Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD 2015 yılında İran’la yaptığı nükleer anlaşmaya dönmeye hazırlanıyor

Joe Biden yönetimi, 2015’teki nükleer anlaşma koşullarına dönmesi durumunda İran’la yeniden masaya oturmaya hazırlanıyor. Avrupa’daki ortaklarıyla görüşen ABD Dışişleri Bakanı Blinken, görüşmelere hazırız mesajı verdi. ABD, Trump döneminde alınan İran’a yönelik tüm BM yaptırımlarını devreye sokan kararı iptal etti.

BOLD – ABD, nükleer anlaşma için İran’la yeniden masaya oturmaya hazırlanıyor. İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engellemek için 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan Donald Trump’ın kararı ile çekilen ABD, yönetim değişikliği sonrası ilk kez görüşmelere hazır olunduğu mesajı verdi.

Başkan Joe Biden yönetimi ile yeni yaklaşıma geçilmesinde İngiltere, Almanya ve Fransa ile iki gündür süren görüşmelerin rol oynadığı belirtiliyor.

Paris’te biraraya gelen Fransa Dışişleri Bakanı Yves LeDrian, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile düzenlenen sanal toplantıda görüştü.

DÖRT ÜLKENİN DIŞİŞLERİ BAKANLARI GÖRÜŞTÜ

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Fransa Dışişleri Bakanı Yves LeDrian, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab arasında Blinken’in göreve gelmesinin ardından ikinci kez düzenlenen sanal toplantıda İran, Yemen ve IŞİD’le mücadele gibi konular ele alındı.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken toplantıda Başkan Joe Biden’ın İran’ın nükleer anlaşma ile öngörülen yükümlülüklerine kati şekilde uyması halinde ABD’nin de bunu yapacağı ve İran’la bu konuda görüşmeye hazır olduğu sözlerini aktardı.

Görüşmeler sonrası ABD ile 3 Avrupa ülkesinin Dışişleri Bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada, İran’a Ek Protokol’ün sonlandırılması ve Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi’nin (IAEA) İran’daki denetleme faaliyetlerine kısıtlama getirilmesi gibi adımlar atmaktan kaçınması çağrısı yaptı.

Açıklamada ayrıca İran’ın uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20’ye çıkarması ve uranyum metali üretmesi konusundaki ortak kaygılar gündeme getirildi. Bu faaliyetlerin sivil bir meşru zemininin olamayacağı belirtilen açıklamada, uranyum metali üretiminin nükleer silah geliştirmenin önemli adımlarından biri olduğu kaydedildi.

ABD DIŞİŞLERİ: AB ARACILIĞIYLA GÖRÜŞMEYE HAZIRIZ

Dört ülke dışişleri bakanlarının ortak açıklamasının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, “ABD, AB Yüksek Temsilcisinden İran’ın nükleer programıyla ilgili diplomatik yol bulma amaçlı bir görüşme davetini kabul edecektir” açıklaması yaptı.

AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü Enrique Mora da, “İzlenecek yolu istişare etmek üzere tarafları gayri resmi bir görüşme için davet etmeye hazırım” dedi.

ABD, BM’DEKİ YAPTIRIM TALEBİNİ GERİ ÇEKTİ

Dört ülkenin vardığı ortak mutabakat sonrası ABD, eski Başkan Donald Trump döneminde alınan İran’a yönelik tüm Birleşmiş Milletler yaptırımlarını tekrar uygulamaya imkan tanıyan mekanizmanın (snapback) hayata geçirilmesi kararını iptal etti.

ABD’nin BM Daimi Temsilciliği, BM Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği mektupta, Trump yönetiminin aldığı kararın iptal edildiğini bildirdi.

ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Vekili Richard Mills, Başkan Joe Biden adına BM Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği mektupta, “ABD, bu vesile ile Trump yönetiminin 19 Eylül’de tek taraflı uygulamaya başladığı yaptırımlara yol açan üç mektubunu geri çekmiştir” ifadesini kullandı.

İRAN: YAPTIRIMLARI KALDIRIN

ABD’nin Tahran’la görüşmeye hazırız mesajının ardından İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Donald Trump döneminde İran’a karşı uygulamaya konulan tüm yaptırımların kaldırılmasını istedi.

Zarif, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’nin Trump tarafından yürürlüğe sokulan tüm yaptırımları ‘koşulsuz ve etki’ bir şekilde kaldırması durumunda İran’ın da ABD’ye karşı uyguladığı misilleme önlemlerini ‘derhal’ geri çekeceğini kaydetti.

TRUMP, 2018 YILINDA ANLAŞMADAN ÇEKİLDİ

Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen anlaşma, İran’ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi ve düzenlenmesi, bunun karşılığında yaptırımların kaldırılması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in yanı sıra Almanya ve AB ile İran arasında 2015’te imzalanmıştı.

2018 yılı Mayıs ayında Amerika’yı anlaşmadan çıkaran Donald Trump, İran’a yönelik yaptırımları aynı yılın Kasım ayında tek taraflı olarak yeniden uygulamaya koydu. Ancak anlaşmanın diğer tarafı olan ülkeler Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya yaptırımları yeniden uygulamaya karşı çıkmış ve anlaşmayı kurtarmak için gayret sarf etmişti.

ABD’nin Tahran’a yönelik tek taraflı yaptırımlar uygulamaya koymasının ardından İran, Temmuz 2019’da nükleer anlaşmanın bazı maddelerini, 5 Ocak 2020’de de anlaşmadan kaynaklanan tüm taahhütleri askıya aldığını açıklamıştı.

Bunun üzerine Trump yönetimi, BMGK’nın İran’a 13 yıl uyguladığı ve 18 Ekim 2020’de sona erecek silah ambargosunu geçen yıl yenilemek istemiş, 2020 yılı Ağustos ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde bu yönde girişimde bulunmuştu.

ABD’nin Güvenlik Konseyi’ndeki yaptırımları geri getirme girişimleri (snapback mekanizması), diğer daimi üyeler İngiltere Fransa, Rusya ve Çin ile Güvenlik Konseyi geçici üyesi Almanya’nın itirazı nedeniyle başarılı olmamıştı.

BİDEN YÖNETİMİ İLE BİRLİKTE POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Joe Biden yönetimi, İran ile gerginliği azaltmak için son dönemde bir dizi iyi niyet adımı attı. Birleşmiş Milletler’de görevli İranlı diplomatlar için, Trump yönetimince getirilen seyahat yasakları hafifletildi.

Trump döneminde uygulamaya konulan yaptırımlar noktasında Joe Biden, Tahran’a nükleer anlaşma hükümlerine uyma şartını dile getiriyordu. Biden, anlaşma şartlarının yerine getirilmesi halinde yaptırımların kaldırılacağı sinyalini vermişti. Ancak İran son olarak, bu hafta sonuna kadar yaptırımların kaldırılmaması halinde, nükleer tesislere yapılacak incelemeleri sınırlama tehdidi yapmıştı.

Türkiye F-35 programına dönmek için ABD’de lobi şirketi tuttu

Dünya

Profesör Lanotte, Turkey Tribunal’de işkencenin fotoğrafını gösterdi

Belçika eski Başbakan Yardımcısı ve İnsan Hakları Hukukçusu Prof. Dr. Lanotte, Turkey Tribunal’de Kırgızistan’dan kaçırılan Orhan İnandı’nın işkenceye uğrayan fotoğrafını gösterdi. Lanotte, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnandı’yı elçiliğimiz sayesinde yakaladık ve hepsini yakalayacağız demiştir. Daha önemlisi resimdeki insan elini tutuyor. Bir adli doktor, İnandı’nın işkence gördüğünü söyledi. Kolu kırılmış üç yerden” dedi.

BOLD -Erdoğan Rejimi’nin insan hakları ihlallerinin yargılandığı Turkey Tribunal Halk Mahkemesi’nde Prof. Dr. Em. Johan Vande Lanotte, İnsanlığa Karşı Suçlar başlıklı raporunu sundu.

Lanotte, raporunu sunarken, “Türkiye’de 3000 farklı işkence olayının ve 95 kaçırma olayının varlığını makul şüphenin ötesinde kanıtlayan raporlar var. Bundan sonraki aşama, bu ihlalleri evrensel yargıya taşımak olmalı” dedi. Orhan İnandı’nın işkence gördüğünü gösteren fotoğraflarını paylaşan Lanotte, şunları söyledi: “Burada gördüğünüz bu insan elini kolunu tutuyor. Bu insan işkence görmüş, kolunu tutamıyor. Cumhurbaşkanı, ‘Evet biz bunları yakalayabiliriz, işkence edebiliriz ve siz buna karşı hiçbir şey yapamazsınız’ diyordu. Kaçırmalar ve işkenceler konusunda bir güç gösterisiydi.  Bu işkenceler, kaçırmalar ve cezasızlık mevcut sistemin bunu durdurma konusunda imkansızlığı ve uluslararası yargı sisteminin de bu konuda yapamadıkları… Artık bu sistemin değişmesi gerekiyor. Türkiye’de sözde terörizmden bahsediyoruz. Bu sistem altında herşeye izin veriliyor ve hatta bu işkence olaylarını yapabildiğini gösterebiliyorsunuz ve kimse bana karşı bir şey yapamaz diyorsunuz. 1. ve 2. dünya savaşlarındaki savaş suçlarında da aynı şeyi görüyorduk. Kazananlar, galipler hiçbir zaman suçlanamıyordu. Ama ondan sonra Nürnberg Mahkemeleri yapıldı. Artık bu kişiler suçlanabiliyor. Ama terörle mücadele yaptığı söyleyen devletler her istediklerini cezasız şekilde kimseye hesap vermeksizin yapabiliyorlar. İnsanlığa karşı suçlar işlenmekte.”

Lanotte’nin söylediklerinden satır başları şöyle:

“Türkiye’de işkence ve insan hakları ihlali yaygın ve etkisi çok büyük. Çünkü mağdur yakınları psikolojik, hatta bazen fiziksel olarak etkilenmektedir.

Ayrıca Türk hükümetinin başka ülkelerdeki insanları kaçırıp işkence ederek bu konuyu uluslararası boyuta taşıması, Orhan İnandı davasında açıkça görülmektedir.

Yılda 3000 işkence şikayeti ve 95 kaçırma hadisesi yaşanması, Uluslararası Ceza mahkemesi teamüllerine göre bu ihlallerin “yaygın” olarak gerçekleştiğini gösterir.

Uluslararası kaçırılmalarda hükümet ‘bu bizim politikamız. Nereye giderseniz sizi buluruz’ dediler.

Kaçırılma birden bire olan bir olay değildir. Burada bir kaç polis memuru organize bir şekilde hareket etmiştir. Ve kaçırılanlar aynı şekilde yüzeye çıkıyorlar. Bu 95 vakada görülüyorsa sistematik bir kaçırılma vardır.

2013’ten bu yana Gülen Hareketinden hiç kimse dünyanın hiçbir yerinde kendini güvende hissetmediğinden, hedef almanın sistematik ve yaygın olduğu görülmektedir.

Bu davalar sadece politika ve anlatıları değil, aynı zamanda mevcut Türk hükümetinin muhaliflerine karşı sistematik bir yaklaşımı da temsil ediyor.

Türk devleti, işkence ve insan kaçırma politikasını aktif olarak desteklemiş ve teşvik etmiştir.

Bundan sonraki aşama, bu ihlalleri evrensel yargıya taşımak olabilir. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yetkisini tanıyan ülkelerden gerçekleşen kaçırmalar UCM’ye taşınabilir

Türkiye, insan hakları ihlallerinin ilk ve tek örneği değil maalesef. Dünyanın başka yerlerinde de birçok vaka var. Bu nedenle tüm sistematik baskılar küresel bir farkındalık, küresel bir tepki ile durdurulabilir.”

Turkey Tribunal’de 4’ncü gün: Erdoğan rejiminin düşmanlaştırdığı biri Anayasal hakkını kullanamaz

Okumaya devam et

Dünya

Lahey’den hak ihlaline uğrayanlar adına pedal çevirdiler

‘‘Umut İçin Pedal Çevir’’ sloganıyla 850 kilometre sürecek ’’Koşulsuz Adalet Maratonu’’ bugün Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi önünden başladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde açıklama yapan Avukat Bilal Durmuş, Lahey’den tüm mazlum ve mağdur insanların sesi olmak için Lahey’de bisiklet ile olduklarını belirtti.

BOLD – Türkiye’deki insan hakkı ihlallerine dikkat çekmek isteyen bir grup hukukçu, Koşulsuz Adalet Maratonu’na Lahey’den başladı.

Lahey’de grup adına basın açıklaması yapan Avukat Bilal Durmuş, “Bugün Lahey’de Uluslararası Ceza Mahkemesi önündeyiz. Yaklaşık bir yıl önce herkes için koşulsuz adalet mottosu ve “Harekete Geç” çağrısıyla başlamıştık ve 42 haftadır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde adalet nöbetindeydik. Bu kez “Umut İçin Pedal Çevir” diyerek Uluslararası Ceza Mahkemesi önünden başlayarak adına umut tohumları ekeceğimiz 10 sembol ismi anarak, yaşanan hak ihlallerini hatırlatmak, gündeme getirmek ve ihlallerin engellenmesi adına bir şeyler yapabilecek her kurumu ve temelde herkesi harekete geçmeye çağırarak 4 ülke 15 şehir aşarak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine pedallayacağız.” dedi.

İnsan hakları mücadelesinin yalnızca mahkeme salonlarında yapılmadığına dikkat çeken Durmuş, ‘’Bir hukukçu, bir avukat savunmayı sadece mahkeme salonlarında yapmaz, bir insan hakları savunucusu da mücadelesini sadece adliye koridorlarında vermez her durum ve koşulda mücadele eder’’ dedi.

Resim

Avukat Durmuş, şunları söyledi: “Bugün Lahey’de avukatlara ve savunmaya yapılan baskılara son verilmesi ve adil yargılanma talebiyle tutukluyken başlattığı açlık ve ölüm orucunda canı pahasına mücadelesini devam ettirip geçen sene 27 Ağustos’ta aramızdan ayrılan Av.Ebru Timtik anısına tohum ekeceğiz. Yine Tahir Elçi, Selçuk Kozağaçlı, Fevzi Kayacan ve Turan Canpolat gibi yaşam, özgürlük ve güvenlik hakkı gibi en temel hakları ihlal edilen hukukçuların sesine ses katmaya çalışacağız. İnsan, haklarıyla insandır. İnsan hakları, özgürlük, barış ve demokrasi için mücadeleye ve pedallamaya devam edeceğiz. Herkesi harekete geçmeye ve umut için pedal çevirmeye davet ediyoruz.”

Basın açıklamasının ardından insan hakları savunucusu hukukçular, sembolik olarak Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi girişi önündeki tabelanın altına tohum ekti. Program Koşulsuz Adalet, Baskılara Son Bulsun, Hukukçular Yalnız Değildir ve İşkence ve baskılara hayır sloganı ile devam etti. Akabinde aktivistler bisiklet ile Lahey’den ayrıldı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Strazburg) önünde sona erecek maraton kapsamında 15 farklı şehirden geçilerek Türkiye’deki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için simgeleşmiş isimler anısına 10 farklı şehirde tohumlar ekilecek.

Erdoğan’ı peygambere benzeten AKP’li vekil: 2023 seçimindeki oy ibadetten de önemli

Okumaya devam et

Dünya

Turkey Tribunal’de 4’ncü gün: Erdoğan rejiminin düşmanlaştırdığı biri Anayasal hakkını kullanamaz

Turkey Tribunali Halk Mahkemesi dördüncü gününde Cenevre’de devam ediyor. Yargı bağımsızlığı ve adalete erişimle ilgili tanık olarak dinlenen eski Cumhuriyet Savcısı Hasan Dursun, “Erdoğan iktidarının düşmanlaştırdığı birinin Anayasal hakkını kullanma hakkı yoktur” dedi.

BOLD – Turkey Tribunali’nde 4’ncü gününde yargı bağımsızlığı ve adalete erişimle ilgili HDP eski Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile eski Cumhuriyet Savcısı Hasan Dursun tanık olarak dinlendi.

Faysal Sarıyıldız, 2015’te Güneydoğu’da yaşanan hendek olaylarıyla sırasında yaşanan hak ihlallerini anlattı. Sarıyıldız, şunları söyledi: “Cizre’de çoğu kadın ve çocuk 288 kişi öldürüldü. 15 kişi intihar etti. 120 bin insan travma yaşadı. Pek çok kişi halen psikolojik tedavi görüyor. 2015 yılında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar olarak nitelendirilebilecek olaylar yaşandı. Dünyada savaş suçlarına müdahale etme iradesi yok. Bu çok korkunç. 16 Aralık 2015’te Cizre’deki kamu görevlileri, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlere ve memurlara gönderdiği bir mesaj aldı, Cizre’de 1000’lerce kamu görevlisi vardı ve hükümet onlardan bu şehri terk etmelerini istedi. 120.000 kişilik bir yerde kamu görevlilerinin ilçeyi terk etmesinin istendiğini ve bunun bir katliam girişimi olduğunu hayal edebiliyor musunuz?”

DÜŞMAN HUKUKU UYGULANDI, BİNDEN FAZLA HAKİM-SAVCI CEZAEVİNDE

Eski Cumhuriyet Savcısı Hasan Dursun ise, 15 Temmuz sonrası bir gecede binlerce hakim ve savcının görevden alındığını ve mesleklerinden ihraç edildiğini anlattı. Dursun, şunları söyledi: “1000’den fazla hakim-savcı halen cezaevinde. Daha fazlası cezaları kesinleştiği için cezaevine girmekle karşı karşıya. Cezaevinde 30 ay kadar tutuklu kaldım. Erdoğan iktidarının düşmanlaştırdığı bir kişinin anayasa tarafından tanımlanan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir hakkı kullanması mümkün değildir. Çünkü onlar insan yerine konulmuyorlar. 5 bin hakim savcı haklarındaki iddianamelerde görevlerini ihmal ettikleriyle ilgili hiçbir delil yok. 15 Temmuz’a geldiğimizde muhalif görülen, ihraç edilecek hakim ve savcılar tespit edilmişti. Tüm adliyelerde Yargıda Birlik Platformuna üye olanlar vatansever diğerlerinin terörist ve vatan haini olduğu algısıyla listeler hazırlandı. 15 Temmuz gecesi hazır olan listelerle gözaltı ve tutuklamalar yapıldı.

Hakim ve savcıların siyasi davalarda iradelerinin olmadığını gördüm. 1000 hakim ve savcıyı ilgilendiren karar sadece 1 satırdan oluşuyordu. Gerisi 1000 kişilik bir isim listesiydi. Türkiye’de düşman hukuku uygulaması vardır.”

Turkey Tribunal’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin eski başkanı başkanlığında 6 hakimden oluşan mahkeme heyeti yargılamayı gerçekleştiriyor. Duruşma öncesinde işkence, adam kaçırma, basın özgürlüğü, adalete erişim, suç işleyen kamu görevlilerinin ceza almaması ve insanlığa karşı suç başlığı altında toplam 6 raporu hazırlayan raportörler ile toplam 15 tanık mahkeme tarafından dinleniyor.

Okumaya devam et

Popular

Shares