Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD iptal etti ama İngiltere Karadeniz’e savaş gemisi gönderiyor

İngiltere, Ukrayna ile Rusya arasında artan gerilimin ortasında Karadeniz’e savaş gemileri gönderme kararı aldı. NATO ise, Kerç Boğazı’nı Ekim ayına kadar kapatan Rusya’yı uyardı.

BOLD – Sunday Times gazetesinin üst düzey deniz kuvvetleri kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, İngiliz savaş gemileri mayıs ayında Karadeniz’e doğru yola çıkacak.

İngiltere’nin bu hareketle Ukrayna ve NATO müttefikleriyle dayanışma göstermeyi amaçladığı belirtiliyor.

Habere göre, Type-45 destroyer ile Type-23 fırkateyni Kraliyet Donanması’nın Akdeniz’deki taşıyıcı görev grubundan ayrılarak İstanbul Boğazını geçecek ve Karadeniz’e ulaşacak. Type 45 destroyerin uçaksavar füzeleri, Type 23 fırkateynin ise denizaltılara karşı savunma silahları ile donatılacağı kaydedildi.

Habere göre İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait F-35B savaş uçakları ve Merlin denizaltı avlama helikopterleri de Karadeniz’deki savaş gemilerine destek verecek.

“UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİNE DESTEĞİMİZ SARSILMAZ”

İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili gazeteye verdiği demeçte, Londra hükümetinin durumu izlemek için Ukrayna ile yakın bir şekilde çalıştığını ve Rusya’yı gerginliği azaltmaya çağırmaya devam ettiğini söyledi.

Yetkili, ‘İngiltere ve uluslararası müttefiklerin Ukrayna’nın egemenliğe ve toprak bütünlüğüne desteğinin sarsılmaz’ olduğunu kaydetti.

ABD, KARADENİZ’E SAVAŞ GEMİSİ GÖNDERMEKTEN VAZGEÇMİŞTİ

ABD, Nisan ayında Türkiye’ye 2 savaş gemisinin Boğazlardan geçerek Karadeniz’e çıkacağı konusunda bildirimde bulunmuş ancak Washington geçen hafta gemilerin geçiş planının iptal edildiğini açıklamıştı. Gemilerin 4 Mayıs’a kadar Karadeniz’de kalması planlanıyordu.

Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemileri Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre Karadeniz’de 21 gün süre ile kalabiliyor.

Sözleşmeye göre Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin Karadeniz’de bulundurabileceği savaş gemilerinin toplam tonajı da 45 bin tonu geçemiyor. Tek bir ülkenin bulundurabileceği toplam savaş gemisi tonajı ise bu 45 bin tonun 3’te ikisini yani 30 bin tonu geçemiyor.

ABD ve İngiltere’nin kullandığı modern bir destroyerin ağırlığı 10 bin tona kadar ulaşabiliyor.

Moskova ile Kiev arasındaki gerginlik, son dönemde sınır boyunca Rus askerlerinin konuşlanması ve Ukrayna’nın doğusunda ordu ile Rusya yanlısı ayrılıkçılar arasında çıkan çatışmalarla artmıştı.

NATO’DAN UKRAYNA’YA ‘KERÇ BOĞAZI’ UYARISI

Bu arada NATO, Rusya’nın Azak Denizi’ne girişlerin yapıldığı Kerç Boğazı’nndan sivil ve askeri gemilerin girişini 31 Ekim’e kadar yasakladığı haberlerine tepki gösterdi.

Haberlerden dolayı endişeli olduklarını belirten NATO Sözcüsü Oana Lungescu, böyle bir hamlenin gayrimeşru olacağını, Rusya’nın istikrarsızlaştırıcı tutumunun daha geniş bir örneğini teşkil edeceğini kaydetmişti.

Lungescu, “Rusya’nın Kırım’da, Karadeniz’de ve Azak Denizi’nde devam eden askeri mevcudiyetini artırma çalışmaları Ukrayna’nın bağımsızlığına daha büyük tehdit oluşturmakta ve bölgenin istikrarını baltalamaktadır.” dedi.

AZAK DENİZİ VE KERÇ BOĞAZI

Rusya anakarası ile Kırım’ı birbirine bağlayan Kerç Boğazı üzerindeki köprü

Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna’ya bağlı Kırım’ı ilhak etmesi ile birlikte Karadeniz’den Azak Denizi’ne geçişlerin yapıldığı Kerç Boğazı’nın denetimi tamamen Rusya’nın eline geçmişti. Azak Denizi’nde Rusya’nın yanı sıra Ukrayna’nın da limanları bulunuyor.

Rusya, 2014’ten sonra zaman zaman Ukrayna gemilerinin Azak Denizi’ne girişlerini engelledi ve 2018 yılında iki ülkenin askeri botları karşı karşıya geldi. Ukraynalı 24 denizci Rusya tarafından tutuklandı ve 11 ay cezaevinde tutuldu.

Rusya, ilhak ettiği Kırım ile Rus anakarasını birbirine bağlayan 19 kilometre uzunluğunda ülkenin ve Avrupa’nın en uzun köprüsünü inşa etti. Köprüdeki araç trafiği 2018 yılında, demiryolu trafiği ise 2019 yılında ulaşıma açıldı.

Kırım yarımadasının, Rusya anakarası ile karadan direkt bir bağlantısı bulunmuyor.

Rusya’dan karşı hamle: Çekya’nın 20 diplomatı sınır dışı ediliyor

Dünya

Biden görüşmedi Erdoğan S 400 kartını oynadı: Tabi ki evet

Tayyip Erdoğan, mülakat verdiği Amerikan CBS televizyonuna Joe Biden’ın kendisi hakkındaki olumsuz ifadelerine ve yeni S 400 alımına ilişkin açıklamalarda bulundu.

BOLD – Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul’u için New York’ta bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Amerikan CBS televizyon mülakat verdi. Erdoğan, NATO’da krize neden olan yeni bir S 400 alımı ve ABD Başkanı Joe Biden ile ilişkiler hakkında açıklamalarda bulundu. Face the Nation programında Margaret Brennan’ın sorularını yanıtlayan Erdoğan, Suriye ve Afganistan’daki gelişmeler hakkında da konuştu.

DEMOKRASİYİ HAZMEDEREK YAŞADIM

Mülakatta Biden’ın başkan seçilmeden önce verdiği bir röportajda Erdoğan için kullandığı ‘otokrat’ ifadesi de gündeme geldi. Biden’ın ifadeleri ve ilişkileri soran gazeteciye Erdoğan, “Sayın Biden, otokrat tanımıyla neyi ifade etti bilemem. 40 yıllık siyasi geçmişimde demokrasiyi hazmederek yaşadım. Bu demokrasi sürecinde halkına hizmet etmiş bir liderim. Böyle bir sürecim var ve buralara da böyle geldim. Son 20 yılda sürekli olarak girdiğim her seçimi kazanmış olan bir liderim. Bu da bir şeyler ifade ediyor. 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandım. Ardından başbakanlığı kazandım, daha sonra da cumhurbaşkanlığını kazandım. Halkıma hizmet etmeye devam ediyorum. Tabi sayın Başkan (Biden) otokrat ile neyi ifade etmeye çalıştı ben bilemem” dedi.

‘BEDEL ÖDEYECEK’ İFADESİ

Biden’ın, kendisi için kullandığı “Türkiye’deki insan hakları ihlalleri için bedel ödeyecek” ifadeleriyle ilgili soruya Erdoğan, “Bu konuları benimle konuşmadı. Bir araya geldiğimizde bana olan saygısını biliyorum. Başkan Yardımcısı olduğu dönemlerde bile bana olan yaklaşımı saygılıydı. Ama şu an bu ifadeyi nasıl kullanıyor anlamak mümkün değil. En son Brüksel’de görüştüğümüzde, Karzai Havaalanını terketmeye hazırlandıklarında, havaalanını güvenliğini bize teklif edecek kadar da bize olan güvenini ortaya koydu. Gönül arzu ederdi ki sayın Biden bunları benle bire bir konuşsun” diye konuştu.

ERDOĞAN TALEP ETTİ BİDEN GÖRÜŞMEDİ

Erdoğan, Biden ile görüşmek için talepte bulunduklarını fakat olumlu cevap alamadıklarını söyledi.

S 400 SORUSU

“Yani siz hala S-400’lerin yeni partisini alma niyetinde misiniz?” sorusu üzerine Erdoğan, “Bundan sonraki dönemde de kimse bizim savunma sistemleri noktasında hangi ülkeden ne kadar ne alacağımıza müdahale edemez. Bunun kararını verecek olan biziz. Şu anda 84 milyon nüfusa sahip bir ülke olan Türkiye, kendi savunma noktasındaki bütün kararlılığını ortaya koyacaktır. Bu kararına da kimse müdahale edemez” ifadelerini kullandı. Sunucunun “Bu, yanıtın ‘evet’ olduğu gibi anlaşılıyor” yorumu üzerine ise Erdoğan, “Ne demek Tabi ki evet” dedi.

ABD’den Patriot savunma sistemi talebinin olumsuz sonuçlanmasının ardından Türkiye, Rusya’dan S 400 savunma sistemlerini satın aldı. NATO ülkesi Türkiye’nin,  S 400 alması krize neden oldu.

ABD, Türkiye’nin S-400 satın alması nedeniyle hasımlarına uyguladığı CAATSA  kapsamında Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), SSB Başkanı İsmail Demir ile üç kurum yetkilisine yaptırım uyguladı.  Söz konusu yaptırım, SSB’ye  yapılacak tüm Amerikan ihracatının yasaklanmasını, Demir ile üç çalışanın hesaplarının dondurulması ve vize sınırlaması getirilmesini öngörüyor.

Aksaray’da 45 eğitim kurumuna “KHK’lı çalışıyor mu?” baskını

 

Okumaya devam et

Dünya

Ülkü Ocakları’nı istemeyen ülkelere ABD de eklendi: Terör örgütü araştırması yapılacak

MHP’ye yakınlığı ile bilinen ve mensuplarının karıştığı silahlı eylemlerle gündeme gelen Ülkü Ocakları’nın terör örgütü ilan edilmesini isteyen ülkelere ABD de eklendi. ABD Temsilciler Meclisi, Ülkü Ocakları’nın “yabancı bir terör örgütü olup olmadığının araştırılması” önergesini kabul etti.

BOLD – Rusya, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın ardından ABD de Ülkü Ocakları’nın terör örgütü olup olmadığına araştırılmasını istedi. ABD Temsilciler Meclisi, Ülkü Ocaklarının “yabancı bir terör örgütü olup olmadığının araştırılmasını” öngören bir maddeyi de içeren 2022 Savunma Bütçe tasarısını kabul etti.

6 AY İÇERİSİNDE ARAŞTIRMA TAMAMLANACAK

Demokrat Nevada Vekili Dina Titus tarafından 2022 Savunma Bütçe tasarısına (NDAA) eklenen bir madde, Dışişleri Bakanlığının “Ülkü Ocaklarının yabancı bir terör örgütü olma kriterlerini karşılayıp karşılamadığının” araştırılmasının öngörüyor. Önceki gün Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesince kabul edilerek NDAA metnine eklenen madde, tasarının yasalaşmasının ardından 180 gün içinde Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin bir rapor hazırlayarak Kongre’ye sunmasını talep ediyor.

RUSYA’DA DA YASAKLANMASI İSTENDİ

Ülkü Ocakları, 1995 yılında Azerbaycan’da, 2005’te Kazakistan’da, 2020’de ise Fransa’da terör örgütü ilan edildi. Rusya Federasyon Konseyi Anayasa Hukuku Komitesi Başkanı Andrey Klişas, Ülkü Ocaklarının terör örgütü ilan edilip Rusya’da yasaklanmasını talep etti. Rusya Başsavcısı Yuriy Çayka’ya bir mektup yazan Andrey Klişas, Ülkü Ocakları’yla ilgili olarak ‘Bozkurtlar örgütü’ ifadesini kullandı. Klişas’ın mektubunda “Bozkurtlar örgütünün terör örgütü ilan edilmesini ve Rusya’daki faaliyetlerinin yasaklanmasını talep ediyorum” dedi.

AVRUPA’DA DA İSTENMİYOR

Fransa ve Almanya’dan sonra Hollanda da Ülkü Ocakları’nın faaliyetlerinin Avrupa Birliği (AB) çapında yasaklanmasını istedi. Hollanda iki ülke gibi ayrıca Ülkü Ocakları’nın AB’nin yaptırımlar listesine alınmasını talep etti. İktidar ve muhalefet partilerinin ortak önerisiyle parlamento gündemine gelen ve ilk onayı alan önerge, 150 üyeli Temsilciler Meclisi’nde 147 milletvekilinin oyuyla kabul edildi.

İLK KEZ AP’NİN TÜRKİYE RAPORUNA GİRDİ

Avrupa Parlamentosu (AP), ilk defa bir Türkiye raporunda Ülkücü hareketin (Bozkurtlar) “AB terör örgütleri listesine eklenmesi” fikrini gündeme taşıdı. AP Türkiye raportörü İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan Türkiye raporuna bu amaçla bir madde eklendi. “Irkçı ve aşırı sağcı” olarak tanımlanan Ülkücü hareketin “Sadece Türkiye değil aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde de kaygı verici şekilde ilerlediği” görüşü savunuldu.

MHP’NİN ARKA BAHÇESİ

Ülkü Ocakları, Milliyetçi Hareket Partisi ile ilişkili Türk aşırı sağ hareketi olarak biliniyor. Kendilerini ülkücülük ideolojisini benimseyen ve hedef kitlesi gençler ve öğrenciler olan kültürel bir oluşum olarak tanımlayan Ülkü Ocakları, genellikle Milliyetçi Hareket Partisinin paramiliter kanadı olarak ilişkilendiriliyor. 12 Eylül 1980 öncesi silahlı güçler kurarak sol örgütlere karşı silahlı mücadelede yer alan Ülkü Ocakları’nın, Maraş, Bahçelievler ve Çorum olayları gibi birçok olaylarda adı geçti. Günümüzde siyasi ve kültürel faaliyetlerine vakıf statüsünde devam etmektedir.

 

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Okumaya devam et

Dünya

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Erdoğan Rejiminin hak ihlallerinin yargılandığı Turkey Tribunal Mahkemesi, 5 günün ardından kararını açıkladı. Başkan Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, Tribunal’in Türkiye’de sistematik işkence uygulandığına karar verdiğini belirtti. Tulkens, “Tanıklıklar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir” dedi.

BOLD – Turkey Tribunal Mahkemesi, 20 Eylül Pazartesi günü başladığı oturumların ardından bugün kararını açıkladı. Kararda, “Tribunal, Türkiye Hükümeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir” denildi.

Tulkens tarafından okunan karar şöyle:

“- Bu karar hukuki açıdan bir yetkisi olmayabilir ama ahlaki olarak bağlayıcılığı elbette olacaktır. Mahkeme heyeti saygın hakimlerden oluşmaktadır ve Türkiye’ye karşı tarafsızdırlar.

– Ele alınan konular çok sayıda farklı konular olmakla beraber tanıkların yalın anlatımlarına dayanmaktadır.

– Tribunal, tanıkların katılımlarını ve sessizlik duvarlarını yıkması sebebi ile çok önemlidir.

– Tanıkların uğradığı fiziki ve psikolojik işkenceler bağımsız raporları da doğrulamaktadır.

TÜRKİYE, İŞKENCE KONUSUNDA ULUSLARARASI ANLAŞMALARA UYMADI

– 22 Temmuz 2016’da Türkiye hükumeti, işkenceyi yasaklayan anlaşmadan bir süreliğine muaf tutulmak istemiştir. Böylesi bir muafiyet söz konusu dahi olamaz.

– Tribunal, tanıkların yanı sıra, eşleri ve çocuklarının da tecavüz ve işkenceye tabi tutulacaklarına dair anlatımları ciddiyetle incelemiştir.

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir.

AKP HÜKUMETİ, ZORLA KAÇIRILMALAR KONUSUNDA SUÇLU BULUNDU

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin ‘zorla kaçırılmalar’ konusunda suçlu bulmuştur. Türkiye Hükumeti’nin zorla kaçırılmalar ve zorla yok etmelerin söz konusu olduğu açıkça görmüştür.

– Tribunal, Türkiye’deki Basın ve ifade özgürlüğü konusunda devlet eliyle yapılan bir baskıyı net olarak görmüştür.

– Trübunal, muhalif gazetecilerin baskı altına alındıklarını, hükumet yanlısı yayın yapmadıkları için terör örgütleri ile ilişkiliymiş gibi gösterildiklerini tespit etmiştir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin basın özgürlüğü ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI KALKMIŞ, MEMURLARIN İŞLEDİĞİ SUÇLAR CEZASIZ KALMIŞTIR

– Türkiye’de, devlet görevlileri tarafından işlenen suçlar konusunda isteksiz davrandıkları ve bu suçların cezasız kaldığı görülmektedir.

– İnsan Hakları ihlalleri ile ilgili yargı sürecinin sağlıklı yürümediği görülmektedir. Bu da vatandaşların yargının bağımsızlığı ve ve adalete erişimini engellemektedir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin, cezasızlık ve adalete erişim ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

– Tribünal’in kaygı ile belirtmek istediği nokta şudur: Mevcut hukuki çerçeve yeterli teminat noktaları sunuyormuş gibi görünse de bu teminat, Gezi Parkı olayları ve 17-25 yolsuzluk soruşturmaları sürecinde maalesef işletilmemiştir.

– Yasalarda yapılan sürekli tadilatlar, yargı bağımsızlığını azaltmış ve yaralamıştır. Tribünal Şubat 2013’teki HSYK yasasında yapılan değişiklik HSYK’nın bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır.

– 4560 hakim ve savcının HSYK’nın hazırladığı bir liste ile görevden alınması, yargı önüne çıkarılmaksızın terör örgütü ile ilişkilendirilerek görevden el çektirilmiş tutuklanmış ve/veya ihraç edilmiştir bu da yargının korkutulması ve sindirilmesi anlamını taşımaktadır.

ULUSLAR ARASI YARGIDA SANIKLAR AĞIR CEZA ALABİLİR

– Tribunal, Türkiye’deki savunma hakkının ciddi olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası anlaşmalarla üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini gözlemlemiştir.

– Darbe girişiminden bu yana işkence ve zorla kaybetme olayları sistematik ve örgütlü bir şekilde gerçekleşmiştir.

– Ağır insan hakları ihlallerinin sonuçlarının uzun vadede mağdurların hayatlarını etkileyecekleri açıktır.

– Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri, işkence ve zorla kaybetmeler ve insan kaçırmalar münferit (bireysel) olarak görülemez, Tribünalin görüşü Türkiye’de işlenen bu suçların, yaygın ve sistematik olarak yapıldığı şeklindedir.

– Tribünal sırasında yapılan tanıklıklar ve sunulan raporlar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, tüm bu suçların ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir.”

 

Okumaya devam et

Popular

Shares