Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Dink Ailesi: Böyle bir ortamda hangi adaletten bahsedilebilir?

Hrant Dink cinayeti davasında bugün verilen karara tepki gösteren Dink ailesi, “Böyle bir ortamda hangi hakikat ve adaletten bahsedilebilir” diye sordu. Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi, kararın siyasi hesaplaşma olduğunu vurguladı.

BOLD – Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetiyle ilgili davada aralarında polis müdürlerine müebbet, gazeteci Ercan Gün’e ise 10 yıl hapis cezası verildi.

Kararın ardından Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi, ”Bugünkü kararların kimlere yönlendirildiğine baktığımız zaman, yeni bir siyasi hesaplaşmanın işin içine girdiğinden endişeleniyoruz” açıklaması yaptı. Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu da, “Bugün verilen karar da Hrant Dink cinayetinin tüm yönlerini açığa çıkartmayan ve sorumlular hakkında hüküm kurmayan bir karardır” ifadesini kullandı.

Dink ailesi de karardan sonra yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Maalesef, bugün de Hrant Dink’in hedef gösterildiği ve cinayetin işlendiği yıllarda hâkim olan iklim ve ideolojinin benzeri hâkim. Böyle bir ortamda hangi hakikat ve adaletten bahsedilebilir” denildi.

Dink ailesinin açıklaması şöyle:

  • Hrant Dink 19 Ocak 2007’de, İstanbul’un göbeğinde, gazetesi Agos’un önünde arkasından sıkılan iki kurşunla kalleşçe öldürüldü.
  • Cinayet; Genelkurmay’ın, siyasilerin, yargının, medyanın ve bazı devlet güdümlü sözde sivil toplum kuruluşlarının dâhil olduğu üç yıl süren bir hedef gösterme ve tehdit sürecinin sonunda gerçekleşti.
  • Öldürülmeden bir hafta önce, öldürülen kişi yazdığı “Neden hedef seçildim?” yazısıyla hepimize bir not bıraktı ve yaptığı son konuşmalarında “Bu devletin derinliğinin bana haddimi bildirme operasyonudur” sözleriyle açıkladı. Hrant Dink’in bu son yazısında bahsettiği hiçbir olay, kişi veya ilişki 14 yıldır soruşturmaya dâhil edilmedi. Üstelik de yazısında tanıklığı ve sezgileriyle bahsettiği birçok şey, sonrasında belgelerle de ispat edilmişken…
  • Operasyon öldürmeyle son bulmadı; ihmal, örtbas, delil karartma ve yanlış yönlendirmelerle devam etti.
  • Bütün bu mekanizmayı ele almayan bir yargılamanın bizi de kamuoyunu da ikna etmesi mümkün değil.
  • Bugün verilen karar bu hakikatten oldukça uzak. Kendi içinde dahi orantısız bazı beraat ve ceza hükümlerini anlamak da anlatmak da oldukça güç. Hele bazı kararlar var ki; sanki kötülüğün kendisi değil adeta sızması cezalandırılmış izlenimi veriyor.
  • Yargılamanın geldiği noktada, 15 Temmuz 2016’da alçakça bir harekâtla yüzlerce insanımızın ölümüne, binlercesinin de yaralanmasına sebep olan, FETÖ olarak tanımlanan odakların 2007’de Hrant’ımızı da öldürmüş olduğu söyleniyor.
  • Eğer bu doğruysa, başından beri olması için gayret gösterdiğimiz, talep ettiğimiz etkili soruşturma zamanında yapılsaydı, neredeyse 10 yıl sonra bu kadar canımızı yitirmeyecektik. Bu durumda, Hrant Dink cinayetinin zamanında soruşturulmuş olmamasının hesabının yüzlerce insanın ailesine, yakınlarına verilmesi gerekmez mi?
  • Yargının itibarının yerlerde gezindiği bugünkü ortamda hangi mahkemeden adil bir karar çıkabilir ki? Bu ortam elbette suçlular için rahatlatıcıdır… Maalesef, bugün de Hrant Dink’in hedef gösterildiği ve cinayetin işlendiği yıllarda hâkim olan iklim ve ideolojinin benzeri hâkim. Böyle bir ortamda hangi hakikat ve adaletten bahsedilebilir? Bugün herhangi biri çıkıp “Hrant Dink’in öldürülmesinde Ermeni olmasının etkisi yok” diyebilir mi? Bu mekanizmanın kılcal damarlarına kadar işlemiş ırkçılık nasıl inkâr edilebilir?
  • Bu dava bu haliyle kapatılıp, yılların derin devlet mekanizmasına FETÖ deyip geçilir ve etkili bir soruşturma yürütülmezse, bundan sonraki yıllarda kaybedilecek başka canların sorumluluğu kimin olacaktır? Katil nasıl bir çocuktuysa, FETÖ de Ergenekon da çocuk. Mekanizma ise çok daha yaşlı. Bu mekanizmanın başka canlar almaya devam etmesine müsaade edilmemeli.
  • Bir an önce şeffaflık, demokrasi ve hukuk ikliminin tesis edilmesi hepimiz için hava gibi, ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç. Nihayetinde umulan şey bir yüzleşme: Toplumun bu suçla yüzleşmesi, suçlunun suçuyla yüzleşmesi ve kurumların gerekli dersi çıkarması.
  • Biz ailesi olarak, arkadaşları ve avukatlarıyla, Hrant Dink’in tabutuna omuz vermiş dostlarımızın da gücüyle; anlama, anlatma çabamızı ve hukuk mücadelemizi asla bırakmayacağız. Ta ki tüm mekanizma açığa çıkarılıp bir daha kullanılmayacak hale getirilene kadar.

Hrant Dink davasında karar: Gazeteci Ercan Gün’e 10 yıl hapis

Gündem

Suç örgütü elebaşı Sedat Peker’e koruma polisinin belgesi çıktı

İzmir Emniyet Müdürlüğü, çete lideri Sedat Peker’e Emniyet tarafından koruma polisi verildiğini itiraf etti. Skandalın belgesini CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır kamuoyuna duyurdu.

BOLD – CHP Mersin Milletvekili ve Parti Meclisi (PM) Üyesi Ali Mahir Başarır, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’e verilen koruma polislerinin belgesini paylaştı. Başarır, Peker’e 2015’te Barış için Akademisyenler İnisiyatifi üyesi bin 128 akademisyene yönelik söylediği “Oluk oluk kan akıtacağız” tehditlerinden sonra koruma polisi verildiği iddialarına ilişkin Emniyet yazısını paylaştı.

AKP iktidarında şiddet gören kadınların değil mafya liderlerinin korunduğunu vurgulayan CHP’li Başarır, şunları dile getirdi: “Mafya lideri Sedat Peker 9 Ekim 2015 tarihinde Rize’de ‘teröre lanet’ mitingi yapıyor. Burada, ‘oluk oluk kan akıtacağız’ diyor ama bu şahıs, aynı yıl devlet tarafından korunuyor. İş adamı kılıfı altında, Türkiye’de mafyalığın halk gözündeki en bilinen yüzlerinden birisine koruma veriliyor. Diğer tarafta ise tehdit almasına rağmen koruma verilmeyen binlerce insan var. Fakat, ‘oluk oluk kan akacak’ diyen şahıs ise koruma altında.”

AKP İLE ARASI BOZULUNCA…

Ömer Çelik’in, “Elinde belge bulunan mahkemeye gitsin” sözlerini de hatırlatan CHP’li Başarır şöyle devam etti: “Bu şahsa, iktidar tarafından 6 sene önce koruma verilmiş. Bu şahıs, 6 sene önce mafya lideri, suç örgütü lideri değildi de AKP iktidarı ile arası bozulunca mı suç örgütü lideri oldu? Siz bu illegal odaklara koruma tahsis etmişsiniz. Ömer Çelik, ‘mahkemeye başvursun’ diyor ama Süleyman Soylu attığı tweet ile yargıya etki edebildiğini açıkça ifade etmiş. Karşımızda, neresinden tutarsak tutalım elimizde kalan bir olay var. Bu yüzden TBMM’de bu konuyla alakalı bir araştırma komisyonu kurulmalıdır.”

YALANA DEVAM EDİYORLAR

“Eşinden, sevgilisinden şiddet gören kadınlara koruma sağlayamayan iktidarın; bir mafya liderinin güvenliği için koruma görevlendirmekten çekinmediğini belirten CHP’li Başarır’ın şu ifadeleri dikkat çekti: “AKP iktidarı, yalan söylemeye devam ediyor. Dün emrine koruma polisi görevlendiren İçişleri Bakanı, bugün ise organize suç örgütü lideri diyor. CHP olarak bizim görüşümüz ise en başından beri nettir; bu şahıs organize suç örgütü lideridir. İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün yayımladığı yazıya göre; bu şahsa, İstanbul Valiliği tarafından 2015 yılında koruma polisi verilmiş ve yine bu şahsın söylemlerine göre, Süleyman Soylu zamanında da bu uygulama devam etmiş. Fakat, burada bu mafya liderine koruma polisi verildiği ortaya çıkmışken utanıp istifa edeceklerine konuyu muhalefete getirip yüzsüzlük ve arsızlıkta çığır açıyorlar.”

Okumaya devam et

Gündem

Mehmet Ağar Yalıkavak Marina ile ilgili sözleri nedeniyle Soylu’dan özür diledi

İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamalarının ardından, eski Bakan Mehmet Ağar, Yalıkavak Marina’ya ilişkin olarak “Bizi buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli: Buraya mafya çökecek” sözleri nedeniyle özür diledi.

BOLD – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, eski Bakan ve eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın Yalıkavak Marina ile ilgili açıklamalarına tekzip beklediğini ifade etmesinin ardından Ağar özür diledi.

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iş insanı Mübariz Mansimov’u tehdit ederek, Bodrum Yalıkavak Marina’yı aldığı iddialarına yanıt vermişti. Ağar, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e yaptığı açıklamada marinaya işaret ederek “Bizi buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli, buraya mafya çökecek” demişti.

Ağar, eleştirilere neden olan bu ifadeye ilişkin olarak bugün Sözcü TV’ye yaptığı açıklamada, “Bütün eleştirilere hak verdiğini” belirtti. Bunun iddialara ilişkin kızgınlıktan dolayı bir “sürçülisan” olduğunu vurgulayan Ağar, “Benim bu tabiri kullanmam fevkalade yanlıştır. Bütün meslektaşlarımı incittiğimi düşünüyorum, bundan dolayı kalbi olarak özür diliyorum” dedi. Haberin yayımlanmasının ardından rahatsızlık duyduğunu belirten Ağar, ama konunun “fevkalade uygun bir şekilde” aktarıldığını kaydetti. Ağar, “Ama buradaki kusur benim” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun çalışmalarını takdirle takip ettiğini ifade eden Ağar, “Gerek terörle mücadelede, gerek organize suçlarla mücadelede, gerekse teşkilata verdiği güven dolayısıyla fevkalade başarılı görev sürecini devam ettiriyor. Allah da uzun yıllar devam ettirsin” ifadelerini kullandı.

SEDAT PEKER NE DEDİ?

Suç örgütü lideri Sedat Peker, daha önce yayımladığı videoda, eski Bakan Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar’a yönelik suçlamalarda bulunmuştu.

Palmali Group’un sahibi Azeri-Türk iş adamı Mübariz Mansimov’un tutuklanması konusunda Ağar’a işaret eden Peker, Ağar ve oğlu Tolga Ağar’ı Mansimov’un mallarına “çökmekle” itham etmişti.

SOYLU NE CEVAP VERDİ?

İçişleri Bakanı Soylu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarına yanıt verdiği açıklamada, isim vermeksizin eski Bakan Mehmet Ağar’ı da eleştirmişti. “Bu süreçte ‘belki dil sürçmesidir’ diye hala tekzibini beklediğim cümle. Biz olmasa idik oraya mafya çökecekti cümlesidir” diyen Soylu, “İnşallah saygısız gazetecinin çarpıtmasıdır. Benim devletim Libya’ya ve Karabağ’a çökülmesine fırsat vermedi. Kıytırık bir marinaya mafya bozuntularının çökmesine fırsat vermez. Türkiye eski Türkiye değil” ifadelerine yer vermişti.

Sedat Peker’le Mehmet Ağar’ın asıl derdi: Neyi paylaşamadılar?

Okumaya devam et

Gündem

Üç aşamalı normalleşme planı

Kovid-19 salgınıyla mücadelede ‘tam kapanma’ sonrası üç aşamalı normalleşmeye geçilecek. İlk etapta kafe, restoran ve lokantalar açılacak. Pazar günleri sokağa çıkma yasağı devam edecek.

BOLD – 17 Mayıs 2021 tarihinde sona erecek tam kapanma sonrası planlı normalleşmeye geçilecek. Kulislere göre bu sene okullar açılmayacak, uzaktan eğitim devam edecek. Her şey yolunda giderse okulların en erken Eylül, Ekim döneminde eğitime başlaması bekleniyor.

CUMARTESİ SERBEST PAZAR GÜNÜ KAPALI

Birgün gazetesinde yer alan habere göre Pazartesi sonrası uygulanacak planlamada ilk etapta kafeler, restoranlar ve lokantalar saat 20.00’a kadar açılacak. Sokağa çıkma kısıtlaması artık 19.00’da değil eskisi gibi 21.00’den sonra olacak. Cumartesi günleri ise sokağa çıkma kısıtlaması kaldırılacak. İlk etapta sokağa çıkma kısıtlamasının pazar günü sürmesi bekleniyor.

İKİNCİ AŞAMA MAYIS SONUNDA BAŞLAYACAK

Planlamanın ikinci aşamasındaki belirlenen tarih ise 31 Mayıs. İkinci aşama adımlarının bu tarihte başlaması bekleniyor. Bu dönemde kafe, restoran, lokanta gibi iş yerleri 22.00’de kapanmaya başlanacak ancak kapalı alanlar kullanılamayacak. Dışarısı ise yüzde 50 oranla kullanıma açık olacak.

Daha küçük işletmeler, kahvehane ve çay ocağı gibi yerler için valilik üzerinden izin çıkarılacak. Örnek olarak “kapınızın önüne masa atarak çalışın” denilebilecek. Bu dönem pazar günü de sokağa çıkma kısıtlaması da olmayacak.

ÜÇÜNCÜ AŞAMA TEMMUZ AYINDA

Üçüncü aşama için işaret edilen tarih temmuz ayı, hayat neredeyse normale dönecek. Düğünler belirli kısıtlamalarla yapılabilecek. Kafe ve restoran gibi yerler ise 23.45’e kadar açık olacak ama yine de kapalı alanlar kullanılamayacak. Dışarısı ise yüzde 50 oranda kullanılabilecek. Nargileciler ve gece kulüplerinin ise açılması beklenmiyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0