Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Batı’dan Rusya’ya ‘Navalny’ uyarısı: Ölürse sonuçları olur

Rusya’da cezaevindeki muhalif lider Alexey Navalny’nin birkaç gün içinde ölebileceğinin belirtilmesinin ardından ABD, AB ve Almanya’dan Rusya’ya art arda uyarılar geldi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “Navalny cezaevinde ölürse bunun sonuçları olur” dedi.

BOLD – Doktorlar, Rusya’da cezaevinde ‘tedavi hakkı’ isteğinin karşılanmaması üzerinde açık grevine başlayan muhalif lider Aleksey Navalny’nin birkaç gün içinde ölebileceğini açıklamasının ardından ABD, ABD ve Almanya Rusya’yı uyardı.

Sanat, edebiyat ve akademi dünyasından 78 isim de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e hitaben bir mektup kaleme alarak Navalny’nin ivedilikle tedavi edilmesi için çağrıda bulundu.

BEYAZ SARAY RUSYA’YI UYARDI

ABD Başkanı Joe Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan, CNN televizyonuna yaptığı açıklamada, Rus hükümetiyle iletişime geçtiklerini ve Navalny’e cezaevinde ne olursa kendilerinin sorumlu olacağını ve uluslararası toplum tarafından sorumlu tutulacaklarını söyledi.

Sullivan, “Navalny cezaevinde ölürse bunun sonuçları olur” dedi.

Özel önlemler çerçevesinde uygulayacakları çeşitli seçenekleri değerlendirdiklerini söyleyen Sullivan, bunu açıkça dile getirmeyeceğini fakat Navalny’nin ölmesi durumunda sonuçları olacağını Rus tarafına ilettiklerini söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden da Navalny’nin sağlık durumunun ağırlaşmasına sessiz kalmadı. Kremlin’e tepki gösteren Biden, Navalny’nin gördüğü muamele için “Tamamen haksızlık” dedi.

AVRUPA BİRLİĞİ: ENDİŞELİYİZ

AB adına açıklama yapan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Borrell, Navalny’nin sağlık durumundan endişe duyduklarını ifade etti.

Borrell, “Rus makamlarına Navalnıy’ın güvendiği sağlık profesyonellerine erişimine acilen izin vermesi çağrısında bulunuyoruz. Rum makamları, Navalny’nin cezaevindeki güvenliği ve sağlığından sorumludur.” ifadesini kullandı.

Navalny’nin serbest bırakılması için AB’nin çağrılarını yineleyen Borrell, Rus muhalifin tutukluluğunun Rusya’nın muhalefete, sivil topluma ve özgür seslere daha az alan tanımasının bir örneğini teşkil ettiğini belirtti.

Borrell, konunun pazartesi günü yapılacak AB dışişleri bakanları toplantısında tekrar ele alınacağını kaydetti.

BERLİN’DEN ÇAĞRI: TEDAVİ HAKKINI VERİN

Alman hükümetinden gelen tepkide de Navalny’nin bir an önce tedavi edilmesi talebi yinelendi. Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Bild gazetesine verdiği demeçte Rus muhalifin güvendiği doktorlarla görüşmesi için Kremlin’e çağrı yaparken “(Navalny’nin) tıbbi tedavi hakkı daha fazla vakit kaybedilmeden güvence altına alınmalıdır” dedi.

AYDINLARDAN PUTİN’E ÇAĞRI

Cuma günü 80’den fazla aktör, yazar, gazeteci, yönetmen Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazarak Navalny’ye uygun tedavinin yapılmasını istemişti.

Yazarlar Elif Şafak ve Orhan Pamuk’un da imzasının bulunduğu The Economist’te yayınlanan mektupta, “Sayın Devlet Başkanı, Aleksey Navalny’nin ihtiyacı olan tedaviyi bir an önce görmesi için size çağrıda bulunuyoruz. Bu, onun yasal hakkı. Kanunları uygulamaya ant içen biri olarak bunu yerine getirmek zorundasınız” denildi.

NAVALNY DESTEKÇİLERİ YENİDEN SOKAKLARA İNİYOR

Navalny’nin destekçileri de Rusya’da 21 Nisan çarşamba günü ‘Hayatını Kurtar’ sloganıyla düzenlenecek protesto gösterisi için bir kez daha meydanlara inecek.

Eylem çağrısında bulunan Rus muhalifin sağ kolu olarak bilinen Leonid Volkov, sosyal medya hesabındaki paylaşımında “Vakit kalmadı. Artık mesele sadece Navalny’nin özgürlüğü değil, hayatı söz konusu. Mahkum ettikleri yerde öldürülüyor. Daha fazla vakit kaybedemeyiz” dedi.

NAVALNY AÇLIK GREVİNDE

44 yaşındaki Navalny cezaevinde sağlık rahatsızlıklarına uygun tedavi yapılmadığı için iki haftadan fazladır açlık grevinde.

Doktorlar muhalif liderin böbrek yetmezliği riskiyle karşı karşıya olduğunu ve görme duyusunun kötüleştiğini kaydettiler. Doktorlara göre Navalny birkaç gün içinde ölebilir.

Rusya, Şubat ayında Navalny’i şartlı tahliye ihlali nedeniyle iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Muhalif lider sinir gazı zehirlenmesi tedavisi gördüğü Almanya’dan Rusya’ya dönüşte havaalanında tutuklanmıştı.

Rus doktorlardan açlık grevindeki Navalny için uyarı: Her an ölebilir

 

Dünya

Ümit Nağmeleri Ramazan Bayramı özel programı

Ümit Nağmeleri kanalının aboneleri için hazırladığı sürpriz konukların yer alacağı ‘Bayram Özel Programı’ Bayramın 1. günü olan 13 Mayıs’ta izleticiyle buluşacak.

BOLD – Ümit Nağmeleri Ramazan Bayramı özel programında 10 ülkeden toplam 80 öğrenci ve öğretmenlerin performansları ekranlara gelecek. NBA yıldızı Enes Kanter gibi tanınmış isimler de programa katılacak. Bayram özel programı Ramazan Bayramının 1. günü Türkiye saati ile 21.00’de Ümit Nağmeleri YouTube kanalında izleyiciyle buluşacak

Enes Kanter ABD’de kardeşi Kerem Yunanistan’da fırtına estiriyor

 

Okumaya devam et

Dünya

Sedat Peker Kıbrıs’ı da karıştırdı

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in 1996’da öldürülen Kutlu Adalı’yla ilgili açıklamaları KKTC’de faili meçhul tartışması başlattı. Adalı’nın eşi İlkay Adalı, Peker’in iddiasının gerçeklere ışık tutup tutmayacağını merak ettiğini söylerken, KKTC’nin eski başbakanı Yorgancıoğlu, “Tüm faili meçhullerle ilgi soruşturmalar yapılmalı” dedi. Halkın Partisi lideri Özersay da Kıbrıs yargısını göreve çağırdı.

BOLD – Sedat Peker’in Adalı’yla ilgili açıklamaları Kıbrıs’ta basının ve siyaset dünyasında gündem oldu. Adalı’nın eşi İlkay Adalı, Peker’in iddialarının ‘gerçeklere ışık tutup tutmayacağını merak ettiğini’ söyledi. İlkay, söz konusu haberi “Gerçekler mi acaba, merak ettik” diyerek paylaştı.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in yayınladığı videolarda 1996’da öldürülen Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’yla ilgili, “Sonraki videolarda sayın derin devletimizin başı ile 1996’da Kıbrıs’ta faili meçhul bir şekilde öldürülen Kutlu Adalı’yı konuşacağız ama Korkut Eken’i de alıp üçümüz konuşacağız” açıklaması yapmıştı.

Gazete Duvar’ın haberine göre Yenidüzen gazetesinin eski yöneticilerinden, KKTC’nin eski başbakanı Özkan Yorgancıoğlu “Yeniden gündem olması gerektiğine inanıyorum. Tüm faili meçhullerle ilgi soruşturmalar yapılmalı” dedi. Yorgancıoğlu, “Bütünlüklü bir soruşturmanın yapılması ve kimsenin (suikastlere) yeltenemeyeceği bir ortamın yaratılması gerektiğine inanıyorum. Demokrasiye inanan herkes dilerim ortak bir tavır geliştirirler ve failler ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.

SAVCILIK İDDİALARI SONUÇLANDIRMALI

Eski başbakan yardımcısı ve Halkın Partisi lideri Kudret Özersay da, KKTC yargısını göreve çağırdı. Özersay,  “Gazeteci Kutlu Adalı’nın faili meçhul cinayeti insan hakları ve basın özgürlüğü açısından ülkemizde kara bir lekedir. Polis ve savcılığın yeni bilgi ve itirafları yakından takip etmesi ve dosyayı güncelleyerek sonuçlandırmaya çalışması gerekir. Bu ülkede insan haklarını ve demokrasiyi önemseyen herkesin bu konuyu takip etmesi, sonuç alınması için baskı koyması önemlidir” açıklaması yaptı.

ASKERİ OPERASYON AÇIKLAMASI

Kıbrıslı basın emekçisi Adalı, 1996 yılında Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan, Ortodoks dünyası için büyük önem arz eden Aziz Barnabas Kilisesi’ne silahlı baskın düzenlenmesi sonrasında paha biçilemez ikonaların çalınması olayı üzerinde durmuş ve birçok sorunun yanıtsız kaldığını belirten yazı yayınlamıştı. Muhalif yazılarıyla tanınan Yenidüzen gazetesi yazarı Adalı, Kıbrıs gündemine damgasını vuran yazısı sonrasında evinin önünde suikasta uğradı. Dönemin KKTC Başbakanı Hakkı Atun, cinayetle ilgili ‘askeri operasyon’ açıklamasında bulundu. Suikast ile ilgili olarak Kıbrıs basını ‘derin devlet’ konusu üzerinde durdu. 2000’li yıllarda Adalı’nın cinayeti, eşi İlkay Adalı tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmış ve dava sonucunda Türkiye mahkum edilmişti.

Abdulmecit Baskın cinayetinde Mehmet Ağar nasıl aklandı?

Okumaya devam et

Dünya

İskoçya’da seçimi kazanan milliyetçiler bağımsızlık için yine referanduma gidecek

İskoçya’da yapılan seçimlerde arka arkaya dördüncü zaferini kazanan İskoç Milliyetçi Parti’nin lideri Nicola Sturgeon, pandemi dönemi sonrası için bağımsızlık referandumu olacağı sözü verdi. 2014 yılında yapılan oylamada halk Birleşik Krallık’tan ayrılmaya karşı çıkmıştı.

BOLD – İskoçya’da cumartesi günü gerçekleşen seçimlerde bağımsızlık yanlısı İskoç Milliyetçi Parti (SNP) tarihindeki en büyük zaferi elde ettti ve dördüncü kez art arda seçimi kazanmış oldu.

Bugüne kadarki en yüksek katılım ile gerçekleşen seçimlerde İskoç parlamentosunda en fazla sayıda sandalyeye ulaşan parti aldığı bu güçle Londra yönetimine karşı referandum mücadelesi vermeye hazırlanıyor.

2014’te yapılan referandumda hayır sonucu çıkarken, İngiltere’nin AB’den ayrılması nedeniyle bu kez sonucun farklı olabileceği belirtiliyor.

Yaptığı konuşmada “İskoç halkı iradesini net şekilde ortaya koymuştur” diyen SNP lideri Nicola Sturgeon, referandumu Başbakan Boris Johnson’ın değil ancak mahkeme kararının durdurabileceğini söyledi. Sturgeon, Johnson’ın “Ülkemizi parçalamak istiyorlar” söyleminin ise sorumsuzca olduğunu dile getirdi.

YASAL OLARAK JOHNSON’IN ONAYI GEREKİYOR

Johnson referandum seçeneğinin ancak her nesilde en fazla bir kez kullanılabilecek bir kart olduğunu belirtiyor. Birleşik Krallık yasalarına göre de referandum için başbakanın onayı gerekiyor.

Hiyerarşide ‘İskoçya Birinci Bakanı’ olarak belirtilen İskoç lider Nicola Sturgeon ise seçim sonuçlarının kendisine referandum için hak ve yetki sağladığını ileri sürüyor.

Sturgeon, “İskoçya halkının kendi geleceğini seçme hakkını engellemeye çalışan Boris Johnson veya başka biri için ortada hiçbir demokratik gerekçe yok” dedi.

2014’TEKİ SON REDERANDUMDAN BERİ SİYASİ ATMOSFER DEĞİŞTİ

İskoçya 314 yıldır Birleşik Krallık içerisinde yer alıyor. İskoçya’da mevcut siyasi iklim, 2014 yılında yapılan ve bağımsızlığın yüzde 55 oyla reddedildiği referandumdan çok farklı.

2016 yılında yapılan Brexit referandumunda İskoçya’da seçmenlerin yüzde 62’si, Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmaya ‘Hayır’ demişti. Ancak Birleşik Krallık genelinde ayrılma kararı çıktığı için İskoçya da birlikten ayrılmak zorunda kalmıştı.

Kamuoyu yoklamaları İskoçya’da bağımsızlığı destekleyenlerin oranının geçen yıl yüzde 50’nin üzerine, şimdiye kadarki en yüksek düzeye çıktığını gösteriyordu.

Bağımsızlık yanlısı İskoç politikacılar, Brexit oylamasında ‘Hayır’ dedikleri halde AB’den ayrılık kararına uymak zorunda kalmalarını ‘demokrasi eksikliğinin örneği’ olarak görüyor, SNP’nin bölgede en büyük parti olmasına rağmen merkezi politikalarda etkili olamamasından duydukları rahatsızlığı dile getiriyorlar.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0