Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Katar ile Suudi Arabistan anlaştı: Sınırlar yeniden açılıyor

Suudi Arabistan ile Katar arasında ilişkilerin normalleştirilmesi görüşmelerinde ABD ile birlikte arabuluculuk yapan Kuveyt, Suudi Arabistan’ın Katar ile hava, kara ve deniz sınırlarını bu geceden itibaren yeniden açacağını açıkladı.

BOLD – Körfez bölgesinde 2017’de başlayan krizde tüm ilişkilerini kesen Suudi Arabistan ve Katar, Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi öncesi kara, hava ve deniz sınırlarının yeniden açılması için anlaşma sağladı.

Kuveyt yönetimi, Kuveyt Emiri Navaf el Ahmed el Sabah’ın, Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad El-Sani ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile telefonda görüştüğünü açıkladı.

Açıklamada, iki ülke arasındaki tüm sınırların Pazartesi akşamı itibarıyla açılması için anlaşmaya varıldığı, Suudi Arabistan ile Katar arasındaki tüm meselelerin çözüme kavuşturulması için uzlaşmaya varıldığı duyuruldu.

Sınırların açılması konusundaki anlaşma, Salı günü Suudi Arabistan’da yapılacak olan Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi’nin hemen öncesine rastlıyor. Anlaşmanın duyurulmasının ardından Doha yönetimi, Katar Emiri El-Sani’nin komşu ülkedeki zirveye katılacağını açıkladı.

Bir ABD’li diplomat, zirvede yaklaşık 3 buçuk yıldır süren anlaşmazlığı sonlandıracak imzaların atılacağını belirtti. Bugün yapılması beklenen imza törenine ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Jared Kushner’in de katılacağı belirtildi.

İLİŞKİLER NASIL KOPTU?

2017 yılında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır, “terör örgütlerini desteklediği” gerekçesiyle Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmişti.

Katar’a ekonomik ve siyasi ambargo uygulanırken, Doha yönetimi suçlamaları reddetmişti. Kuveyt ve ABD, Körfez bölgesindeki krizin sona ermesi için arabuluculuk yapıyordu.

Bu dört ülke Katar’a 13 maddelik bir talep listesi sunmuştu. Bunun reddedilmesinin ardından Katar’a hem ambargo uygulamaya başlamış hem de diplomatik ilişkileri kesmişti.

Sunulan talepler arasında Katar’daki Türk askeri üssünün kapatılması, medya kuruluşu El Cezire’nin yayınını durdurması, İran’la ilişkilerin zayıflatılması ve Yemen’deki isyancı Husilere desteğin sonlandırılması da bulunuyordu.

Türkiye, ambargonun ardından Katar’a en büyük desteği veren ülkelerden olmuştu.

İran’ın uranyum zenginleştirme kararı sonrası körfezde tansiyon yeniden yükseldi

Dünya

Beklenen rapor açıklandı: Kaşıkçı’nın öldürülme talimatını Prens Selman verdi

ABD istihbaratının hazırladığı rapor açıklandı. Raponda Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

BOLD – ABD, Cemal Kaşıkçı raporunu yayınladı. Raporda, Kaşıkçı’nın yakalanması ve öldürülmesi talimatını Suudi Prens Selman’ın verdiği ifadeleri yer aldı.

TRUMP YÖNETİMİ KAMUYA AÇIKLAMAMIŞTI

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI), 2018’de hazırlanan ancak Donald Trump yönetiminin kamuya açıklamadığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporunu” yayımladı. Başta Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) olmak üzere ilgili istihbarat kurumlarının katkıda bulunduğu raporda, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

CİNAYETTE PRENS’İN EKİBİ YER ALDI

Raporda, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, İstanbul’da yakalanması ya da öldürülmesine yönelik operasyonu onayladığı sonucuna ulaştık” ifadesi yer aldı. Ayrıca raporda, “Bu sonuca, Prens Muhammed bin Selman’ın, ülkede karar alma mekanizmalarını kontrol ettiği, cinayette Prens’in önemli bir danışmanının ve güvenlik ekibinin yer aldığı, Prens’in Kaşıkçı da dahil yurt dışındaki muhalifleri susturmak için şiddet içerikli adımlar attığı gerçeklerini baz alarak ulaştık” bilgisi verildi.

20 EKİM 2018’DE ÖLDÜRÜLDÜ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın, konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

 

Kanal İstanbul: Boğazın güvenliği ya da rant projesi!

Okumaya devam et

Dünya

ABD istihbaratı rapor hazırladı: Cemal Kaşıkçı cinayetine Veliaht Prens onay verdi

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nün (DNI) Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunu bugün açıklaması bekleniyor. Bloomberg, raporda Kaşıkçı cinayetine Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın onay verdiği tespitinin bulunduğunu yazdı.

BOLD – ABD istihbaratının bugün açıklaması beklenen raporunda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesine Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın onay verdiği bildirildi.

Bloomberg’in, söz konusu istihbarat raporunu bilen ancak adı açıklanmayan bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, raporun bulguları Veliaht Prens bin Selman’ı işaret ediyor.

Habere göre ağırlıklı olarak Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile diğer istihbarat kurumlarının katkı ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü tarafından derlenen raporda, Kaşıkçı’nın 2018 yılı Ekim ayında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine Veliaht Prens’in onay verdiği sonucuna varıldı.

İLİŞKİLERİ OLUMSUZ ETKİLEMESİ BEKLENİYOR

Muhammed bin Selman’ın Kaşıkçı cinayetindeki rolünün detaylarının raporda ortaya çıkacağı belirtilen haberde, 2018 yılından bu yana kamuoyuna açıklanmayan raporun ABD-Suudi Arabistan ilişkilerine önemli ölçüde etki edebileceği kaydedildi.

ABD medyasına göre DNI’nın söz konusu raporu bugün kamuoyuna açıklaması bekleniyor.

Öte yandan ABD medyasında konuyla ilgili olarak çıkan diğer haberlerde, raporda MBS’nin cinayete onay vermesinin dışında muhtemelen talimatı veren kişi de olduğuna ilişkin bulguların paylaşılacağı belirtildi.

Reuters haber ajansı da dört Amerikan yetkilisine dayandırdığı haberinde, raporda Veliaht Prens’in gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine onay verdiği bilgisinin yer aldığını belirtmişti.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü haftalarca kabul etmeyen Riyad, uluslararası baskıların ardından Kaşıkçı’nın öldüğünü teyit etmiş ve “gözaltına alınırken yapılan bir hata sonucu” öldüğünü kabul etmişti. Ancak Veliaht Prens’in cinayetin talimatını verdiği yönündeki iddiaları reddetmişti.

AKP Hükumeti de o dönemde Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürmüş ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalışmıştı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı rapor eski başkan Donald Trump döneminde de tartışılmış, hatta bazı kısımları da basına sızmıştı. Ancak Trump yönetimi Kongre’deki her iki partinin temsilcilerinin ısrarlı taleplerine rağmen raporu kamuoyuna açıklamamıştı.

BİDEN, KRAL SELMAN İLE GÖRÜŞTÜ

Bu arada ABD’nin Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunun açıklanması beklenirken, ABD Başkanı Biden ile Suudi Kralı Selman telefonda görüştü. Biden’in görüşmede “insan hakları ve hukukun üstünlüğünü” dile getirdiği açıklandı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, görüşmede Biden’in, hükümetinin “evrensel insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne” verdiği önemi vurguladığı belirtildi. Beyaz Saray’ın açıklamasında, Kaşıkçı cinayetinden söz edilmedi.

Bunun yanı sıra Biden’in, İran yanlısı grupların saldırıları söz konusu olduğunda Suudi Arabistan’ın yanında oldukları güvencesini verdiği ifade edildi.

Suudi resmi haber ajansı SPA ise Kral Selman ile Biden’in görüşmesinde iki ülke arasındaki “ilişkilerin derinliğinin” ele alındığını duyurdu. Görüşmede, İran’ın Ortadoğu’da “istikrara zarar verecek faaliyetleri” ile “terör gruplarına verdiği desteğin” gündeme geldiği kaydedildi.

ABD, YEMEN’DEKİ SAVAŞA DESTEĞİNİ ÇEKTİ

ABD Başkanı Joe Biden, 20 Ocak’ta görevi devralmasının ardından ilk kurum ziyaretini Şubat ayının başında Dışişleri Bakanlığı’na yapmış ve ABD’nin Yemen’deki savaşa desteğini çektiğini açıklamıştı.

Yemen’de 6 yıldır süren savaşta 110 binden fazla kişi öldüğü tahmin ediliyor.

Biden’dan önceki başkanlar Donald Trump ve Barack Obama, Yemen’e karşı Suudi Arabistan önderliğinde koalisyon güçlerinin yürttüğü savaşa destek verdi.

Yemen hükümeti ile Husiler arasında 2014’te başlayan çatışmalar, bir yıl sonra ABD, İngiltere ve Fransa’nın da desteğiyle Suudi Arabistan önderliğinde sekiz Arap ülkesinin de katıldığı koalisyon güçlerinin hava saldırılarıyla yoğunluk kazanmıştı. Ülkede büyük bir yıkım olmuş, açlık baş göstermişti.

Ayrıca Biden, Yemen’de Suudi Arabistan önderliğindeki ittifaka karşı savaşan İran destekli Husiler’i terör örgütü ilan eden kararı da iptal etmişti. Karar, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinin bitmesine az bir süre kala alınmıştı.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

Okumaya devam et

Dünya

İltica bilgileri Türkiye’nin eline geçenlerin bazıları Almanya’dan sınır dışı edilmiş olabilir

Der Spiegel, 2019’da Almanya büyükelçilik avukatı Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica bilgileri Türk makamların eline geçenler arasında Almanya’dan Türkiye’ye sınır dışı edilenler olabileceğini yazdı. Muhalefet, Federal Hükumet’e sert eleştiri getirdi, ‘koruma statüsü’ çağrısında bulundu.

BOLD – Alman haftalık haber dergisi Der Spiegel’in haberine göre, Türkiye’de Alman Büyükelçiliği için çalışan avukat Yılmaz S’nin 2019 yılında tutuklanmasının, iltica başvurularında tahmin edilenden daha olumsuz sonuçlara yol açtığı ortaya çıktı. Dergi, iddiasını Sol Partinin (Die Linke) hükumete verdiği soru önergesine verilen cevaba dayandırdı.

Türkiye’de aralarında Almanya’nın da aralarında olduğu bazı ülkelerin büyükelçilikleri için çalışan avukatın casusluk iddiasıyla 2019 yılında tutuklanması sonrası çok sayıda kişinin iltica dosyasındaki hassas bilgilerin Türk makamların eline geçtiği tahmin ediliyordu.

SAYI GÜN GEÇTİKÇE ARTIYOR

Federal Hükümet’in Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıta göre, avukat Yılmaz S’in tutuklanması yoluyla Türk makamların eline geçen iltica dosyası sayısının 900’ü bulduğunu belirtti. Dosyaların aile fertlerini de kapsadığı düşünüldüğünde bu durumdan  bin 400’ten fazla kişinin etkilenmiş olabileceği ifade ediliyor.

Spiegel’in haberine göre, Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke’nin soru önergesine Federal Hükumet’in verdiği yanıt, bu kişilerden Türkiye’ye geri gönderilenler olabileceğini ortaya çıkardı.

DOSYALARIN YARISINDAN FAZLASI HAKKINDA KARAR VERİLMEDİ

Avukatın tutuklanması sonrasında emniyet çevrelerinden söz konusu kişilere koruma statüsü sağlanacağının belirtilmesine rağmen, Spiegel’in edindiği bilgilere göre dosyaların yarısından fazlası hakkında hâlâ karar verilmiş değil.

Federal Hükümet’in verdiği bilgilere göre, şimdiye kadar söz konusu 900 iltica dosyasının 336’sı karara bağlandı. 575 mağdurun 489’una koruma statüsü verilirken, 76 kişinin iltica başvurusu reddedildi, 8 kişinin başvurusu muhtemelen Dublin Prosedürü gereği uygun görülmedi. 2 kişinin başvurusu ise iptal oldu. Yaklaşık 600 başvurunun ise hala karara bağlanmayı beklediği belirtildi.

TÜRKİYE’YE SINIR DIŞI EDİLENLER OLABİLİR

Haberde, Federal Hükumet’in, bilgileri Türkiye’de devletin eline geçmiş olanlar arasında ülkelerine geri gönderilenler olmadığını teyit edemediği kaydedildi.

Sol Parti’nin soru önergesine verilen yanıtta, Federal Hükümet ve eyalet yönetimleri arasındaki yetkinlik paylaşımı nedeniyle, Berlin’in konuya ilişkin malumat veremeyeceği ifade edildi.

Yanıtta, ‘Münferit sınır dışıların planlanması ve uygulanmasının eyaletleri ilgilendirdiği” belirtilerek, bilgileri Türk makamlarının eline geçen ve Almanya’da iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetine ilişkin malumatın eyaletlerdeki sorumlu Yabancılar Dairesi’nde olduğu belirtildi. Ayrıca, Federal Hükümet’in sınır dışıların ardından yapılan olası kovuşturmalara ilişkin de elinde bir bilgi bulunmadığı kaydedildi.

SOL PARTİ MİLLETVEKİLİ: SKANDAL

Federal Hükumet’in, iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetiyle ilgilenmemesini ‘skandal’ olarak nitelendiren Jelpke, derhal durumun aydınlatılmasını ve bilgileri devletin eline geçenlere koruma statüsü verilmesini talep etti.

ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ AVUKATI NASIL TUTUKLANDI?

Yılmaz S. iltica başvurusu yapan Türk vatandaşlarına ait gizli bilgileri casusluk amacıyla temin etme suçlamasıyla Ankara’da 17 Eylül 2019 tarihinde gözaltına alınmış ve hemen ardından 23 Eylül’de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Avukat hakkında geçen yıl Mart ayında görülen ilk duruşmadan tahliye kararı çıkmıştı.

Aralarında Almanya ve Hollanda’nın da bulunduğu yabancı büyükelçilikler için çalışan avukat Yılmaz S., bu ülkelere iltica talebinde bulunan Türk vatandaşlarının ülke makamlarına verdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmakla görevliydi.

Alman güvenlik birimleri, Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşlarına ait hassas bilgilerin Türk makamlarının eline geçtiği endişesiyle söz konusu kişileri uyarmıştı.

BM: Akdeniz’de hafta sonu yaşanan faciada en az 41 göçmen hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0