Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD Karadeniz’e savaş gemisi göndermek istiyor: Türkiye direnebilecek mi?

ABD Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya destek için önümüzdeki haftalarda Karadeniz’e savaş gemileri göndermeyi düşündüğünü açıkladı. Ancak Karadeniz’e girecek Amerikan savaş gemileri için Montrö Sözleşmesi’nde birçok kısıtlama bulunuyor.  Türkiye ABD’ye direnebilecek mi? Rusya’nın tepkisi ne olacak?

BOLD – Amerikan yayın kuruluşu CNN’e konuşan ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) üst düzey bir yetkili, Ukrayna’ya destek için önümüzdeki haftalarda Karadeniz’e savaş gemileri göndermeyi düşündüklerini söyledi.

Adı açıklanmayan Pentagon yetkilisi, Rusya’nın Ukrayna’nın doğu sınırında askeri varlığını artırmasını dikkatle izlediklerini belirtti.

Pentagon yetkilisi, Amerikan donanmasının Karadeniz’de düzenli olarak faaliyet gösterdiğini ancak savaş gemilerinin konuşlandırılmasının Rusya’ya “ABD’nin gelişmeleri dikkatle izlediği” mesajı vereceğini kaydetti.

Karadeniz üzerinde uluslararası hava sahasında keşif uçuşlarını sürdürdüklerini ve Rusya’nın Kırım’daki askeri faaliyetlerini takip ettiklerini söyleyen yetkili, “Sayıları artan Rus güçleri askeri bir harekata başlayacakları izlenimi vermiyor ancak koşullar değişirse, biz de yanıt vermek için hazır olacağız” dedi.

CNN’in haberine göre, ABD’nin Türkiye’ye bildirimde bulunup bulunmadığı belirsiz.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİNİN GETİRDİĞİ KISITLAMALAR?

1936 tarihli Montrö Sözleşmesi hükümleri gereği, ABD’nin savaş gemilerini Karadeniz’e göndermeden 15 gün önce Türkiye’ye bildirimde bulunması gerekiyor.

Ayrıca Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemileri Karadeniz’de en fazla 21 gün süre ile kalabiliyor. ABD daha önce bu kural çerçevesinde 2008 Rusya-Gürcistan savaş sırasında gemilerini rotasyona tabii tutmak zorunda kalmıştı.

Karadeniz’e girecek gemileri için tonaj sınırlaması da bulunuyor. Montrö’nün imzalandığı 1936 yılında savaş gemilerinin tonajları çok yüksek olmadığı için tonaj sınırlaması dolayısıyla birçok savaş gemisi Karadeniz’e giremiyor.

Örneğin Türkiye 2008 yılında Gürcistan krizi esnasında insani yardım taşıyan toplam tonajları 140 bin tonu bulan “USN Comfort” ve “USN Mercy” isimli iki hastane gemisinin geçişine sözleşmede yer alan tonaj kısıtlamaları aşıldığı için izin vermemişti.

Ayrıca Karadeniz’e kıyıdaş olmayan bir ülkenin sokacağı donanma, Karadeniz’de en büyük donanmaya sahip ülkenin toplam tonajını geçemiyor.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre uçak gemilerinin boğazları kullanması yasak. Ancak Türkiye 1976 yılında KIEV adlı uçak gemisinin ve 1981 yılında Amiral KUZNETSOV uçak gemisinin geçişine NATO Genel Kurulu’nun itirazına rağmen izin verdi. Bu geçişlerde Rusya, gemileri Türkiye’ye farklı gemi türü ile bildirimde bulunmuş, Türkiye de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ndeki maddeyi ‘bildirim esastır’ kuralı çerçevesinde yorumlayarak Moskova’yı kızdırmak istememişti.

ANKARA ABD’NİN BASKILARINA DAYANABİLECEK Mİ?

ABD ile ilişkilerin dip yaptığı ve 20 Ocak’ta göreve gelen ABD Başkanı Joe Biden’ın yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmediği bir dönemde Türkiye’nin tavrı merak konusu olacak.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin iptalinin tartışıldığı şu dönemde Türkiye’nin ABD’nin baskılarına boyun eğip eğmeyeceği, Washington’un Montrö’deki düzenlemeleri zorlayan veya aşan taleplerine ne cevap vereceği önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak.

RUSYA’NIN TAVRI NE OLACAK?

Tabii bu noktada Rusya’nın tepkisi de çok önemli. Rusya, Montrö’nün harfiyen uygulanması için Ankara üzerindeki baskısını arttıracaktır.

Washington ile ilişkilerin S-400 krizi nedeniyle çok kötü bir dönemden geçtiği şu günlerde Ankara’nın ABD’nin talepleri ve Rusya’nın hassasiyetleri arasında denge kurmada zorlanması bekleniyor.

RUSYA’NIN UKRAYNA SINIRINDAKİ ASKERİ VARLIĞI

Amerikalı yetkililer, Rusya’nın Ukrayna sınırında, Kırım’ı ilhak ettiği 2014’ten bu yana hiç bu kadar fazla sayıda asker konuşlandırmadığını söylüyor.

Ukrayna ordusunun Mart ayı sonundaki tahminine göre, sınıra hareket eden Rus askerlerin sayısı yaklaşık 20 bin.

Rusya’yla Ukrayna arasında son haftalarda gerginliğin artmasının ardından geçtiğimiz haftalarda ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin, Genelkurmay Başkanı Mark Milley ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Ukraynalı meslektaşlarını aramışlar ve Washington’un Kiev’e destek mesajını iletmişlerdi.

MOSKOVA’DAN UKRAYNA’YA GÖZDAĞI: GEREKİRSE MÜDAHALE EDERİZ

Bu arada Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Dimitri Kozak, Ukrayna’nın ülkenin doğusundaki Donbas bölgesindeki gelişmelere, gerekirse vatandaşlarına yardım etmek için müdahale edebileceğini söyledi.

Dimitri Kozak, “Her şey, yangının ne kadar büyük olacağına bağlı. Çatışmaların şiddetlenmesi Ukrayna için sonun başlangıcı olabilir” dedi.

Kozak, “Eğer Devlet Başkanımız Putin’in dediği gibi Donbas’ta bir Srebrenitsa senaryosu yaşanırsa, görünen o ki oradaki vatandaşlarımızı korumak zorunda kalacağız” diye konuştu.

KREMLİN: EN KÖTÜ SENARYO İÇİN HAZIRLIK YAPMALIYIZ

Kremlin’den perşembe günü yapılan açıklamada Washington’ın ‘saldırgan ve öngörülemez politikalarına’ dikkat çekilerek Rusya’nın ABD’den gelebilecek en sert yaptırımlara ve en kötü senaryoya hazır olması gerektiği belirtildi.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov “Bu saldırgan ve öngörülemezlik bizi en kötü senaryoya karşı hazırlık yapamaya itiyor” diyerek ilişkilerde gidişatın son derece olumsuz bir havada seyrettiğini gösterdi.

Başkan Joe Biden Rus Devlet Lideri Vladimir Putin’in bir katil olduğunu ifade ettikten sonra Rusya ABD büyükelçisini istişare için geri çağırmıştı.

RUSYA, HAZAR DONANMASINDAN GEMİLERİ LKARADENİZ’E GÖNDERDİ

Rus Interfax haber ajansı, Rusya Savunma Bakanlığı’nın çıkarma botları ve savaş gemilerinin de aralarında bulunduğu 10’u aşkın donanma gemisinin Hazar Denizi’nden Karadeniz’e gönderildiği yönündeki açıklamasına yer verdi. Açıklamada, bu hamlenin kış tatbikatı kapsamındaki denetimler çerçevesinde yapıldığı belirtildi. Rusya Karadeniz Filosu’nun üssü 2014’te ilhak edilen Kırım’da bulunuyor.

BEYAZ SARAY: ENDİŞELERİMİZ ARTIYOR

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD’nin Doğu Ukrayna konusundaki ‘endişelerinin arttığı’ belirtildi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Washington’ın bölgede yaşananları Rusya’nın artan saldırganlığı olarak gördüklerini kaydetti. Psaki, “Rusya’nın şu anda Ukrayna sınırında 2014’ten bu yana hiç olmadığı kadar çok birliği var” diye konuştu. Psaki, ABD’nin bölgesel gerginlik ve ateşkes ihlallerine ilişkin endişelerini “NATO müttefikleriyle müzakere ettiğini” söyledi.

ABD, daha önce de Ukrayna’ya desteğini açıklamış, Dışişleri Bakanı Antony Blinken,”Rusya’nın saldırganlığı karşısında Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yana olduklarını” ifade etmişti. ABD Başkanı Joe Biden da bu konuda Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’ye teminat vermişti.

MERKEL’DEN MOSKOVA’YA ‘BİRLİKLERİ AZALT’ ÇAĞRISI

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Perşembe günü yaptığı telefon görüşmesinde de Ukrayna konusu ele alındı. Federal Hükümet Sözcü Vekili Ulrike Demmer, Merkel’in görüşmede, Moskova’ya tansiyonu düşürmek için sınırdaki birliklerini azaltma çağrısı yaptığını kaydetti. Kremlin’den yapılan açıklamada ise Putin’in Ukrayna’yı suçlayarak, Kiev’in öncephede kasıtlı olarak durumu kızıştıran provakatif eylemlerine dikkat çektiği belirtildi.

ZELENSKİ’DEN DONBAS CEPHESİNE ZİYARET

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, gerilimin tırmandığı ülkenin doğusundaki Donbas cephesine bir ziyaret gerçekleştirdi. Zelenski, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Başkomutan olarak bu zor zamanlarda Donbas’ta askerlerimizin yanında olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Donbas’ta kurşun geçirmez yeleği ve miğferiyle görüntülenen, tek tek el sıkıştığı askerlere ülkeyi korudukları için teşekkür eden Zelenski, “Devletimizi korurken hayatını kaybeden her askeri hatırlıyoruz” diye konuştu. Zelenskiy, Ukrayna ordusunun Donbas bölgesinde devleti ve ateşkesi korumak için her şeyi yaptığını ifade etti.

DONBAS KRİZİ

Rus nüfus ve Rusya yanlılarının ağırlıkta olduğu Donbas bölgesinde (Donetsk ve Luhansk) tek taraflı bağımsızlık ilan edilmesinin ardından, Rusya yanlısı ayrılıkçılar ile Ukrayna ordusu arasında çatışmalar 2014’ten bu yana aralıklı olarak devam ediyor. Çatışmalar son dönemde şiddetlenmişti.

Taraflar arasında Temmuz 2020’de sağlanan kapsamlı ateşkes son dönemde sık sık ihlal ediliyor.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Komçak, 30 Mart’ta mecliste yaptığı konuşmada, Rusya’nın tatbikat bahanesiyle Ukrayna sınırları yakınlarına asker sevkiyatı yaptığını belirtmişti.

Bölgede bağımsızlığını ilan eden Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Kiev yönetimi arasında 2014’ten bu yana süren çatışmalarda 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Ukrayna Ordusu, Perşembe günü bir askerin daha hayatını kaybettiğini, böylece bu yılın başından bu yana öldürülen Ukrayna askerlerinin sayısının 25’e çıktığını açıkladı. 2020 yılında toplam 50 Ukrayna askeri hayatını kaybetmişti.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve AKP’nin yeni planı!

Dünya

Biden görüşmedi Erdoğan S 400 kartını oynadı: Tabi ki evet

Tayyip Erdoğan, mülakat verdiği Amerikan CBS televizyonuna Joe Biden’ın kendisi hakkındaki olumsuz ifadelerine ve yeni S 400 alımına ilişkin açıklamalarda bulundu.

BOLD – Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul’u için New York’ta bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Amerikan CBS televizyon mülakat verdi. Erdoğan, NATO’da krize neden olan yeni bir S 400 alımı ve ABD Başkanı Joe Biden ile ilişkiler hakkında açıklamalarda bulundu. Face the Nation programında Margaret Brennan’ın sorularını yanıtlayan Erdoğan, Suriye ve Afganistan’daki gelişmeler hakkında da konuştu.

DEMOKRASİYİ HAZMEDEREK YAŞADIM

Mülakatta Biden’ın başkan seçilmeden önce verdiği bir röportajda Erdoğan için kullandığı ‘otokrat’ ifadesi de gündeme geldi. Biden’ın ifadeleri ve ilişkileri soran gazeteciye Erdoğan, “Sayın Biden, otokrat tanımıyla neyi ifade etti bilemem. 40 yıllık siyasi geçmişimde demokrasiyi hazmederek yaşadım. Bu demokrasi sürecinde halkına hizmet etmiş bir liderim. Böyle bir sürecim var ve buralara da böyle geldim. Son 20 yılda sürekli olarak girdiğim her seçimi kazanmış olan bir liderim. Bu da bir şeyler ifade ediyor. 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandım. Ardından başbakanlığı kazandım, daha sonra da cumhurbaşkanlığını kazandım. Halkıma hizmet etmeye devam ediyorum. Tabi sayın Başkan (Biden) otokrat ile neyi ifade etmeye çalıştı ben bilemem” dedi.

‘BEDEL ÖDEYECEK’ İFADESİ

Biden’ın, kendisi için kullandığı “Türkiye’deki insan hakları ihlalleri için bedel ödeyecek” ifadeleriyle ilgili soruya Erdoğan, “Bu konuları benimle konuşmadı. Bir araya geldiğimizde bana olan saygısını biliyorum. Başkan Yardımcısı olduğu dönemlerde bile bana olan yaklaşımı saygılıydı. Ama şu an bu ifadeyi nasıl kullanıyor anlamak mümkün değil. En son Brüksel’de görüştüğümüzde, Karzai Havaalanını terketmeye hazırlandıklarında, havaalanını güvenliğini bize teklif edecek kadar da bize olan güvenini ortaya koydu. Gönül arzu ederdi ki sayın Biden bunları benle bire bir konuşsun” diye konuştu.

ERDOĞAN TALEP ETTİ BİDEN GÖRÜŞMEDİ

Erdoğan, Biden ile görüşmek için talepte bulunduklarını fakat olumlu cevap alamadıklarını söyledi.

S 400 SORUSU

“Yani siz hala S-400’lerin yeni partisini alma niyetinde misiniz?” sorusu üzerine Erdoğan, “Bundan sonraki dönemde de kimse bizim savunma sistemleri noktasında hangi ülkeden ne kadar ne alacağımıza müdahale edemez. Bunun kararını verecek olan biziz. Şu anda 84 milyon nüfusa sahip bir ülke olan Türkiye, kendi savunma noktasındaki bütün kararlılığını ortaya koyacaktır. Bu kararına da kimse müdahale edemez” ifadelerini kullandı. Sunucunun “Bu, yanıtın ‘evet’ olduğu gibi anlaşılıyor” yorumu üzerine ise Erdoğan, “Ne demek Tabi ki evet” dedi.

ABD’den Patriot savunma sistemi talebinin olumsuz sonuçlanmasının ardından Türkiye, Rusya’dan S 400 savunma sistemlerini satın aldı. NATO ülkesi Türkiye’nin,  S 400 alması krize neden oldu.

ABD, Türkiye’nin S-400 satın alması nedeniyle hasımlarına uyguladığı CAATSA  kapsamında Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), SSB Başkanı İsmail Demir ile üç kurum yetkilisine yaptırım uyguladı.  Söz konusu yaptırım, SSB’ye  yapılacak tüm Amerikan ihracatının yasaklanmasını, Demir ile üç çalışanın hesaplarının dondurulması ve vize sınırlaması getirilmesini öngörüyor.

Aksaray’da 45 eğitim kurumuna “KHK’lı çalışıyor mu?” baskını

 

Okumaya devam et

Dünya

Ülkü Ocakları’nı istemeyen ülkelere ABD de eklendi: Terör örgütü araştırması yapılacak

MHP’ye yakınlığı ile bilinen ve mensuplarının karıştığı silahlı eylemlerle gündeme gelen Ülkü Ocakları’nın terör örgütü ilan edilmesini isteyen ülkelere ABD de eklendi. ABD Temsilciler Meclisi, Ülkü Ocakları’nın “yabancı bir terör örgütü olup olmadığının araştırılması” önergesini kabul etti.

BOLD – Rusya, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın ardından ABD de Ülkü Ocakları’nın terör örgütü olup olmadığına araştırılmasını istedi. ABD Temsilciler Meclisi, Ülkü Ocaklarının “yabancı bir terör örgütü olup olmadığının araştırılmasını” öngören bir maddeyi de içeren 2022 Savunma Bütçe tasarısını kabul etti.

6 AY İÇERİSİNDE ARAŞTIRMA TAMAMLANACAK

Demokrat Nevada Vekili Dina Titus tarafından 2022 Savunma Bütçe tasarısına (NDAA) eklenen bir madde, Dışişleri Bakanlığının “Ülkü Ocaklarının yabancı bir terör örgütü olma kriterlerini karşılayıp karşılamadığının” araştırılmasının öngörüyor. Önceki gün Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesince kabul edilerek NDAA metnine eklenen madde, tasarının yasalaşmasının ardından 180 gün içinde Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin bir rapor hazırlayarak Kongre’ye sunmasını talep ediyor.

RUSYA’DA DA YASAKLANMASI İSTENDİ

Ülkü Ocakları, 1995 yılında Azerbaycan’da, 2005’te Kazakistan’da, 2020’de ise Fransa’da terör örgütü ilan edildi. Rusya Federasyon Konseyi Anayasa Hukuku Komitesi Başkanı Andrey Klişas, Ülkü Ocaklarının terör örgütü ilan edilip Rusya’da yasaklanmasını talep etti. Rusya Başsavcısı Yuriy Çayka’ya bir mektup yazan Andrey Klişas, Ülkü Ocakları’yla ilgili olarak ‘Bozkurtlar örgütü’ ifadesini kullandı. Klişas’ın mektubunda “Bozkurtlar örgütünün terör örgütü ilan edilmesini ve Rusya’daki faaliyetlerinin yasaklanmasını talep ediyorum” dedi.

AVRUPA’DA DA İSTENMİYOR

Fransa ve Almanya’dan sonra Hollanda da Ülkü Ocakları’nın faaliyetlerinin Avrupa Birliği (AB) çapında yasaklanmasını istedi. Hollanda iki ülke gibi ayrıca Ülkü Ocakları’nın AB’nin yaptırımlar listesine alınmasını talep etti. İktidar ve muhalefet partilerinin ortak önerisiyle parlamento gündemine gelen ve ilk onayı alan önerge, 150 üyeli Temsilciler Meclisi’nde 147 milletvekilinin oyuyla kabul edildi.

İLK KEZ AP’NİN TÜRKİYE RAPORUNA GİRDİ

Avrupa Parlamentosu (AP), ilk defa bir Türkiye raporunda Ülkücü hareketin (Bozkurtlar) “AB terör örgütleri listesine eklenmesi” fikrini gündeme taşıdı. AP Türkiye raportörü İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan Türkiye raporuna bu amaçla bir madde eklendi. “Irkçı ve aşırı sağcı” olarak tanımlanan Ülkücü hareketin “Sadece Türkiye değil aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde de kaygı verici şekilde ilerlediği” görüşü savunuldu.

MHP’NİN ARKA BAHÇESİ

Ülkü Ocakları, Milliyetçi Hareket Partisi ile ilişkili Türk aşırı sağ hareketi olarak biliniyor. Kendilerini ülkücülük ideolojisini benimseyen ve hedef kitlesi gençler ve öğrenciler olan kültürel bir oluşum olarak tanımlayan Ülkü Ocakları, genellikle Milliyetçi Hareket Partisinin paramiliter kanadı olarak ilişkilendiriliyor. 12 Eylül 1980 öncesi silahlı güçler kurarak sol örgütlere karşı silahlı mücadelede yer alan Ülkü Ocakları’nın, Maraş, Bahçelievler ve Çorum olayları gibi birçok olaylarda adı geçti. Günümüzde siyasi ve kültürel faaliyetlerine vakıf statüsünde devam etmektedir.

 

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Okumaya devam et

Dünya

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Erdoğan Rejiminin hak ihlallerinin yargılandığı Turkey Tribunal Mahkemesi, 5 günün ardından kararını açıkladı. Başkan Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, Tribunal’in Türkiye’de sistematik işkence uygulandığına karar verdiğini belirtti. Tulkens, “Tanıklıklar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir” dedi.

BOLD – Turkey Tribunal Mahkemesi, 20 Eylül Pazartesi günü başladığı oturumların ardından bugün kararını açıkladı. Kararda, “Tribunal, Türkiye Hükümeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir” denildi.

Tulkens tarafından okunan karar şöyle:

“- Bu karar hukuki açıdan bir yetkisi olmayabilir ama ahlaki olarak bağlayıcılığı elbette olacaktır. Mahkeme heyeti saygın hakimlerden oluşmaktadır ve Türkiye’ye karşı tarafsızdırlar.

– Ele alınan konular çok sayıda farklı konular olmakla beraber tanıkların yalın anlatımlarına dayanmaktadır.

– Tribunal, tanıkların katılımlarını ve sessizlik duvarlarını yıkması sebebi ile çok önemlidir.

– Tanıkların uğradığı fiziki ve psikolojik işkenceler bağımsız raporları da doğrulamaktadır.

TÜRKİYE, İŞKENCE KONUSUNDA ULUSLARARASI ANLAŞMALARA UYMADI

– 22 Temmuz 2016’da Türkiye hükumeti, işkenceyi yasaklayan anlaşmadan bir süreliğine muaf tutulmak istemiştir. Böylesi bir muafiyet söz konusu dahi olamaz.

– Tribunal, tanıkların yanı sıra, eşleri ve çocuklarının da tecavüz ve işkenceye tabi tutulacaklarına dair anlatımları ciddiyetle incelemiştir.

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir.

AKP HÜKUMETİ, ZORLA KAÇIRILMALAR KONUSUNDA SUÇLU BULUNDU

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin ‘zorla kaçırılmalar’ konusunda suçlu bulmuştur. Türkiye Hükumeti’nin zorla kaçırılmalar ve zorla yok etmelerin söz konusu olduğu açıkça görmüştür.

– Tribunal, Türkiye’deki Basın ve ifade özgürlüğü konusunda devlet eliyle yapılan bir baskıyı net olarak görmüştür.

– Trübunal, muhalif gazetecilerin baskı altına alındıklarını, hükumet yanlısı yayın yapmadıkları için terör örgütleri ile ilişkiliymiş gibi gösterildiklerini tespit etmiştir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin basın özgürlüğü ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI KALKMIŞ, MEMURLARIN İŞLEDİĞİ SUÇLAR CEZASIZ KALMIŞTIR

– Türkiye’de, devlet görevlileri tarafından işlenen suçlar konusunda isteksiz davrandıkları ve bu suçların cezasız kaldığı görülmektedir.

– İnsan Hakları ihlalleri ile ilgili yargı sürecinin sağlıklı yürümediği görülmektedir. Bu da vatandaşların yargının bağımsızlığı ve ve adalete erişimini engellemektedir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin, cezasızlık ve adalete erişim ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

– Tribünal’in kaygı ile belirtmek istediği nokta şudur: Mevcut hukuki çerçeve yeterli teminat noktaları sunuyormuş gibi görünse de bu teminat, Gezi Parkı olayları ve 17-25 yolsuzluk soruşturmaları sürecinde maalesef işletilmemiştir.

– Yasalarda yapılan sürekli tadilatlar, yargı bağımsızlığını azaltmış ve yaralamıştır. Tribünal Şubat 2013’teki HSYK yasasında yapılan değişiklik HSYK’nın bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır.

– 4560 hakim ve savcının HSYK’nın hazırladığı bir liste ile görevden alınması, yargı önüne çıkarılmaksızın terör örgütü ile ilişkilendirilerek görevden el çektirilmiş tutuklanmış ve/veya ihraç edilmiştir bu da yargının korkutulması ve sindirilmesi anlamını taşımaktadır.

ULUSLAR ARASI YARGIDA SANIKLAR AĞIR CEZA ALABİLİR

– Tribunal, Türkiye’deki savunma hakkının ciddi olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası anlaşmalarla üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini gözlemlemiştir.

– Darbe girişiminden bu yana işkence ve zorla kaybetme olayları sistematik ve örgütlü bir şekilde gerçekleşmiştir.

– Ağır insan hakları ihlallerinin sonuçlarının uzun vadede mağdurların hayatlarını etkileyecekleri açıktır.

– Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri, işkence ve zorla kaybetmeler ve insan kaçırmalar münferit (bireysel) olarak görülemez, Tribünalin görüşü Türkiye’de işlenen bu suçların, yaygın ve sistematik olarak yapıldığı şeklindedir.

– Tribünal sırasında yapılan tanıklıklar ve sunulan raporlar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, tüm bu suçların ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir.”

 

Okumaya devam et

Popular

Shares