Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

‘Beyaz Toros’ kabusu hortladı

15 Temmuz’un ardından adam kaçırma ve yasadışı alıkoymaların arttığına dikkat çeken Hak İnisiyatifi Derneği, olayların aydınlatılması çağrısında bulunduğu. Derneğin 2019 rakamlarına göre 15 Temmuz’dan sonra 28 insan kamu görevlisi olduğu ileri sürülen kişilerce kaçırıldı ve işkence edildi.

BOLD – Hak İnisiyatifi Derneği, 6 Ağustos 2019’dan beri kayıp olan Yusuf Bilge Tunç, 29 Aralık 2020’de ofisinden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamayan eski Başbakanlık Raportörü Hüseyin galip Küçüközyiğit ve 20 Ocak 2021’de İstanbul Başakşehir’de dört-beş kişi tarafından zorla kaçırılan Gökhan Güneş’in akıbetinin ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

KAÇIRMA, ZORLA ALIKOYMA VE İŞKENCE

Aktifhaber’de yer alan habere göre, 2019 yılında yayınladıkları “2016 Sonrası Kamu Görevlileri Tarafından Yasadışı Alıkonulma İddialarına İlişkin İnceleme ve Araştırma Raporu” başlıklı raporda 28 kişi hakkında kamu görevlileri tarafından zorla ve yasadışı şekilde uzun süre alıkonulduklarına dair iddialar toplu şekilde kamuoyuna duyurduklarını açıklayan Hak İnisiyatif, “Zorla alıkonulup daha sonra ‘ortaya çıkan’ ve gözaltına alınan bazı kişilerin anlatımlarında kendilerinin kamu görevlisi olduğunu ifade eden kişiler tarafından uzun süre işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldıkları görülmektedir” dedi.

CAN GÜVENLİĞİ ENDİŞESİ

Açıklamada, “Bu kişilerin duruşmalarının kamuoyuna kapalı şekilde yapılması, işkence iddialarının soruşturulmaması ve zorla alıkonulmuş kişilerin ailelerinin ise çeşitli telkin ve tehditlere maruz bırakılması yaşanan ihlallerin vahametini arttırmaktadır. Hatta raporumuzda inceleme konusu yapılan kişilerden Sunay Elmas ve Ayhan Oran’ın da halen bulunulmaması/ortaya çıkarılmamaları, yaşam haklarının ihlaline ilişkin bizleri endişelendirmektedir. Diğer insan hakları kuruluşlarınca da dile getirilen ve birçok ayrıntısı kamuoyuna açıklanan kaçırma ve zorla alıkonulma iddialarına ilişkin bugüne değin yetkili kamu organlarınca bir açıklama maalesef yapılmamıştır” ifadelerine yer verildi.

“YUSUF BİLGE TUNÇ HAKKINDA CİDDİ SORUŞTURMA YAPILMADI”

6 Ağustos 2019 tarihinden beri Yusuf Bilge Tunç’tan haber alınmadığını kaydeden Hak İnisiyatifi, “6 Ağustos 2019 tarihinde kaçırıldığı iddia edilen Yusuf Bilge Tunç’un izine ise henüz rastlanmamıştır. Ailesinin kendi çabalarıyla edindiği ve kamuoyuna sunduğu bilgi ve belgeler, maalesef soruşturma makamlarınca ciddi bir soruşturmanın konusu edilmemiştir. Bu bilgi ve belgeler, Yusuf Bilge Tunç’un kendilerinin kamu görevlisi olduğu iddia eden kişilerce zorla alıkonulmuş olduğunu ve gizli bir yerde işkenceye maruz kaldığı iddialarını güçlendirmektedir” dedi.

“ESKİ BAŞBAKANLIK ÇALIŞANI 29 ARALIK’DAN BERİ KAYIP”

Eski Başbakanlık Raportörü Hüseyin Galip Küçüközyiğit’in kaçırılmasına da değinilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “KHK ile görevinden ihraç edilen, altı ay tutuklu yargılanıp tahliye edilen bir eski Başbakanlık çalışanı olan Hüseyin Galip Küçüközyiğit’in 29 Aralık 2020 tarihinden itibaren kayıp olduğu ailesi tarafından dile getirilmektedir.”

SON ADAM KAÇIRMA GÜVENLİK KAMERASINDA

Açıklamada son olarak İstanbul’da kaçırılan Gökhan Güneş’e değinilerek, “Son olarak ta, İkitelli’deki evinden işe giderken Başakşehir’de otobüsten inen Gökhan Güneş, 20 Ocak 2021’de, kimliği belirsiz kişiler tarafından benzer şekilde, zorla bir arabaya bindirilerek kaçırılmıştır” ifadeleri kullanıldı. Açıklama şöyle devam etti:

“Daha önce kaçırılan ve zorla alıkonulan kişilerin durumunda olduğu gibi Yusuf Bilge Tunç ve Hüseyin Galip Küçüközyiğit ve Gökhan Güneş’in de akıbeti bilinmemektedir. Aileleri ve yakınları tarafından kendilerine ulaşılamamaktadır. Kamu görevlisi olduğunu iddia edilen kişiler tarafından alıkonulduklarına ilişkin makul sebeplere dayanan şüpheler bulunmaktadır. Yetkili makamların soruşturma başlatmakta ve yürütmekteki ciddiyetsizliği bu kişilerin can güvenliği hususundaki tedirginliği arttırmaktadır.

“ACİL VE ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMELİ”

Hak İnisiyatifi Derneği olarak, kaçırıldığı iddia edilen ve raporumuzda inceleme konusu yapılan Sunay Elmas ve Ayhan Oran ile son dönemde benzer şekilde kaçırılan, Yusuf Bilge Tunç, Hüseyin Galip Küçüközyiğit ve Gökhan Güneş’in, can güvenliği ve emniyetinin Devletin pozitif sorumluluğunda olduğunu, bu şahısların bir an önce bulunarak bu konuda kamuoyunun bilgilendirilmesini, kaçırılma iddialarına ilişkin acil ve etkin bir soruşturmanın yürütülmesini ve iddiaların soruşturulmasında ve gereğinin yapılmasında ihmali olan kamu görevlilerinin tespit edilerek haklarında ivedilikle işlem yapılması gerektiğini hatırlatıyor, olayın takipçisi olduğumuzu Kamuoyuna bildiriyoruz.

Gündem

Bugün tam 6 yıl oldu: Erdoğan’ın hedefindeki bir numaralı gazeteci Mehmet Baransu

Mehmet Baransu, 6 yıllık tutukluğu, 10 yıllarca kesinleşmiş hapis cezası, bazılarından müebbetle yargılandığı ve sayısı tam olarak bilinemeyen davaları ile Türkiye’de baskı altındaki gazeteciler arasında bir numaralı isim.

BOLD – Gazeteci Mehmet Baransu, 2 Mart 2015’te tutuklanmadan önce dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ve hükumetinin doğrudan hedefi oldu. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’nın “Evinin kapısını kırıp Baransu’yu alın” talimatı Türkiye’de baskı gören pek çok gazetecinin hala hafızasında.

‘DEVLET HALKINI BOMBALADI’

turkishminute.com’un aktardığına göre Baransu’yu doğrudan Erdoğan’ın hedefi haline getiren haber, 34 sivilin bombardıman sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin yazdıklarıydı. 2011 yılında Türk ordusuna ait F-16 savaş uçaklarının bombardımanında Uludere’de (Roboski) 34 sivil hayatını kaybetti. Aralarında çocukların da bulunduğu siviller Kürt’tü ve Baransu’nun haberi “Devlet halkını bombaladı” başlığıyla verildi.

Baransu, bombardımanın Milli İstihbarat Teşkilatı’nın(MİT) verdiği yanlış istihbaratla gerçekleştiğini belgeleriyle yazınca, Erdoğan çok öfkelendi. MİT doğrudan Erdoğan’a bağlı bir kurumdu ve başında da Erdoğan’ın “sır küpüm” dediği Hakan Fidan vardı. Erdoğan, bu olaydan başlayarak Baransu’yu doğrudan hedef alan açıklamalar yapmaya başladı. Devam eden günlerde hem Baransu hem de çalıştığı Taraf gazetesini zor günler bekliyordu.

Tutuklanmadan önce üzerinde çalıştığı son konular Erdoğan ve partisinin üst yönetiminin karıştığı yolsuzluklar ile Erdoğan’ın Gülen Hareketi’ne yönelik başlattığı savaşın detaylarıydı. Ancak öncesinde Baransu, Türk Silahlı Kuvvetlerine yoğunlaşmış, ülkenin gündemini belirleyen haberlere imza atmıştı.

2007 ile 2010 arasında yazdığı ve pek çok demokrat kesim tarafından sahiplenilen haberler, Erdoğan’ın otokrat bir lidere dönüştüğü 2011 yılından itibaren suç olarak kabul edilmeye başlandı. Hapiste 6. yılını dolduracağı hafta, tutuklu gazetecilerle dayanışma platformu Jailed Journos, Twitter’da #FreeMehmetBaransu etiketi açtı ve 137 bin mesaj atıldı. Sevenleri ve meslektaşları Baransu’nun özgür bırakılması istendi. Ancak bu, Erdoğan iktidardayken pek olası gözükmüyor.

HABER KAYNAKLARININ İSİMLERİNİ AÇIKLAMADI

Baransu yargılandığı davalardan ikisi 2020 içinde sonuçlandı. İki ayrı davada toplamda 36 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı. Duruşmalarda haber kaynaklarını açıklaması için baskı gördü. Onlarca dava ve hapiste geçirdiği 6 yıla rağmen Baransu, haber kaynaklarından hiçbirinin ismini açıklamadı.

Baransu’nun 19 yıl 6 ay hapis cezası aldığı haber, Türkiye’ye sokulan 23 bin ton genetiği değiştirilmiş prinçle ilgiliydi. Baransu’nun Temmuz 2013’te yazdığı habere göre, uzak doğu menşeli GDO’lu pirinç önce Amerika Birleşik Devletleri’ne satılmaya çalışılmış ancak farkedilmesi üzerine gemi gümrükten geri çevrilmişti. Bir Türk firma pirinci satın alıp Mersin Limanı üzerinden sahte belgelerle Türkiye’ye sokmuştu. Baransu’nun pirincin GDO’lu olduğuna ilişkin laboratuvar raporlarıyla yayınlandığı haber doğrudan Erdoğan’ı sarstı. Çünkü pirinci ithal eden firmanın sahibi Mahmut Aslan, Erdoğan’a oldukça yakın bir işadamıydı ve yurt dışı gezilerinde Erdoğan’ın özel jetinde ağırlanıyordu. Baransu devam eden günlerde AKP’li Tarım, Ticaret ve Adalet Bakanlarının soruşturmayı kapatmak için yaptıkları baskı ve usulsüzlükleri de yazdı. Bakanları yönlendiren doğrudan Erdoğan’dı.

Hükümet GDO’lu pirinci tespit eden, raporlaştıran ve soruşturma açan polis ve savcılar dahil 77 kişiyi görevden uzaklaştırdı. Ardından pek çoğu tutuklandı. Onlardan biri de Mehmet Baransu’ydu. Baransu’ya yöneltilen suçlama “gizliliği ihlal”di. Ardında davanın yönü değişti ve GDO’lu pirinç soruşturması “terör soruşturmasına” dönüştü. Hükmete göre soruşturmayı yürütenlerin hepsi Gülenist’ti ve terörden yargılanmalıydılar. Yıllarca süren dava 19 Temmuz 2020’de bitti ve Baransu’ya 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Karar duruşmasından önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, avukatı aracılığıyla başvuruda bulunmuş ve resmi müdahil olmuştu.

Baransu’nun aldığı ikinci ceza ise 17 yıl 1 ay oldu ve yargılandığı haber, Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) ait bir belgeyle ilgiliydi. Habere göre, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Hükümet üyeleri ile üst düzey generallerden oluşan MGK, 25 Ağustos 2004’teki toplantıda Fethullah Gülen Grubu’nu yok etmek için bir eylem planı üzerinde mutabık kalmışlardı. Baransu, MGK’nın gizli ibareli ve yıllarca gizlenen belgesini 28 Kasım 2013’te yayınladı.

O günlerde Erdoğan Hükümeti ile Gülen Hareketi arasında gerilim yükselmiş ve Gülen Hareketi’ne bağlı eğitim kuruluşları kapatılmaya başlanmıştı. Baransu’ya göre gerilimin kaynağı çok daha eskiydi ve Erdoğan iktidarda kalabilmek için yıllar önce askerlerle Gülen Hareketini yok etmek için anlaşmıştı.

Hükümetin ilk açıklaması, kararları askerlerin baskısı nedeniyle imzaladıkları ancak asla uygulamadıkları şeklindeydi. 2016 yılından sonra Erdoğan, Gülen Hareketini geniş çapta tasfiye ettikten sonra söylem değiştirerek MGK’nın 2004 yılında aldığı kararları sahiplendi.

Başbakanlık, MGK ve Milli İstihbarat Teşkilatı, Baransu hakkında ortak dava açtılar. Yıllar süren yargılamanın ardından Baransu, 23 Kasım 2020’de 17 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Baransu devletin gizli kalması gereken belgelerini yayınlamakla suçlanıyordu.

TARAF GAZETESİ VE BARANSU

Mehmet Baransu, her biri haftalarca tartışılan haberlerini Taraf Gazetesi’nde yayınlıyordu. Taraf’ın yayın yönetmeni Ahmet Altan da Baransu gibi tutuklu durumda. Aynı zamanda ünlü bir roman yazarı olan Ahmet Altan, 70’inci yaşını cezaevinde doldurdu. Altan ailesi Türkiye’de demokrasi mücadelesinin sembollerinden biri. Ahmet Altan’ın babası yazar ve siyasetçi Çetin Altan da çoğunlukla askerlerle yaşadığı gerilimler nedeniyle yıllarını hapiste geçirmiş bir isim.

Ahmet Altan’ın kurucu yayın yönetmeni olduğu Taraf Gazetesi, belki de bu sebeple askeri vesayetle mücadelenin öncüsü oldu. Kurulduğu 2007 yılından itibaren askerlerin siyaset üzerindeki baskısı ve ordu içindeki skandallara odaklandı. Mehmet Baransu bu alanda yazdığı haberler nedeniyle Ahmet Altan’ın gözde muhabiriydi.

DÜNYA MEDYA TARİHİNE GEÇEN HABER

Baransu’nun “”O Dört Er Böyle Öldü: Pimini Çekip Bombayı Verdi” başlıklı haberi, yayınlandığı 2009 yılında Türkiye’deki en prestijli gazetecilik ödüllerini topladı. Columbia Üniversitesi Uluslararası-Halkla İlişkiler Bölümü Medya ve İletişim Program Direktörü Prof. Dr. Anya Schiffrin yayınladığı tarihe damgasını vurmuş en iyi 47 haber arasına Baransu’nun bu haberi de girmişti.

Haber, Elazığ’da askeri birlik içerisinde bir patlama sonucu hayatını kaybeden 4 erle ilgiliydi. Genelkurmay olayı eğitim sırasında kazara patlama olarak açıklamıştı. Ancak Baransu’nun haberine göre, bir komutan nöbette uyuyan ere ceza olarak pimi çekilmiş bir el bombası vermişti. Saatlerce bombanın mandalını basılı tutmak zorunda kalan er, sonunda mandalı elinden kaçırmış ve üç arkadaşıyla birlikte ölmüştü.

Bu haber Baransu’ya büyük bir prestij kazandırdı. Peş peşe Türk Ordusu içindeki skandalları yazdı. Onlarca subayın tutuklanmasına neden olan Ergenekon ve Balyoz isimli “darbe teşebbüsü” soruşturmalarının en önemli detaylarını da Baransu kaleme alıyordu.

Baransu’ya haberleri, Gülen Hareketi’ne yakın bürokratların sızdırdığı iddia ediliyordu. Taraf Gazetesinin yayın yönetmeni Ahmet Altan ise haberlerin tamamının doğru olduğunu, yalanlanamadığı, haberleri kimin sızdırdığına ilişkin tartışmayla büyük suçların gizlenmeye çalışıldığını söylüyordu.

“KAPISINI KIRIN” TALİMATI

2010 yılına kadar askeri vesayetle mücadele Erdoğan hükümetinin işine yarıyordu ve AKP yönetim kadrosu Baransu’nun haberlerini de Taraf Gazetesini de destekliyordu. 2010’dan sonra “Yeni Osmanlıcılık” fikriyle Erdoğan otokrat bir lidere dönüşünce Taraf Gazetesinin de Baransu’nun da eleştirilerinin odağı oldu. Baransu, Erdoğan hükümetine ilişkin pek çok skandalı dört yıl boyunca yazdı.

2014 yılına gelindiğinde Başbakan Erdoğan artık Baransu’nun tutuklanmasına karar vermişti. Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu aradı ve Mehmet Baransu’nun evinin kapısı kırılarak gözaltına alınması talimatını verdi. Ala’nın bu talimatı bir yolsuzluk soruşturması nedeniyle telefonu dinlenirken tesadüfen kaydedilmişti.

Kısa süre sonra Erdoğan’ın istediği oldu. 2 Mart 2015’te Mehmet Baransu tutuklandı. Ardından yayın yönetmeni Ahmet Altan da tutuklandı. Cezaevinde 6. yılını dolduran Baransu, verilen 36 yıl 7 ay cezanın dışında onlarca davayla da yargılanıyor.

Türkiye’deki basın meslek örgütleri ise Erdoğan’ın öfkesine hedef olmamak için medya özgürlüğü raporlarında Baransu’nun ismini geçirmemeye özen gösteriyorlar.

Okumaya devam et

Gündem

Altan’ın avukatından Yargıtay’a: Hak, hukuk, vicdan, insaf diyorum

4.5 yıldır Silivri Cezaevinde bulunan Ahmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, müvekkilinin dosyasının hala Yargıtay’da bekletildiğini ve verilen kararların ölçüsüz olduğunu söyledi.

BOLD – 2 Mart 1950’de doğumlu Ahmet Altan cezaevinde 71. yaşına girdi.  Yaklaşık 5 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan gazeteci-yazar Ahmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, yazarın doğum gününde bir video paylaşarak Yargıtay’a çağrıda bulundu. 15 Temmuz’dan sonra başlatılan operasyonlar kapsamında 23 Eylül 2016’da tutuklanan Altan, örgüte üye olmadan yardım ettiği iddiasıyla 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 4 yıl 6 aydır hapiste olan Altan’ın dosyası Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde bekletiliyor.

Yargıtay’a “Dosyayı incelerseniz tahliye etmeniz gerekecek. Bu nedenle mi dosyayı arşivde bekletiyorsunuz?” diye soran Figen Albuga Çalıkuşu, “en başta gelen görevlerinizden biri yargı kararlarında birlik sağlamak değil mi? Biz hukukçular açısından Yargıtay adaletin vicdanla tecelli ettiği yer olarak bilinirdi. Bu inancımı ben hala korumak için hala çabalıyorum. İnsaf diyorum, vicdan diyorum, hak, hukuk diyorum. Hukuku imha eden yargı adına utanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Yargıtay’ın ölçüsüz kararlar verdiğini söyleyen Çalıkuşu şöyle devam etti: “Bu ölçüsüzlük için şimdi çok çarpıcı bir örnek vereceğim. Ahmet Altan, Mümtazer Türköne. İkisi de benim müvekkilim. Kararı veren yer aynı yer. Yargıtay 16. Ceza Dairesi. Suçun adı onlara göre aynı. Üye olmadan örgüte yardım etmek. Mümtazer Türköne 4 yıl 1 ay sonra serbest. Karar gecikmiş ama doğru bir karar. Ahmet Altan ise 4 yıl 6 aydır tutuklu. Dosyası arşivde bekletilmekte. Aynı ceza dairesi Ahmet Altan’ın dosyasına bakmıyor, bekletiyor.”

Tutukluluğunun 1000. gününde ilk kez yayınlanan fotoğraflarıyla Ahmet Altan ve dindarlık üzerine

Okumaya devam et

Gündem

Hükumet aradığı geliri halkta buldu: Denetimler artacak!

Koronavirüs tedbirleri kapsamında yapılan denetimlerde her hafta 50 binin üzerinde kişiye 3 bin 150 liraya kadar ceza kesiliyor. Gelirleri artırma peşinde olan hükumet, “Kontrollü Normalleşme” adı altında denetimleri sıklaştırma kararı aldı.

BOLD – AKP Hükumeti, koronavirüs cezaları ile geçen yıl hedeflediği idari para cezası gelirlerini ikiye katladı. Artık her ay bütçeye 1 milyar lira, koronavirüs nedeniyle kesilen cezalardan geliyor. Cezaları artırma peşinde olan hükumet, kontrollü normalleşme ile yoğun denetim yapma kararı aldı.

YENİ VE DAHA YOĞUN DENETİM MODELİ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, “İllerimizin risk düzeyine göre ‘Kontrollü Normalleşme’ döneminde yeni ve daha yoğun denetim modeline geçiyoruz. Milletimizin fedakarlığı ve kurallara uyma hassasiyetiyle, bu süreci inşallah birlikte atlatacağız. Temizlik, maske, mesafe ve tüm kurallara uyarak hep birlikte…”

POLİS ÖNÜNE GELENE CEZA KESİYOR

Koronavirüs tedbirleri kapsamında uygulanan kısıtlamalara yönelik denetimler sürüyor. Yasaklara uymayanlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282’nci maddesi uyarınca 3 bin 150 TL idari para cezası kesiliyor. Son aylarda yapılan yoğun denetimler sonrasında koronavirüsten dolayı kesilen aylık ceza miktarı toplamı 1 milyar lirayı aştı. Polislere yapılan ceza kesme baskısı sonrasında halka tuzak kurup, maskesini düzeltenlere de ceza kesilmesi dikkat çekti.

15 Temmuz’dan 1.5 yıl önce atılacak 63 general belirlendi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0