Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevinde kanser olan KHK’lı Ümit Gökhasan hayatını kaybetti

Kanserli bir hasta olarak 7 ay cezaevi koşullarında yaşamaya mecbur bırakılan KHK’lı komiser Ümit Gökhasan dün gece yarısı hayatını kaybetti.

BOLD – Cezaevinde mide kanserine yakalanan ve 3. evreye gelene kadar tahliye edilmeyen KHK’lı komiser Ümit Gökhasan (46) hayata veda etti.  Göksahasan’ın ölüm haberini Twitter’dan duyuran Şükran Gökhasan, “Güzel dostlar nefesimi, oksijenimi her şeyimi kaybettim. Eşim Ümit Gökhasan veda etti. Allahım eşime merhamet eyle. Ben şahidim. Eşim tertemiz bir ömür yaşadı. Onu merhametinle karşıla. Cenneti alada Efendimize en yakın komşu eyle.” dedi.

“EŞİM ÇOK ÇEKTİ”

Bold Medya’ya konuşan Şükran Gökhasan, “Dün gece 12’ye kadar bilinci açıktı. Sonra saat 01.00’e doğru kapandı ve hemen gitti zaten. Çok çekti eşim.” ifadelerini kullandı.

GERGERLİOĞLU: “AFYON CEZAEVİNDE BÜYÜK İHMALLER VARDI”

Ümit Gökhasan’ın durumunu yakından takip eden HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Afyon Cezaevindeki hak ihlallerini hatırlatarak “Büyük ihmaller ve gecikmeler vardı KHK’lı eski polis Ümit Gökhasan vefat etti. Çektiği her acıya şahidim!”

TEŞHİS AŞAMASINDA ÇOK GEÇ KALINDI

Cemaat soruşturmaları kapsamında 8 Mart 2017’de tutuklanan Ümit Gökhasan’ın şikayetleri Ağustos 2019’da başladı. Ancak süreçler uzadığı için hastaneye geç götürüldü. Ocak 2020’de mide kanseri teşhis konuldu. 13 Şubat 2020’de Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesinde midesinin tamamı ve yemek borusunun yarısı alındı.

“AMELİYATTAN 14 GÜN SONRA CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ”

Ameliyattan 14 gün sonra tekrar Afyon Cezaevine gönderilen Gökhasan’ın kemoterapi tedavisi, Türkiye’de Mart 2020’de başlayan ve cezaevlerini de etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle aksadı. Kemoterapi geç kaldığı için tümör başka organlarına da sıçradı. Hastalık 3. evreye kadar geldi. Şükran Gökhasan o süreçte yetkililere sesini duyurmak için çok çabaladı, “Sesimizi duyan kimse yok mu” diye adeta haykırdı.

CEZAEVİNDE KALABİLİR RAPORU VERİLDİ

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu Ümit Gökhasan’a 18 Haziran 2020’de “Hasta hayatını yalnız idame ettirebilir, infazın tehirine gerek yoktur” diye rapor verdi. Hastane raporunu dikkate alıp kanserli hastası tahliye etmeyen Afyon Savcılığı’nın kararına Gökhasan’ın ailesi itiraz etti. Bu kez Ümit Gökhasan’a yüzde 80 engelli raporu verildi. Durumu tekrar değerlendirildi ve 7 Ağustos 2020’de tahliye edildi.

Ancak çok geç kalınmıştı. Bir süre evinde kemoterapi alan Ümit Gökhasan bir ay önce durumu ağırlaşınca Afyon Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Durumu geçen hafta ağırlaştı. Tümör kemiklere, ciğerlere ve safra kesesine sıçradı. Bir hafta önce önce safra kesesine stent takılmak üzere ameliyat edildi. Ameliyattan sonra 10 gün yaşayan Ümit Gökhasan dün gece yarısı hayata veda etti.

“SİCİLİN NEDEN BU KADAR TEMİZ”

En son Bitlis’te komiser olarak görev yapan Gökhasan, Kasım 2016’da ihraç edildi. Bank Asya hesabı ve Bylock kullandığı gerekçesiyle 6 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırılan Ümit Gökhasan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyordu. Ümit Gökhasan’a yargılanma ve ifade verme sürecinde “Senin sicilin neden bu kadar temiz?” diye sorulmuştu.

Ümit Gökhasan’ın cenazesi bugün öğle vaktinde Afyonkarahisar Yeşilyayla (Sazak) köyünden kaldırılacak.

Şükran Gökhasan, eşinin son durumunu iki gün önce bu fotoğrafı paylaşarak anlatmıştı: “Eşimin son hali budur Allahım ne olur yardım et, şifa ver, bütün hastalara güç kuvvet ver Yarabbim, dayanma gücü ver, kolaylaştır, zorlaştırma, senin gücün her şeye yeter, şifalar ver, bizleri de sevindir, mutlu huzurlu olmaya çok ihtiyacımız var, herkese şifalar istiyorum. amin.”

Ümit Gökhasan 11 Kasım 2020’de ameliyattan çıktıktan sonra.

 

Cezaevinde kanser olan KHK’lı komiserin durumu ağırlaştı

Midesi ve yemek borusu alınan kanser hastasına cezaevinde kalabilir raporu verildi

Tutuklu kanser hastası Ümit Gökhasan’ın eşi: Geceleri kusmaya başladı, sesimizi duyan yok mu?

Kanser hastası tutuklu Ümit Gökhasan’ın eşinden videolu çağrı

“Eşim ölümcül hastalıkla mücadele ediyor, kurul toplanıp rapor vermiyor”

Bir ay önce midesi alınan kanserli hasta cezaevine geri gönderildi

Tutuklu kanser hastası Ümit Gökhasan tahliye edildi

Gündem

Ankesörlü arama bahanesiyle TSK lağvediliyor

Gazeteci Adem Yavuz Arslan, Cemaat soruşturmalarında TSK mensuplarının yargılanmasına dayanak yapılan ‘ankesörlü arama’ gerekçesiyle ordunun tasviye edildiğini söyledi. Arslan, ankesörlü listelerinden AKP’ye yakın isimlerinse silindiğini anlattı.

BOLD – Cemaat soruşturmalarında ‘Ankesörlü Arama’ gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) binlerce mensubu açığa alındı, ihraç edildi, gözaltına alınıp tutuklandı.

Gazeteci Adem Yavuz Arslan, ‘ankesörlü arama’ iddiasını araştırdı. Arslan son videosunda İddia neye dayanıyor? İddianamelerde neler var ve ne kadar hukuki? sorularına yanıt veriyor.

Arslan, ankesörlü telefon listelerinden iktidara yakın olanların ayıklandığını, bazı sanıklarında kışladan arandığı sabit olduğu halde nasıl tutuklandığı anlattı.

Aşılanmak isteyen vatandaş turist peşinde: Aşılayın dedik aşağılayın demedik!

Okumaya devam et

Gündem

İtikaftaki Alparslan Kuytul’a şok suçlama: Cami işgali talimatını siz mi verdiniz?

Adana’da gözaltına alınan Furkan Vakfı eski başkanı Alparslan Kuytul’a polisin “Cami işgali talimatını siz mi verdiniz? Halk sağlığını neden tehlikeye düşürdünüz” sorularını yöneltti. Kuytul ise sorulara, “Camiler Allah’ın evidir, işgal edilemez. Talimatı veren bizzat Peygamber Efendimizdir. Halk sağlığını tehlikeye düşüren Cumhurbaşkanı ve siyasilerin yaptığı kongrelerdir” cevabı verdi.

BOLD – Adana’da 3 Mayıs gecesi yanındaki bir grup Furkan Vakfı mensubu ile sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ederek 22 camide itikaf ibadeti için toplanmaya çalıştığı suçlamasıyla gözaltına alınan Furkan Vakfı eski başkanı Alparslan Kuytul’un gözaltı süresi uzatıldı.

Gaziantep’te camide itikafa giren Furkan Vakfı mensupları camide biber gazı sıkılarak gözaltına alınmıştı. Camiye postallarla girilmesi ve yapılan müdahale sonrası Gaziantep Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek emekliye ayrılmak zorunda kaldı.

Furkan Haber sitesi, Adana’da gözaltında bulunan Kuytul’un emniyette verdiği ifadeyi yayınladı. Polisin, Kuytul’a “Neden itikafa evinizden uzak farklı bir semtte girdiniz, ilimizde tam kapanma tedbirleri uygulanmasına rağmen ‘İtikaf’ adı altında ‘Cami işgalini’ siz mi planladınız?” sorularını yönelttiği kaydedildi.

Kuytul ise bu soruya şöyle cevap verdi: , “İşgal eden şerefsizdir. İşgal yapmadığımız halde bize; ‘İşgal yapmışsınız’ diyen de şerefsizdir! Camiler Allah’ın evidir, işgal edilemez! İtikaf ibadeti ne zamandan beri işgal kabul ediliyor? Eğer işgalse, Diyanet İşleri Başkanı neden; ‘Camilerde itikaf yapabilirsiniz’ diye açıklama yaptı? Bizim arkadaşlarımız müftülüğe gitti, ‘itikaf yasak’ diye bir şey denmedi. ‘İtikaf yapılacak’ dendi, sonrasında da yapılmayacağı ile ilgili bir açıklama gelmedi. İtikaf konusunda hutbeler verilir, insanlar teşvik edilir, hükümetin kanallarında da bununla ilgili programlar yapılmıştır.”

Kuytul’a yöneltilen bazı sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: Tam kapanma kararlarını, ‘İktidarın diktatörlüğü ve ibadetlerin engellenmesi’ olarak değerlendirip dini duyguları istismar çabası içinde olduğunuz görülmektedir, bu durumu açıklar mısınız?

Kuytul: Ben Gaziantep’te camide itikaftaki insanlara yapılanları zulüm olarak gördüğümü söyledim, bununla ilgili birçok gazetecinin, siyasinin de benim gibi beyanatı var, hatta Antep Emniyet Müdürü görevden alındı. Tam kapanma diye bir şey söz konusu değil, çalışma hayatının yüzde 70’i aktif, böyle bir genelge söz konusu değildir, ayrıca camilere gitmek serbest. Ben ‘İbadetlerin yasaklanmaya çalışıldığı’ şeklinde bir algı oluşturmaya çalışmadım, tam aksine camiler açık ve itikaf serbest olduğu halde neden yasaklanıyor, bununla ilgili konuştum. ‘Dini duyguları istismar çabası’ diye sorularak bana hakaret ediliyor, ben ömrümü İslam hizmetine adadım. Bazı güçler kendilerine muhalif olanları ‘Dini istismar ediyorsunuz’ diyerek susturmaya çalışıyor.

Soru: İtikaf ibadeti, adı altında gerçekleştirilen ‘Cami işgali’ eylemlerinin talimatını siz mi verdiniz?

Kuytul: Talimatı veren bizzat Peygamber Efendimizdir. Diyanet de bunun sünnet olduğunu kabul eder ve her sene camileri buna hazırlar, dolayısıyla benim talimatıma gerek yok, herkesin bildiği bir konudur. İtikafa giren herkes kocaman insan, kimse benim memurum değil, benden maaş alıyor değiller, yapmadıklarında benden ceza alıyor da değiller. Onlar emri bizzat Allah’tan, Peygamberinden alıyorlar, ben dinde olmayan bir şey mi söylüyorum ki, itikaf talimatını benden almış olsunlar?

EMNİYETİN YAPTIĞI İTAATSİZLİKTİR

Soru: İtikaf ibadeti, adı altında kitleleri ‘Sivil itaatsizliğe’ yönlendirmekteki amacınız nedir?

Kuytul: Ben insanları itikafa teşvik ettim, bunun sivil itaatsizlikle zerre kadar alakası yoktur. Camiler açık ve itikaf serbest olduğuna göre, itikafa engel olmak emirlere itaatsizliktir! Yani benim değil, emniyetin yaptığı sivil itaatsizliktir. Sivil itaatsizlik yapmak isteyen insanlar meydanlarda yapar ve bunun bir sivil itaatsizlik olduğunu belirtir. İtikaf camide, dört duvarın arasına kapanarak yapılır, bunun sivil itaatsizlikle alakası ne? Kanunda ‘Sivil itaatsizlik’ diye bir kavram yoktur, kanunsuz da suç olmayacağına göre, böyle bir ithamda bulunulamaz!

CAMİ BASKINLARIYLA HÜKUMET ZOR DURUMA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR

Soru: Mevcut hükümetin ‘Ramazan ayının sönük geçmesine vesile olduğu’ suçlamasında bulunarak halkı, kin ve düşmanlığa sevk etmenizdeki amaç nedir?

Kuytul: Ben hükümeti değil, din düşmanı derin komiteyi suçladım, hükümetin onların yaptıklarına karşı durması gerekirdi, durmadı, benim eleştirim bunadır. Halkla hükümeti karşı karşıya getirmek gibi bir derdim yok, aksine cami baskınlarıyla hükümet zor duruma düşürülmüştür, ben bunlardan Cumhurbaşkanının da rahatsız olduğu kanaatindeyim, o yüzden Antep Emniyet Müdürünü görevden almıştır. Benim yaptığım konuşmalarla değil, emniyetin yaptığı yanlış davranışlarla insanlar bu hükümetten nefret eder, ben bu konuşmamla hükümeti ikaz ettim.

NEDEN İTİKAFA EVİNİZDEN UZAK BİR SEMTTE GİRDİNİZ?

Soru: Neden itikafa evinizden uzak farklı bir semtte girdiniz, ilimizde tam kapanma tedbirleri uygulanmasına rağmen ‘İtikaf’ adı altında ‘Cami işgalini’ siz mi planladınız?

Kuytul: Evimin oradaki cami itikafa uygun değildi, ben Furkan Nesli Dergisi’nin başyazarıyım, benim için sokağa çıkma yasağı yok, dergi yazarları ve çalışanları yasaktan muaftır. Ben de, arkadaşlarımın bulunduğu camide itikafa girmek istediğim için oraya gittim. Talimat vermediğimi daha önce de söyledim, talimatı 1400 sene önce efendimiz vermiştir, benim vermeme gerek yok. İtikaf yasaklı bir eylem değil, sünnet olan bir ibadettir.

CAMİ İMAMLARININ İKAZINI NEDEN YOK SAYDINIZ?

Soru: Cami imamlarının, ‘Tam kapanma’ nedeniyle ‘Camilerde itikafın yasak’ olduğunu belirtmesine rağmen, ikazları yok sayıp ‘Camileri işgale’ devam ederek ‘Sivil itaatsizliği’ sürdürmüşsünüz, bu eylemi niçin gerçekleştirdiniz?

Kuytul: Cami görevlileri böyle bir şey söylemedi, müftülüğe başvurun dedi, müftülük evrak almadı ama yasak da demedi. Biz imamların mı sözünü dinleyeceğiz, müftülerin-diyanetin açıklamasına mı bakacağız?

HALK SAĞLIĞINI TEHLİKEYE DÜŞÜREN CUMHURBAŞKANI VE KONGRELERDİR

Soru: Halk sağlığını tehlikeye düşürmenizle ilgili ifadeniz nedir?

Kuytul: Halk sağlığını tehlikeye düşüren Cumhurbaşkanı ve siyasilerin yaptığı kongrelerdir. Antalya’da müzikli programlar yapılıyor, çarşı pazarda insanlar üst üste, Adana Demirspor maçı üst üste, halk sağlığını tehlikeye düşürenler bunlardır. Benim bulunduğum cami kocaman, ben üst katta tek başımayım, itikaf insanı izole eder. Diyanet, halk sağlığını tehlikeye düşüyorsa neden itikafı yasaklamadı? Halkın sağlığını bizzat emniyet tehlikeye attı, 400 tane insanı üst üste nezaret doldurdu. Halkın sağlığını tehlikeye atmak budur.

Milli Eğitim’in ‘Hayalindeki Çin’

Okumaya devam et

Gündem

Sabah yazarı Barlas: Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor

Sıkı bir Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan destekçisi olan Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas, İçişleri Bakanlığı genelgeleriyle Türkiye’nin yönetilmesine tepki gösterdi. Barlas, “Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor.” dedi.

BOLD – ‘Artık markete pazara İçişleri Bakanlığı yön veriyor’ başlıklı yazısında Barlas, “Eski Türkiye’de pazarda ve markette nelerin satılacağını esnaf belirlerdi. İçişleri Bakanlığı, asayiş ve güvenlik gibi sorunlarla ilgilenirdi. Ama artık nerede neyin satılıp neyin satın alınacağına İçişleri Bakanlığı karar veriyor.” ifadeleri kullandı.

ESKİDEN BÖYLE DEĞİLDİ

İçişleri Bakanlığı’nın eskiden “Sadece meyve ve sebze satılacak” diye pazarcıların işine karışmadığını hatırlatan Barlas, “Hele marketlerin raflarındaki ürünlerden hangilerinin satılacağına karışmak kimsenin aklına gelmezdi. Baksanıza…” vurgusu yaptı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0