Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

ABD F-35 programından Ankara’yı resmi olarak çıkardı: Türkiye’nin kaybı ne kadar?

ABD Savunma Bakanlığı, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle Türkiye’yi F-35 programından resmi olarak çıkardı. Türkiye’nin kayıpları ise bir hayli fazla…

BOLD ANALİZ – ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Rusya’dan S-400 savunma sistemi satın aldığı için Türkiye’nin F-35 savaş jeti programından çıkarılmasını resmileştirdi. Pentagon, Türkiye’nin programdan çıkarıldığına ilişkin resmi bildirimi geçtiğimiz gün Milli Savunma Bakanlığına yaptı. S-400’ler için F-35 savaş uçaklarından vazgeçen Türkiye’nin kayıpları ise saymakla bitmiyor.

ABD’DEN 8 ORTAKLA DEVAM KARARI

ABD’li üst düzey yetkili, bildirimde, 2006’da katılımcıların imzasına açılan ve Türkiye’nin 26 Ocak 2007’de imzaladığı Ortak Mutabakat Zabtı’nın feshedilmiş olduğunun ve yeni mutabakat metnine Türkiye’nin dahil edilmediğinin belirtildiğini kaydetti.

Yetkili, 2006 tarihli mutabakatın geride kalan 8 ortakla güncellendiğini ve programa yeni herhangi ortak katılımcının eklenmediğini söyledi.

Türkiye, F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı’na (JSF) Ortak Mutabakat Zaptı ile ortak üretici olarak katılmıştı.

Programın katılımcıları Türkiye’nin yanı sıra ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Danimarka, Kanada ve Norveç’ten oluşuyordu.

Türkiye ilk etapta 100 adet F-35A uçağı almayı taahhüt etmişti.

TÜRKİYE’NİN KATILIMI TEMMUZ 2019’DA ASKIYA ALINMIŞTI

Pentagon Temmuz 2019’da, S-400 hava savunma sistemlerinin Rusya’dan Ankara’daki Mürted Hava Üssü’ne getirilmeye başlanması sonrası Türkiye’nin bu programa katılımını askıya aldığını açıklamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı’nın Satın Alma ve İdame İşleri’nden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ellen Lord, Türkiye’nin F-35 programına katılımının askıya alındığını açıklarken “kararın geri dönülemez” olduğunu söylemiş, Ankara’nın S-400 konusundaki pozisyonunu değiştirmesi durumunda programa katılımının tekrar değerlendirilebileceği mesajı vermişti.

Ancak Türkiye son iki yılda S-400’lerden geri adım atmadığı gibi S-400 sorununu çözmek için Washington yönetimiyle müzakereye hazır olup olmadığını bir türlü netleştiremedi.

TÜRKİYE’NİN ‘GİRİT MODELİ’ ÖNERİSİ KABUL GÖRMEDİ

ABD’de başkanlık koltuğuna Joe Biden’ın gelmesinin ardından Ankara’ya ‘S-400’leri elinizden çıkarın’ baskısı artarken Ankara sorunu çözmek için formül arayışına girdiyse de bu arayış sonuç getirmedi. S-400 geriliminin ikili ilişkilerde yarattığı sıkıntıyı çözmek için ‘Girit modeli’ öneren Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, gerilimin giderilmesi için düşündükleri tüm teknik çözümleri bir mektupla ABD’ye iletse de önerisini geliştiremedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Türkiye’nin “Girit modeli önerisinin yanlış anlaşıldığına” ilişkin mesajı Ankara’nın “S-400 mü, F-35 mi” açmazını açıkça ortaya koydu.

TÜRKİYE’NİN KAYIPLARI
  • 1.2 MİLYAR DOLAR ÖDENEN UÇAKLAR ABD’DE KALDI

2018’de 4 F-35 uçağının mülkiyeti Türkiye’ye verilmiş ancak uçaklar ABD’de, Türk pilotların da katıldığı eğitim programlarına tabi tutulmuştu. Daha sonra ise 2 F-35 uçağının daha mülkiyeti verilmişti.

Ancak Türkiye ile ABD arasında S-400 krizi çıktığından bu 6 uçak Türkiye’ye transfer edilmemiş ve 2020 Savunma Bütçesi kapsamında bunların ABD Hava Kuvvetleri için alınması kararlaştırılmıştı.

Türkiye’nin bu uçaklar için yaklaşık 1.2 milyar ödediği açıklanmıştı. Şu ana kadar bu paranın geri ödeneceğine dair ABD tarafından hiçbir açıklama yapılmadı.

  • TÜRK İŞ DÜNYASI 9 MİLYAR DOLARLIK İŞ KAYBETTİ

Türkiye uçak için 1005 parça üretiyordu. Türk firmalarının da bu üretime katılımı büyük oranda askıya alınmıştı. ABD’nin Aralık 2020 itibarıyla da 1005 parçanın tamamı için yeni tedarikçiler bulduğu ortaya çıkmıştı.

ABD Savunma Bakanlığı’nın Satın Alma ve İdame İşleri’nden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ellen Lord, o dönem yaptığı açıklamada Türk sanayicilerinin 9 milyar dolarlık iş kaybı yaşayacağını ifade etmişti.

Müşterek Taarruz Uçağı Programı (JSF), ABD tarihindeki en büyük silah projesi olarak biliniyor. Türkiye’nin de katıldığı proje kapsamında 6 bin uçak üretilmesi planlanıyor ve projenin toplam maliyeti 200 milyar dolar açıklanmıştı.

Türk savunma sanayii firmaların bu kadar büyük bir projedeki tecrübe kaybının değerini hesaplamak ise mümkün değil.

  • ABD, CAATSA YAPTIRIMLARINI UYGULAMAYA BAŞLADI

Washington yönetimi, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamındaki yaptırımları da S-400’ler gerekçesiyle Aralık 2020’de Türkiye’ye karşı devreye soktu ve S-400’lerin satın alınmasında rol oynayan kişilere yaptırım kararını uygulamaya başladı.

Bu kapsamda ABD Savunma Sanayii Başkanlığı’ndaki (SSB) 4 isme kısıtlamalar getirdi. SSB Başkanı İsmail Demir, SSB Başkan Yardımcısı Faruk Yiğit, Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanı Serhat Gençoğlu ile SSB Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanlığı Grup Müdürü Mustafa Alper Deniz’in varsa ABD’deki mal varlıkları donduruldu ve bu kişilere vize kısıtlamaları getirildi.

Yaptırımlar kapsamında SSB’nin ABD’den ihracat lisansı alması ve ABD’nin ve bağlantılı olduğu uluslararası finans kuruluşlarının kredilerinden faydalanması engellendi.

Kişilere getirilen kısıtlamalar bir kenara bırakılırsa SSB’nin ABD’nin ihracat lisansı ve finansal kredilerden faydalanmaması ilerideki savunma projelerini etkileyecektir. Parasal olarak bu kaybı ölçemesek de bunun etkisini Türkiye önümüzdeki günlerde görecek.

  • F-35’LERDEN OLDUK AMA S-400’LERE SAHİP OLABİLDİK Mİ?

İşin en can alıcı sorusu ise şu: S-400’ler için F-35’lerden olduk peki ya 2,5 milyar dolar ödediğimiz S-400’lere sahip olabildik mi?

Türkiye, Rusya’dan satın aldığı S-400’leri 2019 yılı Temmuz ayında Ankara’ya getirdi. O dönem açıklama yapan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, S-400 hava savunma sisteminin 2020 yılı Nisan ayında tam olarak faaliyete geçeceğini açıklamıştı.

Ancak ABD’nin tepkisi nedeniyle o tarih bir yıl geçmesine rağmen hala Türkiye S-400 hava savunma sistemini kullanamıyor.

Türkiye’nin ABD’den çok eskiden aldığı ve teknolojisi eskimiş HAWK hava savunma sistemi istisna edilirse Türkiye’nin orta ve yüksek irtifa hava savunma sistemi bulunmuyor. Bir tehlike anında her seferinde F-16’ları havalandırmak zorunda kalıyor. Türkiye’nin bu noktadaki savunma açığı 2000’lerin başından beri dile gitiriliyor.

Ayrıca bu açık dolayısıyla Türkiye bölgesinde ciddi krizler olduğu dönemlerde Suriye krizinde 2013 yılında olduğu gibi NATO’dan Patriot veya benzeri hava savunma sistemleri talep etmek zorunda kalıyor.

Ancak Türkiye ABD’nin sert tepkisi nedeniyle parasını ödediği, eğitimlerini tamamladığı ve kullanıma hazır durumdaki Rus S-400 hava savunma sistemini kullanamıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri, S-400’leri 2020 yılı Ekim ayında Sinop’ta denedi. Ancak hala S-400’ler devreye alınmış değil.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ABD’ye sunduğu ‘Girit Modeli’ ise bir anlamda 2,5 milyar dolar ödediği S-400’lerin  depoya kaldırılması anlamına geliyor.

Yani kısacası Türkiye’nin F-35 yerine S-400 tercihi Türkiye’ye verdiği bu kadar kayıpların yanında Ankara’yı çok ihtiyaç duyduğu orta ve yüksek irtifa hava savunma sisteminden de etti.

Ve S-400 hava savunma sistemi Türkiye’nin 2,5 milyar dolarlık en pahalı çöpü olma yolunda.

Yunanistan, Suudi Arabistan’a Patriot hava savunma sistemi gönderiyor

Analiz

Gardaşım Azerbaycan neden İsrail’i destekliyor

Kudüs’te Ramazan ayında başlayan gerginlik, İsrail’in kanlı askeri operasyonuna dönüştü. Şu ana kadar 13’ü çocuk 120’den fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırılara dünyadan tepki yağarken, İsrail’le diplomasi, enerji ve askeri işbirliği konusunda köklü ilişkileri bulunan Azerbaycan sessizliğini sürdürüyor.

BOLD – Kudüs’te Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayında başlayan gerilim artarak devam ediyor. İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı ‘Surların Muhafızı’ adlı askeri operasyonda, 10 Mayıs’tan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 122’ye, yaralı sayısı 830’a yükseldi.

Son olarak, Gazze’deki ABD merkezli Associated Press ve Katar merkezli Al Jazeera haber kuruluşlarının olduğu bir bina, İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkıldı.

Saldırılara dünyanın her yerinden tepki yağarken İsrail’le köklü ilişkileri bulunan Azerbaycan ise sessizliğini koruyor.

İLİŞKİLER NASIL BAŞLADI

SSCB’den ayrılarak 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ı ilk tanıyan ülkelerden biri İsrail oldu.

25 Aralık 1991’de Azerbaycan’ı tanıyan İsrail’le diplomatik ilişkiler 7 Nisan 1992’de resmen başladı. 1993’ten beri Bakü’de Büyükelçiliği bulunan İsrail Azerbaycan’ın kanlı bıçaklı olduğu Ermenistan’da ise büyükelçilik açmadı.

Azerbaycan ilk üst düzey ziyareti 2013’te dışişleri bakanı düzeyinde gerçekleştirse de 1998’de Başbakan Netanyahu, 2009’da Cumhurbaşkanı Peres Bakü’yü ziyaret etti.

PETROL-DOĞALGAZ ANLAŞMASI

Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattının devreye girmesiyle 2006’da İsrail, Azerbaycan’ın ikinci en büyük petrol ithalatçısı konumuna geldi. Azerbaycan Devlet Petrol şirketi İsrail’in Asdod petrol bölgesindeki payı yüzde 5.

Ermenistan ile 60 milyon dolar ticaret hacmi olan İsrail’in Azerbaycan ile ticaret cirosu 5 milyar doların üzerinde. 2007, 2009, 2017 ve 2019’da iki ülke arasında farklı konularda yapılmış anlaşmalar da var. Bu arada Azerbaycan havayolu AZAL 93’ten beri Tel Aviv’e haftada iki kez uçuyor.

ASKERİ İŞBİRLİĞİ

Azerbaycan’ın İsrail’den aldığı yıllık askeri ekipmanların değeri 5 milyar dolardan fazla. İsrail savunma şirketi Elbit’in Azerbaycan’da temsilciliği var. 2018’de iki ülke ortak ‘İHA’ yaratma projesine imzaladı.

Öte yandan, Kafkas cumhuriyetleri içinde en fazla Yahudi nüfusu Azerbaycan’da yaşıyor. Azerbaycan’da yaşayan 12 bin Yahudi olduğu biliniyor.

İsrail’de de Azerbaycan’dan göç eden 70 binden fazla Azerbaycan asıllı Yahudi yaşıyor

Azerbaycanlı akademisyen Murad Salmanov, iki ülkenin arasındaki ilişkiyi şöyle özetliyor: “Dünyada Yahudilerin belki de İsrail’den sonra korkmadan ben Yahudiyim dediği ikinci ülke Azerbaycan’dır.”

İstifa krizi gibi olmadı Soylu’ya Bahçeli değil Alaattin Çakıcı kefil oldu

Okumaya devam et

Analiz

İstifa krizi gibi olmadı Soylu’ya Bahçeli değil Alaattin Çakıcı kefil oldu

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları sonrası İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya diğer bir mafya babası Alaattin Çakıcı’nın sahip çıkması dikkat çekti. Pandemi genelgesi sonrası sosyal medyadan istifa eden Soylu’ya açıktan destek veren MHP Genel Başkanı Bahçeli bu kez sessizliğe gömüldü.

BOLD ANALİZ –  Yurtdışında bulunan Sedat Peker, 4. videosunda hakkında ‘mafya pisliği’ diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun verdiği haber üzerine yurtdışına kaçtığını açıklamıştı. Peker, Soylu’ya ‘Süslü Süleyman, Temiz Süleyman, Cici Süleyman’ ifadeleriyle yüklendi.

Soylu’nun Demokrat Partiye kongrelerine girebilmek için kendisinden ve akrabası Reşat Hacı Fazlıoğlu’ndan destek aldığını belirten Peker, “Yav sen değil miydin, DYP’nin başına ulaşmak için, seni kongrelere almıyorlardı, eski arşivlerden çıkarın. Olaylı kongreleri vardı, çok eskiden, yanında kim var bakın, benim arkadaşlarım” ifadelerini kullandı. Soylu’nun bakanlığ sırasında kendisine koruma tahsis ettiğini kaydeden Peker, yurtdışına kaçarken de Soylu’dan bilgi aldığını açıkladı. Peker, Soylu’nun “Sedat Peker’e dosya hazırlıyorlar.’ ‘Ben tehlikeli bir durum olunca haber vereceğim” dediğini anlattı. Peker’in videoda Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intiharıyla ilgili de İçişleri Bakanını suçlayan ifadeler kullandı. Peker, “Silivri Emniyet müdürü temiz, genç bir arkadaş. Emniyet Müdürü arkadaşları onun neden intihar ettiğini biliyorlar, neden söylemiyorlar? Temiz Süleyman’a da soracağız bunu” dedi.

İddialara sosyal medyadan cevap veren Süleyman Soylu ise, Peker’e “Birilerinin elinde operasyon elemanı olan mafya pisliği” dedi. İddiaları yalanlayan Soylu, Peker’i mahkemeye vereceğini söyledi.

BAHÇELİ BU KEZ SESSİZ KALDI

Sedat Peker’in Mehmet Ağar ve Süleyman Soylu’ya yönelik iddiaları gündemi alt üst ederken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı Devlet Bahçeli’nin sessizliği dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl pandemi genelgesinde yaşanan kaos nedeniyle Süleyman Soylu sosyal medyadan istifa ederken, Erdoğan istifayı kabul etmemiş, Devlet Bahçeli de Twitter’den Soylu’ya sahip çıkmıştı. Bahçeli, “Sayın Süleyman Soylu azimli, inançlı, dirayetli ve mücadeleci kişiliğiyle Türkiye’nin en hassas döneminde üstlendiği bakanlık görevini başarıyla yerine getirmiştir. Bizim temennimiz bu görevine kararlılıkla devamından yanadır” ifadelerini kullanmıştı.

SARAY’DAN CILIZ DESTEK

Bahçeli’nin Sedat Peker’in iddiaları karşısında zor durumda kalan Soylu’ya bu kez destek açıklaması yapmaması dikkat çekti. Saray’dan ise cılız bir açıklama sözcü İbrahim Kalın’dan geldi. Kalın, Twitter’dan Soylu’ya destek vererek, muhalefeti ‘mafyatik bir şahsın hezeyanlarından medet ummakla’ suçladı.

BAHÇELİ YERİNE ÇAKICI SAHİP ÇIKTI

Erdoğan ve Bahçeli’nin sessiz kaldığı iddialar karşısında İçişleri Bakanı Soylu’ya diğer bir organize suç örgütü kurmak suçundan yıllarca hapis yatan Alaattin Çakıcı’dan destek geldi. Yazılı açıklama yapan Çakıcı, “Cumhuriyet tarihi terörle mücadele etmiş en İçişleri Bakanı sayın Soylu ile ilgili bir şeyler söylenmektedir. Sayın Soylu’yu Türkiye tanıyor. Terörle ile ilgili bedenini 5 bin derecedeki ateşin içine atmıştır” sözleriyle Soylu’ya destek oldu.

Alaattin Çakıcı’dan Sedat Peker’e ‘Cici Süleyman’ çıkışı: En İçişleri Bakanı Soylu’dur

Okumaya devam et

Analiz

Sedat Peker’in son videosu Hizmet Hareketine kurulan tuzağı deşifre etti

Hizmet Hareketi’ne yönelik kurulan kumpaslarla ilgili itiraflara bir yenisi daha eklendi. Daha önce AKP’li Şamil Tayyar ve Serkan Kurtuluş’un gündeme getirdiği Fetö Borsası iddiasını bu kez de suç örgütü lideri Sedat Peker doğruladı. Peker, “Yarısını istiyor bizim derinciler” dedi.

BOLD ANALİZ – Hizmet Hareketi mensuplarının mallarına çökülmesiyle ilgili bir itiraf da organize suç örgütü lideri Sedat Peker’den geldi. Peker birçok iş adamının mallarına haksız yere çöküldüğünün belirterek, bununla ilgili tapu kayıtlarının incelenmesinin yeterli olacağının altını çizdi.

SERKAN KURTULUŞ DA AÇIKLAMIŞTI

Arjantin’e kaçan ve AKP’nin birlikte iş yaptığı suç örgütü lideri Serkan Kurtuluş da Türkiye’de devlet-mafya ortaklığının ne kadar güçlü olduğunu anlatmıştı. Kurtuluş, eski Başbakan Binali Yıldırım ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu FETÖ Borsası itiraflarında bulunmuştu. Kurtuluş, Rahip Brunson’a suikast, Rus uçağının düşürülmesi, Suriye’de yaşananlarla ilgili anlattıkları sonrasında FBI harekete geçmişti.

AKP’Lİ TAYYAR DA İTİRAF ETTİ

AKP’li Şamil Tayyar da illerde oluşturulan FETÖ borsaları ile ilgili katıldığı bir televizyon kanalında açıklamalar yapmıştı. Tayyar, “Gaziantep’te çok ciddi FETÖ borsası var. Milyon dolarlar dönüyor. Ben bunu söylüyorum. Evet, itirafçı adı altında iş adamlarını serbest bırakıyorlar. Türkiye’nin birçok yerinde var bu. Ben milletvekiliyim her konuşmam suç duyurusudur. Bununla ilgili daha bugün suç duyurusunda bulundum, HSK teftiş kuruluna. Sadece televizyonda konuşmuyorum. HSK ne yapmış? Bir yerde problem var” demişti.

KÜÇÜK VE METİNER DE BORSANIN PARÇALARI

AKP’ye yakın gazeteci Cem Küçük ve AKP’li Mehmet Metiner’in de Kayseri’de oluşturulan Fetö Borsası’nın elemanları olduğu öne sürülmüştü. Gazeteci Mehmet Tahsin, Cem Küçük ve Mehmet Metiner’in iş adamlarına giderek haklarında gizli soruşturma olduğunu söyleyerek korkuttukları, ardından çözme vaadiyle şantajla para kopardıklarını yazmıştı.

YARISINI İSTİYOR BİZİM DERİNCİLER

Sedat Peker, son yayınladığı videoda borsa iddialarını doğruladı. Peker, “Tapu dairelerine bir yazı yazılsın. Bakın tapuların yarısı nerelere gitmiş. Parası olan FETÖ’cülükten yırtıyor, para olmayan cezaevinde. Bu nasıl bir adalet?  Adam ‘FETÖ’den alınırsam hepsi gidecek devlete’ diyor. Yarısını istiyor bizim ‘derin’ciler” demişti.

İngiltere’de 53 parlamenterden Türkiye’yle ilgili mektup: Kaygı duyuyoruz

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0