Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Avrupa’daki terör saldırılarını lanetleyen Gülen’in mesajını kilise cemaati ayakta alkışladı

Avrupa’daki terör olaylarını kınayan Fethullah Gülen’in, Almanya’nın Augsburg kentindeki Moritzkirche kilisesinde okunan taziye mesajı, ayine katılan kilise cemaati tarafından ayakta alkışlandı.

BOLD – Augsburg Mülteci Formu IFFA, Augsburg Frohsinn ve Rumi Dernekleri haftasonu Almanya’nın Augsburg kentindeki en büyük kiliselerden olan Moritzkirche’deki iki ayine Müslüman camiayı temsilen davetli olarak katıldı. Ayinde, Fethullah Gülen’in Avrupa’nın çeşitli kentlerinde gerçekleştiren terör olaylarında hayatını kaybedenler için gönderdiği taziye mesajı okundu.

SALDIRILAR PEYGAMBERİMİZİN MANEVİ MİRASINA SAYGISIZLIKTIR

Gülen’in mesajında şu ifadeler yer aldı: “İnancı ne olursa olsun insan mükerrem bir varlıktır, insan hayatı mukaddestir. Kur’ân açıkça ifade eder ki; bir insanın öldürülmesi, Allah (c.c.) nezdinde bütün insanların öldürülmesi kadar menfur bir cinayettir.! […] Peygamber adına işlenen bu tür zulümler, tüm insanlığa rahmet olarak gönderilmiş Peygamberimizin mesajını, faillerin anlamadıklarının açık bir ifadesidir. Aksine: Böyle bir davranış, Peygamberimizin manevi mirasına çok büyük bir saygısızlıktır.”

Gülen’in taziye mesajı kilise cemaati tarafından ayakta alkışlandı. Ziyaretten dolayı memnuniyetini dile getiren Kilise Rahibi Haug ise diyaloğun gelişmesi adına bu tür ziyaretlerin devam etmesi gerektiğini vurguladı.

TERÖR AMACINA ULAŞAMAYACAK

Augsburg Frohsinn ve Rumi Derneklerinin yaptığı ortak açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı: “Öğretmen Samuel Paty’nin Paris’te korkunç bir şekilde öldürülmesi, Nice’de bir kiliseye yapılan saldırı, Viyana’da bir Sinagog’a düzenlenen saldırı ve ayrıca yakın zamanda Avignon’da yapılan terör saldırısı vesilesiyle, bugün burada dindar Müslümanlar olarak her türlü terör ve şiddeti kınadığımızı ve bu saldırılardan tiksindiğimizi belirtmek istiyoruz. Bu korkunç terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin geride bıraktığı yakınlarının üzüntülerini paylaşıyor, yaslarına ortak oluyoruz. Yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Bu yaşanan hadiseler karşısında şaşkına döndük. Duygularımızı ifade edecek kelime bulamıyoruz. Bu elim hadiseler karşısında sessiz kalmak kolay olanı seçmek demektir. Ama insana yakışan yanlışa karşı sesini yükseltmek ve yanlış yapana dur demektir. Çünkü terörün amacı, korku ve dehşeti yayarak toplumumuzu bölmeye çalışmaktır. İşte tam olarak bu yüzden bugün burada sizinle birlikteyiz. Hristiyan dostlarımızla dayanışma içinde yan yana durduğumuzu ve sizleri dostluk ve samimiyetle kucakladığımızı herkese ilan etmek istiyoruz. Bugün yanınızda olduğumuzu ve her türlü terörizme ve nefrete karşı Hristiyan dostlarımızla birlik içinde olduğumuzu açıkça belirtmek için buradayız. Bu toplumda herkes hangi dine mensup olursa olsun, inançlarını yaşamakta özgürdür Bu ve benzeri saldırılar özgür ve demokratik toplumumuzu hedef almakta ve toplumu bölmeyi hedeflemektedir. Bu noktada bir kez daha altını çizmek istiyorum ki, terör amacına ulaşamayacak. Terörün her zaman karşısında duracağız ve toplumumuzu bölmesine izin vermeyeceğiz. Terörün her türlüsünü lanetle kınıyoruz.”

65 sığınmacıyı limandaki terk edilmiş binaya kapattılar

Okumaya devam et
Reklamlar

Dünya

Antony Blinken’in yakından tanıdığı Türkiye’ye bakışı nasıl olacak

Antony Blinken

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken oldu. Senato‘da yapılan oylamada, Antony Blinken’ın ataması 22’ye karşı 78 oyla onaylandı. Antony Blinken, uzun yıllar Demokrat Partili yönetimlerde Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nde önemli görevler üstlendi. Türkiye’yi de yakından tanıyan bir isim.

BOLD –  Antony Blinken ABD’nin yeni Dışileri Bakanı oldu. ABD Senatosu, Başkan Joe Biden’ın Dışişleri Bakanlığı’na aday gösterdiği Antony Blinken’ı  78’e karşı 22 oyla seçti.

Blinken Twitter’da paylaştığı mesajında da kariyerinin başladığı yere dönmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Blinken, ”1993’te Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başlamıştım. Bugün bakanlığın kadınlarına ve erkeklerine 71’inci Dışişleri Bakanı olarak liderlik etmek hayatımın onuru” ifadelerini kullandı.

ABD’nin 71. Dışişleri Bakanı Antony Blinken yemin ederek görevine başladı. Blinken’in yemin törenini bakanlığın yönetim müsteşarlığına vekalet eden Carol Perez yönetti

Akşam saatlerinde Dışişleri Bakanlığı’na gelen Blinken, ABD Anayasası’na el basarak yemin etti. Yemin törenini bakanlığın yönetim müsteşarlığına vekalet eden Carol Perez yönetti.

Antony Blinken uzun zamandır Biden’a yakın bir diplomat. Blinken, Biden başkan yardımcısıyken Barack Obama yönetiminde 2015-2017 yılları arasında Dışişleri Bakan yardımcılığı yapmıştı.

Blinken, 2013-2015 yılları arasında ise Barack Obama’nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı ve Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev almıştı.

Demokrat Parti içindeki dış politika çevrelerinde 30 yıldır politika yapıcı bir isim olan Blinken, uzun zamandır Biden’ın dış politika danışmanlığını yapıyor.

EĞİTİMİ

58 yaşındaki ABD’nin 71. Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 16 Nisan 1962’de Yahudi bir ailenin (Judith ve Donald M. Blinken) çocuğu olarak New York’ta dünyaya geldi.

Babası Donald M. Blinken, Bill Clinton döneminde 1994-1997 yılları arasında ABD’nin Macaristan Büyükelçisi olarak görev yaptı. Antony Blinken’ın amcası Alan Blinken ise aynı dönemde ve aynı yıllar arasında ABD’nin Belçika Büyükelçisi olarak görev aldı.

New York ve Paris’te ilk ve orta eğitimini tamamlayan Antony Blinken, 1984 yılında Harvard Üniversitesi’nden lisans derecesini, 1988 yılında Columbia Hukuk Fakültesi’nden doktora derecesini aldı ve bir süre avukatlık yaptı.

CLINTON VE BUSH YÖNETİMLERİ

Blinken, yirmi yıldan fazla 3 yönetimde üst düzey dış politika pozisyonlarında bulundu. 1994-2001 yılları arasında Beyaz Saray’da Birleşik Devletler Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) kadrosunda görev yaptı. 1994’ten 1998’e kadar Blinken, Başkan Bill Clinton’ın Özel Asistanı ve Stratejik Planlama Kıdemli Direktörü ve NSC’nin Konuşma Yazımı Kıdemli Direktörü idi. 1999’dan 2001’e kadar Başkan’ın Özel Asistanı ve Avrupa ve Kanada İşlerinden Sorumlu Kıdemli Direktör oldu.

Blinken, 2002 yılından 2008 yılına kadar ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Joe Biden’ın personel müdürü olarak görev yaptı. Aynı zamanda Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yaptı.

Bu dönemde ABD’nin 2003 yılında Irak’ın işgali politikasını destekledi ve Joe Biden’ın da bu yönde görüş beyan etmesinde etkili oldu.

2008’de Blinken, Joe Biden’in başkanlık kampanyası için çalıştı ve Obama-Biden başkanlık geçiş ekibinin üyesi oldu.

OBAMA YÖNETİMİ

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Antony Blinken

2009-2013 yılları arasında Başkan Barack Obama için ‘danışman yardımcılığı’ ve Başkan Yardımcısı Joe Biden için Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevlerinde bulundu. Bu pozisyonda Afganistan, Pakistan ve İran’ın nükleer programına ilişkin ABD politikasının oluşturulmasına yardımcı oldu.

DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI

7 Kasım 2014’te Başkan Obama, William Joseph Burns’ün yerine Blinken’i Dışişleri Bakan Yardımcısı görevine aday göstereceğini açıkladı. Senato, 16 Aralık 2014’te 55’e 38 oyla Blinken’in Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini onayladı.

Blinken, o dönemde ABD’nin Libya’ya askeri müdahalesini destekledi ve Suriyeli muhalif gruplara silah verilmesi yönünde görüş bildirdi.

BIDEN YÖNETİMİ

Blinken, 2020 başkanlık kampanyası sırasında Demokrat aday Joe Biden’ın dış politika danışmanlığını yaptı. 22 Kasım 2020’de Biden’ın Blinken’i Dışişleri Bakanı adayı olarak seçtiği bildirildi.

KİŞİSEL HAYAT

Blinken, 2002 yılında,  Evan Ryan ile Washington’daki Holy Trinity Katolik Kilisesi’nde bir haham ve bir rahip tarafından düzenlenen bir törenle evlendi.

YENİ YÖNETİMİN DIŞ POLİTİKADAKİ EN ÖNEMLİ İSMİ

Blinken’ın Başkan Joe Biden’ın dış politika konusundaki en kritik isimlerden birisi olması bekleniyor.

Biden yönetiminin, eski Başkan Donald Trump’ın ABD’yi dünyanın geri kalanından uzaklaştırma siyasetinin aksine uluslararası kurumlara önem veren, müttefiklerle yakın ilişkiler kuran ve askeri müdahaleler konusunda temkinli davranan bir yaklaşım benimseyeceği öngörülüyor.

Blinken, Kongre oturumları sırasında önceliğinin ABD’nin güvenilir bir müttefik olarak dünya sahnesindeki yerini sağlamlaştırmak olacağını belirtti.

Yeni dışişleri bakanı, ABD Senatosu’nda onay süreci sırasında yaptığı açıklamalarda Çin’in Sincan Özerk Bölgesi’nde Uygurlara ve diğer dini azınlıklara karşı giriştiklerini “soykırım ve insanlığa karşı suç” olarak tanımladı.

Antony Blinken, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın Suriye’nin kuzeyinden asker çekme kararını da eleştirdi.

ANTONY BLINKEN TÜRKİYE HAKKINDA NELER DÜŞÜNÜYOR?

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken

Antony Blinken, esasında Türkiye’nin de çok yakından tanıdığı bir isim. Barack Obama döneminde özellikle Suriye, IŞİD ve Suriye Demokratik Güçleri üzerine yapılan müzakerelerde önemli roller aldı.

Blinken, Türkiye’de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin yaşandığı dönemde, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısıydı.

Konuşmalarında Suriye’de IŞİD’le mücadele ve mülteciler konularında NATO müttefiki Türkiye ile işbirliğinin önemini vurguluyor ama bir yandan da insan hakları, şeffaflık ve demokrasi vurgusunu dile getiriyordu.

2016 sonbaharında Türk Amerikan ilişkileri yıllık konferansında yaptığı bir konuşmada “Evet farklılıklarımız var ama onları açık, doğrudan ve dürüst bir şekilde dostlar ve ortaklar olarak konuşuyoruz. NATO müttefiki ve dostumuz Türkiye’nin demokratik ilkeler ve terörle mücadelede yanındayız. Aynı zamanda Türkiye hükümetini hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerin korunmasına teşvik ediyoruz. Bunlar bir ulusun gücü ve sağlıklı bir iş ortamı bakımından temel faktörlerdir” demişti.

15 TEMMUZ 2016 DARBE GİRİŞİMİ

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni birkaç ay sonra ziyaret eden Blinken, daha sonra Amerikan yönetimi adına özeleştiri yapmasıyla hatırlanıyor.

Blinken “Aslına bakarsanız bir çoğumuzun Temmuz olayları sırasında Türkiye’deki duyguların derinliğini anladığımızı, ya da belki anladığımızı ifade edebildiğimizi sanmıyorum. Bu Türk devletinin ve Türk halkının kalbine saplanan bir hançerdi” demişti.

Blinken, 15 Temmuz sonrası yaşanan tasfiyeleri ise eleştirdi.

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken

SDG’NİN SİLAHLANDIRILMASINI DESTEKLEDİ

Blinken, 2017 yılında New York Times’a yazdığı makalede, Trump yönetiminin Suriye’den çekilmesine karşı çıkmış, IŞİD’in yenilgiye uğratılabilmesi için ABD’nin Suriyeli Kürtleri silahlandırması gerektiğini savunmuştu. Makalede şu ifadeleri kullanmıştı:

“Dışişleri bakanı yardımcısı olarak, SDG’ye olan Amerikan desteğini sürdürmek adına Türk meslektaşlarımla bir ‘modus vivendi'(fiili uzlaşı) bulmak için saatler geçirdik. Suriye’nin kuzeydoğusunda Menbiç’in kurtarılmasından Rakka’nın izolasyonuna kadar, her önemli kavşakta öfkeyle protesto ettiler, uluslararası koalisyonun İncirlik hava üssüne erişimini engellemek ve terörle mücadele iş birliğini yavaşlatmak da dahil olmak üzere, girişimleri tehdit ettiler. Türk medyasında Amerikan karşıtı söylemler yükseldi. Her seferinde Obama’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile doğrudan iletişime geçmesi gerekiyordu. Başkan Trump, Pentagon’un SDG’yi silahlandırma tavsiyesini uygularsa, Erdoğan’ı gemide tutmak, onun diplomatik becerileri için son derece önemli bir test olacak.”

AYASOFYA’NIN CAMİYE ÇEVRİLMESİNE KARŞI ÇIKTI

Blinken, Temmuz ayında sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Ayasofya’nın camiye çevrilmesine karşı çıktı ve bu tarihi yapının her dinin kullanımına açık olması gerektiğini ifade etti.

Blinken, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Joe Biden uzun zamandır kültürel ve dini alanların korunmasına kendini adamıştır. Ayasofya bir dünya mirası alanıdır ve birçok inançtan insan için paylaşılan kutsal bir alandır, bu nedenle tüm ziyaretçiler için sürekli erişim sağlamak çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

YENİ DÖNEMİN ŞİFRELERİNİ ANLATTI

Blinken, 9 Temmuz 2020’de Hudson Enstitüsü’nde katıldığı bir söyleşide de, Biden’ın seçilmesi halinde Türkiye’ye dair nasıl bir siyaset izleyeceğinin şifrelerini vermişti. Blinken, “Türkiye ile ilişkiler sizce nereye gidiyor ve bir Biden yönetimi bu alanda ne arayacaktır?” sorusuna şu yanıtı vermişti:

“Bu çok zorlu bir mesele. Sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye angajmanları, coğrafi konumu ve çıkarları açısından bir NATO müttefiki. Hayati derecede önemli bir ülke ve öyle ya da böyle, herhangi bir mesele, ihtilaf veya girişimde genellikle de temel bir şekilde önemli oluyor.

Elbette ki Türkiye ile daha yapıcı ve olumlu bir ilişkiye sahip olmanın yolunu bulmak istiyoruz fakat bu, bizzat Türkiye hükümetinin kendisinin de aynı şeyi istemesini gerektiriyor. Gerçek sorunların ve farklılıkların olduğu açık ama aynı zamanda iki tarafın da daha etkili bir şekilde birlikte çalışmasının gayet mantıklı olduğu alanlar var. Mesela Suriye bunlardan biti.

Bunu yapmanın yollarını bulabileceğimizi umuyorum fakat ilişkide karşılaştığımız bazı meydan okumaları küçümsemek de istemem. [Birlikte çalışmak] Bence, her şeyden önce son derece doğrudan ve açık bir konuşmayı gerektirecektir. Şunu söyleyebilirim ki, Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçmişe dayanan bir ilişkisi var. Birbirlerini tanıyorlar. Birçok konuda geçmişte doğrudan temas kurdular ve bence, Türkiye’yle birlikte çalışırken şunu gördük ki, bu ilişki çok önemli. Biden’ın, birlikte ele almanın yollarını bulmamız gereken bir dizi sorunda Türk mevkidaşıyla yoğun bir görüşmeye gireceğini sanıyorum.”

KIBRIS’TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÖNERİSİNE KARŞI

Blinken , Türkiye’nin son dönemdeki Kıbrıs siyasetine yönelik Twitter hesabından eleştirilerde bulundu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar’ın ortak basın toplantılarında Kıbrıs için iki devletli bir çözüm önerisini dile getirmeleri ardından 27 Ekim tarihli mesajında Blinken, “… Kıbrıs için iki devletli bir çözüm çağrısını üzüntüyle karşılıyoruz. Joe Biden uzun zamandır bütün Kıbrıslıların barış ve gönencini güvence altına alacak iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon fikrini desteklediğini ifade ediyor” demişti.

DAĞLIK KARABAĞ GERİLİMİ

Dağlık Karabağ gerilimi sırasında, Biden yönetiminin Azerbaycan’a askeri ve güvenlik yardımlarını gözden geçireceğini belirtti ve Ermenistan’a güvenlik yardımı sağlanması gerektiğini belirtti.

TÜRKİYE’Yİ ‘SÖZDE MÜTTEFİK’ OLARAK TANIMLADI

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen hafta ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’ndeki adaylık oturumunda uluslararası sorunlara ilişkin görüşlerini paylaştı

Blinken, geçen hafta içerisinde Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde katıldığı oturumda Türkiye’yi “sözde müttefik” olarak tanımladı ve Rusya’dan satın alınan S-400 füze savunma sistemi nedeniyle daha fazla yaptırım uygulanabileceğini söyledi.

Dışişleri Bakanı,“Stratejik -ya da sözde stratejik- bir ortağımızın en büyük stratejik rakiplerimizden biri Rusya ile yakın olması kabul edilemez” dedi.

Donald Trump yönetimi, Türkiye’ye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulama kararı almıştı.

Türkiye’ye yeni yaptırımların gündeme gelebileceğini belirten Blinken, “Mevcut yaptırımların yarattığı etkiye bir bakıp görmemiz ve daha sonra da daha fazlasına gerek olup olmadığına karar vermemiz gerekiyor” dedi.

Blinken, “Türkiye müttefik bir ülke ve birçok açıdan… bir müttefikmiş gibi davranmıyor ve bu durum bizim için çok ama çok büyük bir sıkıntı yaratıyor. Bu durumun çok farkındayız” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı adayı Blinken’dan Türkiye’ye daha fazla yaptırım sinyali

Okumaya devam et

Dünya

Korona tedbirleri kıvılcımı ateşledi: Hollanda’da neler oluyor?

Dünyanın en zengin ülkelerinden Hollanda’da hükumetin hafta sonu Kovid-19 salgınına karşı açıkladığı sert tedbirler ülkede protestoların ve alışık olmadığımız görüntülerin fitilini ateşledi. Hollanda sokakları bir anda neden karıştı? İşte sebepleri…

BOLD – Helikopterler, atlı polisler, vitrinleri kırık camlar, yağmalama görüntüleri, yakılmış arabalar… Hollanda’nın modern tarihinde görmeye alışık olmadığımız görüntüler bir anda patlak verdi.

Peki ekonomisi ile göz kamaştıran ve modern ve güçlü bir sağlık sistemine sahip olan Hollanda bir anda neden karıştı. Hollanda’nın salgınla mücadelesini, başarılarını ve eksikliklerini araştırdık.

KONTROLLÜ SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞINDAN EN SERT TEDBİRLERE

Hollanda, koronavirüs salgının başlangıcında ‘kontrollü sürü bağışıklığı’ yöntemini uygulamaya çalıştı ve katı önlemlerden kaçındı.

Hollanda, Kovid-19 salgınının ilk dalgasında oldukça başarılı oldu. Yaz aylarında bir anda önlemleri gevşetti.

Maske takmayı zorunlu kılmadı ve sert sosyal mesafe tedbirleri getirmedi. Vakalar sonbahar aylarında bir anda artmaya başladı ve salgının ikinci dalgasında Hollanda Kovid-19’dan Avrupa’da en kötü etkilenen ülkelerden biri haline geldi.

Tedbirler de sertleşmeye başladı. Ekim ayında bar, lokanta ve kafelerin sadece paket servisi yapmasına izin verildi. Okullar ve öncelikli olmayan iş yerleri de Aralık ayının ortasında kapatıldı.

Ülkede uygulanan kısıtlamalar sonrası vaka sayısında geçen haftadan itibaren yüzde 10’a yakın düşüşler görüldü.

MUTASYONLU VİRÜS KORKUTTU

Ülkede yeni vaka sayısının düşmesine rağmen Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün (RIVM) İngiltere’de ortaya çıkan ve daha hızlı yayılan yeni türün tespit edildiğini açıklamasının ardından üçüncü bir koronavirüs dalgası yaşanamaması için Hollanda, Avrupa’daki en sert sokağa çıkma yasağı kararını aldı.

Cumartesi gününden itibaren akşam 21.00 ve sabah 04.30 arasındaki saatlerde sokağa çıkma yasağı getirilmesi kararıyla birlikte ülkenin birçok kentinde protestolar patlak verdi.

2. DÜNYA SAVAŞINDAN BERİ İLK SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI

Hollanda’da sokaklar 4 günde ateş çemberine dönüştü

II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez sokağa çıkma yasağı uygulanan Hollanda’da kısıtlamaya karşı ülke genelinde başlayan protestolar 4 gündür devam ediyor.

Polis pazartesi günü 10 ayrı şehirde, vitrinlerin camlarını kırıp mağazaları yağmalayan, yangınlar çıkaran ve güvenlik güçleriyle çatışan 180 kişiyi gözaltına aldığını duyurdu. Böylelikle gösterilerde gözaltına alınan toplam kişi sayısı 470’e ulaştı.

İÇ SAVAŞ UYARISI

Ulusal Polis Sözcüsü Suzanne van de Graaf, “Daha önce de gösteriler oldu ancak ülke genelinde bir kaç gece devam eden protesto çok sık yaşanmıyor” dedi. Graaf olayların ülkede “sorunlu” olarak kabul edilen bölgelerde değil, çok daha geniş çaplı yaşandığının altını çizdi ve son birkaç günlük periyotta toplamda 470 kişinin çıkan eylemlerde gözaltına alındığını kaydetti.

Eindhoven Belediye Başkanı John Jorritsma, gösterilerle ilgili yaptığı açıklamada, durumun bu şekilde tırmanmaya devam etmesi halinde “iç savaşa doğru ilerlemekte olduklarını” ifade etti.

ALIŞILMADIK GÖRÜNTÜLER

Protestolarda araçlar ateşe verildi

Güvenlik görevlileriyle göstericiler arasında çıkan olaylar, Hollanda’nın modern tarihinde ilk kez görülen eylemlere sahne oldu. Polis bazı sokakları yaya trafiğine kapattı, göstericilere cop ve koruyucu kalkanlarla müdahale etti. Bazı bölgeler helikopter desteğiyle izlenirken, eylemciler polis otobüs ve araçlarına saldırdı.

Bir grup gencin ekiplere havai fişekler attığı görülürken, bazı süpermarketler eylemciler tarafından yağmalandı, birçok dükkanın camları kırıldı, araçlar ve çöp konteynerleri ateşe verildi. Hollanda’nın liman şehri Roterdam’da 10 polis memuru ve 2 foto muhabiri yaralandı. Süpermarketlerin boşaltıldığı kentte çöp bidonları ve motorlu araçlar ateşe verildi.

ALIŞILMADIK TEDBİRLER

Polise arama yapma yetkisi verilmesi için acil talimat çıkarıldı. Polis, göstericileri dağıtmak için tazyikli su kullanırken bazı kentlerde asayişi sağlamak için atlı polisler görevlendirildi.

Diğer Avrupa ülkelerinde saat 22:00’den itibaren başlayan sokağa çıkma yasağı, Hollanda’da 21:00 olarak belirlendi. Hükümet, İngiltere’de ortaya çıkan virüs mutasyonunun yayılmasında en önemli etken olarak görülen gençleri evde tutmak için söz konusu saatlerin belirlendiğini kaydediyor.

Yeni kararlar kapsamında eve ziyaretçi sayısı en fazla iki kişi ile sınırlandırıldı. Cenaze merasimlerine katılım sayısı da 100 kişiden 50 kişiye indirildi. Hollanda hükumeti, Cumartesi gününden itibaren İngiltere, Güney Afrika ve Güney Amerika ülkelerine uçuşların da yasaklanmasını kararlaştırdı.

“ÖDÜNÇ KÖPEK”

Yasak kararı, 9 Şubat’a kadar yürürlükte kalacak. Sokağa çıkma yasağını ihlal edenler 95 euro para cezasına çarptırılacak. İşe gitme zorunluluğu olanlar ile evcil hayvanlarını dolaştırmaya çıkanlar yasaktan muaf tutulacak.

Köpek gezdirenlerin yasaktan muaf tutulacak olması nedeniyle, çok sayıda kişi “ödünç köpek” ya da gönüllü köpek dolaştırma talebinde bulunuyor.

Aile başına sadece bir kişinin evcil hayvan gezdirmek için sokağa çıkmasına izin verilecek olması nedeniyle, hayvan bakım merkezlerine yapılan ödünç köpek talebinde büyük artış oldu.

Köpek gezdirme platformu da, çok sayıda kişinin, özellikle yaşlı kişilerin evcil hayvanlarını dolaştırmak için gönüllü olduğunu açıkladı.

KILIK DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN KIYAFET SATIŞI

Yasağı aşmak isteyenler için, internet üzerinden ikinci el eşya satan sitelerde de postacı ve yemek dağıtıcısı giysileri ile çanta satışına ilişkin çok sayıda ilan yer almaya başladı.

Posta ve yemek şirketleri, internet üzerinden üniforma satışını önlemek için harekete geçti.

GÖSTERİLERE KİMLER KATILIYOR

Polis, gösterilerin ‘sorunlu’ bölgelerde yaşanmadığını, her kesimden insanın gösterilere katıldığını açıkladı

Gösterilere katılanlar arasında kısıtlamalara karşı çıkanların yanı sıra hükumet karşıtları, Kovid-19 hastalığına şüpheyle yaklaşan gruplar ve olayları suiistimal etmek isteyen suçluların da bulunduğu belirtiliyor.

Amsterdam polisi, futbol holiganlarının dahi gösterilere katıldığını açıkladı.

Uzmanlara göre, bütün bu değişik fikirlere sahip kişilerden oluşan ‘zehirli kokteyl’ sokağa çıkma kısıtlamalarının ardından infilak etti.

Yaşananlar Hollanda için sürpriz olsa da polis ve yetkililer eylemlerin sürebileceğini hesaplayarak önlem almaya devam ediyor.

HOLLANDA AŞILAMA KAMPANYASINDA GECİKTİ

Tedbirlere karşı gösterilen tepkide Hollanda hükumetinin salgınla mücadeledeki başarısızlığı da etkili oldu.

Hükumete karşı oluşan rahatsızlıkta ise Hollanda’nın aşılama kampanyasında gecikmesinin önemli rol oynadığı belirtiliyor.

Güçlü bir sağlık sistemine sahip olan ve Avrupa Birliği’nin en zengin ülkelerinden biri olan Hollanda, birlik içerisinde aşıyı son alan ülkeler arasında yer aldı ve aşılama oldukça yavaş ilerledi.

HALKIN SADECE YÜZDE 1’İ AŞILANDI

17.5 milyon gibi küçük bir nüfusa sahip olan ve ekonomik olarak çok iyi bir durumda olan Hollanda, 26 Ocak itibariyle sadece 173 bin 638 kişiyi aşıladı. Bu anlamda Hollanda dünyada en çok aşı uygulayan ülkeler sıralamasında 31. sırada yer aldı.

Yine aynı tarih itibariyle Hollanda, halkının sadece yüzde 1.01’ini aşıladı ve nüfusa göre aşılanma oranında dünya sıralamasında 42. sırada yer aldı. (Veriler: the world in data) 

Aşılama kampanyasının gecikmesinde güçlü bürokratik bir yapıya sahip ve esnek olmayan Hollanda sağlık sisteminin, yerel sağlık yetkililerinin aşılama kampanyalarını takip ve kontrol etmesine imkan sağlayacak sistemi kurmakta gecikmesinin önemli bir payı oldu.

Hollanda sağlık sistemi Kovid-19 salgınının ortaya çıkardığı zorluklar ve değişen durumlar karşısında esnek hareket edemedi.

AB’DE AŞI ONAYLARI GECİKTİ

İngiltere’nin Pfizer/BioNTech ve Oxford/Astra Zeneca aşısını çok erken bir tarihte onaylayıp aşı kampanyasını başlatmasına rağmen, Avrupa Birliği bu onaylar konusunda gecikti. Bu durum da birlik üyesi ülkelerin gecikmesine neden oldu.

Avrupa Birliği’nde ilk aşılar 27 Aralık’ta dağıtılıp uygulanmaya başlanmasına rağmen, Hollanda’nın 25 bölgesinin tamamında sağlık otoritelerinin aşıya ulaşması 18 Ocak’ı buldu.

YETERLİ LOJİSTİK HAZIRLIK YAPILMADI

Pfizer/BioNTech aşısı -70 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda özel depolarda saklanabiliyor

Hollanda ilk olarak Oxford/AstraZeneca aşısını kullanmayı planlıyordu. Hazırlıklar buna göre yapıldı. Oxford/AstraZeneca aşısı daha kolay bir şekilde depolanabilen ve uygulanabilen bir aşı.

Pfizer/BioNTech aşısı ise -70 civarında saklanması gereken ve lojistik açıdan dağıtımı ve uygulanması oldukça zor olan bir aşı.

Hollanda’nın beklentisinin aksine ülkeye ilk olarak 27 Aralık’ta Pfizer/BioNTech aşısı ulaştı. Hollanda o tarihte bu aşıyı dağıtmak ve uygulamak için yeterli teknik altyapıyı oluşturmamıştı. Aşının dağıtımı bu sebeple gecikti.

KOVİD-19 SALGININDA SON DURUM

Yaklaşık 17.5 milyon nüfusu ile dünya nüfusu sıralamasında 68. sırada bulunan Hollanda, 27 Ocak itibariyle 970 bin 156 vaka sayısı ile vaka sayısı bakamınından dünya sıralamasında 20. sırada.

13 bin 772 ölüm ile de koronavirüs can kayıplarında dünyada 26. sırada. (Veriler: John Hopkins Üniversitesi)

Bu yönüyle Hollanda, gelişmiş sağlık sistemi ve ekonomik zenginliğine bakıldığında salgında kötü bir sınav veriyor. Ancak bu noktada Hollanda’nın yaşlı nüfusunu ölüm oranlarının yüksek olmasında payı büyük.

HÜKUMET  İSTİFA ETTİ

Hollanda Başbakanı Mark Rutte

14 Ekim 2010’dan beri Başbakanlık görevini yürüten Başbakan Mark Rutte, direkt hükumetle bağlantısı olmayan çocuk yardımları yolsuzluğu skandalı sonrası 15 Ocak 2021 ‘de istifa kararı aldı.

17 Mart’ta düzenlenecek seçimlere kadar Mark Rutte hükumeti görevde kalacak.

HOLLANDA EKONOMİSİ GÖZ KAMAŞTIRIYOR

Yaklaşık 17.5 milyon nüfusu ile dünya nüfusu sıralamasında 68. sırada bulunan Hollanda, dünyanın 17. en büyük ekonomisi.

Kişi başına düşen milli geliri yıllık 50 bin doların üzerinde bulunan Hollanda, Dünya Bankası verilerine göre kişi başına düşen milli gelirde dünya sıralamasında 11. sırada bulunuyor.

Ülkenin ihracatı 750 milyar dolar civarında ve en çok ihracat yapan ülkeler sıralamasında dünyada 7. sırada yer alıyor.

80 milyonun üzerindeki nüfusuyla Türkiye’nin hizmet ve mal ihracatı tüm kalemler dahil edildiğinde 247 milyar dolar civarında olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Yani Hollanda’nın yaklaşık 4.5 katı nüfusa sahip olan Türkiye’nin ihracatı Hollanda’nın 3’te biri civarında.

Aşı şampiyonu İsrail halkının dörtte birini aşılarken Filistinliler aşı bekliyor

Okumaya devam et

Dünya

Mültecileri Yunanistan’a “şu an” iade edemezsiniz!

Almanya’da Yüksek İdare Mahkemesi, Yunanistan üzerinden iltica edenler hakkında önemli bir karara imza attı. Mahkeme, sığınmacıların Yunanistan’da ağır hayat şartlarına maruz kaldığı gerekçesiyle geri iade edilemeyeceklerine karar verdi. Ancak kararında “şu an” vurgusu yaptı.

BOLD – Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Yüksek İdare Mahkemesinin kararına göre, artık Yunanistan üzerinden Almanya’ya iltica edenler, Dublin Sözleşmesi gerekçe gösterilerek iade edilemeyecek. Mahkemenin kararı kesin ve karara itiraza kapalı…

ALMANYA’DAN YUNANİSTAN’A İADEYE GEÇİCİ DURDURMA

Mültecileri yakından ilgilendiren karar Münster kentinde bulunan Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti (NRW) Yüksek İdare Mahkemesi (OVG) tarafından alındı. Mahkeme Yunanistan’da sığınma başvuruları kabul edilenlerin şu an için Almanya’dan bu ülkeye iade edilemeyeceklerine hükmetti. Ancak karardaki “şu an” ibaresi önemli.

“İLTİCA BAŞVURUSU REDDEDİLEMEZ”

Mahkeme salı günü aldığı kararda, Yunanistan’da mültecilerin içinde olduğu ağır yaşam koşullarına dikkat çekti. Almanya’da bulunan sığınmacıların Yunanistan’a sınır dışı edilmeleri durumunda, burada “ciddi şekilde insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele tehdidi ile karşı karşıya kalacakları” gerekçesiyle Almanya’ya iltica başvurusunda bulunmalarının reddedilemeyeceğine karar verildi.

Dikkat çeken karar, Yunanistan’da uluslararası koruma hakkı elde eden Eritre ve Suriyeli iki davacının başvurusu üzerine alındı. Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi, daha önce Yunanistan’da bulunan ve bir süre sonra Almanya’ya iltica eden iki davacının sığınma başvurusunda bulunma talebini reddederek, Yunanistan’a sınır dışı edilmelerine karar vermişti.

Karar yapılan itiraz Arnsberg ve Düsseldorf’taki idare mahkemelerinde de görüşüldü ve her iki mahkeme de Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin sınır dışı etme kararını onayladı. Dava bunun üzerine Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Yüksek İdare Mahkemesi’ne taşınmıştı.

YUNANİSTAN’DAKİ HAYAT ŞARTLARINA VURGU

Mahkeme aldığı kararda hem Yunanistan’daki fiziksel hayat şartlarına ve maddi sıkıntılara vurgu yaptı. Mültecilerin Yunanistan’a sınır dışı edilmeleri durumunda çalışma imkanlarının olmayacağı bu sebeple de aşırı maddi sıkıntılar yaşayacağı belirtildi. Ayrıca sığınmacılar için Yunanistan’daki kabul merkezlerinde veya evsizler için barınaklarda konaklama imkanlarının da olmayacağı kararda vurgulandı. Söz konusu karar temyiz edilemeyecek.

Kararda “şu an” ibaresi dikkat çekti. Çünkü Yunanistan’da mülteciler için fiziksel şartların ve iş imkanlarının kötü olması geçici bir durum olarak değerlendirildi.

DUBLİN SÖZLEŞMESİ NEDİR?

Mültecilerin Almanya’dan Yunanistan’a sınır dışı edilmeleri Dublin Prosedürü ya da Dublin Sözleşmesi olarak isimlendirilen kurallar çerçevesinde yapılıyor. Avrupa Birliği ülkeleri tarafından uygulanan Dublin Tüzüğü ((EU) 604/2013 sayılı Tüzük), bir sığınma başvurusunun incelenmesinden hangi devletin sorumlu olduğunu belirlemektedir. Normal şartlarda Avrupa Birliği içerisinde, sığınma başvurunu incelemesi için sadece bir ülke sorumludur. Yönetmeliğin belirlediği kriterlere dayanarak, başvurunun incelenmesinden bir başka devlet sorumlu ise, yönetmelik kişinin bu devlete transfer (sınır dışı) edilmesini öngörmektedir.

GİRİŞ YAPILAN İLK ÜLKE İLTİCA ADRESİ OLUYOR

Eğer Almanya’ya mülteci olarak giriş yapmadan önce bir Avrupa Birliği ülkesinde parmak izi ve kişisel veriler verildiyse veya sığınma başvurusu yapıldıysa, o zaman bu veriler Avrupa Birliği’nin ortak veri tabanına kayıt ediliyor. Almanya’ya yapılan iltica başvurularında ilk olarak, bu veri tabanı incelenip mültecilerin başka bir ülkeden gelip gelmediğine bakılıyor. Eğer herhangi bir kayıt yok ise, o zaman sığınma müracaatınız Almanya tarafında işleme alınıyor.

Buna karşın, veri tabanında kaydınız bulunuyorsa o zaman Almanya mülteciyi kaydının olduğu ülkeye geri göndermek için işlem başlatıyor. Bu kapsamda Almanya Federal dairesi yetkili Avrupa Birliği ülkesine başvuruda bulunur. Eğer yetkili olan Avrupa Birliği ülkesi mültecinin kendi ülkesinden geçiş yaptığını onaylıyorsa, Almanya’da yapılan iltica müracaatı geçersiz sayılıyor. Ancak yetkili olan Avrupa Birliği ülkesi kabul etmezse, iltica müracaatı Almanya’da işleme alınıyor.

Verilen karara karşı idare mahkemesinde itiraz etme hakkı var. Davanın kazanılması durumunda iltica müracaatı Almanya’da incelenir. Dava başarısız sonuçlanır ise, mülteci 6 ay içerisinde yetkili ülkeye geri gönderilir.

Okumaya devam et

Popular