Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Zaman gazetesi davasında Yargıtay’ın bozma kararına uyuldu

Kapatılan Zaman gazetesinin 11 yazar ve çalışanı hakkında açılan davada, Yargıtay’ın verdiği bozma kararları üzerine 4 sanık hakkındaki yeniden yargılama süreci başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşmada Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına karar verdi.

BOLD – Yargıtay, 11 sanıklı davada 4 sanık hakkındaki beraat kararlarının, 3 sanık hakkındaki ceza kararlarının onanmasına karar verdi. Yargıtay, Türköne, Bulaç ve Alpay’a verilen cezaların ise hatalı olduğuna işaret ederek, farklı suç türlerinden değerlendirme yapılmasına hükmetti. Yargıtay, Alpay hakkında verilen AİHM ve AYM kararlarının da dikkate alınmasını istedi. Yargıtay, Mehmet Özdemir için de hakkındaki soruşturmanın genişletilerek kararı oluşturulmasına hükmetti. Bunun üzerine yeniden yargılama süreci bugün başladı.

T24’te yer alan habere göre yeniden yargılanan isimlerden Ali Bulaç, Mümtaz’er Türköne ve Şahin Alpay, beraatlarını talep etti. Mahkeme, Bulaç, Türköne, Alpay ve Mehmet Özdemir ile ilgili Yargıtay’ın işaret ettiği delillerin toplanması için duruşmayı erteledi. Duruşmada savunmasını sunan yazar Şahin Alpay, tutuklanmasıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin iki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir kez hak ihlali kararı verdiğini anımsatarak, ortaya konulan delillerin suç oluşturmadığını ve beraatına karar verilmesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul’da 5 Mart 2016’da kayyum, Zaman gazetesine el koyarken polis de Genel Yayın Müdürü Abdülhamit Bilici’yi gazete binasından böyle çıkardı. (Fotoğraf: SELAHATTİN SEVİ/AFP)

ALİ BULAÇ: BÖYLE ÖLMEK İSTEMİYORUM

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, yeniden yargılanmasına karar verilen isimlerin avukatları, Yargıtay kararına uyulmasını istedi. Duruşma savcısının da Yargıtay kararına uyulmasını talep etmesinin ardından söz alan sanık Ali Bulaç, “Bilerek ve isteyerek örgüte yardım ettiğim yönündeki suçlamayı reddediyorum ve beraatımı talep ediyorum. Bu kara lekeyi alnımda taşımak ve böyle ölmek istemiyorum” dedi. Bulaç’ın avukatı da Yargıtay kararına uyulmasını talep etti.

ŞAHİN ALPAY: CEMAAT, 31 MAYIS 2016’DA TERÖR ÖRGÜTÜ İLAN EDİLDİ

Bozma kararına uyulmasını isteyen sanıklardan Şahin Alpay da beraatini talep etti. Gözaltına alınarak tutuklanması konusunda Anayasa Mahkemesi’nin iki kez, AİHM’nin bir kez hak ihlali kararı verdiğini anımsatan Alpay, tahliye edilmesinin ardından “Konutu terk etmemesine” karar verildiğini, Anayasa Mahkemesinin bu karar için de “hak ihlali” kararı verdiğini anımsattı. İddianamede, üç kez müebbet hapsinin istenildiğini, Yargıtay’ın ise “örgüte yardım” suçuna işaret ederek, AİHM ve AYM kararlarının da tartışılmasını istediğini anımsatan Alpay, yeniden yargılama sonunda beraatına karar verilmesi gerektiğini vurguladı. Alpay, şunları söyledi:

  • Gülen cemaatinin ya da herhangi bir dini cemaatin üyesi olmam mümkün değildir. Zira dini inançlara saygılıyım ancak dini inançları olan bir kimse değilim…
  • Zaman gazetesinde köşe yazdığım tarihlerde, cemaatin terör örgütü, Gülen’in de terör örgütü lideri olarak nitelenmesi söz konusu değildi.
  • Cemaatin resmen (devletçe) terör örgütü, Gülen’in de terör örgütü lideri ilan edilmesi 31 Mayıs 2016 tarihinden itibaren söz konusu olmuştur.
  • Bütün yazı ve konuşmalarımda ifade, inanç ve girişim özgürlüklerini; iktidarların seçimle gelmesini savundum.
  • Askeri vesayete ve askeri darbelere karşı çıktım.
  • Savunmamda da belirttiğim üzere Gülen hareketinin suç örgütü olduğuna dair bir yargı kararı olsaydı bir gün bile Zaman’da yazmayı sürdürmezdim.
  • Söz konusu hareketin kimi mensuplarının bir askeri darbe girişiminde rol alabilecekleri aklımın ucundan geçseydi asla Zaman’da yazmazdım.
  • 15 Temmuz darbe girişimini lanetliyorum! Bu nedenle Zaman’da yazmış olmaktan da pişmanlık duyuyorum.
  • Neden? Çünkü hayatım boyunca askeri darbelerin mağduru oldum.
  • Yazarlık kariyerim boyunca askeri darbelere, darbe girişimlerine, yönetim üzerinde askeri vesayete karşı çıktım; demokrasiyi ve hukuk devletini savundum.
  • 15 Temmuz darbe girişimini şu veya bu şekilde desteklemem için aklımı kaçırmış olmam gerekir. Çok şükür aklım başımda.
  • Gerek siyasi partiler tarihimizin en liberal – özgürlükçü programını benimseyen, ilk iki iktidar döneminde Avrupa Birliği üyeliği hedefini programının merkezine yerleştiren Ak Parti’nin gerekse dini temelli bir sivil toplum hareketi olarak gördüğüm Gülen Hareketi’nin Türkiye’de mütedeyyin kitlelerin liberal demokratik kurum ve değerleri benimsemelerine hizmet ettiğini düşündüm.
  • 14 yıldır köşe yazdığım gazeteye el konulmasına duyduğum tepkiyi göstermek amacıyla Zaman binasına gittiğim, orada bir de konuşma yaptığım doğrudur.
  • O gün orada tepkilerini göstermek için sadece benim gibi Zaman yazarları ve çalışanları değil, Gazeteciler Cemiyeti’nden, hatırladığım kadarıyla, Orhan Birgit, Pınar Türenç ve başka gazeteciler yanında milletvekilleri de vardı. Bu nasıl bir suç delili olarak mütalaa edilebilir, anlamak mümkün değildir.
  • Gülen hareketi ile ilgili hayal kırıklığım 15 Temmuz 2016’daki askerî darbe girişimiyle patlak verdi.
  • İtiraf edeyim ki, o güne kadar hareketin gayrimeşru işlere karışan bir karanlık yüzü olduğunun bilincinde değildim. Gülen hareketi ile ilgili yanılgı yaşayanlar arasında yalnız olmadığım da muhakkak.

Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına, kararda işaret edilen konularla ilgili delillerin toplanmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

Gündem

Yeraltı dünyasının ‘Michael’ı ve oğlunu bakın kimler ağırlamış

Gasp ve haraç çetesi lideri olarak bilinen Selahattin Yılmaz ve oğlunun Jandarma Genel Komutanı, bakan yardımcısı, emniyet müdürleri ve Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak’la çekilen fotoğrafları sosyal medyada dolaşıma girdi.

BOLD – Sedat Peker’in iddiaları sonrası, Susurluk’tan bu yana ilk kez bu kadar devlet-mafya ilişkilerini sorgulanır oldu. Peker, hükumet ve devlet görevlilerinin karıştıkları cinayet, tecavüz, uyuşturucu ticareti iddialarını anlattığı 3. videosunu da dün yayınladı. Milyonlarca izlenen seriye ilgi gittikçe artıyor. Peker’in iddialarının ne kadarının gerçeği yansıttığı bilinmese de, videoda adı geçen devlet görevlileri ve AKP’lilerin canını sıktığı ortada.

Öte yandan, AKP’lilerin şatafatlı lüks yaşantılarını deşifre eden sosyal medya hesabı ‘AKP Çocukları’ yeni bir paylaşımla gündemde.

‘Gasp ve haraç çetesi’ lideri Selahattin Yılmaz ve oğlu Alperen Göktuğ Yılmaz’ın Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mücahit Demirtaş tarafından makamında ağırlandıkları ortaya çıktı. Ziyaretlere ilişkin fotoğraflar Alperen Göktuğ Yılmaz’ın sosyal medya hesabından da paylaşıldığı görüldü.

KİMLER YOK Kİ

Yılmazların fotoğraf çekildiği tek kişi bakan yardımcısı Mücahit Demirtaş değil. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünürü, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak, ülkücü çete lideri Alaattin Çakıcı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de ziyaret eden Yılmaz, hepsiyle çekildiği fotoğrafları Instagram hesabına koydu.

HESABINI GİZLEDİ

Ünlü çete lideri Selahattin Yılmaz’ın oğlu Alperen Göktuğ Yılmaz, fotoğraflarının sosyal medyada hızla yayılması üzerine Instagram hesabını gizledi.

DOSYASI KABARIK

Emniyet kayıtlarında ‘Gasp ve haraç çetesi’ lideri olarak geçen ve yeraltı dünyasında Michael olarak bilinen Selahattin Yılmaz’ın suç dosyası oldukça kabarık.
İstanbul merkezli 38 kişilik gasp ve haraç çetesinin lideri olarak adı geçen Selahattin Yılmaz, 2017 yılında Altunoğlu İnşaat’ın ortaklarından, iş insanı Yunus İrik’in uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralanmasının ardından tutuklandı. İrik’ten haraç isteyen Yılmaz, İrik’in haraç vermeyi reddetmesi üzerine İrik’i kurşunlatmış, İrik, kurşunların telefonuna ve cebindeki paralara saplanmasıyla ölümden kurtulabilmişti. Saldırının ardından tutuklanan Yılmaz, iki yıllık tutukluğun ardından 2019 yılında tahliye edildi.

BELEDİYEYİ BASMA PLANI

Selahattin Yılmaz, faaliyetlerine ünlü çete lideri Yakup Süt’le birlikte başladı. Süt’ün adı, 1994 yılında ünlü uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş’ın cezaevinden kaçırılması girişimiyle duyulmuştu. Selahattin Yılmaz, 1998 yılında, dönemin Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın uğradığı silahlı saldırıda, saldırıyı gerçekleştiren 14 yaşındaki M.S.’yi silahlı saldırıda bulunması için teşvik etmişti. Saldırıda ayağından yaralanan Çapan’ın, Süt’ün pazar yeri ve arazi talebini reddettiği için saldırıya uğradığı ortaya çıktı.

Selahattin Yılmaz, haraç vermeyi reddeden Özyurt İnşaat’ın sahibi Orhan Özyurt’a Aralık 2016’da düzenlenen silahlı saldırı, İstanbul’un Arnavutköy ilçesindeki bir çiftlik evinin basılması, Esenyurt Belediyesi’ni basma planı gibi olaylarla suçlanıyordu.

Sedat Peker Youtuber olma yolunda: Neden bu kadar çok izleniyor

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’de hastalar 3 ilaçta kobay oldu

Kovid-19 salgınında Türkiye’deki vatandaşların sadece bir ilaçta değil 3 ilaçta daha kobay olarak kullanıldığı ortaya çıktı. Şubat-Mart 2020 tarihleri ​​arasında Tarsus Medical Park Hastanesinde 30-80 yaşları arasında toplam 24 hastada 3 farklı ilaç test edildi.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Dünya Sağlık Örgütü’nün ikazlarına rağmen 1 yıl boyunca sıtma ilacı olarak bilinen hidroksikinolonu vatandaşlar üzerinde kullandı. İlacı öve öve bitiremeyen Koca, 1 milyon kutu aldıklarını söyledi. Bir yıl sonra ise ilacın Kovid-19 tedavisinde işe yaramadığı ve ağır yan etkileri olduğu belirtilerek Türkiye’deki kullanımı durduruldu.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesi 6 aydır cevaplanmıyor.  Emir, dünyada klorokini son 6 ayda kullanan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirtirken yeni bir gerçek daha ortaya çıktı.

FARMAKOLOJİ DERGİSİNDE YAYINLANDI

Prof. Dr. Salih Kuk, sadece hidroksikinolonu ilacının değil 3 ayrı ilacın vatandaşlar üzerinde denendiğini açıkladı. Kuk, “3 farklı ilaç için de insanlarımızı kobay olarak kullandı. Kanıtı aşağıda” diyerek Nüfus Terapötikleri ve Klinik Farmakoloji Dergisi’nde yayımlanan İngilizce makaleyi paylaştı.

24 HASTADA KULLANILDI

Oğuz Güven, Hüseyin Keskin, Burak Ay, Suayip Birinci, Muhammed Furkan Kanca isimli doktorlar deneyleri yaptı. Çalışmaya Şubat-Mart 2020 tarihleri ​​arasında Tarsus Medical Park Hastanesi’ne başvuran 30-80 yaşları arasında hastanede yatan toplam 24 hasta dahil edildi. Bu kişilere 3 farklı ilaç içirildi.

 

 

Okumaya devam et

Gündem

Anayasa Mahkemesi 9 yıllık istatistiklerini açıkladı: Adil yargılanma hakkı ihlalinde rekor

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun başladığı 2012’den bugüne kadar geçen dönemin istatistiklerini yayınladı. İhlal kararlarında adil yargılama hakkı ihlali yüzde 62,9’luk oranla ilk sırayı aldı. En fazla bireysel başvuru ise 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL sürecinde 2016 yılında yapıldı.

BOLD – Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvurunun yürürlüğe girdiği 23 Eylül 2012 ile 31 Mart 2021 tarihleri arasındaki bireysel başvuru istatistiklerini yayınladı.

İstatistiklere göre en fazla başvuru 15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL’in ilanı ve on binlerce kişinin KHK ile ihraç edildiği 2016 yılında yapıldı. 2016’da AYM’ye 80 bin 756 başvuru geldi.

2016 senesinin ardından en fazla başvuru 2019 yılında yapıldı. 2019’da 42 bin 971 başvuru, 2017’de 40 bin 530, 2020’de ise 40 bin 402 bireysel başvuru yapıldı. 2015’e kadar 20 binler civarında olan başvuru sayısının, son 5 yılda 38 binin altına düşmemesi dikkat çekti.

14 BİN 204 BAŞVURUDA HAK İHLALİ KARARI

AYM, 308 bini aşkın başvurudan 265 bin 300’ünde karar verdi. Sonuçlandırılan başvuruların yüzde 0,3’ünde ‘hakkın ihlal edilmediği’ yönünde karar veren Yüksek Mahkeme, yüzde 5,4 oranında ‘en az bir hakkın ihlal edildiğine’ hükmetti. 265 bin 300 başvurunun 14 bin 204’ünde ‘hak ihlali’ kararı verildi.

BAŞVURULARIN YÜZDE 89,2’Sİ REDDEDİLDİ

Yüzde 4,6 oranında da başvurular hakkında ‘idari ret’ kararı verilirken, bireysel başvuruların yüzde 89,2’i ‘kabul edilemezlik’ kararıyla reddedildi.

EN FAZLA ADİL YARGILANMA HAKKI İHLALİ KARARI

İhlal kararlarının hak ve özgürlüklere göre dağılımında yüzde 62,9’luk oranla ‘adil yargılama hakkı’ en fazla ihlal kararı verilen başlık oldu. Hak ihlali kararı verilen toplam 14 bin 204 kararın 9 bin 103’ünde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmedildi.

Adil yargılamayı yüzde 19,3’le ‘mülkiyet hakkı’, yüzde 4,2 ile de ifade özgürlüğü hak ihlali kararları takip etti. En az ihlal tespit edilen konular arasında ise yüzde 0,1 ile ‘din ve vicdan özgürlüğü’ oldu.

Hak ve özgürlükler bazında en fazla ihlal kararının verildiği yıl ise 2020 oldu. Yüksek Mahkeme, 2020’de hak ve özgürlükler bazında toplam 5 bin 690 kez hak ihlaline hükmetti. 2020’de yapılan hak ve özgürlükler konusundaki ihlallerin oranı diğer yıllara kıyasla yüzde 39 olarak kaydedildi.

Abdulmecit Baskın cinayetinde Mehmet Ağar nasıl aklandı?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0