Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Suudi Arabistan’a yıllar sonra ilk ziyaret: Çavuşoğlu Riyad’a gitti

Bölgedeki ve dünyadaki yalnızlığını gidermek için Mısır ile ilişkileri normalleştirme girişimleri başlatan AKP yönetimi, Riyad’la da ilişkileri düzeltme yolunda adım attı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 2018 yılındaki Kaşıkçı cinayeti sonrası ilk kez Suudi Arabistan’a gitti.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2018 yılında öldürülmesinin ardından ilk kez bugün Suudi Arabistan’a gitti.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Çavuşoğlu’nun 10-11 Mayıs tarihlerinde Riyad’a gerçekleştireceği ziyaret kapsamında Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Farhan bin Abdullah El Suud ile görüşeceği belirtildi. Söz konusu görüşmede, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ‘ikili ilişkilerin ele alınacağı ve bölgesel konuların istişare edileceği” açıklandı.

Geçen hafta Türk ve Mısırlı dışişleri bakan yardımcıları Kahire’de bir araya gelerek ilişkileri normalleştirme yönünde önemli bir adım attı. Bu, iki ülke arasında 2013’teki darbe sonrası gerçekleştirilen en üst düzey görüşmeydi.

TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN İLİŞKİLERİ

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler 2013 yılından itibaren bozulmaya başladı. Türkiye Mısır’da Müslüman Kardeşler Hareketi ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi desteklerken; Müslüman Kardeşler Hareketi’ne karşı olan Suudi Arabistan Mursi’yi deviren darbe yönetimini destekledi.

Aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu birçok Müslüman Kardeşler üyesi, Mısır’da 2013 yılında o dönemki Devlet Başkanı Muhammed Mursi’nin Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi liderliğinde devrildiği darbe sonrası Türkiye’ye kaçmıştı.

Yine daha sonraki dönemde Türkiye’nin İran’a yaklaşması Suudi Arabistan’ı rahatsız etti. Ayrıca 2017 Katar krizinde Türkiye ve Suudi Arabistan karşıt saflarda yer aldı. Ankara Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır 2017 yılında Katar’la ilişkileri kestiğinde Doha yönetiminin yanında yer almıştı.

KAŞIKÇI CİNAYETİ DÖNÜM NOKTASI OLDU

2017 yılı Haziran ayında Suudi Arabistan’da Veliaht Prensliğe Muhammed Bin Selman’ın gelmesi ile birlikte ilişkiler daha da kötüleşti. Türkiye, Suudi Arabistan yönetimi ve kraliyet ailesindeki iç mücadelelerde her zaman Muhammed Bin Selman karşıtı bir tutum izledi. Selman karşıtı gruplara açıktan olmasa da destek verdi.

En büyük kopuş ise Suudi asıllı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda 2 Ekim 2018’de öldürülmesi sonrası yaşandı. AKP hükumeti, Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürdü ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalıştı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

AKP’DE SÖYLEM DEĞİŞİKLİĞİ

Erdoğan, 2018 yılında yaptığı bir açıklamada Kaşıkçı’yı öldürme emrinin Suudi yönetimindeki ‘en üst noktalardan’ geldiğini ifade etmişti. AKP hükumetindeki politik değişikliğin yansıması olarak Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın geçen ay Reuters Haber Ajansına yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’da Kaşıkçı cinayeti ile ilgili mahkemenin verdiği kararı Türkiye’nin saygıyla karşıladığını söyledi.

Ancak Ankara o dönemde Suudi mahkemesinin verdiği kararların yetersiz olduğunu belirtmiş, Suudi yönetimini İstanbul’da açılan davayla işbirliği yapmaya davet etmişti.

Kaşıkçı cinayeti sonrası Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri en kötü günlerini yaşadı. Suudi Arabistan veliaht prensinin İsrail’le yakınlaşma politikası da AKP’yi rahatsız etti.

TÜRKİYE’NİN İHRACATI YÜZDE 98 AZALDI

Suudi Arabistan, yakın zamana kadar Türkiye’nin en büyük 12. ticari partneri durumunda idi. 2019 yılında Türkiye körfez ülkesine 3.1 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi.

İki ülke ilişkilerindeki gerilim dolayısıyla Suudi Arabistan, Türkiye’ye geçen yıldan itibaren gayrı resmi şekilde boykot uygulamaya başladı. Boykot geçen yıl ticaret rakamlarını fazla etkilemedi. Ancak bu yıl boykot dolayısıyla Suudi Arabistan’ın Türkiye’den ithalatı yıllık bazda yüzde 98 azaldı.

Ayrıca Suudi Arabistan yönetimi, başkent Riyad ve diğer vilayetlerde faaliyet gösteren Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 8 Türk okulunun 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı sonunda kapatma kararı aldığını geçen ay sonunda duyurdu.

Kudüs’teki gerginlik ABD’yi endişelendirdi!

Dünya

Karadeniz’de tehlikeli gerginlik: Ruslardan İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi

Rusya, Karadeniz’de bir İngiliz savaş gemisine bir Rus devriye gemisinin iki kez uyarı ateşi açtığı ve Su24-M tipi bir jetin de geminin güzergahına dört bomba attığını duyurdu. İngiltere ise açıklamayı yalanladı.

BOLD – Rus Savunma Bakanlığı karasularını ihlal ettiği iddiasıyla İngiltere Kraliyet Donanması’na bağlı “HMS Defender” isimli İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açtığını duyurdu. Rus medyası da, bir devriye gemisinin iki kez uyarı ateşi açtığını, Su24-M tipi bir jetin de HMS Defender’ın güzergahına dört bomba attığını yazdı. Moskova, uyarı ateşinden sonra HMS Defender’ın rotasını değiştirdiğini söyledi.

İngiliz Kraliye Donanmasına ait HMS Defender – Type 45 tipi destroyer

İngiltere ise Rus ordusunun Karadeniz’de bir İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açtığı yönündeki haberleri yalanladı.

İngiltere Savunma Bakanlığı (MoD), yaptığı açıklamada haberleri yalanladı ve HMS Defender’ın Ukrayna sularında uluslararası hukuka uygun olarak yoluna devam ettiğini söyledi.

MoD Basın Ofisi’nin Twitter hesabında paylaşılan açıklamada, “Rusların Karadeniz’de topçu tatbikatı yaptıklarına ve faaliyetleri hakkında denizcilik camiasına önceden uyarıda bulunduklarına inanıyoruz. HMS Defender’a hiçbir atış yapılmadı. Güzergahı üzerine de bomba atıldığı iddiasını tanımıyoruz” denildi.

Olayın Kırım’ın güneyindeki Fiolent Burnu yakınlarında meydana geldiği aktarıldı.

Interfax haber ajansı, İngiliz Büyükelçiliği savunma ataşesinin Rusya Savunma Bakanlığı’na çağrıldığını bildirdi.

14 Haziran’da İstanbul Boğazı’nı geçerek Karadeniz’e hareket eden HMS Defender, İngiltere Kraliyet Donanması’na ait Type 45 türü destroyeri.

İNGİLTERE BÖLGEDE GERGİNLİĞİ ARTTIRMAK MI İSTİYOR?

Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere geçtiğimiz aylarda yenilediği küresel askeri ve güvenlik politikasında Rusya’yı tehdit sıralamasında ilk sıraya koymuştu.

Rusya’nın Ukrayna sınırına asker yığdığı geçtiğimiz aylarda Rus basınında çıkan haberlerde, ABD’den daha çok İngiltere hedef alınmıştı.

İngiltere’nin ABD’yi Rusya’ya karşı kışkırttığı ve Ukrayna konusunda daha şahin politikalar uygulamaya teşvik ettiği ifade edilmişti. Buna karşın Biden yönetiminin daha itidalli olduğu ve frene bastığı kaydedilmişti.

Ukrayna krizinin zirve yaptığı dönemde Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı dahil çok sayıda üst düzey İngiliz yönetici Ukraynalı yetkililerle bir araya gelmiş ve Ukrayna’ya desteklerini ifade etmişlerdi.

Rusya’nın Ukrayna sınırına yığdığı askerlerin bir kısmını geri çektiği, Ukrayna krizinin soğumaya yüz tuttuğu ve Biden-Putin görüşmesi ile ABD ve Rusya arasındaki buzların bir nebze olsun erimeye başladığı günlerde meydana gelen gerginlik bir kez daha dikkatlerin İngiltere’ye odaklanmasına sebep oldu.

İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden ‘adil yargılama’ endişesiyle Türkiye’nin iade talebine ret

Okumaya devam et

Dünya

SBK’nın iade dosyası Avusturya’da

Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Sezgin Baran Korkmaz’ın iadesi için ikinci resmi adımı attıklarını ve iade dosyasının Avusturya makamlarına iletildiğini söyledi. ABD’nin de talip olduğu SBK’nin kaderi Avusturya yargısında

BOLD – Ankara, Türkiye’de ‘kara para aklamak’ suçlamasıyla hakkında tutuklama kararı bulunan Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’ye iadesi için ikinci resmi adımı da attı. Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, ABD’nin talebiyle Avusturya’da gözaltına alınan Korkmaz’ın iadesi için 19 Haziran gecesi Avusturya makamlarına ilgili notayı ve gerekli evrakları sunduklarını açıkladı.

Ceyhun, Korkmaz’ın tutuklandığı Cumartesi günü önce iade sürecini başlatan taleplerini ilettiklerini, şimdi de iade süreciyle ilgili gereken dosyayı sunduklarını belirterek “Bunun için her zaman 40 günlük bir süre vardır, o nedenle de 40 günle tutuklanır iade edilecek şahıs. Bizim hiç o kadar beklemeye de ihtiyacımız olmadı. Adalet Bakanlığı dün bakanlığımız (Dışişleri) üzerinden bize dosyayı iletti, biz de Avusturya makamlarına dosyayı ilettik. İade için Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılması gereken resmi tüm işlemler yapılmış durumda” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’YE İADE EDİLMEK İSTİYOR”

Ceyhun, Korkmaz’ın Avusturya’da gözaltına alındıktan sonra Viyana Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını, mahkemenin görevsizlik kararı verdiğini de hatırlatarak Korkmaz’ın avukatı aracılığıyla “Türkiye’de yargılanmak istediğine” dair kendilerine ilettiği düşüncelerini, mahkemede de söylediğini kaydetti.

Ceyhun, “Avukatın bize söylediğine göre mahkemede de Pazartesi günü dile getirmiş. ‘Ben Türkiye’ye iade edilmek istiyorum’ demiş. Söz konusu şahsın Türkiye’ye iade edilmek istediğini hakim nezdinde söylemiş olması da önemli” diye konuştu.

Ceyhun, Korkmaz’ın 5 Temmuz’daki duruşması için de “Avusturya hakimlerinin nasıl davranacağı konusunda yorum yapamam ama sürecin nasıl devam edeceğine o duruşmada karar verilecek. O duruşmada alınacak kararlar belirleyici olacak” bilgisini verdi.

ABD’DE 225 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

ABD Adalet Bakanlığı da Korkmaz’ın kendilerine iade edilmesini istiyor. Bakanlık, hafta başında Korkmaz hakkında “kara para aklamak, para transferi dolandırıcılığı ve yargıyı engellemek” suçlamalarıyla dava açıldığını duyurmuştu. ABD makamları, Korkmaz hakkındaki iddianamenin gizliliğini de kaldırmıştı.

İddianamede Korkmaz’ın, Lüksemburg ve Türkiye’deki banka hesapları aracılığıyla 133 milyon dolar kara para akladığından söz ediliyor. Korkmaz’ın, ABD’nin Utah eyaletinin bölge mahkemesinde Kingston Kardeşler ve Levon Termendzhyan’ın vergi teşviklerinden yararlanarak Amerikan hazinesini dolandırmakla suçlandığı yolsuzlukla da bağlantısı olduğu iddia ediliyor.

Korkmaz hakkında toplamda 225 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Korkmaz, Avusturya’da ABD’nin talebi üzerine tutuklanmıştı. ABD, iade talebini de Türkiye’den önce Avusturya makamlarına iletmişti. Korkmaz’ın hangi ülkeye iade edileceğini Avusturya’daki mahkeme karar verecek.

Susma hakkını kullanan Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu uzatıldı

Okumaya devam et

Dünya

Af Örgütü’nden Yunanistan’a Meriç’teki geri itmelerle ilgili sert eleştiriler

Uluslararası Af Örgütü, Meriç’te geri itmelerin Yunan sınır siyasetinin bir parçası haline geldiğini ve sığınmacılara yönelik bu uygulamaların ağır insan hakları ihlalleri içerdiğini belirtti. Örgüt, Avrupa sınır teşkilatı Frontex’in de görevine son verilmesini istiyor.

BOLD – Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Yunan sınır birliklerinin, koruma arayan sığınmacıları yasa dışı bir biçimde sınır dışı etme faaliyetini sürdürmekle suçladı.

Af Örgütü tarafından hazırlanan “Greece: Violence, lies and pushbacks” (Yunanistan: Şiddet, yalanlar ve geri itmeler) adlı rapor Çarşamba günü yayımlandı. Rapor, 2020 yılının haziran-aralık döneminde Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturan Meriç Nehri bölgesindeki Yunan sınır polisinin uygulamalarını irdeliyor.

Yunanistan, aynı yılın şubat ve mart aylarında, Türkiye’nin kendi tarafındaki sınırı açması üzerine kendi topraklarına geçiş yapmak isteyen sığınmacıları yer yer şiddet kullanarak Türkiye’ye geri göndermişti.

İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RUTİN UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜ

Af Örgütü’nün yeni araştırması, Yunanistan’ın insan hakları ihlallerinin “rutin uygulamalarının bir parçası haline dönüştüğünü” öne sürüyor.

Af Örgütü’nün raporunda, “Sınır dışı faaliyetinin organizasyon seviyesi, Yunanistan’ın insanları geri göndermek ve bunu gizlemek için ne denli ileri gidebileceğini gösteriyor” denildi.

Raporun yayınlanması nedeniyle, konuya dair açıklamalarda bulunan Uluslararası Af Örgütü Almanya teşkilatının mülteciler uzmanı Franziska Vilmar, “şiddet kullanılarak uygulanan push-back’lerin (geri itme), Meriç Nehri bölgesinde Yunan sınır siyasetinin bir parçası olduğunun” yapılan araştırmalarla ortaya konduğunu dile getirdi.

Franziska Vilmar, “sığınmacıların acımasızca tutuklanıp hapsedilmeleri için Yunan makamlarının sıkı bir iş birliği içinde hareket etmesi acı verici” ifadelerini kullandı.

DAYAK, ŞİDDET, YARALAMA

Af Örgütü’nün söz konusu raporu hazırlarken görüştüğü sığınmacılar, kendini Yunan makamlarının temsilcileri olarak tanıtan ve bazıları sivil kıyafetli olan kişiler tarafından şiddet gördüklerini belirtti. Bu kapsamda çok sayıda kişi, sopa ve değneklerle kendilerine vurulduğunu, tekme, yumruk ve tokat atıldığını ve darbelere maruz kaldıklarını; bu sebepten dolayı bazı durumlarda ağır yaralanmaların yaşandığını dile getirdi.

Af Örgütü raporunda, Yunan güvenlik güçlerinin Türkiye sınırından 700 kilometre uzakta yakaladıkları sığınmacıları dahi Türkiye’ye gönderdiği öne sürüldü. Örgütün ayrıca, belgelenmiş vakalara dayandırdığını belirttiği iddialarına göre Yunan makamları, iltica başvurularını değerlendirmeye bile almadan sığınmacıları kara ve deniz üzerinden yasa dışı bir şekilde geri itme uygulamasına tabi tutuyor.

FRONTEX’E SERT ELEŞTİRİLER

Af Örgütü bu bağlamda Avrupa Birliği (AB) Sınır Koruma Ajansı’nı (Frontex) da eleştirdi. Örgüt, insan hakları ihlallerini engelleme sorumluluğu bulunan Frontex’in, bunu yerine getiremediği için Yunanistan‘daki görevinin sona erdirilmesini talep etti.

Vilmar, bu konuyla ilgili olarak da, “Konuştuğumuz tüm insanlar, Frontex’in çok sayıda personel ile görev yaptığı bölgelerden geri gönderilen kişilerdi” dedi. Vilmar ayrıca gerek kendilerinin, gerekse başka örgütlerin çok sayıda vakayı belgelediği için, Frontex‘in kötü muamelelerden haberinin olmadığını iddia edemeyeceğini vurguladı.

İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden ‘adil yargılama’ endişesiyle Türkiye’nin iade talebine ret

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0