Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Demirtaş’ın avukatları AİHM’nin ‘derhal tahliye’ kararı için AYM’ye bireysel başvuru yaptı

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuru dilekçesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Demirtaş hakkında verdiği “derhal serbest bırakılmalı” kararının uygulanmasını talep etti.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Demirtaş hakkında verdiği “derhal serbest bırakılmalı” kararının uygulanması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

Başvuru ile ilgili Twitter hesabından açıklama yapan Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman,”Aihm’in, “Demirtaş derhal serbest bırakılmalı” kararına gösterilen dirence karşı, yeniden Aym’ye bireysel başvuru yaptık. Aym, biran evvel “aihm kararı bizi bağlamaz” saçmalığına son vermezse, Aihm, Aym için “etkili iç hukuk yolu değil” kararı verir. Bizden söylemesi!” dedi.

Gündem

Diyanet’ten yurtdışına gönderdiği imamlara önemli görev

Yurtdışına gönderilecek din görevlilerinin hazırlık eğitimi açılışında konuşan Ali Erbaş, imamlardan gidecekleri Batı ülkelerinde İslamofobia ile mücadele istedi. Batı karnesi ise oldukça zayıf olan Diyanet’in imamları hakkında Almanya’da casusluk soruşturmaları devam ederken, Freedom House raporunda Diyanet’in yurtdışı yapılanması DİTİB’i muhalifleri izlemek için araç gibi kullandığı yer alıyor.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Ali Erbaş, Yurt Dışı Sözleşmeli Din Görevlileri Hizmet Öncesi ve Hizmete Hazırlık Eğitimi açılışında konuştu.

Batı’nın, kendisine suni bir düşman algısı oluşturduğunu belirten Erbaş: “Bu algı neticesinde görev yapacağınız ülkelerde İslamofobik olaylar artmaktadır. Onlara İslam’ı ve kendimizi doğru tanıtmaya çalışmalıyız. İslamofobia ve İslam düşmanlığına karşı, ülkemizde kazandığınız ilmi birikimi aktarma, kültürümüzü yaşatma ve din hizmeti sunma açısından sizlere büyük görevler düşmektedir” dedi.

ALMANYA’DA CASUSUSLUK SORUŞTURMASI

Almanya’da 15 Temmuz’dan sonra Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) bünyesinde görev yapan imamların, başta Gülen Cemaati üyeleri olmak üzere muhalifler hakkında bilgi toplayarak Ankara’ya ilettiği ortaya çıktı.

Almanya’da 2017 yılında başlatılan soruşturmaya göre, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) tarafından yayınlanan bir genelgede imamlardan bulundukları yerlerde cemaat ve muhalifler hakkında ajanlık yapmasını istendi. Almanya iç istihbarat örgütünün yaptığı çalışmaların ardından sadece Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde 13 imamın ajanlık yaptığını saptandı. Bu imamlar 33 kişi ve 11 eğitim kurumu hakkında topladıkları bilgileri Diyanete iletmekle suçlandı. Operasyonlara tepki gösteren AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş: “Hiçbir Diyanet imamı ajan değildir” dedi.

FREEDOM HOUSE’UN DİTİB RAPORU

ABD Washington merkezli Freedom House’un ‘Ulusötesi Baskı’ raporuna göre ise, DİB’e bağlı DİTİB’in yurtdışındaki muhalifleri “izlemek için bir araç” olduğu kaydedildi.

Türkiye sınır dışında muhaliflere baskıda Çin’den sonra ikinci ülke

Okumaya devam et

Gündem

Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’e ‘düşünce özgürlüğü’nden beraat

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen beraat etti. İkilinin avukatları, dile getirilen sözlerin hakaret değil siyasi düşünce özgürlüğünün bir parçası olduğunu vurguladı.

BOLD – Müjdat Gezen ve Metin Akpınar hakkında 21 Aralık 2018’de Uğur Dündar’ın sunduğu Halk Arenası programında söyledikleri sözler nedeniyle “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçundan dava açıldı. İkili için 4’er yıl 8’er aya kadar hapis cezası istendi. Cumhuriyet’ten Zehre Özdilek’in haberine göre Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, taraf avukatları katıldı. Önceki celse savunma yapan ve duruşmalardan vareste tutulan Akpınar ve Gezen duruşmaya katılmadı. Duruşmada söz alan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı, “Sanıklar cezalandırılsın” dedi.

HAKARET DEĞİL DÜŞÜNCE ÖZGÜRÜLĞÜ

Akpınar’ın avukatı Ahmet Köksal Bayraktar, şunları dile getirdi: “Soruşturma aşamasında verilen izin usule uygun değildir. İznin bizzat Adalet Bakanı tarafından verilmesi gerekmektedir. Bu yüzden usule ilişkin itirazımız vardır. Bugün doğrudan doğruya Cumhurbaşkanına hakaret aranıyor. Basit saygısızlıklar bunu meydana getirmez. Şeref ve haysiyete aykırılık aranması gerekir. Ama Erdoğan 2015 yılından beri bir parti başkanıdır. Karşısına muhalefet organlarını alıyor. Siyasi hak yönünden irdelememiz lazım. Tam 11 ülkede ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçu yok. Türkiye’de hiçbir lider ayağından asılmadı. Cezaevinde zehirlenmedi. Bunları dinleyen hiç kimse Gezen ve Akpınar ‘şu kişiyi diyor’ demiyor. Sözlerin bütünlüğü içinde mütalaa etmek lazım. Cımbızla iki cümle çekiliyor. Orda Erdoğan denilmiyor. Ona yönelik değil. Biz Akpınar ve Gezen ile beraber büyüdük. Onların oyunlarına bir ay önceden bileti zor bulurduk. Dolayısıyla böyle bir davada yargılanmak Akpınar ve Gezen için zaten büyük bir cezadır. Hakaret değil siyasi düşünce özgürlüğünün bir parçasıdır. Müvekkilimin beraatini istiyorum.”

Köksal’ın yeni bilirkişi raporu alınmasına ve izin talebinde ilişkin talebi reddedildi.

TÜRKİYE İÇİN UTANÇ

Gezen’in avukatı Celal Ülgen ise, “Gerek Müvekkilimiz Müjdat Gezen ve gerekse diğer sanık Metin Akpınar Halk TV ekranlarında gayet barışçıl bir vaziyette ve amaçta ülkemizin demokrasiye olan gereksinimlerini anlatmışlardır. Ancak demokratik ülkelerde eşine asla rastlanmayacak türde iki sanatçı, yılların komedi üstatları hakkında dava açılmıştır. Böyle bir olay Türkiye için utançtır. Düşünce özgürlüğü demokrasinin penceresidir” dedi.

Mahkeme heyeti Gezen ve Akpınar’ın beraatine karar verdi.

Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Gezen ve Akpınar’ın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu işlediklerini belirtilerek 4’er yıl 8’er aya kadar hapis ile cezalandırılmalarına karar verilmesini istemişti.

Okumaya devam et

Gündem

Kılıçdaroğlu’na ‘linç girişimi’ olayında Hulusi Akar’ın rolü ne?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik Çubuk’taki linç girişimi davasına ‘Hulusi Akar’ detayları damga vurdu. Savcı, Akar’ın tanık olarak dinlenmesini istemedi. CHP’lilerin Akar ile ilgili ifadeleri dikkat çekti.

BOLD – Ankara’nın Çubuk ilçesinde şehit Er Yener Kırıkçı’nın 21 Nisan 2019 tarihindeki cenaze töreninde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimine ilişkin Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesinde davanın ikinci duruşması görüldü. ANKA’nın haberine göre sanıklar Engin Üce ve Halis Daştan’ın ifadelerinin ardından CHP aracına taş atan sanıklara zararı ödemeyi kabul edip etmedikleri soruldu. Sanıklar bu öneriyi kabul etti.

LEBALEP DEĞİL HINCA HINÇ!

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya şikayetçi olarak duruşmada ifade verdi. Kaya “Öldürmeye tam teşebbüsün olduğu bir davanın küçük duruşma salonunda yürütülmesini eleştiriyorum. Ben lebalep demeyeceğim, salon hınca hınç dolu” dedi. Kaya, cenazeye katılacaklarının önceden belli olduğunu ve bir gün önce ilgili makamlara koruma ekibi tarafından bildirildiğini söyledi. Sanıklar, Kaya’nın konuşması sırasında sözlü müdahalede bulununca hakim sanıkları uyardı.

Sanıklardan Vahit Delibaş, “Sayın hakimim bizim yalana tahammülümüz yok” dedi. Avukat Celal Çelik’in hakimi uyarması üzerine Delibaş’ın “Yalana tahammülümüz yok” sözü tutanağa geçildi. Sanık avukatlarından Fatih Atalay, Kaya’nın sanık Delibaş’a “Hadsiz” sözünün de tutanağa geçmesini istedi. Bunun üzerine Atalay ile Kaya arasında gerilim yaşandı.

FATİH ŞAHİN KİME FISILDADI?

İfadesini sürdüren Kaya, “Protokol karşılamasının ardından birileri işaret vermişçesine protestolar başladı” dedi. Kaya, cenaze namazı öncesinde AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin’in Kılıçdaroğlu’nun elini sıkmadığını ve namaza durmadan önce birileriyle fısıldayarak konuştuğunu aktardı. AKP Genel Sekreteri’nin konuşmasının ardından kendilerine yönelik protestonun sürdüğünü belirten Kaya, imamın uyarısına rağmen protestoların devam ettiğini kaydederek, “Sanıklar şehide saygı diyorlar ama şehidin cenaze namazının kılınmaması için ellerinden gelenleri yapıldı” dedi.

Kaya, şehit cenazesi top arabasına konulduktan sonra saygı duruşunda bulunduklarını, arabanın arkasından yürümeye başladıklarında protokolün diğer unsurlarının aracı takip etmediğini vurguladı. Kaya, “Burası şunun için kritik. Biz arabanın arkasından yürürken bir güruh araya set ördü” dedi.

KILIÇDAROĞLU’NA SİPER OLDU

Kaya ‘güruhun’ Kılıçdaroğlu’na yönelik sözlü saldırılarının fiili saldırıya dönüştüğünü belirterek, “Yumruk, tekme, sopa, bıçak. Bıçakla kimin saldırdığını isim olarak hatırlamıyorum. Genel Başkanımıza vurulmasın diye kendisine siper oldum. Benim iki kaburgamın kırıldığını akşam hastanene öğrendim. Sanıklar Genel Başkanımıza uluşamadıklarında yumruk, tekme bizi geldi. Sanıkların ve Genel Başkanımızın düşmemesi için çaba gösterdik. Sanıklardan birisi de düşse yerde linç olurdu” diye konuştu.

Kaya olaya çok az sayıda askerin müdahale ettiğini kaydederek, şöyle devam etti: “Genel başkanımızı eve yönlendirdik. Levent Gök de oradaydı. Genel Başkan eve yönlendirildiğinde Gök, yalnız kaldı. Ona da saldırılar yapıldı. Ben de onu kurtarmak için aldım, bir araca bindirdim. Evin etrafındaki öldürme hırsını alamayan kabalık beklerken, biz de bir kenarda bekledik. Bu organize bir harekettir. Tepki veya kızgınlık sonucu meydana gelmiş bireysel olay değildir. Bu olayda sanıkların şehidi en ufak saygısının olmadığı cenaze namazının kıldırılmamasıyla ortada.”

HULUSİ AKAR NEDEN ERKEN AYRILDI?

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir de şikayetçi olarak duruşmada dinlendi. Emir, soruşturma aşamasındaki ifadelerin tekrarlayarak, şunları söyledi:

  • Biz devletin gerekli güvenliği aldığını düşünerek, cenaze yerine gittik. O sırada her an bu taşkınlıkların sonlandırılacağını ve cenaze namazının kılınacağını düşünüyordum. Olaylar gittikçe şiddetlendi.
  • Dikkat çekici bir olay oldu. Her şehit cenazesinde katılan bütün erkan protokol gereği şehidin konulduğu top arabasının arkasından yürür. Burada Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı ve protokolü göremedik. Top arabasının arkasından yürümeden ayrıldılar.
  • Başta Hulusi Akar olmak üzere diğer bakan ve görevlilerin neden top arabasının arkasından yürümediğini ve devlet protokolüne uymadığını mahkemenizin araştırması gerekir.
  • Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve diğer yetkililerin tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Kendilerini bundan neyin alıkoyduğu sorulmalı.
  • Biz bir anda azgın kalabalık ile baş başa bırakıldık. Ondan sonra sizin etrafımızdaki mülki erkanın korumaları da çekilince Genel Başkanın korumaları ve bizler o kalabalıkla baş başa bırakıldık.
  • Bana da vuruldu ama kimin olduğunu göremedim. Özellikle tekme şeklinde. Dizimden yaralandım ve yaralandığıma ilişkin raporu mahkemeye ilettim.
  • Uzun bir yürüyüş yaptık, nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Genel Başkanın sığındığı eve gidinceye kadar ‘Öldürün, vurun, bırakmayın’ şeklinde tehditlere maruz kaldık.
  • Evde geçirdiğimiz süre 1,5 saat. Saldırganlar yaklaşık 40 dakika evin etrafında bekleyebildiler. Eve de girebilirlerdi.
  • Oradaki fiziksel olanaklar düşünüldüğünde özellikle güvenlik çemberinin alınmadığı ve bizim ‘Yakın’ diye tehdit edildiğimiz o 40 dakikanın araştırılması lazım.
  • Bilinçli olarak güvenlik tedbiri alması gerekenlerin almadığını düşünüyorum.
  • Mahkemeniz Akar ve yanındakilerin top arabanın arkasından neden yürümediğini, eve sığınana kadar yapılan yürüyüşte niye etkin önlem alınmadığını, biz evin içindeyken 40 dakika kadar niye güvenlik çemberi oluşturulmadığını araştırmadan mahkemeniz görevini yapmış sayılmaz.
KALABALIK YUHALADI

Şikayetçi olarak ifade veren CHP Genel Başkan Başdanışmanı Deniz Demir şöyle konuştu:

  • Genel Başkanımız vatansever olduğu için bütün şehit cenazelerine katılmaya özen gösterir. Sabah cenaze törenine katılmak için yola çıkmıştık. Özel Kalem ve koruma müdürü emniyete ve ilgili yerlere katılacağımızı bildirmiştir.
  • Araçtan indiğimizde kalabalığın yuhaladığını duydum. Genel Başkanın protokolü selamlaması sırasında AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin elini sıkmadı. ‘Bay Kemal burada ne işin var’ diye slogan atıldı.
  • Kalabalık elini sıkmadığını gördü ve cenazenin ön tarafında bulunan kalabalığın provoke olduğunu düşünüyorum. Top arabası geçtikten sonra Genel Başkanımıza saldırı oldu.
  • Yumruk ve sopalarla saldırı oldu. Amaç bizi düşürüp Genel Başkana ulaşmaktı. Öldürme kastıyla yapıldı.
  • Genel Başkanımız eve girerken ellerinde demir sopalar ve keser olan gençlerin çıktığını, vurmaya çalıştığını gördüm. Genel Başkanımızla eve girdim, dışarıdan gelen bağırtılar üzerine Genel Başkanımızın bulunduğu hole geçiş olmasın diye evin bazı kapılarını kilitledim.
  • Ev sahibi evden ayrılmamız gerektiğini ve bu olaydan sonra kendisini yaşatmayacaklarını söyledi. Sonra eve giren bir bayan ‘Çık buradan, ne işiniz var. Siz PKK ile iş birliği yaptınız’ dedi.
  • Genel Başkanımız Artvin’de PKK’nın saldırdığını ve liderler arasında tek kendisine saldırıda bulunduğunu söyledi. Oğlunun Sivas’ta askerlik yaptığını ve diğer siyasi parti genel başkanları gibi bedelli askerlik yapmadığını belirtti. Kadın bunları bilmediğini söyledi ve yumuşadı. Oradan ayrıldı…
  • Olay öldürmeye teşebbüs ve linç girişimiydi.
55 SANİYEDE CENAZE NAMAZI!

CHP çalışanı Barış Bozkurt, Akkuzulu köyüne araçla geldiklerinde bir güruhun slogan atarak bağırmaya başladığını söyleyerek, araçtan indiklerinde yürüyüş alanı ile kalabalığın arasındaki bariyerlerin olduğu protokol yolundan cenaze namazına geçtiklerine söyledi. Bozkurt, namaz başlamadan sloganların devam ettiğini aktardı. “Görevim gereği çok şehit cenazesine katıldım. Ben hiçbir imamın 55 saniyede şehit cenazesinin namazını kıldırdığını görmedim” dedi. Bozkurt, şehit cenazesi top arabasına konulduktan sonra arkasından giderken sloganların devam ettiğini vurgulayarak, “45 dakika gibi bir süre tekme, tokatlar arasında sürüklendik. Koruma müdürünün ‘Karşımızdaki eve gidelim’ dedi ve eve girdik. Eve girene kadar geçen sürede üzerimize çamur atıldı. Taş birikintileri vardı, bize doğru atıldı” diye konuştu.

AKAR: AMACINIZA ULAŞTINIZ

Eve girdiklerinde atılan taş sonucu salon camının kırıldığını vurgulayan Bozkurt, ne olduğunu anlamak için telefonları çekmediği için televizyonu açtığını ve A Haber Televizyonu’nun canlı yayınında dışarıda “Yakın bu evi” diye bağıran kadının görüntüsünü gördüğünü söyledi. Bozkurt bu kadar hızlı yayın yapılmasını “(Saldırının) Organize olduğunu ifade ediyor” diye yorumladı. Bozkurt, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın kalabalığı sakinleştirmek için “Amacınıza ulaştınız” diye seslenildiğini belirterek, Kılıçdaroğlu’nun evden çıkarıldığı zırhlı araca taş atılmaya devam edildiğini ekledi. Bozkurt, “Devletin aracına taş atıldı” dedi.

KALABALIĞIN SESİ

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Kenan Nuhut, cenazeye katılacaklarını önceden bildirdiklerini söyledi. Nuhut cenaze törenine Kılıçdaroğlu geldiğinde yuhalamalar olduğunu belirtti. “Cenaze töreninin yapılacağı alana geldik. Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler vardı. İmamlar cenaze namazını kıldırmak istiyordu fakat kalabalığın sesinden dolayı kılınamıyordu. Namaz başladı, kıldık mı kılmadık mı anlayamadım” dedi.

Top arabasının arkasından giderken zor yürüdüklerini söyleyen Nuhut, kendilerine yönelik demir çubuklar ve sopalarla yapılan saldırı nedeniyle sırtında morarmalar olduğunu kaydederek, “Sayın Genel Başkana yönelik öldürme kastıyla bir saldırı vardı. Birinin bıçak çektiğini gördüm. CHP Spor Kurulu üyesi Mustafa Yavuz, şahsın eline vurarak bıçağı düşürdü. Kalabalık arasında Osman denilen zatın yumruk attığını da gördük” diye konuştu.

POLİS PARKASINI REDDETTİ

Nuhut, Kılıçdaroğlu’nun evden çıkarılması için Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “Sizi çıkarmak için polis parkası giydirelim” dediğini ancak Kılıçdaroğlu’nun bunu “Nasıl girdiysem öyle çıkarım” diye reddettiğini anlattı. Nuhut, Kılıçdaroğlu zırhlı araçla evden çıkarılırken gençlerin çöp varilleriyle taş sürüklediğini belirtti.

Avukat Celal Çelik, sanıkların “Yakın, gömün” diye bağırdığını ve ‘adam öldürmeye tahrikten’ dava açıldığını vurgulayarak, “Suç adam öldürmeye teşebbüs kapsamında kalıyor. Bu nedenle mahkeme görevli değildir. Önümüzdeki duruşma görevsizlikle ilgili taleplerimizi açıklayacağız. Milli Savunma Bakanı ve dönemin Emniyet Genel Müdürü, sayın genel başkanımızın koruma müdürünün dinlenmesi gerekecek” dedi.

HULUSİ AKAR’IN TANIK OLMASINI SAVCI İSTEMEDİ

Cumhuriyet Savcısı mütalaasında, sanık Sevim Gölyeri’nin savunmasında kendine isnat edilen suçların bir bölümünü kabul ettiğini ancak “Evi yakın” şeklindeki sözü kabul etmediğini hatırlatarak kriminal inceleme yapılmasını; CHP Ankara Murat Emir’in Milli Savunma Bakana Hulusi Akar’ın tanık olarak dinlenmesi talebinin reddini; sanıkların adli kontrol hükümlerinin devamını istedi.

Hakim, usulüne uygun duruşmaya katılmayan tanıkların zorla getirilmesine, CHP’li Emir’in Bakan Akar ve protokoldeki diğer kişilerin tanık olarak dinlenmesi talebinin ileri aşamada değerlendirilmesine, geçen duruşma hakkında zorla getirilme kararı çıkarılan sanık Niyazi Altuntaş’a yeniden zorla getirme emri çıkarılmasına karar vererek duruşmayı 21 Haziran’a erteledi. Hakim, duruşma tarihi verirken “Suça sürüklenen 10 çocuk o tarihte reşit oluyor, onlarla birleştirmek için ileri tarih verdim” dedi.

NE KADAR CEZA İSTENİYOR?

Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimine ilişkin Çubuk 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılanan davanın ilk duruşması 30 Kasım 2020’de yapıldı. Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman Sarıgün “Unuttum, çok zaman geçti” demişti. Sanık Vahit Delibaş ise “Kılıçdaroğlu’nu öldürmek isteseydik, zaten çıkamazdı. O kadar kalabalık vardı” diye kendisini savunmuştu. Davada 6’sı kadın 36 sanık 1 yıl 8 ay 15 gün ile 28 yıl 10 ay arasında değişen hapis cezası istemi ile yargılanıyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0