Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Sisi’ye dostluk eli: Ankara ile Kahire arasındaki gerilim yumuşuyor

Mısır’ın Akdeniz’de doğalgaz ile ilgili çıktığı ihalede Ankara’nın hassasiyetlerini gözetmesi Türkiye ve Mısır arasında son bir yılda olumlu yönde değişen havayı yumuşattı. AKP’nin politikaları sonucu bölgede yalnızlığa itilen Türkiye, Sisi yönetimine dostluk eli uzattı.

BOLD – Mısır’ın Doğu Akdeniz’de hidrokarbon faaliyetleri için çıktığı ihalede ilan ettiği alanı 28. meridyenin doğusunda, yani Türkiye’nin 2019’da Birleşmiş Milletler’e bildirdiği Türk kıta sahanlığının güney sınırında sınırlandırması Ankara ve Kahire arasında buzları iyice yumuşattı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, çarşamba günü Gürcistan Dışişleri Bakanı David Zalkalian ile düzenlediği basın toplantısında, bir soru üzerine, “Doğu Akdeniz’de en uzun karası ve kıyıları olan iki ülke olarak ilişkilerimizin seyrine göre biz de yarın deniz yetki alanları konusunu Mısır’la müzakere edebiliriz, kendi aramızda da ileride bir anlaşma imzalayabiliriz” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Mısır’ın Türkiye’nin kıta sahanlığına saygı gösteriyor olmasını olumlu karşıladıklarını kaydederken, Kahire’nin bu tavrını geçen sene Yunanistan ile imzaladığı deniz yetkilendirme anlaşması sırasında da gösterdiğini anımsattı.

“BİZ GÖRÜŞMÜYORUZ İSTİHBARAT TEŞKİLATI GÖRÜŞÜYOR”

Türkiye ile Mısır arasında görüşmeler, geçen yıl başladı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl Ağustos ayında yaptığı bir açıklamayla Türkiye ve Mısır istihbarat servisleri arasında görüşmeler yapıldığını duyurmuştu.

Erdoğan, atadığı bürokratların ve ‘sır küpü’ olarak adlandırdığı Hakan Fidan’ın başında bulunduğu istihbarat teşkilatının Mısır’la yaptığı görüşmelerde de kendisini ve AKP hükumetini işin dışında tuttu.

Yıllardır hakaret ettiği ve BM’nin Genel Kurul toplantısı sırasında aynı masada yemek yemeyi reddettiği Abdülfettah Sisi hükumeti ile yürüttüğü görüşmeleri tabanına ve kamuoyuna açıklamakta zorlanacak olan Erdoğan, PKK’yla yürütülen görüşmelerde olduğu gibi aynı sözleri kullandı: “Biz görüşmüyoruz istihbarat teşkilatı görüşüyor. Biz görüşmüyoruz devlet görüşüyoruz.”

ÇAVUŞOĞLU-ŞÜKRİ GÖRÜŞMESİ

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Mısır’la normalleşme açısından bazı girişimlerin olduğunu kaydetmiş ve hatta Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ile 2020’de yapılan İslam Konferansı Örgütü toplantısı sırasında yüz yüze görüştüğünü ve ilişkileri normalleştirmek için bir yol haritası üzerinde çalışma teklifinde bulunduğunu bildirmişti.

Türkiye’nin tepkisine neden olan 6 Ağustos 2020 tarihli anlaşmayla Yunanistan ve Mısır, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarını belirlemiş ancak Kahire yönetimi Atina’nın girişimlerine karşın sınır çiziminin Meis Adası’ndan başlatılmasına karşı çıkmıştı. Yunanistan da böylece adaların otomatik olarak kıta sahanlığı yarattığı tezinden geri adım atmış olmuştu.

Bakan Çavuşoğlu geçen sene yaptığı açıklamalarda da Mısır’ın Türk kıta sahanlığının güney sınırını kabul ediyor olmasından Ankara’nın memnuniyet duyduğunu kayda geçirmişti.

TÜRKİYE, MISIR’A YÖNELİK VETOLARI KALDIRDI

Bu temaslar neticesinde Türkiye ve Mısır karşılıklı jestler yaptılar ve birbirlerini uluslararası örgütlerde engellemekten vazgeçmeye başladılar. En somut adım ise Türkiye’den geldi. Türkiye, Mısır’ın NATO toplantılarına katılımına koyduğu vetoyu 2020 içerisinde kaldırdı.

TÜRKİYE-MISIR İLİŞKİLERİ

Türkiye, Mısır’da 2013 yılının Temmuz ayında Abdülfettah es-Sisi’nin Muhammed Mursi’yi darbeyle devirmesine en sert ve en uzun tepki veren ülkeler arasında yer almıştı. Türkiye ve Mısır, darbeden sonraki süreçte diplomatik ilişkilerini maslahatgüzar seviyesine çekmişler ve temaslarını en alt düzeye indirmişlerdi.

Erdoğan, Mısır’daki darbe yönetimini ve Sisi’yi hakarete varan sözlerle eleştirmiş, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun gerçekleştiği New York’ta, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un verdiği yemeğe Sisi’yle aynı masaya verildiği için katılmamış ve “Aynı masaya oturup darbecileri meşrulaştıramam” diyerek tepki göstermişti.

Erdoğan, 2018 ve 2019 yıllarında da Sisi’ye yönelik BM toplantılarında aynı tavrını sürdürmüştü.

TÜRKİYE, BÖLGEDE YALNIZLIĞA İTİLDİ

Türkiye’nin darbeye karşı çıkması, Sisi’yi ağır dille eleştirmesi Mısır’ın yeni yönetiminin en büyük destekçileri olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de tepkisine neden olmuş ve Ankara’nın bölgesel ilişkilerinde olumsuz sonuçlar doğurmuştu.

Türkiye’nin Filistin meselesi nedeniyle İsrail’le de ilişkilerin bozulması ve bu genel olumsuz durumun Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafından Doğu Akdeniz hidrokarbon zenginlikleri açısından Ankara’ya karşı kullanılması Türkiye’yi bölgede yalnız bırakmıştı. Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı bloğa Fransa, İtalya ve Ürdün de dahil olmuştu.

Erdoğan, son dönemde bu yalnızlığı gidermek için İsrail’e yeniden dostluk eli uzattı. Ancak Doğu Akdeniz2de ve Orta Doğu’da şartlar değiştiği için daha önce Ankara’nın uzattığı dostluk eline hemen karşılık veren İsrail bu kez Ankara’ya temkinli bir karşılık verdi.

Ankara, bu yalnızlık dolayısıyla son olarak Fransa’ya dostluk elini uzattı ve Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, beş aydan sonra ilk kez geçtiğimiz günlerde telefonda görüştü.

MISIR’IN NORMALLEŞME İÇİN 3 ŞARTI BULUNUYOR

Türkiye’nin Mısır ile ilişkileri normalleştirme çabasına Kahire genel prensip olarak olumlu bakıyor. Temasların devam ediyor olması da bunun somut bir göstergesi olarak görülüyor. Ancak Kahire, normalleşmeyi bir süreç olarak ve Ankara’nın atacağı adımların bir sonucu olarak değerlendirme niyetinde.

Kahire’nin Ankara ile ilişkileri düzeltme sürecinde üç temel koşulu bulunuyor. Bunlardan en önemlisi Erdoğan başta olmak üzere Türk devlet yöneticilerinin Mısır Devlet Başkanı Sisi’ye dönük ağır eleştiri içeren konuşmaları durdurmaları. Erdoğan’ın son dönemde Mısır liderliğini hedef almaktan vazgeçmesi bunun bir karşılığı olarak görülüyor.

İkinci bir koşul ise darbeden sonra Mısır’dan kaçarak Türkiye’ye yerleşen Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerin Kahire yönetimine karşı faaliyetlerine izin verilmemesi. İstihbarat kurumları arasında en çok konuşulan konuların başında Mısır’ın bu rahatsızlığı olduğu kaydediliyor.

Üçüncü önemli bir unsur ise Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı. Mısır’ın komşusu Libya’da Trablus hükümetini destekleyen Türkiye, Suriye’den çok sayıda radikal silahlı unsuru bu ülkeye getirmekle suçlanıyor. Bu konudaki en son açıklamayı Mısır Dışişleri Bakanı Şükri, 3 Mart’ta yapılan Arap Birliği toplantısında yaptı.

Mısır basınında çıkan haberlere göre, Arap Birliği dışişleri bakanlarının Türkiye’nin bölgedeki askeri müdahalelerini ve bazı Arap ülkelerindeki asker konuşlandırmalarını tamamen reddettiğini açıklayan Şükri, Türk politikalarının daha fazla kutuplaşma ve anlaşmazlıktan başka bir şeye hizmet etmediğini belirtti.

KÖRFEZ ÜLKELERİNİN KATAR’LA İLİŞKİLERİ YUMUŞATMASI

Ankara-Kahire ilişkileri açısından olumlu etki yapacak bir gelişme de başta BAE ve Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinin Katar’a uyguladıkları blokajı kaldırmaları ve ilişkileri yeniden tesis etmeleri oldu. Katar ile Körfez arasındaki yumuşamanın Türkiye’nin de genel olarak hem Körfez hem de Arap ülkeleriyle ilişkilerine olumlu yansıması bekleniyor.

BİDEN ETKİSİ

Türkiye’nin son dönemde tavrını değiştirmesinde önemli etkenlerden birisi de ABD’de Joe Biden’ın iktidara gelmesi.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs üzerinden Avrupa Birliği (AB) ile de sorun yaşayan Türkiye, son dönemde ‘pozitif gündem’ söylemi ile AB ile ilişkilerini de düzeltmek istiyor.

Foreign Policy: Türkiye-ABD ilişkileri ‘diplomatik mayın tarlası’

Dünya

Yunanistan, Suudi Arabistan’a Patriot hava savunma sistemi gönderiyor

Yunanistan, Suudi Arabistan’daki kritik enerji kaynaklarının korunması amacıyla Riyad yönetimi ile Patriot hava savunma sistemi anlaşması imzalandığını açıkladı. Anlaşma kapsamında bir Patriot bataryası Suudi Arabistan’a konuşlandırılacak.

BOLD – Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ve Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan ile Riyad’da bir araya geldi.

Dendias, görüşme sonrası yapılan basın açıklamasında anlaşmayı, “Bir Patriot bataryasını buraya, Suudi Arabistan’a taşımak için anlaşma imzaladık” sözleriyle duyurdu.

Yunan Dışişleri Bakanı, “Bu anlaşma, Körfez ülkeleriyle iş birliği açısından ülkemiz için büyük bir adım ve aynı zamanda Batı’nın enerji kaynaklarının güvenliği için bir katkıdır” ifadelerini kullandı.

Yemen’deki iç savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile savaşan İran destekli Husi güçleri, son zamanlarda Körfez ülkesindeki petrol rafinelerine sık sık drone saldırıları düzenliyordu.

YUNANİSTAN’DA ÇOK ULUSLU ASKERİ TATBİKAT

Yunanistan’da ABD, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Kanada, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminin katılımıyla çok uluslu ‘İniohos 21’ askeri tatbikatı düzenleniyor. Korfu Adası’ndan (Kerkira) Meis’e ve Trakya’dan Girit’e kadar tüm Atina FIR hattı içerisinde icra edilen tatbikatta Yunanistan’ın kara, hava ve deniz kuvvetleri unsurları yer alıyor.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, ülkede her yıl gerçekleştirilen çok uluslu “İniohos 21” askeri tatbikatının, Yunanistan’ın Akdeniz havzası bölgesindeki stratejik konumunu ve bölgedeki birçok ülkeyle sıkı iş birliğini yansıttığını belirtti

12 Nisan’da başlayan ve 22 Nisan’a kadar sürecek tatbikata ABD’den F-16 uçakları, MQ-9 İHA’lar ve bir KC-135 tanker uçağı, Fransa’dan Rafale ve Mirage savaş uçakları, BAE’den F-16’lar, İspanya’dan F/A 18 Hornet savaş uçakları, İsrail’den F-15 ile F-16’lar, Kanada’dan CGI- Air Weapon Managers sistemi ve Rum kesimi AW 139 tipi bir helikopter ile katılıyor.

Miçotakis, Yunanistan’ın yer aldığı bölgenin gittikçe istikrarsızlaştığını ifade ederek, “Yunanistan savunma imkanlarını güçlendirmeye ve silahlı kuvvetlerini yükseltmeye devam edecektir.” diye konuştu.

Ukrayna Gerilimi: Rus savaş gemileri Karadeniz’de tatbikatta, ABD Büyükelçisi ülkesine dönüyor

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye ile İsveç arasında YPG krizi: İsveç Büyükelçisi dışişlerine çağrıldı

İsveç dışişleri ve savunma bakanlarının Suriye’deki PYD ve YPG’lilerle yürüttüğü görüşmeler üzerine İsveç’in Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.

BOLD – İsveç Dışişleri Bakanı ve ardından Savunma Bakanının Suriye’deki PYD, YPG ve YPG’nin büyük çoğunluğunu oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yöneticileriyle görüşmeler gerçekleştirmesi İsveç-Türkiye ilişkilerini bir kez daha gerdi.

İsveç’in Ankara Büyükelçisi Staffan Herrström, Dışişleri Bakanlığına çağrıldı ve Türkiye’nin ‘İsveç makamlarınca terör örgütlerine verilen destek konusunda rahatsızlığı’ iletildi.

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde’nin Mart ayı sonunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Eş Başkanı İlham Ahmed ile internet üzerinden görüştüğü, yakın ilişkilerin ve desteğin süreceği mesajını verdiği medyaya yansımıştı.

Ardından İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist’in, SDG komutanı Mazlum Kobani kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile video konferans yoluyla yaptığı görüşmede uzun vadeli işbirliği ve yardım taahhüdünde bulunduğu kaydedilmişti. İsveç’in SDG kontrolündeki Haseke kentinde bir irtibat ofisi açmaya hazırlandığı ifade edilmişti.

‘ULUSLARARASI HUKUKU ÇİĞNEME’ UYARISI

Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan Büyükelçiye “İsveç’in Suriye’nin kuzey doğusunda PKK/YPG terör örgütünün güdümündeki ayrılıkçı Suriye Demokratik Güçleri ve Suriye Demokratik Konseyi ile son dönemde kamuoyuna açık şekilde temaslarını arttırmasından duyulan rahatsızlık” iletildi.

Görüşmede ayrıca İsveç’in muhatap aldığı şahısların AB tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK mensupları olduğu ve İsveç’in ‘bu tehlikeli siyasetiyle’ Türkiye’nin güvenliğini hedef alanlara destek olmakla kalmayıp, uluslararası hukuku da açıkça çiğnediği, böylece ikili ilişkilere ciddi zarar vermeyi sürdürdüğü’ uyarısı yapıldı.

YPG, PYD VE SDG

Halk Savunma Birlikleri (YPG), 2003’te PKK terör örgütünün Suriye kolu olarak kurulan Suriye Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) askeri kanadı konumunda. 2011’de kurulan YPG, ABD’nin Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede en önemli müttefiki konumundaydı. YPG, IŞİD’le mücadele amacıyla kurulan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturuyor.

AB ve ABD, PKK’yı terör örgütü olarak tanımasına rağmen PYD ya da YPG ile ilgili olarak bu tür bir karar alınmış değil. Türkiye ise PYD ve YPG’nin hala PKK’nın Suriye kolu olma özelliğini sürdürdüğünü vurgulayarak her ikisini de terör örgütü olarak kabul ediyor.

Rusya-Bulgaristan casusluk krizi: Moskova 2 Bulgar diplomatı istenmeyen kişi ilan etti

Okumaya devam et

Dünya

ABD’den Türkiye’ye ‘seyahat etmeyin’ uyarısı

Amerika Birleşik Devletleri, Kovid-19 nedeniyle dünyadaki ülkelerin yüzde 80’i için ‘seyahat etmeyin’ uyarısı yayımladı. Riskli ülkeler arasında Türkiye de yer aldı.

BOLD – ABD Dışişleri Bakanlığı, koronavirüs pandemisinin ‘seyahat edenler için benzersiz risk’ taşıdığı gerekçesiyle ‘seyahat etmeyin’ uyarısını dünya çapındaki ülkelerin yaklaşık 80’ini kapsayacak şekilde genişletti. Uyarı seviyesinin 4. dereceye yükseltildiği 100’den fazla ülke arasında Türkiye de bulunuyor.

Türkiye 26 Ağustos 2020’den bu yana Bakanlığın ‘‘3. Seviye: Seyahat Etmeyi Tekrar Değerlendirin’’ uyarı listesinde yer alıyordu.

ABD Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde yer alan bilgilendirme sayfasında güncellenen seyahat uyarıları, ABD vatandaşlarına yurt dışı seyahat planlarında yardımcı olması amacıyla düzenli olarak güncelleniyor. Söz konusu güncelleme, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) yayımladığı salgınla ilgili son değerlendirme ve tavsiyelere göre yapıldı.

Daha önce Çad, Kosova, Kenya, Brezilya, Arjantin, Haiti gibi ülkelerin bulunduğu 34 ülke, ABD’nin 4. Seviye seyahat uyarısı verdiği ülkeler arasında yer alıyordu.

İSVİÇRE, TÜRKİYE’Yİ RİSKLİ ÜLKELER LİSTESİNE DAHİL ETTİ

İsviçre Federal Sağlık Dairesi (BAG) de geçtiğimiz gün aldığı kararla Türkiye’yi ‘riskli ülkeler’ listesine ekledi. Alınan karar kapsamında Türkiye’den İsviçre’ye seyahat edenler 10 gün boyunca karantina altında olacak. Karantina kuralına uymayanlara ise para cezası kesilebilecek. Ayrıca, İsviçre’nin ‘riskli ülkeler’ listesine Türkiye’nin yanı sıra Ermenistan, Hırvatistan ve Litvanya da dahil edildi.

ALMANYA VE RUSYA’DAN TÜRKİYE’YE KARŞI TEDBİRLER

Almanya, Nisan ayı başında günlük vaka sayısı 55 binin üzerine çıkan Türkiye’yi özellikle enfeksiyon riskinin yüksek olduğu ülkeler listesine dahil etti. Türkiye’nin daha önce ‘risk bölgesi’ olan statüsü böylece ‘yüksek vaka bölgesi’ olarak değiştirilmişti.

Rusya da Türkiye’de artan koronavirüs vakalarını gerekçe göstererek 15 Nisan’da aldığı kararla Türkiye’ye uçuşları 1 Haziran’a kadar kısıtlamıştı.

DSÖ’den 25-59 yaş arası için uyarı: Hastaneye yatışlar endişe verici şekilde arttı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0