Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Cemal Kaşıkçı’nın son eşinden kritik soru: Türk istihbaratı takip ediyordu, neden korumadı?

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın Mısır vatandaşı dini nikahlı son eşi Hanan Al Atr konuştu. Türk istihbaratının gazeteciyi yakından takip etmesine rağmen neden koruyamadıklarına dair hesap vermesi gerektiğini söyledi.

BOLD – Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın dini nikahlı son eşi Hanan Al Atr, Türk istihbaratının gazeteciyi yakından takip etmesine rağmen neden koruyamadıklarına dair hesap vermesi gerektiğini söyledi

Ekim 2018’de yaşanan cinayetten bu yana sessiz kalan ve ilk kez Euronews’e konuşan Mısırlı kadın, Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’den de o güne kadar haberinin olmadığını ifade etti.

TÜRK MESLEKTAŞI KAŞIKÇI’YI UYARMIŞ

Kaşıkçı ile 2009 yılında tanışan ve 2018’de ABD’de dini nikahla evlenen Hanan Al Atr’ın iddialarına göre, Suudi yönetime muhalif olarak tanınan gazeteci, ABD’ye iltica etmektense Türk pasaportu alabilmek için Türkiye’de gayrimenkul satın almayı planlıyordu. Ancak Türk bir meslektaşı ona, bir Suudi olarak Türk pasaportuna sahip olmasının Kaşıkçı’yı doğrudan muhalif konumuna düşüreceği ve Türkiye’de kolay hedef haline gelebileceği için bu fikirden uzak durmasını tavsiye etti.

HATİCE CENGİZ’DEN HABERİM YOKTU

Eşiyle, İstanbul’a gitmeden önce New York’ta beraber vakit geçirdiklerini anlatan Hanan Al Atr, Kaşıkçı’nın kendisine Hatice Cengiz’den veya başka herhangi bir kadından bahsetmediğini, “Cengiz’in amacının ne olduğunu ve arkasında kimlerin durduğunu bilmediğini” de söyledi. Al Atr, Kaşıkçı’nın nişanlısının duruma göre, ikilinin ilişkisine resmiyet kazandırıp tazminat alabilmek için hikayesini çok kez değiştirdiğini öne sürdü.

Kaşıkçı’nın Türk istihbaratının yakın merceğinde olduğunu savunan Al Atr, “Onu bu kadar yakından izlerken bir eşi olduğunu da biliyorlardı, neden benimle iletişime geçmediler. Eşime ne oldu ve onu neden koruyamadınız… Türk makamlarından bir yanıt bekliyorum, bu benim hakkım” diye konuştu.

Al Atr, Kaşıkçı’nın son gününe kadar gazetecinin nikahlı eşi olarak Türkiye ve Suudi Arabistan’dan hesap sorma hakkının kendinde olduğunu sözlerine ekledi.

Mısırlı kadın, ‘neden dini nikah kıydınız’ sorusuna ise, Kaşıkçı’nın resmi evrakları almak için Suudi Arabistan’ın Washington Konsolosluğuna gitmesinin riskli olabileceğinden bu yola başvurmadıklarını belirtti. Al Atr’a göre, dini nikahı kıyan imam, daha sonra bu akdi resmi makamlara bildirme sözünü tutmadığından şu an taraflar arasında yasal bir süreç işliyor.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü haftalarca kabul etmeyen Riyad, uluslararası baskıların ardından Kaşıkçı’nın öldüğünü teyit etmiş ve ‘gözaltına alınırken yapılan bir hata sonucu’ öldüğünü kabul etmişti. Ancak Veliaht Prens’in cinayetin talimatını verdiği yönündeki iddiaları reddetmişti.

CİNAYET İÇİN GELEN EKİP ADIM ADIM TAKİP EDİLDİ

Kaşıkçı’yı öldürmek için Suudi Arabistan’dan gelen ekibin o dönemde Türk istihbaratı tarafından adım adım takip edildiği ortaya çıkmıştı.

Hatta AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu, Ankara’nın birçok ülke ve uluslararası kuruluşa ilettiği ses kayıtları Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nun içinin o dönem Türk istihbaratı tarafından dinlendiğini ortaya çıkarmıştı.

TÜRK İSTİHBARATININ ELİNDEKİ ÜRPERTİCİ SES KAYITLARI

Türk istihbaratının elindeki ses kayıtlarına, Kaşıkçı’nın ve Kaşıkçı’nın katillerinin son sözleri, içerideki boğuşmalar yansımıştı. Ses kayıtlarında Kaşıkçı’nın başına bir torba geçirilmeye çalışılması sırasında “Nefes alamıyorum” dediği kaydedilmişti.

Ses kayıtlarındaki karşılıklı konuşmalar sırasında Mahir Mutreb isimli istihbarat görevlisi, adli tıp uzmanı El Tubaigy’ye “Kurbanlık kuzu geldi mi” diye soruyor.

Ses kayıtlarında Veliaht Prens Selman’ın özel danışmanı için çalışan Mahir Mutreb isimli bir istihbarat görevlisinin, Salah El Tubaigy isimli adli tıp uzmanına “Gövdeyi bir torbaya koymak mümkün mü” diye soruyor. Adli tıp uzmanı El Tubaigy ise, “Hayır. Çok ağır” şeklinde cevap veriyor.

El Tubaigy, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eklemler ayrılacak. Bu problem değil. Bedeni çok ağır. İlk kez yerde keseceğim. Plastik torbalar alırsak ve parçalara ayırırsak, bu iş bitecek. Her birini paketleyeceğiz.”

TÜRK İSTİHBARATI CİNAYETİ DAKİKA DAKİKA DİNLEDİ, NEDEN MÜDAHALE ETMEDİ?

Birleşmiş Milletler raporlarına da giren Türk istihbaratının elindeki ses kayıtları ortaya çıktığı dönemde çokça tartışıldı.

O dönemde tartışılan konulardan birisi bu ses kayıtlarının nasıl elde edildiği idi? Türk yetkililer, kayıtların nasıl elde edildiğini hiçbir zaman açıklamadı.

İkinci ve en önemli konu ise cinayetin saniye saniye Türk istihbaratı tarafından dinlenmesine rağmen neden cinayete müdahale edilmediği sorusu idi. Türk yetkililer o dönemde bu soruları da yanıtsız bıraktı.

TÜRKİYE, CİNAYETİ SELMAN KARŞITI KAMPANYAYA DÖNÜŞTÜRDÜ

Muhammed Bin Selman, 2017 yılı Haziran ayında Suudi Arabistan’da Veliaht Prensliğe getirilmişti. Türkiye, Suudi Arabistan yönetimi ve kraliyet ailesindeki iç mücadelelerde her zaman Muhammed Bin Selman karşıtı bir tutum izledi. Selman karşıtı gruplara açıktan olmasa da destek verdi.

AKP Hükumeti, o dönemde Kaşıkçı cinayetini AKP hükumeti ve Erdoğan’a uzak duran, kraliyet ailesi içindeki mücadelelerde Ankara’ya yakın olan isimleri tasfiye eden Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürdü ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalıştı.

AKP’ye yakın basın sürekli olarak istihbarat kaynaklı haberlerle Veliaht Prens Selman’ı hedef aldı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

BİDEN, ABD İSTİHBARATININ RAPORUNU AÇIKLADI

ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı rapor eski başkan Donald Trump döneminde de tartışılmış, hatta bazı kısımları da basına sızmıştı. Ancak Trump yönetimi Kongre’deki her iki partinin temsilcilerinin ısrarlı taleplerine rağmen raporu kamuoyuna açıklamamıştı.

Raporu kamuoyuna açıklama sözü veren ABD Başkanı Joe Biden, bu sözünü 26 Şubat’ta yerine getirdi.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün (DNI) kamuoyuna açıkladığı raporunda gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtilmişti.

ABD yönetimi, adı söz konusu suça karışan 76 kişiye ülkeye girme yasağı getirmişti. Ancak Prens Selman ABD tarafından yaptırım listesine dahil edilmedi.

Beklenen rapor açıklandı: Kaşıkçı’nın öldürülme talimatını Prens Selman verdi

Dünya

Merkel’den AİHM kararlarını uyun çağrısı

Hukukun üstünlüğünün vatandaşların devlete güveninin temel koşulu olduğuna vurgu yapan Almanya Başbakanı Merkel, Avrupa Konseyi üyelerini AİHM kararlarını uygulamaya çağırdı.

BOLD – Almanya Başbakanı Angela Merkel, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa Konseyi üyelerini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını ‘hızlı ve kapsamlı bir şekilde’ uygulamaya çağırdı.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi oturumuna videokonferans ile bağlanan Merkel, AİHM kararlarının yavaşça ya da kısmen hayata geçirildiğine, bazen hiç uygulanmadığına tanık olunduğunu belirterek “Özellikle de insanlar haksız yere hapis yattıklarında kararların hayata geçirilmesi, söz konusu kişilerin serbest bırakılması daha da büyük aciliyet taşıyor” dedi.

KAVALA VE DEMİRTAŞ DAVALARI

Avrupa Konseyi’nin siyasi karar alma organı olan ve AİHM kararlarına uyumun denetlenmesinden de sorumlu olan Bakanlar Komitesi’nin dönem başkanlığını yürüten Almanya, Türkiye’ye de defalarca AİHM kararlarını uygulaması çağrısı yaptı. Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin Osman Kavala kararını uygulamaması üzerine kurulun daimi gündemine aldı.

HDP eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili kararın uygulanmaması dolayısıyla da Bakanlar Komitesi defarlarca Türkiye’yi uyarmıştı.

AKP’li Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi: 19 yılda 54 sıra!

Okumaya devam et

Dünya

AİHM’e taşınan Erdoğan-Kılıçdaroğlu davasında kesin karar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin temyiz başvurularını değerlendiren 5 yargıçtan oluşan heyet, Türk Hükumetinin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu lehine AİHM tarafından verilen ihlal kararına yaptığı itirazı reddetti.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 27 Ekim 2020’de aldığı kararda Kılıçdaroğlu’nun dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle Türkiye’de hakkında verilen mahkumiyetle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmişti.

Bu karara Türk hükumetinin itirazını değerlendiren AİHM’nin temyiz başvurularını değerlendiren ve 5 yargıçtan oluşan heyeti, daha önce yüksek mahkemenin ilgili dairesi tarafından verilen kararı onadı ve Türkiye’nin başvurusunu reddetti.

Böylelikle AİHM’in Kılıçdaroğlu lehine vermiş olduğu karar kesinleşmiş oldu.

Türkiye’nin Kılıçdaroğlu’na 13 bin euro tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Kılıçdaroğlu, 2018 yılında yaptığı başvuruda, 2012 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan’ı aleyhine yaptığı iki konuşma nedeniyle para cezasına çarptırılmasıyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ifade özgürlüğü hakkının korunmasıyla ilgili 10. maddesinin ihlal edildiği şikayetinde bulunmuştu.

Kılıçdaroğlu, 31 Ocak ve 7 Şubat 2012 tarihlerinde partisinin TBMM’deki grup toplantısında Tortum hidroelektrik santralini protesto edenlerle ilgili mahkeme kararı, Deniz Feneri davası ve Uludere ile ilgili yaptığı konuşmalarda Erdoğan’ı eleştirmişti.

Türkiye’de mahkemeler, Erdoğan’ın “kişilik haklarına yönelik saldırı yapıldığı” gerekçesiyle yaptığı başvurularda CHP lideri maddi tazminat ödemeye mahkum etmişti.

AKP’li Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi: 19 yılda 54 sıra!

Okumaya devam et

Dünya

Ukrayna Gerilimi: Rus savaş gemileri Karadeniz’de tatbikatta, ABD Büyükelçisi ülkesine dönüyor

Ukrayna sınırına 150 bin asker yığan Rusya, Karadeniz’de deniz ve hava kuvvetlerinin katılımı ile Kırım açıklarında büyük bir tatbikat başlattı. ABD’nin Moskova Büyükelçisi John Sullivan ise istişarelerde bulunmak üzere ülkesine gidiyor. Rusya, Sullivan’a istişarelerde bulunması için ABD’ye dönmesini tavsiye etmişti.

BOLD – Avrupa Birliği, Rusya’nın Ukrayna sınırına yığdığı asker sayısının 150 bine ulaştığını açıklarken Rus Ordusu Karadeniz’de Kırım açıklarında büyük bir askeri tatbikat başlattı. Tatbikata 20’den fazla gemi ve savaş uçakları katılıyor.

ABD’nin Moskova Büyükelçisi John Sullivan ise Moskova ile ilişkileri yeni yönetimle doğrudan ele almak üzere Washington’a gideceğini açıkladı. Rusya, Sullivan’a istişarelerde bulunması için ABD’ye dönmesini tavsiye etmişti.

KIRIM AÇIKLARINDA BÜYÜK TATBİKAT

İngiltere’nin 2 savaş gemisi göndereceğini açıkladığı Karadeniz’de Rusya, 20’den fazla savaş gemisinin katıldığı bir askeri tatbikat başlattı.

Rus Interfax haber ajansının Karadeniz donanmasına dayandırdığı haberine göre, tatbikata 20’den fazla savaş gemisi katıldı. Tatbikatta ‘Su-25CM3’ savaş uçakları ile hava savunma sistemleri de yer alıyor.

Rusya, geçtiğimiz günlerde Hazar Filosu’ndaki çok sayıda savaş gemisini Karadeniz’e çekmişti. Ayrıca Akdeniz’deki bazı Rus savaş gemileri de son haftalarda Boğazlar üzerinden Karadeniz’e geçmişti.

ABD’NİN MOSKOVA BÜYÜKELÇİSİ İSTİŞARELER İÇİN WASHINGTON’A DÖNÜYOR

Bu arada ABD’nin Rusya Büyükelçisi John Sullivan, Moskova ile ilişkileri yeni yönetimle doğrudan ele almak üzere Washington’a döneceğini açıkladı.

Büyükelçiliğin resmi internet sayfasında yayımlanan açıklamada, Sullivan’ın “ABD ve Rusya’nın ikili ilişkilerinin mevcut durumunu Biden yönetimindeki yeni çalışma arkadaşlarımla Washington’da doğrudan görüşmenin önemli olduğu kanaatindeyim” şeklindeki ifadelerine yer verildi.

Büyükelçi, ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında olası bir görüşmeden önce önümüzdeki haftalarda Moskova’ya döneceğini belirtti. Moskova ile Washington arasındaki iplerin giderek gerilmesinin ardından Kremlin, Sullivan’a Washington’a dönerek, Biden yönetimiyle istişarelerde bulunmasını tavsiye etmişti.

RUSYA’NIN KERÇ BOĞAZINI KAPATMASINA ABD’DEN TEPKİ

ABD yönetimi, Rusya’nın Azak Denizi’ne girişlerin yapıldığı Kerç Boğazı’nndan sivil ve askeri gemilerin girişini 31 Ekim’e kadar yasaklamasına tepki gösterdi.

Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna’ya bağlı Kırım’ı ilhak etmesi ile birlikte Karadeniz’den Azak Denizi’ne geçişlerin yapıldığı Kerç Boğazı’nın denetimi tamamen Rusya’nın eline geçmişti. Azak Denizi’nde Rusya’nın yanı sıra Ukrayna’nın da limanları bulunuyor ve Azak Denizi Karadeniz’in bir parçası kabul ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın Ukrayna limanlarına ulaşımı da etkileyebilecek Karadeniz’i kısmen bloke etme kararını ‘sebepsiz yere gerginliği tırmandırma’ olarak nitelendirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, gelişmenin Rusya’nın Kırım ve Ukrayna sınırındaki askeri varlığını 2014’ten bu yana en fazla artırdığı haberleri gelirken yaşanan bu gelişmenin ‘özellikle endişe verici olduğunu’ ifade etti.

AB: UKRAYNA SINIRINDA 150 BİN RUS ASKERİ VAR

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, AB dışişleri bakanları toplantısına katılarak Rusya-Ukrayna geriliminde yaşanan son gelişmeleri anlattı

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin dışişleri bakanları dün video konferans yoluyla bir araya geldi. Gündemde Rusya’nın Ukrayna sınırında ve Kırım’da askeri varlığını artırması vardı. Toplantıya Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitri Kuleba da katılarak bölgedeki son durumu anlattı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell zirve sonrası yaptığı açıklamada Ukrayna sınırındaki Rus askeri sayısının ‘150 binden fazla’ olduğunu söyledi. Borrell bunun “Ukrayna sınırına bugüne kadar yapılan en büyük askeri sevkiyat” olduğunu ifade etti.

Borrell, “Rusya sınıra her türden askeri malzeme ve araç sevkiyatı gerçekleştiriyor. Mobil hastanelerden savaş teçhizatlarına çok ciddi bir hareketlilik görüyoruz. Bunun kaygı verici olduğu çok açık. Bu kadar fazla sayıda askeri bir yere topladığınızda bir kıvılcım çıkma olasılığı daha fazla olur.” dedi

Uzmanlara göre Rusya’nın şu an bölgeye yaptığı askeri yığınak, Moskova’nın Kırım’ı ilhak ettiği ve Ukrayna’nın doğusunda çatışmaların başladığı 2014 yılındaki sevkiyatı dahi geçti. Ukrayna Ordusu’nun aktif asker sayısı 250 bin civarında bulunuyor.

AB’DEN UKRAYNA İLE ‘TAM DAYANIŞMA’ MESAJI

AB Dış POlitika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell

AB, Rusya’nın Ukrayna ile tansiyonu arttırmasını ve anlaşmazlıkları körükleyici diğer bazı politikalarını sert bir biçimde eleştirmiş, birlik içinde yaptırım yönünde talepler dile getirilmişti. Borrell, dışişleri bakanları toplantısının ardından yaptığı açıklamada, durumun değişebileceğini ancak şu an bir yaptırım kararı çıkmadığını belirtti.

Borell, “AB dışişleri bakanlarının mesajı çok net. Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam desteğimizi teyit ediyoruz.” dedi.

DONBAS KRİZİ

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Komçak, 30 Mart’ta Meclis’te yaptığı konuşmada, Rusya’nın tatbikat bahanesiyle Ukrayna sınırları yakınlarına asker sevkiyatı yaptığını belirtmişti.

Donbas bölgesindeki krizin çözümüne ilişkin Rusya, Ukrayna ve Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatından (AGİT) oluşan Üçlü Temas Grubu, 27 Temmuz 2020’den itibaren kapsamlı ateşkes kararı almıştı. Bölgede bağımsızlığını ilan eden Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Kiev yönetimi arasında 2014’ten bu yana süren çatışmalarda 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Türkiye Ukrayna’ya göndermek için cihatçı mı topluyor?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0