Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Savcı hendek olaylarında öldürülen 24 sivilin faillerini değil örgüt bağlantısını araştırdı

Nusaybin’de hendek olayları sırasında ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde öldürülen 24 siville ilgili savcılığın faillerini bulmak yerine 5 yıl boyunca hayatına kaybedenlerin sosyal medya hesapları üzerinden ‘örgütle bağlarını’ araştırdığı ortaya çıktı.

BOLD – Savcılığın, 24 sivilin ölümüyle ilgili dosyaları “daimi arama kararı” ile rafa kaldırdığı, bunun yerine 5 yıl boyunca yalnızca yaşamını yitirenlerin sosyal medya hesaplarında “örgütle bağılarını” araştırdığı

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Mardin’in Nusaybin ilçesinde 1 Ekim 2015’te başlayan ve aralıklarla toplamda 8 defa ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında hasta, engelli, hastaneye kaldırılamayanlar dahil 25 sivil hayatını kaybetti. Ölenlerin 24’ü ile ilgili başlatılan soruşturmalarda bugüne kadar sonuç alınamazken, hayatını kaybedenlerin dosyaları Daimi Arama Kararı verilerek, rafa kaldırıldı.

Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğünün 24 kişinin öldürülmesiyle ilgili hazırladığı fezleke, Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığına, oradan da Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Fezlekede, öldürülenlerin faillerinin aksine öldürülenler ile ilgili araştırma yapıldığı tespit edildi. Hazırlanan fezlekede hayatını kaybedenlerin kimlik bilgilerinin ardından PKK’nin tarihçesine yer verildi. Ardından sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan olayların sıralandığı fezlekede, kolluk kuvvetlerinin açtığı tüm ateşler için “usulüne uygun olarak yapılan silahlı müdahale” tespiti yapıldı.

CENAZE TÖRENLERİ İNCELENDİ

Fezlekede, öldürülen sivillerin cenaze törenlerine yer verildi. Facebook sayfaları ile yerel internet gazeteleri üzerinden elde edildiği belirtilen cenaze törenlerine ilişkin fotoğrafların yer aldığı fezlekede, cenaze törenlerinde “Şehit Namirin” yazılı pankartların taşınması, tabutların sarı, kırmızı, yeşil flamalara sarılması ile “örgüt propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

Hayatını kaybedenlerin tamamının sosyal medya hesapları incelenerek, paylaşımlarına fezlekede yer verilirken, 15 yaşındaki Hakan Doğan ile ilgili fezlekede “örgüt mensubu” ifadesi kullanıldı. Hakan Doğan’ın Facebook profilinde yüzü tamamen kapalı bir kişinin fotoğrafının bulunduğu kaydedilen fezlekede, bir arkadaşının “Canım kardeşim seni çok özledim inan ki… Ş. Hakan Doğan” ifadelerinin yer aldığı bir paylaşımda bulunduğu ve sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğraflar ile “örgüt propagandası yaptığı” savunuldu.

HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ

İnsan hakları örgütlerinin hazırladığı raporlara göre; Nusaybin’de 1 Ekim’de ilan edilmeye başlanan 7 sokağa çıkma yasağı sırasında Ahmet Sönmez (54), Şahin Turan (25), Selamet Yeşilmen (44), Hasan Dal (45), Musur Aslan (19), Abdulkadir Yılmaz (65), Muhammet Altunkaynak (20), Nurhan Kaplan (45), Şerif Alpar (55), Sedat Güngör (22), Mehmet Emin İnan (55), Cudi Teber (23), Mahsum Akdoğan (19), Fehime Aktı (56), Hakan Doğan (15), Medeni Orak (45), Rohat Karakoç (25), Hasan Korkmaz (60), Mehmet Pitek (40), Heyhat Müjde (43), Saadet Müjde (19), Fehime Kurumaz (11), Dilşa Ak (59) ve Emire Gök (39) hayatını kaybetti. Ayrıca Emin Öz (55) 1 Ekim’de ilan edilen ve 6 gün süren yasak sırasında engelli annesini hastaneye kaldıramadığı için yaşamına son verdi.

Başsavcıvekili Zülkarneyn Kısık koronavirüsten hayatını kaybetti

Gündem

Gökhan Güneş bulundu illegal işler ortaya döküldü: Kaçırılanlar bunları mı yaşıyor?

Kaçırıldıktan 6 gün sonra gözleri bağlı sokağa bırakılan Gökhan Güneş’in yüzündeki işkence izleriyle kamuoyunun karşısına çıkması Ulusalcı-AKP kavgasının ilk emareleri olarak da yorumlandı.

BOLD – Başakşehir’deki iş yerinin önünde indiği belediye otobüsünden kimliği belirsiz kişilerce apar topar kaçırılan elektrik işçisi Gökhan Güneş, bugün ailesine kavuştu.

Gözleri bağlı bir şekilde sokağa bırakılan Güneş’i kimlerin ve ne amaçla kaçırdığı bilinmezken, Güneş’in basın toplantısında anlattıkları kaçıranların kimliği hakkında ip uçları veriyor.

TEHDİT, DAYAK, ELEKTRİKLİ İŞKENCE…

Basın toplantısında Gökhan Güneş, kendisini kaçıranların yaptıkları işkenceleri bir bir anlattı. Kaba dayak, tecavüz tehditleri ve elektrikli işkenceyi anlatan Güneş, kendisine işbirliği teklifleri dayatıldığını söyledi.

Son yıllarda özellikle Cemaat mensubu bir çok insan Gökhan Güneş gibi zorla kaçırıldı. Bu kaçırılanlardan bazılarından hala bir iz bulunamadı. Yusuf Bilge Tunç 540 gün, Hürmüz Diril 385 gün, Mehmet Bal 369 gün ve Hüseyin Galip Küçüközyiğit ise 29 gündür kayıp.

Ailelerin kaçırılmaya ilişkin ulaştıkları görüntülere rağmen, iddialarla ilgili adli işlem başlatılmıyor yada ağırdan alınıyor. Kaçırıldıktan sonra bir anda ortaya çıkan mağdurlar ise konuşmaya cesaret edemezken, Gökhan Güneş’in anlattıkları ‘Kayıplar Gökhan Güneş’in yaşadıklarını mı yaşıyor?’ yorumlarına neden oldu.

SABOTAJ İHTİMALİ

Öte yandan, bir başka iddia ise sabotaj ihtimali. Minor Üniversitesi öğretim görevlisi Turgay Karagöz, Cumhur İttifakı’ndan rahatsız olan ulusalcıların meşruiyet tartışmalarına neden olabilecek sabotajlara yeltenebileceklerine dair uyarılarda bulunuyor. Ulusalcı kanadın askeri ve hukuk darbesi yapamayacak kadar güçsüzleştiğini ileri süren Karagöz, özellikle MİT içerisindeki bazı ulusalcıların ‘adam kaçırma’ gibi örtülü illegal işleri ifşa ederek AKP’yi sıkıştırmaya çalışacaklarını vurguladı.

AKP ile yürümeyeceğini gören ulusalcılar ve Erdoğan’ı bekleyen tehlike

Okumaya devam et

Gündem

Cezaevindeki kanser hastalarına ‘düşman ceza hukuku’ uygulanıyor

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu cezaevindeki kanser hastalarına yönelik uygulamaların ağır mağduriyetlere neden olduğunu belirterek, “Hükümet bunlara karşı düşman ceza hukuku uyguluyor” dedi.

BOLD – Türkiye’nin insan hakları, mağduriyetler ve adalet gündemini değerlendiren CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, cezaevindeki hasta mahkumlara yönelik hak ihlallerini hatırlattı. Tanrıkulu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Cezaevlerinde bin 400’e yakın hasta var. Kovid döneminde bunların tedavileri yapılamıyor. Sağlığa erişimleri kısıtlı. Bunların ağır mağduriyetleri devam ediyor. Hükumet bunlara karşı düşman ceza hukuku uyguluyor. Ayrıca tutukluları yakınlarından uzak cezaevlerine gönderiyor ” dedi.

CEZAEVLERİNDE KANSERLİ HASTALAR VAR

Türkiye cezaevlerinde bilinen 9 kanserli hasta bulunduğunu söyleyen Tanrıkulu: ” Lenf kanseri Ali Kaya Rize Kalkandere Cezaevinde, testis kanseri Ahmet Karakuş Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu. Tiroid kanseri Abdülaziz Örpek ile bağırsak kanseri Ali Osman Ünal Kırşehir Cezaevinde. Cilt kanseri Ahmet Polat Önel 4 yıldır Kandıra Cezaevinde kalıyor. Lösemi Rıdvan Yıldız Silivri, lösemi Yasin Akaslan ise Sincan Cezaevinde tutuklu. Adının açıklanmasını istemeyen iki kanser hastası daha var. E. K. Antalya L Tipi Cezaevinde, adının açıklanmasını istemeyen 1 kişi de Amasya Cezaevinde” diye konuştu.

4 yılda tam 41 insan Türkiye cezaevlerinde kanser olup öldü

Okumaya devam et

Gündem

AKP ile yürümeyeceğini gören ulusalcılar ve Erdoğan’ı bekleyen tehlike

Turgay Karagöz, Erdoğan’ın korkulu rüyası olan Cumhur İttifakı’ndan rahatsız ulusalcı kanadın yapabileceklerini ve Erdoğan’ı bekleyen tehlikeyi anlattı. Karagöz, Erdoğan’ın karşı hamlelerini Erkam Tufan Aytav ile konuştu.

BOLD – İktidardaki Cumhur İttifakı’nın üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. HDP’nin kapatılması konusunda MHP ve AKP arasındaki derin ayrılıklar, partililer tarafından artık kamuoyu karsında tartışılır oldu. İttifaktaki tek problem MHP ile AKP arasında da değil. AKP, ittifakın ulusalcı kanadıyla da şu aralar pek anlaşamıyor.

UNUTMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL

AKP’li Binali Yıldırım Edirne İl Kongresinde aralarında Doğu Perinçek gibi Ergenekon sanıklarının da bulunduğu ulusalcılara geçmişi hatırlatan bir konuşma yaptı. Yıldırım konuşmasına şu ifadeleri kullandı:

“Balyoz’lar, Ergenekon’lar… Bunlar yalan mıydı, elbette bunlar vardı. Ortalığı karıştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Çeşitli girişimlerde bulundular. Partimizi kapatmak istediler. Ordu göreve diye gösteri yaptılar. Bazı provokasyonlara imza attılar ve bu faaliyetler, Ergenekon diye dava konusu oldu. Bunları unutmamız mümkün değil. Unutursak olmaz. Benzeri gelişmelerin yaşanmaması için hafızamızda diri tutmalıyız bu yapılanları.”

VATAN’DA İSTİFA DEPREMİ

Yıldırım’ın birden bire Ergenekon ve Balyoz davalarını hatırlatması gözdağı olarak yorumlandı. Bu konuşmanın ardından yaşanan bir başka önemli gelişmede, Vatan Partisinin önemli isimlerinin de aralarında bulunduğu 108 kişinin istifa etmesiydi.

Gazeteci Erkam Tufan Aytav, tüm bu olayları Minor Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Dr. Turgay Karagöz ile konuştu. Gelişmeleri değerlendiren Karagöz, AKP ile yürümeyeceğini gören Perinçek dışındaki ulusalcıların ittifakı terk ettiğini söyledi. Erdoğan’ı bekleyen tehlikeleri anlattı.

SABOTAJ YAPABİLİRLER

Ulusalcıların, hükumetin örtülü işlerini deşifre ederek sabotaj eylemleri gerçekleştirebileceklerini söyleyen Karagöz: “Vur-kaç yapabilirler. Sabotaj eylemleri yapabilirler. Onun dışında büyük bir şey yapacak güçleri yok” diye konuştu. Karagöz, ulusalcı kanadın yapabileceği eylemlerden bazı örnekler de verdi.

İzmir’de ‘FETÖ Borsası’ olarak bilinen davayı yakından takip ettiğini de söyleyen Karagöz, ulusalcılara ait medyanın borsayı kontrol ettiği iddia edilen AKP’li Binali Yıldırım ile ilgili haberlerine dikkat çekti.

Ulusalcıların AKP sonrasına hazırlık yaptığını söyleyen Karagöz, emniyet, TSK ve MİT’teki yapılanmanın ötesi bir halk hareketinin baş gösterebileceğini söyledi. Karagöz, TSK’ya ait silahların Emniyet tarafından kullanılmasına izin veren kanun düzenlemesiyle AKP’nin ön almaya çalıştığını belirtti.

GÖZÜNÜ KIRPMADAN İŞKENCE YAPACAK POLİSLER

Geçen yaz İstanbul Emniyetinde görevli Mustafa Çalışkan’ı görevden almasını ‘darbe’ diye niteleyen Karagöz, Erdoğan’ın Gezi tarzı bir eyleme girişilmesi durumunda gözünü dahi kırpmadan işkence yapabilecek ülkücüleri İstanbul Emniyetine yığdığını belirtti.

SAKIN HA!

Alaattin Çakıcı’nın cezaevinden çıktıktan sonra il il konvoylarla gövde gösterisi yapmasını Erdoğan’ın karşı mesajı olarak yorumlayan Karagöz, “İktidar, sakın ha! Başınızı ezeriz tarzı mesaj göndermektedir. Bir diğeri de Ergenekon ve Balyoz davaları. Bu davalar Binali Yıldırım’ın bahsettiği gibi altı dolu davalardır.  Bu konuya siyasi anlamada kumpas demesine rağmen, kumpas iddialarını yargıya taşımamıştır” diye konuştu.

Kaçırılan Gökhan Güneş işkenceyi anlattı: Darp edip elektrik verdiler

Okumaya devam et

Popular