Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Kayıp 128 milyar doların kamuya zararı 268 milyar TL

Merkez Bankasının rezervlerinin ucuza satışının kamuya zararı kurdaki artışla katlanıyor. 128 milyar dolar, ortalama 6 liradan satıldığında 768 milyar TL ediyor. 128 milyar doların bugünkü kur üzerinden Merkez’in kasasına konulabilmesi için ise 1 trilyon 36 milyar lira gerekiyor. Ucuz döviz satışının kamuya zararı en az 268 milyar TL olarak hesaplanıyor.

BOLD ANALİZ – AKP hükumeti, 128 milyar doların döviz kurunu düşürmek için satıldığını sonunda kabul etti. Ancak dolarların hangi kurdan, kimlere satıldığı halen açıklanmadı.

Ekonomist Murat Kubilay, Diken’deki yazısında “En çok merak edilense satışların tarih, fiyat ve miktar bilgisi. Yayınlanabilir mi? Hiç ihtimal vermiyorum. Çünkü yayınlandığında yüzlerce milyar kamu zararını aleni bir şekilde itiraf etmiş olacaklar” dedi.

DÜŞÜK KURDAN SATIŞIN MALİYETİ

2019 ve 2020 yılında yapılan dolar satışlarının gün gün TCMB kayıtlarında tutulduğuna dikkat çeken ekonomi uzmanları, 128 milyar doların ucuza satışıyla devletin uğradığı zararın mutlaka ortaya çıkacağını belirtiyor. BOLD Ekonomi Servisinin yaptığı ortalama hesaplamalara göre ise en az zarar 268 milyar 800 milyon lira.

BUGÜNKÜ KURDA ZARAR 268 MİLYAR TL

128 milyar doların ortalama 6 liradan satıldığı hesaplandığında karşılığı 768 milyar lira yapıyor. Bugünkü Merkez Bankası kuru olan 8,10 TL’den piyasadan 128 milyar doların toplanması halinde ise 1 trilyon 36 milyar Türk Lirası gerekiyor. Aradaki fark devletin zararı olan 268 milyar 800 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Ancak satılan 128 milyar doların çoğunluğunun 5,5 liradan satıldığı hesaplandığında kamunun zararı daha da katlanıyor.

MERKEZ BANKASININ 4 YIL BOYUNCA PARA BASMASI GEREKİYOR

Başka bir deyişle 128 milyar doların 6 liradan satıldığının hesaplanması halinde bile 83 milyon vatandaşın bugünkü zararı 268 milyar 800 milyon TL yapıyor. Merkez Bankasının piyasadan dolar alabilmesi için dolar kurunun düşmesi gerekiyor. Dolar kurunun düşmesi halinde de doları alacak yeterli para olmadığından para basılması gerekiyor. Sözcü yazarı Murat Muratoğlu bu durumu şöyle açıklamıştı:  “Eksi 48 milyar doları yerine koymak için Merkez Bankası’nın günlük 50 milyon dolarlık ihale yapması halinde 960 iş günü gerekiyor. Yani döviz ihaleleriyle 4 yılda eksi 48 milyar doları yerine koyabiliyorsun.”

ERDOĞAN MİTİNGLERDE REZERVLERLE ÖVÜNÜRDÜ

Bu durumda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mitinglerdeki övündüğü rezervlerin geri gelmesi zor görünüyor. Yıllardır “Göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı. Çalıştık, gayret ettik geldiğimiz nokta 134 milyar 617 milyon dolar” diyerek övünen Erdoğan, artık 128 milyar doları nasıl harcadığını AKP seçmenine anlatacak.

Ticaret Bakanı Pekcan’ı görevden aldı yerine Mehmet Muş’u atadı

Analiz

Bazıları naz yapsa da erken seçim yükleniyor

‘Helallik’ açıklamamsı sonrası erken seçim tartışmaları da yeniden alevlendi. Muhalefet, Erdoğan ve AKP’nin meşruiyetini sorgulatmak ve cesaretsizliğini göstermek konuyu yine erken seçime bağladı. Erdoğan’ın ise başka siyasi hesapları var. Esnaf ve vatandaşınsa dayanacak gücü kalmadı. Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği’nin anketine göre, esnafın yüzde 84’ünün işiyle birlikte psikolojisi de bozuldu.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın desteksiz tam kapanma kararı sonrası zor durumda kalan esnaftan ‘helallik’ istemesi erken seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından erken seçim çağrısı yaptı. AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, “Yenilen pehlivan güreşe doymazmış” diyerek muhalefetin erken seçim taleplerini hafife alsa da, Kılıçdaroğlu’nun konuşması sonrası on binlerce paylaşımın yapıldığı ‘Hemen Seçim’ etiketi sosyal medyada gündeme oturdu.

MADEM HELALLEŞMEK İSTİYORSUN

CHP’nin Millet İttifakı ortağı İyi Parti’nin lideri Meral Akşener erken seçim konusunda Kılıçdaroğlu’na destek verdi. Akşener, “Madem helalleşmek istiyorsun, korkma, getir sandığı helalleşelim. Zor durumdaki çiftçiyle, esnafla, işsiz genç ile helalleşelim. Milletimizin kutlu iradesiyle helalleşelim” dedi.

MESELE SEÇİME DAYANIYOR

Erdoğan’ın helallik açıklamaları ile ilgili tartışmalara değinen Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu ise, AKP’nin kötü tablo karşısında seçimden yana tavır almak istemediğini belirterek, “Helalleşmek güzel ama helal eden kesimlere bakarak diyorum arkadaş siz seçimler geldiği zaman ne edeceksiniz? Veya helal etmem diyenler… Mesele seçime gelip dayanıyor” dedi.

AKP YÖNETEMİYOR

Erken seçim artık kaçınılmaz olduğunu belirten HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “AKP artık bu ülkeyi yönetemiyor. HDP olarak erken seçim çağrısını bir kez daha yapıyoruz” dedi.

ERKEN SEÇİM KARARINI KİM VERECEK

Yeni sisteme göre erken seçim kararını ya Cumhurbaşkanı ya da Meclis’in beşte üçü alabiliyor. Şu anki Cumhurbaşkanı erken seçim kararı alırsa kendisi aday olamıyor. Meclis’teki değil muhalefet partilerinin toplamı, AKP-MHP toplamı da beşte üçe ulaşamıyor. Yani Erdoğan bir erken seçim kararı verirse bunu Meclis’ten ve muhalefetin oylarıyla geçirmek zorunda. Hal böyleyken ve muhalefet de bu kadar istekliyken Erdoğan neyi bekliyor?

Erdoğan, anket sonuçları bu kadar aleyhindeyken ve görev süresinin de bitmesine daha en az iki yıl varken kaybetme riskinin yüksek olduğu bir erken seçime gitmek istemiyor.

Fakat, pandemi sürecindeki başarısızlık, Ticaret Bakanlığı’ndaki dezenfektan yolsuzluğunun ortalığa saçılması, ekonominin bozulması ve buna bağlı açık intiharlarının sık sık basında yer alması, son olarak da mafya devlet ilişkilerinin bir mafya babasının itiraflarıyla deşifre olması Erdoğan ve AKP’yi zor durumda bırakıyor. AKP, kayıp 128 milyar dolarlık rezervin hesabını da veremedi. Şu dönemde, 20 dolar verip aşı getirilemezken geçilmeyen yollar ve köprülerin yerli müteahhitlerine milyarlar ödendi. Son aylarda yaşananlar AKP’yi halkın gözünden düşürdüğünü gösteriyor.

HELALLİK İSTENEN ESNAF NE DURUMDA

İşin bir de esnaf boyutu var. Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği tarafından Türkiye genelinde yapılan ankete göre esnafın hali içler acısı.

ESNAFIN PSİKOLOJİSİ BOZULDU

Cumhuriyet’te yayınlanan anket, salgın sürecinde yaşadıkları ekonomik zorluklar sebebi ile Erdoğan’ın helallik istediği esnafın yüzde 84’ünün psikolojisinin bozulduğunu gösteriyor.

Esnaf olmanın en büyük zorluğunu yüzde 17 ile geçim sıkıntısı oluşturuyor. Bunu yüzde 13’le vergi sistemi, yüzde 13’le ekonomik kriz ve yüzde 12 ile büyük işletmelere karşı korunmasız olmak takip ediyor. Araştırmaya göre yüzde 82’si kiracı olan esnaf, kira ödemelerini yapmakta zorlanırken, her 10 esnaftan 8’i ciddi gelir kaybı yaşadığını yer alıyor.

ESNAF KREDİYLE AYAKTA

Ankette ayrıca şu veriler de yer aldı: “Her iki esnaftan 1’inin kredi borcu var. Kredisi olanların yüzde 71’i salgın dönemi de kredi çekmek durumunda kaldı. Esnafın, yüzde 23’ü kredilerini ya yapılandırmış ya ödeyemiyor ya da ek kredi çekip ödemeye çalışıyor. Kredisi olanların yüzde 43’ü de yakın zamanda yine kredi çekmeyi düşünüyor. Ayrıca esnafın yüzde 37’sinin kredi dışında elden borç, senet, çek gibi borçları da bulunuyor.”

Muhalefet partilerinin sürekli gündemde tutmalarının nedeni, Erdoğan’ın cesaret edemeyeceği bir tercih olarak göstermek ve meşruluğunu sorgulatmak olsa da erken seçim için şartlar oluşmuş durumda. Erdoğan daha ne kadar naza çekerse çeksin seçim kaçınılmaz görünüyor.

AKP mi muhalefet mi Sedat Peker’den medet umuyor?

Okumaya devam et

Analiz

AKP mi muhalefet mi Sedat Peker’den medet umuyor?

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in Birleşik Arap Emirlikleri’nden yayınladığı YouTube videoları 15 milyonu geçerek izlenme rekorları kırdı. AKP’lilerin kirli ilişkilerini ortaya saçan Peker’in açıklamalarına Saray çevresinden “Muhalefet Sedat Peker’den medet umuyor” eleştirileri geldi. Peki Peker’den AKP mi yoksa muhalefet mi medet umdu?

BOLD ANALİZ – Mafya lideri Sedat Peker’in 5 bölüm olarak yayınlanan iddiaları devletin içinde yaşanan güç çatışmalarını gözler önüne serdi. AKP, Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik iddialarını belgeleriyle çürütmek yerine muhalefet partilerini hedef aldı.

7 HAZİRAN SEÇİMLERİNİ KAYBETTİ PEKER DEVREYE GİRDİ

Muhalefet partilerini “Mafyatik bir şahsın hezeyanlarından medet ummakla” suçlayan AKP ve Saray çevresi 2015 yılında Sedat Peker’in mitinginden medet ummuştu. 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin oyları yükselmiş AKP tek başına iktidar olamamıştı. Devletin koruma verdiği suç örgütü lideri Peker, AKP’yi desteklemek için 12 Ekim 2015 tarihinde Rize’de miting yapmıştı. Mitingle beraber Türkiye’de oluşturulan şiddet ortamında gidilen 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP yüzde 49,7 oy alarak yeniden tek başına iktidar olmuştu.

HİÇBİR AKP’Lİ PEKER’E SES ÇIKARMADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resmini asan Peker, “Barış için Akademisyenler İnisiyatifi” üyesi 1128 akademisyene yönelik “Adeta dünyanın şah damarları kesilmişçesine oluk oluk hepsinin kanlarını akıtacağız” tehditleri savurmuştu. Bu meydan okumaya AKP’li hiçbir yetkili eleştiri yöneltmemişti.

ÇAKICI’NIN 3 TEHDİT MEKTUBU AKP’Yİ MEMNUN ETTİ

Peker’in tehdit mesajlarına “Burası bir hukuk devleti, vatandaşları tehdit edemezsin” itirazı yükselmeyen AKP ve Saray çevresi mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın mektubuna da ses çıkarmadı. Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden 3 mektubu da AKP’li yetkililer tarafından memnuniyetle karşılandı.

Okumaya devam et

Analiz

Cezaevlerinde aşı bilmecesi: 14 günde 4 kişi koronadan öldü

Cezaevlerinde kaç kişinin koronavirüs olduğu bilinmiyor ancak son günlerde Kovid-19 kaynaklı ölümlerdeki artış dikkat çekiyor. Cezaevlerinde son iki haftada 4 tutuklu koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Kovid-19 kaynaklı ölümler, kapalı ve kalabalık koğuşlarda yeterli hijyen, korunma ve tedavi imkanı bulunmayan tutuklu ve hükümlülerin aşılanmadığı sorusunu gündeme getirdi.

BOLD ANALİZ – Kovid-19 pandemisi Türkiye’de her gün çok sayıda insanın canını alırken, AKP hükumetinin yeterli sayıda aşı temin edememesi nedeniyle virüse karşı aşılama da oldukça yavaş ilerliyor. Türkiye’de Kovid-19 aşısının iki dozunu da yaptıranların sayısı 10 milyon 810 bin 583’te kaldı. Toplam nüfusun yaklaşık yüzde 13’üne denk gelen rakam yeterli bulunmuyor. Uzmanlar toplumsal bağışıklık için nüfusun en az yüzde 70’inin aşılanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kovid-19, kalabalık koğuşlarda yeterli hijyen, oksijen ve tedavi imkanının bulunmadığı cezaevlerinde de çok sayıda kişinin ölümüne neden oldu. Adalet Bakanlığının açıklamasına göre cezaevlerinde 9 tutuklu ve hükümlü Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. İnsan Hakları Derneğinin verilerine göre ise 17 kişi koronavirüsten öldü. Cezaevlerinde kaç vaka olduğu ise bilinmiyor. Son günlerde cezaevlerinden Kovid-19 kaynaklı ölüm haberlerindeki artış yaşanmaya başladı.

Son iki haftada cezaevlerinde 4 tutuklu ve hükümlü koronavirüse yakalanarak öldü. Afyon Bolvadin Cezaevinde tutuklu Ali Orhan4 Mayıs’ta,  Çanakkale Cezaevinde tutuklu Yrd. Doç. Halil Şimşek 5 Mayıs’ta, Silivri Cezaevinde tutuklu eski Yarbay Erdal Kılınç 12 Mayıs’ta, Kocaeli Cezaevinde tutuklu Bilgisayar Öğretmeni Şerif Vatansever 16 Mayıs’ta koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.

AŞILAMA ÖLÜMLERİN ÖNÜNE GEÇEBİLİR

Cezaevlerinde Kovid-19 nedeniyle yaşanan ölüm haberleri tutuklu ve hükümlülerin aşılanıp aşılanmadığı sorusunu gündeme getirdi. Tutuklu ve hükümlüler, yeterli test ve tedavi imkanından mahrum şekilde havasız ve hijyenin olmadığı kalabalık koğuşlarda tutuluyor. Dolayısıyla bu koğuşlarda koronavirüs hızla yayılıyor. Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin hızla aşılanmasıyla Kovid-19 kaynaklı ölümlerin önüne geçilebilir. Adalet Bakanlığının verilerine göre cezaevlerinde 283 bin 516 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Cezaevlerindeki ölümler 283 bin kişinin aşılanmasıyla büyük ölçüde önlenecek.

CEZAEVLERİNE AŞI BİR AY SONRA ULAŞTI

Türkiye’de ilk koronavirüs aşısını 13 Ocak 2021’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca oldu. Cezaevlerindeki aşılama ise Adalet Bakanlığının açıklamasına göre 18 Şubat 2021’e başladı. Yani aşı Türkiye’ye geldikten yaklaşık 1 ay sonra tutuklu ve hükümlüler aşılanmaya başlandı. Kaç tutuklu ve hükümlünün aşılandığı ise resmi rakamlar açıklanmadığından bilinmiyor.

ÖLÜMLERDEN YETKİLİLER SORUMLU

Adalet Bakanlığı, Bilim Kurulunun tavsiyelerine göre aşılama yapıldığını belirtiyor ancak cezaevlerinden gelen haberler tutuklu ve hükümlülere aşı vurulması bir yana Kovid-19 testine dahi ulaşamadıkları yönünde. Cezaevlerinde suçluluğu dahi kanıtlanmamış binlerce tutuklu ve hükümlü, bir an önce aşılanarak virüse karşı korunma hakkına sahip. Cezaevlerinde Kovid-19 kaynaklı ölümler mahpusların aşılanmadığını gösteriyor. Alınmayan önlemler nedeniyle yaşanan her ölümden başta cezaevi yetkilileri olmak üzere Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve AKP iktidarı sorumlu bulunuyor.

Cezaevinde korona isyanı: Siz yaşatmak nedir bilmez misiniz?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0