Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

4. evre akciğer kanseri Bekir Aydın “Cezaevinde kalması risklidir” raporuna rağmen tahliye edilmiyor

52 aydır Amasya E Tipi Cezaevinde bulunan Bekir Aydın’a yaklaşık iki ay önce 4. evre akciğer kanseri teşhisi konuldu. “Cezaevinde kalması risklidir” raporu verilen Aydın, hala tahliye edilmedi.

BOLD – Cezaevinde bir kanser hastası daha olduğu ortaya çıktı. Ekim 2016’dan bu yana Amasya E Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Amasya Taşova ülkü ocaklarının eski başkanlarından Bekir Aydın’a 29 Aralık 2020’de 4. evre akciğer teşhisi konuldu.

Amasya Devlet Hastanesi sağlık kurulunun “Cezaevinde kalması hayati risk oluşturabilmektedir, cezasının 1 yıl ertelenmesi uygundur” raporu verdiği Bekir Aydın’ın avukat oğlu Mehmet Ali Aydın Yargıtay 16. Ceza Dairesine başvuru yaparak babasının tahliyesini talep etti. Ancak aradan bir ay geçmesine rağmen henüz bir sonuç alınamadı.

“ÖLMESİ Mİ İSTENİYOR?”

Babasının tahliye edilmemesine tepki gösteren avukat Mehmet Ali Aydın, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Bana göre karıncayı incitmeyen suçsuz babam velev ki suçlu, yetmez mi 52 aydır cezaevinde kaldığı, yetmez mi sağlığını kaybetmesi. Daha ne olsun isteniyor? Daha 62 yaşında bir adamın başına ne gelsin isteniyor? Neyin intikamı bu? Neyin bedeli bu? @nacibostanci” diye sordu. MHP’li siyasetçileri etiketleyen Mehmet Ali Aydın “Ölsün isteniyorsa Allah muhafaza bu yok saymalar sonucunda o da olabilir. Ya da ölsün isteniyorsa bize açık açık bu durum söylensin. @nacibostanci @mlkarahocagil @yasaryldrmMHP @fuatcakiroglu @dbdevletbahceli” ifadelerini kullandı.

4 AY ÖNCE KOĞUŞTA KORONAVİRÜS KAPTI

1980 döneminde 30 ay cezaevinde yatan ve idamla yargılanan Bekir Aydın, o dönemde Amasya Taşova’nın son ocak başkanı olarak biliniyor. Babasının 4 ay önce cezaevinde koronavirüs kaptığını da ifade eden Mehmet Ali Aydın’ın açıklamaları:

“Babam Bekir Aydın Ekim 2016 yılından beri Amasya E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu olarak kalmaktadır. Tutuklu diyorum çünkü 52 aydır hakkında kesinleşmiş bir ceza olmadan cezaevinde kalmaktadır. Aradan geçen zaman içerisinde ülkemizi ve dünyayı etkisi altına Kovid-19 salgını ile karşı karşıya kalınmıştır. Bu arada Amasya E tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumunda da vakalar görülmüştür. Babam 17 Eylül 2020 akşamı kendisini iyi hissetmemeye başlamıştır.

18 Eylül 2020 tarihinde sabahı revire çıkmış ve durumunu anlatmıştır. Durumunu anlatması üzerine Kovid-19 uyumlu belirtiler göstermesi üzerine Amasya Devlet Hastanesine götürülmüştür. 18 Eylül 2020 tarihinde Kovid-19 testi için numune alınmış ve 19 Eylül 2020 tarihinde testi pozitif çıkmıştır ve tedavisine başlanmıştır. Daha sonra 30 Eylül 2020 ve 02 Ekim 2020 tarihinde yapılan iki ayrı test negatif çıkması üzerine 08 Ekim 2020 tarihinde genel kontrol için Amasya Devlet Hastanesine getirilmiştir.

Genel kontrol için göğüs hastalıkları uzmanı Uz. Dr Ayşe Yıldırım Bilgin tarafından yapılan muayene sonucu “Akciğerin tanısal görüntülenmesinde anormal bulgular bulunması nedeniyle Samsun 19 Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesine sevk edilmiştir ve 13 Kasım 2020 tarihinde Pozitron Emisyon tomografisi çekilmiştir. Bu tomografi neticesine göre 01 Aralık 2020 tarihinde biopsi yapılmıştır. 10 Aralık 020 tarihinde biopsi sonucuna göre bu biopsinin tanı koymaya elverişli olmadığına karar verilmiş ve 18 Aralık 2020 tarihinde tekrar biopsi yapılmıştır. Bu işlemin sonucu 29 Aralık 2020 tarihinde çıkmış ve sonuç olarak babam Bekir Aydın’a 4. evre akciğer kanseri teşhisi konulmuştur.

Akabinde 12 Ocak 2020 tarihinde Amasya Devlet Hastanesinde sağlık kurulu karşısına çıkmış ve bu kurul sonucuna göre netice olarak “Cezaevinde kalması hayati risk oluşturabilmektedir” denilerek cezasının 1 yıl ertelenmesi uygundur raporu verilmiştir. Bu sağlık kurulu raporu avukatı olarak tarafımca 18 Ocak 2020 tarihinde babamın dosyasının olduğu Yargıtay 16. Ceza Dairesine başvuru yapılarak tahliyesi talep edilmiştir. Ancak aradan bir ay geçmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamamıştır.

Bu arada dün yani 18 Şubat 2021 tarihinde babam Bekir Aydın’da nefes darlığı şikayeti başlıyor. Başlangıçta bu durum yoktu. Bugün 19 Aralık 2021 tarihinde Amasya Devlet Hastanesinde yapılan muayenede ciğerlerinin su topladığı ve kanseri hızlı bir şekilde yayıldığı kendisine söylenmiş.

Şimdi sizler babamı çok iyi tanıyanlar olarak artık yeter deyip elinizi taşın altına ne zaman sokacaksınız. @yasaryldrmMHP @nacibostanci @mlkarahocagil @fuatcakiroglu Bana göre karıncayı incitmeyen suçsuz babam velev ki suçlu, yetmez mi 52 aydır cezaevinde kaldığı, yetmez mi sağlığını kaybetmesi. Daha ne olsun isteniyor? Daha 62 yaşında bir adamın başına ne gelsin isteniyor? Neyin intikamı bu? Neyin bedeli bu? @nacibostanci

Ölsün isteniyorsa Allah muhafaza bu yok saymalar sonucunda oda olabilir. Ya da ölsün isteniyorsa bize açık açık bu durum söylensin. @nacibostanci @mlkarahocagil @yasaryldrm MHP fuatcakiroglu @dbdevletbahceli. Ya da suçu Cumhurbaşkanın ifadesiyle aklını kullanıp yurt dışına gitmemesi mi? Gözaltına almaya geldiklerinde İstanbul’da olmasına rağmen dönüp gelip kendi ayaklarıyla devletine güvenip teslim olması mı?

Abisinin ülkücü şehit olmasından dolayı şehadet edip tahliye olmasını sağladığınız Mümtazer Türkönö’den daha mı tehlikeli acaba babam Bekir Aydın? Kim bu Bekir Aydın derseniz kendisi 80 öncesi Amasya Taşova’nın son ocak başkanıdır.

80 döneminde 30 ay cezaevinde yatmış 3 idamla yargılanmış bir kişidir. Sormak isterseniz @yasaryldrm MHP başkana sorabilirsiniz sayın @dbdevletbahceli. Babamın suçu ailesinden birisinin ülkücü şehit olmaması mıdır? Bu işin üstü ihanet, ortası ticaret, tabanı ibadet dediniz. Babamın ihanetle işi hiç olmadı olmaz da, ticaret kısmına tenezzül etmez (1999-2000) Taşova Belediyesi meclis tutanakları buna şahittir, olsa olsa ibadet olur ama 52 aydır tutuklu.”

Okumaya devam et
Reklamlar

BOLD ÖZEL

İdare Mahkemesinden delilsiz ‘şifahi’ adalet

15 Temmuz’un ardından KHK’larla ihraç edilenlere yönelik hukuksuz kararlara bir yenisi daha eklendi. Bir ihbar üzerine açılan ceza davasından beraat eden KHK’lı, ihracının iptali için Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı. Mahkeme, dosyada delil bulamayınca MİT’in şifahi(sözlü) olarak verdiği bilgiye dayanarak davayı reddetti.

BOLD – Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, ceza davasından beraat eden KHK’lının ihracına karşı açtığı davayı reddetti. Mahkeme herhangi bir delile yer vermediği gerekçeli kararında emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının şifahi(sözlü) bilgilendirmesini ihraç için yeterli buldu.

KHK’yla ihraç edilen bir kişi, hakkındaki ihbar üzerine gözaltına alınıp tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevkedildi. Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama talebini reddetti. Hakkında açılan davadan da tanığın beyanlarını reddetmesi üzerine beraat etti. Ancak OHAL Komisyonu memuriyete iadesine dair başvuruyu reddedince KHK’lı Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı.

İSTİHBARATIN ŞİFAHI BİLGİSİYLE KARAR VERDİ

Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, Emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının KHK’lı kişinin cemaat ile irtibatının bulunduğu yönündeki ‘şifahi’ bilgilendirmesini yeterli bularak davayı reddetti. Mahkemenin gerekçeli kararında, “…emniyet istihbaratında ve MİT Bölge Başkanlığından verilen şifahi bilgide kişinin yoğun olarak FETÖ mensupları ile ilişki içerisinde olduğu ve onlarla yoğun bir şekilde irtibat ve ilişkisinin bulunduğu bildirilmiştir” denildi.

Ankara 24. İdare Mahkemesinin hukuksuz ‘şifahi’ kararı.

Sedat Peker’in son videosu Hizmet Hareketine kurulan tuzağı deşifre etti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mikrofonu açık unutan Prof. Dr. Ahmet Özmen online derste nasıl torpil yaptığını anlattı

Sakarya Üniversitesi’nde online canlı ders sırasında mikrofonunu açık unutan Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen, staj alımlarında nasıl torpil yaptığını detaylarıyla anlattı.

BOLD – Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen’in online dersi sırasında bir öğretim görevlisi arkadaşı yanına geliyor. Özmen, arkadaşıyla konuşabilmek için bilgisayar başındaki öğrencilerine “Derse 5 dakika ara veriyorum” diyerek kamerasını kapatıyor ancak mikrofonunu açık unutuyor.

KİMSEYE YAYMAMALI!

Özmen, öğretim görevlisi arkadaşına, kendisine bir başvuru geldiğini, BAUM (Bilgisayar Araştırma ve Uygulama Merkezi) müdürü ve bölüm başkanı olduğunu söylediğini aktarıyor. Başvuru sahibinin gelip staj yapabileceğini ama kimseye yaymaması gerektiğini ise özellikle vurguluyor.

“DAYISI BİZDE PROFESÖR”

Özmen’in bu ifadelerinin ardından arkadaşı da “Bizde profesör dayısı, ben tanımıyorum” diyerek torpil rezaletini deşifre ediyor. Daha sonra Ahmet Özmen, kendi yeğeninin de geleceğini anlatıyor.

Ardından derse döndüğünde mikrofonun açık olduğunu fark eden Prof. Dr. Özmen, öğrencilere “Sorun yok siz de duymuş oldunuz biz böyle arada konuşuyoruz zaten mesele değil” diyor.

EKŞİ SÖZLÜK VE TWITTER TAKİPTE

Torpil skandalıyla ilgili Ekşi Sözlük’te “06.05.2021 saü’de torpil rezaleti” başlığı açıldı. Twitter’da de #meseledeğil etiketi altında rezalete tepki yağdı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevlerinde kaç insan koronavirüsten öldü?

Türkiye’yi Mart 2020’de etkilemeye başlayan koronavirüs salgınının üzerinden 14 ay geçti. Bu süre içinde cezaevlerinde Kovid-19 nedeniyle resmi açıklamaya göre 9, İHD’nin araştırmasına göre 17 insan hayatını kaybetti. Bold Medya olarak ise koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, ölüm tarihini, kaldığı cezaevini tespit ettiğimiz mahpus sayısı 14.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ANALİZ 

Bir hafta içinde Türkiye cezaevlerinde 3 insan koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Afyon Bolvadin Cezaevinde virüs kapan makine mühendisi Ali Orhan 4 Mayıs’ta, Çanakkale E Tipi Cezaevinde hastalanan Yrd. Doç. Halil Şimşek 5 Mayıs’ta, Silivri 5 Nolu Cezaevinde korona olan eski yarbay Erdal Kılınç ise 12 Mayıs’ta öldü.

Türkiye’yi 14 Mart 2020’de etkisi altına alan salgın nedeniyle bugüne kadar cezaevlerinde kaç kişi öldü? Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı 9 rakamı doğru mu? İnsan hakları dernekleri bu konuda ne diyor?

DOKUZ MAHPUS MU, YOKSA 17 MAHPUS MU?

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 18 Şubat’ta yaptığı resmi açıklamaya göre 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde 240 Kovid-19 vakası görüldü. Bu vakalar arasında bulunan 9 hükümlü virüse bağlı olarak yaşamını yitirdi. 18 Şubat’tan sonra medyaya yansıyan ölüm sayısı 4.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 1 Nisan’da açıkladığı 2020 Cezaevleri Hak İhlalleri raporuna göre ise 14 Mart 2020’den itibaren Türkiye cezaevlerinde 17 mahpus koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Raporda ayrıca 20 farklı hapishaneden 489 tutuklunun Kovid-19’a yakalandığına dair İHD’ye başvuru yapıldığı bilgisi yer aldı.

TEADAVİ VE MUAYENE TALEPLERİNE GEÇ CEVAP VERİLİYOR

Resmi rakamlara göre cezaevlerinde şu anda 276 bin tutuklu var. İHD’nin raporuna göre Türkiye hapishaneleri mahpus sayısı bakımından tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor ve bu durum yoğun hak ihlâllerini de beraberinde getiriyor. İHD raporunda, koronavirüs belirtisi gösterenlerin “muayene ve tedavi taleplerinin karşılanmadığı ya da geç cevap verildiğine” ilişkin çok sayıda başvuru aldıklarını belirtiyor.

Bold Medya olarak bizim yaptığımız araştırmaya göre ise 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, mesleğini, ölüm tarihini ve kaldığı cezaevini tespit edebildiğimiz kişi sayısı 14. Arif Yıldırım ve İsmet Nice adlı iki mahpus dışında hepsinin de fotoğrafına ulaştık. İşte o isimler…

1- Mehmet Yeter (70), 3 Nisan 2020, Bafra T Tipi Cezaevi ve Samsun Cezaevi.

2- İsmet Nice (60), 4 Nisan 2020, Şakran Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

3- Arif Yıldırım (70), 14 Nisan 2020, Ankara Sincan Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

4- Veysel Atasoy, polis, 12 Eylül 2020, Kütahya Tavşanlı Cezaevi.

5- Yunus Gökgöz (30), memur, 10 Ekim 2020, İzmir Buca Cezaevi.

6- Hüseyin Özen (49), Bursa Telekom Bölge Müdür Yardımcısı, 14 Kasım 2020, Bursa H Tipi Cezaevi.

7- Kemal Polat (68), emekli şoför, 6 Aralık 2020, Kahramanmaraş Türkoğlu.

8- Metin Yücel (51), Avukat, 18 Ocak 2021, Düzce Cezaevi.

9- Kahraman Sezer, Diyarbakır Çevik Kuvvet eski Şube Müdürü, 30 Ocak 2021, İskenderun T Tipi Cezaevi.

10- Ersoy Karamustafa (44), Din Kültürü Öğretmeni, 13 Şubat 2021, Manisa T Tipi.

11- Önder Ateş (45), İngilizce öğretmeni, 3 Mart 2021, Samsun T Tipi Cezaevi.

12- Ali Orhan (56), makine mühendisi, 4 Mayıs 2021, Afyon Bolvadin Cezaevi (12 Nisan’da tahliye edilmişti).

13- Yrd. Doç. Halil Şimşek (53), 5 Mayıs 2021, Çanakkale E Tipi Cezaevi.

14- Yarbay Erdal Kılınç (48), 12 Mayıs 2021, Silivri 5 Nolu Cezaevi.

VAKALAR SAKLANIYOR MU?

Salgın başladığından bu yana cezaevlerindeki koronavirüs vakalarının saklandığı bilinen bir gerçek. Sincan Cezaevinde virüs kaptıktan sonra 14 Nisan 2020’de hayatını kaybeden 70 yaşındaki Arif Yıldırım’ın ölüm nedenini ortaya çıkardığı için insan hakları savunucusu HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Gergerlioğlu ayrıca geçen yıl haziran ayında “Dalaman Açık Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra vefat eden başka bir mahpus da var. Tahliye sonrası aileyle konuştum. Nusaybin’de yaşıyorlar. Bu mahpus da koronadan öldü.” demişti.

ÇELİŞKİLİ RESMİ AÇIKLAMALAR

Cezaevlerindeki vakaların saklandığına dair en kuvvetli delil, 3 Nisan 2020’de Samsun Cezaevinde koronavirüse yakalanıp ölen Mehmet Yeter ile ilgili iki ayrı resmi kurumdan yapılan çelişkili açıklamaydı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nün 3 Nisan 2020’de yaptığı, Cumhuriyet Savcısı Serhan Güven imzalı açıklamaya göre Mehmet Yeter, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti ve cenazenin bekletilmesi riskli olduğu için ailesine ulaşılmadan hemen defnedildi. Yeter’in ailesi ölümden ancak 5 gün sonra haberdar edildi ve oğlu Ferhat Yeter bu olaya isyan etti.

Sosyal medyada çok tepki çeken bu ölüm sonrasında 8 Nisan 2020’de Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci bir açıklama yapmak zorunda kaldı ve Mehmet Yeter’in koronavirüs nedeniyle değil, bacağındaki kangrene bağlı olarak hayatını kaybettiği ve ailesine de haber verildiği açıklandı.

Samsun ve Bafra olmak üzere iki cumhuriyet savcılığından açıklama yapılmasını nedeni; seker hastası Mehmet Yeter, 3 yıl Bafra Cezaevinde kaldıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle 16 Mart’ta Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı. Bir hafta sonra sol bacağı kangren nedeniyle kesildi. 26 Mart’ta taburcu edilen Yeter, Samsun Cezaevine gönderildi. Burada tekrar fenalaşan Yeter, 3 Nisan 2020’de öldü. Hangi açıklama doğru ve akla daha yatkın? Hemen defnedilmesini talimat veren 3 Nisan’daki mi, yoksa ölümünden 5 gün sonra yapılan açıklama mı?

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0