Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Pandemide turiste ayrıcalıklı muamele halkı kızdırdı

Türkiye’nin raporu çıkarıldı. AKP iktidarının koronavirüs önlemlerinde turistlere ayrıcalıklı muamele yapmasına halk tepkili. Erdoğan’a halk desteği de en düşük seviyeye ulaştı.

BOLD – İstanbul Ekonomi Araştırma kuruluşu, ülkeye dair yaptıkları araştırmaları ‘Türkiye Raporu’ projesiyle kamuoyuna duyuruyor. Son olarak iktidarın koronavirüsle mücadelesine mercek tutan ekip ilginç sonuçlara ulaştı.

Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki, toplumun salgınla mücadelede makul ve adil bulduğu yasakları desteklediğini, diğerlerini ise desteklemediğini vurguluyor. Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in haberine göre turistlere kısıtlama uygulanmaması, alkol satış yasağı ve zincir marketlerde bazı ürünlerin satışlarına getirilen yasak toplumdan destek görmüyor. Aynı araştırmada ‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak aday göstermesi halinde sonuç ne olur’ sorusuna verilen cevaplar ise Cumhur İttifakı ve Erdoğan’a olan destekte Eylül’de başlayan düşüşün en üst noktaya ulaştığına işaret ediyor.

– Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sayacaklarımdan hangisini tercih edersiniz sorusunda yüzde 35 ile “partimin desteklediği her adaya oy veririm” cevabı dikkat çekici. Bu bize, adayın kim olacağının çok da önemi olmadığını mı söylüyor?

Tam olarak böyle yorumlamam. Partilerin kendi tabanlarının çekirdekleri açısından bir sıkıntıları yok. Buradaki esas mücadele rakip partilerin memnuniyetsiz seçmeninin kendi tarafında çekebilmekte. Zaten eğer 2023’te yeni bir denge kurulacaksa bu dengenin esas belirleyicisi blok değiştirecek seçmen olacak. Yani iktidar blokundan muhalefet blokuna geçen seçmen. Sonuçlara baktığımızda katılımcıların yüzde 35’i ortak aday veya partilerinin kendi adayı fark etmeksizin partilerinin desteklediği her adaya oy vereceğini belirtti. Buna karşılık katılımcıların yüzde 28’i partilerinin kendi adayını çıkarmasını tercih ederken, yüzde 25’i ise ittifaklar çerçevesinde ortak aday çıkarılmasını tercih ettiğini belirtti. Mayıs ayı birinci anketi bulgularına göre katılımcıların yüzde 28’i destekledikleri partinin kendi adayını çıkarmasını tercih ediyor.

Burada AK Parti seçmenlerinin diğer seçmen gruplarından ayrıştığını ve AK Parti’nin kendi adayını çıkartması konusundaki tercihlerinin daha fazla olduğunu söylemek mümkün. Bir diğer sonuç ise katılımcıların yüzde 25’inin destekledikleri partinin ittifak içerisinde olduğu partiler ile ortay aday çıkartmasını tercih etmeleri oldu. Buradaki sonuçları parti kırılımına göre incelediğimizde CHP ve İyi Parti seçmenlerinin diğer seçmenlerden ayrıştığını söylemek mümkün. Millet İttifakı’nı oluşturan iki büyük partinin seçmenlerinin yüzde 40’a yakını partilerinin ittifak çerçevesinde ortak aday çıkarmasını tercih ediyor. Bu sonuçlar Millet İttifakı seçmeninin çoğunluğunun ortak aday fikrine henüz ikna olmadığını gösteriyor. Son olarak katılımcıların yüzde 35’i ortak aday veya partinin kendi adayı fark etmeksizin partilerinin desteklediği her adaya oy vereceğini ifade etti. Cumhur İttifakı seçmenlerinin, Millet İttifakı seçmenlerine göre bu yanıtı daha çok tercih ettiği görülürken, asıl ayrışan grubun HDP seçmeni olması araştırmamızın önemli sonuçlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. HDP seçmeni önemli bir fark ile partilerinin desteklediği her adaya oy vereceklerini belirtti.

– Yüzde 44 hükumete güvenmiyor… Daha önce bu sorulara ne cevap verilirdi?

Ocak 2021 yılında aynı soruyu sorduğumuzda katılımcıların yüzde 44’ü hükümete güvenmiyorum/hiç güvenmiyorum cevabını verirken bugün bu oran yüzde 48 seviyesine çıkmış vaziyette. Ben bu artışı salgınla mücadeledeki eksiklikler ve ekonomideki gidişata bağlıyorum. Konulan yasaklara başta iktidar bloku siyasetçilerinin uymaması, geçen yılın son aylarında söz verilen aşıların bir türlü gelmemesi güvenin erimesinde etkili oluyor. Bu olanlar toplumdaki adalet duygusuna ciddi zarar veriyor.

Şu anda içinde bulunduğumuz tam kapanma kararından sonra yayımlanan genelgelerdeki karışıklıklar, neden alındığı belli olmayan bazı kararların sonradan iptal edilmesi ve belki de en önemlisi bir tam kapanma kararının destek paketi açıklanmadan alınmış olması sonuçlara yansıdı. Toplum salgın ve ekonominin yıkıcı baskısı altında kendini yalnız kalmış hissediyor.

– Tüm bu tablo aslında yurttaşın koronavirüs konusunu öncelediğini gösteriyor. Çünkü yüzde 34.9 endişeli, yüzde 31.9 çok endişeli. Üstelik turistlere kısıtlama uygulanmamasını yanlış buluyor… Oyların düşmesinde koronavirüs dönemi ne kadar etkili oldu?

Şu anda toplumun tek konusu koronavirüs ve onun ekonomik ve sosyal etkileri. Biz Mart 2020’den beri her ay yaptığımız anketlerde bu konularda toplumun nabzını çok yakından tuttuk. İlk başlarda gayet iyi olan toplum algısı Nisan 2021’e geldiğimizde tam tersine dönüştü.

Nisan 2021’de katılımcılardan salgın yönetim performansını ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarında değerlendirmelerini istedik. Ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarını kötü veya çok kötü yönetildiğini ifade edenlerin oranı sırasıyla yüzde 76, yüzde 75 ve yüzde 55 seviyesinde oldu.

Toplum çok uzun zamandır yüksek enflasyon ve gelir kaybı ile mücadele ediyor. Hükümetin mevcut durumu nasıl yönettiği konusundaki algı olumsuza dönerken salgın sonrası için ne gibi önlemler alacağımızı tartışmıyoruz bile. Şunu unutmamak lazım ki salgının ekonomik, sosyal ve psikolojik etkileri son hastamızı iyileştirdikten sonra uzun süre devam edecek. O günler geldiğinde toplumun hükümetten beklentisi azalmış olmayacak. Bu açıdan bakıldığında hükümetin önünde zorlu bir iki yıl daha görüyorum. Hem salgın döneminin yaraları sarılmalı hem de sonrası için toparlanma politikaları ve bu politikaların kaynakları belirlenmeli. Bu tartışmanın çok uzağındayız.

– Mansur Yavaş yüzde 52.5, Ekrem İmamoğlu yüzde 51.4 Meral Akşener yüzde 45.4… Her üçü karşısında Erdoğan’ın oyu yüzde 40’ı dahi bulmuyor. Ancak Erdoğan, yüzde 50’yi Demirtaş aday olursa buluyor. Bu tabloyu yorumlar mısınız?

Bu sonuçlar, Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan destekte Eylül 2020’de başlayan düşüşün en üst noktaya ulaştığına işaret ediyor. Bundan birkaç ay öncesine kadar muhalefetin en büyük problemleri arasında aday olmaması konuşuluyordu. Ama görünen o ki artık bu değerlendirme geçerli değil. Potansiyel muhalefet adaylarının üçünün birinci turda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan daha fazla oy aldığı görülmektedir.

Öte yandan bu üç adaydan ikisinin de Yavaş ve İmamoğlu, birinci turda Erdoğan karşısında yüzde 50’den fazla oy aldığı görülmektedir. Bu sonuçların değerlendirilmesinde “muhalefetin ortak adayı” kavramının seçmen gözünde HDP’nin dahli açısından ne anlama geldiğinin bilinmediği göz önünde bulundurulmalıdır. HDP’nin birinci turdaki tutumu için ben 3 farklı senaryo değerlendiriyorum. Bunlardan birincisi Selahattin Demirtaş gibi kuvvetli bir aday öne sürülür. Bu durumda muhalefetin geri kalanı ortak aday gösterse bile o adayın birinci turda yüzde 50’nin üzerinde oy alması muhtemel değil. İkinci senaryoda HDP daha düşük profilli bir aday göstererek seçmen kitlesinin bir kısmının muhalefetin ortak aday göstermesine vesile olabilir. Bu senaryoda ya muhalefetin ortak adayı yüzde 50’yi geçer ya da Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kalır. Üçüncü senaryoda ise HDP aday göstermez ve 31 Mart yerel seçimlerindekine benzer bir tablo ortaya çıkar. Bu stratejinin yerel seçimlerde işe yaradığını gördük. Ancak HDP’nin genel seçmen üzerindeki etkisi göze alındığında aynı dinamiklerin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için geçerli olup olmayacağı konusunda yorum yapmak zor. Dolayısıyla bu isimlerin oy potansiyelini tartışırken muhalefetin aday belirleme stratejisinin ne olacağı ve HDP’nin bu stratejinin neresinde olacağı kilit önem taşıyor. Öte yandan birinci turda ortak aday senaryolarını tartışırken tek isim üzerinden gitmek yetersiz bir analiz alanı sağlıyor. Zira görünen o ki eğer ortak aday stratejisi benimsenirse o zaman muhalefet cumhurbaşkanı yardımcılarının da önceden açıklanacağı bir ekip ile kampanyasını yürütecek. Bunun etkisi daha farklı olacaktır.

Sonuç olarak bu rakamları değerlendirirken muhalefetin yükseldiği ve iktidarın gerilediği bir eğilimden bahsetmek en doğrusu olacaktır. Bu eğilimin sonuçlara nasıl yansıyacağı yukarıda tarif ettiğim stratejinin nasıl oluşturulacağına bağlı.

– Dış politika başarılı mı?

“Hükümetin dış politikasını başarılı veya çok başarılı bulanların oranı yüzde 45 seviyesinde. Cumhur İttifakı’nın oy oranı ise kararsızlar dağıtıldığında yüzde 43 seviyesine çıkıyor. Yani dış politikaya olan destek Cumhur İttifakı’nın oy oranının altında. Öncelikle bu tespiti yapmak önemli çünkü AK Parti hükümetlerinin bölgesel güç olarak zaman zaman batıya posta koyan ve bu doğrultuda Rusya ve Çin gibi başka aktörlerle konuşması eskiden toplumun daha geniş kesimlerinden destek görürdü. Artık dış politika alanının AK Parti için bir taban genişletme mecrası olmaktan çıktığını görüyoruz.”

– Alkol yasağını yüzde 55.8 yanlış buluyor. Bu rakamın bize verdiği bilgi ne?

Bu sorunun geneline bakıldığında toplumun salgınla mücadelede makul ve adil bulduğu yasakları desteklediğini diğerlerini desteklemediğini görüyoruz. Turistlere kısıtlama uygulanmaması, alkol satış yasağı ve zincir marketlerde bazı ürünlerin satışlarına getirilen yasak toplumdan destek görmemiş vaziyette. Toplum virüsün ciddiyetinin farkında ve mücadele edilmesini destekliyor ancak mücadele ile ilgisi olmayan yasakların da karşısında duruyor.

Gündem

İBB’nin 17 milyar lirası ‘beşli çeteye’ akmış

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kasasından, 9 yıllık dönemde, beşli çete olarak bilinen Cengiz, Kalyon, Limak, Kolin ve Makyol İnşaat’a yaklaşık 17 milyar TL ödendiği açığa çıktı.

BOLD – İBB’nin AKP tarafından yönetildiği yıllarda 5’li çeteye birçok ihale verildi. İBB’ye bağlı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), Fen İşleri Daire Başkanlığı ve Raylı Sistem Daire Başkanlığı tarafından Cengiz, Kalyon, Limak, Kolin ve Makyol’a, 2010 ile 2018 yılları arasında yaklaşık 17 milyar 100 milyon TL’lik ihale verildi.

EN FAZLA İHALE MAKYOL’A

İBB’nin devasa ihalelerini alan şirketlerin başında Makyol İnşaat geliyor. Makyol’a İBB kasasından birçok alanla ilgili ihale verildi. Verilen ihalelerin toplam bedeli ise 10 milyar TL’yi buluyor.

İBB Yapı İşleri Müdürlüğü’nün 2015 yılında düzenlediği “Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi” ihalesini 2 milyar 235 milyon TL’ye alan Makyol, aynı yıl bir de İBB Altyapı Hizmetleri Müdürlüğü’nden yaklaşık 700 milyon TL’lik “yol, kavşak ve altyapı işi” ihalesi aldı.

Şirket 2017 yılında da hem 3 milyar 49 milyon TL’ye Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt metro hattı ihalesini hem de 1 milyar 828 milyon TL’ye yol, köprülü kavşak ve ortak altyapı inşaatı ihalesini aldı.

METRO İHALELERİ KALYON’A

İBB’den en fazla ihale alan şirketlerinin başında bir de Kalyon İnşaat geliyor. Kalyon İnşaat’a İBB kasasından 2010 ile 2018 yılları arasını kapsayan 9 yıllık dönemde ödenen para yaklaşık 6 milyar 700 milyon TL. Kalyon İnşaat’a İSKİ’den isale hattı inşaatları ve içme suyu tünel inşaatları adı altında, 2010, 2015 ve 2018 yıllarında 1 milyar 507 milyon TL’lik üç ayrı ihale verildi.

KALYON VE KOLİN ORTAKLIĞI

İBB’nin birçok metro hattı inşaatı ihalesi de yine Kalyon’a verildi. İBB’nin 2013 yılında düzenlediği Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattı ile 2015 yılında düzenlediği Dudullu – Bostancı metro hattı ihalesi yaklaşık 2 milyar 700 milyon TL’ye Kalyon İnşaat ve Kolin İnşaat iş ortaklığına verildi.

2016 yılında da Kirazlı-Halkalı metrosu yapımı için düzenlenen ihale yaklaşık 2 milyar 700 milyon TL’ye Makyol İnşaat, Ic İçtaş ve Kalyon İnşaat iş ortaklığına verildi. Ayrıca Kalyon’a 2012 yılında Başakşehir Fatih Terim Stadyumu ihalesi de 134 milyon 946 bin TL bedelle verilirken 2016’da düzenlenen “Kadıköy Fikirtepe İmar ve Ulaşım Yol Ortak Altyapı İnşaatı” ihalesi de 194 milyon 350 bin TL bedelle verildi.

CENGİZ’E 1,6 MİLYAR TL

Birgün gazetesinden İsmail Arı’nın haberine göre kamuoyunda en bilinir şirketler biri olan Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz İnşaat’a da İBB’den metro ihalesi verildi. Şirkete, 2016 yılında İBB’ye bağlı Raylı Sistem Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen Kaynarca – Pendik – Tuzla metrosu inşaatı ihalesi 1 milyar 613 milyon TL’ye verildi.

İSKİ İHALELERİ LİMAK’A

Limak İnşaat da AKP döneminde İBB’ye bağlı İSKİ’den milyonlarca liralık ihaleler aldı. Limak İnşaat, İSKİ’den 2017 yılında yaklaşık 144 milyon TL’lik, 2018 yılında da 617 milyon TL’lik ihale aldı. İSKİ kasasından Limak’a bu iki ihaleyle ödenen para ise toplam 761 milyon TL’yi buluyor.

 

 

Okumaya devam et

Gündem

Financial Times: 2023’e kadar seçim olmayacak

Recep Tayyip Erdogan

İngiliz Financial Times gazetesi son anketlere göre muhalefet partilerinin Erdoğan’ın AKP’si ve müttefikleri karşısında öne geçtiğini yazdı. Gazetenin haberinde “Ancak yatırımcılar, Erdoğan’ın yakın zamanda sahneyi terk edeceğini varsaymamalı. 2023’e kadar seçim olmayacak” öngörüsünde bulundu.

BOLD – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), faiz indirimi kararı dış basında gündem olmayı sürdürüyor. Financial Times’ın son yayınladığı analizde, AKP iktidarının zayıfladığına vurgu yapıldı.

TÜSİAD VE ÖMER KOÇ ÜSTÜ KAPALI SALDIRDI

Analizde “TÜSİAD, kalıcı refah düzeyinin sürdürülebilir olması için, Merkez Bankası bağımsızlığı ve temkinli para ve maliye politikası uygulanmasına yönelik çağrıda bulundu. TÜSİAD açıklaması aynı zamanda, Türkiye’nin önde gelen iş insanlarından Ömer Koç’un ülkedeki yorucu enflasyonu eleştirmesinin hemen ardından geldi” değerlendirmesi yapıldı.

GÜNDEMİ MUHALEFET BELİRLİYOR

Erdoğan’ın ve partisinin güç kaybettiğine vurgu yapılan analizde, “Her ikisi de Erdoğan’a ve yüksek faiz oranlarının enflasyona neden olduğu ve refahın yolunun krediye dayalı tüketimden geçtiği politik inançlarına üstü kapalı ancak sivri saldırılar olarak görülebilir. Aslında bu tür yorumlar yeni değil. Geçmişte de iş dünyasından benzer açıklamalar yapılmıştı. Ancak analistler, momentumun hükümet aleyhine hareket ettiğini ve gündemi muhalefetin belirlediğini söylüyor” değerlendirmesi yapıldı.

AKP GİDEREK UMUTSUZ HALE GELİYOR

Makalede, BlueBay Asset Management’tan Timothy Ash’ın görüşlerine de yer verilerek, “Muhalefet gerçekten kazanabileceklerinden emin. İktidardaki AKP giderek daha da umutsuz hale geliyor. Erdoğan’ın yanılabileceğini düşünüyorlar” ifadeleri kullanıldı.

ERDOĞAN ENFLASYONUN KURBANI OLACAK

Analizde son olarak şu değerlendirmeler kaydedildi:  “Son anketler, muhalefet partilerinin Erdoğan’ın AKP’si ve müttefikleri karşısında öne geçtiğini gösteriyor. 20 yıl önce göreve geldikten sonra Türkiye ekonomisini canlandırmak için çok şey yapan bir zamanların son derece popüler cumhurbaşkanı, ilacını bulmayı büyük ölçüde başaramadığı enflasyonun kurbanı olma riskiyle karşı karşıya. Analistler, hasarın seçmenler tarafından şiddetle hissedildiğini söylüyor. Ancak yatırımcılar, Erdoğan’ın yakın zamanda sahneyi terk edeceğini varsaymamalı. 2023’e kadar seçim olmayacak.”

 

Okumaya devam et

Gündem

Bakan Akar’dan Emine Erdoğan vurgusu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesini anlatırken Emine Erdoğan vurgusu dikkat çekti. Akar, “Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde gerçekleştirilen ‘Sıfır Atık Projesi’ zaten yurt genelinde uygulanmaya devam ediyor.” dedi.

BOLD – Akar, NATO Karargahı’nda İngiltere, ABD, Yunanistan, İspanya, Polonya, Macaristan, Romanya, İtalya, Slovenya, Letonya ve Bulgaristan Savunma Bakanları ile gerçekleştirdikleri kısa süreli görüşmelerle savunma ve güvenlik alanlarında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmeler sonrası basın toplantısı düzenleyen Akar, gazetecilerin sorularını cevapladı.

NATO’NUN ŞEREFLİ ÜYESİYİZ

Türkiye’nin NATO içindeki sorumluluklarını bugüne kadar yerine getirdiğini, bundan sonra da getirmeye devam edeceğini vurgulayan Akar, “Bazıları bilinçli veya bilinçsiz olarak ‘Türkiye bir yere mi gidiyor’ gibi söylemlerde bulunuyor. Türkiye’nin bir yere gittiği yok. 70 yıldan beri biz NATO’nun şerefli bir üyesiyiz. Sorumluluklarımızın bilincindeyiz. Bugüne kadar sorumluluklarımızı yerine getirdik bundan sonra da yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

F-16 TEDARİKİ SÜRECİNİ TAKİP EDİYORUZ

Görüşmeler sonrası basın toplantısı düzenleyen Akar, F16 tedarikiyle ilgili, “Teknik çalışma başlatıldı. Süreci takip ediyoruz. Türkiye’nin güçlenmesi aynı zamanda NATO savunmasının güçlenmesi anlamına geliyor” dedi.

EMİNE ERDOĞAN’IN HİMAYESİNE VURGU

NATO toplantısında iklim değişikliğinin de gündeme geldiğini belirten Akar, “Türkiye’nin Paris Protokolü’nü onayladığını hatırlatarak Türkiye’nin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bunun gereğini yapmaya başladığını ve bundan sonra da yapacağımızı söyledik. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde gerçekleştirilen ‘Sıfır Atık Projesi’ zaten yurt genelinde uygulanmaya devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin de aktif rol aldığı proje bu alandaki en önemli çalışmalardan biri olma özelliği taşıyor” diye konuştu.

AKP’de yepyeni kavga! Meydanı Hulusi Akar’a bırakmak istemeyen AKP’liler de harekete geçti

Okumaya devam et

Popular

Shares