Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

DİTİB Almanya’da neden tartışılır hale geldi?

Almanya’daki en büyük Müslüman çatı örgütü Diyanet İşleri Türk islam Birliği (DİTİB),  AKP hükumetine yakınlığı ve  siyasi bir araç haline geldiği iddiaları sonrası Almanya’da tartışma konusu. Kurumun son olarak KRV eyaletinde İslam dersi müfredat komisyonuna dahil edilmesi yoğun tartışmaya neden oldu.

BOLD – Almanya’nın nüfus açısından en büyük eyaleti olan Kuzey Ren-Vestfalya’da (KRV) İslam din dersi komisyonuna Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB) dahil edilmesiyle başlayan tartışmalar sürüyor.

Özellikle 2010’dan beri siyasete bulaştırılan ve Erdoğan’ın ‘Almanya’daki uzun kolu’ haline getirilen kurumla işbirliğine birçok Alman siyasi karşı çıkıyor.

ÖZDEMİR: BUNDAN GERİ DÖNÜLMELİ

Türkiye kökenli Yeşiller partili Federal Meclis Milletvekili Cem Özdemir, eyalet hükümetinin DİTİB ile işbirliği yapması sayesinde, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Alman okullarına adım atmasının önünün açıldığını iddia etti.

Die Welt gazetesine konuşan Özdemir, “Akıl alır gibi değil” diyerek işbirliğine tepki gösterdi. “Bu kararın, Alman anayasası ve açık toplum değerlerine saygı duyan diğer Müslüman gruplara ihanet” anlamına geldiğini ileri sürdü ve “Bundan geri dönülmeli” talebinde bulundu.

“ERDOĞAN’IN ALMANYA’YA UZANAN KOLU”

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin Hamburg Eyalet Teşkilatı Başkanı ve CDU Merkez Karar Yürütme Kurulu Üyesi Christoph Ploss da, “DİTİB’in Erdoğan’ın Almanya’ya uzanan kolu” olduğunu iddia etti ve Ankara’dan Yahudi düşmanlığı ile Türk milliyetçiliğini Almanya’ya ithal ettiğini savundu. Bild gazetesine konuşan Ploss, “Bu kabul edilemez. O sebepten diyorum ki DİTİB ile işbirliğine son verilsin” açıklamasını yaptı.

DİTİB ile işbirliğine bir eleştiri de Hür Demokrat Parti (FDP) Federal Meclis Grup Başkan vekili Stephan Thomae’den geldi. O da İslam din dersinin her türlü dış etkiden bağımsız olması gerektiğini söyledi ve bunun DİTİB için söz konusu olmadığını savundu.

Yine FDP’li Kuzey Ren-Vestfalya Eğitim Bakanı Yvonne Gebauer ise, DİTİB ile işbirliğinin belli şartlar çerçevesinde yapıldığını kaydederek, eyalet hükümeti ile DİTİB arasında imzalanan anlaşmaya hem federal hem de eyalet anayasa değerlerinin temel teşkil ettiğini savundu. Bakan Gebauer ayrıca, DİTİB’in uzun denetimler sonrasında İslam din dersi komisyonuna alındığını vurguladı. Kendi verilerine göre DİTİB Almanya’da bir dernek yapısı altında örgütlü Müslümanların yüzde 70’ini temsil ediyor.

ALMANYA’DA İSLAM VE DİN DERSLERİ

Federal sistemin hakim olduğu Almanya’da, eğitim, eyalet hükümetlerinin sorumluluğunda. Bu nedenle de İslam din dersi konusunda müfredatı, dersin biçimini, kaçıncı sınıflarda verileceğini, öğretmenleri, dersin normal veya tercihli olmasını eyalet yönetimleri belirliyor.

Almanya’da 2020 verilerine göre 900’den fazla okulda yaklaşık 60 bin öğrenci İslam din dersi eğitimi alıyor. Bunun da ailesi Müslüman ülkelerden gelen Almanya’daki çocukların yüzde 10’undan biraz fazlasına tekabül ettiği bildiriliyor. 16 eyaleti bulunan Almanya’da sekiz eyalette Alevi din dersi, dokuz eyalette de İslam din dersi veriliyor. Almanya’da İslam din dersi alan 60 bin çocuktan yaklaşık 22 bini şu dönem tartışmanın odağında olan KRV eyaletinde bulunuyor.

İslam din dersleri, bazı eyaletlerde Müslüman cemaatlerin katılımı ile, bazı eyaletlerde ise sadece devletin belirlediği müfredat ve öğretmenlerle veriliyor. İnanca dayalı İslam din dersi olduğu gibi, İslami bilimler dersi şeklinde veya bütün semavi dinlerin işlendiği din bilimleri dersi şeklinde sunuluyor.

DİTİB NEDİR? NASIL KURULDU?

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Almanya genelindeki kendisine bağlı cami derneklerinin faaliyetlerini koordine etmek amacıyla 5 Temmuz 1984 tarihinde kuruldu.

Dernek, 230 dernekle kurulmuş, günümüzde 900’ün üzerinde cami derneğinin idâri örgütlenmelerini düzenleyen bir çatı teşkilatı niteliğini almıştır.

Daha sonra benzeri çatı kuruluşlar Avusturya ve Fransa gibi Türklerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerde kuruldu.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği, Almanya Federal Cumhuriyeti dernekler yasasına bağlı olarak faaliyet gösteriyor ve birliğin merkezi Köln’de bulunuyor.

DİTİB Genel Kurulu, kapalı kapılar arkasında yaptığı toplantıda DİTİB Genel Başkanı’nı seçiyor. Aslında seçim sadece sembolik. Yapılana Türkiye’nin Berlin’e yeni atadığı Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri’nin ‘Genel Kurul’un daimi üyeleri’ tarafından ‘kapalı kapılar ardında yapılan oylamayla’ DİTİB başkanlığının resmileştirilmesi denebilir.

DİTİB’in bu seçim sistemi, yapısı ve Türkiye’den atamalarla yönetilmesi Almanya’da uzun süredir rahatsızlık oluşturuyor. Ancak Alman Devleti ile Türkiye arasındaki karşılıklı bir anlayışın sonucu olarak bu konu çok fazla tartışma konusu olmuyor.

DİTİB’E SİYASİ MÜDAHALELER BAŞLIYOR

2002 yılında iktidara gelen AKP hükumeti, 2003 yılından itibaren DİTİB’e siyasi müdahalelere başladı. Bütçesinin büyük çoğunluğunu Almanya çapındaki camilerden toplanan paralardan ve yapılan bağışlardan elden eden kurumda yolsuzluk ve hırsızlık olayları duyulmaya başladı.

Köln DİTİB Merkez Camii

2010’lu yıllarda DİTİB’le ilgili tartışmaların odağında Köln’e yapılacak DİTİB Merkez Camii yer aldı. 2017’de AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışını yaptığı caminin yapımı tam dokuz yıl sürdü.

İnşaatı sürerken, pek çok iddia ve davayla gündeme geldi. Planlama aşamasında 25 milyon Euro’ya mal olacağı düşünülen caminin, Türkiye’ye maliyeti ise 2012 yılı rakamlarına 34 milyon Euro’yu bulmuştu. DİTİB yetkililerinin zaman zaman yaptığı açıklamalara göre, camiinin maliyeti 40 milyon Euro’yu buldu.

İnşaat sürerken, müteahhit şirket ve mimar Paul Böhn ile DİTİB mahkemelik oldu. Caminin kaba inşaatında yapılan binlerce hata gündemden düşmedi.

TÜRKİYE’DEN GELEN İMAMLAR KONUSU

DİTİB bünyesinde görev yapan imam ve müezzinler, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kendi kadrosundan seçilmekte, Ankara’dan 5 yıllığına Almanya’da görev yapmak üzere tayin edilmekte ve maaşlarını Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan almaktadır.

İmamların Türkiye’den gelmesi, Almanca bilmemesi ve Alman kültürüne uzak olması hep tartışıldı. Berlin yönetimi, 2010’ların başından itibaren DİTİB ve Almanya’da camisi bulunan diğer cemaat ve gruplara Türkiye’den imam getirmemeleri, imamları ülke içerisinde yetiştirmeleri konusundaki baskıları arttırdı.

Almanya, ayrıca kendisi imam yetiştirmek için teoloji enstitüleri açmaya başladı.

15 TEMMUZ SONRASI CASUSLUK OLAYLARI

Türkiye kökenli göçmenlerin en yoğun olarak yaşadığı ve DİTİB’in merkezinin de bulunduğu Kuzey Ren-Vestfalya’da (KRV), eyalet hükümeti, DİTİB ile işbirliğini 2017’de dondurdu. Buna, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talebi üzerine Almanya’daki bazı DİTİB imamlarının bulundukları cemaatlerdeki Gülen Hareketi mensupları ve kısmen de muhalifler hakkında tuttukları ve Ankara’ya yolladıkları listeler krizi neden oldu.

Sadece KRV’de 39 kişi ve derneğin adı Ankara’ya yollanan ‘ihbar’ listelerinde yer aldı. Eyalet hükümetinin hazırladığı bir raporda, KRV’de görevli 13 DİTİB imamın bu listeleri yolladığı bilgisine yer verildi. Altı imam hakkında soruşturma başlatılmasıyla o dönem DİTİB’e güven derinden sarsıldı. Diyanet’ten gönderilen bin 100 civarında din görevlisi bulunan DİTİB’e “AKP’nin Almanya’daki uzun kolu” olma yakıştırmaları yapıldı.

Sonraki dönemde de bazı imamların kendi inisiyatifleri ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ile emniyet teşkilatına ihbarlarda bulundukları, listeler yolladıkları ve söz konusu ihbarlarda adı geçen bazı kişilerin Türkiye’de açılan soruşturma dosyalarına kanıt olarak girdiği ortaya çıktı. Aynı dönemde Almanya’dan Türkiye’ye gidişte çok sayıda vatandaşın gözaltına alındığı, bazılarının tutuklandığı, kimilerinin yurt dışı çıkış yasağı ile şartlı salındığı ve Almanya’ya dönemediği, kimilerinin ise ülkeye girişi engellenerek beş yıla varan yasak belgeleriyle geri gönderildiği görüldü.

16 imam MİT’e çalıştıkları iddiasıyla sorgulandı. Soruşturma sonucunda, Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) DİTİB’i izlemeyi gündeme aldığı açıklandı.

Federal Hükümet ayrıca, 2018 ve 2019 bütçelerinde DİTİB’e ayrılan yardım kalemlerini durdurdu. Alman basınında yer alan haberlere göre, DİTİB’e hükümet bütçesinden 2014-2017 yılları arasında toplam 5 milyon 983 bin 429 Euro para desteği verilmişti.

ÇOCUKLARA GİYDİRİLEN ASKERİ KIYAFETLER

Almanya’da DİTİB ile yaşanan ikinci büyük kırılma ise 2018 yılında oldu. Önce Afrin’e düzenlenen harekat için Almanya‘daki bazı camilerde toplu dua çağrıları yapılması, aynı yılın Mart ayında bazı DİTİB derneklerinde düzenlenen Çanakkale müsamerelerinde çocuklara asker üniformaları giydirilip, oyuncak silahlarla savaş sahneleri canlandırılması, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana pasif savunma temelli bir güvenlik politikası izleyen Almanya‘da kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu.

DİTİB’in adı, istihbarat tarafından izlenen bir yapı olmadığı halde iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı raporlarında geçti.

Sadece KRV’de değil, Hessen eyaletinde de DİTİB ile İslam din dersi işbirliği askıya alındı. Hessen’de din dersi çerçevesinde yapılan işbirliğine son verilmesine, “kuruluşun Ankara’dan bağımsız olduğuna duyulan şüphe” gerekçe gösterildi.

Ankara ile yakın bağ DİTİB’in sadece eyalet hükümetleri ile sorun yaşaması sonucunu doğurmadı. Nadiren de olsa DİTİB’in kendi teşkilatları içindeki istifa ve görevden almalar olarak kamuoyuna yansıdı. Bunlar arasında en ses getireni de DİTİB Aşağı Saksonya teşkilatında 2018’de yaşanan toplu istifa oldu. Kuruluşun eyalet teşkilatı yönetimi Ankara ve DİTİB’in Köln’deki merkezinden gelen baskı üzerine topluca istifa etti.

YAHUDİ DÜŞMANLIĞI SUÇLAMALARI

Son günlerde ise DİTİB, Almanya’da İsrail-Hamas arasındaki çatışmalar nedeniyle başlayan Yahudi düşmanlığı tartışmaları bağlamında anılıyor. KRV İçişleri Bakanı CDU’lu Herbert Reul, eyaletteki Yahudi düşmanı olaylarda Erdoğan’ın da sorumluluğu olduğunu iddia etti.

Eyalet İçişleri Komisyonu’nda konuşan Reul, Erdoğan’ın İsrail’e yönelik sert eleştirilerinin, Türkiye kökenlilerin sokağa çıkmasına yol açan nedenlerden biri olduğunu savundu ve ilginç bir söz sarf etti: “Bahse girerim öyle, ama kanıtlayamam.”

DİTİB teşkilatı içindeki bazı kişilerin Yahudi düşmanı veya kışkırtıcı açıklamalar yaptıkları iddiaları daha önce de gündeme geldi. Şubat ayında görevini bırakan DİTİB Göttingen Teşkilatı Başkanı Mustafa Keskin’e de Yahudi ve Ermeni düşmanı paylaşım yapmak suçlamaları yöneltilmiş, Keskin görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.

Göttingen Savcılığı’nın eski DİTİB yöneticisi Mustafa Keskin hakkında halkı kışkırtmak ve suça teşvik suçlamasıyla açtığı soruşturma sürüyor ve birkaç hafta zarfında da tamamlanacağı belirtiliyor.

Bir diğer DİTİB ve antisemitizm bağlantılı suçlama da Mart sonunda ortaya çıktı. Rheinland-Pfalz Eyalet Teşkilatı Başkanı Yılmaz Yıldız, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Ahmet Şimşirgil ile etkinlik düzenlemeleriyle bağlantılı oluşan tartışma üzerine istifa etti. Ondan önce de yine aynı teşkilatın genel sekreteri Necdettin Aydın’ın istifa ettiği açıklandı.

Türkiye, Suriyeli paralı askerleri Libya’ya yeniden göndermeye başladı

Yahudi düşmanlığı

Dünya

Gülen Hareketi gönüllülerinden Almanya’daki afet bölgesine yardım eli

Almanya’nın Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerinde 176 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin yaraları sarılıyor. Gülen Hareketi gönüllüleri, afetin yaşandığı Koblenz-Sinzig bölgesinde yardım faaliyetine katıldı.

BOLD – Almanya’da Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerinde etkili olan aşırı yağışların oluşturduğu selde hayatını kaybedenlerin sayısı 176’ya yükseldi. Sel felaketinde halen 155 kişinin arandığı ifade edildi.

Gülen Hareketi gönüllüleri, selden büyük zarar gören, evleri yıkılan afet bölgelerine yardımda bulunuyor. Time to Help ve Merida e.V Derneğinin işbirliğindeki gönüllüler, Koblenz-Sinzig afet bölgesinde temizlik çalışmalarına destek verdi. Rüsselsheim Mozaik Derneği, Mainz, Bingen, Kassel, Wiesbaden, Darmstadt ve Dillenburg şehirlerindeki gönüllüler de yardım ve destekte bulundular.

Gönüllüler afet bölgesinde 10 gündür yardım faaliyetinde bulunuyor. Dernek ve gönüllüler aracılığıyla toplanan kıyafet, yiyecek, içecek ve hijyen malzemeleri sahada ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Gönüllüler, şimdiye kadar 50 den fazla ev, okul, dernek ve işyerinde temizleme çalışmalarında yer aldı. Yardım çalışmalarına çok sayıda kişi katıldı.

Akın İpek: Hayatımın en güzel bayram hediyesi

Okumaya devam et

Dünya

Alman Gazeteciler Sendikası’ndan ‘infaz listesi’ çıkışı

Alman Gazeteciler Sendikası, Türkiyeli muhalifleri hedef alan 55 kişilik infaz listesi bulunduğunu belirterek Alman hükümetinden harekete geçmesini istedi.

BOLD – Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türkiyeli muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükümetini harekete geçmeye çağırdı.

DJV Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, Türkiyeli muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a seslenen Überall, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini belirterek “Heiko Maas’ın Türk Büyükelçi’ye bu noktada sınırın aşıldığını, Türkiye’deki baskıcı rejimden buraya sığınan gazetecilere yönelik tehdit ve şiddetin kabul edilemeyecek suç unsurları oluşturduğunu çok net bir şekilde söylemesi lazım” diye konuştu.

55 kişilik infaz listesinde iki isimle ilgili polisin harekete geçtiğini belirten Überall, söz konusu gazetecilere yönelik polisin koruma önlemlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.

DJV Başkanı, gazeteci Erk Acarer’in evi önünde saldırıya uğramasını hatırlatarak “Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin Türkiye’de gazetecilik mesleğini artık icra edemiyor olması yeterince kötü. Sığındıkları Almanya’da hâlâ korku içinde yaşamak zorunda kalmaları ise hiçbir şekilde kabul edilemez” diye konuştu.

Son günlerde Alman polisinin infaz listesindeki gazetecileri ve aktivistleri tek tek ziyaret edip uyardığı basına yansımıştı.

Alman polisi, Erk Acarer’e saldırıda soruşturmayı genişletti

Okumaya devam et

Dünya

Afgan mültecilerin Avrupa’ya akınına karşı Pakistan, İran ve Türkiye tampon olacak

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçüne karşı tampon görevi gören Türkiye’ye, Avrupa Birliği Afgan göçmenler için de aynı misyonu uygun gördü. Avrupa Birliği’nin, Afganistan’dan yeni bir göç akınına karşı komşu ülkelere ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ‘bölge’ ülkelerine bir mali yardım paketi hazırlığında olduğu bildirildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

Taliban’ın ilerleyişini sürdürdüğü Afganistan’dan kaçanların sayısı giderek artarken AB, yeni bir göç akınına karşı hazırlık yapıyor.

Reuters haber ajansı, AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirdi.

Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

İran ve Pakistan’da halihazırda 6,5 milyon Afgan yaşıyor.

TÜRKİYE DE GÜNDEMDE

AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu kaydetti. AB’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 2024 yılına kadar ödenmek üzere ek 3,5 milyar euro kaynak ayırdığına işaret eden AB kaynakları, Afganistan için yeni bir mali yardımın mevcut paketten ayrı olacağını belirtti.

HEDEF AVRUPA’YA AKINI ÖNLEMEK

AB kaynakları, Afganistan ve bölge ülkelere mali yardımla Avrupa’ya yeni bir sığınmacı akınının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Plan çerçevesinde AB Komisyonu’nun Afganistan’a bu yıl içinde 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü belirtildi. Önümüzdeki yıllar için mali yardım miktarının ise AB hükümetleri ve parlamentolarının onayını gerektirdiği için ancak sonbahardan sonra belirleneceği kaydedildi.

Taliban’dan yeni tehdit: Türk birliklerinin Afganistan’a girmesine izin vermeyiz

Okumaya devam et

Popular

Shares