Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Cuma çıkışı korona açıklaması: Birinci sorumlu Bilim Kurulu

Tayyip Erdoğan, Yeni tedbirlerle ilgili sorumluluğun birinci derecede Bilim Kuruluna ait olduğunu vurguladı. Vatandaşlara da tedbirlere uymadıkları için sitem etti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazı sonrası korona salgınıyla ilgili açıklama yaptı. “Bu konuda vatandaşlarımızın hassasiyeti önemli. Birçok tedbir açıklamamıza rağmen vatandaşlarımızın hâlâ kapalı mekanlarda bu işlere hiç dikkat etmediklerini, kapalı mekanlarda sigara içtiklerini görüyoruz. Maske takmadıklarını görüyoruz” dedi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

  • Yeni tedbirlerle alakalı olarak bu işin birinci derecede sorumlusu Bilim Kuruludur. Bilim Kurulu her türlü hazırlığı ve çalışmayı yürütüyor.
  • Bu konuda vatandaşlarımızın hassasiyeti önemli. Birçok tedbir açıklamamıza rağmen vatandaşlarımızın hâlâ kapalı mekanlarda bu işlere hiç dikkat etmediklerini, kapalı mekanlarda sigara içtiklerini görüyoruz. Maske takmadıklarını görüyoruz.
  • Sağlık bakanlığımızın kararlı bir tutumu bütün sağlıkçılarımızın kararlı tutumlarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
  • Bu çalışmaları (aşı) yürüten firmaların başta TÜBİTAK olmak üzere verdikleri raporlar üzerinden hareket ediyoruz. Bu raporlara göre de en erken nisan ayının olabileceğini söylüyorlar.
  • Aşı ithalatında yaptığımız görüşmelerimiz var.
  • Varlık Fonunun resmen başkanı benim. Bizim daha önce belli periyodlarla aldığımız kararları bundan sonraki süreçte de devam ettiriyoruz. Burada fevkalade bir durum yok.
  • Ancak önümüzdeki sürece yönelik bizim Varlık Fonunu küresel anlamda çok daha farklı bir noktaya oturtmak istiyoruz.
  • Katar emirinin Türkiye’ye ziyareti atılan bu adımlardan bir tanesidir. Şu anda en önemli adımlar atılan imzalar.
  • Bazı firmaların kendi hisselerini satışlarında tutunuz da farklı ülkelerdeki şirketlerin hizmetlerini almaya kadar adımalar var.
  • Benim çılgın projem dediğim, Kanal İstanbul projesiyle ilgili de yoğun talepler artıyor. Yerli ve küresel. Dikkat ederseniz şu an itibariyle yine bizim yatırımlarda herhangi bir durma söz konusu değil.

Politika

Milli Eğitim’in ‘Hayalindeki Çin’

Milli Eğitim Bakanlığının ortaokullarda düzenlediği “Hayalimdeki Çin Resim Yarışması’na, Türkiye’ye sığınan ve 5 yıldır ailesinden haber alamayan Doğu Türkistanlılar tepki gösterdi.

BOLD – Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü “Hayalimdeki Çin” adlı bir resim yarışması düzenledi. Uluslararası Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Vakfı tarafından organize edilen yarışma, 3-5 Mayıs 2021 tarihleri arasında Türkiye geneli resmi/özel ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler arasında yapıldı. Cengiz Mete imzalı resmi belgede yarışmanın ücretsiz ve gönüllülük esasına göre yapılması belirtildi.

Çin’in Sincan bölgesinden kaçıp Türkiye’ye sığınan Uygur Türkleri ve insan hakları savunucuları MEB’in düzenlediği bu yarışmaya akıl olmaz olarak değerlendirdi. İstanbul’da yaşayan ve ailesinden 5 yıldır haber alamayan Ömer Hamdullah, “Kızlarım Çin ’de Türk olduğu için alıkonuluyor artık bu duruma bir son verin yalvarıyorum. Orada Çinlileştirmeye izin vermeyin vatandaşlarınızı. yüreğimdeki acı gün geçtikçe büyüyor, sabrım tükendi.” dedi. 

“TOPLU TECAVÜZE UĞRADIM”

Sincan’daki gizli gözaltı merkezinde 9 ay kalan ve daha sonra kaçıp Amerika’ya sığınan Tursunay Ziyabudun, maskeli Çinli erkeklerin “her gece” hücrelerden kadınları çıkarıp tecavüz ettiklerini, kendisinin de işkence gördüğünü ve üç farklı zamanda iki-üç kişinin toplu tecavüzüne uğradığını söylemişti.

Üç ay önce BBC’ye konuşan Ziyavudun yaşadığı anı şöyle anlatmıştı: “Polis üniforması değil, takım elbise giyiyorlardı. Bazen gece yarısından sonra hücrelere geliyor, istedikleri kadınları seçiyor ve hiçbir gözetim kamerasının olmadığı ‘kara oda’ adı verilen odaya götürüyorlardı.”

Okumaya devam et

Politika

72 Kürt siyasetçi için şipşak inceleme: 424 yıl hapis talebi

HDP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesinde açtığı dava iade edilen Yargıtay Başsavcılığı, şimdi de başka bir davada 72 Kürt siyasetçiye verilen 424 yıl 10 ay 20 günlük hapis cezasının onanmasını istedi.

BOLD – Yargıtay Başsavcılığı, “KCK Cizre” davasının binlerce sayfadan oluşan dosyasını kısa sürede inceleyerek, 72 siyasetçiye verilen 424 yıl hapis cezasının onanmasını istedi.

İSTİNAF DA KISA SÜREDE ONAYLADI

Şırnak’ın Cizre ilçesinde 2011 yılında yapılan operasyonlar kapsamında 72 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması, 24 Haziran 2020’de Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 72 kişi hakkında toplam 424 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası verildi. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi de kararı kısa sürede onamasının ardından dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16. Ceza Dairesi, 11 Kasım 2020’de başladığı 135 klasör ve 2 binden fazla sayfadan oluşan dava dosyanın incelemesini, 29 Nisan’da tamamladı. Yargıtay savcısının hazırladığı cezaların onanması istendi.

135 KLASÖR 50 GÜNDE İNCELENDİ

MA’dan Zeynep Durgut’a konuşan dava avukatlarından Nevroz Uysal, Yargıtay savcısının hazırladığı mütalaanın hukuka ve hakkaniyete uymadığını belirterek, kararın usul açısından hatalar içerdiğine dikkat çekti. Uysal, “Bu aynı zamanda dosyaya ne kadar üstün körü, ne kadar toptancı ve ne kadar baştan salma ve ciddiyetsiz yaklaştıklarını gösteriyor. Çünkü dosyada 135 klasör var ve sadece 2 klasörden oluşan gerekçeli bir karar var. Yani yaklaşık 135 klasörlük bir dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 50 günlük kısa bir süre içerisinde incelenmiş olması akla, mantığa, hukuka, hakkaniyete, bir insanın vereceği efor ve emeğe uymuyor” dedi.

MÜTALAA SİYASİ SAİKLERLE YÜRÜTÜLÜYOR

Dava kapsamında ceza yağdırıldığını, bu durumun “KCK” adı altında yürütülen tüm davalarda benzer olduğunu hatırlatan Uysal, “Mütalaa maalesef hukuki değil, siyasi saiklerle yürüttüğünü gösteriyor. Bu bizi tedirgin ediyor. Bu aşamada müvekkillerimizin haklarının hukuki anlamda yürütebileceği bir süreç değil ve güvensizliğin zemini hazırlanıyor. Savcılığın vermiş olduğu tebliğname, bizce hukuka uygun değil. Buna karşı bizler de kendi görüşlerimizi sunacağız. Ama maalesef diğer KCK dosyalarına benzer bir hukuki garabetle karşı karşıya kalacağımıza dair bir öngörümüz var. Umarız ki bu öngörü gerçekleşmez ve hukuka uygun bir tavır sergilenir” dedi.

Kolombiya’da ordu ve polis katliam yaptı: Ölü sayısı 100’ün üzerinde

Okumaya devam et

Politika

MHP yeni anayasa taslağı ile Saray’ın elini kolunu bağlıyor

MHP, AKP’nin sıcak bakmadığı yeni anayasa taslağı konusunda ısrarlı. Taslakta seçilmiş başkan yardımcıları ile güçlendirilmiş Meclis dikkat çekiyor. Merkez Bankasının anayasal güvence altına alınmasına yönelik madde ile AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yetki göndermesi yapılıyor.

BOLD – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıkladığı MHP’nin anayasa çalışmasında bazı maddelerin içeriği dikkat çekti. Yeni anayasa çalışmasındaki bazı maddeler ile Saray’a yönelik göndermeler yapıldığı öne sürülüyor.

“BAŞKAN YARDIMCILARI DA SEÇİLSİN” TALEBİ

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre AKP’nin “sıcak bakmadığı” ancak MHP’nin ısrarla anayasada olması gerektiğini savunduğu “iki başkan yardımcısının da halk tarafından seçilmesine yönelik” maddenin özünde, yurtdışı seyahatleri gibi durumlarda devletin başının “atanmışlara değil seçilmişlere bırakılmasının” amaçlandığına işaret ediliyor. MHP’nin yeni anayasa çalışmasında “TBMM başkanının seçildikten sonra partisinden istifa etmesine” ilişkin madde ile de TBMM başkanının parlamentodaki olası uzlaşmazlıklara “tarafsız yaklaşabileceği ifade ediliyor.

MERKEZ ÜZERİNDEN ERDOĞAN’A YETKİ GÖNDERMESİ

Çalışmada yer alan “Merkez Bankasının (MB) anayasal güvence altına alınmasına” yönelik madde de en fazla konuşulan maddelerden. Bu maddenin AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, yetki göndermesi içerdiğine” dikkat çekiliyor. Erdoğan’ın, son zamanlarda, artan döviz kurları karşısında, “MB başkanlarını bir gece yarısı kararnameyle görevden aldığı”, bu maddeyle “başkanların bu şekilde görevden alınmasının önüne geçileceği” belirtiliyor.

LİYAKATLI REKTÖRLER İÇİN YÖK ÜYELERİNE SEÇME YETKİSİ

Çalışmada TBMM’ye “YÖK üyelerini seçme yetkisi” de öngörülüyor. Bu maddenin de iktidara, “üniversitelere rektör atamalarında TBMM’nin ve millet iradesinin etkin olması gerektiği” yönünde mesaj verdiği dillendiriliyor. Bu maddeyle üniversitelere “liyakat sahibi isimlerin rektör olarak atanmasının amaçlandığı” belirtiliyor. MHP’nin çalışmasında YÖK yerine “Türkiye Liyakat Kurulu” kurulması da öngörülüyor.

AKP çizgi film çekiyor vatandaşsa ya dilenmeyi ya da intiharı seçiyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0