Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gergerlioğlu kararını onayan Yargıtay, IŞİD’lilerin dosyasını bekletiyor

Türkiye’yi hedef alan IŞİD katliamlarının sorumlularına verilen cezayı görmezden gelen Yargıtay, insan hakları mücadelesiyle iktidarın sabrını taşıran Gergerlioğlu’nun dosyasını gündemine alıp cezayı onadı.

BOLD – Yargıtay, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun barış yanlısı bir paylaşımı nedeniyle verilen cezayı onadı. Karar Meclis’te okunursa Gergerlioğlu hapse girecek.

t24.com.tr’den Gökçer Tahincioğlu, Gergerlioğlu’nun hapis cezası kararını jet hızıyla gündemine alan Yargıtay’ın IŞİD dosyalarını yıllardır beklettiğine dikkat çekti. Tahincioğlu, IŞİD’lilerin dosyalarının Yargıtay’da 3 ile 5 yıldır dondurulduğunu yazdı.

Yargıtay’ın bu tutumunu eleştiren Tahincioğlu’nun “O bombalar nasıl patladı: IŞİD beklesin, Gergerlioğlu’nu mahkûm edelim” başlıklı yazısı:

ARTIK YAPILANLAR KAVRAMLARLA AÇIKLANAMIYOR

İnsanlık suçlarına imza atanların o imzaları nasıl bu kadar kolay atabildiklerinin kanıtları, basit bir arşiv taraması ve bu dosyaları yıllarca sayfa sayfa takip eden hak savunucularının, avukatların çabalarıyla hep önümüzde duruyor.

Türkiye, ne zamandır, “etik ve ahlak” üzerine konuşulamayacak bir ülke. Bir zamanlar, “iki yüzlü ahlak” üzerine konuşmak, etikle ahlakın benzerlikleri ve farkları üzerine yorum yaparak, olanı biteni yorumlamak mümkündü belki.

Sonrasında ahlak, kavramsal olarak, muhafazakârlığın amentülerinden biri haline geldi ve sadece mahalle baskısı, başkalarının hayatı üzerine ahkam kesmenin aracı olarak kullanıldı.

Etik de eğilip bükülen, felsefe ile bağı kopartılan kavramlardan birine dönüştü.

Ama konuşulamamasının nedeni aslında bunlar değil.

Eski ve yeni Türkiye gibi nafile ve gerçekten uzak karşılaştırmalar yapmak da değil.

Konuşulamamasının nedeni, artık birçok eylemin, yapılıp edilenlerin “naif” kavramlarla açıklanamayacak olması. O kavramların, doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin, eksik kalması…

IŞİD’LİLER KISA SÜREDE SERBEST BIRAKILDI

Türkiye’yi hedef alan IŞİD katliamlarının mimarlarından İlhami Balı, ismi, IŞİD’in sınır emiri olarak bilinmeden önce de devlet tarafından tanınıyordu.

Balı, niyetini gizlemeyenlerden biriydi.

Defalarca dinlemeye takılmıştı.

2010 ve öncesinde El Kaide’nin Türkiye yapılanması içinde yer almıştı ve bomba yapımına yönelik malzemelerin temini, saklanması dahil birçok eyleme imza atmıştı.

Balı, uzunca bir takibin ardından yakalandı ama çok kısa bir süre cezaevinde kaldı. Adana ve çevresinde “Sanayi grubu” olarak bilinen El Kaide bağlantılı bu grupta Balı’nın dışında, Mehmet Gök ve Hasan Aydın da vardı. Çok kısa süre cezaevinde tutulup, serbest bırakılan bu isimler, davada yargılanan diğer üç sanıkla birlikte 2015’te 6 ila 8 yıl arasında hapse mahkûm edildiler.

Ancak artık ortada yoklardı.

Balı, o tarihte, çoktan IŞİD’e katılmıştı ve Türkiye’nin sınır emiri olarak görev yapıyordu.

Hasan Aydın, daha sonra yeniden yakalanıp serbest bırakılmıştı ve IŞİD saflarına, Suriye’ye geçmişti.

Mehmet Gök de Gaziantep grubu içinde faaliyet göstermeye başlamıştı.

YARGITAY 3 YILDA ANCAK ESAS NUMARASI VEREBİLDİ

Bu dosya, 2016’da Yargıtay’a geldi.

Yargıtay’da dosyaya sadece esas numarası verilmesi bile üç yıl sürdü. 2019’da nihayet Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde esas numarası alabildi.

Hemen burada bir virgül koymak gerekiyor.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, terör suçlarının temyiz incelemesini yapan, mühim bir daire.

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkındaki 2 yıl 6 aylık hapis cezasını 19 Şubat’ta onamasıyla gündeme geldi.

Gergerlioğlu, internet sitelerinde yayımlanan yazıları sosyal medya hesabından paylaştığı için hapse mahkûm edildi. Eylemi bundan ibaret. Çözüm süreci devam ederken bu eylemleri yapsa ya da bir başka partiden olsa cezalandırılması bir yana, alkışlanacaktı. Türkiye’deki adalet sisteminin dönemlere, kişilere göre nasıl eğilip bükülebildiğinin sıcak kanıtı.

Gergerlioğlu’nun ceza aldığı eylemiyle ilgili iddianame, 4 Ağustos 2017’de hazırlandı. “Propaganda” ile suçlanan Gergerlioğlu, hızlı bir yargılama sonunda, 21 Şubat 2018’de hapse mahkûm edildi. Hemen ardından, 24 Haziran 2018 seçiminde milletvekili seçilmesine rağmen yargılaması durdurulmadı. Oysa, dokunulmazlık kapsamında olmayan suçlar arasında o güne kadar “propaganda” geçmiyordu. Gergerlioğlu söz konusu olunca, bu tartışılmadı bile.

KARAR TBMM’DE OKUNURSA GERGERLİOĞLU HAPSE GİRECEK

Sürdürülen yargılama sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi, 7 Aralık 2018’de Gergerlioğlu’nun istinaf başvurusunu reddetti. Yargı paketiyle 5 yılın altındaki suçlar için Yargıtay yolu açılmasa, aslında ceza o sırada kesinleşecekti. Ancak dosya paket sayesinde Yargıtay’a taşındı.

IŞİD’lilerin dosyasını yıllardır bekleten Yargıtay, Gergerlioğlu için o kadar beklemeye gerek görmedi. Özellikle “sabır taşıran”, çıplak arama tartışmalarından hemen sonra Yargıtay 16. Ceza Dairesi, dosyayı gündemine aldı ve 21 sayfalık bir kararla verilen cezayı onadı.

Bu cezanın TBMM Genel Kurulu’nda okunması halinde, Gergerlioğlu, cezaevine girecek. Üstelik Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu ile ilgili verdiği, “dokunulmazlık sürmeliydi” kararı ortadayken.

Şimdi IŞİD dosyasına dönebiliriz.

IŞİD’İN ÖNEMLİ İSİMLERİ HALA ARANIYOR

İlhami Balı, cezasının onanmadığı, elini kolunu sallayarak IŞİD saflarına geçtikten sonra yüzlerce kişiyi Türkiye sınırından Suriye’ye taşıdı. Yakıldıkları resmi makamlarca hâlâ kabul edilmeyen iki askerin kaçırılması dahil, sınırdaki onlarca eyleme imza attı. 10 Ekim Gar Katliamı başta olmak üzere, IŞİD’in Türkiye’deki bombalı saldırılarının tamamında, sınırdaki geçişlerde, planlamalarda görev alan bir numaralı isimdi. Halen firari olarak, “kırmızı bültenle” aranıyor.

Hasan Aydın, 2016’da, IŞİD’in yakarak öldürdüğü iki askerin videosunu çeken ve paylaşan isim. Tahliye olduktan bir süre sonra Suriye’ye geçerken bir kez daha yakalandı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan sadece bir yıl sonra bu eyleme imza attı.

Mehmet Gök’ün onlarca telefon konuşması dinlemeye takıldı. Sınırdaki insan kaçakçılığının Türkiye tarafındaki etkin isimlerinden biriydi. Ancak ne hikmetse ne operasyon yapıldı kendisine ne hakkında yeni telefon dinleme kararları çıkartıldı. Brüksel’deki bombalı saldırılardan, Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırıya kadar pek çok eylemde izine rastlanan Gök, Diyarbakır saldırısı davasında kısa süre sonra beraat etti. Gerekçe, dinlenen telefonların kendisine ait olduğuna yönelik somut kanıt bulunamamasıydı…

KANLI EYLEMLERİN MİMARLARI İLE İLGİLİ KESİNLEŞEN BİR KARAR YOK

Kanlı eylemlerin mimarı bu isimler hakkında Türkiye’de halen kesinleşmiş yargı kararı yok.

Dosyaları Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin önünde duruyor.

Gergerlioğlu, çok daha tehlikeli bir isim olacak ki daire, dosyasına öncelik verdi.

Basın açıklaması, protesto yürüyüşü gibi demokratik hak niteliğinde kalabilecek ancak terör kapsamında değerlendirilen sürüyle dosyaya öncelik verdiği gibi.

Elbette vardır tüm bunların bir hikmeti.

Ancak rafta saklansa da unutulmuyor o dosyalar, zamana bırakılsa da bu yapılanlar unutulmuyor.

İnsanlık suçlarına imza atanların o imzaları nasıl bu kadar kolay atabildiklerinin kanıtları, basit bir arşiv taraması ve bu dosyaları yıllarca sayfa sayfa takip eden hak savunucularının, avukatların çabalarıyla hep önümüzde duruyor.

Toplumsal olaylara hazırlık: Biber gazı ve kelepçe alınacak

Gündem

Yüz yüze eğitim sonrası öğretmen ölümleri arttı: Marttan bu yana neredeyse 250 ölüm!

Pandeminin ortaya çıktığı geçen yıl mart ayından beri 250’ye yakın öğretmen koronavirüsten dolayı yaşamını yitirdi. Hükumetin aldığı yüz yüze eğitim kararı sonrası öğretmen ölümlerinde meydana gelen artışa tepki gösteren eğitimciler, aşılanmada öncelik istedi.

BOLD – Yüz yüze eğitimin başladığı 1 Mart’tan bu yana 26 öğretmen koronavirüsten yaşamını yitirdi. Öğretmenlerin acil olarak aşılanması gerektiğini söyleyen Eğitim-İş, ölen ve koronavirüse yakalanan öğretmenlerin sayısının çok daha fazla olduğunu açıkladı.

ÖLÜMLER DAHA FAZLA, AZ GÖSTERMEK İÇİN FARKLI RAPORLAR DÜZENLENİYOR

Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’ye konuşan Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım, pandeminin başından bu yana 250’ye yakın eğitimcinin koronavirüsten yaşamını yitirdiğini söyledi. Hastanelerde çok sık ‘bulaşıcı hastalık’ ya da ‘kalp durması’ gibi ölüm raporları düzenlendiğini hatırlatan Yıldırım, “Ama ’virüs sebebiyle öldü’ denen öğretmen sayısı 26. Aşılanan öğretmen sayısı yüzde 7-8’lerde. Mutant virüs gençlere de bulaşıyor. Böyle giderse eğitimcilerin hastalanma ve ölüm oranı artacak” dedi. Yıldırım, vaka ve ölümlerin önüne geçebilmek için eğitimcilerin bir an önce aşılanması gerektiğini vurguladı.

KOVİD-19’DAN ÖLEN ÖĞRETMENLERİN SAYISI ARTIYOR

İstanbul, İzmir, Edirne ve Kütahya’da 4 eğitimci son iki günde koronavirüs sebebiyle yaşamını yitirdi. Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde, Dereköy İlk ve Ortaokulu’nda Müdür Yardımcılığı yapan 2 çocuk babası öğretmen Yakup Sevinç (47), koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. İstanbul Ataköy Atatürk Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan Nizamettin Uysal; bir aydır tedavi gören Edirne Keşan Anadolu Lisesi’nde İngilizce Öğretmeni Sadiye Durusoy Yağcı ile İzmir Bayraklı Mustafa Kemal Anadolu Lisesi’nde Fizik öğretmeni Berrin Gür Kovid-19 nedeniyle hayata gözlerini yumdu.

YÜZ YÜZE EĞİTİM SONRASI VAKA SAYISINDA PATLAMA YAŞANDI

Eğitim Sen’in açıkladığı “Yüz Yüze Eğitimde Vaka Tablosu”na göre; 15 Şubat-5 Mart’ta 95 öğretmende görülen vaka sayısı 6 katı, 97 öğrencide görülen vaka sayısı ise 10 katı aştı. 15 Şubat-5 Mart tarihlerinde 95 öğretmende görülen pozitif vaka ve temaslı sayısı, 5-12 Mart haftasında 141’e, 12-19 Mart haftasında 475’e, 19-26 Mart haftasında 669’a yükseldi. 15 Şubat-5 Mart tarihlerinde 97 öğrencide görülen pozitif vaka ve temaslı sayısı, 5 Mart-12 Mart haftasında 269’a, 12 Mart-19 Mart haftasında 433’e, 19 Mart-26 Mart haftasında 1125’e yükseldi. 15 Şubat-5 Mart tarihlerinde 10 hizmetli ve memurda görülen pozitif vaka ve temaslı sayısı, 5-12 Mart haftasında 22’ye, 12-19 Mart haftasında 35’e ve 19-26 Mart haftasında 43’e yükseldi.

Vatandaşa soğan patates, Erdoğan’a 5 milyonluk 2. Mercedes

Okumaya devam et

Gündem

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin Halkbank’tan aldığı maaşı ‘yasal ve etik’ buluyor

Birçok kurumdan maaş aldığı ortaya çıkan Saray’a yakın RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, RTÜK dışında Halk Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinden aldığı maaşın yasal ve etik olduğunu savundu. Görevini tarafsız ve özgürlükçü bir anlayışla yürüttüğünü savunan Şahin, kendisinin de bir siyasi görüşü ve kırmızı çizgileri bulunduğunu kaydetti.

BOLD – Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, RTÜK dışında sadece Halkbank’tan maaş aldığını ve bunun etik olduğunu savundu. Hedef gösterilmek amacıyla maaşının gündeme getirildiğini öne süren Şahin, RTÜK üyeleriyle aynı maaşı aldıklarını kaydetti.

KIRMIZI ÇİZGİLERİM VAR

Sabah gazetesinden Tuğba Kalçık’a konuşan Şahin, “Görevimi tarafsız ve özgürlükçü bir anlayışla yürütüyorum. Benim de bir siyasi görüşüm, kırmızı çizgilerim var ama tarafsız davrandığımı düşünüyorum. Net bir tavrımız var. Kurallara uymayıp ceza alan bir kesim medya beni hedef gösteriyor. Mesela, bir haber kanalına verdiğim cezadan dolayı günlerce dezenformasyona maruz kaldım. Kurul tarafından aldığımız karardan dolayı da günlerce hedef gösterildim. Denetlediğimiz kanalda hakkımda yapılan haksız ithamlara cevap vermek zorunda kaldım. Orada yapılan yayınlardan dolayı da sosyal medyada linç edildim. Büyük haksızlık yapıldı bana” dedi.

AVRUPA BİZDEN ÇOK DAHA FAZLA YASAKÇI

Paralı platformların da denetlemeleri gerektiğini savunan Şahin, “Paralı platformları denetlediğimiz için bazıları ‘Paramızı veriyoruz, size ne?’ diyor ama öyle değil. Otobana da para ödüyorsunuz ama hız sınırına uymak zorundasınız. Bu platformlara da para ödeyebilirsiniz ama kurallara uymak zorundasınız. Dijital platformlardaki yayınlar bizim gelenek, göreneklerimize ve ahlaki yapımıza uymak zorunda. Bu sınırı aşamazlar. Sınır var diye eleştiriyorlar ama dijital platformlarda Türkiye, Avrupa’ya göre çok daha özgürlükçü düzenlemelere sahip. Avrupa bizden çok daha fazla yasaklayıcı politikalar izliyor. Ülkemizin değerini bilelim” dedi.

HABER SUNUCUSU SİYASİ AKTÖR GİBİ DAVRANIYOR

RTÜK’te yaptığı yenilikler ve uygulamalar nedeniyle hedef gösterildiğini savunan Şahin, “Çok önemli uygulamalara imza attık. Görevimi yerine getirdiğim için hakarete uğruyorum ve tehdit ediliyorum. Toplumu yanlış yönlendiren haberler yapılmasına, toplumun ahlaki değerlerini olumsuz etkileyecek dizilere karşı geldiğim için bir kesim tarafından hedefe kondum. Muhalefet televizyonda sınırsız biçimde muhalefet yapmak istiyor. Bunun bir sınırı var, aşamazsın. Mesela, haber sunucusu ama siyasi aktör gibi davranıyor. Yorum yaparak, taraflı biçimde sunuyor haberi ya da hakaret ediyorlar siyaset programlarında. Olmaz. Ceza verince de hakaret ediyorlar” dedi.

Vatandaşa soğan patates, Erdoğan’a 5 milyonluk 2. Mercedes

Okumaya devam et

Gündem

“Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde bir arpa boyu yol alınamadı”

Babası Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldüğü helikopter kazasında olay yerinde uçan savaş uçaklarına vurgu yapan Furkan Yazıcıoğlu, “Dosyada bir arpa boyu yol alamadık. Yeni deliller, veriler geliyor, ama yargılama sürecinde bir adım ileriye gidemiyoruz” dedi.

BOLD – Büyük Birlik Partisi (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu, babasının helikopter kazasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kazanın oluşmasında bölgede alçaktan uçan jetlerin neden olduğuna vurgu yapan Yazıcıoğlu, yargılamada bir arpa boyu yol gidememeden şikayetçi oldu.

ALTTAKİ JET HELİKOPTERE BİNDİRME YAPIYOR

CNN Türk’te yayınlanan “Ne oluyor?” adlı programa katılan Yazıcıoğlu, helikopterin radardan nasıl çıktığını da anlattı. Yazıcıoğlu, “Gördüğümüz şu; orada eylemde operasyonda bulunmuş ana üç tane jet görüyoruz. Bu jetlerden bir tanesi operasyonu yapıyor. İki tane jet var burada ve alt alta uçuş yapıyorlar. Birbirlerine 80 metre daha yakın uçuş yapıyorlar. Bunu yapmalarının sebebi altta kalan jetin radarda görünmemesi. İki jet uçuyor ama radarda tek jet olarak görülüyor. Alttaki jet kopup dalışa geçiyor dalışa geçtikten sonra helikopterin üzerine bir bindirme yapıyor. Tekrar radarda göründüğü noktada da ses hızını aşmış bir şekilde tekrar görüyoruz onu” dedi.

TÜRBÜLANS OLUŞTURULUP HELİKOPTER DÜŞÜRÜLDÜ

Jetin oluşturduğu hava sirkülasyonuna da vurgu yapan Yazıcoğlu, “Bizi izleyenler yanlış anlamasınlar. Helikopterin öyle dibinden geçmesine falan gerek yok. Bunlar çok güçlü makineler. Savaş jeti bunlar. Sivil bir helikopteri çok rahat bir biçimde yaprak gibi atabilecek bir güce sahip. Etki mesafesi çok uzun. Birkaç metre yukarıdan bu eylemi bulunması bile bu hava koridorunu bile bile türbülans oluşturup helikopterin kontrolünü pilotun elinden almasına yetiyor. Ve bunu yaptıktan sonra tekrar tırmanışa geçiyor. Biz o tırmanışa geçtiği noktada da radarda onu ses hızını aşmış bir şekilde görüyoruz” dedi.

BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIK

Yargılamanın ilerlemesi konusunda da şikayetçi olan Yazıcıoğlu, “Dosyada bir arpa boyu yol atamadık. Yeni deliller veriler geliyor ama maalesef ama hala yargılama sürecinde bir adım ileriye gidemiyoruz. Dört davamız vardı bizim; bir tanesi devam ediyor” diye konuştu.

Putin’den Erdoğan’a Montrö ayarı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0