Çamlıca Camisi’nde yolsuzluk iddiası: 3 katı fiyata yapıldı

Tayyip Erdoğan’ın ‘Selatin Cami’ olarak nitelendirdiği Çamlıca Camisi’yle ilgili önemli bir yolsuzluk iddiası gündeme geldi. Resmi kayıtlara göre 66,5 milyon dolara mal olan Çamlıca Camii için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kasasından 290 milyon dolar çıktı. İddiayı dillendiren Abdullah Güzeldülger, sözkonusu rakama 3 camii daha  yapılabileceğini söyledi. AKP’nin müteahhitleri Cengiz-Limak-Kolin-Makyol ve Kalyon’un cami için yaptığı bağışların miktarı ise bilinmiyor.

BOLD ANALİZ – Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun bir basın toplantısı sırasında “Hangi akıllının aklına Çamlıca Tepesi’ne 60 bin kişilik cami yapmak gelir ya? Bir kere doldursunlar ellerini öperim” dediği cami yine gündeme oturdu. AKP Hükumeti Çamlıca Camii için bağışlanan paraların nereye harcandığını açıklamıyor.

TOPLANAN PARAYLA 3 TANE ÇAMLICA CAMİİ YAPILIR

Eski Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Finansman ve Tahsilat Daire Başkanı Abdullah Güzeldülger, TV5’te katıldığı bir programda, “Benim bildiğim kulaklarımla işadamlarının ağızlarından duyduğum Çamlıca Camii için toplanan paraları üst üste koyunca herhalde 3 tane Çamlıca Camii yapılır.” dedi. Gelecek Partili Güzeldülger, kayyım atanan Boydak Holding’te yapılan yolsuzlukları da açıklamıştı.

Çamlıca Camii 2019’da ibadete açıldı.

MÜFETTİŞ RAPORU CAMİDEKİ YOLSUZLUĞU BELGELEDİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu müfettişleri Çamlıca Camisi için İBB’nin bugüne kadar harcadığı tutarı inceledi. Caminin inşaat maliyeti ise 66.5 milyon dolar olarak hesaplandı. Müfettiş raporuna göre İBB cami için aydınlatmadan temizliğe, güvenlikten bakım ve onarıma kadar ise toplam 290 milyon 601 bin 510 dolar harcadı. Bugünkü kurla hesaplandığında 2,7 milyar lirayı aşan harcama yapıldı.

CAMİİ DERNEĞİ BAŞKANI ERGİN KÜLÜNK AKP MKYK ÜYESİNİN ABİSİ

AKP MKYK üyesi Metin Külünk’ün abisi Ergin Külünk, Çamlıca Cami ve Eğitim-Kültür Hizmetleri Yaptırma ve Yaşama Derneği Başkanlığını yürütüyor. Külünk, o dönem Hürriyet gazetesinde köşe yazarı Vahap Munyar’a caminin maliyetiyle ilgili şu itirafta bulunmuştu: “100 milyon doları buluyor. Normalin 3’te biri maliyetle tamamlanmış olacak.”

Nejdet Külünk, Tayyip Erdoğan, Ergin Külünk ve Metin Külünk.

“MİLYON LİRALIK BAĞIŞTA BULANANLAR VAR”

Camiye harcanan paranın kaynağını hayırseverlerin bağışları olarak açıklayan Külünk, “En büyük bağış dilimi ne kadardı?” “Harçlığından ayırdığı 10 lirayı veren çocuklarımız da var, milyon liralık bağışta bulunanlar da.” bilgisi vermişti.

İŞADAMLARI DA BAĞIŞ YAPMIŞTI

İşadamlarından bağış toplandı. Sadece Ali Ağaoğlu’nun 10 milyon dolar bağışladığı belirtildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Beşli Çete olarak tanımladığı Cengiz-Limak-Kolin-Makyol ve Kalyon inşaatın sahiplerinin Çamlıca Camii’ne yaptıkları bağışlar da gizleniyor. Devletten 204 milyar dolarlık otoyol, köprü, şehir hastanesi gibi ihaleleri alan beş müteahhidin Çamlıca Camii için verdiği paraların kaydı bulunmuyor.

ERDOĞAN SELATİN CAMİSİ SINIFINA SOKTU

Üsküdar’da 29 Mart 2013 tarihinde yapımına başlanan Çamlıca Camii Mart 2019’da hizmete açıldı. 63 bin kişi kapasiteli caminin 6 minaresi bulunuyor. 57 bin 500 metrekarelik alana sahip olan cami külliyesinde müze, sanat galerisi, kütüphane, bin kişilik konferans salonu, 8 sanat atölyesi ve 3 bin 500 araçlık otoparkı bulunuyor. Erdoğan, Çamlıca Camiini Osmanlı padişahlarının yaptırdığı camilere verilen ve fetih camisi olarak bilinen Selatin Cami sınıfına koydu.

Beklenen oldu Türkiye resmen gri listede: AKP 80 yıllık itibar ve güvenilirliği tüketti

Okumaya devam et

Analiz

Yoksulluk zirvede Erdoğan hâlâ büyüme ile övünüyor

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye ekonomisi dünyada 17’nci sırada yer aldığı G-20 ülkeleri sıralamasında 21’nci sıraya geriledi. Halkın alım gücünün düştüğü, yoksullaşmanın arttığı bir dönemde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, Türkiye’nin yüzde 9 büyümesi ve ihracat rakamının artmasıyla övündü.

BOLD ANALİZ- AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Bölgesel Finans Konferansı’na video mesaj gönderdi. Koronavirüs sonrası küresel ölçekte bazı ekonomik sıkıntılar olduğunu vurgulayan  Erdoğan, yıl sonunda yüzde 9’luk büyüme öngördüklerini söyledi. Erdoğan, ihracatta da bir rekora imza atarak yıllık bazda 212 milyar doları geride bıraktıklarını kaydetti.

HEDEF İLK 10’DU ANCAK İLK 20’DEN DE ÇIKILDI

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pembe tablolar çizdiği ekonomide gerçekler ise çok farklı. 1990 yılında dünyanın en büyük 20 ekonomisini temsil eden G20 Ligi’ne giren Türkiye, 17. sıraya kadar çıktığı bu ligden bu yıl itibariyle düştü. AKP’nin 2011 yılında açıkladığı ive 2023 yılında Türkiye’nin dünyanın ilk 10 büyük ekonomisinden birisi olacağını öne sürdüğü 2023 hedefleri de aksi yönde gerçekleşmiş oldu.

DOLAR YÜKSELİYOR, MAAŞLAR ERİYOR

TL’deki değer kaybı ve yüksek enflasyon halkın alım gücünü düşürüyor. Bu durum Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine de yansıdı. Asgari ücrette Türkiye Avrupa Birliği ülkeleri arasında son sıradaki Bulgaristan’ın da gerisine düştü. 1 Ocak itibariyle en yüksek brüt asgari ücret 2202 euro ile Lüksemburg’da olurken son sırayı 332 euroyla Bulgaristan aldı. Sene başında Türkiye’de 392 Euro olan brüt asgari ücret, kur artışlarıyla 329 Euro’ya kadar geriledi. Böylece Türkiye asgari ücrette AB’de son sıradaki Bulgaristan’ı da geride bıraktı.

11 YILDA HALKIN 100 LİRASININ 73 TL’Sİ GİTTİ

Artan kur ve enflasyon nedeniyle TL’nin alım gücü her geçen gün düşüyor. 2009 yılında dolaşıma sokulan 100 liranın alım gücü günümüzde 27 liraya kadar geriledi. 2009’da 100 lira ile 65 dolar, 2.5 gram altın alınırken bugün sadece 12 dolar alınabiliyor. 2009’da 100 lira ile 53 kg süt alınabilirken bu rakam şimdi 15 litrenin altına geriledi. 100 TL tedavüle sürüldüğünde 20 litre ayçiçek yağı alınabilirken bu rakam şimdi 7 litreye indi. O tarihte 8 kg beyaz peynirin alındığı 100 lira ile şimdi 3 kilo beyaz peynir alınabiliyor.

AKP DÖNEMİNDE YOKSULLUK ZİRVE YAPTI

AKP döneminde yoksullaşma da zirve yaptı. Açlık sınırının 3 bin lira, yoksulluk sınırının ise 10 bin lira olduğu günümüzde aylık geliri 10 bin liranın üzerinde olmayan 66 milyon kişi bulunuyor. Türkiye’deki artan yoksullaşmayı sosyal yardımlar da ortaya koyuyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de 1,3 milyar lira olan devletin yaptığı sosyal yardım miktarı 104 milyar liraya kadar çıktı. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2020 Faaliyet Raporu’na göre sosyal yardıma muhtaç hane sayısı bir yılda yüzde 102 artışla 6 milyon 630’a çıktı.

 

Erdoğan, Angola devlet başkanının olduğu toplantıda uyukladı

Okumaya devam et

Analiz

Bülent Arınç’ın ‘kodes’ fıkrası ve Erdoğan Rejimi’nin korku iklimi

Erdoğan rejiminin oluşturduğu korku iklimi AKP’nin kurucularından eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ı da etkiledi. Bir dönem Erdoğan’ın en yakınındaki isim olan Arınç, canlı yayındaki soruyu fıkra anlatıp “Beni kodese mi tıkacak mısınız?” diye yanıtladı. Arınç’a AKP trenine sonradan binen MKYK üyesi Şamil Tayyar, “Liderine güvenmiyorsan, konuşunca kodese tıkacağını düşünüyorsan AK Parti’de niye duruyorsun?” tepkisi verdi.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de 15 Temmuz sonrası yaşanan hukuksuz tutuklamalar, 1 milyon 500 bine yakın hukuksuz soruşturmalara AKP’nin kurucusu Bülent Arınç, ilginç bir dille tepki gösterdi. Türkiye’deki hukuksuzlukları ve insan hakları ihlallerine dair açıklamaları sebebiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tepkisini çeken ve AKP’lilerin hedef tahtası haline gelen Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa etmişti. Arınç, son açıklamasıyla yine gündem oldu.

SON AÇIKLAMALARI DA KAVGA ÇIKARDI

Konya’nın yerel televizyonu Kanal 42’deki “Yaşayan Hafıza” programına konuk olan Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la olan çalışmalarını konuşmak istemediğine dair esprili bir açıklama yapmıştı. “Yav sadede gel… Geleyim de beni kodese mi tıkacaksınız demiş adam…” diye biten bir fıkra anlatan Arınç AKP’yi karıştırdı.

BİR KISIM ÖRNEKLER İNSANLARI DİNDEN SOĞUTUYOR

AKP’ye eleştiriler yönelten Arınç, “Bir kısım örnekler insanları dinden soğutuyor, milliyetçilikten soğutuyor.” demişti. AKP’nin vicdanı olarak tanımlanan Arınç’ın bu sözleri Cumhur İttifakı’ndan rahatsızlığa neden oldu. AKP ve MHP’li vekiller Arınç’ın açıklamalarının iktidarı zor durumda bıraktığı endişesini dile getirdi.

CHP’NİN OYLARI ARTIYOR AÇIKLAMASI

Son seçim anketlerinde AKP’nin oyunun ciddi derecede düştüğüne dair tartışmalara, Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘anketlerle psikolojik operasyon yapılıyor’ sözleriyle katılmıştı. Erdoğan’ın açıklamalarından sonra konuşan Bülent Arınç “CHP’nin oyları artıyor” diyerek Erdoğan’ı üstü kapalı yalanladı. Bu sözlerin Afrika gezisinde bulunan Erdoğan’ı kızdırdığı belirtildi.

İLK UYARI TAYYAR ÜZERİNDEN VERİLDİ

Arınç’a ilk uyarı AKP MKYK üyesi Şamil Tayyar üzerinden verildi. Tayyar, “Liderine güvenmiyorsan, konuşunca kodese tıkacağını düşünüyorsan AK Parti’de niye duruyorsun?” diye sordu. Tayyar’ın açıklamalarıyla Arınç’a gözdağı verildi. Konuşmaya devam ederse tutuklanacağı mesajı iletildi. Mesajı alan Arınç, daha önce olduğu gibi sosyal medya üzerinden açıklama yaptı.

KALEMİNİ PARA İÇİN SATAN BUKELEMUN

Tayyar’a tepki veren Arınç, “Bir kısım siyasetçiler de şerrinden çekindikleri isimleri başını ağrıtacak endişesiyle kendi çevrelerinde tutuyorlar. Bunun örneklerini her zaman örmek mümkün. Her devrin adamı ve her devrin kalıbına girme becerisini gösteren omurgasızlardan korkmam. Yetersiz nitelikleri sebebiyle siyasette ve toplumun gönlünde yer edemeyen bazılarının ismim üzerinden polemik yaratarak birilerine veya bazı makamlara yaranma çabası, beni doğru bildiklerimi ifade etmekten alıkoymaz. Birileri tarafından maaşa bağlanan siyasetçi tiplerden olmadığım gibi kalemini ve kelamını para için satan bukalemun tiplerden de olmadım.” diye belirtti.

Bülent Arınç’ın gözünü korkuttular: Beni kodese mi tıkacaksınız?

Okumaya devam et

Popular

Shares