Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sedat Peker’e kırmızı bülten Ağarlar’a suç duyurusu

Kazak gazeteci Yeldana Kaharman cinayetinde Mehmet Ağar ve Tolga Ağar hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Sedat Peker için kırmızı bülten çıkarılması talep edildi.

BOLD – Elazığ’da yerel televizyon kanalında sunuculuk yapan Kazakistan uyruklu Yeldana Kaharman’ın 28 Mart 2019’da ölümünde eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar’ın sorumlu olduğu öne sürüldü. Kısa süre önce organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker de bu iddiayı Yodutube’da yeniden gündeme getirdi. Peker’in iddialarının ardından açıklama yapan Tolga Ağar, hukuki sürecin tamamlandığını söyledi. Ancak Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları harekete geçerek Ağarlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

YÖNELTİLEN SUÇLAMALAR NELER?

HKP avukatları, Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar hakkında kasten öldürme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve suça yardım etme iddiasıyla Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Başsavcılığa verilen dilekçede, Sedat Peker, Mehmet Ağar ve Tolga Ağar’ın suç örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilDİ. “Amacı ne olursa olsun, çeşitli bilgilere sahip olma pozisyonu ve hatta eylemlerine iştirak etmiş olma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle beyanları hukuken kayda alınması gereken verilerdir. En azından ‘muhtemel delil’ düzeyi görülmeli, anlatımlarındaki bütünlük, irtibat ve bilgilerdeki somutluk görüldüğünde, soruşturma yürütmek için yeterli ve kuvvetli şüpheye delalet ettiği düşünülmelidir” denildi.

Dilekçede, Kaharman’a ait gazeteci Baransel Ağca’nın sosyal medyadan paylaştığı otopsi raporundan bölümler aktarıldı. “Yeldana Kaharman’ın öldükten sonra asıldığını ve ölümün bir intihar olmadığını desteklemektedir” ifadelerine yer verildi.

HTS KAYITLARI İNCELENMELİ!

Kaharman’ın şüpheli ölümüyle ilgili yeniden soruşturma başlatılması talep edildi. Dilekçede, “Mehmet ve Tolga Ağar’ın ifadelerinin alınması, Sedat Peker’in ayrıntılı ifadesinin alınması, karartılan/değiştirilen otopsi raporunun sorumlularının araştırılması, Mehmet ve Tolga Ağar ile Kaharman’ın olay tarihleri 27.03.2019-28.03.2019 tarihlerindeki HTS kayıtlarının incelemesi, 27.03.2019’da Pertek Jandarma Karakolunda görevli memurların dinlenmesi talep edildi. Dilekçede, “Ancak bu şekilde Kaharman’ın ölümüyle ilgili çelişkiler giderilerek maddi gerçek ortaya çıkarılacaktır” denildi.

Dilekçede, “Müvekkil Halkın Kurtuluş Partisi, tarihsel görev ve sorumluluğunu yerine getirmek için işbu ihbarı yapmaktadır. Eğer adaletin herkese eşit uygulandığı söyleniyorsa, Mehmet Ağar ve Tolga Ağar hakkında birçok kez iddia edilmiş ancak hiçbir zaman araştırılmamış bu kasten öldürme suçunun soruşturulması ve cezasız bırakılmaması gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARILMALI

Sedat Peker hakkında kırmızı bülten çıkartılarak Türkiye’ye getirilmesi ve ifadesinin alınması talep edildi. HKP avukatları dilekçede Mehmet Ağar ve Tolga Ağar hakkında soruşturma yürütülerek cezalandırılmalarını talep etti.

Suç duyurusuna ilişkin HKP Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak açıklama yaptı. Çolak şu ifadelere yer verdi:

  • Saygıdeğer Halkımız, Bugünkü suç duyurumuzun konusu; birkaç gündür kendisi de bir organize suç örgütü lideri olan ve bir dönem birlikte iş yaptığı insanlar hakkında ifşalarda bulunan Sedat Peker’in açıklamalarından kaynaklanan bir suç duyurusudur. Bir dönem bu ülkede İçişleri Bakanlığı yapmış, Kontrgerilla faaliyetlerin merkezinde yer almış olan Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar hakkında yaptığımız suç duyurusudur.
  • Mehmet Ağar ve Tolga Ağar’ın suçları 27 Mart 2019 günü Tolga Ağar’ın Elazığ’daki evinde röportaj yapmaya gelen bir gazeteci genç kızla ilgilidir. Sedat Peker’in iddialarına göre bu genç kız Tolga Ağar tarafından tecavüze uğramıştır. Bu kızcağız Pertek Jandarma Karakoluna sığınmış ondan sonra da Jandarma Mehmet Ağar’a haber verdikten sonra helikopterle Tolga Ağar kaçırılmıştır.
  • Bir gün sonra da Yeldana Kaharman isimli üniversite öğrencisi muhabir evinde ölü bulunmuştur. Şimdi burada 2019’un Ekim ayında yerel savcılar dosyayı kapatmış, intihar süsü verilmiş. Maddi gerçekle uyuşmayan bir adli tıp raporu alınarak intihar süsü verilerek dosya kapatılmış.
  • Oysa aradan 2 yıl geçtikten sonra Sedat Peker’in çok somut, bilgiye dayalı açıklamaları göstermektedir ki daha sonra Malatya Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporla birlikte bu açıklamalar örtüşmektedir ki, gazeteci Yeldana isimli kızımız önce öldürülüyor, sonrada intihar süsü vermek amacıyla ası şeklinde bırakılıyor. O nedenle birinci adli tıp raporu geçersizdir.
  • Dolayısıyla aslında burada birçok suç işlenmiştir. Öncelikle bu dosyayı kapatan savcı soruşturmayı yeterince yürütmediği için suç işlemiştir. Siyasilerin emir ve talimatıyla hareket etmiştir. İkincisi zaten cinayet suçundan yargılanması gereken Tolga Ağar, suç delilleri yok edilip, değiştirildiği için soruşturma hakkında verilen takipsizlik kararıyla kurtulmuştur.
  • Aynı zamanda Mehmet Ağar da suça yardım etmek suçunu da işlemiştir. Bu konuyla ilgili yine yerel gazeteci Sedat Sur isimli bir arkadaşımız da Sedat Peker’in ifadelerini teyit edici bilgiler vermiştir. Cumhuriyet Savcılığına bugün itibariyle vermiş olduğumuz suç duyurusu dilekçemizde bütün bu maddi olgular tek tek ortaya konmuştur.
  • Burada şunu söylemek istiyoruz, Halkımızın çok veciz bir sözü vardır. ‘Varlık seviştirir, Yokluk dövüştürür’ diye. Şimdi bu mafya örgütleri, organize suç örgütleri ülkedeki siyasi iktidarı, devlet mekanizmasını elinde bulunduran parti de baştan aşağıya organize bir suç örgütüdür. Bunlarla ortaklık kurmaktadır.
  • Bunlar artık inandırıcılıklarını yitirdikleri için, halkın kamu mallarını bitirdikleri için şuanda birbirlerine düşmüş durumdalar. Buna benzer ifşaların, buna benzer itirafların önümüzdeki günlerde de geleceği muhtemeldir. Onlarla ilgili de Halkın Kurtuluş Partisi olarak her zaman olduğu gibi duyarlı olmaya ve suç işleyenler hakkında işlem başlatılması ve dosyaların açılması noktasında harekete geçmeye devam edeceğiz.
  • Bugün basından edindiğimiz bir bilgiye göre Mehmet Ağar’a bir gazeteci sorular sormuş. Konuyu kendisinden açıklamasını istemiş, Mehmet Ağar da bilinçli bir şekilde Sedat Peker’in açıklamalarındaki suçlardan uzaklaşıp, Bodrum’daki marina yöneticiliği ile sınırlı tutmaktadır verdiği cevapları.
  • Oysa göz göre göre bir genç kız katledilmiştir. O dosya kapatılmıştır. Nitekim geçmişte de bir AKP milletvekilinin yanında çalışan Türki Cumhuriyetlerden bir kızcağız da benzer şekilde katledilmiş ve dosyası kapatılmıştır.
  • Biz Halkın Kurtuluş Partisi olarak şunu söylüyoruz, bu ülkede kimsenin ama kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur. Suçu ve suçluyu gizleme hakkı yoktur. Cumhuriyet Savcılarına artık yeter diyoruz.
  • Cumhuriyet’in Savcıları olduklarını hatırlamalılardır. Onun dışında da gerçekten kamu düzenini, adaleti ve yargı mekanizmasının hakkıyla çalıştırmak isteyen dürüst insanlar da artık sessiz kalmamalıdır. Bizim bu suç duyurularımız aynı zamanda onlar açısında da cesaretlendirici girişimdir.
  • Buyurun görevinizi yapın sayın savcılar.

Gündem

Yeniden yargılanan Soma’nın patronu rahat: Patron korkmaz burası Türkiye

Yargıtay’ın patronlar lehine bozduğu Soma faciası davasının 3. duruşmasında SEBGİS ile savunma yapan maden sahibi Can Gürkan cezadan korkmadığını söyledi. Türkiye’de patronların cezadan korkmadığını söyleyen Gürkan’ın sözleri cezasız kalan toplu işçi ölümlerinin yaşandığı büyük faciaları hatırlattı.

BOLD – Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma maden kazası davasının 3. duruşması bugün yapıldı. Tutuklu sanığın olmadığı dava Yargıtay’ın patronlar lehine verdiği bozma kararı sonrası Akhisar Ceza Mahkemesi’nde 13 Nisan’da tekrar görülmeye başladı.

Duruşmaya SEGBİS ile katılan maden sahibi Can Gürkan, savunma yaptı. Sözlerine “Beni az çok tanıdınız sayın başkan” diyerek başlayan Gürkan, “Sayın hakim, siz bu davaya neden geç geldiniz, Aytaç Ballı (Davadan alınan eski mahkeme başkanı) bazı konularda yanlış düşünüyordu. Neden kaza olduğu hala bilinmiyor. Olası kasttan ceza verseniz de hiçbir patron korkmaz, burası Türkiye. Sermayeye bu kadar düşman olmaya ne gerek var anlamıyorum” diye konuştu. Gürkan’ın sözleri salondaki yakınlarını kaybeden ailelerin tepkisini çekti.

Gürkan’ın sözleri bir Türkiye gerçeğini daha görünür kıldı. Yakın zamanda toplu işçi ölümlerine neden olan bir çok faciada patronlar, siyasi bağlantıları sayesinde paçayı kurtarmayı bildi.

10 CAN İÇİN PARA CEZASI

İstanbul Mecidiyeköy’de 6 Eylül 2014’te eski Ali Sami Yen Stadı arazisinde Torunlar İnşaat tarafından yapılan Torun Center’ın inşaatında malzeme ve işçi taşıyan asansörün 32. kattan zemine düşmesi sonucu, 10 işçi hayatını kaybetmişti. Olaya ilişkin 25 kişi hakkında “Taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan 2 buçuk yıldan 22 buçuk yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

YEREL MAHKEME PARA CEZASINA ÇEVİRDİ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 yıl süren yargılama sonucunda davayı karara bağlayarak, 9 sanığı 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı, hapis cezası da 60 bin 800’er lira adli para cezasına çevrildi. Mahkeme 16 sanık hakkında ise beraat kararı verdi. Karar 2019 yılında Yargıtay tarafından onandı.

AYNI MADENDE AYNI ŞEKİLDE ART ARDA 2 KAZA

Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’de Şentaş Madencilik’e ait kömür ocağındaki grizu patlaması sonucu 2006 yılında 17 işçi hayatını kaybetti.

Olayı soruşturan savcı, bilirkişi raporunun, ocakta havalandırmanın yetersiz olduğunu, elektrik kablolarının antigrizu özelliği taşımadığını, patlamanın bu nedenle meydana gelebileceğini ortaya koyduğunu söyledi. Yapılan incelemelerde madende yeterli önlem alınmadığı vurgulandı.

Yaşanan facianın ardından şirketin patronu ve sorumlular ceza almadı. Kapatılan ocak kısa bir süre sonra yeniden faaliyete geçti.

Bundan 4 yıl sonra aynı maden şirketine ait bir ocakta aynı sebeplerden dolayı yaşanan grizu patlaması sonucu ise 13 işçi madende, 4 işçi kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetti.

Tüm raporlara rağmen dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan grizu patlamasının yaşandığı maden ocağının yakın zamanda denetimden geçtiğini belirterek, “Denetim raporlarımızda kapatmayı gerektiren bir durum söz konusu değildi” dedi.

Türkiye’nin gerçeğe açlarını kim doyuruverecek?

Okumaya devam et

Gündem

Yargıtay kanser hastası Ayşe Özdoğan cezasını onayladı: Hapse gönderilecek!

Yargıtay, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 9,4 yıl hapis cezasına çarptırılan Ayşe Özdoğan’ın dosyasını bugün onayladı. Hasta haliyle tekrar hapse girmek istemeyen ve kendini çaresiz hisseden Özdoğan yetkililere seslendi.

BOLD – Ayşe Özdoğan, özel bir yurtta idarecilik yaptığı için eşiyle birlikte 8 Nisan 2019’da Antalya’da gözaltına alındı. Kalbi delik dünyaya gelen 7 yaşındaki oğlu Burak Hamza’nın durumu göz önünde bulundurularak o dönemde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Edebiyat öğretmeni eşi İlker Özdoğan ise tutuklanıp Antalya Döşemealtı Cezaevine gönderildi.

Ancak eşinin tutuklanmasıyla hayatı alt üst olan Ayşe Özdoğan’ın yaşadıkları bunlarla sınırlı kalmadı. Bir yandan oğlunun sağlığıyla ilgileniyor, diğer yandan eşine koşturmaya çalışıyordu ki kanser olduğunu öğrendi. Özdoğan’a 7 Kasım 2019’da tıpta çok nadir görülen Maxciller Sinus kanseri teşhisi konuldu ve hemen üst çenesinden ameliyat edildi.

Tutuksuz yargılanan ve ilk mahkemesi 31 Temmuz 2019’da görülen Özdoğan’ın, ikinci mahkemesi 4 Aralık 2019’daydı. Yani ameliyattan tam iki hafta sonra… Çenesindeki dikişler nedeniyle konuşamayan, ameliyatta çok kan kaybettiği için ayakta duramayan Özdoğan o haliyle mahkemeye gitmek zorunda kaldı. Çünkü savcı, gelmezse tutuklanacağını söylemişti.

Özdoğan mahkemeye gitti, yaşadığı stres nedeniyle mahkeme sırasında bayıldı. Hemen önünde duran eşi “Ayşeee” nidasıyla yanına gitmek isteyince izin verilmedi, salondan çıkarıldı. Özdoğan’a ilk müdahale yapıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi duruşmaya devam edildi.

ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ KALDI

Mahkeme heyetine kanser tüm raporlarını, pet sonuçlarını, MR’ları sunmasına rağmen 12 Aralık 2019’daki karar mahkemesinde savcı en üst seviyeden ceza verilmesini istedi. Eşi 13,5, kendisi 9,5 yıl hapis cezasına çarptırılıp tutuklanan Özdoğan Antalya L Tipi Cezaevine gönderildi.

Mahkemedeki herkesin tutuklanmasına şok olduğu Özdoğan cezaevinde de birçok hak ihlaline maruz kaldı. Mahkeme süreçlerini ve hapiste yaşadıklarını iki ay önce Bold Medya’ya anlatan Özdoğan’ı gardiyanların bile şaşkınlıkla karşıladı. “Yoğun bakımdan hasta mı kaçırdınız?” diye tepki gösterdiler.

Ağzında maskesi, yüzü gözü şiş bir şekilde hapse konulan Özdoğan çıplak aramadan geçirildi. Cezaevi kimliği için fotoğraf çekilirken tekrar yere yığıldı. Parmak izi için elini kağıda bastıramayacak kadar güçsüzdü, başkaları kolundan tutup bu işlemi yapmasına yardımcı oldu.

Kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacak haldeydi. 35 kişinin kaldığı 15 kişilik koğuşta hijyenik olmayan, kalabalık bir ortamda yaşamaya mecbur bırakıldı. Hapisteki ilk gecesinde kaloriferlerin yanmadığı cezaevinde, aralık ayının soğuğunda yerde uyudu.

Beslenmesi ise daha zordu. Haşlanmış yumurta için bir hafta önceden sipariş veriliyordu. Gün gün yiyeceği her yumurta 7 gün öncede haşlanıyordu. Sıcak su haftanın üç günü veriliyordu. Kişi başına 6 dakika düşüyordu. Tek başına banyo yapması imkansız olan Özdoğan’ın 6 dakikada kişisel bakımını yapması gerekiyordu.

Hastaneye jandarma ordusuyla, tabut diye tabir edilen cezaevi aracında götürüldü. Tekerlekli sandalye olmadığı zamanlarda yürümek zorunda kaldı. O dönemde HDP Kocaeli Milletvekili olan Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun çabaları başta olmak üzere sosyal medya baskısı nedeniyle haftada üç gün imza şartıyla tahliye edilen Özdoğan’ın ikinci ameliyatı geciktiği için vücudunda birçok kayıp yaşadı.

Hapisten çıktıktan iki gün sonra Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki randevusuna giden Özdoğan’a doktor “Niye bu kadar ara verdiniz, geç kalmışsınız” dedi. Hemen ameliyat edildi. Geç kalındığı için sol üst dişi, sol damağı, elmacık kemiği, lenf bezleri alındı. Son çenesinin altı boş kaldı. Bacağından 20 cm kemik alınıp yüzüne konuldu. Bu ameliyatlar tüm vücudunu etkiledi. İşitme, görme ve konuşma kaybı meydana geldi. Yürüme sıkıntısı var. Gözyaşı kanalları alındığı için gözyaşı hiç durmuyor, sürekli akıyor. Gözünün altına platin konulduğu için o bölgede dışarıdan da görülen iltihap oluşuyor.

Tüm bu ağır ameliyatlardan sonra Ayşe Özdoğan’ın durumu şimdi daha da kritik. Tümör iki gözünün ortasına, beyin sapına çok yakın olan bölgeye sıçradı. Tekrar ameliyat olması çok riskli. Isparta’da özel bir yurtta müdürlük yaptığı için tanık ifadelerine dayanılarak 9,4 yıl hapis cezasına çarptırılan Özdoğan, dosyası Yargıtay tarafından  bugün onaylandı. 14Bu haliyle hapse girmek istemeyen Ayşe Özdoğan, yaşadıklarını Avrupa Adalet İnisiyatifi’nin Youtube kanalı Justice TV’ye bir kez daha gözyaşlarıyla anlatarak yetkililere çağrıda bulundu.

Ayşe Özdoğan: “İkinci ameliyattan sonra eve ilk geldiğimde oğlum benden korktu. Yüzüm, bacağım çok kötüydü. İmza için karakola gidemeyince 3 gün sonra polisler eve geldi. Sorularına ben yazarak cevap verdim. Bana inanmayan polisler doğru mu söylüyorum diye gelip yüzümü incelediler.”

Kanser ameliyatı olduktan sonra tutuklanan Ayşe Özdoğan’ın tek umudu kaldı

Okumaya devam et

Gündem

Salgın Diyanet’i vurdu: 9 milyar dolarlık zarar

Suudi Arabistan salgın nedeniyle iki yıldır hac yapılmasına izin vermiyor. Bu durum hac ve umre üzerinden milyarlarca lira gelir elde eden Diyanet’i olumsuz etkiledi. Diyanet’in son iki yılda yapılamayan hac ve umrelerden dolayı uğradığı zarar yaklaşık 9 milyar dolara yaklaştı.  

BOLD –  Suudi Arabistan bu yıl da koronavirüs salgınını gerekçe gösterip hac ve umre ziyaretlerini kabul etmeyeceğini açıkladı. Bu durum her yıl yaklaşık 80 bin hacı adayı ile yaklaşık 500 bin kişinin umre yapmalarına aracılık eden Diyanet’i olumsuz etkiledi. Diyanet İşleri Başkanlığı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da umre ve hacdan gelir elde edemedi.

GEÇEN YIL DA TÜRK HACI ADAYLARI GİDEMEMİŞTİ

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, yaptığı açıklamada, koronavirüs nedeniyle sadece Suudi Arabistan’da yaşayan sınırlı sayıdaki hacı adayına izin verileceğini duyurdu. Bu gelişmenin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı da koronavirüs nedeniyle geçen yıl olduğu gibi bu yıl da hac ibadeti için Türkiye’den hacı adaylarının kutsal topraklara gidemeyeceğini ilan etti. Suudi Arabistan geçen yıl Türkiye’ye hac için 83 bin 430 kontenjan vermişti. Normal şartlarda bu yıl da 80 binin üzerinde Türk hacı adayının kutsal topraklara gitmesi bekleniyordu.

HAC VE UMRE YABANCI PARA CİNSİNDE

Yurt içinde ve yurt dışında hac ve umre ile ilgili olarak alınan ücretler ile harcamaların muhasebesini Diyanet Vakfı yapıyor. En ucuz hac ücreti 16 bin 400 Suudi Arabistan Riyali (36.408 TL), en ucuz umre ziyareti ise 1.050 dolar (8800 TL) olarak belirlenmişti. Diyanet tarafından yapılan hac ve umrelerden alınan ücretlerin önemli kısmı gelir olarak vakfa kalıyor. Diğer acentelerin kutsal topraklara gerçekleştirdiği  ziyaretlerden alınan paraların önemli bir kısmı da Diyanet Vakfı’na verilmesi eleştirilere konu oluyordu. Diyanet son iki yılda pandemi nedeniyle gerçekleştiremediği hac (3.5 milyar lira) ve umre (5.3 milyar lira) ziyaretlerinden dolayı yaklaşık 8.8 milyar lira gelir kaybına uğradı.

DÖVİZDEKİ ARTIŞ DİYANET’İN KASASINI DOLDURDU

Umre ve hac ücretlerinin döviz üzerinden olması son yıllarda ücretin katlanmasına neden oldu. 2011 yılında 6 bin 273 lira olan en uygun hac ücreti bu yıl altı kat artarak 36 bin 408 liraya kadar çıktı. Yıllara göre hac ücretlerinin gelişim seyri ise şöyle:

2011  6.273 TL
2012  6.248 TL
2013  6.363 TL
2014  8.040 TL
2015  9.673 TL
2016  10.901 TL
2017  13.480 TL
2018  17.988 TL
2019  24.201 TL
2020 28.646 TL
2021 36.408 TL

DİYANET’İN MERKEZİ BÜTÇEDEN ALDIĞI PAY DA KATLANDI

Diyanet, merkezi bütçeden aldığı payın birçok bakanlığın bütçesini geride bırakması nedeniyle eleştirilerin odağında oldu. Diyanet’in yıl içerisinde aldığı ek bütçeler hariç son 6 yıldaki bütçesi ise şu şekilde oluştu:

2015 5.75 milyar lira
2016 6.50 milyar lira
2017 6.87 milyar lira
2018 7.78 milyar lira
2019 10.45 milyar lira
2020 11.51 milyar lira
2021 12.98 milyar lira

63 yaşındaki kronik hasta Özcan Öztürk’e Denizli Cezaevinde koronavirüs tehdidi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0