Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Biden-Putin zirvesi: ABD Çin’e karşı Rusya’yı yanına çekmek mi istiyor?

Rusya ile Batı dünyasının ilişkileri iki tarafın da itiraf ettiği gibi Soğuk Savaş’tan beri en kötü günlerini yaşıyor. Bu ortamda Biden ve Putin, İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldi. Avrupa ziyaretinde Washington’un geleneksel müttefikleri ile bağlarını yeniden güçlendiren ABD Başkanı Biden’ın Çin’e odaklanmak için Rusya ile gerilimi düşürmek istediği belirtiliyor.

BOLD – ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşecek zirve TSİ ile 14.00’te başladı. Toplantının yaklaşık 4 saat sürmesi bekleniyor. Her iki taraf da ikili ilişkilerin dibe vurduğunu kabul ediyor ve şu an iki ülkenin de birbirlerinin başkentlerinde büyükelçileri yok.

İki ülke arasında var olan birçok anlaşmazlığın üstüne ABD Başkanı Joe Biden’ın Mart ayında Putin’i “katil” olarak nitelendirmesi ilişkileri iyice germişti.

Rusya, Washington’daki büyükelçisini geri çağırmış; ABD de Moskova büyükelçisini Nisan ayında ülkeye geri çağırmıştı.

ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bugün İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldiği zirve, 1985’ten sonra kentte düzenlenen ikinci ABD-Rusya zirvesi oldu.

Cenevre’de, Kasım 1985’te dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ile eski SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov arasında yapılan tarihi zirveden 36 yıl sonra, ABD-Rusya zirvesi heyecanı yaşanıyor.

Zirve, Cenevre Gölü kıyısında, 18. yüzyılda bir parkın içinde inşa edilen Parc de La Grange’de yapılıyor.

Görüşmenin ardından Putin’in TSİ 18.30’da, Biden’ın ise TSİ 20.00’de ayrı ayrı basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Görüşmenin ikili olması planlanmıyor. İlk aşamada Putin, Biden ve dışişleri bakanları Sergey Lavrov ile Antony Blinken’ın hazır bulunacağı görüşmeye daha sonra çoğunlukla danışmanlardan oluşan heyetlerin de katılması bekleniyor.

Biden-Putin görüşmesinde yoğun bir gündem var. Bunların başında da silahsızlanma anlaşmaları, Ukrayna sorunu, Ortadoğu meselesi, Suriye’deki durum, İran’ın nükleer programı, Libya ve Afganistan geliyor. Biden’ın Rusya’daki insan hakları ihlalleri, bağımsız medya ve muhalefete yönelik baskılar, Rus hackerlerin saldırıları ve Rusya’nın müttefiki Belarus yönetiminin Rynair’e ait bir uçağı zorla Minsk’e indirerek yolculuk eden bir gazeteciyi gözaltına alınmasını da gündeme getireceği belirtiliyor. Ancak bunlar buluşmanın bilinen gündemi. ABD’nin odağındaki asıl meselenin ise Çin olduğu tahmin ediliyor.

ASIL HEDEF ÇİN Mİ?

Uzmanlara göre görüşmenin arka planındaki asıl mesele Çin’e karşı ortaklık olabilir.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Raimund Kramer’e göre ABD, Rusya ile ilişkilerinde normalleşme istiyor. Kramer’e göre bunun başlıca nedeni ise Çin.

Potsdam Üniversitesi Öğretim Üyesi ve dış politika dergisi WeltTrends’in Genel Yayın Yönetmeni Kramer, “Biden’ın Avrupa gezisinin temelinde Çin’e karşı ortaklıklar oluşturma hedefi yatıyor. Bunu G7 zirvesi ile NATO ve AB liderleriyle yaptığı zirvelerin akabinde Putin ile görüşecek olması zaten gözler önüne seriyor” diyor.

ABD, RUSYA İLE SORUN YAŞAMAK İSTEMİYOR

Time dergisi köşe yazarlarından ABD’li dış politika uzmanı Ian Bremmer, Biden ve Putin’in Çin’i açıkca konuşmayacaklarıra dikkat çekiyor. Bremmer’e göre ABD’nin küresel alanda kendine en büyük rakip olarak gördüğü ülke Çin, bu durum da ABD’nin Rusya stratejisini etkiliyor.

Ian Bremmer, “Biden, Putin’den hoşlanmıyor ve Rusya’nın stratejik açıdan çok değerli olduğunu düşünmüyor. Ama ABD-Çin ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, Çin’in dünyadaki etkisi ve gücüne bakıldığında, ayrıca diğer ülkeleri Çin’e karşı birleştirmenin zorluğu da hesaba katıldığında Biden, Rusya ile sorun yaşanması istenmiyor” yorumunu yapıyor.

Düşünce kuruluşu Liberal Modernizm Merkezi Direktörü Ralf Fücks de Bremmer gibi düşünüyor. Arka planda Çin’in oldukça yoğun hissedildiğini söyleyen Fücks, dolayısıyla Rusya ile sorun yaşanmasının ABD’nin işine gelmediğini belirtiyor. Fücks, “ABD için bu, Çin’e yönelik stratejik çizgi belirlerlemeye çalışılırken yaşanan ikincil bir problem. Putin için ise Çin’le ilişkileri genişletmek stratejik bir seçenek ve zaten hayata da geçiriliyor” diyor.

RUSYA ÇİN’DEN KORKMUYOR MU?

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği 2014’ten bu yana Moskova-Pekin ilişkileri ise daha da derinleşti. Rusya’nın Kırım’ı işgali nedeniyle uygulamaya konan yaptırımlar Rusya’ya doğrudan dış yatırımlarının durması sonucunu doğurdu. Ekonomisi yıllardır kötüleşen ve düşen reel gelir nedeniyle halkın öfke içinde olduğu Rusya’nın Çin’e yönelme çabası da kısmen başarı sağladı. Çin’in ekonomik büyümesinden pay almaya çalışan Rusya, yeraltı kaynaklarını Çin’e aktarmak için hatlar kuruyor ve Çin’e Rus yapımı modern silah sistemleri satıyor.

Rusya’nın güvenlik ve dış politikaları konusunda uzman Almanya Dış Politikalar Topluluğu’ndan Sarah Pagung, “Rusya, Çin’e askeri uydu sistemi kurma konusunda da destek oluyor. Ancak o alanda oldukça dikkatli, nitekim sonunda Çin’in Rus teknolojisini kopyalayıp bağımsız hale gelmesini istemiyor” diyor. Uzman Ralf Fücks’e göre Rusya bu nedenle Çin’i stratejik bir partner olarak görmekten ziyade Çin’den korkuyor.

Rusya Üniversitesi Kuzey Amerika Araştırmaları Bölümü Başkanı Vikctoria Zhuravleva da “Çin’e çok yakın olmak Rusya için tehlike” diye konuşuyor. Zhuravleva, ABD’nin de Rusya için Çin’e karşılık ikisinin arasında hareket edebilecek dengeleyici unsur olabileceğini düşünüyor. Zhuravleva’ya göre bu güç mücadelesinde bir tür denge rolü arayışında olan Moskova, kendini çok kutuplu bir dünyanın merkezinde görüyor. Berlin Hür Üniversitesi Doğu Avrupa Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Katharina Bluhm da bu denge politikasının Rusya’nın en sevdiği pozisyon olduğu görüşünde. Bluhm, “Rusya’nın en sevdiği Asya ile Batı arasında aracı rolü oynadığı politika” diyor ve ekliyor: “Oysa bu aracılık rolü tamamen ilüzyon, çünkü Çin, Rusya’ya böyle bir rolü üstlenmesine izin vermez.”

“BİDEN’IN MESAJI AVRUPALILARA YÖNELİK”

Biden-Putin görüşmesinin arka planındaki tek konunun Çin olduğu görüşünü bütün uzmanlar paylaşmıyor. German Marshall Fonu’ndan Kristine Berzina’ya göre ABD Başkanı’nın Avrupa gezisinin temeli müttefiklere verilen bir dayanışma mesajı. Rusya’nın istikrarı bozan bir güç olarak algılandığını düşünen Berzina’ya göre Washington, Rusya’nın giderek artan tehditkar ve savaşçıl tutumunu reddettiğini vurgulamayı öncelikli hedef olarak görüyor.

Harvard Kennedy School’un Belfer Merkezi Rusya uzmanlarından Torrey Taussig de benzer görüşte. Taussig, “ABD öncelikli olarak Çin’e odaklanıyor, ancak aynı zamanda Rusya’nın Avrupa ve Amerika’daki Batılı demokrasilerde büyük bir karmaşa yaratabileceğinin de farkında” diyor. Taussig’e göre ayrıca her iki ülkenin uluslararası silahlanmanın kontrolü konusunda çıkarlarının kesiştiği noktalar da var. Taussig, bu nedenle de görüşmede ilerleme kaydedilebileceğini düşünüyor.

BİDEN’IN ÇİN’E YÖNELİK ADIMLARI

Biden’ın Avrupa gezisi öncesinde ABD ile Çin arasında gerginlik de tırmanışa geçmişti. ABD, Çin’in itirazlarına rağmen önce Tayvan ile bir ticaret anlaşması imzalanacağını duyurmuş ve G7 zirvesinden iki gün önce de Amerikan Senatosu, Çin’in küresel çaptaki teknolojik hakimiyetiyle mücadele için 244 milyar dolarlık bir ekonomik paketi kabul etmişti. G7’den bir gün önce de Savunma Bakanı Llyod Austin, Pentagon’dan Çin’in askeri gücüyle mücadeleye odaklanmalarını istedi.

ABD Başkanı Biden’ın ilk yurtdışı gezisinde iki haftadır katıldığı G7 ve NATO zirveleri ile ABD-Avrupa Birliği toplantısının sonuç bildirgelerinde Çin, hedefe konulmuştu.

NATO 2030 planında Çin’i hedefe koydu

Dünya

Alman Gazeteciler Sendikası’ndan ‘infaz listesi’ çıkışı

Alman Gazeteciler Sendikası, Türkiyeli muhalifleri hedef alan 55 kişilik infaz listesi bulunduğunu belirterek Alman hükümetinden harekete geçmesini istedi.

BOLD – Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türkiyeli muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükümetini harekete geçmeye çağırdı.

DJV Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, Türkiyeli muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a seslenen Überall, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini belirterek “Heiko Maas’ın Türk Büyükelçi’ye bu noktada sınırın aşıldığını, Türkiye’deki baskıcı rejimden buraya sığınan gazetecilere yönelik tehdit ve şiddetin kabul edilemeyecek suç unsurları oluşturduğunu çok net bir şekilde söylemesi lazım” diye konuştu.

55 kişilik infaz listesinde iki isimle ilgili polisin harekete geçtiğini belirten Überall, söz konusu gazetecilere yönelik polisin koruma önlemlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.

DJV Başkanı, gazeteci Erk Acarer’in evi önünde saldırıya uğramasını hatırlatarak “Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin Türkiye’de gazetecilik mesleğini artık icra edemiyor olması yeterince kötü. Sığındıkları Almanya’da hâlâ korku içinde yaşamak zorunda kalmaları ise hiçbir şekilde kabul edilemez” diye konuştu.

Son günlerde Alman polisinin infaz listesindeki gazetecileri ve aktivistleri tek tek ziyaret edip uyardığı basına yansımıştı.

Alman polisi, Erk Acarer’e saldırıda soruşturmayı genişletti

Okumaya devam et

Dünya

Afgan mültecilerin Avrupa’ya akınına karşı Pakistan, İran ve Türkiye tampon olacak

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçüne karşı tampon görevi gören Türkiye’ye, Avrupa Birliği Afgan göçmenler için de aynı misyonu uygun gördü. Avrupa Birliği’nin, Afganistan’dan yeni bir göç akınına karşı komşu ülkelere ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ‘bölge’ ülkelerine bir mali yardım paketi hazırlığında olduğu bildirildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

Taliban’ın ilerleyişini sürdürdüğü Afganistan’dan kaçanların sayısı giderek artarken AB, yeni bir göç akınına karşı hazırlık yapıyor.

Reuters haber ajansı, AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirdi.

Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

İran ve Pakistan’da halihazırda 6,5 milyon Afgan yaşıyor.

TÜRKİYE DE GÜNDEMDE

AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu kaydetti. AB’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 2024 yılına kadar ödenmek üzere ek 3,5 milyar euro kaynak ayırdığına işaret eden AB kaynakları, Afganistan için yeni bir mali yardımın mevcut paketten ayrı olacağını belirtti.

HEDEF AVRUPA’YA AKINI ÖNLEMEK

AB kaynakları, Afganistan ve bölge ülkelere mali yardımla Avrupa’ya yeni bir sığınmacı akınının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Plan çerçevesinde AB Komisyonu’nun Afganistan’a bu yıl içinde 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü belirtildi. Önümüzdeki yıllar için mali yardım miktarının ise AB hükümetleri ve parlamentolarının onayını gerektirdiği için ancak sonbahardan sonra belirleneceği kaydedildi.

Taliban’dan yeni tehdit: Türk birliklerinin Afganistan’a girmesine izin vermeyiz

Okumaya devam et

Dünya

İngiltere, Erdoğan’ın Maraş çıkışına karşı BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs tasarısı hazırladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulan bir taslak metinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi’nden tek taraflı aldığı Maraş’ın bir kısmını halka açma kararından geri dönmeleri isteniyor. İngiltere tarafından hazırlanan taslak metin 15 üyeli konseyde tartışılacak.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ın Maraş bölgesinin yüzde 3,5’inin açılması ve adada iki devletli çözüm önerisine uluslararası tepkiler sürerken konunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşınmasıyla ilgili girişimler de sürüyor.

Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı bulunan daimi üyeleri Fransa ve ABD’nin Türkiye’nin son açıklama kararına konseyde alınacak güçlü bir yanıt verme çağrısına ilk adım diğer daimi üye İngiltere’den geldi.

Maraş konusunda İngiltere tarafından hazırlanan karar tasarısı konusunda New York’ta yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. İngiltere’nin hazırladığı metni dün akşam konseyin diğer üye ülkeleriyle de paylaştığı, hazırlanan karar tasarısına diğer üyelerden herhangi bir itiraz gelmezse tasarının en yakın zamanda sunulacağı iddia edildi.

“GÜVENLİK KONSEYİ BAŞKANLIK AÇIKLAMASI OLARAK HAZIRLANIYOR”

İngiltere’nin BM Güvenlik Konseyi’ne Maraş konusunda Türkiye’nin son açıklamalarını kınayan, Türk hükümetinden Maraş bölgesinin kısmen yeniden açılması konusundaki kararından geri adım atmasını isteyen, bölünmüş adada gerilimi artırabilecek tek taraflı eylemlerden kaçınma çağrısında bulunan bir açıklama metni taslağı hazırladığı kaydedildi.

İngiltere’nin konsey başkanlık açıklaması olarak hazırladığı taslak metinde, Maraş bölgesinin BM yönetimine devredilmesi de dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi kararlarına uyulmasının önemini vurgulandığı da belirtildi.

İngiltere’nin hazırladığı taslak metinde ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs halkının isteklerine uygun, iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon temelinde, kalıcı, kapsamlı ve adil bir çözüme yönelik kararlılığının yeniden teyit edileceği bildiriliyor.

Taslak metin Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi’nin Güvenlik Konseyi üyelerini Kıbrıs’la ilgili son gelişmeler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (KKTC) Ersin Tatar’ın açıklamaları hakkında bilgilendirilmesi sonrası sunuldu.

RUSYA’DAN ERDOĞAN’IN ÇIKIŞINA TEPKİ

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı biçimde atılan ve müzakerelerin yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı adımların tamamının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Maraş’ın bir kısmının açılması tartışmalarına ilişkin soru karşısında, söz konusu bölgenin statüsünün tek taraflı olarak değiştirilmesini desteklemediklerini söyledi.

Sözcü Zaharova, “Bölgenin statüsünün değiştirilmeye devam etmesinin endişe yaratmaması beklenemez. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olacak biçimde gerçekleştirilen ve müzakereleri yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı eylemlerin tamamını kabul edilemez buluyoruz. Eskiden beri olduğu gibi, Kıbrıs sorununun, belirlenmiş olan uluslararası hukuk çerçevesi temelinde çözümlenmesini destekliyoruz” dedi.

MARAŞ’A İLİŞKİN BM KARARLARI

Maraş’ın bir bölümünün yeniden açılmasına yapılan itirazların temelini BM Güvenlik Konseyi’nin 11 Mayıs 1984 tarihli bir kararı oluşturuyor. Karar, Maraş’ın herhangi bir bölümünün, asıl sakinleri dışındakiler tarafından yerleşime açılmasına yönelik her türlü girişimi ‘kabul edilemez’ olarak değerlendiriyor.

Güvenlik Konseyi kararı, olası bir yerleşim girişiminde ise bölgenin BM yönetimine devredilmesi gerektiğini belirtiyor. Maraş konusunda BM Güvenlik Konseyi’nde 14 Eylül 1992 tarihinde alınan diğer bir kararda da 1984 tarihli kararın uygulaması için adada 1964’ten bu yana görev yapan Barış Gücü birliklerinin denetimi altındaki bölgenin Maraş’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini yineleniyor.

KAPALI MARAŞ BÖLGESİ

Gazimağusa’ya bağlı bir semt olan Maraş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesi adanın en popüler turizm noktalarından biriydi. Harekat sırasında yaklaşık 15 bin Rum’un Maraş’ı terketmesinin ardından bölge tellerle çevrilerek ‘askeri bölge’ ilan edildi ve terkedilmiş halde bırakıldı.

Dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip, 1974 öncesi Ada’nın turizm gelirlerinin yüzde 53’ünün geldiği Maraş bölgesi, 46 yıldır kapalıydı.

Kapalı Maraş’ın sahildeki yaklaşık 2 kilometrelik kısmı ve sahilin arka caddesi olan Demokrasi Caddesi, 8 Ekim 2020’de, polis ve asker kontrolünde yaya geçişleri için açıldı.

Türk tarafı, Maraş’ı müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu olarak elinde bulunduruyor.

Erdoğan’ın kapalı Maraş çıkışı BM Güvenlik Konseyi’ne taşınıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares