Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Eşi Şanlıurfa’da şehit düşen Ulviye Yiğitsözlü’nün 15 Temmuz’u

43 yıl önce Şanlıurfa’da noterlik yaparken şehit olan Şamil Yiğitsözlü’nün eşi Ulviye Yiğitösözlü silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla mahkemeye çıktı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

İki yıl önce uzun namlulu silahlarla Osmaniye’deki evi basılıp gözaltına alınan, sorgu sırasında gördüğü baskı ve korku nedeniyle kalp krizi geçiren 67 yaşındaki Ulviye Yiğitsözlü’nün dün ilk kez mahkemeye çıktı. Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlayan Yiğitsözlü, dini sohbetlere, kermeslere katıldığı ve Bank Asya hesabı bulunduğu için silahlı terör örgütü üyesi olmakla itham ediliyor.

Eşinden kalan 1200 TL emekli parasıyla geçinen Ulviye Yiğitsözlü, Şanlıurfa Suruç’ta noterlik yaparken 23 Aralık 1978’de şehit edilen Şamil Yiğitsözlü’nün eşi.

Şamil Yiğitsözlü’nün en yakın arkadaşları ise TBMM eski Başkanı İsmail Kahraman, Birlik Vakfı Başkanı Mehmet Alacacı ve Birlik Vakfı İstişare Kurulu Üyesi Hüseyin Coşkun.

Ulviye-Şamil Yiğitsözlü ve tek oğulları Ahmet Erkan Yiğitsözlü.

“BABAM ÖLDÜĞÜNDE ANNEM 23 YAŞINDAYDI”

67 yaşındaki hasta ve yaşlı annesinin mahkeme kapılarında, çok ağır bir iddiayla yargılanmasına Twitter hesabından tepki gösteren Ahmet Erkan Yiğitsözlü şunları dile getirdi:

“Eşi, 68 kuşağının tüm İslamcılarının yakından tanıdığı Avukat Şamil Yiğitsözlü 1978 yılında mahkeme kayıtlarına göre APO’cular tarafından Urfa Suruç’ta şehit edildi. Bir çocuğuyla birlikte dul kaldığında 23 yaşındaydı. Tek başında evinde yaşayan bu yaşlı kadının polisler evini bastı. Avukatsız yapılan sorgulamada polisler tarafından itirafçılığa zorlandı. Sorgu bitince barodan avukat istenip ifadesi okunmadan imzalatıldı.”

SORGUDA KRİZ GEÇİRMİŞTİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında 4 Temmuz 2019’da gözaltına annesinin, sorgudan sonra muayene için götürüldüğü Osmaniye Devlet Hastanesi’nde fenalaştığını ve kalp krizi geçirdiğini söyleyen Yiğitsözlü şöyle devam etti:

“2 gün yoğun bakımda kaldı. Sağlığı ve psikolojisi bozuldu. Hayatında iyilikten başka bir şey düşünmeyen bu yaşlı kadın bugün “SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ” üyeliğinden hakkında dava açıldı ve yargılanmaya başlandı. Osmaniye 2. Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmada mahkeme başkanı, terör örgütü gibi ağır bir suçlamadan dava açılan sanığa “darbe, silah, şiddet…” gibi eylemleri sormak yerine katıldığı sohbet ve kermesler ile Bank Asya’da bulunan parayı sordu. Sonra itirafçı ve tanıkları dinleyerek ve duruşmayı erteledi.

“ZALİMCE BİR MUAMELEYE MARUZ KALDI”

Annem Ulviye Yiğitsözlü, babamdan kalan dul maaşıyla geçinen toplumda sosyo-ekonomik tabakanın altında yaşayan, Allah rızası ve ibadetten başka bir şey düşünmeyen kendi halinde bir kadın iken böyle zalimce muameleye maruz kaldı.  Bu yaşta bir kadın nasıl olur da darbeyle, şiddetle ve silahla ilişkilendirilip dava açılabilir?

“ELBETTE İKTİDARINIZIN SONU GELECEK”

Toplumun bir kesimine intikam, yok etme ve kinle yapılan bu suçlamalar, başta temel insan haklarına, anayasaya, yasalara, dini ve ahlaki kurallara aykırıdır. Tarihin en kötü en karanlık döneminde iktidarda bulunan muktedirler! Elbette iktidarınızın sonu gelecek. İktidarın vicdansız, merhametsiz, insafsız paydaşı olan İslamcılar ve milliyetçiler dilerim bir gün bu yaptıklarınızın hesabını verir zulümlerinizin altında kalırsınız. Bu topraklarda on yıllarca nefretle öfkeyle lanetle anılacaksınız.”

4 Temmuz 2019’da gözaltına alınan Ulviye Yiğitsözlü sorgu sırasında kalp krizi geçirince hastaneye kaldırılmış ve 2 gün yoğun bakımda kalmıştı.

Uzun namlulu silahlarla evi basılan 66 yaşındaki kadın yaşam savaşı veriyor

Kalp krizi geçiren Ulviye Yiğitsözlü’nün sorguda dili tutulmuş

BOLD ÖZEL

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

39 gündür Frankurt Havaalanı’nda tutulan ve haklarında deport kararı çıkan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah 10.00’daki Sofya uçağıyla Bulgaristan’a gönderilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

18 Haziran’dan bu yana Frankfurt Havalaanı’nda tutulan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah saat 10.00’da Bulgaristan’a deport edilecek. Bold Medya’ya konuşan Çetin ve Demirel, kendileri için Sofya uçağına bilet alındığını ve sabahtan koronavirüs testi yapılacağını bugün öğrendiklerini söyledi. İlk başta buna inanmak istemediklerini söyleyen öğretmenler, görevlilerden biletlerini istediklerini, onların da getirip gösterdiğini belirtti.

Öte yandan Çetin ve Demirel’in avukatının, deport kararının durdurulması için Frankfurt’un da içinde bulunduğu Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden Parlamentosu’na bugün başvuru yapacağı öğrenildi.

39 gün önce Almanya’ya sığınma talep eden Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıktı.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülen Hareketi mensubunun yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istiyor.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. Vietnam’da İngilizce öğretmeni olarak çalışan Çetin ve Demirel mesleklerine Almanya’da devam etmek istiyor.

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM’nin Bylock kararı sonrası 95 bin kişi beraat bekliyor

AİHM’nin Bylock kullanmanın suç olmadığı ve tek başına tutuklanmaya yeterli delil olmadığı kararı haksız yere cezaevine giren binlerce kişiyi ümitlendirdi. MİT’in raporuna göre Bylock’ta mesaj içeriği olmayan 34 bin 837 kişi, en az 1 kez mesaj attığı iddia edilen 60 bin 473 kişi AİHM’in Tekin Akgün kararı sonrası beraat kararı bekliyor.

BOLD ÖZEL – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararının ardından programla ilgili tutuklanan ve ceza alan binlerce kişi hukuksuz kararların kaldırılmasını istiyor.

AİHM’nin Tekin Akgün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararı diğer dosyalar için de emsal teşkil ediyor. Yargıtay, istinaf ve yerel mahkemelerin Bylock iddiasıyla tutuklu yargılananları Anayasa’nın 90’ncı maddesine göre AİHM içtihadına uyarak tahliye etmesi, davalarda ise beraat kararı vermesi gerekiyor.

AİHM kararı sonrası Bylock kullandığı iddiasıyla kaç kişinin yargılandığı sorusu gündeme geldi. Bu konuda net bir rakam bulunmazken, İçişleri Bakan Yardımcısının 4 Mart 2019 tarihli açıklamasına göre tekil kullanıcı olduğu iddia edilen 95 bin 310 kişiye Bylock davası açıldığı tahmin ediliyor. MİT’in Teknik Raporuna göre Bylock’ta en az  1 kez mesaj atmış veya almış kişi sayısı 60 bin 473 kişi bulunuyor. Yine MİT raporuna göre, Bylock’ta mesaj içeriği olmayan kişi sayısı ise 34 bin 837. AİHM’nin kararı sonrası Bylock kullandığı iddia edilen 95 bin kişiden tutuklu bulunanların tahliye edilmesi, yargılananlar hakkında da beraate hükmedilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

YARGITAY VE AYM KARARLARINI DEĞİŞTİRMELİ

AİHM kararına göre Bylock, terör örgütü üyeliği suçu için makul bir şüphe oluşturmuyor. Oysa ki Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017’de Bylock’un terör örgütü üyeliğine yeterli delil olduğunu kabul etmiş, içeriği olup olmadığına bakmadan programı indiren ve user ID’si bulunan yüzlerce kişinin cezasını onamıştı. Anayasa Mahkemesi de Bylock’u tutuklanma için kuvvetli belirti saymış ve tutuklamaları hak ihlali saymamıştı. AİHM’nin kararı sonrası Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları adeta çöp oldu. İki yüksek yargı organının içtihatlarını AİHM kararı doğrultusunda değiştirerek Bylock’un suç teşkil etmediğine karar vermesi gerekiyor. Bylock’tan cezası kesinleşenlerin de AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanma talep etmesi hakkı bulunuyor. AİHM kararı emsal kabul edilerek Bylock iddiasıyla tutuklu bulunanların da derhal tahliyesine karar verilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

AİHM’NİN BYLOCK KARARI

AİHM, polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda Bylock’un tek başına delil olmayacağını, içeriklerin suç unsuru taşıması gerektiğini, terör örgütü üyeliğini kanıtlayacak yan deliller olması gerektiğine dikkat çekti. 20 Temmuz’da açıklanan kararda, “İlke olarak Bylock gibi şifreli iletişim uygulamalarını indirme/kullanma veya mesajlaşma gizliliğini korumak için başka herhangi bir yöntemin, tek başına suç oluşturan faaliyette bulunulduğuna dair objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek kanıt teşkil etmez” değerlendirmesi yapıldı. Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar veren mahkeme, 12 bin Euro manevi tazminat ile bin Euro masraf ve giderlerin ödenmesine de hükmetti. 

AİHM’den ilk karar: ByLock’u tutuklamaya delil kabul etmedi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Yalanlanamayan” haberlerin muhabiri Mehmet Baransu 2318 gündür hapiste

Türk Ordusu içindeki skandallar başta olmak üzere devletteki yolsuzluk ve usulsüzlüklerle ilgili yaptığı haberler sonrası hedef haline gelip hapse atılan Gazeteci Mehmet Baransu, bir Basın Bayramı’na daha cezaevinde girdi. Baransu, 2318 gündür cezaevinde bulunuyor.

BOLD – Yaptığı haberler nedeniyle AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükumetinin doğrudan hedefi haline gelen Gazeteci Mehmet Baransu, doğruluğu ortaya çıkan ve yalanlanamayan haberleri nedeniyle 2 Mart 2015’te tutuklandı. 6 yıl 4 ay 4 gündür tutuklu olan Baransu, 2318 gündür cezaevinde bulunuyor. Baransu’ya yaptığı doğrulanmış haberleri nedeniyle 37 yıla yakın hapis cezası verildi.

BELGELİ MİT HABERİ SONRASI HEDEF HALİNE GELDİ

Birçok önemli habere imza atan Baransu, 2011 yılında Uludere’de (Roboski) 34 sivilin F-16’larla yapılan bombalama sonrası ölümüne ilişkin “Devlet halkını bombaladı” başlığıyla imza attığı haberle Erdoğan’ın hedefi haline geldi. Baransu’nun bombardımanın Erdoğan’a bağlı olan MİT’in verdiği yanlış istihbaratla gerçekleştiğini belgeleriyle ortaya koydu. Baransu daha sonra ise AKP’lilerin karıştığı yolsuzluklarla ilgili birçok habere de imza attı. Duruşmalarda haber kaynaklarını açıklaması için baskı gören Baransu, haber kaynaklarından hiçbirinin ismini açıklamadı.

GDO’LU PİRİNÇLERDEN 20 YIL HAPİS CEZASI ALDI

Baransu’nun Temmuz 2013’te yazdığı, laboratuvar belgeli GDO’lu pirinç haberi, kendisi gibi GDO’lu pirinci tespit eden, raporlaştıran ve soruşturma açan polis ve savcılar dahil 77 kişiyi işinden etti. GDO’lu pirinci ithal eden Erdoğan’a yakın iş insanı Mahmut Aslan’la ilgili soruşturmanın kapatılması için Erdoğan ve bakanlar devreye girdi. GDO’yu ortaya çıkaran görevliler ve haberleştiren Baransu, “gizliliği ihlal” suçlamasından tutuklandı. 19 Temmuz 2020’de sonuçlanan mahkeme sonrası Baransu 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

ERDOĞAN’IN 2004’TE İMZALADIĞI GÜLEN’İ BİTİRME PLANINI ORTAYA ÇIKARDI

Baransu, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükumet üyeleri ile üst düzey generallerden oluşan MGK’nın 25 Ağustos 2004’teki toplantısında Fethullah Gülen Grubu’nu yok etmek için üzerinde mutabık kaldığı eylem planı belgesini 28 Kasım 2013’te yayınladı. AKP Hükumeti’nin yalanlamaya çalıştığı plan, 2016’da yaşanan 15 Temmuz sonrasında fiilen uygulamaya konuldu. Gizli bir belgeyi haberleştirdiği için hakkında dava açılan Baransu 23 Kasım 2020’de 17 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.

EN PRESTİJLİ GAZETECİLİK ÖDÜLLERİNİ TOPLADI

Baransu’nun “”O Dört Er Böyle Öldü: Pimini Çekip Bombayı Verdi” başlıklı haberi, yayınlandığı 2009 yılında Türkiye’deki en prestijli gazetecilik ödüllerini topladı. Columbia Üniversitesi Uluslararası-Halkla İlişkiler Bölümü Medya ve İletişim Program Direktörü Prof. Dr. Anya Schiffrin yayınladığı tarihe damgasını vurmuş en iyi 47 haber arasına Baransu’nun bu haberi de girdi.

 

 

 

Akın İpek: Hayatımın en güzel bayram hediyesi

Okumaya devam et

Popular

Shares