Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Enes Kanter’den Atina’ya: Ben kendimi bir dev adam zannederdim!

NBA Basketbol Ligi’nin yıldız oyuncularından Enes Kanter, Atina’dan doğum gününü kutlayan küçük basketbolcuların jestini karşılıksız bırakmadı. Kanter, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “En yakın zamanda oraya gelip bir maç yapacağız” dedi.

BOLD – Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan ve Yunanistan’da yaşayan ailelerin çocukları, NBA yıldızı Enes Kanter’in doğum gününü hazırladıkları bir kliple kutladılar.

Klibin bir bölümünde ise ‘Bunlar da bizim Atina’nın yıldızları’ denilerek, kısa bir süre önce Atina’da faaliyete başlayan Spor Akademi’nin küçük kursiyerlerine yer verildi. NBA’in yıldız adayları da Kanter’in doğum gününü kutladı.

Miniklerin büyük jestini karşılıksız bırakmayan Kanter ise sosyal medya hesabından Atina’da çocuklarla maç yapma sözü verdi. “Ben tek siz hepiniz” diyerek miniklere meydan okuyan Kanter, “Ben kendimi bir dev adam zannederdim, ta ki sizleri görünceye kadar. Yunanistan’daki tüm minik dev kardeşlerim, güzel mesajlarınız için çok teşekkür ederim. Hepinizi çok çok seviyorum. En yakın zamanda oraya gelip bir basketbol maçı yapacağız. Ben tek siz hepiniz. Hazır olun” ifadelerini kullandı.

MÜLTECİ ÇOCUKLAR BASKETBOL İLE NEFES ALIYOR

Yunanistan’a sığınmak zorunda kalan mülteci çocukların yaşadığı travmayı silmeyi amaçlayan Spor Akademi, birkaç ay önce faaliyete başladı. Çocukların yaşadığı zor günleri atlatmasına ve sosyalleşmesine yardımcı olabilmek amacıyla açılan kursun hocaları ise yine kursiyer çocuklar gibi Türkiye’den göç etmek zorunda bırakılan yargı mensupları.

Haftada iki gün antrenman yapılan kursta 50 civarında kayıtlı öğrenci bulunuyor. Şimdilik tamamen amatör olarak faaliyetlerine devam eden Spor Akademi, ilerleyen zamanda profesyonel bir organizasyona dönüşmeyi amaçlıyor.

Diğer yandan Spor Akademi öğrencileri geçtiğimiz günlerde Enes Kanter’i Atina’da maç yapmaya davet etmiş ve bu meydan okumayla gündeme gelmişti.

Dünya

Türkiye’de ‘yargıya güven’ OECD ülkeleri arasında dipte: Son 10 yılda 22 puan azaldı

OECD’nin “Bir Bakışta Hükümet 2021” adlı raporuna göre Türkiye son on yılda halkın yargı ve eğitim sistemine olan güvenini aşındıran 36 ülke arasında ilk sırada yer aldı.

BOLD – Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatının (OECD) yeni altı aylık “Bir Bakışta Hükümet 2021” adlı raporuna göre, Türkiye son on yılda 36 ülke arasında halkın yargı ve eğitim sistemine olan güvenini en çok aşındıran ülke oldu.
Rapora göre, Türklerin yalnızca yüzde 27’si eğitim hizmetlerinden memnun olduklarını söylerken OECD ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 68 olarak açıklandı.
Norveç, Finlandiya ve Slovenya eğitim sisteminden memnun olanlar listesinin başında yer aldı.
SON 10 YILDA EN BÜYÜK DÜŞÜŞ YARGIYA GÜVENDE GÖZLENDİ
OECD raporuna göre, Türkiye’de son on yılda en yüksek düşüş yargıya olan güvende gözlendi.
Raporda, Türk vatandaşlarının yargıya olan güveni, 2010-2020 yılları arasında 22 puan azalarak yüzde 38’e geriledi.
Aynı dönemde OECD ülkeleri genelinde yargıya güven 6 puan arttı ve ortalama yüzde 57 olarak gerçekleşti.
Rapora göre, Türk vatandaşlarının sağlık hizmetlerinden memnuniyeti son on yılda değişmedi ve yüzde 60’da kaldı. OECD ortalaması ise yüzde 70 olarak gerçekleşti.
Türkiye, 15 Temmuz’un ardından demokrasi ve hukuk başta olmak üzere her alanda bir gerilemeye tanık oldu. Darbe girişiminin ardından ülkede iki yıllık olağanüstü hal ilan edildi ve ülke AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çıkardığı kanun hükmünde kararnameler ile yönetildi.
Son 5 yılda meclisin yasama yetkisi büyük oranda budandı, yargı siyasetin vesayeti altına girdi.

Okumaya devam et

Dünya

AB’ye Avusturya’dan çağrı: Afgan mülteciler için doğru tercih Türkiye!

Avusturya Başbakanı Kurz, Türkiye’nin Afgan mülteciler için Almanya, Avusturya ya da İsveç’ten daha doğru bir tercih olduğunu açıkladı. Afganistan’daki sorunların 2015’te olduğu gibi kitlesel olarak mülteci kabul edilmesiyle çözülemeyeceğini savundu.

BOLD – ABD askerlerinin çekilmesiyle Afganistan’dan başlayan yeni göç dalgasıyla ilgili Avrupa Birliği’ni uyaran Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Türkiye’ye dikkat çekti. Alman Bild gazetesinin sorularını yanıtlayan Kurz, Afgan mülteciler açısından Afganistan’ın güvenli bölgelerinin, komşu ülkelerin ya da Türkiye’nin daha doğru yer olduğunu söyledi.

Kurz “Eğer insanlar kaçmak zorundalarsa, herkesin Avusturya, Almanya ya da İsveç’e gelmesindense, Türkiye gibi komşu ülkeleri ya da Afganistan’ın güvenli bölgelerini kesinlikle daha doğru yer olarak görüyorum” dedi. Avusturya Başbakanı sığınmacıları geldikleri ülkelere geri gönderme imkanı bulunmuyorsa AB üyesi olmayan ülkelere iade etme imkanının yaratılması gerektiğini de söyledi.

“YAZ DÖNEMİNDEN İTİBAREN ETKİN OLMALIYIZ”

“Oradaki insanlar için durum dramatik; bu göç akımlarına yol açacak” diyen Kurz, Afganistan’daki sorunların Almanya ve Avusturya’nın 2015’te olduğu gibi kitlesel olarak mülteci kabul etmesiyle çözülemeyeceğini belirtti. Avrupa ve Almanya’nın düzensiz göç karşısında 2015 yılında izlediği çizginin değişmiş olmasından memnun olduğunu söyleyen Kurz “Avrupa Birliği olarak o dönemki durumun tekrar oluşmasına engel olmak için yaz mevsiminden itibaren etkin olmalıyız” dedi.

ŞİDDET SUÇLARINDA ARTIŞ

Kurz kendi hükümetinin iltica başvurusu reddedilen sığınmacıları Afganistan’a sınır dışı etme tutumunu ise sürdüreceğini ve Taliban’ın kontrolü altındaki bölgeleri genişletmesinin de buna engel olmayacağını söyledi. Afganistan’dan gelen sığınmacıların sayısının artmasıyla şiddet suçlarının da artmasından endişe ettiğini söyleyen Kurz, “Suç istatistiklerine bakmanız gerek. Burada vahşet olarak yaşananların çoğu geçmişte yoktu. Belli gruplarda sayılar son derece açık, kadınlara yönelik cinsel şiddetin sıklaşması mesela” dedi.

Kurz, Haziran ayında Viyana’da 13 yaşındaki bir kız çocuğunun genç Afgan erkekler tarafından uyuşturucu verilerek istismara uğradığı ve öldürüldüğünü hatırlattı.

İSLAMCILIĞIN ARTMASINDAN ENDİŞE EDİYOR

Göç yoluyla Avrupa’da İslamcılığın artmasından da endişe duyduğunu söyleyen Kurz “Bu hasta ideolojiyi Avrupa’ya ithal etmek istemiyorum” diye konuştu. Tüm sığınmacıların aynı kefeye konamayacağını söyleyen Kurz şöyle devam etti: “Ama bu göç akımları nedeniyle geçen yıllarda Avrupa’ya çok fazla antisemitizm (Yahudi düşmanlığı) ithal ettik. Gelen insanlar arasında açıkça homofobik olan ve kadınların haklarını kayıtsız şartsız yukarıda tutmayanların sayısı çok.”

KOMŞU ÜLKELERE YENİ MALİ YARDIM

Reuters haber ajansı, geçen hafta AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirmişti. Ajansa konuşan ve isimleri açıklanmayan iki AB yetkilisi ve konuya yakın bir diplomat, henüz hazırlık aşamasındaki planın Afganistan, Pakistan ve bölge ülkelerine mali yardımların artırılmasını içerdiğini kaydetmişti.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu belirtmişti. AB kaynakları, Türkiye’ye Suriyeli mülteciler için 2024 yılına kadar ödenmek üzere ayrılan ek 3,5 milyar euro kaynaktan ayrı yeni bir mali yardımın gündemde olduğunu da ifade etmişti.

Okumaya devam et

Dünya

ABD Kongresi’ne ‘Türkiye’deki insan hakları ihlalleri’ ile ilgili yasa tasarısı

ABD Temsilciler Meclisi’ne ‘Türkiye’de insan ihlalleri’ ile ilgili ‘sert’ bir yasa tasarısı sunuldu. Demokrat  ve Cumhuriyetçilerin destek verdiği yasa tasarısının bir benzeri de Kongrenin üst kanadı Senato’ya sunulacak. Sunulan yasa tasarılarında Erdoğan yönetimine karşı insan hakları ihlalleri dolayısıyla yaptırım uygulanması talep edildi.

BOLDDemokrat Partili Hakeem Jeffries ve Cumhuriyetçi Partili Liz Cheney, ‘Türkiye İnsan Hakları Geliştirme Yasası’ adlı bir yasa tasarısını ABD Temsilciler Meclisi’ne sundu.

Her iki partinin de destek verdiği ve ABD Kongresi’nin her iki kanadı Senato ve Temsilciler Meclisi’ne sunulan yasa tasarısı AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetini hukukun üstünlüğünü korumak için şu alanlarda adım atmaya çağırdı:

  • Keyfi cinayetleri ve işkenceyi sona erdirme,
  • Basın özgürlüğünü geliştirme,
  • Sosyal medyada ve her alanda fikir özgürlüğünü ilerletme,
  • Adil ve bağımsız bir yargı sistemini teşvik etme,
  • Avukatları ve yargıçları koruma,
  • İnsan haklarını destekleme.

Temsilciler Meclisi’ne sunulan yasa tasarısının bir benzeri ABD Kongresi’nin üst kanadı Senato’ya Demokrat Partili Senatörler Edward J. Markey, Ron Wyden ve Jeff Merkley tarafından sunulacak.

“ERDOĞAN REJİMİNE KARŞI UYGULANABİLECEK MEVCUT YASALARDAKİ YAPTIRIMLAR”

Yasa tasarısı ile ilgili açıklamada ABD’deki mevcut kanunlara göre Erdoğan rejimine uygulanabilecek yaptırımlar şöyle sıralandı:

  • Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, sosyal medya aracılığıyla ifade özgürlüğünün ve uluslararası kabul görmüş insan haklarının diğer ağır ihlalleri sebebiyle düşünce mahkumlarının, siyasi mahkumların ve gazetecilerin siyasi nedenlerle gözaltına alınmasından ve özgürlüklerinin kısıtlanmasından sorumlu bulunan Türkiye Hükümeti yetkilileri hakkında ‘Küresel Magnitsky İnsan Hakları Hesap Verebilirlik Yasası’ uyarınca yaptırımlar uygulamalıdır.
  • Dışişleri Bakanı, Türk Hükümeti’nin yaptığını açıkça bildirdiği yurt dışındaki muhaliflere yönelik sınırları aşan eylemlerde bulunanlara ‘Kaşıkçı Yasası’ kapsamında vize kısıtlamaları getirmelidir.
  • Hazine Bakanı, anahtar konumdaki uluslararası finans kuruluşlarının ABD’li yöneticilerini Türk Hükümeti’nin vatandaşlarının insan haklarını ihlal etmesine olanak sağlayacak her türlü kredi, hibe, politika veya stratejiye karşı çıkmaya teşvik etmelidir.
 “ERDOĞAN REJİMİ BU İHLALLERİN HESABINI VERMELİ”

Demokrat Partili Hakeem Jeffries, yasa tasarısı ile ilgili yaptığı açıklamada, “ABD, özellikle bir NATO müttefiki tarafından işlenen insan hakları ihlallerinin cevapsız kalmasına izin veremez” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetinden işkence ve cinayetleri durdurmasını, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün önünü açmasını, hukukun üstünlüğünü korumak için bağımsız bir yargıyı teşvik etmesini talep etmeli ve Türk halkının yanında durmalıyız.”

Liz Cheney de Erdoğan rejiminin çok uzun süredir muhalefeti hapsederek ve insan haklarını baskı altına alarak, Türkiye’deki muhalefeti, düşünen ve konuşan insanları susturmaya çalıştığını belirtti. “Erdoğan rejimi bu ihlallerin hesabını vermeli” dedi.

“ERDOĞAN’IN SERBEST GEÇİŞ İZNİ SONA ERDİ”

Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin Demokrat Partili üyesi Ed Markey de, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump Beyaz Sarayı’ndan suistimaller konusundaki serbest geçiş izni resmen sona erdi” dedi.

Senatör Markey, “ABD, sosyal medyayı sansürleyerek, ifade özgürlüğünü kısıtlayarak ve eleştirenleri hapse atarak muhalefeti susturma kampanyası noktasında Erdoğan hükümetini sorumlu tutmak için adımlar atmalı ve bu konuda sesini güçlü şekilde çıkarmalıdır” diye konuştu.

“ERDOĞAN İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ AYAKLAR ALTINA ALIRKEN…”

Senatör Ron Wyden da, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki insanların hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alırken Amerika boş boş duramaz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki parti tarafından desteklenen yasa tasarımız Türk hükümetini Türk vatandaşlarına, gazetecilere ve siyasi rakiplerine yönelik insan hakları ihlallerinden sorumlu tutacaktır. Gazetecilerin, sivil toplum liderlerinin ve siyasi muhalefet üyelerinin siyasi nedenlerle gözaltına alınmasına ilişkin Erdoğan’ın sicili, her insanın hak ettiği en temel ifade özgürlüğüne ve adil yargılanma haklarına ciddi bir hakaret niteliğindedir.”

“YAPTIRIMLAR VE VİZE KISITLAMALARI GETİRİLMELİ”

Senatör Jeff Merkley de ABD’nin siyasi mahkumların serbest bırakılması ve tartışmalı terörle mücadele yasalarının yürürlükten kaldırılması için Türkiye’ye karşı bir duruş ortaya koyması ve diplomatik araçları kullanarak baskı yapması gerektiğini belirtti.

Merkley ayrıca yürürlükteki kanunların ABD Dışişleri Bakanını ‘Türkiye’deki düşünce mahkumlarının ve siyasi mahkumların serbest bırakılmasını sağlamak için çalışan sivil toplum kuruluşlarına destek verme konusunda görevli kıldığı’nı belirtti.

Bu kapsamda sorumlular hakkında yaptırımlar ve vize kısıtlamaları getirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ayasofya ve Kariye, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nden çıkarılabilir

Okumaya devam et

Popular

Shares