Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Cezaevinde kanser olan KHK’lı polis Abdulvahit Tunçay hayatını kaybetti

Tekirdağ Cezaevinde kansere yakalanan ve durumu ağırlaşana kadar tahliye edilmeyen Abdulvahit Tunçay yaşamını yitirdi. Doktora götürülmek için 30 dilekçe yazan Tunçay, 4-5 ay boyunca sabahlara kadar sandalye üzerinde sabahlamak zorunda bırakıldı. Ailesi, Tunçay’a cezaevinde çok eziyet edildiğini ve ölümü terk edildiğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Cezaevinde kansere yakalanan, son evreye kadar tahliye edilmeyen KHK’lı polis memuru 50 yaşında Abdulvahit Tunçay 1 Mayıs günü, saat 21.15’te hayatını kaybetti. Ekim 2020’de tutuklanan ve Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Cezaevine gönderilen Tuncay, Cemaat soruşturmaları kapsamında 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

“4. EVRE PANKREAS KANSERİ, SİROZ VE CİĞERLERİ SU TOPLAMIŞTI”

Bold’a konuşan Abdulvahit Tunçay’ın eşi Songül Tunçay “Eşimi ölüme terk ettiler. Revire bile çıkartmadılar. 25-30 tane dilekçe vermiş. Yerde yatırmışlar. Hastane heyeti işi yokuşa sürdü. Kanser, bütün her yerine yayıldığı halde 24 Nisan’a kadar tahliye etmediler. 70 kilodan 50 kiloya inmişti. 4. evre pankreas kanseri, siroz ve ciğerlerine su topladığı halde tahliye etmediler. Bir ay boyunca uğraştık.” dedi.

25-30 DİLEKÇE YAZDI

15 Temmuz’dan iki ay sonra tutuklanan Abdulvahit Tunçay iki yıl Sincan ve Kırıkkale Keskin cezaevlerinde kaldı. Daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ekim 2020’de Tekirdağ’da tekrar tutuklanan Tuncay, cezaevinde pankreas kanserine yakalandı ancak 4. evre olana kadar tahliye edilmedi. Aynı zamanda sirozdu. Ciğerleri su toplamıştı. Kendisinin ifadesiyle 4-5 ay sabahlara kadar koğuşta sandalye üzerinde sabahladı. Doktora çıkmak için 25-30 dilekçe yazdı, hiçbirine cevap verilmedi. 24 Mart’ta eşi Songül Tunçay’ı aradığında “Avukatla beraber gelin, beni kurtarın, ben ölüyorum, hastayım.” dedikten sonra ailesinin durumdan haberi oldu.

“4-5 AY SABAHLARA KADAR SANDALYE ÜZERİNDE OTURDUM”

Bir ay boyunca eşini tahliye ettirmek için uğraştıklarını söyleyen Songül Tunçay, “Eşim beni ilk aradığında 24 ya da 26 Mart’tı. Dedi ki ‘Avukatla beraber gelin, beni kurtarın, ben ölüyorum, hastayım.’ Biz hemen başvurularımızı yaptık ama çok uğraştık. Hastane yönetimindeki başhekim bile ‘Siz buradan sağ çıkacağınızı mı zannediyorsunuz’ dedi. Tahliye için sadece bir imza atacaklar, bütün evraklarımızı hazırladık, o imzayı 3 güne yayıyorlar. Bugün değil yarın diyerek bizi hep oyaladılar. Ve orada eziyet edildi.” ifadelerini kullandı.

Tunçay şöyle devam etti: “Tutuklu odasında ben de kaldım. Üç gün boyunca eşim yalvardı. ‘Allah’ım canımı al, dayanamıyorum’ diye. Hastanede de hem bana hem eşime aynı tutuklu gibi eziyet edildi. Cezaevindeyken de çok çekmiş. ‘4-5 ay sadece bir sandalyenin üzerinde sabahlara kadar oturdum. Hiç yatmadım, uyuyamadım, kaç kere dilekçe verdiysem de beni ne revire götürdüler, ne doktora götürdüler. Hastalığımın ilerlemesine sebep oldular.’ dedi. Bunları bana tahliyesinden sonra hastanede hastanede anlattı.”

18, 16 ve 8 yaşında 3 kız babası Abdulvahit Tunçay’ın cenazesi 2 Mayıs’ta Beypazarı’ndaki köyünde defnedildi.

 

BOLD ÖZEL

“Sabahtan beri buradayız, akşam olmak üzere, bir ömür gibi geçti”

Dedeağaç’ta mahsur kalan 17 kişi arasında bulunan KHK’lı harita mühendisi Temel Durgut Bold’a konuştu: “Burada akşam olmak üzere, çok zor bir konumdayız. Çocuklar çok küçük. 1, 3, 6, 10 ve 12 yaşlarındalar. Herkes çok yıprandı. Geceyi nasıl geçireceğiz bilmiyoruz.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Türkiye’deki hak ihlallerine maruz kalmamak için Meriç Nehri’ni geçip Dedeağaç yakınlarında mahsur kalan 17 kişi, hala kurtarılmayı bekliyor. Aralarında 5 çocuk, 4 kadının bulunduğu grup, çektikleri videolarla sabahleyin insani yardım talebinde bulunmuştu.

Geri itilmemek için saat 06.00’dan beri uluslararası kurumlara seslerini duyurmaya çalıştıklarını söyleyen KHK’lı harita mühendisi Temel Durgut, “Burada akşam olmak üzere, çok zor bir konumdayız. Bugün iki saat ateşin altında kaldık. Vuracaklar herhalde bizi diye düşündüm.” dedi.

“NE OLACAK BİLMİYORUZ”

Durgut, “Sabahtan beri buradayız ama bugün bir ömür gibi geçti. Çocuklar çok küçük. Nasıl dayanacaklar bilemiyoruz. Küçükler, 2020, 2018, 2014 doğumlu. Diğerleri 10-12 yaşlarında iki kız. Ben üç çocuğumu bıraktım geldim. Herkes çok yıprandı. Ne olacak, onu da bilmiyoruz. Bize ulaşmaya çalışanları bekliyoruz. Burada hava şu an 7 derece.” ifadelerini kullandı.

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Babası tutuklu olan kalp hastası, otizmli Ömer Faruk hayatını kaybetti

4,5 yıldır Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu olan KHK’lı Türkçe öğretmeni Murat Turan’ın oğlu Ömer Faruk vefat etti. Otizmli dünyaya gelen ve kalp yetmezliği tedavisi gören Ömer Faruk’un son günlerinde babasını görmesine izin verilmedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Babası 4,5 yıldır Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu olan Ömer Faruk Turan, dün akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Otizmli doğan 11 yaşındaki Ömer Faruk Turan ağustos ayından bu yana Ege Üniversitesi Hastanesi’nde kalp yetmezliği tedavisi görüyordu.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan ve 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Ömer Faruk Turan’ın babası Murat Turan’a durumu kritik olmasına rağmen son günlerinde oğlunun yanında bulunmasına izin verilmedi.

İKİ KEZ BYPASS OLDU

Doğduktan iki ay sonra kalp rahatsızlığından şüphelenilerek hastaneye kaldırılan Ömer Faruk’a hem bebekken hem de 2-3 yaşlarında iki kez bypass yapıldı. Ömer Faruk otizmli dünyaya gelmişti ama otizmi ağır değildi. Okuma yazmayı öğrenmişti. Okula gidip geliyordu.

4,5 yıl önce babasının tutuklanması ise onu ve ailesini çok etkiledi. O zaman 6 yaşında olan Ömer Faruk, ağustos ayında Manisa’daki köylerinde birdenbire rahatsızlandı. Güneş çarpması sanılarak hastaneye kaldırılan Öer Faruk kalp yetmezliği tanısıyla İzmir’e Ege Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Doktorlar hayati tehlikesi olduğunu ve çok fazla ömrünün olmadığını söyledi.

SALGIN GEREKÇE GÖSTERİLDİ

Bu süreçte Murat Turan’ın oğlunu görebilmesi için Manisa Savcılığı’na başvuru yapıldı ancak Kovid-19 tedbirleri gerekçe gösterilerek Turan’a izin verilmedi. Hatta iki ayrı başsavcı vekili ile görüşen HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘nun girişimleri de sonuçsuz kaldı.

“CEZASI ERTELENEBİLİRDİ”

Bold Medya’ya konuşan bir aile yakını, “Bu süreçte aile olarak bizim en çok canımızı yakan; evet ölüm haktır, gelecektir, vakti vardır ama annesi 4,5 yıldan beri çok fazla fedakarlıkta bulundu. Babasının yokluğunu hissettirmemeye çalıştı. hem sağlık tedavileri, hem eğitimiyle yakından ilgilendi. Ve anne gerçekten çok yıprandı. Vefatını da tek başına yaşamak zorunda kaldı. Otizmli çocukların hayati zaten hep çilelerle dolu oluyor. Ama keşke babasına izin verilseydi, cezası ertelenebilirdi. Çocuk gitti. Babası tutuklandığında Ömer Faruk 6 yaşındaydı. Bu anne için de baba için de çok zor.” dedi.

CENAZESİNE KATILACAK

Hayattayken oğlunu göremeyen Murat Turan’ın oğlunun cenazesine katılmasına ise izin verildiği öğrenildi. 11 yaşındaki Ömer Faruk Turan’ın cenazesi bugün ikindi vaktinde Balıkesir Sındırgı Düğüncüler Köyü’nde defnedilecek.

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Babaları cezaevine atılan hasta çocuklar ölüme mahkum ediliyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

5 yaşındaki Zülal ikinci kez hapse girdi

Cezaevindeki çekirdek ailelere bir yenisi daha eklendi. Üç yıldır tutuklu bulunan eğitimci Ali Uysal’ın eşi Hilal Uysal ve 5 yaşındaki kızı da cezaevine gönderildi. Zülal 1,5 yaşındayken de annesiyle hapis yatmıştı.

BOLD ÖZEL – Bir çocuk daha hapse girdi. Daha önce annesi Hilal Uysal ile birlikte 7 ay hapiste kalan 5 yaşındaki Zülal, yine annesiyle birlikte 24 Kasım gecesi cezaevine gönderildi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında Bank Asya hesabı ve Bylock kullandığı iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezası Yargıtay tarafından onaylanan Hilal Uysal önceki gün tutuklanıp yine Şakran Cezaevine gönderildi. Hilal Uysal’ın eşi Ali Uysal da üç yıldır aynı cezaevinde kaldıktan sonra bu yıl başında Afyon Bolvadin Cezaevine nakledildi.

Ev hanımı Hilal Uysal, daha önceki hapis sürecinde yaşadıklarını Bold Medya‘ya şöyle anlatmıştı: “Ben oradayken kızım iki kere kaza geçirdi. Ranzadan düştü ve kampüs içerisindeki hastaneye sevk ettiler. İki saat boyunca gözlem altında tutulduk. Doktor yoktu. Kendi çocuğunuzun doktoru kendiniz olacaksınız denildi ve gönderildik.”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 9 Mayıs 2018’de eşiyle birlikte tutuklanan Ali Uysal, kapatılan derneğe üye olduğu için 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat mezunu olan Uysal, etüt merkezlerinde eğitmenlik yapıyordu.

Hilal Uysal ve kızı Zülal.

16 AYLIK MUAZ DA ANNE-BABASIYLA HAPİSTE

İzmir Şakran Cezaevinde, bir çekirdek aile daha birlikte kalıyor. Esra-Abdurrahman Aşçı, 16 aylık bebekleri Muaz ile 17 Kasım 2021’de tutuklanmıştı.

Burada bin memur var, gardiyanlar botlarıyla odamızı basıyor, koğuşun yarısı hasta

16 aylık Muaz, annesi ve babasıyla birlikte hapse gönderildi

Okumaya devam et

Popular

Shares