Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Journalist Post yayında

Basın ve ifade hürriyetinin hiçe sayıldığı Türkiye’den ayrılarak dünyanın dört bir tarafından siyasi iktidara karşı verilen özgürlük mücadelesine katılan gazeteciler, Journalist Post dergisini çıkardı.

BOLD – Türkiye dışındaki gazetecilerin kurduğu International Journalists Association tarafından yayına hazırlanan Journalist Post dergisi ilk sayısıyla okurlarıyla buluşuyor. 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarla Mücadele Günü temasıyla içerikleri oluşturulan ilk sayı, Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak basıldı. Medya özgürlüğünü her yerde ve herkes için savunan derneğin çıkardığı derginin kapağında, cezaevinde yakalandığı hastalık ve zamanında tedavi imkanı verilmemesi sebebi ile gün gün ölüme giderken bile tuttuğu günlüklerle kendisine karşı işlenen suçları belgeleyerek gazetecilik faaliyetine devam eden Mevlüt Öztaş var. İşte derginin ilk sayısında yer alan diğer konular:

  • Wahrheitskämpfer (Özgürlük Savaşçıları) Başkanı Susanne Köhler, Silivri’de tutuklu bulunan gazetecilerin portrelerini nasıl hazırladıklarını yazdı.
  • Alman Gazeteciler Birliği (DJU) Başkan Yardımcısı Peter Freitag, ülkedeki meslektaşlarına “Medya özgürlüğü için uyanık olmalıyız” mesajı veriyor.
  • Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, gazeteci tutuklamalarındaki keyfiliği ve medya üzerinde oluşan baskıları yazdı.
  • Röportaj dosyası Şemsi Açıkgöz’den… Gazeteci Ahmet Nesin, özel röportajda antidemokratik uygulamaların yapıldığını kendine has üslubu ile anlattı.
  • ‘Black Sites Turkey’ haberi ile ses getiren gazeteci Erkan Pehlivan, tutuklu gazetecilerin yaşadıklarının uluslararası alanda anlatılmasının önemine dikkat çekiyor.
  • Tutuklu gazeteci Emre Soncan, Journalist Post için Silivri’de hapishane hücresinden bir makale yazdı.
  • Belarus Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Boris Goretskiy, ülkesinde yaşanan demokrasi mücadelesini sizler için özetliyor.
  • İtalya’dan gazeteci İsmail Sağıroğlu, İktidardan yana değilsen Türkiye’de gazeteci olmanın ne denli tehlikeli olduğunu örnekleri ile açıklıyor.
  • Gazeteci İdris Yılmaz, meslektaşı Ziya Ataman ile cezaevinde yaşadıklarını anlatıyor. Gazeteciliğin yanında Kürt kimliğinin de getirdiği ilave zorluklara ışık tutuyor.
  • Kanada’da yaşayan sürgün gazeteci Arzu Yıldız, ülke insanı için verdiği demokrasi mücadelesine rağmen aynı insanlar tarafından bir ‘sosyal ölüye’ nasıl dönüştürüldüğünü izah ediyor.
  • Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönen Türkiye’ye ait verileri sizler için derleyen Kamil Arlı, ilgilisi için özet bir durum tespit raporu hazırladı.
  • Alman Kitap Yayıncıları Birliği (Börsenverein des Deutschen Buchhandels) Başkanı Alexander Skipis, otoriterliğe kaymaya meyilli ülkelerin öncelikle fikir hürriyetine kısıtlamalar getirdiğine dikkat çekiyor.
  • Tehdit Altındaki Halklar Derneği (Gesellschaft für bedrohte Völker – GfbV) Ortadoğu Uzmanı Dr. Kamal Sido, medya çalışanlarının korunmasının önemine vurgu yaptı.
  • Tutuklu gazetecilerin sesi Jailed Journos, adi suçlular korona sebebi ile cezaevlerinden çıkarılırken geride kalan tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı şartları gözler önüne seriyor.
  • Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayip, farklılıkları bir kenara koyarak birlikte verilecek mücadelenin önemine dikkat çekiyor.
  • Hollanda’da yayınlanan De Kanttekening Dergisi Editörü Ewout Klei, otoriter liderlerin iktidarlarına karşı tüm muhalefeti susturmak, yargıyı, basını ve algıyı kontrol altına almak hedefinde olduklarını belirtiyor.

Dergiyle ilgili IJA’dan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

2 Kasım, “Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Uluslararası Günü” olarak kutlanıyor.

21’nci yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken ne yazık ki dünyanın dört bir yanında gazeteciler halkı bilgilendirme görevini yerine getirirken baskı, tehdit, şantaj ve suikastlere maruz bırakılıyor.

Oysa ifade hürriyetinin olmazsa olmazı gazetelerin ve gazetecilerin tam bağımsızlığıdır. Gazetecileri korumakta yetersiz kalınması, hükûmetlerin gazetecilere yönelik saldırıların fâillerini kovuşturmakta mütereddit davranması ifade hürriyetini hedef alan kesimlere cesaret veriyor.

Gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalması sebebiyle artan korku, güvensizlik ve endişe ikliminde ise demokrasi temellerinden sarsılıyor.

Uluslararası Gazeteciler Derneği (International Journalists Association/IJA) başta Türkiye olmak üzere farklı coğrafyalarda gazetecilere karşı işlenen suçlara dikkati çekmek maksadıyla “Journalist Post” isimli dergiyle ilk adımı attı.

İlk sayısı 2 Kasım 2020’de yayımlanacak olan Journalist Post için gazetecilerin kurduğu dernek, vakıf ve sendikaların yanı sıra, insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları da destek verdi.

Bu önemli projede şu kuruluşlar destekleri ile yanımızda oldu: Tehdit Altındaki Halklar Derneği (Gesellschaft für bedrohte Völker/ GbVF) Jailed Journos Wahrheitskampfer Derneği Alman Yayımcılar Birliği (Börsenverein des Deutschen Buchhandels) Türkiye Gazeteciler Sendikası Alman Gazeteciler Birliği (Deutsche Journalistinnen- und Journalisten-Union) Körber Vakfı (Körber-Stiftung)

Dergimizin ilk sayısı dopdolu…

Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönen Türkiye’de mahpus gazetecilerin makaleleri hukuk ihlallerine karşı adeta meydan okuyor. Her bir makale cehaleti seven otoriter rejimlerin karanlığına karşı yakılan meşaleler gibi önümüzü aydınlatacak.

Sağlıklı girdiği cezaevinde kansere yakalanan gazeteci Mevlut Öztaş’ın adım adım ölüme nasıl sürüklendiğini, hayatta iken kendisinin kaleme aldığı günlüğünden okurken yüreğiniz burkulacak.

Her kurum ya da yazarın kendi düşüncelerini yansıtan makalelere herhangi bir editoryal müdahalede bulunulmamıştır.

Hâlihazırda demir parmaklıkların ardında rehin tutulan meslektaşlarımızla omuz omuza verdiğimizi göstermek için ilk sayısını 2 Kasım’da yayımladığımız Journalist Post’u imkânlar ölçüsünde belli periyotlarla yayımlama en büyük hayalimiz.

Başta Türkiye’de olmak üzere dünyanın dört bir yanında mesleklerini ifa ederken bedel ödeyen gazetecilerin yanında olduğumuzu ve onlarla omuz omuza verdiğimizi ilan etmek maksadıyla yola çıktık.

Journalist Post’un otoriterlik hülyası kuran hükûmetlere karşı mesleki bir direniş platformuna dönüşmesi siz aziz okurlarımızın desteklerine bağlı.

Sizler IJA’ya ve Journalist Post’a vereceğiniz destekle, aynı zamanda demokrasi kalesinin duvarına bir tuğla daha koymuş olacaksınız.

Daha özgür, daha sağlıklı ve daha mutlu günlerde buluşmak ümidi ile…

Dünya

AB Türkiye’yi ‘güvenli seyahat listesine’ almadı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türkiye’yi “güvenli seyahat edilen ülkeler listesine” yine almadı. Belçikalı tur operatörü TUI ise seyahat kısıtlamaları sebebiyle yaz tatilinde Türkiye’ye yönelik tüm tatil paketlerini iptal etti.

BOLD – Çin aşısı Sinovac ile Kovid-19 aşılamalarına başlayan Türkiye, son bir aydır Alman Pfizer Biontech aşısı uyguluyor. Birinci ve ikinci doz toplamda 40 milyon 563 bin aşılama yapan Türkiye, hala güvenli seyahat listesine giremedi.

AB Komisyonu, yüksek vaka sayıları nedeniyle Türkiye’yi, “zorunlu haller dışında gidilmemesi gereken ülkeler” listesinden henüz çıkarmadı.

DOMİNİK İLE AYNI SINIFTA

Tur operatörü TUI, turizm haraketliliğinin en yoğun olduğu Temmuz ve Ağustos döneminde Türkiye, Tunus ve Dominik Cumhuriyeti gibi popüler tatil ülkelerine turist göndermeyecek. Hollanda’da yayımlanan De Telegraaf gazetesine göre bu karar, AB seyahat kısıtlamaları nedeniyle alındı. AB tarafından 1 Temmuz’da güncellenecek listede, Türkiye’ye yönelik kısıtlamaların yumuşatılıp yumuşatılmayacağı da belli değil.

ABD DIŞINDA SEYAHAT ÖNERMİYOR

TUI Belçika sözcüsü Sarah Saucin, AB dışın zorunlu olmayan seyahatlerin hala önerilmediğine işaret ederek, bu konuda yakın gelecekte bir değişiklik olasılığı görünmediğini de vurguladı. TUI’nin iptal ettiği tatil ülkeleri arasında Türkiye’nin yanı sıra Tunus, Meksika, Jamaika, Maldivler, Dominik Cumhuriyeti ve Miami de bulunuyor.

AB SEYAHAT KISITLAMASI OLMAYAN ÜLKELER

Birliğin 2 haftada bir yaptığı güncellemeler kapsamında, kısıtlama uygulanmayacak ülkeler listesine Lübnan, Sırbistan, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk dahil edildi. AB’nin seyahat kısıtlaması uygulamayacağı ülkeler şunlar: ABD, Arnavutluk Avustralya, Çin ( sadece Hong Kong. Karşılıklılık olursa ülkenin tamamı), Güney Kore, İsrail, Japonya, Lübnan, Kuzey Makedonya, Ruanda, Sırbistan, Singapur, Tayland, Yayvan ve Yeni Zelanda.

Sezgin Baran Korkmaz açıkladı: Veyis Ateş 10 milyon euro istedi

Okumaya devam et

Dünya

Alman hükümetinin Orhan İnandı’nın akıbetini sorduğu ortaya çıktı

Alman hükumeti, Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT tarafından Kırgızistan vatandaşı Orhan İnandı’nın kaçırılmasıyla ilgili harekete geçtiği ortaya çıktı. Alman hükumeti, İnandı’nın akıbetini Bişkek hükümetine sordu ve yaşanan belirsizlikten duyduğu endişeyi dile getirdi.

BOLD – 1 Haziran 2021’den beri kendisinden haber alınamayan Türkiye kökenli Kırgızistan vatandaşı Orhan İnandı’nın akıbeti konusunda Alman hükümeti Bişkek hükümetiyle bağlantıya geçti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Devlet Müsteşarı Miguel Berger’in, yöneltilen bir önergeye verdiği cevapta, “Federal Hükümet Kırgızistan’da kaybolan Orhan İnandı’nın olayını Kırgız hükümeti ile 3 Haziran’da konuşmuştur. Görüşmede belirsizliği süren vaka hakkında endişesini dile getirmiştir” denildi.

Önergeyi sunan Yeşiller partili Federal Meclis Milletvekili Cem Özdemir hükümete soru önergesi vermişti. Özdemir,  şu soruyu yöneltmişti: “Federal Hükümet, Türk hükümeti tarafından kaçırıldığı ve Bişkek’teki Türkiye Büyükelçiliği’nde tutulduğu tahmin edilen Türk-Kırgız Sapat Okulları’nın Başkanı Orhan İnandı’nın olayını Kırgız hükümeti ile görüştü mü, (görüştüyse tarih, içerik ve görüşülen kişileri listeleyiniz) ve Federal Hükümet benzer bir olayın Almanya’da olmayacağını garantileyebilir mi?”

Federal Hükümet, ellerinde Almanya’da söz konusu vakaya benzer bir tehlikeye işaret eden somut ipuçları olmadığını, olması halinde yasal sorumlulukları çerçevesinde bunların üzerine gideceği cevabını verdi.

DW Türkçe’ye önergeyle ilgili konuşan Cem Özdemir, Orhan İnandı’nın iki haftadan fazla süredir kayıp olduğunu belirterek, Alman hükümetinin bunu Bişkek hükümeti ile görüşmesinin doğru ve gerekli olduğunu belirtti. Özdemir, “Dünya çapında sürgünde yaşayan Türkiye kökenliler için tehlike sürüyor. Belarus’ta veya Türkiye’de, nerede olursa olsun, insanların kaçırılması devlet terörüdür ve böylesi olayların bir sonucu da olmalıdır” ifadesini kullandı.

Federal Alman Hükumetine Orhan İnandı’yla ilgili verilen soru önergesi.

19 GÜN OLDU ÇOK ENDİŞELİYİZ

DW’nin haberinde Orhan İnandı’nın eşi, dört çocuk annesi Reyhan İnandı’nın sözlerine de yer verildi. Reyhan İnandı, “Bugün 19 gün oldu, eşimin nerede olduğuna dair hâlâ hiçbir bilgi yok. Çok endişeliyiz” diye konuştu.

Haberde, Reyhan İnandı’nın eşiyle en son 31 Mayıs akşamı haberleştiği, daha sonra defalarca denemesine rağmen ona ulaşamadığı, bunun üzerine endişelenerek aramaya başladıkları ve boş aracı buldukları kaydedildi. Sorumlu emniyet birimlerine eşinin kayıp olduğunu bildirerek bulunması için başvuru yaptığını anlatan İnandı, o süre zarfında kendisine hem Kırgızistan’dan hem de yurt dışından çok sayıda telefon geldiğini ve bunlarda eşinin kaçırıldığı ve Bişkek’teki Türk Büyükelçiliği’nde tutulduğuna dair bilgilerin yer aldığını söyledi.

TÜRK BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN CEVAP ALAMADI

“Bundan şüphelenmek ve endişelenmek için önümüzde yeterince başka örnekler vardı zaten” diyen Reyhan İnandı, iddialar üzerine Türk Büyükelçiliği’ne de başvurduğunu, eşinin akıbetini sorduğunu ancak cevap alamadığını kaydetti.

İnandı, şunları söyledi: “Bence eşimi kaçıracaklardı ancak beklemedikleri kadar güçlü bir dayanışma ve kamuoyu desteği, tahminlerinin üzerinde bir siyasi baskı ve uluslararası dayanışmayı görünce başaramadılar. Bize burada halk, yüzlerce mezunumuz ve aileleri destek veriyor”

Orhan İnandı’nın kaybolmasından sonra başta Türkiye Büyükelçiliği önü olmak üzere Kırgızistan’da farklı yerlerde gösteriler düzenlenmişti.

Reyhan ve Orhan İnandı, 1995’te gittikleri Kırgızistan’da “Sebat Okulları” adıyla okullar zinciri kurmaya başladı. Gülen Hareketi’ne yakınlığıyla bilinen okullar, Reyhan İnandı’nın verdiği bilgiye göre 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Kırgızistan Eğitim Bakanlığı’na devredildi ve müfredatını da bakanlığın belirlediği bu okullar Sapat Okulları adını aldı. Halen kendi verilerine göre dört ilkokul, 16 lise, bir uluslararası okul ile bir de üniversitesi bulunan okullarda eğitim ağırlıklı olarak İngilizce yapılıyor. İlaveten Kırgızca, Rusça ve Türkçe dersler de veriliyor.

DW Türkçe’ye konuşan Reyhan İnandı, eşinin kaybolmasından sonra, Türkiye’nin Gülen yapılanması bağlantısı gerekçe gösterilerek 2019’da iadesinin talep edildiğini ancak Kırgız vatandaşı olması sebebiyle Ankara’nın iade talebinin reddedildiğini öğrendiklerini belirtiyor.

KORKUNÇ OLAYA RAĞMEN KIRGIZİSTAN’DAN GİTMEK İSTEMİYORUZ

Reyhan İnandı, şöyle konuştu: “Biz Kırgızistan’a 1995’te geldik, yedi aylık evliydik ve daha 20’li yaşlardaydık. Bizim bütün çocuklarımız burada doğdu, kendilerini buralı görüyorlar, şu yaşadığımız korkunç olaya rağmen buradan gitmek istemiyorlar. Biz Kırgızistan’ı ve halkını çok sevdik, onlar da bize çok hürmet gösterdi. Halkı eğitime çok önem veriyor, hem kız çocukları hem de erkek çocukları için eğitimi önemli görüyor. Burada kabul gördük, okullarımız 15 bin mezun verdi.”

Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Gülen yapılanmasına karşı farklı ülkelerde operasyonlar düzenliyor. Son olarak geçen ayın sonunda Fethullah Gülen’in yeğeni Selahaddin Gülen Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmişti. Önceki yıllarda da Kosova, Moldova, Azerbaycan ve Ukrayna gibi ülkelerden Gülen Hareketi üyesi olduğu belirtilen kişilerin MİT operasyonu ile kaçırılarak getirildiği açıklanmıştı.

En son 31 Mayıs’ta kendisinden haber alınan Orhan İnandı’nın aracı, kaybolmasından saatler sonra, lastikleri patlamış, kapıları açık, İnandı’nın telefonları da içinde boş şekilde bulundu. Hükumete yakın Sabah gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, İnandı’ya yönelik operasyonun arkasında Kırgızistan gizli servisinin olduğunu iddia etmişti.

Erdoğan rejimi, Gülen Hareketi’ne yönelik cadı avını Kırgızistan’a taşımak istiyor

Okumaya devam et

Dünya

Rusya’dan Türkiye’ye: Azerbaycan’a üs kurarsanız…

Rusya’dan Türkiye’yle ilgili kritik açıklamalar geldi. Kremlin Sözcüsü Peskov, Türkiye’nin Azerbaycan’da üs kurması halinde Rusya’nın adımlar atabileceğini söyledi.

BOLD – Rusya, Türkiye’nin Azerbaycan’da kurmayı planladığı askeri üssüyle ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğini açıkladı. Kremlin yönetimi, Türkiye’nin bu hamlesi nedeniyle Rusya’nın kendi güvenliğini ve çıkarlarını teminat altına almak için adımlar atmasının gerekebileceğini savundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Türkiye’nin Azerbaycan’da üs kurması ihtimaline ilişkin Peskov “Sınırlarımız yakınlarında (NATO) ittifak ülkelerinin askeri yapı konuşlandırmasına dikkatle yaklaştığımız bir husus olduğu gibi güvenliğimizi ve çıkarlarımızı korumak için adım atmamızı gerektirebilir” dedi.

Azerbaycan’a üs kurma konusu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu hafta içinde yaptığı Azerbaycan ziyaretinde gündeme geldi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0