Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

AB ile Rusya arasında ipler geriliyor: Brüksel’den yeni yaptırımlar yolda

AB ülkelerinin dışişleri bakanları, Rus muhalif Aleksey Navalny’nin hapse atılması nedeniyle Rusya’ya yeni yaptırımları görüşmek üzere toplandı. Birlik ile Rusya arasında krize ve ardından yaptırım kararlarına neden olan konu başlıkları ise gittikçe artıyor.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in başkanlığında Brüksel’de toplanan bakanların Navalny ve destekçilerinin tutuklanmasında insan hakları ihlalleri bulunduğu gerekçesiyle bazı Rus yetkililere yaptırım kararı alması bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken da Avrupalı bakanların toplantısına video konferans yöntemiyle katılarak yaklaşık 2 saat boyunca görüş alışverişinde bulunacak.

Borrell, toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Blinken’ın toplantıya katılmasının transatlantik ilişkileri güçlendirme ve yenileme bakımından önemli bir fırsat olacağını söyledi.

Rusya konusunda ise çok önemli bir oturum yapacaklarını vurgulayan Borrell, Navalny konusunda AB ile karşı karşıya gelen Rusya’nın tavrına nasıl karşılık verileceğini belirleyeceklerini aktardı.

Borrell, “Bunu birlik içinde ve kararlı şekilde yapacağımızı ümit ediyorum.” dedi.

AB Dışişleri Bakanları toplantısı

KİŞİYE ÖZEL YAPTIRIMLAR

Muhalif siyasetçi Aleksey Navalny’ye verilen hapis cezasının temyiz mahkemesi tarafından geçen hafta onaylanmasının ardından gündeme gelen yeni yaptırımlar konusunda Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schellenberg, “Pazartesi günü dışişleri bakanları konseyinde Navalni konusu ile ilgili uygun cevabı vermeyi tartışacağız” dedi. İnsan hakları ihlallerine karşı kişilere özel yaptırım uygulamasının bu bağlamda değerlendirilebileceğini belirten Schellenberg, “Ben kendi adıma bu konuda büyük çoğunluğun destek olmasını bekliyorum” ifadesini kullandı.

NE TÜR YAPTIRIMLAR GÜNDEMDE?

Reuters haber ajansı, ismini açıklamak istemeyen bir AB diplomatına dayandırdığı daha önceki bir haberinde, 25-26 Mart tarihinde yapılacak AB Zirvesi’nden önce Rusya’ya yönelik yeni yaptırım kararları çıkabileceğini duyurmuştu. Birliğin bu kapsamda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın çevresindeki kişilere ait banka hesaplarını dondurabileceği ve bu isimlere seyahat yasağı getirebileceği belirtiliyor.

NAVALNY’NİN HAPİS CEZASI ONANDI

Moskova Temyiz Mahkemesi, Rus muhalif siyasetçi Aleksey Navalny’ye verilen hapis cezasını onadı. Mahkemenin kararı gereği ev hapsi cezasından düşülen Navalny, 2 yıl 8 ay hapis yatacak

Aleksey Navalny, Rusya’da zehirlenmesinin ardından tedavi gördüğü Almanya’dan geçen ocak ayında ülkesine dönmüş ve burada tutuklandıktan sonra hakkında görülen davada hapis cezasına çarptırılmıştı. Navalny’nin avukatları tarafından temyize götürülen karar, temyizde altı hafta indirim yapılarak onanmıştı. Buna göre Navalny 2 yıl 8 ay cezaevinde kalacak.

MOSKOVA İLE BRÜKSEL’İ KARŞI KARŞIYA GETİREN KONULAR

Birlik ile Rusya arasında krize ve ardından yaptırım kararlarına neden olan konu başlıkları ise şunlar:

UKRAYNA KRİZİ

Kırım Yarımadası’nın ilhakı ve Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçıların Moskova tarafından desteklenmesi nedeniyle AB, 177 Rusya ve Ukrayna vatandaşı hakkında Birlik sınırlarında seyahat yasağı ve banka hesaplarının dondurulmasına karar vermişti. Söz konusu 177 kişilik grup içinde Putin’in yakınındaki isimler ve bazı danışmanları da bulunuyor. Ayrıca 48 şirket ve organizasyonun da banka hesapları dondurulurken, Kırım ekonomisine yönelik yaptırımlar da devreye sokuldu.

MALEZYA HAVAYOLLARI UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ

Ukrayna’da ayrılıkçı Ruslarla hükumet güçlerinin çatışmalarının yoğunlaştığı dönemde 17 Temmuz 2014’te düşen Malezya Havayolları uçağında 283 yolcu ve 15 mürettebat hayatını kaybetti. Kazayı araştıran komite, uçağın Rusya tarafından Ukrayna’daki ayrılıkçı güçlere verilen ‘Buk’ hava savunma sistemi ile vurulduğunu açıklamıştı

Bunların yanında, MH17 sefer sayılı Malezya Havayolları yolcu uçağının Ukrayna üzerinde seyir halindeyken düşürülmesinin ardından AB, 2014 yılının temmuz ayından itibaren geçerli olmak üzere Rusya’ya doğrudan ekonomik yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.

Bu yaptırımlar Rus kamu bankalarını, savunma sanayii mallarının ithalat ile ihracatını ve Rus petrol ve doğalgaz endüstrisini hedef alıyor. Ayrıca bir silah ambargosu da söz konusu yaptırım paketinin bir parçası. Bu yaptırımlara cevaben AB ülkelerinden gıda ithalatını durduran Putin hükümeti, Ukrayna krizindeki tavrını bugüne dek değiştirmiş değil.

ZEHİRLEMELER

Rus askeri istihbarat servisi GRU’nun eski ajanı Sergei Skipral ve kızı Yulia, 4 Mart 2018’de GRU ajanları tarafından İngiltere’de zehirlendi. Skipral ve kızı Yulia, bir yıldan fazla yoğun bakımda tedavi gördükten sonra normal hayat dönebildi

Eski Rus ajan Sergey Skripal’e 2018 yılının mart ayında düzenlenen zehirli saldırı dünya çapında büyük bir öfkeye neden olmuştu. Skripal’in İngiltere’de kızı Yulia Skripal ile birlikte Noviçok isimli zehirli madde ile saldırıya uğramasının ardından Brüksel, Rus askeri istihbarat servisi GRU’nun dört çalışanına seyahat yasağı getirmiş ve banka hesaplarının dondurulmasına hükmetmişti.

Muhalif siyasetçi Navalny’nin de geçen yıl yaz aylarında yine Noviçok grubundan bir madde ile zehirlenmesinin ardından Birlik altı Rus vatandaşını daha yaptırım listesine dahil etmişti. Bu kişiler arasında, Putin’e çok yakın isimlerden biri olan Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Sergey Kiriyenko ve Rusya İç İstihbarat Örgütü FSB’nin Başkanı Alexander Bortnikov da yer alıyor. Ayrıca kamusal bir araştırma enstitüsü de yaptırım kapsamına alınmış durumda.

SİBER SALDIRILAR

Avrupa Birliği, geçen yıl temmuz ayında ilk defa siber saldırılar sebebiyle Moskova’ya yaptırım uygulama kararı almıştı. Somut olarak, 2018 yılında merkezi Hollanda’nın hükümet merkezi Lahey’de bulunan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne (OPCW) yapılan siber saldırı ile ilgili alınan yaptırım kararı yine dört Rus asker istihbarat servisi GRU personelini kapsıyor.

Ayrıca GRU‘nun özel teknolojiler merkezi de, aralarında Ukrayna elektrik ağına yönelik olmak üzere çok sayıda saldırı düzenlediği gerekçesiyle yaptırım uygulanan kurumlar arasında.

Geçen ekim ayında da, 2015 senesinde Almanya federal meclisini hedef alan siber saldırı nedeniyle GRU Başkanı İgor Kostyukov ve bir diğer üst düzey istihbarat yöneticisi aleyhine yaptırımlar devreye sokulmuştu. GRU’nun siber saldırılardan sorumlu biriminde görevli bir başka isim de AB yaptırımlar listesine alındı.

Moskova ise bu adımlara karşılık çok sayıda Alman istihbarat servisi görevlisine, Rusya’ya giriş yasağı koydu.

MOSKOVA’NIN POLİTİKALARINI ETKİLEMEDİ

AB çeşitli nedenlerden dolayı Rusya’ya halihazırda çok sayıda yaptırım uyguluyor. ABD de Avrupa Birliği ile birlikte yukarıda bahsi geçen konuların birçoğunda Moskova’ya yaptırım kararı aldı.

Ancak alınan kararların şu ana dek Rusya’yı ve Vladimir Putin’i farklı bir siyaset izlemeye yönlendirmiş olmaması AB’nin yaptırım rejiminin etkinliğinin ve gücünün sorgulanmasına yol açıyor.

Rusya’da mahkeme, Aleksey Navalny’nin hapis cezasına yaptığı itirazı reddetti

Dünya

Alman Gazeteciler Sendikası’ndan ‘infaz listesi’ çıkışı

Alman Gazeteciler Sendikası, Türkiyeli muhalifleri hedef alan 55 kişilik infaz listesi bulunduğunu belirterek Alman hükümetinden harekete geçmesini istedi.

BOLD – Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türkiyeli muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükümetini harekete geçmeye çağırdı.

DJV Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, Türkiyeli muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a seslenen Überall, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini belirterek “Heiko Maas’ın Türk Büyükelçi’ye bu noktada sınırın aşıldığını, Türkiye’deki baskıcı rejimden buraya sığınan gazetecilere yönelik tehdit ve şiddetin kabul edilemeyecek suç unsurları oluşturduğunu çok net bir şekilde söylemesi lazım” diye konuştu.

55 kişilik infaz listesinde iki isimle ilgili polisin harekete geçtiğini belirten Überall, söz konusu gazetecilere yönelik polisin koruma önlemlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.

DJV Başkanı, gazeteci Erk Acarer’in evi önünde saldırıya uğramasını hatırlatarak “Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin Türkiye’de gazetecilik mesleğini artık icra edemiyor olması yeterince kötü. Sığındıkları Almanya’da hâlâ korku içinde yaşamak zorunda kalmaları ise hiçbir şekilde kabul edilemez” diye konuştu.

Son günlerde Alman polisinin infaz listesindeki gazetecileri ve aktivistleri tek tek ziyaret edip uyardığı basına yansımıştı.

Alman polisi, Erk Acarer’e saldırıda soruşturmayı genişletti

Okumaya devam et

Dünya

Afgan mültecilerin Avrupa’ya akınına karşı Pakistan, İran ve Türkiye tampon olacak

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçüne karşı tampon görevi gören Türkiye’ye, Avrupa Birliği Afgan göçmenler için de aynı misyonu uygun gördü. Avrupa Birliği’nin, Afganistan’dan yeni bir göç akınına karşı komşu ülkelere ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ‘bölge’ ülkelerine bir mali yardım paketi hazırlığında olduğu bildirildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

Taliban’ın ilerleyişini sürdürdüğü Afganistan’dan kaçanların sayısı giderek artarken AB, yeni bir göç akınına karşı hazırlık yapıyor.

Reuters haber ajansı, AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirdi.

Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

İran ve Pakistan’da halihazırda 6,5 milyon Afgan yaşıyor.

TÜRKİYE DE GÜNDEMDE

AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu kaydetti. AB’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 2024 yılına kadar ödenmek üzere ek 3,5 milyar euro kaynak ayırdığına işaret eden AB kaynakları, Afganistan için yeni bir mali yardımın mevcut paketten ayrı olacağını belirtti.

HEDEF AVRUPA’YA AKINI ÖNLEMEK

AB kaynakları, Afganistan ve bölge ülkelere mali yardımla Avrupa’ya yeni bir sığınmacı akınının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Plan çerçevesinde AB Komisyonu’nun Afganistan’a bu yıl içinde 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü belirtildi. Önümüzdeki yıllar için mali yardım miktarının ise AB hükümetleri ve parlamentolarının onayını gerektirdiği için ancak sonbahardan sonra belirleneceği kaydedildi.

Taliban’dan yeni tehdit: Türk birliklerinin Afganistan’a girmesine izin vermeyiz

Okumaya devam et

Dünya

İngiltere, Erdoğan’ın Maraş çıkışına karşı BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs tasarısı hazırladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulan bir taslak metinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi’nden tek taraflı aldığı Maraş’ın bir kısmını halka açma kararından geri dönmeleri isteniyor. İngiltere tarafından hazırlanan taslak metin 15 üyeli konseyde tartışılacak.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ın Maraş bölgesinin yüzde 3,5’inin açılması ve adada iki devletli çözüm önerisine uluslararası tepkiler sürerken konunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşınmasıyla ilgili girişimler de sürüyor.

Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı bulunan daimi üyeleri Fransa ve ABD’nin Türkiye’nin son açıklama kararına konseyde alınacak güçlü bir yanıt verme çağrısına ilk adım diğer daimi üye İngiltere’den geldi.

Maraş konusunda İngiltere tarafından hazırlanan karar tasarısı konusunda New York’ta yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. İngiltere’nin hazırladığı metni dün akşam konseyin diğer üye ülkeleriyle de paylaştığı, hazırlanan karar tasarısına diğer üyelerden herhangi bir itiraz gelmezse tasarının en yakın zamanda sunulacağı iddia edildi.

“GÜVENLİK KONSEYİ BAŞKANLIK AÇIKLAMASI OLARAK HAZIRLANIYOR”

İngiltere’nin BM Güvenlik Konseyi’ne Maraş konusunda Türkiye’nin son açıklamalarını kınayan, Türk hükümetinden Maraş bölgesinin kısmen yeniden açılması konusundaki kararından geri adım atmasını isteyen, bölünmüş adada gerilimi artırabilecek tek taraflı eylemlerden kaçınma çağrısında bulunan bir açıklama metni taslağı hazırladığı kaydedildi.

İngiltere’nin konsey başkanlık açıklaması olarak hazırladığı taslak metinde, Maraş bölgesinin BM yönetimine devredilmesi de dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi kararlarına uyulmasının önemini vurgulandığı da belirtildi.

İngiltere’nin hazırladığı taslak metinde ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs halkının isteklerine uygun, iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon temelinde, kalıcı, kapsamlı ve adil bir çözüme yönelik kararlılığının yeniden teyit edileceği bildiriliyor.

Taslak metin Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi’nin Güvenlik Konseyi üyelerini Kıbrıs’la ilgili son gelişmeler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (KKTC) Ersin Tatar’ın açıklamaları hakkında bilgilendirilmesi sonrası sunuldu.

RUSYA’DAN ERDOĞAN’IN ÇIKIŞINA TEPKİ

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı biçimde atılan ve müzakerelerin yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı adımların tamamının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Maraş’ın bir kısmının açılması tartışmalarına ilişkin soru karşısında, söz konusu bölgenin statüsünün tek taraflı olarak değiştirilmesini desteklemediklerini söyledi.

Sözcü Zaharova, “Bölgenin statüsünün değiştirilmeye devam etmesinin endişe yaratmaması beklenemez. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olacak biçimde gerçekleştirilen ve müzakereleri yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı eylemlerin tamamını kabul edilemez buluyoruz. Eskiden beri olduğu gibi, Kıbrıs sorununun, belirlenmiş olan uluslararası hukuk çerçevesi temelinde çözümlenmesini destekliyoruz” dedi.

MARAŞ’A İLİŞKİN BM KARARLARI

Maraş’ın bir bölümünün yeniden açılmasına yapılan itirazların temelini BM Güvenlik Konseyi’nin 11 Mayıs 1984 tarihli bir kararı oluşturuyor. Karar, Maraş’ın herhangi bir bölümünün, asıl sakinleri dışındakiler tarafından yerleşime açılmasına yönelik her türlü girişimi ‘kabul edilemez’ olarak değerlendiriyor.

Güvenlik Konseyi kararı, olası bir yerleşim girişiminde ise bölgenin BM yönetimine devredilmesi gerektiğini belirtiyor. Maraş konusunda BM Güvenlik Konseyi’nde 14 Eylül 1992 tarihinde alınan diğer bir kararda da 1984 tarihli kararın uygulaması için adada 1964’ten bu yana görev yapan Barış Gücü birliklerinin denetimi altındaki bölgenin Maraş’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini yineleniyor.

KAPALI MARAŞ BÖLGESİ

Gazimağusa’ya bağlı bir semt olan Maraş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesi adanın en popüler turizm noktalarından biriydi. Harekat sırasında yaklaşık 15 bin Rum’un Maraş’ı terketmesinin ardından bölge tellerle çevrilerek ‘askeri bölge’ ilan edildi ve terkedilmiş halde bırakıldı.

Dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip, 1974 öncesi Ada’nın turizm gelirlerinin yüzde 53’ünün geldiği Maraş bölgesi, 46 yıldır kapalıydı.

Kapalı Maraş’ın sahildeki yaklaşık 2 kilometrelik kısmı ve sahilin arka caddesi olan Demokrasi Caddesi, 8 Ekim 2020’de, polis ve asker kontrolünde yaya geçişleri için açıldı.

Türk tarafı, Maraş’ı müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu olarak elinde bulunduruyor.

Erdoğan’ın kapalı Maraş çıkışı BM Güvenlik Konseyi’ne taşınıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares