Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Görgüsüzlük, şatafat ve nepotizm: 17 maaşlı Mehmet İlker Aycı kimdir

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın prensleri arasında yer alan THY Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Mehmet İlker Aycı, Saray’a yakın diğer AKP’liler gibi birçok yerden maaş aldığı ortaya çıktı. İşte 17 maaşlı Aycı’nın kariyeri…

BOLD ANALİZ – Kâr eden THY’yi iflasa sürükleyecek kadar zarar ettiren AKP’li Mehmet İlker Aycı, THY batmaya yüz tutmasına karşın ballı maaş almayı sürdürüyor. THY’yi iflasın eşiğine getiren Mehmet İlker Aycı kimdir? İşte, İlker Aycı ile ilgili detaylar…

ERDOĞAN’IN İBB’DEKİ EKİBİNDEN

1971 İstanbul doğumlu olan M. İlker Aycı, 1994 yılında Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden mezun olduktan sonra 1995 yılında İngiltere’de Leeds Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünde araştırmacı olarak bulundu. İş hayatına 1994’te başlayan Aycı, Kurtsan İlaçları A.Ş., İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Universal Dış Ticaret A.Ş. şirketindeki çeşitli görevler aldı.

2015’TEN BERİ THY’NİN BAŞINDA

2005 ve 2006 yılları arasında Başak Sigorta A.Ş. ve 2006 ve 2011 yılları arasında Güneş Sigorta A.Ş. Genel Müdürlüğü, 2011 ve 2015 yılları arasında Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanlığı, 2013 ve 2015 yılları arasında Dünya Yatırım Ajansları Birliği Başkan Yardımcılığı ve Başkanlığı görevlerini yürüten Aycı, 2015 yılı Nisan ayı itibariyle ise Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı olarak seçildi.

BİR KOLTUKTA ÇOK SAYIDA KARPUZ TAŞIYOR

Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı görevlerinin yanı sıra Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, DEİK Türk-Çin İş Konseyi, Vakıf Emeklilik A.Ş., VakıfBank Güneş Sigorta Spor Kulübü (2008 Avrupa Challenge Cup Şampiyonu) ve Türk Hava Yolları Spor Kulübü gibi kurumlarda Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkanlık gibi görevler de üstlenmiş olan Aycı, İngilizce ve Rusça biliyor.

17 YERDEN MAAŞ ALIYOR

Türk Hava Yolları (THY) 2020 Faaliyet Raporu’nu açıkladı. Aycı’nın İhracatçı Birliğinden Futbol Federasyonuna kadar birçok şirkette yönetici olduğu ortaya çıktı. Aycı’nın 17 koltuğu bulunuyor. İhracatçı Birliğinden Futbol Federasyonuna, iş konseylerinden THY ile bağlantılı şirketlere kadar birçok birimde yöneticilik görevi bulunan Aycı, hemen her yerde de “Yönetim Kurulu Başkanı” sıfatını taşıyor. Aycı’nın 17 farklı birlik, konsey, şirket ve federasyonda aldığı görevler, THY’nin 2020 Faaliyet Raporu’nda açıklandı.

BİLAL’İN ARKADAŞLARINI THY’YE DOLDURDU

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Necmeddin Bilal Erdoğan’ın da mezunları arasında yer alan Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Türk Hava Yolları’na adeta damgasını vurdu. Şirketin üst ve alt kademe yöneticilerinin büyük bir bölümü bu okuldan mezun. THY’nin yönetimindeki 80’e yakın ismin, Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu. THY’nin yönetim kurulu ve genel müdür seviyesindeki 4 isim ise Bilal Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşları.

KADIN YOLCUYU KALDIRIP KENDİ OTURDU

Hakkında birçok skandal bulunan Aycı’nın unutulmayan skandallarının başında THY yolcusunu yerinden kaldırıp kendi oturduğu ile ilgili görüntüler geliyor. Soysal medyada da gündem olan görüntülerde bir yolcu “Bu koltuk bozuk, sizi arkaya alacağız” denilerek yerinden kaldırıldı. Daha sonra bu koltuğa THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı oturtuldu. Kendisine yalan söylendiği için olaya tepki gösteren kadına, Aycı’nın “Şova gerek yok” diye çıkışması tepki çekti.

EŞİNİ KIRMIZI HALILARLA KARŞILATIYOR

Eşi ile yaptığı yurt dışı gezilerinde gittiği ülkedeki THY yönetimince törenlerle karşılanan ve eşi için kırmızı halılar serdirdiği ortaya çıkan Aycı’nın gittiği ülkelerde kullanması için Mercedes Maybach araçlar ve kaldığı otellerde kendisi için 10 oda tutturması medyada yer aldı. 2.5 milyon lira huzur hakkı aldığı iddia edilen Aycı’nın aldığı maaş ve primlerin ne kadar olduğu ise bilinmiyor. Eşi Tuğçe Saatman Aycı’nın yakın arkadaşları Ayşegül Palamutçu, Emre Top, Merve Sarıkaya ve İsmail Selim Eşsiz’in THY Basın Müşavirliği’nde uzman olarak işe başlaması ise tepki çekti.

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı ayda 17 maaş alıyor

Analiz

Saray’ın bakanları kanal kanal gezip ‘gündem’ olmaya çalışıyor

Gündem belirleyemeyen AKP Hükumeti, bakanları kanal kanal dolaştırıyor. Bir televizyonda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuşurken başka bir kanalda Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan açıklamalar yapıyor.

BOLD ANALİZ – AKP’li bir yönetici Nagehan Alçı’ya ‘havuz medyası’ ile ilgili itiraflarda bulundu: “Vallahi hiçbir etkimiz kalmadı. Gazetelerimiz bir hafta çıkmasa, halk bu gazetelerin yayınlanmadığını fark etmez. Şu tartışma programlarına onlarca arkadaşımızı ekranda parlasınlar diye gönderiyoruz”

BAKANLAR KANAL KANAL DOLAŞACAK

İktidara geldiği 2002 yılından bu yana gündemi kendisi belirleyen AKP, artık gündemin peşinde koşmak zorunda kalıyor. İşsizlik, zamlar yoksulluk ve kayıp 128 milyar dolar konusunda Millet İttifakı’nın eleştirilerine cevap veremeyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni bir karar aldı. Kabine üyesi bakanlar her akşam bir televizyon kanalına çıkarak açıklamalar yapacak.

LEBALEP KONGRELERİ TEPKİSİ DİNMİYOR

Dünya ve Türkiye’yi kasıp kavuran Kovid-19 salgınını yönetemeyen Saray Hükumeti, vatandaşların yüzde 80’nin onaylamadığı lebalep AKP kongreleri eleştirilerini bertaraf edemiyor. Erdoğan’ın “Lebalep kongre meselesi kapansın” talimatına AKP kurmayları, “Vatandaşlar bize inanmıyor. Hastalığın kongreler yüzünden arttığını düşünüyor” karşılığı verdiği belirtiliyor. Kongrelerin başladığı 2020 ekim ayında 5 binlerde seyreden günlük vaka sayısı maske ve mesafeye uyulmayan kongrelerin sona erdiği 60 binlere ulaştı.

AŞILAMA SKANDALI

Muhalefetin ve vatandaşların “Aşı nerede?” soruları Saray Hükumetinin peşinden koştuğu başka bir gündem başlığı oldu. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’na da talimat gönderdiği kaydedilen Erdoğan’ın aşılamadaki yavaşlamaya ikna edici bir açıklama yapılmasını istedi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sık sık “Yeni aşı bağlantısı kurduk. Yakında Türkiye’ye gelecek” açıklamalarının altında gündem belirleme gayreti olduğu ifade edildi.

GENELGELERLE YÖNETİLEN TÜRKİYE

Kanunlarla yönetilen Türkiye’den genelgelerle yönetilen ülkeye geçilmesi de Erdoğan’ın başını ağrıtıyor. Marketlerde satılacak ürünler, pazarların açık olma saatleri İçişleri Bakanlığı’nca yayınlanan genelgelerle belirleniyor. Halkın tepkisini çeken genelge krizini çözmesi için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya görev verildi. Soylu, televizyonlara çıkıp yayınladığı genelgeleri madde madde açıklamaya başladı.

128 MİLYAR DOLAR UNUTULSUN

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ı 128 milyar doları unutturmak için görevlendiren Erdoğan, beklediği performansı alamadı. Uluslararası basında bile 128 milyar doların damat Berat Albayrak döneminde çarçur edildiğine dair haberlerinin yayınlanmasının Erdoğan’ı sinirlendirdiği kaydediliyor.

Okumaya devam et

Analiz

CAATSA yaptırımları Türk Ordusu’nun ‘savaşa hazırlık’ durumunu etkileyecek

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 füze sistemi nedeniyle ABD eski Başkanı Donald Trump’ın 14 Aralık’ta Ankara’ya karşı açıkladığı CAATSA yaptırımları 7 Nisan’da devreye girdi. Yaptırımlar Türkiye’nin ‘savaşa hazırlık’ durumunu etkileyecek potansiyele sahip.

BOLD – ABD, Ankara’nın Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alması nedeniyle ilk olarak Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programındaki ortaklığını askıya aldı ve ardından tamamen iptal etti. Radara yakalanmayan 5. nesil F-35 savaş uçaklarını Avrupa’daki bütün ülkelerden önce alacak olan Türkiye, hem eskiyen hava kuvvetleri filosunu yenilemekten mahrum kaldı hem de program kapsamında yaklaşık 9 milyar dolarlık iş kaybına uğradı.

Eski Başkan Donald Trump’ın 14 Aralık’ta açıkladığı CAATSA (ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası) Yaptırımları da 7 Nisan’da devreye girdi.

ABD KONGRESİ’NDEN ‘ÖRTÜLÜ’ SİLAH AMBARGOSU

Ankara’nın S-400 satın alımı nedeniyle ABD Türkiye’ye örtülü ve fiili (de facto) bir ‘silah ambargosu’ uygulamaya soktu. Amerikan savunma sanayii şirketlerinin yabancı ülkelere yapacağı satışlar konusunda Dışişleri Bakanlığı’nın izin vermesi durumunda son onay mercii ABD Kongresi.

Aslında ABD Kongresi’nin Türkiye’ye fiili silah ambargosunun temelleri, 2017 yılında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korumalarının Washington ziyareti sırasında Türk Büyükelçiliği önünde protestocuları dövmesi ve ardından Türkiye’nin 2019 yılında Suriye’nin kuzeydoğusuna karşı başlattığı Barış Pınarı Harekatı ile atılmıştı.

CAATSA YAPTIRIMLARI

ABD Kongresi, kısaca CAATSA olarak bilinen Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nı 2017’de onayladı.

Yasa ile Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yaptırım uygulanmasının yolu açıldı. CAATSA’da 12 farklı yaptırım türü var. CAATSA, ABD başkanına 12 yaptırım arasından en az 5’ini seçerek uygulama yetkisi veriyor.

Dönemin ABD Başkanı Donald Trump, yasada belirtilen 12 yaptırımdan Türkiye için 5’ini seçmişti. Belirlenen yaptırımlar şunlardı:

  1. Savunma Sanayii Başkanlığı’na mal ve teknoloji transferi için ihracat lisansı verilmesi yasağı,
  2. Savunma Sanayii Başkanlığı’na 12 aylık bir süre içinde miktarı 10 milyon doları geçecek şekilde ABD mali kurumları tarafından kredi verilmesi yasağı,
  3. Savunma Sanayii Başkanlığı’na ihracat konusunda ABD İhracat-İthalat Bankası desteğinin yasaklanması,
  4. ABD’nin Savunma Sanayii Başkanlığı’na yarar sağlayacak kredilere uluslararası finans kuruluşlarında karşı çıkma zorunluluğu,
  5. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, başkan yardımcısı Faruk Yiğit, SSB Hava Savunma ve Uzay Departmanı Başkanı Serhat Gençoğlu ve SSB Bölgesel Hava Savunma Sistemleri Direktörlüğü Program Müdürü Mustafa Alper Deniz’e vize yasağı getirilmesi. Yaptırım kapsamına alınan yetkililerin ABD’deki malvarlıklarının da dondurulması öngörülüyor.
TÜRKİYE’NİN ORTAK SİLAH PROJELERİNİ ETKİLEYEBİLİR

ABD’nin özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı’na yarar sağlayacak kredilere uluslararası finans kuruluşlarında karşı çıkma zorunluluğu, gelecekte Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle gelişmiş silah platformları geliştirmesindeki ortaklıkları tehdit edebilir.

Bu noktada ABD’nin diğer ülkeleri de CAATSA yaptırımlarına maruz kalabilecekleri konusunda tehdit ermesi Türkiye için endişe verici. Burada en büyük risk Avrupalı ve Asyalı savunma sanayii firmalarının ve devletlerin yaptırım uygulanan Savunma Sanayii Başkanlığı ve personeli ile iş yapmaktan korkması olacaktır.

EN TEHLİKELİ YAPTIRIM: İHRACAT LİSANSLARI

Yakın tarih boyunca Türkiye’nin en büyük silah tedarikçisinin ABD olması nedeniyle CAATSA yaptırımları arasında en tehlikeli olanı Savunma Sanayii Başkanlığı’na mal ve teknoloji transferi için ihracat lisansı verilmesi yasağı. Daha önce imzalanan kontratlar yaptırım kararından etkilenmedi. Ancak Türk Savunma Sanayii Başkanlığı’na yeni ihracat lisansları verilmesi ve teknoloji transferi yasaklandı. Bu yasak ABD’nin Türkiye’ye sağladığı ürünlerin ve teknolojilerin 3. ülkelere ihracını da kapsıyor.

TÜRK SAVUNMA SANAYİİ İHRACATININ YÜZDE 35’İNİ ETKİLEYECEK

İhracat lisansları ve teknoloji transferlerinin yasaklanması Türk savunma sanayii ihracatının yüzde 35’ini etkileyecek. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı rakamlarına göre, Türk savunma sanayii ürünlerini yüzde 35’inde Amerikan alt sistemleri kullanıyor.

ABD ile Türkiye arasında teknoloji transferi ve ihracat lisansları konusundaki problemler CAATSA yaptırımları devreye girmeden önce de mevcuttu.

2018 yılında Türkiye, İtalya ile birlikte ürettiği 30 T-129 ATAK helikopterini 1,5 milyar dolar karşılığında Pakistan’a satmak için sözleşme imzaladı. Ancak helikopterlerde kullanılan motorların ABD’li Honeywell şirketi tarafından üretilmesi dolayısıyla Washington, Türk savunma sanayisinin bu en büyük ihracat girişimine uzun süredir taş koyuyor. Sözleşmenin durumu hala belirsizliğini koruyor.

MODERNİZASYON ÇALIŞMALARI DA ETKİLENECEK

ABD’den satın alınan her bir ürünün Amerikan şirketleri tarafından modernizasyonu da Washington’un onayı olmadan gerçekleşemiyor. Böyle bir durumda yeniden ihracat lisansı alınması gerekiyor.

Bu nedenle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyon çalışmaları da bu yasaktan olumsuz etkilenecek. Ayrıca ihraç odaklı büyümeye çalışan Tük savunma sanayii de bu karardan etkilenecekler arasında yer alıyor.

Örneğin Türk savunma sanayiinin zayıf olduğu alanlardan birisi motor üretimi. Bu alandaki eksiklikten dolayı Türkiye Altay tankı projesinde yıllardır çok ciddi gecikmeler yaşıyor. Almanya, Türkiye’nin talep ettiği motorları Ankara’ya vermeyi reddederken, yerli imkanlarla üretim de şu ana kadar mümkün olmadı.

YAPTIRIMLARDAN ETKİLENECEK EKİPMANLAR VE PROJELER

Teknoloji transferi ve ihracat lisanlarının yasaklanması, Türkiye’nin ABD yapımı parça ve ekipman kullanılan birçok hayati savunma projesini ve bu ürünlerin operasyonel kullanımını etkileyecek. Yaptırımlarla birlikte tehlikeye giren Türkiye’nin savunma projelerinden önemlileri şunlar:

  • Havadan Erken Uyarı ve Kontrol (HİK) Uçakları: ‘E-7T AEW&C’ Barış Kartalı Projesi,
  • Havada yakıt ikmal uçakları:  ‘KC-135 Stratotanker’,
  • Deniz Karakol Uçağı P-235 Meltem II: İspanyol CASA CN-235 uçakları ABD’li Honeywell şirketi tarafından modernize edildi,
  • General Electrics F-F110 jet motoru: F-16’lar için ABD lisansı ile Eskişehir’deki TUSAŞ Motor Fabrikası’nda üretiliyor,
  • KT-1T eğitim uçağı: Güney Kore Uzay ve Havacılık Sanayii’nin Türkiye’ye sattığı KT-1T eğitim uçakları ABD’li Locheed Martin firması işbirliğiyle geliştirildi.
TEHLİKEYE GİRECEK TEDARİK VE İDAME ÇALIŞMALARI

ABD yaptırımları nedeniyle Türk Ordusu’nun ABD’dem bazı tedarik ve idame çalışmaları da tehlikeye girdi. Bunlardan bazıları da şunlar:

  • Gemilerde yaklaşan füzelere ve roketlere karşı karşı kullanılan ‘Phalanx MK-15 Block 1B Close-In Weapons System,
  • Raytheon tarafından üretilen ‘Rolling Airframe Missile MK-49 mod-3’ güdümlü füze fırlatma sistemi,
  • Lockheed Martin firması tarafından üretilen ve TCG İstanbul fırkateyninde kullanılması planlanan ‘MK-41’ 16 hücreli dikey fırlatma sistemi,
  • Türk Deniz Kuvvetleri için üretilen DIMDEG filo ikmal gemilerinde kullanılacak ve ABD’li ‘General Electric Marine’ şirketi tarafından üretilen ‘gaz türbinli motorlar’.

“Türk Hava Kuvvetleri eskiyor”

Okumaya devam et

Analiz

Derin devlet faili meçhul cinayetler ve 5 tonluk kokain ifşaatları suç değil mi?

Yurtdışına kaçan Sedat Peker’in Mehmet Ağar’la ilgili ‘derin devletin başı’, gazeteci Kutlu Adalı cinayeti ve 5 tonluk kokain ifşaatlarıyla ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sessizliği dikkat çekiyor. Peker’in Ağar’la ilgili iddialarını soruşturmak için adım atmayan Soylu, Ekrem İmamoğlu’nun türbede ellerini arkadan bağlayan fotoğrafına “Bana göre suç” dedi.

BOLD ANALİZ – Suç örgütü lideri Sedat Peker’in Youtube hesabından yaptığı açıklamalar Türkiye’de bir numaralı gündem haline geldi. Kendisinin de bulunduğu 63 şüpheliye yönelik ‘organize suç örgütü yöneticisi ve üyesi olmak’ suçlamasıyla yapılan operasyona tepki gösteren Sedat Peker, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, AKP Milletvekili Tolga Ağar’la ilgili çarpıcı iddialarda bulundu.

UYUŞTURUCUNUN SAHİBİ AĞAR İDDİASI

Peker, Kolombiya’da Türkiye’ye gönderilecek piyasa değeri 265 milyon dolar değerinde 4 ton 900 kilo kokainle ilgili Mehmet Ağar’ı suçlamış ve hiçbir operasyon yapılmadığını açıklamıştı. Peker, “İmanlı nesil yetiştirecektik, uyuşturucu bağımlısı nesiller yetiştirdik. Devlet derin devletçilik oynayanların oyununa gelmez. Bu uyuşturucunun geldiği yer belli. Sahibi Mehmet Ağar” dedi.

KUTLU ADALI CİNAYETİ

Peker, 6 Temmuz 1996’da Kıbrıs’ta evinin önünde faili meçhul cinayete kurban giden gazeteci Kutlu Adalı’nın ölümüyle ilgili de isim vermeden Mehmet Ağar ve Korkut Eken’i işaret etti. Peker, “İlerleyen videolarda 1996’da Kıbrıs’ta faili meçhul bir şekilde öldürülen Kutlu Adalı’yı konuşacağız ama Korkut Eken’i de alıp üçümüz konuşacağız. Beni aşağıladınız, beni küçültemezsiniz” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL’DA SİLAHLI OLAY

Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Milletvekili Tolga Ağar’ın İstanbul’da karıştığı silahlı bir olayı da anlatan Peker, Mehmet Ağar’ın araya girmesiyle olayın Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül’ün şoförünün üzerine yıkılarak kapatıldığını iddia etti. Emniyet müdür yardımcılarının da bilgisinin olduğu olayı anlatan Peker, “Sururi Saydam, Beykoz’dan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı. Sunay Balıklıkaya, C Bölge Müdürü, şu an emekli. Bu müdürlerimiz de orada. İl Emniyet Müdürü işlem yapacağız diyor. Mehmet Ağar ve Tolga Ağar engelliyor. Sonucunda Emir Sarıgül’ün şoförüne tek el ateş ettiriliyor ve arkadaş cezaevine gidiyor” dedi.

Sedat Peker, Elazığ’da Tolga Ağar’la görüştükten sonra evinde ölü bulunan 21 yaşındaki Yeldana Kaharman’la ilgili de iddialarda bulundu.

TÜRBE FOTOĞRAFINA SUÇ DEDİ

Peker’in delilli ve ispatlı dediği iddialara emniyetten sorumlu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sessiz kalması dikkat çekti. Soylu, Peker’in Mehmet Ağar ve Tolga Ağar’ın merkezinde olduğu derin devlet, faili meçhul cinayet ve uyuşturucu kaçakçılığı ifşaatlarıyla ilgili soruşturma talimatı vermezken, iddiaların soruşturulacağına dair bir açıklama da yapmadı. Peker’in iddiaları karşısında sessizliğe gömülen Soylu, TV 24’te katıldığı yayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet Türbesini ziyareti sırasında ellerini arkasından bağlamasıyla ilgili ise “Yaptığı bana göre suç. Böyle bir görüntü olamaz ama soruşturma izni vermem” açıklaması yaptı.

SOYLU’NUN BİR GARİP SUÇ KRİTERİ

İmamoğlu’nun türbe ziyaretinde elini arkadan bağlamasını suç olarak gören Soylu’nun faili meçhul cinayet, 5 tonluk uyuşturucu kaçakçılığı ve derin devlet iddialarına karşı güvenlik kuruluşlarını harekete geçirmemesi tepki çekiyor. Yoksa İçişleri Bakanı Soylu’ya göre feci iddialar suç değil mi?

Sedat Peker gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili Mehmet Ağar’ı işaret etti: Ödeşmek adettendir

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0