Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Kovid-19 ev işçilerini vurdu; Yüzde 56’sı işsiz, tamamına yakını şiddet görüyor

Yapılan anketler evlere temizlik, yemek yada çocuk bakımı gibi işlere giden kadınlara yönelik şiddetin pandemi sürecinde arttığını ortaya koydu. Ayrıca pandemi sürecinde ev işçilerindeki işsizlik oranı da arttı.

BOLD – Ev İşçileri Dayanışma Sendikası’nın (EVİD-SEN) anketi ev işçisi kadınların hem evde hem işte yoğun şiddete maruz kaldığını ortaya çıkardı. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Antalya’dan 413 ev işçisi kadınla yapılan ankette, kadınların fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddet ile tek taraflı ısrarlı takip üzerinden yaşadıkları zorluklar ele alındı.

İŞTEN ÇIKARMALAR ARTTI

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, yapılan görüşmelerde katılımcıların yüzde 62’sinin aylık gelirlerinin 2 bin 500 TL ve altında olduğu belirtilirken, yüzde 68’inin şu anda işsiz olduğu aktarıldı. Ev işçisi kadınların yüzde 83’ünün sigortasız, gündüz yarı zamanlı ve düzensiz çalışan ev işçilerinin yüzde 96’sının kayıt dışı olduğu kaydedilen ankette, koronavirüs döneminde işten çıkarılma oranı ise yüzde 56 olarak belirtildi.

SALGIN DÖNEMİNDE ŞİDDET TIRMANDI

Ev işçilerinin yüzde 77’sinin aile ve hane içinde aynı anda şiddet türlerinin hepsine maruz kaldığı aktarılırken, hem fiziksel hem de psikolojik şiddet oranı yüzde 80, ekonomik ve psikolojik şiddete aynı anda maruz kalma oranının yüzde 87 olduğu gözlendi. Psikolojik şiddet yüzde 55, gündüzlü yarı zamanlı ve gündüzlü düzensiz çalışan ev işçilerinin yüzde 99’u aile ve hane içinde fiziksel şiddete maruz kaldı.

Salgın döneminde şiddetin her türlüsünün yüksek oranda arttığına dikkat çekilen ankette, fiziksel şiddetin yüzde 95, psikolojik şiddetin yüzde 98, ekonomik şiddetin yüzde 97 ve cinsel şiddetin yüzde 95 oranında arttığına yer verildi. Cinsel şiddete maruz kaldığını belirten gündüzlü yarı zamanlı veya gündüzlü düzensiz çalışan ev işçilerinin oranı da yüzde 99, cinsel şiddete maruz kaldığı belirten yatılı ev işçilerinin oranı yüzde 96. Salgında en sık fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalındığı aktarıldı.

EV İŞÇİSİ KADINLAR ÇÖZÜM BEKLİYOR

Anket sonuçlarını değerlendiren Evid-Sen Genel Başkanı Gülhan Benli, sorunların salgınla katlanarak, yüzde yüz arttığına işaret ederek, kadınların salgın sürecinde işsiz kalmaktan korktuğu için canı pahasına evlere temizliğe gittiğini, açlık kaygısı ile çalışmak zorunda kaldıklarını söyledi. Benli, devletin artık ev işçilerinin sesini duymasını ve koşullarının düzeltilmesi için adım atmasını istedi.

Gündem

CHP’li vekil Kılınç sordu: Emniyet toplumsal olaylara müdahale için TSK’dan tank da alacak mı?

MİT ve Emniyetin Türk Silahlı Kuvvetlerinin ağır silahlarını kullanabilmesi için yapılan düzenleme tepki çekmeye devam ediyor. CHP Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç Meclis’e verdiği soru önergesinde “Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere EGM, TSK’dan tank ve zırhlı araç da alabilecek midir?” diye sordu.

BOLD – TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu üyesi CHP’li Yüksel Mansur Kılınç, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın TSK’ya ait ağır silahlar dahil her türlü taşınır malını kullanmasına imkan tanıyan düzenlemeyi Meclis’e taşıdı. Kılınç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması talebiyle verdiği soru önergesinde “Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere EGM, TSK’dan tank ve zırhlı araç da alabilecek midir?” diye sordu.

EMNİYET VE MİT’İN TSK’NIN SİLAHLARINI KULLANMASI TARTIŞILIYOR

Türk Silahlı Kuvvetleri, MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Taşınır Mal Yönetmeliği AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan tarafından imzalandı ve Resmi Gazetede yayımlandı. Böylece TSK’nın elindeki ağır silahlar dahil her türlü taşınırın gerekli görüldüğü durumda Emniyet ve MİT tarafından kullanılmasına imkan sağlandı.

DEMOKRATİK EYLEM VE TERÖR AYRIMI

CHP’li Kılınç’ın soru önergesi ise düzenlemenin yapılma şekline ve terör ile demokratik eylemlerin aynı kategoride değerlendirilmesine “İç güvenliğimize tehdit oluşturacak olaylara kolluk güçlerinin nasıl müdahale edeceği yasalarımızla belirlenmiştir. TBMM’nin yasama denetimi, toplumun demokratik gözetimi bir yana bırakılarak Cumhurbaşkanının tek başına aldığı bir karar ile devletin iç güvenlik yapılanmasında bir gecede önemli değişiklikler yapılmıştır. Devletin askeri, istihbarat ve kolluk fonksiyonları birbirinin içine geçmiştir. Yönetmelikte demokratik eylemler, terör ile aynı cümlede ve aynı anlama gelecek şekilde kullanılmıştır. Toplumun demokratik hak arama talepleri haktır, gerekliliktir. Demokratik eylemlerin terör ile aynı kategoriye konulması tehlikelidir ve teröre hizmet edecektir” diyerek tepki gösterdi.

Yönetmelik ile MİT Başkanı Hakan Fidan’a, bakanlık düzeyinde görev ve yetki verildiğini, önleyici hizmet olan istihbarat faaliyetlerinin operasyonel düzeye çekildiğini, MİT Başkanı’na hem dış politikada hem de iç güvenlikte MİT Yasası’nda olmayan görev ve yetkilerin yönetmelik ile verilmeye çalışıldığını ifade eden Kılınç’ın Fuat Oktay’a yönelttiği sorular şöyle:

EGM, TOPLUMSAL OLAYLAR İÇİN TANK DA ALACAK MI?

-2937 Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’na göre görevi istihbarat toplamak olan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı’nın görev kapsamında olmayan toplumsal olaylara müdahalede TSK’nın araç ve silahına neden ihtiyaç duyabileceği düşünülmektedir?

-Özel Harekat Şube Müdürlüğü kanalıyla ağır makineli tüfek, roketatar, keskin nişancı tüfeği, küçük çaplı havan toplarına sahip olan EGM’nin ayrıca TSK’dan ilave araç ve gerece neden ihtiyaç duyacağı düşünülmektedir?

-Yönetmeliğin alt düzenlemesi var mıdır? Varsa, EGM’nin ihtiyaç olması durumunda TSK araç gereçlerinden faydalanmasının kapsamı nedir? TSK’nın sorumluluğundaki konvansiyonel harp için kullanılması gereken sistem, silah, teçhizat ve malzeme de EGM’ye devredilebilecek taşınır malların kapsamı içinde midir? Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere EGM, TSK’dan tank ve zırhlı araç da alabilecek midir?

-İhtiyaç duyulması halinde TSK’dan EGM’ye devredilecek olan ağır silah ve teçhizatı kullanacak olan uzman personel EGM bünyesinde bulunmakta mıdır?  Bulunmamaktaysa TSK’dan EGM’ye devredilecek olan ağır silah ve teçhizat nasıl kullanılacaktır?

-Kolluk güçlerinin toplumsal olaylarda hangi şartlar altında ve ne şekilde silah kullanabileceği 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun 16. Maddesinde düzenlenmiştir. Toplumsal olaylara karşı kullanılmak üzere gerektiğinde TSK’dan EGM’ye devredilecek olan ağır silah ve teçhizat hangi kanuna göre kullanılacaktır?

-Uluslararası anlaşmalara ve mevzuatımızdaki yasalara dayanılarak, ‘dost ve müttefik’ ülkelere taşınır mal sevkiyatı yapılabilirken neden yönetmelik değişikliği ile özel bir düzenlemeye gerek duyulmuştur? ‘Dost ve müttefik’ ülkelere taşınır malların sevkiyatı, neden ‘taşınır mal işlem belgesi olmaksızın’ yapılacaktır?”

Okumaya devam et

Gündem

Akit yazarı yabancı dil barajını komploya bağladı: Sınavı geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü

Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) doktora için aranan dil puanını yükseltme çalışmalarına Akit yazarı Fatma Gülşen Koçak’tan tartışılacak bir itiraz geldi. Koçak “Dil barajını geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü” dedi.

BOLD – Doktora için aranan dil puanını yükseltmek için kolları sıvayan YÖK’e ilginç bir tepki geldi. Dil puanının yükseltilmesini AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a şikayet eden Yeni Akit yazarı Fatma Gülşen Koçak, sınavı geçenleri “batıcı ya da FETÖ’cü” sözleriyle suçladı.

“YABANCI DİL BARAJI İLE YİNE İNSANIMIZ DOĞRANIYOR”

Sosyal medya hesabından açıklama yapan YÖK Başkanı Yekta Saraç, doktora eğitimine başlamak için aranan asgari 55 olan yabancı dil barajını yükseltmek istediklerini ve çalışmalara başladıklarını açıkladı. Dil puanının yükseltilmek istenmesine karşı çıkan Fatma Gülşen Koçak, “Dil barajlarını geçenler ya batıcı ya FETÖ’cü. Yabancı dil barajı ile yine insanımız doğranıyor. Reise rağmen bu yapılıyor üstelik” dedi.

ERDOĞAN’A YÖK’Ü ŞİKAYET ETTİ: ANADOLULU AKADEMİSYENLERİN ÖNÜ KESİLECEK

Cumhuriyet’in haberine göre YÖK’ü AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şikayet eden Koçak, “YÖK ne yapmak istiyor? Dün gece bütün öğretim elemanlarına gönderilen yabancı dil barajının yükseltilme isteği ne anlama geliyor? Bu barajı REİS düşürdü. Yeniden yükselterek 28 Şubat’da ezilen Anadolulu akademisyenlerin önü kesilecek” iddiasında bulundu.

Akit yazarı Koçak, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Yabancı dil elbette bilinmeli. Ama bu baraj şimdiki olduğu şekilde korunmalı. Daha yabancı dil bile yazamayanların barajı yükseltmek isteği gerçekten ironik. 2005 yılından 2014 yılına kadar soruların çalındığı itiraf edildi. Hakkıyla geçenlere değil sözümüz. Ama pek çok vatan evladının onlarca yıl hakkı yendi. Reis bu oyunu gördü ve dil barajını düşürdü. Bunu nasıl göremiyorsunuz?”

Okumaya devam et

Gündem

18 yıllık işkence raporu: 27 bin 493 işkence vakası 86 ölü

18 yıllık AKP iktidarında işkence vakaları raporlaştırıldı. Bugüne kadar 27 bin 493 kişi işkence gördü, 86 kişi işkenceden öldü. 2016-2020 yılları arasında kaçırılan 24 kişi de aylarca süren ağır işkenceye maruz kaldı.

BOLD – TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2002-2020 yılları AKP hükümetleri İşkence ve Kötü Muamele Raporu’nu açıkladı. Buna göre AKP’nin iktidar olduğu 18 yılda 27 bin 493 kişi işkenceye maruz kaldı. 86 kişi işkence nedeniyle hayatını kaybetti. 201-2020 arasında kaçırılan 24 kişi yoğun işkence gördü. 2002 yılında 988 işkence olayı yaşanırken, bu sayı 2020 yılında 3 bin 534’e yükseldi. En fazla işkence olayı 2015 yılında yaşandı, bu yılda 5 bin 671 işkence olayı kayıtlara geçti.

“İŞKENCE GÖRDÜĞÜNÜ SAKLAYANLAR VAR”

Dün yaptığı basın toplantısında konuşan Sezgin Tanrıkulu, Tanrıkulu, işkence gördüğü halde açıklamayan, suç duyurusunda bulunmayanlar ile toplantı ve gösterilerde işkenceye maruz kalanlar dikkate alındığında gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğunu vurguladı.

 

 

“İŞKENCENİN ARTMA NEDENİ CEZASIZLIK”

Artan işkence ve kötü muamele olaylarında cezasızlığın rolüne vurgu yapan Tanrıkulu raporda şunları belirtti:

“Cezasızlık, en yalın ifadeyle yaşanan bir hak ihlalinin soruşturmasının, faillerinin bulunmasının, yargılanmasının ve cezalandırılmasının, suçtan mağdur olanların tazmin edilmesinin söz konusu olmamasıdır. Burada altı çizilen konu devletin sorumluluğudur. 2020 Yılı mayıs ayında kovid-19 salgını gerekçesiyle gündeme gelen sokağa çıkma yasağı/kısıtlamalarına uymayan (ya da uymadığı iddia edilen) kişilerin kolluk güçlerinin fiziksel şiddetine maruz kaldığı çok sayıda olay yaşandı. İşkence/darp olaylarındaki artışın Türkiye’de artık iyice yerleşen cezasızlık olgusundan kaynaklandığı ortadadır. İşkence ve hatta yaralama/öldürme suçu işleyen kolluk görevlilerinin adil ve etkili bir biçimde soruşturulmadığını, yargılanmadığını birçok olay göstermiştir.”

“BULUNAN KAYIPLARIN YOĞUN İŞKENCE GÖRDÜĞÜ BELİRLENDİ”

Raporda, 90’lı yıllarda sıkça karşılaşılan ve 2016 yılında OHAL’in ilanıyla birlikte yeniden gündeme gelen zorla kaybetmelere de yer verildi.

“Bugüne kadar zorla kaybetmeler ile ilgili cezalandırılan herhangi bir kamu görevlisi yoktur” diyen Tanrıkulu, İHD’nin verilerine göre, 2019 yılında 7 kişinin zorla kaçırıldığını, Hafıza Merkezinin verilerine göre de 1990’lardan bugüne gözaltına alındıktan sonra kaybolan insan sayısının bin 388’i bulduğunu aktardı. Çalışmalar sonucu 253 toplu mezar bulundu, bu mezarlarda 4 binden fazla kişinin gömülü olduğu tespit edildi.

Tanrıkulu, raporunda, “2000’li yıllarda azalan ve Cumartesi Anneleri’nin eylemlilikleri dışında kamuoyu gündeminden çıkan ‘zorla kaybetmeler’, 15 Temmuz’dan sonra yeniden başladı. OHAL sonrası dönemde (2016-2020 yılları arasında) çoğunluğu Cemaat operasyonları çerçevesinde kaybedilenlerden 24’ü daha sonra bulundu. Bu kişilerin kayıp oldukları dönemde yoğun işkence gördükleri belirlendi.

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE OLAYLARININ YILLARA GÖRE DAĞILIMI

GÖZALTINDA ÖLÜMLERİN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

 

Kanser tedavisi gören eski Milletvekili Hatice Kocaman tutuklandı

Okumaya devam et

Popular