Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Türk siyasetinde dayak dönemi

Önce Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, ardından da gazeteciler Orhan Uğuroğlu ile Afşin Hatipoğlu’nun saldırıya uğraması Türk siyasetinde dayakları akıllara getirdi. Özellikle son dönemlerde yaşanan saldırılarda MHP’nin ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin adının karışması ise dikkat çekti. Diğer yandan saldırganlar hakkında etkili bir yaptırım olmaması tepki görüyor.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iktidar ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli’yi eleştiren gazeteciler ve siyasetçiler peş peşe saldırıya uğramaya başladılar. Çoğunlukla evlerinden çıkışta saldırıya uğrayanlar, sopa ya da yumruk darbeleriyle yaralanıyorlar. Saldırganlardan şu ana dek tutuklanan olmadı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise zincirleme saldırıları “tepkisel” olarak niteliyor ve arkasında bir organizasyon olmadığını savunuyor.

turkishminute.com’un haberine göre son saldırı, 15 Ocak 2021’de Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ve Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu’na yapıldı. Uğuroğlu hafif darbelerle kurtulurken, Özdağ’ın durumu daha ciddiydi. Sopalarla dövülen Özdağ’ın kurtulmasını sağlayan şoförünün olayı görüp silahıyla havaya ateş açması oldu.

Özdağ da Uğuroğlu da son dönemde Devlet Bahçeli’yi eleştiren isimler olmuştu. İki isim de milliyetçi geçmişe sahip ve Bahçeli, milliyetçi kökenden gelenlerin kendisini eleştirmesine daha sert tepki gösteriyor.

Saldırıdan yaralı kurtulan Özdağ, Bahçeli ile ilgili attığı eleştirel tweetleri tekrar paylaşarak “Bu tweetlerin bedeli ödenmiştir” dedi. Bahçeli’ye en yakın isim olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın saldırıya ilişkin yorumu ise ilginçti: “Bu hareketin delisi çoktur talimat falan dinlemezler.”

18 Ocak’ta Bahçeli’nin hedefinde bu kez Türkiye’nin en bilinen yazarlarından Taha Akyol vardı. Bahçeli, Twitter adresinden Taha Akyol’u ve iki gazeteciyi daha ismen hedef aldı. Akyol, “Sopalı adamlarım yok, elimde kalemim var sadece” açıklaması yaptı ve saldırıya uğrayabileceğine ilişkin tedirginliğini paylaştı.  Akyol’un sözleri Twitter’da TT oldu.

MHP’Lİ MİLLETVEKİLİ YARALI GAZETECİNİN FOTOĞRAFIYLA ALAY ETTİ

Saldırganların Bahçeli ve yakınlarından talimat aldığı iddiasına ilişkin çarpıcı bir gelişme ise milliyetçi bir yazar olan İsrafil Kumbasar’ın uğradığı saldırı sonrası gerçekleşti. Kumbasar, Twitter hesabında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında paylaştığı eleştirilerin ertesi günü 25 Mart 2020’de darp edildi. MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Kumbasar’ın saldırı sonrası çekilmiş kanlar içindeki fotoğrafını Twitter hesabından “Bu yakışıklı(!)kim? Şerefsizlik testi pozitif çıkmış diyorlar” ifadesiyle paylaştı. Bu paylaşım, saldırıları meşrulaştırdığı gerekçesiyle eleştirilse de MHP’li Akçay, paylaşımını silmedi.

https://twitter.com/erkanakcay45/status/1242502440798294016?s=20

EV ADRESLERİNİ KİM VERİYOR?

Saldırıların büyük çoğunluğu gazeteci ve siyasetçilerin evlerinin önünde gerçekleşti. Gazeteci Sabahattin Önkibar, 2019 yılının Mayıs ayında evinin önünde Bahçeli’yi eleştiren youtube yayınının hemen ardından 3 kişinin saldırısına uğradı. Önkibar’ı yaralayanların tamamı yakalandı ancak tutuklanmadılar.

Milliyetçi ancak Bahçeli muhalifi yayınlar yapan gazete Yeniçağ’ın yazarı Yavuz Selim Demirağ da 2019 yılının Mayıs ayında evinin önünde saldırıya uğramıştı. 2020 yılı Haziran ayında da posta kutusuna kurşun bırakıldı. Yavuz Selim Demirağ’a yapılan saldırının araştırılmasını talep eden İYİ Parti’nin Parlamento’ya verdiği önerge, AKP ve MHP’li milletvekillerinin oyları ile reddedildi.

Demirağ, saldırıyla ilgili bir yılı aşkın zaman geçmesine rağmen iddianame düzenlenmediğini, saldırganların serbest olduklarını hatta savcının mağdur olarak kendisini çağırıp ifadesini dahi almadığını, bunun benzer saldırıları cesaretlendirmek için yapıldığını yazdı.

Muhalefette oylarını son dönemde artıran İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in danışmanı Murat İde de, 2019 yılının Aralık ayında evinin önünde saldırıya uğradı. Murat İde, yumruklu ve sopalı saldırıdan, silahını çekip havaya ateş ederek kurtulabildi. İde, saldırının Bahçeli’yi eleştiren sözleri sonrası gerçekleşmesine dikkat çekmiş, saldırganların tutuklanmamasına tepki göstermişti.

Devlet Bahçeli’nin siyaseti bırakacağını yazdığı sansasyonel yazısı sonrası saldırıya uğrayan Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, evinin önünde beyzbol sopasıyla darp edildi. Kasım 2019’da gerçekleşen saldırıyla ilgili henüz hukuki bir ilerleme yaşanmadı. Saldırıdan hemen önce MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Gazeteci Takan’ı “kiralık kalem” olmakla suçlamıştı.

Saldırıya uğrayan bir başka isim de SONAR Araştırma şirketinin sahibi Hakan Bayrakçı oldu. 2019 yılının Ağustos ayında, Habertürk Televizyonundaki bir canlı yayında Devlet Bahçeli’nin yardımcısı Semih Yalçın’la gerilim yaşayan Bayrakçı, yayın sonrası saldırıya uğradı.

Avukat ve televizyon programcısı Afşin Hatipoğlu da saldırıya uğrayan bir başka isim. Saldırı Devlet Bahçeli’nin Hatipoğlu’nun program yaptığı KRT TV’yi sert dille eleştirmesiyle aynı gün gerçekleşti. Hatipoğlu’na saldıranların “yazdıklarına dikkat et” diye bağırması dikkat çekmişti.

Ancak saldırganların nasıl olup da gazeteci ve siyasetçilerin ev adreslerini bulabildikleri sorusu hala cevap bulabilmiş değil. Mağdurların tamamının ortak görüşü ise etkin bir soruşturma yapılmadığı yönünde.

İçişleri Bakanı’na göre saldırılar tepkisel

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, peş peşe gerçekleşen saldırılarla ilgili “tepkisel” demekle yetindi. “Bir kere şunu bilmenizi istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti, özel olarak Bakanlığım, Emniyet Teşkilatımız, istihbaratımız ve her kademeden polisimiz, kesinlikle uçan kuştan haberdar olmakta. Önce herkesin içi rahat olsun” diyen Soylu’ya göre saldırılar tepkisel nedenlerle gerçekleşti.

Ancak, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’ın saldırıya uğradığı ana ilişkin görüntülerde saldırganların 7 kişi oldukları ve oldukça hazırlıklı ve organize hareket ettikleri ve silahlı oldukları görülüyor.

 

 

 

 

Gündem

Lebalep kongreleri görmeyen devlet vatandaşa da esnafa da acımıyor

Hükumetin getirdiği kısıtlamalara uymak zorunda kalan esnaf batıyor… AKP’lilerin katıldığı lebalep kongre ve cenazelere kayıtsız kalan polis, sokaktaki vatandaşın en ufak hatasını affetmiyor. İstanbul’da maskesi çenesinin altında diye kimliği istenen bir kadının cezaya direnişi polisleri alarma geçirdi. Pandemi kısıtlamalarına harfiyen uyduğunu söyleyen Trabzonlu bir esnaf ise, ” Namuslu bir şekilde battık” pankartıyla dükkanını satışa çıkardı.

BOLD – AKP’nin Rize İl Kongresine katılan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, salonun dolu olmasına değinerek, “Salgının olduğu dönemde kongre yapıyoruz salonlar lebalep dolu” dedi.

Daha sonra Emin Saraç’ın cenaze töreninde de benzer görüntüler ortaya çıktı. 5 bin kişinin katıldığı cenaze namazına sosyal mesafeyi dilinden düşürmeyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da katıldığı ortaya çıktı.

Tüm Türkiye hastalıktan kurtulmak için kısıtlamalara harfiyen uymaya çalışırken, AKP’lilerin ülkeyi sarsan görüntülerine rağmen kimseye ceza kesilmedi.

NAMUSLU BATTIK

Vatandaşlar ve esnaf ise batma riskine rağmen devletin koyduğu kurallara uymaya gayret gösteriyor. Trabzon’da “Namuslu bir şekilde battık” yazılı pankart asarak dükkanını satışa çıkaran İbrahim Odabaş adlı esnaf Anka’ya verdiği röportajda: “Namuslu bir şekilde battık derken devletimizin koyduğu kurallara uyduk, hiçbir şekilde açmadık, bir şey yapmadık. Ama yapmadığımız halde onlar söylenenin tam tersini yaptı. Kongreler yaptı, kayak merkezini açtı. Hiç alakası olmayan insanlar güzel yaşarken benim çalışan işçilerime bile maaş hacizleri geliyor şu anda” diye konuştu.

POLİS VATANDAŞIN YAKASINI BIRAKMIYOR

Sosyal medyada viral olan bir görüntüde ise İstanbul’da bir polis memuru maskesi çenesinin altında olduğu gerekçesiyle bir kadına ceza yazmak istiyor. Polise direnen kadın kimliğini vermek istemedi. Maskesini bir süreliğine nefes almak için indirdiğini söyleyen kadın polisten kurtulmak için her yolu denedi.

ÇEVREDEKİLERDEN TEPKİ

Çevredeki polisleri alarma geçiren olay, gözaltına alınma tehdidiyle karşı karşıya kalan kadının cezaya razı olmasıyla sona erdi. Çevredekiler de polislerin tutumunu eleştirerek kadının fazla üzerine gidildiğini söyledi.

YARGITAY: POLİS CEZA KESEMEZ

Öte yandan Yargıtay 19. Ceza Dairesi, geçen Aralık ayında polisin maske takmayanlar hakkında idari para cezası kesemeyeceğini ancak tutanakla valiliğe bildirebileceğine karar verdi. Yargıtay, polisin maske yasağı konulan yerlerde ana arterlere radar gibi vatandaşı ‘Maske tak, ceza kesilir’ diye uyaran levha ve afişler asılması gerektiğini belirtti.

Yargıtay: Polis vatandaşı uyarmadan maske cezası kesemez

 

Okumaya devam et

Gündem

İşte Uşak’taki çıplak aramanın belgesi

Uşak Emniyeti’nde çıplak arama dayatmasına maruz kalan kız öğrencilerinden 1 kişi, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Belgeyi Gergerlioğlu paylaştı.

BOLD – HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun TBMM’de gündeme getirdiği ve aylardır Türkiye’nin gündeminden düşmeyen Uşak Emniyeti’ndeki çıplak aramayla ilgili yapılan suç duyurusunun belgesi ortaya çıktı. Gergerlioğlu’nun Twitter hesabından yayınladığı Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda Uşak Kaçakçılık Şube Müdürlüğü’nde çıplak aramadan geçen bir kız öğrenci yaşadıklarını anlattı.

Öğrenci ifadesinde 31 Ağustos 2020’de önce İzmir Bozyaka’daki Çevik Kuvvet Polis Merkezi’ne, daha sonra Uşak KOM’a götürüldüğünü ve burada çıplak arandığı söyledi. “İzmir’de altımı çıkarttırmamışlardı” diye Uşak’taki kadın polislere itiraz eden öğrenci, “Çıkaracaksın” diye kendisine bağırıldığını, korkudan mecburen çamaşırlarını çıkarmak zorunda kaldığını belirtti. Öğrenci ayrıca özel gününde olduğunu belirtmesine rağmen çantasında bulunan pedin saatlerce kendisine verilmediğini, sonra bir erkek polis tarafından verildiğini aktardı.

Öğrenci, sorgu sırasında ise kendisine psikolojik işkence ve baskı yapıldığını, “İsim vermezsen hem sana hem ailene zarar veririz, savcıya da uslu durmadığını söyleriz” diye tehdit edildiğini de sözlerine ekledi.

“GERÇEĞİ ÖRTMEK NAFİLE ÇABA”

Suç duyurusunun belgesini paylaşan Gergerlioğlu, “Ve işte belgesi! Uşak’taki öğrencilerin suç duyurusu! “İnanamıyorum” dedi, “Onurlu kadın 1 yıl beklemezdi” dedi! Ama kral çıplak. Bana ne kadar iftira edilse de var! Gerçeği örtmek nafile çaba. Çıplak arama var. Söylediğimizden daha fazlasını yaşamış öğrenci!” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU? 

Cemaat soruşturmaları kapsamında 23’ü kız öğrenci olmak üzere toplam 27 kişi 31 Ağustos 2020’de gözaltına alındı. Yer olmadığı için Uşak KOM ve Asayiş Şube’de 5 gün kalan çoğu başörtülü öğrenciler burada çıplak arama dayatmasına maruz kaldı. Öğrenciler, 4 Eylül’de Uşak Adliyesinde mahkemeye çıkarıldı. Öğlen 13.30’da başlayan mahkeme 18.00’de bitti ve 22 öğrenci yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. 1’i öğrenci olmak üzere 5 kişi ise tutuklandı. Öğrenciler 5 gün boyunca avukatlarıyla sadece resmi ifadeleri alınırken görüşebildi. Onun dışında özel görüşmek isteyenlerin talepleri reddedildi. Ayrıca öğrencilerle “özel mülakat” adı altında resmi olmayan, psikolojik baskının çok fazla boyutta olduğu görüşmeler yapıldı. Bir öğrenci bu sorgu sırasında 3 kez bayıldı, dışarı çıkarılıp hava aldırıldıktan sonra sorgusuna devam edildi.

Bold Medya’nın ortaya çıkardığı olayı, Ömer Faruk Gergerlioğlu sürekli gündeme getirdi. AKP Denizli Milletvekili Cahit Özkan çıplak aramanın belgesini istedi. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise Gergerlioğlu’nu Meclis’e terörize etmekle suçladı ve Türkiye’de çıplak aramanın olmadığını, özellikle mütedeyyin kadınlara yapılmasına asla müsaade etmeyeceklerini söyledi.

Bunun üzerine sadece Uşak’ta değil, Türkiye’nin her yerindeki gözaltı merkezleri ve cezaevi girişlerinde çıplak aramaya maruz kalan her kesimden kadın yaşadıklarını video çekerek sosyal medyadan yayınladı. Daha sonraki açıklamalarında çıplak aramanın 60 yıldır yapıldığını kabul etmek zorunda kalan ve “Onurlu, ahlaklı kadın 1 yıl beklemez hemen konuşur” diyen Özlem Zengin’e tepkiler devam ediyor.

 

Kız öğrencilere işkence: Külotunu indirip otur-kalk yaptırdılar!

Okumaya devam et

Gündem

Bu dava Türkiye’nin özeti

İki kız çocuğunu taciz ettiği için 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan, daha sonra fetö söylemini kullanarak tahliye edilen Yaşar Özdemir davasını gazeteci Cevheri Güven yorumluyor.

BOLD – Yaşar Özdemir (72) iki kız çocuğuna cinsel istismar suçlamasıyla tutuklandı ve 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak kısa süre sonra özgür kaldı ve hakkındaki suçlamalar düşürüldü. Özdemir’i bu ağır suçtan kurtaran üç faktör, günümüz Türkiyesi’nin özeti gibi. Özdemir önce avukatını kovup AKP’li bir avukatla anlaştı, ardından taciz ettiği kız çocuklarının ailesini Gülenist olmakla suçladı. Son olarak asker oğlu Suriye’de YPG’ye karşı savaşırken “şehit” olunca, günümüz Türkiye’sinde Özdemir’i hapisten çıkarmak hiç de zor olmadı. Özdemir şimdi özgür, iki kız çocuğu ise travma tedavisi görüyor.

İki çocuğu tacizden 16 yıl alan Yaşar Özdemir’e ‘fetö’ ve ‘şehit’ söylemiyle tahliye

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0