Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gülenistlerin birbirleriyle evlenmeleri de suç kapsamına girdi

Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalarda gözaltına alınanlara sorulan şablon sorulardan biri “eşinle seni kim tanıştırdı” sorusu. İlk bakışta anlamsız gelen bu soru, günümüz Türkiye’sinde binlerce kişinin tutuklanmasına neden oldu. 26 Ocak sabahı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yapılan ve 19 kişinin gözaltına alındığı “evlilik yapılanması” isimli polis operasyonu da bunlardan biriydi.

BOLD – Operasyonda gözaltına alınan 19 kişiye Ankara Başsavcılığı tarafından yöneltilen suçlama “evlilik yapılanması üyesi olmak” şeklinde açıklandı. Savcılığa göre bu kişiler bekar Gülenistlerin evlenmesini sağlayarak suç işlemişlerdi.

Savcılığın açıklamasında şöyle dendi:

“FETÖ’nün güncel izdivaç yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında; dosya şüphelilerinden bir kısmının etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde alınan ifade ve teşhislerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu belirtilen sivil 19 şüpheli hakkında Ankara merkezli 13 ilde gözaltı kararı verilmiştir.”

MİT’İN GÜLENİST BELİRLEME KRİTERLERİ

Turkishminute’nin haberine göre evlilik konusu Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, Gülen Hareketi takipçilerini tespit etmek için belirlediği kriter listesindeki maddelerden biri. Özürlü çocuk sahibi olmak da kriter listesindeki maddelerden. MİT’e göre Gülen hareketi takipçileri dindar oldukları için özürlü çocukları doğacağını fark ettiklerinde kürtajla bebeği aldırmıyorlar.

Bir başka kriter ise, evlendikleri kişiyle nasıl tanıştıklarına ilişkin sorgu. Eğer evlendikleri kişiyle tanışmalarını sağlayan kişi de bir Gülenist ise bu durumda ailenin tüm üyeleri Gülen hareketi takipçisi sayılıyor.

Toplumsal olarak alt seviyelerden gelip üst seviyelere tırmanmak da kriterlerden bir diğeri. Örneğin, ailesinde hiç üst düzey bürokrat ya da subay bulunmayan ve köyde büyümüş biri hayatının ilerleyen dönemlerinde üst düzey bürokrat, diplomat ya da subay olmuşsa, bu durum Gülenist olma kriterlerine uyuyor.

Yurt dışı eğitim, yabancı dil bilme de kriterlerden. MİT’in çizdiği Gülenist prototipine göre, Gülenistler hayatlarının bir döneminde yurt dışında eğitime gidiyor ve dil becerileri de Türkiye ortalamasının üzerinde. Bu durumdaki özellikle devlet memurları MİT’in kriterleri kapsamına giriyor.

Gülen hareketine yakın işadamlarına ait Bankasya’da hesabı bulunmak gibi uzayan kriterler listesindeki üç kriteri karşılayanlar savcılıklar tarafından Gülenist olarak niteleniyor ve tutuklama talep ediliyor.

POLİS EVLİLİK HİKAYELERİNİ RAPORLAŞTIRIYOR

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 550 bin kişi hakkında Gülen Hareketi takipçisi oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Bugüne dek 170 bin kişi çeşitli sürelerde tutuklandı. Halen cezaevlerinde 30 bine yakın kişi var ve on binlerce dava da devam ediyor.

Gözaltına alınan tüm Gülen hareketi takipçilerine sorulan ve “şablon sorular” olarak adlandırılan bir liste var. “BankAsya’ya para yatırdın mı, herhangi bir Gülen okuluna gittin mi” gibi soruların yanında “Eşinle nasıl tanıştın, kim tanıştırdı” sorusu da yer alıyor. Yargılananların evlilik hikayesi de polis sorgusunda dosyaya yazılıyor.  Hala geleneksel evliliklerin yaygın olduğu Türkiye’de bu soru garip karşılansa da Gülen hareketi takipçileri için tutuklanma nedeni.  Evlilik hikayesinde ismi geçen kişilerden biri Gülen hareketi takipçisiyse, savcılıklar bunu “örgüt talimatıyla evlilik” kapsamına sokuyorlar.

Yüzbinlerce gönüllüden oluşan Gülen Hareketi üyelerinin eğitim seviyesi açısından Türkiye’nin en eğitimli grubunu oluşturuyor. Hareketin üyelerinin yüzde 90’ından fazlası üniversite mezunu. Türkiye’nin üniversite mezunu nüfus ortalaması yüzde  %13,9, hiç okula gitmemişlerin oranının  %10,5 düzeyinde.

Gülenistler için bu sorguyu anlamak ilk zamanlar oldukça güç oldu. Semra Polat da benzer sorgudan geçen isimlerden biri. Spor öğretmeni olan Semra Polat, 2017 yılında gözaltına alındığında bu kriterlerden habersizmiş. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminden sonra getirilen kriterler doğrultusunda sorgulanan Polat’a da eşiyle nasıl tanıştığı sorulmuş. Polat, bu soruları anlamsız bulduğunu ve tepki gösterdiğini söylüyor. Ancak ilerleyen dönemlerde evlilikleri de karşılarına suç unsuru olarak çıkartılan Gülenistler, artık gözaltına alındıklarında özel hayatlarıyla ilgili sorularla karşılaşacaklarını biliyor.

Evlilikle ilgili kriterler en sert olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uygulandı. Milliyet Gazetesi’nde 23 Şubat 2017’de yayınlanan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Necip Cem İşçimen’in raporuna dayandırılan habere göre, eşi doktor ya da hakim gibi mesleklerden olan subaylar, Gülenist olarak listelendi. Savcılığa göre bir subayın hakim ya da doktorla evlenmesi hayatın olağan akışına uygun değil.

GÜLENİSTLERE ÖZEL SUÇ KRİTİRLERİ

Yaklaşık 6 yıldır yoğun baskı altında bulunan ve sosyal hayattan dışlanan Gülenistlerin birbirleriyle evlenmeleri ya da aynı evde yaşamaları örgütsel faaliyet olarak değerlendiriliyor. Son iki yıldır öğrenci evlerine yapılan polis baskınlarına “yeniden yapılanma”, evliliklerle ilgili soruşturmalara ise “izdivaç yapılanması” ismi veriliyor.

Gündem

Pişkin rektör: Bütün sülale Katip Çelebi Üniversitesinde

İzmir Katip Çelebi Üniversitesinde rektöründen dekanına kadar 27 kişi birbiriyle akraba çıktı. CHP’nin soru önergesinin ardından Rektör Saffet Köse, kadrolaşmanın detaylarını resmi yazıyla paylaştı.

BOLD – Üniversite kadrolarına eş, dost ataması devam ediyor. Katip Çelebi Üniversitesinde 27 kişi birbiriyle akraba olduğu rektörün TBMM’ye gönderdiği belge ile ortaya çıktı. Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre CHP Milletvekili Mahir Polat’ın TBMM’ye verdiği soru önergesine Rektör Prof. Saffet Köse şu cevabı gönderdi:

“Şube müdürlüğünden daha üst görev niteliğinde bulunan kadrolardan 16’sının şube müdürlüğü kadrolarına sınavsız olarak atamasının yapıldığı; rektör, rektör yardımcısı, dekan ve öğretim görevlileri arasından tespit edilebilen 27 kişinin birbiri arasında akrabalık bağı bulunduğu görülmüştür.”

CHP Milletvekili Mahir Polat “Binlerce vatandaşımız sınavlarda alın teri dökerken bu kadrolara birileri sınavsız geliyor. Kul hakkından bahsedenler, eş dost atamaları için kul hakkı yiyor” dedi.

EŞİNİ ATAMIŞTI

Denizli’de 15 Temmuz’dan sonra vekaleten Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğü’ne atanan, ardından 19 Nisan’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından asaleten rektörlük ataması yapılan Prof. Dr. Hüseyin Bağ, Bereketli İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmen olarak görev yapan eşi Derya Bağ’ı, Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü’ne enstitü sekreteri olarak atamıştı.

Okumaya devam et

Gündem

Soma için yeniden yargılama talebi: 301 madenci için 500 bin lira manevi 5 bin lira maddi tazminat

Yargıtay’ın verdiği bozma kararını değiştirmesi üzerine, Soma’da hayatını kaybeden 301 madencinin avukatları, Anayasa Mahkemesine başvurdu. Avukatlar, yeniden yargılamanın yanı sıra 500 bin lira manevi 5 bin lira da maddi tazminat talep etti.

BOLD – 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma’daki maden faciasına ilişkin davada Yargıtay’dan çıkan ‘bozma’ kararın ardından, madencilerin ailelerinin avukatları yeni bir adım attı. Avukatlar, Anayasa Mahkemesine başvurarak yeniden yargılama talep etti. Avukatların Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuruda, hayatını kaybeden 301 madencinin yaşam hakkının ihlal edildiği ve devletin yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerinin ihlal edildiği ifade edilirken, her bir başvurucu için 500 bin lira manevi, 5 bin lira da maddi tazminat talebinde bulunuldu.

ETKİLİ BAŞVURU HAKKI İHLAL EDİLDİ

Independent Türkçe’den Can Bursalı’nın haberine göre başvuruda ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13. ve Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının da ihlal edildiği belirtilirken, ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama istendi. 301 madencinin hayatını kaybettiği Türkiye tarihinin en büyük iş cinayetiyle ilgili davanın görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya sebep olma suçlarından cezalandırılmasına karar vermiş, aralarında madenin patronu Can Gürkan’ın da olduğu sanıklar 15 ile 22 yıl arasında hapis cezasına çarptırılmıştı.

İstinaf mahkemesinin de onayladığı cezanın ardından, tutuklu bulunan patron Can Gürkan tahliye edilmiş, dosya Yargıtay’a taşınmıştı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30 Eylül 2020’de yerel mahkemenin verdiği kararı bozarak, sanıkların bilinçli taksirle ölüme sebep olma ve yaralama suçlarından değil, olası kastla öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtti. Yargıtay’ın bozma kararına göre, sanıkların 301 kez öldürme ve 162 kez yaralama suçunu işledikleri gerekçesiyle cezalandırılması gerekiyordu.

MAHKEME HEYETİ DEĞİŞTİRİLDİ

Yargıtay’ın 30 Eylül 2020’de verdiği bozma kararının ardından dava için yeni duruşma gününün verilmesinin beklendiği sırada, 12. Ceza Dairesinin üyeleri değişti. Üye değişikliğinden hemen sonra iki Yargıtay savcısı, 12. Ceza Dairesinin 30 Eylül 2020’de verdiği karara itiraz etti. Üyeleri değişen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, itirazı kabul etti ve sanıkların 301 kez olası kasttan öldürme ve 162 kez yaralama suçundan cezalandırılmasına yönelik kararını geri çekti. Yeni kararda, sanıkların bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılması istendi.

13 Nisan’da Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek davada, sanıklara en çok 22 yıl hapis cezası verilebilecek. Soma Davası’nın avukatları da Yargıtay’ın bozma kararındaki değişikliğin ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Okumaya devam et

Gündem

5’li Çete’den TEDAŞ’ta büyük vurgun

Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin ardından 12 yıl geçmesine rağmen TEDAŞ, ne kendine ait milyarlarca lirasını ne de 6 bin 745 taşınmazını geri alabildi. Devam eden dava TEDAŞ aleyhine sonuçlanırsa, alamadığı paralarının üzerine bir de faiz ödemek zorunda kalacak.

BOLD – TEDAŞ özelleştirmesinde ilginç detaylar ortaya çıktı. TEDAŞ, AKP’nin 21 bölgeye ayırarak özelleştirdiği elektrik dağıtım şirketlerinden, geçmiş dönem elektrik tüketiminden kaynaklanan 2,9 milyar lirasını tahsil edemedi. Ayrıca şirketlerin kasalarındaki paralar ve binlerce taşınmaz da geri alınamadı.

HEM ŞİRKETLER GİTTİ HEM PARALAR

Birgün’ün haberine göre Sayıştay denetim raporlarında kamu zararına yol açan önemli tespitler yer aldı. 12 yıldır bir türlü çözülemeyen büyük kamu zararının altından ise 5’li Çete olarak da isimlendirilen ve hükumete yakın müteahhitler çıktı.

BÜYÜK ZARARIN ALTINDA TANIDIK ŞİRKETLER

Söz konusu kamu zararları Cengiz-Kolin ortaklığına verilen Çamlıbel, Limak’ın aldığı Uludağ, Çalık Enerji’nin aldığı Yeşilırmak ile AKSA’ya verilen Fırat dağıtım şirketlerinin özelleştirme sırasında kasalarında kalan paraya ilişkin. Özelleştirme sırasında genel müdürlük talimatlarına aykırı olarak kasa ve bankada tutulan 26 milyon 175 bin TL de özel şirketlere kaldı. Bu tutarın dağılımı ise şirketlere göre şöyle:

  • Çamlıbel EDAŞ: 4 Milyon 564 Bin 166 TL (Cengiz-Kolin)
  • Uludağ EDAŞ: 12 Milyon 861 Bin TL (Limak)
  • Yeşilırmak EDAŞ: 5 Milyon 477 Bin 870 TL (Çalık)
  • Fırat EDAŞ: 3 Milyon 272 bin 750 TL (AKSA)
TEDAŞ’IN PARASININ ÜZERİNE BİR DE FAİZ İSTEDİLER

Yaklaşık 30 milyon liralık alacak yıllarca ödenmeyince TEDAŞ Genel Müdürlüğü, alacağını 12 Mart 2014 tarihinde yasal faizleri ile birlikte istedi. Çamlıbel ve Uludağ EDAŞ toplam 17 milyon 425 TL anapara borcunu 25 Mart 2014’te ödedi ancak yasal faizini vermedi. Yeşilırmak ve Fırat EDAŞ ise 8 milyon 750 bin TL’lik anapara borcu ve yasal faizleri ödemedi.

Ancak, anapara borcunu ödeyen Uludağ ve Çamlıbel EDAŞ, TEDAŞ Genel Müdürlüğü aleyhine Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açtığı dava ile ödedikleri tutarın faiz işletilerek geri verilmesini istedi. Hâlâ süren yargılama sırasında mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda LİMAK, talebinde haklı görülmedi. Cengiz-Kolin Ortaklığı’nın aldığı Çamlıbel EDAŞ’ın davası da Sayıştay raporu hazırlanırken sürüyordu.

Yeşilırmak ve Fırat EDAŞ’tan olan toplam 8 milyon 750 bin TL’lik alacağın tahsili sağlanamadı. Bu arada kasalarda kalan ve şirketler tarafından repo işlemi de yapılan tutarların tamamı hâlâ kamuya geri dönmedi.

BİNLERCE TAŞINMAZ DA HALA ALINAMADI

Bu arada paraların yanı sıra özelleştirilen şirketlerin binlerce gayrimenkulü de şirketlerde kaldı. TEDAŞ adına tescili yapılması gereken Türkiye Elektrik Kurumu’nda 57 bin 25, elektrik dağıtım şirketleri adına kayıtlı ise 6 bin 745 adet taşınmaz bulunduğu belirlendi.

2009’da başlayan ve 2013’te sona eren elektrik dağıtım şirketlerine hisse devri öncesinde, taşınmazların tapu devirlerinin TEDAŞ adına yapılacağı belirtildi. Ancak iddiaya göre, tapu müdürlüklerindeki iş yoğunluğu, personel eksikliği gibi nedenlerle TEDAŞ adına tapu devirleri gerçekleştirilemedi. Sayıştay denetim raporunda, özelleştirme sonrasında elektrik dağıtım şirketlerinin tüzel kişiliklerini korusa da hisseleri devralan şirketler tarafından yönetildiği, taşınmaz tescillerinin TEDAŞ adına yapılmasının zorunlu olduğu belirtildi.

TEK ve şirketlerde kalan taşınmazların TEDAŞ adına tescili için 11 milyon 176 bin TL gerektiği belirtilerek, TBMM’den bu ödeme yapılmadan tescili sağlayacak bir düzenlemenin geçirilmesi önerildi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0