Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Kıbrıs’ta anlaşma umudu bir başka bahara kaldı: Gelecekte Türk tarafını neler bekliyor?

Cenevre’deki Kıbrıs görüşmelerinden uzlaşı çıkmadı. Türkiye ve KKTC’nin ilk kez dile getirdiği ‘iki devletli çözüm’ önerisi Yunan-Rum tarafı tarafından kabul görmedi. İngiltere de görüşmelerde Türk tarafına yakın bir çizgi sergiledi.

BOLD – Kıbrıs’taki taraflar 4 yıl aradan sonra yeniden biraraya geldi. Birleşmiş Milletler (BM) parametreleri dışına çıkarak 53 yıllık müzakerelerde ilk kez ‘iki devletli çözüm önerisi’ getiren Türkiye’ye BM Güvenlik Konseyi üyelerinden baskı görebileceği belirtiliyor. Ancak adadaki garantör ülkelerden İngiltere, Türk tarafının tezlerine yakın bir çizgi ortaya koydu.

Dönüm noktası olarak görülen toplantıların ardından Kıbrıs Rum ve Yunan hükümetlerinin, konuyu Türkiye-AB sorununa çevirmek için uğraşacağı, uluslararası baskıya karşın Türk tarafının ise ‘iki devletli çözüm’ için uzun soluklu bir mücadeleye gireceği öngörülüyor.

Türkiye’nin bu konuda İngiltere dışındaki BM Güvenlik Konseyi üyelerinden ve AB’den ciddi baskı görebileceği belirtiliyor.

İLERİDE MÜZAKERE İHTİMALİ AZALDI

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Cenevre’de 27-29 Nisan günlerinde yapılan gayrı resmi görüşmelerde Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Kıbrıs Türk ve Rum liderlerinin yeterli bir ortak zeminde buluşamadıklarını açıkladı.

Guterres’in ev sahipliğinde yapılan 5+1 formatındaki toplantılar, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ve Kıbrıs Türk lider Ersin Tatar ile 3 garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanları, Mevlüt Çavuşoğlu, Nikos Dendias ve Dominic Raab’ı bir araya getirdi.

BM Genel Sekreteri, masanın tamamen dağılmasını önlemek üzere tarafları bir toplantıya daha çağırdığını açıkladı ancak Rum ve Türk taraflarından yapılan açıklamalar, resmi müzakerelerin başlatılmasının çok da olanaklı olmadığını ortaya koydu.

53 YIL SONRA GELEN POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, geçmişteki görüşmelerden farklı olarak masaya BM parametreleri dışında yeni bir planla oturdu. 53 yıldır ‘iki kesimli, iki toplumlu federasyon’ için yapılan müzakerelerin sonuç getirmediğini, 2004 ve 2017 yıllarında görüldüğü gibi Kıbrıs Rumlarının Türklerle ‘güç paylaşımı’ içeren hiçbir formüle sıcak bakmadığını kaydeden Kıbrıs Türk toplum lideri Ersin Tatar, Guterres’e 6 maddelik bir yol haritası sunarak ‘iki devletli çözüm’ planını somutlaştırdı.

İki tarafın eşit uluslararası statüsünün ve egemen eşitliğinin kabulüne dayanan plan, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının pozisyonunun omurgasını oluşturması açısından önem taşıyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, toplantıların ardından yapılan basın toplantısında, Cenevre görüşmelerinin önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtirken, “Türk tarafı egemen eşitliğe dayalı, iki devletli çözüm modelini kayda geçirmiştir. Bu aslında KKTC’nin bağımsızlığı ve egemenliği mücadelesidir. Bu uzun soluklu mücadelede Türkiye, KKTC’nin yanında olmaya devam edecektir” dedi.

ULUSLARARASI TOPLUMDAN BASKI GELEBİLİR

Dışişleri Bakanı, bundan sonraki süreçte bazı BM Güvenlik Konseyi üyelerinden Türkiye ve Türk tarafına baskı gelebileceğinin, Avrupa Birliği’nin de Kıbrıs konusunu AB-Türkiye meselesi gibi değerlendirmeye başlayabileceğinin farkında olduklarını belirtti. Çavuşoğlu, “Özellikle AB, Türkiye-AB ilişkileri bakımından önemlidir gibi üst perdeden, tehdit dilini kullanmaya devam edecektir. Bunları öngörüyoruz” diye konuştu.

BM Güvenlik Konseyi’ni, 5 daimi üye ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin oluşturuyor. Güvenlik Konseyi ülkelerinin imzasıyla 29 Ocak’ta alınan bir karar, Kıbrıs görüşmelerinde sorunun BM Güvenlik Konseyi’nin 1960 ve 1970’li yıllarda kararlar çerçevesinde yani ‘iki kesimli, iki toplumlu federasyona’ vurgu yapmış ve Türk tarafının tepkisine neden olmuştu.

ABD, AB, RUSYA VE FRANSA YENİ ÖNERİYE KARŞI

Özellikle ABD, Fransa ve Rusya’nın BM parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulunmasını istedikleri, Kıbrıs adasının iki devlete bölünmesine karşı çıktıkları kaydediliyor. Çavuşoğlu’nun altını çizdiği bu unsur, her ikisi de AB üyesi olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın bundan sonra izleyecekleri politikanın merkezini oluşturacak gibi gözüküyor. Anastasiadis de, toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda, Türk tarafının BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal edecek şekilde öneriler getirdiğini, BM modelinin yıkılmasına kimsenin izin vermeyeceğini kaydetti.

Kıbrıs Rum tarafının bu süreçte destek alacağı bir başka merkez ise Rusya. Kıbrıs ile çok özel ve yakın bir ilişkisi bulunan Rusya, sorunun çözümüne ilişkin geçmiş dönemlerde de daha Rum yanlısı bir tavır takınmıştı. Rus Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümün BM parametrelerine uygun olması ilkesinin Moskova için geçerliliğini sürdürdüğünü kaydetmişti.

AB’Yİ MERKEZE ÇEKME GİRİŞİMLERİ: BRÜKSEL’İN ANKARA’YA BASKISI ARTACAK

Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye ile Doğu Akdeniz’de yaşadıkları kıta sahanlığı problemini Türkiye-AB sorununa çevirme politikalarında, özellikle 2020 boyunca başarılı olmuşlardı.

AB, 1 Ekim 2020, 10 Aralık 2020 ve 25 Mart 2021 Konsey kararlarında Doğu Akdeniz sorununu tüm birliğin çıkarlarını etkileyen bir dış politika konusu olarak ele almış ve Türkiye’nin tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerini devam ettirmesi durumunda yaptırım uygulamakla tehdit etmişti.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs çözüm sürecinde de benzer bir politika izleyerek Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafını baskı altına almaya çalışacağı değerlendiriliyor. AB, Cenevre toplantılarına katılmak istemiş ancak Türk tarafı birliğin tarafsız davranmaması nedeniyle bu istemi reddetmişti. Buna karşın AB, 3 üst düzey diplomatını toplantıları gözlemeleri için Cenevre’ye göndermişti.

Rum ve Yunan tarafının, Cenevre sürecinin başarısızlığından Türk tarafını sorumlu tutması ve AB’den buna karşı tavır istemesi yapılan değerlendirmeler arasında. AB’den yapılan açıklamalarda da çözüme ilişkin sürecin yakından takip edileceği vurgulanmış ve bu alanda atılacak adımların Ankara-Brüksel ilişkileri açısından önem taşıdığı kaydedilmişti.

AB’DEN AYRILAN İNGİLTERE, TÜRK TARAFININ ÖNERİLERİNE SICAK

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, toplantılar sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab ile ikili bir toplantı gerçekleştirdi

Adanın garantörlerinden olan İngiltere, özellikle Brexit sonrası Kıbrıs politikasında Türk tarafı lehine ufak değişimlere gitmiş, taraflara ‘yaratıcı ve esnek’ olmaları tavsiyesinde bulunarak mevcut parametrelerin dışında çözüm yollarının denebileceği mesajını vermişti. İngiltere, iki toplum arasındaki düzenlemelerin BM parametrelerinin dışında bulunmasına karşı olmadığını ortaya koydu.

İNGİLTERE’DEN İKİ YENİ ÖNERİ

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab’ın Cenevre toplantısı sırasında iki farlı öneriyi Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının dikkatine sunduğu kaydediliyor. İlki ademi merkeziyetçi (decentralized) bir federasyon oluşturulmasını öngörüyor. İkinci öneri ise Kıbrıs Rumları ve Türklerinin karşılıklı olarak birbirlerinin varlıklarını tanımalarını, Kuzey Kıbrıs’ın da AB parçası olarak sayılması ancak uluslararası bir tanınırlığının olmaması fikrine dayanıyor.

İngiltere’nin bundan sonraki süreçte Kıbrıs Türkleri ile ilişkisini daha da yoğunlaştırması ve uygulanan ambargoların hafifletilmesi için bazı adımları atmayı değerlendirdiği de kaydediliyor.

Londra’nın söylemindeki bu değişime Kıbrıs Rum tarafının tepkili olduğu biliniyor. Raab’ın Şubat ayında adaya yaptığı ziyaret sırasında ‘iki kesimli iki toplumlu federasyon’ yerine yaratıcı ve esnek olma önerisinde bulunması Kıbrıs Rum tarafından sıkıntı yaratmıştı.

İNGİLTERE’NİN KKTC’Yİ TANIMAYI DEĞERLENDİRDİĞİ İLERİ SÜRÜLDÜ

Görüşmelerden hemen birkaç gün önce Avrupa Birliği’nden ayrılan ve Kıbrıs konusunda Türkiye ve Yunanistan ile birlikte garantör ülke durumunda bulunan İngiltere ile ilgili ilginç bir iddia gündeme geldi.

Adada iki tane askeri üssü bulunan İngiltere’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanımayı değerlendirdiği, böyle bir adımın İngiltere ile KKTC arasında doğrudan uçuşların başlamasını sağlayabileceği iddia edildi.

Sunday Express’te yer alan haberde, İngiltere’nin “Cenevre’de yapılacak görüşmelerde Kıbrıs Adası’nı neredeyse 60 yıldır ikiye bölen siyasi krize barışçıl çözüm bulmada ‘tarihi bir fırsat’ sunmaya yardımcı olabileceği” belirtildi.

Hükümet kaynaklarının gazeteye, İngiliz bakanların KKTC’yi resmen bağımsız bir ülke olarak tanımayı değerlendirdiklerini söylediği aktarıldı.

ABD NASIL BİR POLİTİKA İZLEYECEK?

Bu süreçte, Rum ve Yunan hükümetlerinin ABD’de yeni göreve gelen Başkan Joe Biden’dan da tam destek almaya çalışacakları öngörülüyor. Washington’un Türk tarafının ‘iki devletli çözüm’ planına mesafeli olduğu, Kıbrıs Türk tarafının bağımsız bir devlet olarak tanınma girişimlerine karşı olduğu biliniyor.

ABD, Doğu Akdeniz bunalımı sırasında da Türkiye’den tek taraflı eylemlerden kaçınmasını beklediğini dile getirmiş, Güney Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu geçici de olsa kaldırmış ve Türkiye’nin tepkisini görmüştü. ABD, Türkiye’den Güney Kıbrıs’ın kıta sahanlığında hidrokarbon faaliyetlerini durdurma ve kapalı Maraş’ın statüsünü değiştirmemesi konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs’ın hem bu konular hem de genel Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilimden yararlanmak ve ABD’yi tamamen yanına çekmek için çaba sarf edeceği öngörülüyor.

Cenevre’deki Kıbrıs görüşmelerinde ortak zemin bulunamadı

Analiz

Sedat Peker halkın genleriyle oynadı: Bu halk bunları yemiyor artık

Muhalefetin yapamadığını yapan Sedat Peker’in AKP-mafya kirli ilişkilerini ortaya döktüğünden beri halk daha fazla sorgulayıcı oldu. HDP’ye yapılan kanlı saldırının altındaki asıl nedeni irdeleyen vatandaşlar, olayın gerçek faillerini ve nedenini yıllar sonra bir mafyanın itiraflarında değil, şimdi öğrenmek istiyor. Resmi açıklamalara bile şüpheli yaklaşan vatandaş, son uyuşturucu operasyonunu da inandırıcı bulmadı. Operasyonu duyuran Bakan Mehmet Muş’u sosyal medyada soru yağmuruna tutan vatandaşlar, Oğuzhan Asiltürk’ün kurultay hamlesinin altındaki çıkar hesaplarını da doğru tahmin etti.

BOLD – Sedat Peker’in yayınlarına başladığı dönemde, AKP Hükumeti muhalefetin çapı kadar eleştirilebilirken şimdi topyekun baskı altında . Peker, gazeteci kisvesi altında her akşam tartışma programında boy gösteren tetikçilerin gerçek yüzlerini, yandaşlaşan yargıdaki çürümüşlüğü, mafyacılık oynayan siyasetçilerin milyar dolarlara varan uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve yolsuzluğunu tek tek anlattı.

İktidarın aymazlığına tepki vermemekle eleştirilen fakat Peker’den sonra hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayan halk, resmi açıklamalar dahil her habere temkinli yaklaşıyor.

TİCARET BAKANINLIĞINDAN KOKAİN OPERASYONU

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından Mersin Limanı’nda 1 ton kokain yakalandığını açıkladı. Yakalanan miktarın Türkiye’de bugüne kadar ele geçirilen en fazla kokain miktarı olduğu belirtildi.

Bakan Muş, sosyal medya hesabından, “Ticaret Bakanlığımız Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından Mersin Limanı’nda 1 ton kokain yakalaması yapılmıştır. Bu yakalama, Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en büyük çaplı kokain yakalamasıdır. Bu başarılı operasyondan ötürü Gümrük Muhafaza ekiplerimizi tebrik ediyorum” dedi.

PEKER AYDINLATTI

Bakan Muş’un açıklamaları kamuoyunu memnun etmedi. Sedat Peker’in uyuşturucu trafiğine dair verdiği bilgiler kamuoyunun konu hakkında aydınlanmasına neden oldu.

Sedat Peker’i takip edenler Bakan Muş’u sosyal medyada soru yağmuruna tuttu. Muş’un paylaşımına yorum yazan takipçileri ‘Kokain’in sahibi kim’, ‘Adres neresi’, ‘Size güven kalmadı’, ‘Sedat Peker söylemişti’, ‘İmha görüntülerini paylaşın’ ifadeleri kullandı.

HDP’YE SALDIRININ ASIL NEDENİ

HDP İzmir İl binasını basıp, binayı ateşe veren Onur Gencer adlı silahlı saldırgan, rehin aldığı parti üyesi Deniz Poyraz’ı öldürdü. Olayın ardından gözaltına alınan Gencer’in sosyal medya hesabındaki paylaşımları dolaşıma girdi. Paylaşımlar Gencer’in siyasi görüşü hakkında bilgiler veriyor.

Saldırı, 7 Haziran 2015 sonrası Türkiye’yi kaosa götüren süreci hatırlattı. Şanlıurfa’daki provokasyonlarla başlayan süreç, 1 Kasım 2015’te AKP’nin yüzde 50 oy aldığı seçime kadar ülkeyi kan gölüne çevirdi.

Sosyal medyada konuyla ilgi yapılan paylaşımlarda saldırının, erken seçim habercisi olabileceği vurgulandı.

Zaten Sedat Peker de takipçilerini saldırı konusunda sosyal medyada uyardı. Peker paylaşımında provokasyon uyarısında bulunarak, “Kıymetli dostlarım, İzmir HDP il başkanlığına yapılan provokasyon amaçlı saldırının çok daha büyüklerini ne yazık ki önümüzdeki zamanlarda yaşayacağız. Eğer benim tecrübeme ve samimiyetime inanıyorsanız hiçbir şartla sokağa çıkmayın” dedi.

ASİLTÜRK’ÜN KURULTAY ÇIKIŞI

Saadet partisi Yüksek İstişare Kurulu başkanı 87 yaşındaki Oğuzhan Asiltürk, yeni bir heyecan, yeni bir soluk sloganıyla kurultay fitilini dün ateşledi. Erdoğan’la uzun süreden beri görüşen Asiltürk’ün kurultay çıkışı da sosyal medyada oldukça manidar bulundu. Sosyal medya kullanıcıları haklı çıkaran bir gelişme yaşandı bugün.

Jandarma İstihbarat’ın bir ihalesini 10 yıldır kazanan MRD Bilişim, bu yıl da ihaleyi 3,8 milyon dolara aldı ancak İçişleri Bakanlığı tarafından diskalifiye edildi. İhale Asiltürk’ün yeğenine verildiği ortaya çıktı. Asiltürk’ün yeğenine ihale için partisinde kazan kaldırdığı yorumları yapıldı.

Brüksel dönüşü Erdoğan’ı kapıda bekleyen tehlike: ‘Hamdolsun’ pahalıya patlar mı?

 

Okumaya devam et

Analiz

“Vatan, millet, devlet” diyen Cem Küçük’ün Paramount sefası

Cem Küçük

Televizyon ekranlarından AKP’ye muhalif gazetecileri ölümle tehdit eden Cem Küçük’ün Paramount Otel’de bedava kaldığı ortaya çıktı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın sözcüsü gibi davranan Küçük’ün en çok kullandığı kelimeler vatan, millet, devlet.

BOLD ANALİZ – Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ‘Çakma Mitçi’ dediği Cem Küçük gündeme oturdu. AKP’yi eleştirenlere her fırsatta tehditler savuran Küçük’ün Sezgin Baran Korkmaz’a ait olan ve ‘çökülen’ Paramount Otel’de bedava ağırlandığı ortaya çıktı.

VATAN MİLLET DEYİP, LÜKS OTELDE GECELEMEK

Paramount Otel’de bedava ağırlanan yargı mensupları, gazeteciler ve siyasetçiler ile Cem Küçük’ün ortak bir noktası bulunuyor. Devlet, millet ve vatan edebiyatı yapan bu isimler, geceliği 105 bin TL olan odalarda konaklamaktan çekinmedi. Bu isimlerin Paramount Otel’de neyin karşılığında bedava ağırlandıkları da bilinmiyor.

RASİM OZAN KÜTAHYALI VE VEYİS ATEŞ İLE AYNI

Küçük, gazetecilik mesleğiyle Rasim Ozan Kütahyalı ile tanıştı.  İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olan Küçük, 2012 senesinde Yeni Şafak’ta yazılar yazdı, Habertürk’ten istifa etmek zorunda kalan Veyis Ateş gibi TVNET’de programlar yaptı.

YOLDAŞI TRT 1 ANA HABER SUNUCUSU ERSOY DEDE

Yeni Şafak ve TVNET’den ayrılan Küçük, ardından Star gazetesi ve 24 TV’de siyaset programı yaptı. Küçük, TRT1 Ana Haber sunucusu Ersoy Dede ile yaptığı programlarda toplumun muhalif kesimlerini hedef aldı. Şu anda Türkiye gazetesinde yazarlık yapan Küçük, TGRT ekranlarında da program sunuyor.

Okumaya devam et

Analiz

Tayyip Erdoğan 7 Haziran’ı hatırlattı HDP il binası basıldı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir hafta önce “7 Haziran seçimlerinin asla unutulmaması gerekiyor” açıklaması yaptı. HDP  İzmir İl Başkanlığı binasına giren O.G isimli şahıs rehin aldığı HDP’li Deniz Poyraz’ı katletti.

BOLD ANALİZ – AKP, 7 Haziran 2015 seçimlerinde tek başına iktidarı kaybetti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, HDP’nin oyu yüzde 13’ü çıkınca çözüm süreci masasını devirdi. 1 Kasım 2015’e kadar Türkiye’nin dört bir yanında asker, polis ve sivil yaşamını yitirdi. Ülke genelinde yaşanan şiddet dalgası sonrası AKP oylarını yüzde 49,7’ye çıkartarak yeniden tek başına iktidar oldu. HDP’nin oyları düştü.

7 HAZİRAN HATIRLATMASINI KİMSE ANLAYAMADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Haziran 2021 tarihinde TBMM’de yaptığı AKP Grup Toplantısı’nda 7 Haziran hatırlatması yaptı. Erdoğan, “Türkiye 2013’teki Gezi olaylarıyla başlayan karanlık senaryonun ikinci veçhilesiyle 7 Haziran’da karşılaşmıştır. Eski Türkiye özlemlerinin tekrar canlandırılmaya çalışıldığı 7 Haziran 2015 seçimlerinin asla unutulmaması gerekiyor.” dedi. Erdoğan’ın bu sözlerinin ne anlama geldiğini muhalefet partileri ve gazeteciler çözemedi.

HDP BİNASINI ATEŞE VERMEYE ÇALIŞTI

Erdoğan’ın açıklamalarının üzerinden bir hafta geçtiğinde HDP İzmir İl Başkanlığı’na yönelik saldırı olayı yaşandı. Saat 11:05 sıralarında eski sağlık çalışanı O.G. olarak açıklanan saldırgan, Konak’ta İsmet Kaptan Mahallesi Hürriyet Bulvarı üzerinde bulunan HDP İl Binası’na girdi. Camları kıran ve binayı yakmaya çalışan saldırgan, içeride bulunan parti çalışanı Deniz Poyraz’ı rehin aldı. Saldırgan, Poyraz’ı bir süre sonra silahla vurarak katletti.

SALDIRGAN ÇELİK YELEKLE ÇIKARILDI

Olayın duyulması üzerine operasyon düzenleyen polis, saldırgan O.G’yi gözaltına aldı. Saldırgan, çelik yelek giydirilerek binadan çıkarıldı.

HDP: SORUMLUSU İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

HDP Genel Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada ise şu bilgiler verildi: “Aylardır partimizin iktidar partisi, İçişleri Bakanlığı tarafından hedef gösterilmesi, provokasyon amacıyla bazı ailelerin örgütlendirilerek il binalarımızın önüne yönlendirilmesi sonucu bu sabah saat 10:30 sıralarında İzmir İl binamıza silahlı saldırı gerçekleştirildi. 35-40 yaşlarında olduğu belirtilen silahlı saldırgan, içeride parti çalışanımız Deniz Poyraz’ın da bulunduğu sırada il binamızı bastı. Çevreye ateş açan ve binayı ateşe veren saldırgana uzun süre müdahale edilmedi. Saldırıda parti çalışanımız Deniz Poyraz yoldaşımız katledildi.”

KOBANİ DAVASINDA PROVOKASYON

HDP, son günlerde HDP’ye yönelik artan provokasyon girişimlerine dikkat çekerek, “Dün Sincan’da görülen Kobanî Kumpas Davasında yapılan provokasyon provası sonucu bugün bu saldırının gerçekleştirilmesinin amacı ve mesajı bellidir. Bu çok tehlikeli provokasyonu gerçekleştirenler, olayın azmettiricileri; partimizi, il örgütlerimizi hedef gösteren iktidardır, provokatörleri yönlendiren İçişleri Bakanlığıdır.” ifadeleri kullandı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0