Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sedat Peker’e kırmızı bülten Ağarlar’a suç duyurusu

Kazak gazeteci Yeldana Kaharman cinayetinde Mehmet Ağar ve Tolga Ağar hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Sedat Peker için kırmızı bülten çıkarılması talep edildi.

BOLD – Elazığ’da yerel televizyon kanalında sunuculuk yapan Kazakistan uyruklu Yeldana Kaharman’ın 28 Mart 2019’da ölümünde eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar’ın sorumlu olduğu öne sürüldü. Kısa süre önce organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker de bu iddiayı Yodutube’da yeniden gündeme getirdi. Peker’in iddialarının ardından açıklama yapan Tolga Ağar, hukuki sürecin tamamlandığını söyledi. Ancak Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları harekete geçerek Ağarlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

YÖNELTİLEN SUÇLAMALAR NELER?

HKP avukatları, Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar hakkında kasten öldürme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve suça yardım etme iddiasıyla Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Başsavcılığa verilen dilekçede, Sedat Peker, Mehmet Ağar ve Tolga Ağar’ın suç örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilDİ. “Amacı ne olursa olsun, çeşitli bilgilere sahip olma pozisyonu ve hatta eylemlerine iştirak etmiş olma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle beyanları hukuken kayda alınması gereken verilerdir. En azından ‘muhtemel delil’ düzeyi görülmeli, anlatımlarındaki bütünlük, irtibat ve bilgilerdeki somutluk görüldüğünde, soruşturma yürütmek için yeterli ve kuvvetli şüpheye delalet ettiği düşünülmelidir” denildi.

Dilekçede, Kaharman’a ait gazeteci Baransel Ağca’nın sosyal medyadan paylaştığı otopsi raporundan bölümler aktarıldı. “Yeldana Kaharman’ın öldükten sonra asıldığını ve ölümün bir intihar olmadığını desteklemektedir” ifadelerine yer verildi.

HTS KAYITLARI İNCELENMELİ!

Kaharman’ın şüpheli ölümüyle ilgili yeniden soruşturma başlatılması talep edildi. Dilekçede, “Mehmet ve Tolga Ağar’ın ifadelerinin alınması, Sedat Peker’in ayrıntılı ifadesinin alınması, karartılan/değiştirilen otopsi raporunun sorumlularının araştırılması, Mehmet ve Tolga Ağar ile Kaharman’ın olay tarihleri 27.03.2019-28.03.2019 tarihlerindeki HTS kayıtlarının incelemesi, 27.03.2019’da Pertek Jandarma Karakolunda görevli memurların dinlenmesi talep edildi. Dilekçede, “Ancak bu şekilde Kaharman’ın ölümüyle ilgili çelişkiler giderilerek maddi gerçek ortaya çıkarılacaktır” denildi.

Dilekçede, “Müvekkil Halkın Kurtuluş Partisi, tarihsel görev ve sorumluluğunu yerine getirmek için işbu ihbarı yapmaktadır. Eğer adaletin herkese eşit uygulandığı söyleniyorsa, Mehmet Ağar ve Tolga Ağar hakkında birçok kez iddia edilmiş ancak hiçbir zaman araştırılmamış bu kasten öldürme suçunun soruşturulması ve cezasız bırakılmaması gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARILMALI

Sedat Peker hakkında kırmızı bülten çıkartılarak Türkiye’ye getirilmesi ve ifadesinin alınması talep edildi. HKP avukatları dilekçede Mehmet Ağar ve Tolga Ağar hakkında soruşturma yürütülerek cezalandırılmalarını talep etti.

Suç duyurusuna ilişkin HKP Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak açıklama yaptı. Çolak şu ifadelere yer verdi:

  • Saygıdeğer Halkımız, Bugünkü suç duyurumuzun konusu; birkaç gündür kendisi de bir organize suç örgütü lideri olan ve bir dönem birlikte iş yaptığı insanlar hakkında ifşalarda bulunan Sedat Peker’in açıklamalarından kaynaklanan bir suç duyurusudur. Bir dönem bu ülkede İçişleri Bakanlığı yapmış, Kontrgerilla faaliyetlerin merkezinde yer almış olan Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar hakkında yaptığımız suç duyurusudur.
  • Mehmet Ağar ve Tolga Ağar’ın suçları 27 Mart 2019 günü Tolga Ağar’ın Elazığ’daki evinde röportaj yapmaya gelen bir gazeteci genç kızla ilgilidir. Sedat Peker’in iddialarına göre bu genç kız Tolga Ağar tarafından tecavüze uğramıştır. Bu kızcağız Pertek Jandarma Karakoluna sığınmış ondan sonra da Jandarma Mehmet Ağar’a haber verdikten sonra helikopterle Tolga Ağar kaçırılmıştır.
  • Bir gün sonra da Yeldana Kaharman isimli üniversite öğrencisi muhabir evinde ölü bulunmuştur. Şimdi burada 2019’un Ekim ayında yerel savcılar dosyayı kapatmış, intihar süsü verilmiş. Maddi gerçekle uyuşmayan bir adli tıp raporu alınarak intihar süsü verilerek dosya kapatılmış.
  • Oysa aradan 2 yıl geçtikten sonra Sedat Peker’in çok somut, bilgiye dayalı açıklamaları göstermektedir ki daha sonra Malatya Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporla birlikte bu açıklamalar örtüşmektedir ki, gazeteci Yeldana isimli kızımız önce öldürülüyor, sonrada intihar süsü vermek amacıyla ası şeklinde bırakılıyor. O nedenle birinci adli tıp raporu geçersizdir.
  • Dolayısıyla aslında burada birçok suç işlenmiştir. Öncelikle bu dosyayı kapatan savcı soruşturmayı yeterince yürütmediği için suç işlemiştir. Siyasilerin emir ve talimatıyla hareket etmiştir. İkincisi zaten cinayet suçundan yargılanması gereken Tolga Ağar, suç delilleri yok edilip, değiştirildiği için soruşturma hakkında verilen takipsizlik kararıyla kurtulmuştur.
  • Aynı zamanda Mehmet Ağar da suça yardım etmek suçunu da işlemiştir. Bu konuyla ilgili yine yerel gazeteci Sedat Sur isimli bir arkadaşımız da Sedat Peker’in ifadelerini teyit edici bilgiler vermiştir. Cumhuriyet Savcılığına bugün itibariyle vermiş olduğumuz suç duyurusu dilekçemizde bütün bu maddi olgular tek tek ortaya konmuştur.
  • Burada şunu söylemek istiyoruz, Halkımızın çok veciz bir sözü vardır. ‘Varlık seviştirir, Yokluk dövüştürür’ diye. Şimdi bu mafya örgütleri, organize suç örgütleri ülkedeki siyasi iktidarı, devlet mekanizmasını elinde bulunduran parti de baştan aşağıya organize bir suç örgütüdür. Bunlarla ortaklık kurmaktadır.
  • Bunlar artık inandırıcılıklarını yitirdikleri için, halkın kamu mallarını bitirdikleri için şuanda birbirlerine düşmüş durumdalar. Buna benzer ifşaların, buna benzer itirafların önümüzdeki günlerde de geleceği muhtemeldir. Onlarla ilgili de Halkın Kurtuluş Partisi olarak her zaman olduğu gibi duyarlı olmaya ve suç işleyenler hakkında işlem başlatılması ve dosyaların açılması noktasında harekete geçmeye devam edeceğiz.
  • Bugün basından edindiğimiz bir bilgiye göre Mehmet Ağar’a bir gazeteci sorular sormuş. Konuyu kendisinden açıklamasını istemiş, Mehmet Ağar da bilinçli bir şekilde Sedat Peker’in açıklamalarındaki suçlardan uzaklaşıp, Bodrum’daki marina yöneticiliği ile sınırlı tutmaktadır verdiği cevapları.
  • Oysa göz göre göre bir genç kız katledilmiştir. O dosya kapatılmıştır. Nitekim geçmişte de bir AKP milletvekilinin yanında çalışan Türki Cumhuriyetlerden bir kızcağız da benzer şekilde katledilmiş ve dosyası kapatılmıştır.
  • Biz Halkın Kurtuluş Partisi olarak şunu söylüyoruz, bu ülkede kimsenin ama kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur. Suçu ve suçluyu gizleme hakkı yoktur. Cumhuriyet Savcılarına artık yeter diyoruz.
  • Cumhuriyet’in Savcıları olduklarını hatırlamalılardır. Onun dışında da gerçekten kamu düzenini, adaleti ve yargı mekanizmasının hakkıyla çalıştırmak isteyen dürüst insanlar da artık sessiz kalmamalıdır. Bizim bu suç duyurularımız aynı zamanda onlar açısında da cesaretlendirici girişimdir.
  • Buyurun görevinizi yapın sayın savcılar.

Gündem

Akın İpek skandal karardaki hataları madde madde sıraladı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Hasan Bakırcı imzalı ‘Hak ihlali yok’ kararını sosyal medya hesabından değerlendiren iş insanı Akın İpek, karadaki fiziki hataları tek tek sıraladı.

BOLD – Türkiye’de bütün mal varlığına el konulan iş insanı Akın İpek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Hasan Bakırcı imzalı ‘Hak ihlali yok’ kararını sosyal medya hesabından değerlendirdi. Karadaki fiziki hataları tek tek sıralayan İpek, “AİHM, insan hakları sözleşmesine imza atmış ülkelerin tüm vatandaşlarına ait bir kurumdur… Hiç kimsenin, bu saygın kurumun itibarına leke düşürecek işler yapması kabul edilemez. Bu sorumluluk en başta AİHM Başkanlığına ve denetim organlarına aittir” dedi.

Koza İpek grubu ve ailesi hakkında, kaynağı belirsiz, kara para veya harcandığına dair bir tespit olmadığını söyleyen İpek, “Zaten bu konuda savcılığın da bir iddiası yok. Dava dosyasında da böyle bir karar yok. KHK’lar ile işlendiği tarihte suç olmayan, tamamen yasal faaliyetler suç sayılarak müsadere ve mahkumiyet kararları verildi. Bunun, hukukun tüm temel kurallarına aykırı olduğunu söylemek dahi, abesle iştigaldir” dedi.

İpek, karardaki fiziki hataları şöyle sıraladı:

1) Koza İpek grubu ve ailesi hakkında, kaynağı belirsiz, kara para veya harcandığı yer şüpheli ve benzer, mali suç sayılabilecek tek bir tespit dahi olmadı. Zaten bu konuda savcılığın da bir iddiası yok. Dava dosyasında da böyle bir karar yok.

2) Ankara başsavcılığının yaptığı; ‘Baskında Koza Genel merkezinde fiziki Altın bulundu’ açılaması, bilirkişi raporunda yok, tam tersine, bulunmadığı el koyma tutanaklarında açıkça görülüyor.

3) Mahkeme tarafından kayyımın kaldırıldığı şirketler; Koza İpek grup şirketi olmadığı sebebi ile kaldırılmış şirketlerdir.

4) ‘Bilir kişi Çomaklı ‘sadece twit paylaşmadı, yargılanmış olduğu dolandırıcılık davasında mahkum oldu. Bilirkişi Çomaklı’nın raporunun gerçekleri yansıtmadığı, tamamen uydurma olduğunu da, ben iddia etmiyorum. 04 05 2016 tarihli kapsamlı MASAK raporu ile belgelendi, ispatlandı.

5) İnceleme sonuçlarına göre hiç bir suç unsuru bulunamadı. Müsadere talebi için gerekçe olarak sadece KHK var. Üstelik KHK ile zaten kapalı olan Medya ve Üniversite müsadere edildi.

6) Koza İpek Dosyasında gizlilik kararı vardı. Hiç bir bilgi ve belgeye, dava açılana kadar ulaşma ve cevap verme imkanımız olmadı. Ulaşma imkanımızın olduğu doğru değil.

7) Kayyımlar becerilerine göre atanmadı, Gerek medya, gerekse diğer şirketlerimize atanan kayyımların kimler olduğu hem dava dosyasında hem de açık kaynaklarda var.

8) Bilir kişi taleplerimiz gerekçesiz reddedildiği gibi, Ankara adliyesi resmi bilirkişi mütalaası dikkate alınmadı. Uluslararası PWC ve yeminli mali müşavirler gibi bizimle birlikte yasal sorumluluğu olan kurumların da raporları dikkate alınmadı. Tamamen görmezden gelindi.

9) KHK’lar, hiç bir rapor veya gerekçeye dayanmıyor. Tam tersine 04 05 2016 yılında; Kayyım atanmasından yaklaşık bir yıl sonra MASAK tarafından aklanmasına rağmen İpek Medya ve Üniversite hakkında müsadere kararı verildi. Tüm şirketler aklanmış olmasına TMSF ye devir edildi.

AİHM in yaptığı bu hatanın düzeltilmesi lazım;

Bize KHK ile kayyım atanmadı. 2015 de, sahte olduğu 2016 da MASAK tarafından ispatlanan bir raporla kayyım atandı. Bizi de aklayan bu MASAK raporu bizden gizlendi. Başka bir MASAK inceleme raporu yok.

10) MASAK inceleme raporlarında teröre finansman sayılabilecek tek bir husus dahi tespit edilmemiştir. 2014 yılında, MASAK, bir inceleme raporu da vermemiştir.

11) Sulh ceza mahkemelerinin hukuka uygun, tarafsız ve bağımsız olduğu doğru değil. Bu konudaki Venedik Komisyonu ve AB raporlarında yeteri kadar açık tespitler var. Adil yargılanma konusunda Koza İpek grubu ve ailesi şüphesiz bir istisna değildir.

12) MASAK’ın ortaya koyduğu, aleyhimizde olabilecek tek bir tane dahi somut unsur yok. Tam tersine; Açıkça bizi aklayan inceleme sonuçları var.

13) Koza İpek grubunda veya İpek ailesinde, yasa dışı tek bir Dolar dahi olmadı ortaya çıktı. Zaten bu konuda yargılanmıyoruz. Hakkımızda böyle bir suçlama dahi yok.

14) Medya şirketlerimiz ise KHK ile kapatılmadı. 2016 yılında kayyımlar tarafından kapatılmıştı. KHK ile zaten kapalı olan kurumlar müsadere edildi.

15) KHK’lar ile işlendiği tarihte suç olmayan, tamamen yasal faaliyetler suç sayılarak müsadere ve mahkumiyet kararları verildi. Bunun, hukukun tüm temel kurallarına aykırı olduğunu söylemek dahi, abesle iştigaldir.

16) AİHM’in Hasan Bakırcı imzalı kararında, AİHM e MASAK raporlarından sadece belli ve kısa bölümleri verdiğimiz ifade ediliyor. Bu da kesinlikle doğru değil. Tüm raporlar ekte ve tam olarak mevcuttu.”

Beklenen oldu Türkiye resmen gri listede: AKP 80 yıllık itibar ve güvenilirliği tüketti

Okumaya devam et

Gündem

TÜGVA rezaletinde bugün: TÜGVA’ya ‘kıl’ olan vali yardımcısına ne oldu?

TÜGVA’nın ifşa olan kadrolaşma belgelerinden yeni skandal gün yüzüne çıkıyor. TÜGVA’lı heyetin, Bitlis’te yer tahsisi için görüştükleri bir vali yardımcısının tavırlarını beğenmedikleri için açığa aldırdıkları ortaya çıktı.

BOLD – Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu TÜGVA ile ilgili ortaya dökülen belgelerden her gün yeni bir skandal patlak veriyor. Yeni belgelerde, medyatik isimlerin de TÜGVA’dan nemalandığı ortaya çıktı.

Televizyon programlarının vazgeçilmez isimlerinden Selman Öğüt’ün, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından maaşa bağlandığı ortaya çıktı. TÜGVA Bölge Uzmanı Bütçe Tablosu’na göre Öğüt’ün, aylık 5 bin TL maaş aldığı görüldü. Belgeye göre TÜGVA, Öğüt’e 12 aylık koordinatörlük kapsamında 60 bin TL ödemede bulundu.

selman öğüt

Belgelerden gün yüzüne çıkan önemli bir detay ise TÜGVA ile zıtlaşan vali yardımcısının akıbeti oldu.

2016-2017 yıllarına ait yer tahsislerindeki usulsüzlükler, para aktarma ve fişleme gibi birçok skandalın ortaya çıktığı belgelerde, bir vali yardımcısı ile ilgili yazılan rapor dikkat çekti.

YER TAHSİSİ İÇİN VALİ İLE GÖRÜŞME

Vakfa yer tahsis edilmesi için Bitlis Valisi Ahmet Çınar ile görüşen TÜGVA heyetine, Bitlis Merkez , Tatvan ve Güroymak ilçelerinin kesişim noktasında olan Bölge Trafik Denetleme noktasındaki bir arazinin vakfa tahsis edilebileceğini ifade edildi.

İşlemlerin yapılabilmesi için heyet, dönemin vali yardımcısı ve Ahmet Davutoğlu döneminde AKP’den milletvekili aday adayı da olan Salih Altun’a yönlendirildi.

İfşa olan ‘Bitlis Çözüm Raporu’ başlıklı belgede, vakıf yetkililerinin Altun ile yaptıkları görüşmelerin ayrıntıları yer alıyor.

Belgede, Altun’un sarf ettiği sözlerden yetkililerin rahatsız olduğu, “Kendilerini ilk ziyaretimizde dar vakitte görüşmemizden dolayı detaylı bir görüşme yapamadık fakat bu görüşmede Salih beyin söylediği bazı şeyler bizde rahatsızlık uyandırdı” ifadeleri ile aktarılıyor.

VALİ YARDIMCISINI ŞİKAYET ETTİLER

Görüşmenin ayrıntılarına yer verilen belgede, vali yardımcısı Altun’un TÜGVA yöneticilerine ilişkin “iktidara sırtını dayamış, zengin kibirli kişiler” ifadelerini kullandığı ve bu kişilerin amacının gerçekte İslam’a hizmet olmadığını söylediği de belirtiliyor.

DEVREYE BAŞKAN GİRDİ

Altun’un bu sözlerine yeterli sertlik cevap veremediklerini söyleyen TÜGVA heyeti, konuyu Ahlat Belediye Başkanı’na taşıdı.
Başkan, Altun’dan vakfa yardımcı olmasını isteyince yeni bir görüşme ayarlandı. Bu yeni görüşme sonucunda istenilen arazi TÜGVA’ya tahsis edildi.

VAKFIMIZA KIL

Arazi alınmasına rağmen belgenin sonunda Altun ile ilgili “Bizlere hatırlı dostlarının hürmetine yardımcı olacağını fakat vakfımıza “kıl” olduğunu açık açık söyledi. Devletimiz elbette bizlerin her talebine olumlu cevap vermek zorunda değildir. Fakat Salih Bey’in yanında misafirleri varken tavrı tutumu bizleri rencide etmiş , vakfımıza ve şahsımıza gösterdiği tutumu sizlerin takdirine bırakıyorum” ifadeleri kullanıldı.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI GÖREVDEN UZAKLAŞTIRDI

Bitlis Vali Yardımcılığı görevini yürüten Altun, 15 Temmuz’dan 3 gün sonra İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı. Altun için Anayasal düzeni yıkmaya yönelik eylemler içerisinde bulunabileceği belirtildi. TÜGVA’lıların şikayetiyle işini kaybeden Altun, görevine 2017 yılında iade edildi.

AKP’nin en önemli icraatı duble yollar değil: Yüksek kapasiteli cezaevleri

Okumaya devam et

Gündem

Diyanet’in “baldız” fetvası tepki çekti

Diyanet’in “Baldızıyla zina eden kişinin hanımı boş olur mu?” sorusuna “Zina büyük günahlardan olmakla beraber eşlerden birinin zina etmesi, nikâhlarına zarar vermez” cevabı tepki çekti. İlahiyatçı Prof. Dr. Şahin Filiz, “Böyle fetva olur mu?” dedi.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en yüksek karar ve danışma organı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun “baldız” fetvası tepki çekti. “Fetvalar” kitabında “Baldızıyla zina eden kişinin hanımı boş olur mu?” sorusuna “baldızla zina yapmanın nikâhı düşürmeyeceği” fetvası verildi.

“HELAL GÖRMEDİKÇE NİKAHA ZARAR VERMEZ”

Kuran’da, “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur” buyrulduğu belirtilen fetvada, “Bu sebeple zina büyük günahlardan olmakla beraber eşlerden birinin zina etmesi, bu fiili helal görmedikçe nikâhlarına zarar vermez” denildi. Baldızıyla zina eden kişinin büyük günah işlemiş olduğu için mutlaka tövbe etmesi gerektiği belirtilen fetvada, nikâhın düşmeme gerekçesi olarak da “Baldızla yapılan zinanın nikâhı sona erdirmemesi, baldızla olan evlenme yasağının ebedi değil geçici olmasından kaynaklanmaktadır” denildi.

BÖYLE OLAYLARA KILIF BULMAK AHLAK DIŞI

Cumhuriyet’e konuşan ilahiyatçı Prof. Dr. Şahin Filiz, fetvaya konu olan tarzdaki olaylara dini kılıflar bulmanın ahlak dışı ve İslam’ın ruhuna aykırı olduğunu vurguladı. Filiz, “Baldızıyla birlikte olan kişinin, kendi akrabasıyla birlikte olmuş gibi vebali ve suçu vardır. Bu durumu ensest ilişki olarak değerlendiriyorum. Dolayısıyla bu fetva, ensesti zımnen olumlamak demektir” diye konuştu.

VERİLEN FETVA, İSLAM DİNİNİN MANTIĞINA AYKIRI

Konunun bir de aldatma boyutu olduğunu aktaran Filiz, “Ortada bir aldatma var. Diyanet, olayı nikâhın düşüp düşmemesi ile açıklıyor. Baldızla birlikte olmak sadece nikâh konusuyla açıklanamaz. Bu aynı zamanda kültür ve âdetlerle de ilgili. Aldatma, Medeni Kanun’da boşanma sebebidir. Zinanın baldızla ya da başkasıyla yapılması bu durumu değiştirmez. Dolayısıyla konu İslam dininin mantığına aykırı olduğu gibi Medeni Kanun’a da aykırıdır. Böyle fetva olur mu?” dedi.

GELECEĞE DÖNÜK HÜKÜMLER GEÇERSİZDİR

Fetvada, “nikâh yasağının geçici olmasının gerekçe edildiğini” aktaran Filiz, “‘Eşinden boşandığında baldızıyla nikâh kıyabilir’ mantığı ile verilen ‘nikâh düşmez’ gibi bir fetva, geleceğe ilişkin bir ihtimale yönelik hüküm oluşturmak demek. Geleceğe dönük hükümler geçersizdir, çünkü ne olacağını bilmiyoruz. Ayrıca, Türklerin din anlayışında akrabalıklar sadece kanla değil evlatlık alarak, evlenerek ya da süt kardeşliğiyle de kurulur. Boşansalar da iki aile arasındaki mahremiyet, akrabalık devam eder” dedi.

Yoksulluk zirvede Erdoğan hâlâ büyüme ile övünüyor

Okumaya devam et

Popular

Shares