Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD Başkanı Biden: Suudi Arabistan’dan hesap soracağız

ABD Başkanı Joe Biden, Kaşıkçı cinayetinin bir skandal olduğunu ve işlediği insan hakları suçları nedeniyle Suudi Arabistan yönetiminden hesap soracaklarını dile getirdi. ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayeti ile ilgili açıklanan istihbarat raporunda Veliaht Prens suçlanmış, Riyad rapora tepki göstermişti.

BOLD – ABD Başkanı Joe Biden, ülkesinin yakın müttefiki Suudi Arabistan ile olan ilişkilerini yeniden düzenleyeceğini ifade etti.

ABD medyasına konuşan Biden, Riyad’dan, insan hakları ihallerinden dolayı hesap soracaklarını ve yeni Amerikan hükümetinin Suudi Arabistan ile ilişkilerindeki temel değişikliklere dair pazartesi günü bir açıklama yapılacağını bildirdi.

“İLİŞKİLER AMERİKAN ÇIKARLARI VE DEĞERLİ İLE UYUMLU HALE GELECEK”

Başkent Washington’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de, ülkesi ile Suudi Krallık arasındaki ilişkilerin, “Amerikan çıkarları ve değerleri ile daha uyumlu hale gelmesi için yeniden kalibre edilmeye ihtiyaç duyduğunu” söyledi.

Blinken, atılacak adımların ABD-Suudi Arabistan ilişkilerini kesintiye uğratmaya yönelik olmayacağını vurguladı.

SUUDİ ARABİSTANLI 76 YETKİLİYE YAPTIRIM

Başkan Joe Biden, selefi Donald Trump’ın kamuoyu ile paylaşmadığı Cemal Kaşıkçı cinayetine dair istihbarat raporunu cuma günü yayınlamış ve ABD yönetimi, adı söz konusu suça karışan 76 kişiye ülkeye girme yasağı getirmişti.

Söz konusu raporda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, 2018 yılında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda işlenen cinayete onay verdiği belirtiliyor. Ancak Prens Selman ABD tarafından yaptırım listesine dahil edilmedi.

“KAŞIKÇI YASAĞI”

Dışişleri Bakanı Antony Blinken, yabancı hükümetler adına aktivist, siyasi muhalif ve gazetecilere yönelik tehdit ve saldırıda bulunan bireylere müsamaha gösterilmeyeceğini belirterek 76 Suudi Arabistan vatandaşına yaptırım uygulanacağını bildirdi.

Blinken, ‘Kaşıkçı yasağı’ adı altında ‘yabancı bir hükümet adına ülke toprakları dışındaki muhaliflere karşı ciddi eylemlere doğrudan dahil olduğuna inanılan bireylere yönelik vize kısıtlama politikası uygulanacağını’ ifade etti.

Dışişleri Bakanı, yaptırımların Cemal Kaşıkçı cinayetini kapsadığını ancak Kaşıkçı cinayetiyle sınırlı olmadığını da belirtti.

ABD HAZİNE BAKANLIĞI’NDAN YAPTIRIMLAR

ABD Hazine Bakanlığı da Kaşıkçı cinayetinde rol oynadığı düşünülen Suudi Kraliyet muhafızlarına bağlı “Acil Müdahale Gücü” (RIF) ve Suudi Arabistan istihbaratının eski başkan vekili Ahmed Asıri’ye yönelik yaptırımlar açıkladı.

Hazine Bakanı Janet Yellen, Kaşıkçı cinayetine dahil olanlardan hesap sorulması gerektiğini belirterek “RIF ve cinayete doğrudan dahil olan eski üst düzey bir yöneticiye yaptırımlar uygulanacağını” ifade etti.

Yellen, “ABD, şiddet ve göz korkutmaya karşı gazeteciler ve siyasi muhaliflerin yanındadır, Özgür bir toplumun temeli olan ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Reuters haber ajansına konuşan ve kimliği açıklanmayan üst düzey ABD’li yetkili, veliaht prens Muhammed bin Selman’a doğrudan yaptırım uygulanmamasını, “Yaptırım kararları, Veliaht Prens ile bir çalışma ilişkisini korumak üzere tasarlanmış görünüyor. Hedef bağları koparmak değil ayarları yenilemek” diye değerlendirdi.

“RAPOR OLUMSUZ, YANLIŞ VE KABUL EDİLEMEZ”

Suudi Arabistan yönetimi ise Kaşıkçı cinayeti ile ilgili Amerikan istihbarat raporuna sert tepki gösterdi. Riyad hükümeti tarafından yapılan açıklamada raporun, ‘olumsuz, yanlış ve kabul edilemez’ olduğu belirtilerek, Prens Selman’ın bu cinayetle en ufak bir ilgisinin bulunmadığı savunuldu.

ABD’nin Orta Doğu’daki en yakın müttefiklerinden biri olan Suudi Arabistan, insan hakları ihlalleri ve komşusu Yemen’deki savaşa müdahil olması nedeniyle uluslararası toplum tarafından uzun bir süredir tepki görüyor.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü haftalarca kabul etmeyen Riyad, uluslararası baskıların ardından Kaşıkçı’nın öldüğünü teyit etmiş ve ‘gözaltına alınırken yapılan bir hata sonucu’ öldüğünü kabul etmişti. Ancak Veliaht Prens’in cinayetin talimatını verdiği yönündeki iddiaları reddetmişti.

AKP Hükumeti de o dönemde Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürmüş ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalışmıştı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı rapor eski başkan Donald Trump döneminde de tartışılmış, hatta bazı kısımları da basına sızmıştı. Ancak Trump yönetimi Kongre’deki her iki partinin temsilcilerinin ısrarlı taleplerine rağmen raporu kamuoyuna açıklamamıştı.

Beklenen rapor açıklandı: Kaşıkçı’nın öldürülme talimatını Prens Selman verdi

Dünya

Din istismarına dayalı popülizmin kaçınılmaz sonu: Otoriterlik

Brüksel merkezli Avrupa Popülizm Araştırmaları Merkezi’nin (ECPS) “Asya’da Dinsel Popülizm, Siber Uzay ve Otoriterlik” başlığıyla yayınladığı rapor, Hindistan, Endonezya, Malezya, Pakistan ve Türkiye’nin demokratik yönetimle taçlanabilecek çoğulcu kültürel birikiminin din istismarcısı otoriter popülist iktidarlar tarafından nasıl yok edildiğini ortaya koyuyor.

BOLD – Dördü Müslüman, biri Hindu çoğunluklu beş Asya ülkesinde yapılan bir akademik araştırma İslamcı ya da Hinduist olması fark etmeksizin din istismarına dayalı popülist siyasi hareketlerin hızla otoriterliğe kaydığını akademik verilerle gözler önüne seriyor.

Resmen 2021 Eylül ayında Brüksel’de kurulan Avrupa Popülizm Araştırmaları Merkezi (ECPS), “Asya’da Dinsel Popülizm, Siber Uzay ve Otoriterlik” başlığıyla 40 sayfalık bir rapor yayınladı. Hindistan, Endonezya, Malezya, Pakistan ve Türkiye’yi kapsayan raporda, yüzyıllara dayalı çoğulcu yönetim yapısına ve oldukça heterojen toplum özelliklerine sahip olmalarına rağmen, bu beş ülkenin hak ve özgürlükleri önceleyen köklü demokratik kültürünün ve liberal demokratik bir siyasi yapıyı garanti edecek birikiminin dinci popülistler eliyle nasıl aşındığı verilerle ortaya konuyor.

DİN VE MİLLİYETÇİLİK SÖMÜRÜSÜ

Liderliği Avustralya’nın Deakin Üniversitesi’nden Prof. Dr. İhsan Yılmaz tarafından yapılan 5 ülkeden 6 akademisyen ve araştırmacı tarafından gerçekleştirilen çalışmada, yakın zamana kadar Latin Amerika ve bazı Avrupa ülkelerine has bir politik olgu olduğu düşünülen otoriter popülizmin din ve milliyetçilik sömürüsünü esas alan İslamcı ve Hinduist siyasi hareketler eliyle Asya ülkelerini de tesir altına aldığı kaydediliyor. Kitlelerin siyasi amaçlarla harekete geçirilerek seferber edilmesinde dinsel söylemlerin gücüne dikkat çekilen raporda, inanç ile popülizm buluşmasının oluşturduğu hiper gerçekliğin hem dijital hem de gerçek dünyada sosyo-politik olayların cereyan ettiği bir alana dönüştüğüne dikkat çekiliyor.

Özellikle, dinsel popülizmin dijital alandaki etkilerine odaklanan ECPS raporu, Batı ve Güney Asya’da otoriter dinci-popülist siyasi hareketlerin iktidarda olduğunun, Doğu Asya’da ise bu tarz otoriter dinci-popülist siyasi hareketlerin şimdilik parlamento dışında olduğunun altını çiziyor. Bu ülkelerde Internet ve dijital mecraların yönetilme şeklinin mukayese edildiği raporda, vatandaşların Internet’e erişimlerinin ve bu mecralarda kendilerini ifade etmelerinin önündeki sorunlar “erişim engeli,” “içerik sınırlaması” ve “kullanıcı haklarının ihlali” şeklinde üç kategoride sınıflandırılıyor. Bütün otoriter sistemlerin kullandığı bu yasakçı paketin uygulanmasında incelenen ülkeler arasındaki farklılıkların ve benzerliklerin mukayese edildiği raporda, bu ülkelerde muhaliflerin ve demokrat seslerin alanının sürekli daraltıldığı, otoriter dinci-popülist söylemlerin alanının ise sürekli genişletilerek seslerinin yükseltildiği bulgusuna yer veriliyor.

DİNCİ SİYASETİN ROLÜ

Rapor, Türkiye’nin da aralarında bulunduğu dijital otoriter popülizmin baskın olduğu bu 5 Asya ülkesinde, otoriter dinci-popülist iktidarların ve hareketlerin takip, sansür, dezenformasyon kampanyaları, Internet’in kısmen ya da toptan kapatılması ve organize siber saldırıların yanı sıra tutuklamalar ve dijital alanda şiddetin yayılması gibi yöntemlerin ortak özellikler olduğu kaydediliyor. Bu ülkelerde İslamcı ya da Başbakan Narendra Modi örneğinde olduğu gibi Hinduist iktidarların siber uzayın kontrolü konusunda toplumdaki dinci-popülist güçlerle koordineli çalıştıklarına işaret edilen raporda, dijital otoriterliğin tesisinde milliyetçiliğin yanı sıra dinci siyasetin rolü akademik verilerle gözler önüne seriliyor.

İncelenen 5 Asya ülkesinde iktidarda olan siyasi liderlerin çoğunun Internet yasaklarını dinsel argümanlarla meşrulaştırma yoluna gittiğine değinilen raporda, dini liderlerin de “ahlaki hastalıklar” ve “inançsızlık” salgınını sınırlama argümanıyla bu tür yasakları destekledikleri ifade ediliyor. “Halk” adınaymış gibi hareket edilerek temel hakları ve sivil özgürlükleri kısıtlayan politika değişikliklerinin arkasındaki itici gücün dinci popülizm olduğu kaydedilen raporda, dijital alanın kısıtlanmasının asli dini duyguların değil, dinsel temalarla popülist dilin birleşiminin oluşturduğu hibrit tarzın sonucu olduğunun altı çiziliyor.

Raporda, Türkiye, Pakistan, Malezya ve Endonezya’daki İslamcı trollerin, Hindistan’da ise Hindutva trollerinin son yıllarda daha önce hiç olmadıkları kadar kendilerini muktedir ettiklerini, fiziken görmeksizin hedefe koydukları kurbanlarına telafisi imkânsız büyük duygusal ve psikolojik zararlar verdiklerine özellikle vurgu yapılıyor.

Ankara Barosu TEM şubede devam eden işkencelerle ilgili harekete geçti

Okumaya devam et

Dünya

AP Türkiye Raportörü’nden Erdoğan’a: Aşk mektubu değil, pratikte uygulama bekliyoruz

DW Türkçe’ye konuşan Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’ya bağlılık konusundaki ifadelerini olumlu bulduklarını ancak somut reformlar beklediklerini söyledi.

BOLD – Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’ya bağlılık konusundaki ifadelerini olumlu bulduklarını ancak somut reformlar beklediklerini söyledi. İspanyol parlamenter, “Söylemlerinizin eylemlerinizle ahenk içinde olduğunu kanıtlamalısınız” diye konuştu.

Amor, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi, bir kez daha, Avrupa Birliği tarihine, kültürüne ve politik alanına bağlayan son açıklamalarını olumlu buluyorum ancak biz Türk makamlarından pratik uygulama bekliyoruz. ‘Daha fazla aşk mektubu göndermeyin, sadece pratik uygulama gönderin’ diyorum. Söylemlerinizin eylemlerinizle ahenk içinde olduğunu kanıtlamalısınız. Reform da AİHM kararlarını yerine getirmek ve AB yoluna pratik uygulamalarla yaklaşmaya çalışmaktan geçiyor.”

“TÜRKİYE’NİN AİHM’LE İLGİLİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESİNİ İSTİYORUZ”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın salıverilmesi ile ilgili kararları ve bu kararları AKP hükumetinin uygulamamasını değerlendiren Avrupalı parlamenter,

“Türkiye Avrupa Konseyi üyesi ve AİHM kararlarını yerine getirmekle yükümlü. Bizim siyasi bir tutum olarak talepte bulunmamız söz konusu değil. Ülkenin imajı söz konusu. Şayet uluslararası yükümlülüklerinizi yerine getirmiyorsanız dünyadaki ortaklarınızın güvenini kaybedersiniz. Bu nedenle ısrar ediyorum.” diye konuştu.

Türkiye’nin Kavala ve Demirtaş davalarıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesinin Türkiye-AB ilişkilerine etkisini değerlendiren Amor, “Kavala, Demirtaş ve diğer birçok davayı Türkiye’de demokratik standartlardaki muazzam gerilemenin kurbanı ve imajı olarak görüyoruz. Türkiye gerçek ve samimi bir aday ülke olmak istiyorsa başta insan hakları ve hukukun üstünlüğü olmak üzere birçok alanda Avrupa standartlarıyla yakınlaşmak zorunda.” dedi.

AMOR, BU YIL DA MÜZAKERELERİN ASKIYA ALINMASINI İSTEYECEK

Geçen yılki raporda Türkiye ile Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını isteyen Amor, bu yıl aynı talebi yineleyeceklerini söyledi.

Amor, şöyle devam etti:

“Türkiye’den aday ülke olarak bir şeyler istiyorsak, net ve dürüst olmalıyız. Türkiye sonuçta kriterleri yerine getiriyorsa -ki o noktadan henüz çok uzaktayız- kültürel, dini, kimliksel mücadele olamaz. Burası çok net. Teklifimiz işin en başında samimi olmalı zira ancak bu şekilde Türkiye’den taleplerde bulunabiliriz. Türkiye insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında gerekeni yapmadı, çok net gerileme var, bu kaygı verici durum tüm uluslararası raporlarda dile getiriliyor. Müzakerelerin resmen askıya alınmasını istiyoruz çünkü Türk makamlarının bu alanlarda ilerleme kaydetme konusunda siyasi iradeye sahip olmadığı kanaatine vardık. Bu nedenle, artık yeni bir eylem planı okumak istemiyorum. Savcıların sadece bir tweet attıkları için üniversite öğrencileri hakkında suç duyurusunda bulunmadıklarına dair haberler okumak istiyorum. Ya da terörist kavramının çok geniş çerçevede herhangi bir kişiye karşı yargı tarafından kullanılması veya broşür yayımlayan bir kişinin Cumhurbaşkanına fiziki saldırıdan suçlanması gibi. Biz bu konularda ilerleme istiyoruz, sadece daha fazla belge, daha fazla plan ya da reform taslağı değil.”

Ceza hukukçusu Özgenç: KHK’lıların mağduriyetleri kanunla telafi edilmeli

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan hayranı El Salvador Başkanı’na IMF’den Bitcoin uyarısı

IMF, kripto para Bitcoin’i yasal ödeme aracı olarak kabul eden El Salvador’a uyardı. Uluslararası Para Fonu, bir kripto para biriminin resmi para birimi olarak kabul edilmesinin finansal bütünlük ve istikrar ile tüketicinin korunması açısından büyük riskler taşıdığını vurguladı.

BOLD – Geçtiğimiz hafta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın konuğu olarak Ankara’ya gelen El Salvador Başkanı Nayip Bukele, radikal bir karar alarak kripto parayı ödeme aracı yaptı. IMF, Bitcoin konusunda El Salavador Başkanı Bukele’yi uyardı.

Eylül ayında El Salvador’un ABD dolarının yanında Bitcoin’i de ödeme aracı olarak kabul etmesi tartışmalara sebep olmuştu. El Salvador’un bunun üzerinde kara para aklayacağı uyarısı yapıldı.

1,3 MİLYAR  DOLARI VERMEYEN IMF YENİ KREDİ DE VERMEYECEK

Son olarak IMF yetkilileri de El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’yi kripto para biriminin ülkeye getirdiği riskler konusunda uyardı. Bu gidişle El Salvador’un IMF’den kredi almasının zor olacağını vurguladı. El Salvador geçtiğimiz yıl 1,3 milyar dolarlık bir IMF kredisi istemiş ancak görüşmeler IMF’nin Bitcoin endişeleri nedeniyle engellenmişti.

IMF dün yaptığı açıklamada Bitcoin’in “finansal istikrar, finansal bütünlük ve tüketicinin korunması” üzerindeki riskleri vurguladı. IMF yetkilileri El Salvador’u Bitcoin’in yasal para birimi statüsünün kaldırarak Bitcoin yasasının kapsamını daraltmaya çağırdı.

BİTCOİN’İ RESMİ TEDAVÜLE SOKAN TEK ÜLKE

Geçtiğimiz eylül ayında El Salvador Bitcoin’i ülkede yasal ödeme aracı olarak kabul etmeye başladı. Ülke, geçen yıl 50 bin dolar civarında işlem görürken Bitcoin almaya başladı ve en az 1801 Bitcoin satın aldı. Boomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Bitcoin’in zirveden yüzde 45’lik bir kayıp yaşaması nedeniyle El Salvador’un 20 milyon dolar kaybettiği tahmin ediliyor. Orta Amerika ülkesi, yasal para birimi olan ABD dolarının yanı sıra tüketicilerin tüm işlemlerinde Bitcoin kullanılmasına olanak veriyor.

Bitcoin’i resmen tedavüle sokarak dünyada bir ilke imza atan El Salvador, volkan enerjisiyle Bitcoin madenciliği yapma, Bitcoin Şehri kurma ve Bitcoin tahvili çıkarma gibi girişimleriyle kripto para alanındaki adımlarını hızlandırmıştı.

BİTCOİNCİ BAŞKANIN TÜRKİYE İLGİSİ DİKKAT ÇEKİYOR

El Salvador Başkanı Nayib Bukele’nin başta Bitcoin olmak üzere uyguladığı pek çok politika tartışmalara sebep oldu. 35 yaşındaki lider aynı zamanda Twitter’da yaptığı paylaşımlarla da kendinden söz ettiriyor. Bukele, 19-21 Ocak’ta gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya gelmişti. Bukele, Erdoğan’a övgüler yağdırmıştı.

Bukele son olarak Twitter hesabından Türkiye ziyaretinden görüntülerin yer aldığı bir video paylaştı. Bukele paylaşımında, “Ah Türkiyem! Güzel insanların güzel ülkesi… Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine, Osmanlı İmparatorluğu’nun hazinesine bu denli sahip çıkılmasına şahit olmak beni hem mutlu etti hem de gururlandırdı” ifadelerini kullandı.

ABD-Rusya arasında Ukrayna krizi: Biden, Putin’i yaptırımla tehdit etti

Okumaya devam et

Popular

Shares