Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Cezaevinde bir kanserli daha: Yasin Akaslan 9 aydır hapiste

7 yıldır lösemi tedavisi gören muhasebeci Yasin Akaslan, hastalığına rağmen 11 Mart 2020’de tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine konuldu. Hapse girdikten sonra kullandığı ilaçları bir süre alamayan Akaslan’a daha sonra farklı ilaçlar verildiği ve vücudunda morluklar oluştuğu ortaya çıktı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Yasin Akaslan’ın sağlık durumu, bir yıldır aynı cezaevinde tutuklu olan kızkardeşi Kevser Sinan’ın mektubuyla ortaya çıktı. Abisiyle yaptığı iç görüşü, 1,5 ay önce küçük kardeşi Ramazan Akaslan’a anlatan Kevser Sinan “Kullandığı ilaçları bir süre alamamış, sonra farklı ilaç verilmiş. Biraz sıkıntı yaşamış, vücudunda morluklar oluşmuş. Abimin hastalığının en büyük sebeplerinden biri üzüntü, stres. İçeride kendine iyi bakması lazım” dedi.

“BURADA HASTA OLUNCA İYİLEŞMEK ÇOK ZOR”

Yasin Akaslan’ın kışlık ihtiyaçlarının acilen gönderilmesi gerektiğini belirten Kevser Sinan, “Burada hasta olunca iyileşmek çok zor oluyor. Kimse doktora gitmek istemiyor. Hastaneye gidince 40 güne kadar uzayan karantinada hücreye kapatıyorlar. Çok zor oluyor bu durum. O yüzden sağlığa çok dikkat etmek gerekiyor. Rabbim muhafaza etsin tüm herkesi” ifadelerini kullandı.

DAHA ÖNCE 6 AY HAPİS YATTI

Kapatılan kitap ve kırtasiye mağazası NT’lerde müdür olarak görev yapan Yasin Akaslan (41) en son Kırıkkale’de bir kolejde muhasebeci olarak çalışıyordu. 2013 yılında evlilik için sağlık raporu almaya gittiğinde kan değerleri yüksek çıkınca lösemi olduğunu öğrenen Akaslan, 15 Temmuz’un hemen ardından da tutuklanmıştı. O dönemde 6 ay hapis yattıktan sonra tahliye edilen Akaslan, ikinci kez  geçen mart ayında cezaevine gönderildi.

EŞİ DE TUTUKLU

Kapatılan dershanelerde muhasebecilik yapan eşi Meliha Akaslan (38) da uzun süredir Kırıkkale Keskin Cezaevinde tutuklu. Hapse girmeden önce tüp bebek tedavi gören Akaslan çifti 4’er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Eşinden önce tutuklanan Meliha Akaslan’ın Mayıs 2021’de denetimli serbestlikle bırakılması bekleniyor.

CEZAEVLERİNDEKİ BİLİNEN KANSER HASTALARI

Cezaevinde kanser olan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Dört yıldır Kırşehir Cezaevinde bulunan KHK’lı memur Ali Osman Ünal’a da 19 Kasım 2020’de pankreas kanseri teşhisi konuldu. Cemaat soruşturmaları kapsamında hapiste bulunan Ünal, hastaneye götürüldüğü için şu anda tek başına karantina hücresinde kalıyor. Yaklaşık 4 yıldır Silivri Cezaevinde olan adli tutuklu Rıdvan Yıldız (34) da iki yıldır hapiste lösemiyle mücadele ediliyor. 4,5 yıldır Kandıra Cezaevinde tutuklu Ahmet Polat Önel’in ise cezaevine girdiğinden beri cilt kanseri olduğu biliniyor. Son 6 ay içinde cezaevinde kansere yakalanan 3 kişi hayatını kaybetti. Gazeteci Mevlüt Öztaş haziranda, yönetmen Fatih Terzioğlu temmuzda ve KHK’lı komiser Ümit Gökhasan ise dün gece hayata veda etti.

Cezaevinde kanser olan KHK’lı Ümit Gökhasan hayatını kaybetti

BOLD ÖZEL

Yüksel Direnişçileri şarkı notalarında

Sanatçı Suvari Öztürk, stüdyoya bu sefer Yüksel Direnişçileri için girdi. ‘Yüksel Caddesi’ isimli yeni parçasını seslendiren Suvari’ye, Ercan Aydın, Defne Halman, Orhan Aydın ve Ahmet Bozkuş eşlik etti.

BOLD ÖZEL – ‘Yüksel Direnişçileri‘ olarak bilinen KHK mağdurları Acun Karadağ, Alev Şahin, Nazan Bozkurt ve Mehmet Dersulu ‘Yüksel Caddesi’ şarkısına ilham kaynağı oldu. Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini, notalara döken Suvari Öztürk yeni eserini ‘Yüksel Direnişçileri’ne ithaf etti.

TANINMIŞ İSİMLER DESTEK VERDİ

Sanatçı Suvari ‘Yüksel Caddesi’ isimli eserini, Ercan Aydın, Defne Halman Orhan Aydın ve Ahmet Bozkuş ile birlikte seslendirdi. Ses teknisyeni ve sanatçı Salih Ilısu teknik destek verdi. Suvari, “Gönlü güzel insanlarla bu işi yaptık… Burada küçük çalışma odamdan yükseltmeye çalıştığım bir sesin yankısının Amerika’da bir köşeden gelmesi, Türkiye’den bir iki köşeden, Almanya’dan bir yankısının gelmesi çok büyük bir mutluluk, bir şeref benim için. Ben bu şarkıyı Acun Karadağ şahsında Yüksel Direnişçileri’ne ithafen yaptım ama bu o insanların güzelliği” dedi.

KHK’LI ACUN KARADAĞ İLHAM OLDU

KHK’lı öğretmen Acun Karadağ’ın gözaltına alınması sanatçı ve müzisyen Suvari Öztürk’ü derinden üzdü.  “Adil Yargılanma” talebi ile başlattığı ölüm orucunun 297. gününde hayatını kaybeden Mustafa Koçak anısına, Acun Karadağ ile yaptıkları düete de değinen Suvari, “Ben gözaltı kararını öğrendiğim anda kalbime batan oku, o anki iç çekişimi ifade edemem. Ender iç çekişlerimden biridir o. İçime bir sızı düştü. Sanki annem, sanki ablam, kardeşim zarar görmüş gibi onu almışlar gibi… Ve ben o acıyı bugüne kadar hep hissettim içimde. Uykularımı kaçırdığı oldu. Bu şarkının sancısını 6 ay boyunca hep hissettim. Hep taşıdım. Zihnimde, kalbimde onun yorgunluğunu, acısını hep taşıdım. Dolayısıyla 6 aydır içimde mayalanmaya bıraktığım bir eser bu” ifadelerine yer verdi.

Sanatçı Suvari, şarkıyı yapma sebebini “Ben bugün Yüksel Direnişi’ne baktığımda orayı aydınlığın, özgürlüğün, doğruluğun, insanlığın, insanlık onurunun ve direnişin bir yeri olarak görüyorum. Acun Karadağ şahsında diğer arkadaşları da bu bahsettiğim değerlerin vücut bulmuş birer hali olarak değerlendiriyorum. Ben bu şarkıyı yaparken bu duygu ve düşüncelerle yaptım. O insanların meşru direnişine bir imza atabilme, bir ses, bir nefes olabilme adına böyle bir şarkı yaptım.“ sözleriyle anlattı.

“ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞLERİN RESMİNİ ÇİZDİM”

Duygularını samimi bir şekilde sözlere dökmeyi sevdiğini ifade eden Suvari Öztürk,“ İnsanlığı, insanlık onurunu hayatında en önemli değer olarak gören, emeği, üretimi en güzel değer olarak gören insanların kesinlikle zulme, haksızlığa, adaletsizliğe maruz kalmamaları gerektiği inancındayım ben. Dolayısıyla bunu bu şarkımda bir kez daha ifade etmek istedim. Bugün zulüm gören, bugün baskı altında yaşayan, bugün ötekileştirilen insanların farkında olmadan ben ruhlarının bir resmini çizdim.” dedi.

“TÜRKİYE’DEKİ BU ACI TEK BİR MAHALLEYİ SARAN ACI DEĞİL“

‘Görmez oldu‘, ‘Feridun‘, ‘Enkaz‘ ’13 Gece’ ve daha birçok parçayı yazan ve seslendiren Suvari Öztürk Türkiye’de yaşananların kendisini derinden yaraladığını ifade etti. Birçok parçasının ya çocuklara, ya işkence görmüş insanlara ya da bölünmüşlüğe işaret ettiğini söyledi. Suvari, “ Masum insanların hiç yoktan gözaltına alınmaları, işkence görmeleri, tutuklanmaları, öldürülmeleri, kaybedilmeleri, kaçırılmaları… Bu kabul edilebilecek bir durum değil. İnsanlığa ve insanlık onuruna çok ters, hiçbir şekilde vicdanla, akılla, mantıkla örtüşmeyecek olaylar bunlar. Ben müziğimle birkaç yıldır buna tepkimi çok net bir şekilde koymaya çalışan birisiyim“ dedi.

Kendi imkanları ile müzik çalışmalarına devam ettiğini ifade eden Suvari Öztürk, süreç geçtiğinde vicdanında rahatlığı hissetmek, mağdurların, mazlumların yüzlerine bakabilmek istediğini belirtti. Sanatçı sözlerine şöyle devam etti: “Anneler ağlıyor bugün. Annelerin çocukları boğularak ölüyor. İşkenceyle ölüyor. Kayboluyor da ölüyor. Cumartesi annelerini düşünün mesela. Bugün bebekleriyle beraber 1000’e yakın hapis yatan gencecik anneleri düşünün. Tamamı bunun aşağılık bir insanlık dramıdır. Bir değil ki olay en acısını seçelim. Her yerde bir acı var. Ve bu acı tek bir mahalleyi de saran bir acı değil.“

Yüksel Direnişçileri‘nin en son çıktıkları mahkemede Acun Karadağ tahliye edilirken, 3 kişinin tutukluluğuna devam kararı verildi. Yeni eserini duruşma günü kendi Youtube kanalında yayına veren Suvari, “Acun Hoca tahliye oldu ama içimizdeki sevinç buruk. “ diyerek tahliye edilmeyen isimler için üzüldüğünü söyledi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Ağır hasta olmama rağmen 4 aydır hücredeyim”

Acil tedavi edilmesi gerektiği doktorlar tarafından belirtildiği halde 4,5 aydır tedavisi yapılmayan tutuklu Hepatit B hastası Miktad Doğan, TBMM Adalet Komisyonundan yardım talep etti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Bir hasta tutuklunun daha canı tehlikede. Yanlış teşhis, yanlış tedavi ve sağlık hizmetlerine çok geç ulaştığı için hastalığı ilerleyen tarih öğretmeni Miktad Doğan, TBMM Adalet Komisyonu’na iletilmek üzere 25 Ocak Pazartesi günü avukatına bir mektup teslim etti. Mektubunda maruz kaldığı hak ihlallerini, durumunun ciddiyetini ve aciliyetini anlatan Doğan, dün hastaneye götürüldü. Şu anda Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde yatan Miktad Doğan’a doktorun 4 ay önce istediği biyopsi yapılacak.

“HASTALIĞIM BULAŞICI VE HER GÜN İLERLİYOR”

Mektubunda hastalığının ilk teşhisinden bu yana 4,5 ay geçmesine rağmen ve acil tedaviye başlanması gerektiği halde hala bir sonuca varılmadığını yazan Doğan, “Hastalığım bulaşıcı ve her geçen gün ilerliyor. Önlem alınmazsa karaciğer sirozu ve karaciğer yetmezliği vuku bulacak. Bununla beraber kaldığım karantina koşullarında daha başka enfeksiyonlar kapmam muhtemel.” dedi.

Her hastaneye gittiğinde dönüşte tek kişilik hücrede, insan sağlığı ve onuru için uygun olmayan koşullarda yaşamaya mecbur kaldığını belirten Doğan, “Kısıtlı imkanlar içinde, her türlü hijyenden yoksun bir ortamda Kovid tedbiri nedeniyle karantinada kalmak zorundayım. 17 aydır tutukluyum. Ağır hasta olmama rağmen bunun 4 ayını hücrede bu koşullarda (ağırlaştırılmış müebbetin bile kalmadığı yerde) geçirdim, geçiriyorum. Tutukluluk bir tedbir kararı olmasına rağmen şahsıma yargılama sürecinde bir ceza olarak uygulanıyor.” diye yazdı.

DOKTOR ACİL SEVK YAPTI, CEZAEVİ 1,5 AY SONRA HASTANEYE GÖTÜRDÜ

17 aydır Kırklareli E Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan tarih öğretmeni Miktad Doğan’a Eylül 2020’de vertigo teşhisi konularak bir ay boyunca ilaç tedavisi uygulandı. Sağlık durumu daha da kötüleşince 21 Eylül 2020’de Kırklareli Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Doğan’a bu kez kronikleşmiş Hepatit B teşhisi konuldu. Yapılan kan tahlilleri ve çekilen ultrason sonucunda karaciğer enzim değerinin aşırı yükseldiği, karaciğerinin büyüdüğü ve aşırı yağlandığı görüldü. Hastanenin enfeksiyon birimi tarafından acil olarak Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen Doğan, durumu acil olmasına rağmen ancak 1,5 ay sonra 4 Kasım 2020’de hastaneye götürüldü.

Burada yapılan tahliller sonucunda da karaciğer enzim değerlerinin normalden 25 kat daha fazla çıktığını söyleyen Doğan, “Biyopsi yapılması gerektiği söylendi. Hastaneye 4. gelişimde MR çekildi. Bu şekilde beş defa T.Ü.T.F. hastanesine gidip geldim. Mahkeme süreci için 16 Aralık 2020’de sevk edildiğim adli tıp kurumu ‘gerekli poliklinik kontrolleri sağlandığı sürece cezaevinde kalabilir’ raporu verdi.” ifadelerini kullandı.

TRAFİK KAZASI GEÇİRMİŞTİ

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan tahlil sonuçlarını defalarca talep etmesine rağmen kendisine verilmediğini ve bu nedenle mektubuna ekleyemediğini vurgulayan Miktad Doğan, TBMM Adalet Komisyonu’ndan taleplerini şöyle sıraladı: “Tedavimin uygun koşullarda yapabilmem için yargılama süresince tutukluluğumun kaldırılarak adli kontrol şartı ile kelepçe veya ev hapsine çevrilmesini, Meclis Adalet Komisyonu Başkanlığı tarafından da bu konuda gerekli yazıların ilgili kurumlara yazılmasını ve mağduriyetimin giderilmesini istiyorum.”

Bir süre sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan 30 yaşındaki Miktad Doğan 2017’de geçirdiği trafik kazasında birçok kaburgası ve omuz küreği kırıldığı için mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Tanık ifadelerine dayanılarak ve Bylock kullandığı gerekçesiyle 3 Eylül 2019’da tutuklanan Doğan, 4 aydır SEGBİS ile katıldığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden her duruşmada heyete anlatmaya durumunu çalıştı ancak dikkate alınmadı.

“MÜVEKKİLİM ÖLÜME TERK EDİLDİ”

Yanlış teşhis, yanlış tedavi ve kaybedilen zamanın müvekkilinin yaşam hakkını tehlikeye attığını söyleyen Miktad Doğan’ın avukatı Münevver Öz, cezaevi doktoru ve görevli memurlar hakkında 3 ay önce suç duyurusunda bulundu. Öz dilekçesinde, tuvaleti tıkalı, suyu akmayan, sıcak su verilmeyen, yeterli beslenme koşullarının sağlanmadığı bir hücrede müvekkilinin ölüme terk edildiğine, memurların görevlerini kötüye kullandığına, sistematik bir şekilde müvekkiline kötü davranıldığına dikkat çekti. Kişilerin cezalandırılması için kamu davasının açılmasını talep eden Öz’ün başvurusuyla ilgili henüz bir sonuç çıkmadı.

MİKTAD DOĞAN’IN TBMM ADALET KOMİSYONU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUP

Miktad Doğan’ın mektubunun ikinci sayfasında yer alan tarih ve imza kısmı cezaevi yönetimi tarafından kesilerek avukata teslim edildi. “İmzalı bir şekilde veremeyecekleri” söylendi.

SUÇ DUYURUSU

MİKTAD DOĞAN’IN 9 ARALIK 2020’DE AVUKATINA GÖNDERDİĞİ FAKS

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

ABD’den Saray’a uzanan bir yolsuzluk ve kara para hikayesi

Bold Medya, Reza Zarrab olayına benzerliğiyle dikkat çeken, Saray’a yakın iş insanı SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesini işledi.

BOLD – Bold Medya, ana akım medya ve havuz medyasında Saray ve Erdoğan ile ilişkileri örtülerek verilen, SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesini ele aldı.

Geçen aralık ayında terörün finansmanının önünü kesmek amaçlı hazırlanan yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından 4 ilde eş zamanlı ‘kara para’ operasyonu düzenlendi. ABD’yi 132 milyon dolar dolandırdığı iddia edilen Sezgin Baran Korkmaz dahil 19 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Adreslerinde bulunan 10 kişi gözaltın alınırken Korkmaz’ın kısa bir süre önce yurtdışına çıktığı ortaya çıktı.

17/25 HAFTASINDA OPERASYON

Polise 17/25 Aralık Yolsuzluk Haftasında, Saray’a yakın bir iş adamına yolsuzluk operasyonu yaptırılması meydana okuma olarak nitelendirildi.

İlk kez geçen Ekim ayında malvarlığına tedbir konan Korkmaz’ın kaçması için ise karanlık eller devreye girdiği ileri sürülüyor. Kaçış öncesi ilk olarak Korkmaz’ın malvarlığına konan tedbir kararı kaldırıldı. Kararda imzası bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Hasan Yılmaz da kısa bir süre sonra Adalet Bakanı Yardımcılığına getirildi.

İşte Saray’ın başını ağrıtacak ikinci Reza Zarrab olayı olarak da anılan Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesi:

90’lardan bugüne sadece arabanın markası ve rengi değişti

Okumaya devam et

Popular