Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Acun Karadağ: Eğer haklar dışarıda alınıyorsa hapisteki tutsaklar da rahat eder!

Ankara’da ‘işimi geri istiyorum’ protestoları yaptığı gerekçesiyle tutuklanarak 6 ay cezaevinde tutulan KHK’lı öğretmen Acun Karadağ: “Eğer muhalefet varsa, eğer haklar dışarıda alınıyorsa hapisteki tutsaklar da rahat eder. Eğer dışarısı suskunsa içeriye zulüm etmek çok kolay.”

BOLD – Erdoğan yönetiminin 15 Temmuz sonrası uyguladığı OHAL döneminde çıkardığı KHK ile ihraç edilmesinin ardından Ankara Yüksel Caddesi’nde ‘işimi geri istiyorum’ eylemleri yapan öğretmen Acun Karadağ, altı aydır tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Gazete Duvar’dan Serkan Alan’a konuşan Karadağ, kronik rahatsızlıkları varken pandemi döneminde cezaevinde kaldı. İki kez çıplak aramaya maruz kaldığını anlattı. Yüksel Direnişi’nin kriminalize edilmeye çalışıldığını söyleyen Karadağ’a göre tutuklanmalarında amaç, ‘İşimi geri istiyorum’ talebinin yayılmasına engel olmaktı.

Karadağ gibi işlerine geri dönme talebiyle eylem yapan Alev Şahin, Mahmut Konuk, Armağan Özbaş, Mehmet Dersulu, Nazan Bozkurt da terör örgütü üyeliği suçlamasıyla Ankara 28’inci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor.

TOPLUM HARAKETLİLİĞİNDEN KORKUYORLAR

Gözaltı sürecinde ve cezaevinde yaşadıklarını anlatan Karadağ, dört tane kronik rahatsızlığı olduğunu belirtti. Karadağ şu ifadeleri kullandı: “Kızıma nişan yapmaya üç gün kala gözaltına alındım. İnsan, ‘Çok acil bir şey miydi?’, ‘Bir yerlerde birilerine zarar mı veriyordum?’ diye düşünüyor. Birisi seri katildir, ikinci cinayeti işlememesi için alırsınız bir yere kapatırsınız. Böyle bir şey değil. Zaten pandemiden dolayı mart ayından hazirana kadar hiç dışarıya çıkmadım. Kamuoyunu etkileyen Yüksel Direnişi’nin toplumdaki etkisi açısından gözaltına aldıklarını düşünüyorum. Çünkü sonradan gördük Ankara’ya kimseyi sokmadılar. Ankara’da çok küçük bir hareketlilik bile istemiyorlar. Toplum hareketliliğinden çok korkuyorlar.”

“ÇIPLAK ARAMA DİYE BİR ŞEY VAR!”

Maruz kaldığı çıplak aramanın da detaylarını paylaşan Karadağ şöyle devam etti: “Sincan Hapishanesine siyasi polis bizi teslim etti. Oradan sonrasına polis girmemesi gerekirken arama odasına götürüldük. Orada bir kadın polis arama odasına girdi. Orada iki gardiyan vardı, onlara arama konusunda talimat verdi. Ömer Faruk Gergerlioğlu da duyuruyor. “Yok yalan söylüyor” diyorlar ama bunu birebir kendim yaşadığım için biliyorum. Çıplak arama diye bir şey var. Gerçekten soyuldum. Üstüm başım her şeyim çıkartıldı. Üstelik de emniyetten gelmeme, orada aranmama rağmen çıplak aramaya maruz kaldım. Onursuz aramaya tabi tutuldum. Oradan sonra hücrelere götürüldük. 14 gün arayla iki kere test olduk, karantina sürecini geçirdik.”

KENDİ ELLERİYLE SOYDULAR

Çıplak aramayla ilgili görevliler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Acun Karadağ, “Sincan’da mahkemeye getirildiğimde bir daha çıplak aramaya tabi tutuldum. Onunla ilgili de yarın suç duyurusunda bulunacağım” dedi. Kayseri’deki hapishaneden bir günlüğüne Sincan Cezaevi’ne gittiğini anlatan Karadağ şunları söyledi:

“Mahkemeye gideceksiniz, belki oradan tahliye olacaksınız. Hapishaneden jandarmayla gelmişiz. Devletin kurumları ikisi de. İçeride rahatlıkla elle arama yapabilir. Ben kollarımı açtım iki yana. Hırkamı çıkartayım arayın, dedim. Öyle değil, dedi bir görevli. Nasıl yani, dedim. Hepsini çıkaracaksınız, dedi. Ben de bunu yapmayacağımı söyledim. Sonra gitti üç gardiyan daha getirdi yanında ve beni kendileri soydular. Sonra da, eğer soyduğunuz gibi üstümü giydirmezseniz böyle çıplak kameraların önüne çıkacağım ve teşhir edeceğim, dedim. Böyle bir tehditle karşılaşınca pantolonuma kadar giydirdiler. Düğmesine kadar iliklediler. Çorabımı giydirmediler bir. O çıplak aramadan sayılmıyor gibi düşündüler sanırım.”

HAKLAR DIŞARIDA ALINIYORSA TUTSAKLAR DA RAHAT EDER

2013’te sendikal eylemlerden kaynaklı 176 arkadaşıyla birlikte gözaltına alındığını hatırlatan Acun Karadağ, “86 kişiyle birlikte ben altı ay tutuklu kalmıştım. Sonra da tahliye olduktan sonra öğretmenlik görevime devam ettim” diye konuştu. 2013 yılında yaşadıklarıyla 2020’dekilerin karşılaştırılamaz olduğunu belirten Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü: ”

“Evet çıplak arama o dönemde de vardı. Dışarıda bir Gezi ayaklanması, hareketlenme ve muhalefet vardı. Hapishanelere bu kadar yüklenemiyorlardı. İçeriyi belirleyen dışarısıdır. Eğer muhalefet varsa, eğer haklar dışarıda alınıyorsa içerideki tutsaklar da rahat eder. Eğer dışarısı suskunsa içeriye zulüm etmek çok kolay. Dört duvar arasındasınız, sesinizi duyurmanız çok zor. 2013’teki hapishanelerin durumunu Gezi ayaklanması sürecine bağlıyorum.”

SİZ NİYE GÜVENİYORSUNUZ?

Terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılanan Karadağ, devletin çivisinin çıktığını vurguladı ve “Ben şimdi hangi yargıya güveneyim” diye sordu. Karadağ, “İçişleri Bakanı’na güvenmiyorum, güvenmek zorunda da değilim. Onun emrindeki polis teşkilatının içerisinde 40 bin polis terörist ibaresiyle ihraç etti iktidar ve 40 bin terörist daha çıkmayacağını bize kim garanti edebilir? Bu anlamda Emniyet teşkilatına ve fezlekesine güvenmiyorum. Siz niye güveniyorsunuz” ifadelerini kullandı.

DİRENİŞİN ETRAFINDA MİLYONLAR TOPLANIR

Karadağ, Yüksel Direnişi’nin önemini de şöyle anlattı: “Direnişte olanları bitenleri her şeyi anlattım. Bu direniş illegal ilan edilmese polis müdahale etmese ne olur? Etrafında milyonlar toplanır. İllegal ilan edilmesi gerekir ki bu direniş ortadan kaldırılabilsin. ‘İşimi geri istiyorum’ talebi yayılmasın. İşsizlik, yoksulluk, işten atılmalar arttıkça bu slogan Türkiye’nin her yerine yayılacak. Bu kaçınılmaz bir şey. Bu sloganı günde iki kere haykıran birileri birilerine örnek olacak. İşten atılan işimi geri istiyorum diyecek.”

Gündem

Keşke kaybolmasaydı: 128 milyar dolar harca harca sıfırlanamıyor

Merkez Bankasının nerede olduğu açıklanamayan 128 milyar dolar rezervi ile ilgili internette oyun yapıldı. Sitede çokomel, pudra şekeri, patates-soğan, gemicik gibi birçok ürün satışa sunulurken para harca harca sıfırlanamıyor.

BOLD – Türkiye gündeminin başlıklarından biri olan “128 milyar dolar nerede?” sorusu, internette oyuna dönüştürüldü. “128milyardolar.net” adlı bir oyun sitesinde, ayçiçeği yağından Çokomel’e kadar farklı harcamalar üzerinden 128 milyar dolar sıfırlanmaya çalışılıyor.

OYUNDA 128 MİLYAR SIFIRLANMAYA ÇALIŞILIYOR

Merkez Bankası rezervlerinden kaybolduğu öne sürülen ve muhalefet partilerinin gündemde tutmaya çalıştığı “128 milyar dolar nerede?” sorusu, internet oyunu oldu. “128 milyar nerede?” sorusu, bir internet sitesine de ilham verdi. ‘128milyardolar.net’ adlı internet sitesinde, ekmekten cep telefonuna, koronavirüs aşısından hamburgere, ayçiçeği yağından havalimanına kadar pek çok nesne kullanılarak 128 milyar dolar sıfırlanmaya çalışılıyor.

DİLEYEN GÖNLÜNE GÖRE HARCAYABİLECEK

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak döneminde Merkez Bankası rezervlerinden kaybolduğu öne sürülen ve oyun haline getirilen 128 milyar doları dileyen herkes gönlüne göre harcayabilecek. https://128milyardolar.net/ adresinden ulaşılabilen oyunda, ejder meyvesi, Çokomel, patates + soğan, pudra şekeri, Playstation 5, gemicik, Osmangazi Köprüsü, 5 lt ayçiçeği yağı, havuzlu villa, bebek bezi, altın musluk, İstanbul Havalimanı, bebek maması, Ankapark, Mercedes S600 Guard gibi birçok ürün satın alınabiliyor.

AKP’nin ‘kayıp 128 milyar dolar’ına CHP’den dijital çözüm

Okumaya devam et

Gündem

Amiraller Bildirisi’nde ikinci dalga: 7 emekli amiralin evi aranıyor

104 emekli amiralin yayımladığı Montrö bildirisine ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. 14 şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının ardından bu sabah 7 amiralin evinde arama yapılıyor.

BOLD – 104 emekli amiralin Montrö Sözleşmesi’yle ilgili bildirilerinin ardından 14 şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılması sonrası 7 amiralin evlerinde arama yapılıyor. Evinde arama yapılan amiraller arasında eski Sahil Güvenlik Komutanı Alper Tezeren ile eski Deniz Harp Akademileri Komutanı Metin Açımuz da bulunuyor.

ARALARINDA ESKİ SAHİL GÜVENLİK KOMUTANI DA VAR

Montrö Boğazlar Sözleşmesi tartışmalarına ilişkin yayımlanan bildiri sonrası gözaltına alınan 10 emekli amiral ile ifadeye çağrılan dört emekli amiral adli kontrol hükümleri uygulanarak üç gün önce serbest bırakıldı. Emekli amirallere il dışına çıkmamaları için elektronik kelepçe takılmaya başlandı. Bu sabah Terörle Mücadele Şubesi polislerinin yedi amiralin evlerinde arama yaptığı öğrenildi. Evinde arama yapılan amiraller arasında eski Sahil Güvenlik Komutanı Alper Tezeren ile eski Deniz Harp Akademileri Komutanı Metin Açımuz da bulunuyor.

EMEKLİ AMİRALLER İFADEYE ÇAĞRILDILAR

Evlerindeki dijital materyallere el konulan ve haklarında gözaltı kararı olmayan emekli amiraller ifadeye çağrıldı. Evlerde yapılan arama hakkında konuşan Avukat Hüseyin Ersöz, yapılanın delil elde etmeye yönelik arama faaliyeti olduğunu belirterek, “Gelen polis, arama yapılacağını ve tebligat sonrasında gideceklerini söylemiş. Gözaltı işlemi olmayabilir yaşları itibariyle, ifadeye çağrılabilirler. Henüz tebligat işlemi gerçekleşmedi” dedi.

AKP’nin ‘kayıp 128 milyar dolar’ına CHP’den dijital çözüm

 

Okumaya devam et

Gündem

Haşhaşi müşavir davasında kardeş kavgası…

Uyuşturucu ile yakalanan müşavir soruşturmasının ikinci perdesinde ilginç gelişmeler yaşandı. Ağabeyi kardeşini, kardeşi ağabeyini suçladı: “Anladığım kadarıyla abim dışarı çıkabilmek için benim adımı vermiş”

BOLD – Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği’nin eski basın müşaviri Veysel Filiz’in, aracında 100 kilo eroinle yakalanmasına ilişkin davanın ilk duruşması Edirne Birinci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma, sanık Veysel Filiz ile kardeşi Hulusi Filiz’in kavgasına dönüştü. Detayları T24’ten Tolga Şardan yazdı:

Uyuşturucu ile yakalanan müşavir soruşturmasında ikinci perde: Ağabeyi kardeşini, kardeşi ağabeyini suçladı!

Edirne’de geçen yılın son günlerinde, Hamzabeyli Sınır Kapısı’dan yurt dışına çıkmak isterken aracında 100 kiloya yakın eroin ele geçirilen müşavir Veysel Filiz’in yakalanması olayını anımsayacaksınız.

Hatta olay bir süre kamuoyundan gizlenmişti.

Fakat “yaşanan hiçbir şeyin gizli kalmayacağı” prensibi bir kez daha işlemiş; olay, gecikmeli de olsa gün ışığına çıkmıştı.

Yine de olayı kısaca hatırlatmak gerekirse; Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği’nin eski basın müşaviri Veysel Filiz, beraberinde ailesi olduğu halde aracıyla 8 Aralık 2020 günü Bulgaristan’a geçmek istedi.

Ancak, gümrük memurlarının durumdan şüphelenip araçta arama yapmak istemesi üzerine aracının özel alana çekilmesi sırasında Filiz, görevlilere diplomatik kimliğini göstererek aracının aranmasını engellemeye çalıştı.

Görevlilerce yapılan incelemede, diplomatik kimliğin eski tarihli ve geçersiz olduğu anlaşılmasıyla birlikte aracın bagaj bölümündeki “zula”da yaklaşık 100 kilogram ağırlığında eroin paketlerinin gizlendiği ortaya çıktı.

Filiz; gerek adli kolluk, gerekse mahkemedeki ilk ifadesinde aracında bulunan paketlerden bilgisi olmadığını ve uyuşturucu olduğu anlaşılan paketlerin kardeşi Hulusi Filiz’e ait olduğunu söyledi.

Yurt dışı misyon görevinin yanı sıra Yozgatlı olması nedeniyle Avrupa’daki Yozgatlıların oluşturduğu sivil toplum örgütleriyle de bağlantısı olan Filiz, aracında çıkan uyuşturucu paketleri konusunda yargıyı ikna edici açıklamalar yapamayınca tutuklanarak cezaevine konuldu.

Olayın kısa özeti böyle.

Sonrasında olayın ortaya çıkmasıyla birlikte yayımlanan haberlere internetten erişim yasağı bile getirildi.

Yurt dışına uyuşturucu madde kaçırılma girişiminin ortaya çıkarılması olayında yeni aşamaya geçildi.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, tamamladığı ön hazırlık soruşturması aşamasının ardından şüpheliler Veysel ve Hulusi Filiz hakkında hazırladığı iddianameyi mahkemeye gönderdi.

Cumhuriyet Savcısı Adem Aktaş’ın hazırladığı iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından Filiz kardeşler, Edirne Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde heyet önüne çıkarak yargılanmaya başladı.

Ancak; sanık Veysel Filiz’in siyasi konumu nedeniyle Filiz kardeşler hakkındaki yargılama süreci, tıpkı yakalamada olduğu gibi yine kamuoyuna duyurulmadan, sessiz sedasız yürütülüyor.

Sanıklar hakkındaki iddianame çok uzun değil, toplam altı sayfa.

İddianamede, sanıklardan aracı sahibi ve eski diplomatik statü sahibi olan Veysel Filiz’in ön hazırlık safhasındaki ifadesi yer aldı.

Çok kısa özetlemek gerekirse; sanık Veysel Filiz, yurt dışında şirket sahibi olduğu için ailesiyle Avrupa’ya gideceğini, araçta bulunan uyuşturucu ile ilgisinin bulunmadığını belirtti. Ağabey Filiz, “Ben söz konusu eşyaların tek kardeşim Hulusi Filiz tarafından araca yüklendiğine eminim. Fakat eşyaların bizzat kardeşim tarafından araca yüklenip yüklenmediğini bilmiyorum. Ben malzemeleri kendisinde gördüğüm için emin olduğumu ifade ettim” şeklinde konuşarak suçu kardeşine yönlendirdi.

Peki, kardeş Hulusi Filiz, ağabeyinin kendisine yönelik suçlamasına nasıl yanıt verdi?

Yine aynı iddianameye göre; Hulusi Filiz şunları söyledi:

“Abimin başına gelen olayı oğlu Fatih’ten öğrendim. Olayı da yakalandığını ertesi sabahı öğrendim. Daha öncesinde herhangi bir bilgim yoktu. Bana okuduğunuz Veysel Filiz’in ifadesini kesinlikle kabul etmiyorum. Suçu benim kabullenmem yönünde kendisinin avukatları bana telkinde bulunmuştu. Ele geçen madde ile herhangi bir ilgim ve alakam yoktur. Anladığım kadarıyla abim dışarı çıkabilmek için benim adımı vermiş.”

İki kardeşin birbirlerine yönelik ifadeleri özetle böyle.

Savcılık, ifadelerin yanında adli soruşturma kapsamında paketlerden parmak izi aldırdı. Paketlerde iki parmak izi bulundu, ancak parmak izlerinin kimlik tespitine yarayacak biçimde olmadığı anlaşıldı.

Ayrıca savcılık, el konulan eroin paketleri ile beraber Veysel Filiz’e ait otomobilin de müsadere altına alınmasına karar verdi.

Savcılık, Filiz kardeşlerin haklarındaki yurt dışına uyuşturucu madde kaçırılması iddiası çerçevesinde, TCK’nın 188/1 hükmüne göre 10 yıldan 20 yıla kadar, 188/3 hükmüne göre ise on yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmasını mahkemeden talep etti.

Savcılık iddianamede ayrıca olayın teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle söz konusu cezalarda dörtte birden dörtte üç oranına kadar indirim talebinde bulundu.

Olayın ilk duruşması geçen ay Edirne Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.

Eski müşavir sanık Veysel Filiz adına altı, kardeşi Hulusi Filiz adına ise iki avukat davaya katıldı.

Duruşmada, sanık ağabey Veysel Filiz kolluk ve savcılıktaki anlatımlarını bir kez daha benzer biçimde yineledi.

Fakat aynı duruşmada, ağabeyinden sonra savunma yapan Hulusi Filiz, mahkeme heyetine ilginç bilgiler aktardı.

Hulusi Filiz’in savunmasıyla olayın yeni bir boyutu ortaya çıktı. Dosyadaki yeni boyutu yarın aktaracağım.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0