Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

NATO’nun Ukrayna’daki rolü ve Rusya’nın tavrı

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, NATO’nun Donbas’taki savaşı sona erdirmenin ‘tek yolu’ olduğunu söyledi. Moskova ise Ukrayna’nın NATO üyeliğinin ‘durumu daha da kötüleştireceği’ uyarısında bulundu.

BOLD ANALİZ – Ukrayna’nın NATO üyeliği ilke olarak 2008 yılında gündeme geldi. Kiev yönetimi 2008 yılında NATO Üyelik Eylem Planı (MAP) için başvurdu. 2010 yılında Viktor Yanukoviç’in Devlet Başkanlığı seçimini kazanması ve Rusya’nın sert muhalefeti nedeniyle bu konuda bir ilerleme sağlanamadı.

2014 yılında hem Kırım Özerk Bölgesi’ni Rusya’ya kaptıran ve hem de ülkenin doğusunu Rus ayrılıkçıların kontrolü altına aldığı Ukrayna, özellikle ülkenin doğusunu yeniden kontrol altına almak için NATO’yu tek çözüm olarak görüyor. Kiev yönetiminin Kırım’ı geri alma düşüncesi ise gerçeklerden oldukça uzak.

2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi sırasında pasif kaldığı için sert biçimde eleştirilen ABD ise bu kez Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesi için Ukrayna’ya güçlü biçimde destek veriyor. İttifakın iki önemli üyesi ABD ve İngiltere’nin güçlü desteği nedeniyle de NATO, Donbas krizinde aktif rol üstlenmeye çalışıyor ve ittifak üyesi olmayan Ukrayna’ya alışık olmadık şekilde destek açıklamaları yapıyor.

NATO Karadeniz Daimi Görev Gücü gemileri bölgede faaliyetlerini arttırırken ittifakın bölgeye asker gönderebileceği dahi konuşuluyor. Ukrayna’nın NATO üyeliğine şiddetle karşı çıkan ve bu durumu stratejik olarak büyük risk gören Moskova, NATO’nun bölgeye asker göndermesi durumunda ek önlemler alacağını ilan etmişti. Putin de Şubat ayında yaptığı bir açıklamada da “Donbas’ı öylece bırakıp gitmeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya’nın net tavrı düşünüldüğünde ABD ve İngiltere’nin önayak olmasıyla NATO’nun bölgeye müdahalesi daha büyük bölgesel ve hatta küresel krizlerin habercisi olabilir.

“UKRAYNA’NIN NATO ÜYELİĞİ RUSYA’YA VERİLMİŞ ‘GERÇEK BİR MESAJ’ OLUR”

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski, Ukrayna sınırındaki Rus birliklerinin hareketiyle yeniden tırmanmaya başlayan Ukrayna-Rusya gerilimi nedeniyle NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile dün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Ukrayna’dan yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Zelenski görüşmede ülkesinin ittifaka üye olma isteğini dile getirerek NATO’dan bir üyelik planı hazırlamasını talep etti. Zelenski bunun Rusya’ya verilmiş ‘gerçek bir mesaj’ olacağını ifade etti.

NATO’nun Donbass’taki savaşı sona erdirmenin ‘tek yolu’ olduğunu söyleyen Ukrayna Devlet Başkanı, NATO ülkelerinden Rusya’ya karşı caydırıcılık unsuru olarak Karadeniz’deki askeri varlıklarını güçlendirmesini istedi.

Zelenski, Ukrayna’da ordu ve savunma sektöründe reform yapmak konusunda kararlı olduklarını belirterek, “Ancak sadece reformlar Rusya’yı durdurmayacaktır. NATO Donbas’taki savaşı bitirmek için tek yol” ifadesini kullanmıştı.

STOLTENBERG’DEN DAYANIŞMA SÖZÜ

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in ise görüşmede Ukrayna’ya dayanışma taahhüdünde bulunduğu ancak askeri destek ihtimalini gündeme getirmediği kaydedildi. Stoltenberg açıklamasında, “Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski’yi Rusya’nın Ukrayna ve çevresindeki askeri faaliyetleri ve ateşkes ihlâllerine ilişkin endişelerimi dile getirmek için aradım” dedi. Stoltenberg NATO’nun Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ettiğini ve yakın ortaklık kurmakla yükümlü olduğunu belirtti.

Stoltenberg sosyal medyadaki paylaşımında da Rusya’nın Ukrayna içindeki ve etrafındaki askeri faaliyetleriyle ateşkes ihlallerinden NATO’nun ciddi endişe duyduğunu kaydederek, “NATO Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü sağlam şekilde desteklemektedir.” ifadesini kullandı.

Stoltenberg, Ukrayna ile İttifak arasındaki yakın ortaklığa bağlı olduklarını vurguladı.

KREMLİN: DURUMU DAHA DA KÖTÜLEŞTİRİR

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise Kiev’in NATO ile bir ittifaka girmesinin Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Ukrayna arasındaki çatışmaları körükleyeceğini söyledi.

Peskov, “Bu durum Ukrayna’nın iç sorununu çözmesine katkıda bulunmayacak, durumun daha da kötüleşmesine yol açacak.” dedi.

RUSYA’DAN BATIYA MESAJ: SAVAŞA HAZIRLIK DENETİMİ BAŞLATTI

Bu arada Rusya’dan batıya açık bir mesaj olarak değerlendirilecek bir adım geldi. Rusya Savunma Bakanı Sergei Şoygu, ülkenin tüm askeri bölgelerinde savaşa hazırlık durumu denetimlerinin başlatıldığını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, denetimler kapsamında nisan ayı boyunca 812’si iki taraflı, 101’i poligonda ve 520’si askeri eğitim tesislerinde olmak üzere toplam 4 bin 48 tatbikat yapılacağını duyurdu.

BEYAZ SARAY: KARAR NATO’NUN

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Rusya ile gerginlik yaşayan Ukrayna’nın yanında olduklarını ancak bu ülkenin NATO’ya katılması konusunda kararı NATO’nun vereceğini açıkladı.

Psaki, Ukrayna’nın uzun süredir NATO’ya katılma isteğini dile getirdiğini vurgulayarak, “Ukrayna’ya güçlü desteklerimizi her zaman iletiyoruz. Onlara karşı bir tehdidi geri püskürtmek için de çabalıyoruz ancak Ukrayna’nın ittifaka katılması kararı NATO’nun vereceği bir karardır.” değerlendirmesinde bulundu.

NATO DAİMİ TEMSİLCİLERİ UKRAYNA İÇİN TOPLANDI

Donbass bölgesinde 26 Mart’tan itibaren tansiyonun yeniden yükselmesi ve 30 Mart’ta Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Komçak’ın Rus ordusunun Ukrayna sınırına yığınak yaptığını açıklamasının ardından NATO 1 Nisan Perşembe günü daimi temsilciler düzeyinde bir araya gelmişti.

KREMLİN: NATO UKRAYNA’YA BİRLİK GÖNDERİRSE EK ÖNLEM ALIRIZ

NATO’nun geçen hafta Rusya için toplanmasının hemen ardından Rusya’dan net bir açıklama geldi. Moskova, NATO ülkelerinin Ukrayna’nın doğusuna birlik göndermesi halinde ek önlem alacaklarını açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Böyle bir senaryonun Rusya sınırlarına yakın bölgede gerginliğin artmasına yol açacağı aşikar. Pek tabii, bu Rusya tarafının güvenliğini sağlamak için ek önlemler almasını gerektirir” ifadelerini kullandı.

NATO ÇOK YÜKSEK HAZIRLIK SEVİYELİ MÜŞTEREK GÖREV KUVVETİ (VTJF)

NATO’nun Ukrayna’ya askeri güç göndermesi halinde ilk akla gelen birlik ise Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesi sonrası Moskova’ya karşı caydırıcı bir güç olarak kurulan NATO’nun ‘acil görev gücü’. Diğer adıyla Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti (VJTF).

Bu güç NATO içerisinde tam da bu tür bir görev için hazır tutulan bir kuvvet ve ‘NATO‘nun mızrak ucu’ olarak nitelendiriliyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri ve Orta Doğu’daki karışıklıklar gibi değişen güvenlik ortamı nedeniyle NATO devlet ve hükümet başkanlarının 2014’te Galler’de düzenlenen zirvesinde kurulması kararlaştırılmıştı.

Ukrayna, NATO üyesi olmasa da Kiev yönetimi ittifak üyesi olmayı planlıyor ve NATO ile çeşitli düzeylerde işbirlikleri bulunuyor.

NATO, birlik üyelerini korumakla görevli olsa da Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi NATO güçleri ittifak üyesi olmayan ülkelerin dışında da görevlendirilebiliyor.

TÜRKİYE, VTJF’NİN KOMUTASINI OCAK AYINDA DEVRALDI

Türkiye, NATO acil görev gücü VTJF’nin komutasını Ocak ayında Polonya’dan devraldı.

2019 yılında Almanya, 2020’de de Polonya’nın öncülük ettiği kuvvetin komutası 31 Aralık 2021 tarihine dek Türkiye’de olacak.

VJTF, herhangi bir tehdide karşı NATO müttefiklerini korumak için çok kısa sürede harekete geçebilecek şekilde hazır tutuluyor.

ACİL GÖREV GÜCÜNÜN 3’TE İKİSİ TÜRK ASKERLERİNDEN OLUŞUYOR

6 bin 400 kişilik askeri personelden oluşan gücün 4 bin 200’ü yani 3’te ikisi Türk askerlerinden oluşuyor. Geri kalan 2 bin 200 asker ise Arnavutluk, Macaristan, Karadağ, Polonya, Romanya, İtalya, Letonya, Slovakya, İspanya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ordularına mensup askerlerden oluşuyor.

Ani sevk kararlarına seri şekilde yanıt verebilecek şekilde tasarlanan VJTF’ye bağlı öncü kuvvetlerin, gerektiğinde en geç 72 saat içinde sevk edilmeye hazır olmaları gerekiyor. Bu da nöbetteki askeri personelin bulunduğu yeri kesinlikle terk etmemesi ve her an sevke hazır halde olmasını gerektiriyor.

Türkiye’nin VTJF’deki birliğini ‘NATO Kolordusu’ olarak adlandırılan İstanbul’daki 3. Kolordu Komutanlığı’na bağlı 66’ncı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı oluşturuyor.

VTJF, 19 MART’TAN BERİ TATBİKATTA

VTJF, NATO’nun kararlı savunma oyuncusu misyonuyla 3 yılda bir icra ettiği ‘Steadfast Defender 2021 Tatbikatı’ kapsamında 19 Mart’tan beri eğitimlerini sürdürüyor.

İstanbul ve Çorlu’da konuşlu iki komutanlık da tatbikatın hava ve deniz vasıtalarına yükleme safhası için limanlara intikal hazırlıklarını 26 Mart’ta tamamladı.

Tatbikat kapsamında olası bir kriz anında NATO destek misyonunun kara, deniz ve hava yolu ile intikal edilebilirliğinin test edilmesi amaçlanıyor.

Tatbikatın son safhası 19 Mayıs-1 Haziran 2021 tarihlerinde Romanya’da icra edilecek.

PUTİN: DONBAS’I ÖYLECE BIRAKIP GİTMEYİZ

Moskova, nüfusun çoğunluğunu Rusların oluşturduğu Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki (Donetsk ve Luhansk), Rus asıllı ayrılıkçılara güçlü bir şekilde destek veriyor. 2014 yılından beri Rus özel kuvvetlerinin ve paralı askerlerin bölgedeki Rus ayrılıkçıların saflarında savaştığı biliniyor.

Moskova, bölgedeki ayrılıkçılara çok gelişmiş silah sistemleri de sağlıyor. Bölgedeki savaşın zirveye çıktığı 2014 yılı Temmuz ayında Malezya Havayolları MH-17 sefer sayılı uçağı Rus ayrılıkçılar tarafından Moskova’nın kendilerine sağladığı “BUK’ karadan havaya füzesi ile vuruldu. Boeing 777-200ER tipi uçakta 15’i mürettebat 283’ü yolcu 298 kişi hayatını kaybetti. Ayrılıkçıların uçağı Ukrayna Hava Kuvvetleri’ne ait askeri kargo uçağı zannederek vurduğu ortaya çıkmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şubat ayında yaptığı açıklamada bölge için “Donbas’ı öylece bırakıp gitmeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

NATO’nun bölgeye asker göndermesi veya Ukrayna’nın NATO’ya üye olması batı sınırı ittifak üyeleri ile çevrili olan Rusya’nın güneyden de NATO tarafından kuşatılması anlamına geliyor. Ayrıca Karadeniz’e kıyısı olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın ardından Ukrayna’nın da NATO üyesi olması ittifakı Karadeniz’de hakim güç durumuna geçirerecek ve Karadeniz’e giriş-çıkışları Boğazlar yoluyla NATO üyesi Türkiye’nin tutması dolayısıyla da Moskova’yı Karadeniz’de daha da zayıf duruma düşürecektir.

Moskova’nın bu kadar hayati bir stratejik meselede Rusya ve Putin özelinde düşünüldüğünde geri adım atmasını beklemek oldukça yanlış olur. Rusya’nın doğrudan Donbas’a ve Ukrayna’ya bir müdahalesini tetikleyebilir. 2008 yılında da Ukrayna’nın NATO üyeliği ilk gündeme geldiğinde Putin’in Kiev’in ittifaka üye olması durumunda Rusya’nın Kırım’ı ve Ukrayna’nın doğusunu işgal edeceğini söylediği iddia edilmişti.

ABD ve NATO ülkelerinin ise Rusya’nın aktif olarak savaşa katıldığı bir durumda bölgeye asker göndermesi veya Batı için çok da hayati olmayan bir meselede Rusya’yla çatışması göze alması mümkün gözükmüyor.

Batı, 2008 yılında Rusya-Gürcistan savaşında Tiflis’i ve 2014 yılında Kırım ve Donbas krizinde Kiev’i kışkırtmış ancak daha sonra bu ülkeleri Rusya’yla baş başa bırakmış; bu ülkelere örtülü silah desteği ve Rusya’ya yaptırım kararı almaktan öteye geçmemişti.

ZELENSKİ TÜRKİYE’YE GİDEBİLİR

Rusya ile son dönemde ilişkilerini hızla geliştiren Türkiye ise Suriye ve Libya’da olduğu gibi Ukrayna krizinde de Moskova’yla karşıt cephelerde yerini aldı.

Ukrayna, 2019 yılında Türkiye’den altı adet Bayraktar TB2 İnsansız Hava Aracı ile üç yer kontrol istasyonu satın aldı. Mart ayında da 30 adet Bayraktar silahlı ve silahsız insan hava aracının Ukrayna’ya gönderildiği Rus basınına yansıdı.

Anadolu Ajansı, krizin zirveye çıktığı bu dönemde Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski başkanlığında bir heyetin cumartesi günü yüksek düzeyli stratejik konsey toplantısı için Türkiye’ye gelmesinin beklendiğini yazdı.

NATO-UKRAYNA İLİŞKİLERİ

NATO ile Ukrayna’nın ilişkileri 1994 yılında başladı. 2008 yılında Ukrayna NATO Üyelik Eylem Planı’na (MAP) başvurdu.

12 Şubat 2008’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın NATO’ya üye olması ve ittifakın füze kalkanı projesine katılması durumunda Rus füzelerinin Ukraya’na doğru çevrileceğini söyledi.

2010 yılında Viktor Yanukoviç’in Devlet Başkanlığı seçimini kazanması ve Rusya’nın sert muhalefeti nedeniyle bu konuda bir ilerleme sağlanamadı.

2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Donbas bölgesinin Rus ayrılıkçıların kontrolüne geçmesi sonrası dönemin Ukrayna hükumeti, NATO’ya üye olmayı hükumetin öncelikleri arasına aldı.

10 Mart 2018’de NATO, Ukrayna’yı Bosna-Hersek ve Gürcistan ile birlikte ittifaka üye olmayı planlayan ülkeler listesine ekledi.

12 Haziran 2020’de Ukrayna NATO’nun ‘Geliştirilmiş Fırsatlar Ortağı Programı’na (Enhanced opportunity partner interoperability program) dahil oldu.

Ukrayna’da tansiyon yükseldi: NATO Türkiye’nin komutasındaki ‘acil görev gücünü’ gönderebilir

Analiz

Kripto Tosuncuk vakası: 2 milyar dolar battı 3.3 milyon Coin yatırımcısı şokta

Kripto para borsası Thodex’in kurucusu Faruk Fatih Özer’in yaklaşık 2 milyar dolarla yurt dışına kaçması Türkiye’deki 3,3 milyon ‘coin’ yatırımcısını korkuttu. Uzmanlar, dijital para alanında herhangi bir yasal düzenlemenin olmaması sebebiyle benzer ‘dolandırıcılıkların’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de kripto para yatırımcı sayısı 4 yıl gibi kısa bir sürede Borsa İstanbul’daki müşteri sayısını geçti. Yüzlerce şirketin işlem gördüğü Borsa İstanbul’daki hisse senedi yatırımcısı 2.3 milyon kişide kalırken, Türkiye’deki coin yatırımcısı 3.3 milyon kişiye ulaştı.

AKP DÜZENLEME YAPMADI

İlginin jet hızıyla artması sektörde boşlukları da beraberinde getirdi. 40’a yakın aracı kurumun vatandaşlar adına bankalar üzerinden kripto işlemi yaptığını tahmin eden uzmanlar aylardır, “Devletin acilen bu alanda düzenlemeler yapması gerekiyor” çağrısı yaptı. Ancak bu çağrıya AKP hükumeti kulaklarını tıkadı. Merkez Bankası, kripto para borsasının spekülasyonlara açık olduğu belirterek vatandaşları uyarmakla yetindi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) kripto para kullanıcılarının bilgilerini istemekle kaldı. Firmalarla alakalı herhangi bir adım atmayan AKP, vatandaşlardan vergi almak için hazırlıklara başladı.

KABZIMALLA İLGİLİ YASA VAR, KRİPTOYLA İLGİLİ YOK

Hukukçu Murat Volkan Dülger, Habertürk televizyonundan yaşanan dolandırıcılığın benzerlerinin yaşanmaması için acilen yasal düzenlemeler gerektiğini kaydetti. Dolandırıcıların, temiz yüzlü, tatlı dilli, güzel bir hayat sunarak vatandaşları dijital paraya çektiğine işaret eden Dülger, “Pazarda sebze satan kabzımalla ilgili yasa var ama, milyarlarca liranın döndüğü alanda düzenleme yok” dedi.

BU PARALAR UÇTU GİTTİ

400 bin müşteri için ayrı ayrı soruşturma açılması gerektiğini kaydeden Dülger, “Thodex’e yatırılan 2 milyar dolarlık kripto varlık bence battı. Bütün Mal varlığını kaybedenler oldu. Banka batsa devlet garantisi var. Paranı öderler. Burada sıradan bir şirket var. Ne denetim var ne arkada devlet güvencesi var. Bu dolandırıcılık ders olsun, devlet yetkilerine sesleniyoruz. Yasaklamak yerine buradaki şirketleri eleyin.” çağrısı yaptı.

 

Okumaya devam et

Analiz

Bakan Pekcan’ı yolsuzluk değil itiraf yaktı

AKP’nin 19 yıllık tarihinde ilk kez bir bakan yolsuzluk yaptığını kabul etti ve görevden alındı. Bugüne kadar birçok AKP’li bakan, karıştıkları milyar dolarları bulan yolsuzluklara rağmen Erdoğan’ın koruma şemsiyesiyle suçlamalardan sıyrılmayı başardı. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ı ise dezenfektan satışı değil, suçunu kabul edişi koltuğundan etti.

BOLD – Ticaret Bakanlığı’na 9 milyon lira değerinde dezenfektan sattığı ortaya çıkan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, görevinden alındı. AKP, 19 yıllık iktidarında ilk kez bir bakanı yolsuzluk iddiaları sonrası jet hızıyla görevinden aldı.

PEKCAN YARGILANSIN

Muhalefet, hükumetin yolsuzluk yapan ve kabul eden bakanı görevden almasını olumlu karşılarken, Pekcan’ın devleti uğrattığı zararı karşılamasını ve yargılanmasını talep etti

AKP TARİHİNDE YOK

17 ve 25 Aralık 2013 tarihlerine rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık’ gibi suçlamalarla AKP’li 4 bakan ve yakını hakkında soruşturma başlatıldı.

Pakistan ziyareti dönüşü Erdoğan ile görüşen İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar istifalarını açıkladı. Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış da bir süre sonra istifa ettiğini duyurdu.

İçişleri Bakanı Muammer Güler, oğlunun dahil edildiği çirkin oyunu bozmak ve gerçeklerin daha açık şekilde ortaya çıkmasına imkan sağlamak için, Erdoğan’dan görevinden affını kendisinin istediğini söyledi.

Erdoğan ve bazı bakanlar dahil birçok hükümet yetkilisine, bürokrata ve iş adamına ait  ses kayıtları internet ortamında yayınlandı. Buna rağmen, Erdoğan ve AKP iktidarı da bakanların yanında durarak, hükumetin paralel bir yapının saldırısı altında olduğu teziyle kamuoyunun karşısına çıktı. Yolsuz bakanlarını da alıp mitinglere katılan Erdoğan, yolsuzluk suçlamalarına karşı sonuna kadar inkar politikası yürüttü

SOYLU DA REDDETTİ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da Mardin Büyükşehir Belediyesine atadığı kayyumdan pahalı hediyeler aldığı iddia edilmişti. Bir kuyumcudaki basına yansıyan görüntüler sonrası Soylu kendisinin mütevazi bir insan olduğunu belirterek iddia sahiplerini ahlaksızlıkla suçladı.

UNAKITAN OLAYI

2006 yılında TÜPRAŞ, Galataport, 2B ve mısır ithalatıyla ilgili adı yolsuzluk iddialarına karışan AKP’li dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da Erdoğan’ın koruma şemsiyesi altından siyasi ömrünü tamamladı. Erdoğan çıkar karşılığında basın organlarının Maliye Bakanı’nın üzerine gittiğini, kendisinin ise Bakan’a kefil olduğunu söyleyerek Unakıtan’a sahip çıkmıştı.

Ruhsar Pekcan, Bakanı Olduğu Ticaret Bakanlığı’na dezenfektan sattığı için değil bu yolsuzluğu kabul ettiği için görevden alındı. Pekcan’ın ezan, bayrak, algı gibi söylemlerle iddiaları reddetseydi görevine devam edeceğini düşünenler çoğunlukta.

https://mobile.twitter.com/arslanhasantr/status/1384861603275939843

AKP sinemasında Amiraller Bildirisinin gösterimi bitti CHP’li Engin Altay vizyonda

Okumaya devam et

Analiz

AKP sinemasında Amiraller Bildirisinin gösterimi bitti CHP’li Engin Altay vizyonda

Yoksulluk, ekonomik kriz ve 128 milyar dolar skandalıyla başı dertte olan AKP’nin imdadına yine ‘darbe imalı söylentiler’ yetişti. 104 emekli amiralin bildirisini  safları sıklaştırmakta kullanan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kez de CHP’li Engin Altay’ın ‘Sonu Menderes gibi olmasın’ sözlerine sarıldı. Erdoğan bu söylemle halkın yoksulluğunu unutturuyor.

BOLD ANALİZ – AKP ve Tayyip Erdoğan, askeri darbe şayiasını sonuna kadar kullanmayı sürdürüyor. Erdoğan ve partisi, Amiraller Bildirisi gündemden düşünce bu sefer de CHP’li Engin Altay’ın bir televizyondaki sözlerine sarıldı.

Partinin ilk yıllarında Eldiven, Ayışığı, Sarıkız, Balyoz gibi darbe planlarına yönelik soruşturmalarla seçimler kazanan AKP ve Erdoğan, bu planları deşifre eden polis ve yargı mensuplarını kumpas diyerek cezaevine attı. 15 Temmuz darbe girişimini de “Allah’ın lütfu” olarak tepe tepe kullanan Erdoğan, 2021 Türkiye’sinde ise gerçek darbe planlarına dahi gerek duymuyor. Artık darbeyi ima ettiği iddiasıyla yapılan açıklamalar da Erdoğan’ın ‘darbe yapacaklar’ söylemine hizmet ediyor.

İLKER BAŞBUĞ’A : BORU GÖSTERMEYE BENZEMEZ

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her sıkıştığı anda eski generaller ve siyasetçiler imdadına yetişiyor. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un AKP’li milletvekillerini hedef alan açıklamalarına Erdoğan, TBMM kürsüsünden cevap verdi. 5 Şubat 2020 tarihinde AKP’li vekillere İlker Başbuğ’a toplu dava açılması talimatı veren Erdoğan, “Bu öyle boru göstermeye benzemez” diyerek Başbuğ’un Ergenekon ve Balyoz operasyonları sırasındaki açıklamasını hatırlattı.

EROL MÜTERCİMLER’İN AÇIKLAMASI

Bir ay geçmeden bu kez Erol Mütercimler’in darbe imalı açıklamaları gündem oluşturdu. Sosyal medya üzerinden ve AKP’li teşkilatlar Mütercimler’in açıklaması üzerinden kampanyalar düzenledi. “Erdoğan’ı yedirmeyiz” etiketleri açıldı.

104 EMEKLİ AMİRAL BİLDDİRİSİ

Tam bir yıl sonra yine darbe söylentisi pişirilip tekrar dolaşıma sokuldu. Bu kez 4 Nisan 2021 gecesi 104 emekli amiral Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki sarıklı amiral, Montrö Sözleşmesi ve Kanal İstanbul tartışmaları üzerine bildiri yayımladı. AKP ve Cumhurbaşkanlığı Saray’ı bildiriyi hemen ‘darbe yapacaklar’ başlığıyla gündemin birinci sırasına oturttu. Amiraller gözaltına alındı, arkasından elektronik kelepçe takılan amiraller üzerinden 20 gün AKP kitlesi diri tutuldu.

SON OLARAK ENGİN ALTAY

Amirallerin bildirisi üzerinden yürütülen darbe algısı sönmek üzereyken bu kez sahneye CHP Grupbaşkanvekili Engin Altay çıktı. Altay, katıldığı bir televizyon programında “Erdoğan’ın sonu Menderes gibi olmasın” deyince ‘darbe yapacaklar’ filmi yine sahneye konuldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Altay’a 15 Temmuz’u hatırlatarak “Daha beter yaparız” dedi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan Meclis kürsüsünden cevap verdi. Altay hakkında soruşturma başlatıldı.

KAĞIT TOPLAYAN VATANDAŞIN GÖZYAŞLARI

Bütün bu tartışmalar halkın asıl gündemini unutturuyor. Millet, sokakta kağıt toplarken polisin ceza yazdığı vatandaşın hüngür hüngür ağlamasını, vali yardımcılarının törenle patates soğan dağıtmasını, pazar ve market fiyatlarına gelen zamları konuşmuyor. Cezaevlerindeki bebekli anneleri, gün ortasında kaçırılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kimse gündeme getirmiyor. Çünkü muhalefet ve emekli askerlerin pas attığı Erdoğan’ın da kullandığı ‘darbe söylentisi’ var.

Bakan Muş “Bilgim vardı” deyince dezenfektan algısı bozuldu

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0