Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan Rejimi’nin zayıflığından Çin nasıl istifade ediyor?

Makron dahil birçok Batılı lidere kafa tutan Tayyip Erdoğan, İzmir Depremi’nin ardından yardım talebinde bulunan Tayvan’a önce teşekkür etti, Çin’in tepkisinin ardından ise teşekkürünü geri çekti. Çin, Erdoğan’a nasıl geri adım attırdı?

FATİH YURTSEVER – BOLD ANALİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan İzmir’de meydana gelen deprem sonrasında yardım talebinde bulunan ülkelere teşekkür etmek için sosyal medya hesabından ilgili ülkelerin bayraklarının olduğu bir tweet paylaştı. Bayrağı paylaşılan ülkeler arasında Tayvan da bulunuyordu. Çin Halk Cumhuriyeti’nden gelen tepkiler üzerine Cumhurbaşkanlığı Tayvan Bayrağı’nın da olduğu tweeti silmek zorunda kaldı. Çin, Tayvan’ı toprağı olarak görüyor ve bağımsız bir devlet olarak tanımıyor. Tanıyan ülkeler ile de diplomatik ilişkilerini askıya alıyor.

Tayvan’ı resmi olarak tanıyan 15 ülke bulunuyor. Tayvan, ABD, Kanada ve çoğu Avrupa Birliği üyesinde olduğu gibi Türkiye’de de “Yarı Resmi” olarak kültür büroları vasıtasıyla temsil ediliyor. Hal böyle iken Çin’i Erdoğan Rejimi üzerinde, tweet silmeye zorlayacak kadar güçlü kılan etmenler neler? Makron dahil birçok Batılı lidere kafa tutan Erdoğan, neden Çin’e karşı geri adım attı?

Çin son yıllarda elde ettiği ekonomik gücünü siyasi ve askeri güce tahvil ederek ABD’nin yerine yeni hegemon güç olarak geçmek istiyor. Bu amacına ulaşmak için üç esasa dayalı bir strateji izliyor. Bunlar, güçlü-disiplinli merkezi devlet, çevre ülkeler ile entegrasyon, dünya ile iktisadi iş birliği olarak özetlenebilir. Özellikle kadim İpek Yolu projesinin yeniden hayata geçirilmesini amaçlayan Kuşak Yol ve Deniz İpek Yolu projeleri Çin’in dünya ile iktisadi olarak entegrasyonu sağlayacak en önemli projeler.

Ancak Çin çevresine güven telkin eden bir ülke değil. Kendi vatandaşlarına uyguladığı dijital gözetim, Hong Kong için çıkarılan yeni güvenlik yasası, ülkeler ile geliştirdiği ekonomik ilişkilerin tek taraflı olarak kendi menfaatlerine hizmet etmesi, Çin üzerindeki şüpheleri kuvvetlendiriyor. Afrika ülkelerinin limanlarını önce borç vererek kendi kullanım amaçları doğrultusunda inşa etmesi ve daha sonra da ödenemeyen borçlar yüzünden bu limanlara devlet şirketleri üzerinden ortak olması, Çin ile iş yapan ülkelerin güvenlik kaygılarını artırıyor.

Son birkaç yılda ABD’nin de baskısı ve yönlendirmesiyle NATO, Çin’i tehdit olarak algılamaya başladı. İttifak üyesi ülkeler 5G teknolojik alt yapısının kurulumu başta olmak üzere Çin ile ekonomik ilişkilerini yeniden değerlendirmeye başladı. İki hafta önce Kuşak yol Mutabakat Muhtırasını imzalayan ilk G-7 ülkesi olan İtalya’nın Dışişleri Bakanı yapılan anlaşmanın hata olduğunu ve 5G anlaşmasını askıya aldıklarını açıkladı. AB içerisinde Çin’e bakış açısı değişmeye başladı. 2011-2016 yılları arasında Alman İstihbarat Teşkilatı BND’nin Başkanlığını yapan Gerhard Schindler, “Çin dünya liderliğine çok yakın. Avrupa tehlikenin farkına varmalı. Çin nüfuzunu Avrupa, Asya ve Afrika’ya çok akıllı ve sistematik bir şekilde yayıyor. Almanya Pekin’e stratejik bağımlığını azaltmalı ve Huawei’yi 5G ağından kesinlikle çıkarmalı. Şimdiye kadar Çin’in yaptıklarının farkına varamadık. Daha dikkatli olmayız” ifadelerini kullandı.

Türkiye Çin açısından hem Deniz İpek yolu hem de Kuşak Yol projeleri için çok önemli bir ülke. Çin-Türkiye ilişkileri Çin lehine bir seyir izliyor. 2019 rakamlarına göre Çin 23 milyar dolarlık ticaret hacmiyle Türkiye’nin en büyük ithalat partneri. Türkiye’nin ihracatı ise yaklaşık 2 milyar dolar. 15 Temmuz 2016 sonrasında yaşanan anti demokratik uygulamalar, Türkiye’nin Erdoğan elinde tek adam rejimine evrilmesi ve sonrasında yabancı yatırımcının Türkiye’yi terk etmesi nedeniyle meydana gelen döviz sıkıntısı, Çin açısından Türkiye’yi daha cazip hale getiriyor.

Türkiye’nin en büyük konteyner limanlarından biri olan ve Avrupa ile stratejik bağlantıyı sağlayan Kumpor Limanı’nın yüzde 48’i 940 milyon dolara Çinli bir firma tarafından satın alındı. Artan dış borç Çin tarafından finanse edilen projeleri de etkiledi. 2,7 milyar dolara finansa edilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü, borçlar ödenemeyince 688 milyon dolar karşılığında Çinli yatırımcılara satıldı. Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformu olan, 2 milyon aktif müşterisi ve 25 milyon üyesi bulunan Trendyol, 750 milyon dolara Çinli Alibaba firması tarafından satın alındı. Çin Merkez Bankası ile swap anlaşması imzalandı. 17,3 milyar TL’ye mal olacak Afşin Elbistan Termik Santrali ve Adana yapılması planlanan 10 milyar dolarlık petrokimya tesisi Çin tarafından finansa edilecek.

Turkcell ve Çin Kalkınma Bankası arasında 500 milyon avroluk kredi anlaşması imzalandı. Kredi ile yeni nesil teknolojiler, yani 5G teknolojisi transfer edilecek. Bu yıl içerisinde Türkiye Varlık Fonu ile Çin İhracat ve Kredi Sigortası Kurumu (Sinosure) arasında ekonomik, ticari ve yatırım iş birliğini içeren 5 milyar dolarlık bir mutabakat belgesi imzalandı. Belgeye göre Sinosure, Çinli yatırımcı, müteahhit ve finansal kurumları, Varlık Fonu’nun enerji, petrokimya ve madencilik sektörlerindeki projelerine yönlendirecek. İlgili projelerin finansman şartlarına bağlı olarak 5 milyar dolara kadar sigorta desteği de sunulacak. Türkiye son bir yıl içerisinde Çin’in kurucusu olduğu Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan en fazla fon desteği alan ikinci ülke oldu.

Sonuç olarak Erdoğan Rejimi içerisinde bulunduğu ekonomik buhrandan çıkış için Çin bir kurtuluş yolu olarak görüyor. Türkiye’nin limanları, kritik alt yapı ve tesisleri her şeyden önemlisi de bilgi ve iletişim güvenliği, bu konuda geçmiş sicili pek temiz olmayan Çin’in kontrolüne geçiyor. Erdoğan Rejimi kendi bekası uğruna gelecek sıcak para ve yatırım desteğinin hatırına Çinli firmaların ülkeyi talan etmesine göz yumuyor. Erdoğan sayesinde Türkiye, SSCB sonrası Rusya’nın ilk yıllarında yaşanan küresel sermayenin tüm kritik sektörleri ele geçirdiği buhran dönemine benzer bir dönem yaşıyor.

Bu koşullar altında Çin’in en fazla yatırım yaptığı ülke olan İngiltere, Erdoğan Rejiminin en sadık dostu Katar ve çok uluslu şirketlerinin son birkaç yıl içerisinde Türkiye’deki faaliyetleri yakından incelenmeyi hak ediyor.

Analiz

Türkiye’de kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı Ermenistan nüfusunu geçti

AKP Türkiye’sinde 3 milyon 644 bin kişi kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düştü. Türkiye’de borcunu ödeyemediği için mahkemelik olan borçlu vatandaş sayısı Kuveyt, Ermenistan, Arnavutluk, Katar, Uruguay gibi ülkelerin nüfusunu geçti.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de yaşayan vatandaşlar, yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon ve yüksek faizle boğuşuyor. Türkiye’de kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşenlerin sayısı geçen yıla göre yüzde 82 arttı. Bankalar, avukatlar aracılığıyla vatandaşlardan kredi tahsilatı yapıyor.  Temmuz sonu itibariyle 3 milyon 644 bin vatandaştan kredi tahsilatı yapmak için  borcunu ödeyemediği için mahkemelik oldu.

VATANDAŞ BORÇ ALTINDA İNİM İNİM İNLİYOR

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi, verilerine göre vatandaş kredi borcu altında inim inim inliyor. Kovid-19 salgını sebebiyle kredilerin yasal takibe düşme sürelerinin uzatıldı. Ayrıca salgın döneminde yapılandırma getirildi. Kredi ödemelerinin ötelenmesine rağmen borcunu ödeyemediği için takibe düşen kişi sayısındaki artış dikkat çekti.

7 AYDA 741 BİN KİŞİ BORCUNU ÖDEYEMEDİ

Kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı 2021 yılının Ocak-Temmuz döneminde, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 82 artarak 741 bin kişiye yükseldi. Temmuz sonu itibarıyla toplamda 3 milyon 644 bin vatandaş yasal takipte bulunuyor.

KREDİ KARTLARI PATLIYOR

Market ve pazardaki zamlara yetişemeyen halkın kredi kartlarına yüklenmesi borçları da katladı. Kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 2021 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 oranında artarak 267 bin kişi oldu. Bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise aynı dönemde yüzde 143 artışla 597 bin kişiye yükseldi.

SADECE TEMMUZDA 180 BİN KİŞİ TAKİBE DÜŞTÜ

Sadece temmuz ayındaki veriler bile vatandaşların geçinmekte zorlandığını ortaya koydu. Kredi borcunu ödemediği için 2020 yılı Temmuz ayında 51 bin 172 kişi yasal takibe düşerken, bu sayısı 2021 yılı Temmuz ayında neredeyse üçe katlanarak 141 bin 999 oldu. Bireysel kredi kartı borcunu ödemediği için yasak takibe düşen kişi sayısı ise bu dönemde yüzde 18 artışla 50 bin 615’e yükseldi.

KREDİ KULLANAN 5 MİLYON KİŞİNİN GELİRİ BİN TL’NİN ALTINDA

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, krediyi de düşük gelirliler kullanıyor. Geçen yıl ocak ile bu yıl haziran arasında geliri bin TL’nin altında 4 milyon 998 bin 185 milyon kişi 142.1 milyar TL tutarında tüketici kredilerine borçlandı. 1,4 yılda çekilen 620 milyar liralık tüketici kredisinin yüzde 32’si geliri 3 bin TL’nin altında olan 7 milyon 714 bin 541 kişi tarafından kullanıldı.

Can Ataklı: Turkey Tribunal olayını hafife almayın, işkenceler kayda geçiyor

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’ın garip ABD ziyareti

Online olmasına ve katılmaması istenmesine rağmen kalabalık bir heyetle milyonlar harcayarak ABD’ye giden Erdoğan’ı Çavuşoğlu’ndan başka kimse karşılamaya gelmedi. Joe Biden ile görüşebileceği söylenen Erdoğan, New York’ta Mustafa Destici ile bir araya geldi.  Erdoğan’ın Genel Kurul’daki toplantısını dinlemeye de çok az kişi geldi.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurulu New York’ta gerçekleştiriliyor. Genel Kurul, koronavirüs salgını nedeniyle geçen sene olduğu gibi bu sene de online.

ABD GELMEYİN DEDİ ERDOĞAN DAHA KALABALIK GİTTİ

ABD, Genel Kurul öncesi dünya liderlerinden toplantılara mümkünse gelmemelerini, mesajlarını Kovid-19 pandemisi nedeniyle olabildiğince video yoluyla iletmelerini istedi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ise oldukça kalabalık bir heyet ile ABD’ye gitti.

Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, iş insanları ve gazetecilerden oluşan bir heyet bulunuyor.

DOLARI HAREKETLENDİRDİ

Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gitmesi, “Erdoğan Amerika’ya var olan bir problemi çözmeye mi gidiyor?” algısına yol açtı. Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkması nedeniyle dolar 6.40 lira seviyelerinden birden 6.70 seviyelerinin üzerine çıktı.

DİPLOMASI TARİHİNDE BİR İLK

Yabancı bir ülkeye giden Cumhurbaşkanını hiçbir devlet görevlisi karşılamaya gelmeyince iş başa düştü. Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda (JFK) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan ile diğer yetkililer karşıladı.

KALABALIK KONVOY

Erdoğan’ın New York sokaklarındaki kalabalık konvoyu da olay oldu. Türkevi’nin açılışına giden Erdoğan ve beraberindekileri taşıyan yüzlerce araçlık konvoy ‘Yurt israf cihanda israf’ yorumlarına neden oldu.

BİDEN OLMADI DESTİCİ İLE GÖRÜŞTÜ

ABD’de ilk iş Türkevi’nin açılışını gerçekleştiren Erdoğan, burada kendisine eşlik eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de bir araya geldi.

BOŞ SALONA KONUŞTU

Genel Kurulu toplantısında konuşan Erdoğan, iklim değişikliğine karşı mücadelenin önemine değinerek “Paris İklim Anlaşması’nı önümüzdeki ay Meclis onayına sunmayı planlıyoruz” dedi. Erdoğan konuşurken salonun boş olması dikkat çekti.

DAVETSİZ ZİYARETİN MİLLETE MALİYETİ AĞIR

Erdoğan’ın davet edilmemesine karşın kalabalık bir heyetle ABD’ye yaptığı ziyaretin faturası ağır olacak. Sadece uçağın benzin ve iniş, kalkış, uçağın gecelemesi, bakımı, temizliği, merdiveni, kılavuzluk hizmeti gibi masraflarına yaklaşık 500 bin dolar ödenecek. Konaklayacakları süit oda, yeme içme, kiralık araç ve diğer harcamaları da millet karşılayacak. Bunların hepsinin maliyetinin 10 milyon lirayı geçmesi bekleniyor.

Gülen Hareketinin dünyada eğitime olumlu katkısı ve insani yardımları BM’de anlatılıyor

Okumaya devam et

Analiz

Russel Mahkemesi’ne eşdeğer: Turkey Tribunal, Erdoğan Rejimi’ne ‘kral çıplak’ diyor

Cenevre’de kurulan özel Turkey Tribunal Mahkemesi, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan rejiminin insan hakları ihlallerini yargılıyor. Türkiye’deki zorla kaybedilme, işkence ve cezasızlıkları tanıklar, savunma ve raporlar üzerinden müzakere eden mahkeme, Irak ve Vietnam yargılamalarını hatırlattı.

BOLD ANALİZ – İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan Turkey Tribunal Mahkemesi yargılamalar sonucunda hüküm açıklayacak. Hüküm bağlayıcı olmasa da, uluslararası farkındalık için örnek teşkil edecek.

DÜNYADA GENİŞ YANKI BULDU

Türkiye’de yandaş medya tarafından görülmese de dünyada yankı bulan çalışma hukuk çevrelerince çok önemli bir gelişme olarak yorumlandı. Türkiye’de insan hakları ihlallerini sergilemek için Cenevre’deki Turkey Tribunal, Russell Mahkemesi ve Irak Dünya Mahkemesi benzeri yargılamaların yapılmasıyla eşdeğer görüldü.

RUSSELL MAHKEMESİ VİETNAM SAVAŞ SUÇLARINI ORTAYA KOYDU

İngiliz filozof Bertrand Russell önderliğinde kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Vietnam’da ABD tarafından işlenen savaş suçlarını araştırdı. Russell Mahkemesi olarak da bilinen mahkeme 1966’da kurularak, oturumlarını 1967 yılında Stokholm ve Kopenhang’da yaptı. 18 ülkeden temsilcilerden oluşan Russell Mahkemesi uluslararası alanda büyük ilgi gördü. Amerika Birleşik Devletleri’nde görmezden gelinen mahkeme Vietnamlıların yanı sıra Amerikalı askerlerin de ifadelerinden yararlandı. Tanıkların beyanlarıyla ortaya konulan savaş suçları oldu.

İSTANBUL’DAKİ IRAK DÜNYA MAHKEMESİ

Russel Mahkemesi, son oturumu İstanbul’da yapılan Irak Dünya Mahkemesi’ne de esin kaynağı oldu. ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesinin ardından, savaş karşıtı hareketin tüm dünyada organize ettiği bir girişim oldu.

İŞKENCELER VİCDAN JÜRİSİNE SUNULDU

Irak Mahkemesi savaş ve işgale ilişkin gerçekleri ortaya koydu. İşgalin sessizce unutulmasını engelledi. Iraklılara karşı işlenen hak ihlalleri işkenceler, çekilen acılar somut kanıtlara dayalı bir dinleme, düşünme, değerlendirme ve yargı sürecine sahne oldu. 20 bin Iraklının haksız ve hukuksuz yere hapishanelere atılması mahkemenin raporlarına girdi. Yine seyreltilmiş uranyum kullanıldığı Irak Dünya Mahkemesi’nin raporlarıyla dünyaya duyuruldu.

TURKEY TRİBUNAL ERDOĞAN REJİMİNE ‘KRAL ÇIPLAK’ DİYOR

Russell ve Irak Dünya Mahkemelerinin ardından dünyada üçüncü kez hak ihlallerini araştıran bir mahkeme kuruldu. Cenevre’deki Turkey Tribunal Erdoğan rejiminin vatandaşlarına karşı işlediği suçları ortaya koyuyor. Türkiye’den gelen tanıklar, mahkeme raporları ve iddianameler üzerinden yapılan araştırmalarda insanların kaçırılması, kaybedilmesi, işkence altında ifade alınması dünya kamuoyuna duyuruluyor.

15 Temmuz sonrası demokrasiden uzaklaşan Erdoğan rejiminin devlet güçlerini kullanarak işlediği tüm suçlar raporlaştırılıyor.

Türk Büyükelçiliği, Turkey Tribunal’i susturmaya çalıştığını itiraf etti

Okumaya devam et

Popular

Shares