Connect with us

Ekonomi

Erdoğan sermayeyi kontrolüne alıyor

Eurasia Grup, Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Ağbal’ı görevden alarak ekonomide kontrolü yeniden aldığını belirtti. Eurasia Grup’a göre sermaye kontrollerine gitmeden Türkiye’nin ekonomik durumu yönetebilmesi küçük bir olasılık ve bu yüzden AKP hükumeti sermaye kontrolüne gidecek.

BOLD – Gelişen piyasalarda siyasi riskler konusunda danışmanlık hizmeti veren Eurasia Grup, göre sermaye kontrollerine gitmeden Türkiye’nin ekonomik durumu yönetebilmesi düşük bir olasılık olduğunu ve bu yüzden AKP hükumetinin sermaye kontrolüne gideceğini yazdı.

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın hükumete yakın çevrelerin rağmına piyasa beklentilerinin de ötesine geçerek politika faizini yüzde 17’den yüzde 19’a yükseltmesi sonrası AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir gece yarısı kararnamesi ile 5 aydan kısa süredir merkez bankasının başında bulunan Naci Ağbal’ı görevinden aldı.

Yerine gelen Şahap Kavcıoğlu, son iki sene içinde merkez bankasının değişen dördüncü başkanı oldu ve Erdoğan’ın isteklerine göre hareket etmesi bekleniyor.

“BERAT ALBAYRAK GERİ DÖNÜYOR”

Eurasia Grup’a göre, Ağbal’ın görevden alınması 24 Mart’ta yapılacak AKP kongresi sonrası Berat Albayrak’ın geri dönüşü olasılıklarını artırmakta ve yapılan spekülasyonlara göre Albayrak ekonomiden sorumlu Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atanacak.

Analizde şu yorum yapıldı, “Albayrak’ın politikanın içinde veya dışında alacağı rolden bağımsız, ekonomik politikaların belirlenmesinde ağırlığının artacağı düşüncesindeyiz.”

“KASIM’DAN BERİ TÜRKİYE’YE GİREN 16 MİLYAR DOLAR KAÇACAK”

Türkiye’nin şu anda Ağbal’ın göreve geldiği 7 Kasım’dan daha kötü bir durumda olduğunu belirten Eurasia Grup, “Albayrak yönetiminde iki yıl boyunca zayıflayan Türkiye ekonomisinde Ağbal’ın çizdiği pembe tablo fazla iyimser görünmekteydi. Şimdi makro ekonomik riskler ve sermaye kontrolleri tartışmaları tamamen geri dönmüş durumda” tespitini yaptı.

AKP’nin Pazartesi ortaya çıkacak çifte problemle başa çıkması için bir planı olduğu konusunda kuşkulu olduklarını ifade eden Eurasia Grup, “İlk olarak, Kasım ayından bu yana Türkiye’ye gelen 16 milyar dolar önümüzdeki bir kaç hafta içinde gerisin geri çıkacaktır. İkinci olarak da hem canlı seyreden kredi talebi hem de Erdoğan’a artan güvensizlik yerlilerin döviz talebini iyice hızlandıracak” dedi.

“DOLARI DİZGİNLEMEK İÇİN KAMU BANKALARI 30 MİLYAR DOLAR SATACAK”

AKP hükumetinin krize ilk tepkisinin yine arka kapı yöntemleriyle kamu bankaları üzerinden döviz satmak olacağı tahmininde bulunan danışmanlık şirketi, “İlk tahminlerimize göre yaklaşık 30 milyar dolar bu iş için harcanacak” dedi.

“ATILACAK ADIMLAR ÖDEMELER DENGESİ KRİZİ YARATABİLİR”

Tahminlerini sürdüren Eurasia Grup, “Bunu yapabilmek için merkez bankası döviz munzam karşılıklarını artıracak ve bir sonraki adım olarak yerlilerin döviz mevduatlarına yönelecek. Yabancıların kaçış hızı ve yerlilerin döviz talebi hızına göre böyle bir uygulamanın sürdürülebilirliği ancak birkaç hafta ile sınırlı olabilir. Döviz kaynağı yaratacak diğer yöntemler bir kenara konursa, hükümetin bu adımlarının bir ödemeler dengesi krizi yaratması mümkün” ifadelerini kullandı.

“ERDOĞAN 500 BAZ PUANLIK FAİZ İNDİRİMİ İSTEDİ”

Bu aşamada Erdoğan’ın yeniden bir U-dönüşü yapma olasılığının düşük olduğunu kaydeden Eurasia Grup, “Duyumumuza göre Cumhurbaşkanı Erdoğan merkez bankasının 15 Nisan toplantısında 500 baz puanlık indirim istemiş durumda.” dedi.

“ERDOĞAN IMF’YE GİDEMEYECEĞİNE GÖRE TEK OLASILIK SERMAYE KONTROLÜ”

IMF desteği istemenin uzak bir olasılık olacağını ve Erdoğan’ın Uluslararası Para Fonu IMF’e gitmek yerine Ağbal’ı görevde tutmayı tercih edeceğini kaydeden Eurasia Grup, “Bu nedenle de yerlilerden başlayarak sermaye kontrolleri geriye yapılacak tek adım olarak kalıyor ki Erdoğan’ın tercihleri giderek Türkiye’nin kapalı bir ekonomiye dönüşmesine neden oluyor.”

“SERMAYE KONTROLÜNE GİDİLMEDEN DURUMU YÖNETMEK KÜÇÜK BİR OLASILIK”

Erdoğan’ın sermaye kontrollerine gitmeden durumu yönetebilmesinin küçük bir olasılık olacağını vurgulayan danışmanlık şirketi, “Çünkü bu hem çıkan yabancı yatırımcının hem de içerde artan döviz talebinin finansmanını gerektiriyor. Bunun ardından hükümet yerlilerin döviz talebinin yavaşlayacağına güvenerek fiyat kontrolleri gibi makroekonomik baskılara yönelmek zorunda olacak” yorumunu yaptı.

Eurasia Grup, senaryosuna göre sermaye kontrolüne gidilmesinin 3 işareti bulunuyor.

  • İlki yönetimin sözlü mesajlarla piyasayı sakinleştirmeye ve döviz talebini baskılamaya çalışması.
  • İkincisi Pazartesi açılış öncesinde merkez bankası ile banklar arasında toplantı yapılması. Bu adım gerçekleşti.
  • Diğeri de yerlilerin bankacılık sistemine olan güvenlerinin seyri.
DÖVİZ TALEBİ DEVAM EDERSE HÜKUMET PLANI DEVREYE SOKACAK

Danışmanlık şirketine göre, Türk vatandaşlarının 230 milyar dolar civarındaki döviz mevduatları azalmaya başlamaz ve döviz talebi devam ederse, hükümet planını devreye sokacak. İlk olarak sermaye kontrolü Türk vatandaşları için getirilecek yabancılar için ise ilk aşamada bu kural uygulanmayacak.

Eurasia Grup, planların Berat Albayrak döneminde hazırlandığını ve bankacılık sistemi riske girerse bu planların devreye sokulacağını belirtti.

“DÖVİZLERİNİ ÇEKMEK İSTEYENLERE BELİRLİ BİR KURDAN TL ÖDENECEK”

Danışmanlık şirketi Eurasia Grup’a göre, uygulanacak seçenekler arasında belli bir miktarın üzerindeki döviz mevduatlarını zorunlu olarak Hazine eurobondlarına dönüştürülmesi ve döviz mevduatlarını çekmek isteyen yerlilere sadece ilan edilen resmi bir kurdan TL verilmesi bulunuyor.

Diğer adım ise daha fazla döviz alımını yasaklamak ya da maliyetini aşırı yükseltmek olabilir. Bu da çifte kur fiyatlamasına, dövizde karaborsanın oluşmasına neden olabilir.

Şirkete göre, orta gelirli AKP seçmeni vatandaşın üzerine bindireceği yük nedeniyle bu tür kontroller Erdoğan’ın ilk tercihi olmayacak. Vatandaşın Erdoğan’ın ekonomiyi yönetemediği algısını güçlendirir, muhalefete desteği artırır ve adil bir seçim ortamında Erdoğan’a iktidarı kaybettirir.

ERDOĞAN ‘ARTAN ORANDA UMUTSUZ BİR VAROLUŞ SAVAŞI’ İÇİNDE

Danışmanlık şirketi Eurasia Grup’a göre, Erdoğan’a azalan desteğinin ilk yansıması geçen hafta yaşanan anti-demokratik uygulamalar. HDP milletvekili Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi, HDP’ye açılan kapatma davası ve İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme kararı. Bu hareketler Erdoğan’ın kısa vadeli bakış açısı ile yönetmeye devam edeceğini gösteriyor.

Eurasia Grup raporunu şöyle sürdürdü: “Erdoğan artan oranda umutsuz bir varoluş savaşı içinde. %17 gibi yüksek bir oranla daha önce AKP’ye oy vermiş bir kesim şimdi kararsızlar cephesinde. Bu da ülkede daha fazla türbülansa ve Erdoğan’ın daha sertleşmesine neden olmakta.”

DIŞARIDA DA KARA BULUTLAR TOPLANIYOR

Erdoğan’ın dış politika maceralarının etrafından dolanarak dış güç merkezleriyle de dengeleri yeniden kurmaya çalıştığını belirten Eurasia Grup, bu durumun ise diplomatik orta yol çabalarını iyice zayıflattığını ifade etti.

Eurasia Grup, dış politika yaşanacakları ise şöyle yorumladı: “Biden Erdoğan’a uzak durdukça, Erdoğan çoktan Putin’e sığınarak Biden’ın katil sözlerine karşı tarafını seçmiş durumda. ABD ile ilişkilerde yeni bir başlangıç yapma olasılığı düştükçe Erdoğan giderek Putin ile daha fazla yakınlaşmayı seçecek. Bunun sonucu olarak ABD ile ilişkilerin düzelmesinin ön şartı olan S-400 tercihinden geri dönüş iyice zorlaşacak. New York’taki Halkbank davası tansiyonu daha da yükseltecek. Yeni merkez bankası başkanının daha önce Halkbank’ta çalışmış olduğu ABD’nin gözünden kaçmayacaktır. AB tarafı ile riskler daha düşük. Ancak, ABD’nin insan hakları konusunda tutumu netleştikçe Türkiye-AB ilişkileri de gerginleşebilir. Bu sürede Erdoğan Mısır, Suriye, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri ile bozuk ilişkilerini düzeltmeye odaklanacak. Fakat bu tarafta da bir diplomatik dönüşüm ya da yeni finans kaynakları bulunması beklenmemeli.”

New York merkezli Eurasia Grup, küresel siyasi riskler konusunda uzmanlaşan ünlü siyaset bilimci Ian Bremmer tarafından kuruldu.

LÜTFİ ELVAN’IN AÇIKLAMALARI EURASİA GRUP’U DOĞRULADI

Bu arada Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın açıklamaları Eurasia Grup’un tahminlerini doğruladı. Ayrıca açıklamada Eurasia Grup’un öngörüsüne cevap niteliğinde bölümler de yer aldı.

Eurasia Grup, sermaye kontrolüne gidişte hükumetin vereceği ilk işaretin ‘yönetimin sözlü mesajlarla piyasayı sakinleştirmeye ve döviz talebini baskılamaya çalışması’ olduğunu ifade etmişti.

Bakan Elvan açıklamasında, “Maliye politikalarını, para politikasını tamamlayıcı yönde fiyat istikrarını desteklemek amacıyla uygulamaya devam edeceğiz” diyerek piyasalara güven vermeye çalıştı.

Lütfi Elvan, açıklamasında devamla, “Piyasaların etkin ve sağlıklı işleyişini son derece önemsiyoruz. Bu kapsamda serbest piyasa mekanizmasından herhangi bir taviz kesinlikle söz konusu olmayacak, liberal kambiyo rejiminin uygulanmasına kararlılıkla devam edilecektir.” ifadelerini kullandı.

Elvan’ın açıklamasındaki ‘serbest piyasa’ vurgusu ise sermaye kontrolüne gidileceği yönündeki endişelere ve bu konuda bir panik oluşmasına bir cevap niteliğindeydi.

SERMAYE KONTROLÜ NEDİR?

Sermaye kontrolü, herhangi bir ülkeden ya da herhangi bir ülkeye doğru yabancı para akışını kontrol etmek amacıyla hükümetler, merkez bankaları ya da diğer düzenleyici kurumlar tarafından devreye sokulan politikalar anlamına geliyor.

Sermaye kontrolü, vergiler, gümrük vergileri, yasamalar, ticareti yapılan paranın miktarına getirilen kısıtlamalar ve piyasalarda alınan birtakım önlemlerle devreye sokulabiliyor.

Sermaye kontrolleri, hisse senetlerini, tahvilleri, bonoları ve yabancı para cinsinden yapılan ticareti etkileyebiliyor.

Sermaye kontrolünü sağlamak amacıyla o ülkede yaşayan vatandaşların yabancı para cinsinden varlık edinmelerine engel getirilebileceği gibi yabancıların yerel varlıkları almasının da önüne geçilebilir.

Bu politika daha çok oynaklık nedeniyle para birimi sermaye akışına daha hassas olan gelişmekte olan ülke ekonomileri tarafından uygulanıyor.

Sermaye kontrolünün karşısında olan çok sayıda kişi, bu politikaların verimliliği düşürdüğünü ve ekonomik gelişmenin önüne geçtiğini belirtiyor.

Sermaye kontrolünden yana olan çok sayıda kişi ise ekonominin güvenliğini artırdığı için bu politikaları savunuyor.

Gece yarısı kararnamesinin faturası ağır oldu: Dolar 8,38’i gördü

Ekonomi

Dolar, 15.90’a dayandı: 9 günlük artış 1 TL’yi aştı

AKP Hükumetinin kur korumalı mevduat ve rezerv satışıyla 4 aydır bastırdığı dolar 9 gündür yükseliyor. Dolar itibariyle 15,90 seviyesine yaklaştı. Euro/TL ise yüzde 2’yi aşan günlük yükselişle 16,65’in üzerine çıktı.

BOLD – Türk Lirası’ndaki değer kaybı 9 gündür kesintisiz olarak devam ediyor. 4 Mayıs’tan bu yana yükselişini sürdüren dolar/TL’de bu sabah 15,80 seviyesi aşıldı. Dolar 15,90 sınırına dayandı.

MERKEZ BANKASI REZERV SATIŞANA DEVAM EDİYOR

Bu seviyelerden satış yapan Merkez Bankası’nın doları 16 liranın altında tutmaya çalıştığı belirtildi. Ancak eksi 55 milyar dolar seviyesindeki rezervler yüzünden TCMB’nin de hareket alanının daraldığı piyasa tarafından biliniyor. Hal böyle olunca dolardaki artış frenlenemiyor. 10 gün öncesine kadar 14.5-15 arasında iki ay boyunca yatay bir seyir izleyen dolar, Türk Lirası’nı eritti. TL, dolar karşısında yüzde 7 değer kaybetti. Böylece, 4 Mayıs 2022 günü 14,77’den işlem gören dolar/TL, aradan geçen 9 işlem gününde 1 TL yükselmiş oldu.

DOLAR GÖZÜNÜ 16,10 LİRAYA DİKTİ

Dolarda devam eden yükselişle kur korumalı mevduatın açıklandığı 20 Aralık’tan beri ilk kez 15,65’in üzerini dün görürken analistler kur politikasının sürdürülebilirliği sorgulamaya devam ediyorlar. Birçok bankacı doların yeni işlem bandını 15-15,5 olarak tahmin ediyordu. Ancak bu seviyenin aşılmış olması ile birlikte piyasa kamunun güçlü bir şekilde seviyelerin üst bandını savunup savunmayacağını takip edecek. Bankacılara göre güçlü döviz satışı yapılmazsa kurda yeni bant 15,5-16,00 olabilir.

TÜRKİYE’NİN RİSK PRİMİNDE REKOR ARTIŞ

Türkiye’nin beş yıl vadeli borcunu iflasa karşı korumanın maliyetini gösteren CDS’ler 720 puanı aşarak Refinitiv verilerine göre 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. 14 yılın zirvesine çıkan risk primi ekonomideki krizin derinliğini de gösteriyor.

Türkiye’ye ait varlıkların taşıdığı risk hakkında gösterge olan CDS’teki belirgin yükseliş Hazine’nin dolar borçlanma maliyetlerini yükseltirken, bankacılar maliyetlerin çift haneye yaklaştığına dikkat çektiler.

Nebati ne dediyse tersi çıkıyor: Dolar 6 ay öncesine döndü

Okumaya Devam Et

Ekonomi

Erdoğan satmaya müşterileri almaya doymuyor: Apar topar yıkılan Atatürk Havalimanı için kime söz verildi

Özelleştirme rekortmeni AKP 20 yıllık iktidarında kamu kurumları, hazine arazisi, fabrikalar, sanayi tesisleri, askeri tesisler derken sonunda Türk vatandaşlığına da fiyat biçti. Erdoğan ve AKP satışa doymazken son günlerde tartışma konusu olan Atatürk Havalimanındaki yıkım ile ilgili de ilginç bir iddia ortaya atıldı. İyi Partili Ali Kıdık yıkım için, AKP’nin Birleşik Arap Emirlikleri’ne verdiği satış sözünü yerine getirmeye çalıştığını söyledi.

BOLD – Türkiye’de 1986’da başlayan özelleştirme sürecinde 2021’ye kadar 70 milyar dolarlık satış gerçekleştirildi. 2002’ye kadar geçen 16 yılda 8 milyar dolarlık özelleştirme işlemi tamamlandı. AKP döneminde ise özelleştirme miktarı 62.3 milyar dolara ulaştı.

ÖZELLEŞTİRİLEN HİSSELER

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) verilerine göre, 400’e yakın kuruluşun özelleştirme adı altında sermayelerindeki kamu payları satıldı. 1986’dan 2019’a kadar yapılan 46 milyar dolarlık satışın 39 milyar dolarlık bölümü AKP döneminde gerçekleşti.

TAŞINMAZLAR DA ÖZELEŞTİRİLDİ

Cumhuriyet gazetesinde yer alan CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün açıklamalarına göre, ÖİB verilerine göre, 1986-2021 arasında özelleştirilen kurumlara ait 3 bin üzerinde taşınmaz satıldı. Aralarında TEDAŞ, Sümer Holding, PETKİM, TEKEL, Şeker Fabrikaları’nın taşınmazlarının da yer aldığı 3.9 milyar dolarlık satışların 3.7 milyar dolarlık bölümü AKP döneminde gerçekleşti.

ERDOĞAN’A YETMEDİ

Türkiye’yi şirket gibi yöneteceğini söyleyen Tayyip Erdoğan’a özelleştirme rekortmeni olmak yetmedi. Türk Pasaportunun itibarını da ücret karşılığı satışa çıkardı.

Erdoğan’ın en iyi müşterileri de Ortadoğu ülkeleri oldu.

AKP, kan davası güttüğü bazı ülkelerle ilişkileri devletin itibarı ayaklar altına alınma pahasına yeniden geliştirmeye çalışıyor.

Bu ülkelerden biri de 15 Temmuz’un finansörü olmakla suçlanan Birleşik Arap Emirlikleri.

İLGİNÇ İDDİA

İyi Parti İBB Grup Sekreteri ve İBB Meclis üyesi Ali Kıdık İstanbul Havaalanı’nın Birleşik Arap Emirlikleri’ne satışı için Atatürk Havaalanı’nın yıkılmasına hız verildiğini iddia etti.

Kıdık, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Atatürk Havalimanı’nın apar topar yıkmak istemelerinin asıl nedeni İstanbul Havalimanı satış görüşmeleri. Abu Dabi Havalimanı işleticisi AUH en ciddi alıcı. Alıcı, İstanbul Havalimanı’nı almak için Avrupa yakasında başka bir havalimanı işletilmeyeceğini fiziki olarak görmek istiyor. Bu sebeple iş makineleri oraya yığıldı. Öte yandan İstanbul Havalimanı’nın satın alınmasının arkasından ikinci adım devreye girecek. Bu tip havalimanı işleten yatırımcılar aynı zamanda o ülkenin yerli havayolunu da işletmek ister. HUB olarak milli havayolumuzun kullandığı İstanbul Havalimanı yeni alıcıları tarafından satın alınma ihtimali çok yüksek. Zira alıcı, Abu Dabi Havalimanı’nı işletirken Etihad Havayolları’nın da sahibi. ADAC (Abu Dabi Havayolları) olmazsa devreye Katar girecek. Katan Havalimanı’nı işletenler Katar Airways sahibi. Dolayısıyla Katar Havayolları da THY’ye sahip olmak isteyecek” dedi.

KALYONCU AİLESİ DE İŞİN İÇİNDE

Gerçek Gündem’den Rıdvan Akar’a konuşan Kıdık, kaynağının İstanbul Havalimanı’nın işleten İGA Şirketi’nin çok üst düzey yöneticilerinden biri olduğunu söyledi. Birleşik Arap Emirlikleri firmasının yaklaşık 15 gündür, IGA hesaplarını incelemek için istişarelerde bulunduğunu belirten Kıdık, görüşmelerin IGA ortaklarından Kalyoncu Ailesi’nden bir isim tarafından sürdürüldüğünü iddia etti.

Kıdık, Katar sermayesinden gelen “biz de talip olabiliriz” isteğinin şimdilik bekletildiğini ve Birleşik Arap Emirlikleri firması ile yapılan görüşmelere göre bu seçeneğin masada olacağını iddia etti.

BAE’NİN İSTEĞİ YERİNE GETİRİLİYOR

THY’nin satışa ilişkin iddiaları için Kıdık, “Bu aslında sürecin doğal bir sonucu olarak yaşanacaktır. Zira havalimanı işleten kurumlar o ülkenin bayrak gösteren en büyük havayolu şirketine de sahip olmak isterler. Gerek Birleşik Arap Emirlikleri gerekse Katarlı şirketler bu yöntemle faaliyet gösterdi. Şimdi havalimanına talip olan Birleşik Arap Emirlikleri firmasının isteklerinden biri de yerine getiriliyor ve İstanbul’un Avrupa yakasındaki alternatif havalimanı olasılığı millet bahçesi gerekçesiyle ortadan kaldırılıyor.”

Hukuksuz KHK’ları iptal etmeyen AYM Başkanı Arslan: “OHAL KHK’larını denetliyoruz”

Okumaya Devam Et

Ekonomi

Çaya yüzde 44 zam geldi: Kilogram fiyatı 80 liraya çıktı

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2022 ürünü yaş çay alım fiyatını açıklamasının ardından Çaykur çay fiyatlarına yüzde 43.71 oranında zam yaptı. Geçen yılın ürününe zam yapılması tepki çekerken, çayın kilogram fiyatı 80 lirayı geçti.

BOLD – Çaykur, çaya ortalama yüzde 43.71 oranında zam yaptı. Geçen yıl hasat edilen çaylara yeni hasat sezonu öncesinde zam yapılması “fırsatçılık” olarak nitelendirildi.

ÇAYIN KİLOGRAM FİYATI 80 LİRAYI AŞTI

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2022 yılı yaş çay taban alım fiyatını 3,87 TL’den 6,70 TL’ye yükselttiklerini açıkladı. Çaykur da çay fiyatlarına yüzde 44 zam yaptı. Zamlı tarife bugünden itibaren geçerli olacak. 1 kilo Çaykur Filiz Çayı’nın perakende satış fiyatı 87 TL’ye yükselirken, Rize Turist Çayı 81 TL’den satılacak.

GEÇEN YILIN ÜRÜNÜNE ZAM TEPKİ ÇEKTİ

Çay zammı sosyal medyada eleştirildi. ÇAYKUR’un 2022 yılı yaş çay hasadı başlamadan geçen yıl hasat edilen çaylardan imal edilen kuru çaya zam yapması “fırsatçılık” diye nitelendirildi.

Ümit Özdağ Soylu’ya sordu: 15 Temmuz’da yarım kalan neydi?

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar