Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

HDP iddianamesi kabul edildi ama kapatma kararı çıkacak mı?

Anayasa Mahkemesi, eksik olduğu gerekçesiyle 31 Mart tarihinde iade ettiği HDP’nin kapatılması talebiyle hazırlanan iddianameyi bu kez kabul etti. HDP’nin savunmasının ardından AYM üyeleri kapatma talebini esastan görüşecek. Kapatma talebi 15 üyeli AYM’de 3’te 2 oy çokluğuyla yani 10 üyenin oyuyla karara bağlanacak. Kararı verecek AYM’nin 7 üyesini Erdoğan atadı.

BOLD – Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması talebiyle hazırladığı iddianameyi kabul etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, eksik olduğu gerekçesiyle 31 Mart’ta iade edilen HDP iddianamesini yeniden hazırlayarak 7 Haziran tarihinde mahkemeye göndermişti. Raportör, ilk incelemesinin ardından iddianamenin kabul edilmesi yönünde görüş bildirdi. AYM Genel Kurulu, bugün davaya ilişkin yaptığı ilk incelemede oybirliğiyle iddianamenin kabulüne karar verdi. AYM, ilk inceleme sırasında partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulması talebini ise reddetti.

HDP DAVASINDA SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

HDP iddianamesinin kabul edilmesinin ardından AYM’de kapatma davası süreci ise HDP’nin Anayasa Mahkemesinin tanıdığı süre içinde ön savunmasını vermesiyle devam edecek. HDP, savunma için ek süre isteyebilecek.

Parti tarafından ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin belirlediği tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün sürecin ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu süreçte Başsavcılık ve HDP ek delil ya da ek savunma sunabilecek.

10 ÜYENİN OYUYLA KARAR VERİLECEK

Raporun, mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından AYM Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için bir gün belirleyecek ve kapatma talebi esastan görüşülecek. HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Kapatma ya da kapatılmama kararı üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla verilebilecek.

KAPATMA HALİNDE 5 YIL SİYASET YASAĞI GETİRİLECEK

Anayasa Mahkemesi’nin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle odak haline geldiğinin tespiti halinde partinin kapatılmasına ya da Hazine yardımından mahrum bırakılmasına hükmedilebilecek. Partinin kapatılmasına karar verilmesi durumunda 451 HDP’linin bir bölümü siyasi yasaklı olacak. Bu kişiler 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak. Siyaset yasağı istenen isimler arasında Selahattin Demirtaş, Mithat Sancar, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Sezai Temelli, Adil Zozani, Meral Danış Beştaş’ın da olduğu HDP’liler bulunuyor.

AYM’NİN 7 ÜYESİNİ ERDOĞAN SEÇTİ

HDP davasında karar verecek 15 üyeli AYM’nin 7 üyesi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından seçildi. Erdoğan, en son eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ı AYM’ye seçmişti. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın da bulunduğu 5 isim ise 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atandı. 3 isim ise TBMM tarafından seçildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, iddianamenin 843 sayfa olduğunu, 451 HDP’li hakkında siyasi yasak istendiğini ve partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasının istendiğini söylemişti.

AYM TARİHİ BİR FIRSATI HEBA ETTİ

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, MYK üyeleriyle birlikte HDP’ye açılan kapatma davasının iddianamesinin AYM tarafından kabul edilmesine ilişkin açıklama yaptı. Mithat Sancar, şunları söyledi: “Bu iddianame MHP Genel Merkezi’nde hazırlanmış, sarayın hukuk birimlerinde son şekli verilmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmişti. Davanın savcısının bizzat iktidarın kendisi olduğunu herkes görmelidir. Bu davanın savcısı nasıl iktidarsa bu davanın gerçek avukatı da bizzat halkın kendisidir. HDP’yi kapattırmayacağız. Bu davada verilecek karar sadece HDP’ye yönelik olmayacaktır. AYM, HDP’yi kapatma kararı verirse kendini kapatma kararını da vermiş olacaktır. Biz kararlıyız, HDP’yi sonuna kadar savunacağız, kimsenin şüphesi olmasın HDP’yi yaşatacağız. AYM, iddianameyi kökten reddetme fırsatına sahipti. Bunu yapması için de yeterince hukuki ve vicdani sebep mevcuttu. AYM iddianameyi reddetmiş olsaydı demokrasi umudu adına önemli bir mesaj vermiş olacaktı. AYM, tarihi bir fırsatı heba ettiğini açıkça söylemek zorundayız. AYM’nin bundan sonraki süreçte bu vebali ortadan kaldıracak bir tutum sergilemesi yönünde beklentimizi korumak istiyoruz. Bu davanın iddianamesi hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir.”

314. madde sopası: 426 bin soruşturma 264 bin kişiye ceza

Analiz

Polis Emniyet Genelgesini keyfi kullanıyor: Kadına şiddeti görüntüleyen gazeteci gözaltında

Toplumsal olaylarda polisin özel hayatının ihlalini önleme amacıyla gazetecilere müdahale görüntülerini çekme yasağı içeren ‘Sansür genelgesi’ yüzünden kadına şiddeti görüntüleyen gazeteci Uğur Şahin gözaltına alındı. Genelge sonrası polis, 1 Mayıs’ta korteji çeken bir gazetecinin telefonunu kırarken, Furkan Vakfının itikaf yaptığı camiyi botlarıyla basmıştı. Haziran ayında da ‘Onur Yürüyüşü’nde görüntü almak isteyen AFP’nin foto muhabiri Bülent Kılıç boğazına basılarak gözaltına aldı.

BOLD – Emniyet Genel Müdürlüğü, geçen 1 Mayıs öncesi eylemlerde görüntü almayı yasaklayan bir genelge yayınladı. Genelgede, toplumsal olaylar sırasında alınan ses ve görüntü kayıtlarının sosyal medyada paylaşılmasının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği, polisin görevini yapmasını da engellediği savunuldu. Görüntü alacağından şüphe edilen kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılması istendi.

Hukukçular sansür olarak gördükleri genelgeye şiddetle karşı çıkıyor.

BOĞAZINA BASTILAR

Polis, Haziran ayında İstanbul’da düzenlenmek istenen ‘LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde görüntü almak isteyen Fransız haber ajansı AFP’nin foto muhabiri Bülent Kılıç’ı boğazına basarak gözaltına aldı. Dünya yankı uyandıran olay sonrası BBC’ye konuşan bazı basın mensupları, Emniyet Genelgesi polisin basına yönelik şiddetini artırdı ve meşru hale getirdiğini savundu.

1 MAYIS’TA UYGULANDI

Olaylı geçen son 1 Mayıs günü Polis, pankartla yürüyüş yapanları görüntüleyen Yol TV muhabiri Özge Uyanık’ın telefonunu yere atıp kırdı. Uyanık’ı görüntüleri de silmesi konusunda tehdit eden polis, “Çekim yapmıyorsunuz. Daha dün genelge yayınlandı” dediği duyuldu.

CAMİYİ POSTALLA BASTI

Ramazan ayının son günlerinde Furkan Vakfı’nın camide itikaf ibadetini basan polis, biber gazı ile vakıf üyelerini dağıttı. Sert müdahalede polisin postallarla camiye daldığı görüldü. Yaşanan skandal sonrası, camiyi botla basan polislerin genelgeye güvendikleri konuşulmuştu.

KADINA ŞİDDETİ GÖRÜNTÜLERKEN

BirGün gazetesi Haber Müdürü Uğur Şahin, kadına yönelik şiddeti görüntülemek isterken polis tarafından ‘özel hayatın gizliliği’ gerekçesiyle gözaltına alındı.

GAZETESİNDEN AÇIKLAMA

Gazeteden Uğur Şahin ile ilgili yapılan açıklamada, “Akşam saatlerinde Mecidiyeköy’de bir kadına şiddet olayı gerçekleşti. İhbar üzerine polisler olay yerine geldi. Bu esnada bölgeden geçen Haber Müdürümüz Uğur Şahin, gerçekleşen hadiseleri videoya çekmeye başladı.

Polislerin, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesi doğrultusunda izinsiz çekim yapmanın yasak olduğunu öne sürmesinin ardından Uğur Şahin basın kartını gösterdi. Buna karşın polis, Uğur Şahin’i Şişli Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü.

Şişli Emniyet Müdürlüğü’nde nöbetçi savcılık ile yapılan görüşmenin ardından Uğur Şahin, Kuştepe Polis Merkezi’ne sevk edildi. Buradan Okmeydanı Cemil Taşcıoğlu Hastanesi’ne götürülen Şahin, sağlık kontrolünden geçirilmesinin ardından tekrar Kuştepe Karakolu’na götürüldü.

Çalışma arkadaşlarımız ve gazetemiz avukatları gelişmeleri takip ediyor” denildi.

Polis “Genelge var sileceksin” deyip muhabirin telefonunu kırdı

Okumaya devam et

Analiz

Termik santrale ramak kaldı: Havadan müdahale hala muamma

Termik santrale ulaşan alevler konusunda defalarca uyarılarda bulunan Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat Akşam saatlerinde alevlerle santrali aynı karede görüntüledi. Tokat havadan müdahale çağrısı yaptı ama THK uçakları dahil havadan müdahale konusu hala bir muamma. Kıyı şeridini yangınlardan korumak için THK uçaklarının bakımı üslenmek isteyen CHP’li büyükşehir belediyelerine Kılıçdaroğlu’ndan da destek geldi.

BOLD – Muğla’nın Milas ilçesi belediye başkanı Muhammet Tokat, Bodrum ve çevresinde çıkan yangınlar sonrası yaptığı açıklamalarla geniş kitlelerce tanınır oldu.

Yangını yerinde takip eden Tokat, bölgeden son durumu paylaşırken yetkilileri de daha büyük tehlikelere karşı uyarıyor.

Turistik yerleri küle çeviren yangın için hükumette havadan müdahale çağrıları yapan Tokat, son olarak alevlerin bir termik santraline çok yaklaşması sonucu endişelerini paylaşmıştı.

Öğlen saatlerinde, “Uyarılarımızın, haykırışlarımızın ne denli haklı olduğunu ciğerimiz yanarak, korkuyla izliyoruz. Bunu söylemek istemezdim ama termik santralle ateş ilk defa yüz yüze geldi. Uyarılarımıza kulak asılmamasının sonucunu içimiz kan ağlayarak izliyoruz” paylaşımı yapan Tokat, akşam alevlerle santrali aynı karede görüntüledi.

Akşam saatlerinde “Durum çok ciddi. Termik santralin dibine geldi alevler” diyen Tokat, “Varsa imkan derhal gece görüşü olan uçak ya da helikopter bölgeye yönlendirilsin” çağrısında bulundu.

HAVADAN MÜDAHALE MUAMMASI

Yangınlar başladıktan sonra Türk Hava Kurumu’nun (THK) uçakları tartışma konusu oldu. Eski THK yetkilileri uçakların bakımla 15 yıl daha uçabileceğini söylerken, DW Türkçe’ye konuşan yeni yönetim ise, yangın söndürme uçaklarının uçuşa hazır hale getirilmesi için 4-5 milyon dolara ihtiyaç olduğunu belirtti.

Öte yandan, yangınlara önlem için toplanan 11 CHP’li büyükşehir belediye başkanı yangınlarla birlikte gündeme gelen THK yangın söndürme uçaklarının tüm bakım ve işletme giderlerini karşılamaya hazır olduklarını bildirdi.

KILIÇDAROĞLU’NDAN BAŞKANLARA DESTEK

Başkanlara destek veren Ana Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “11 Büyükşehir Belediye Başkanımız, THK uçakları için çağrı yaptı. “Uçakları aktif hale getirmeye hazırız” dediler” diye yazan Kılıçdaroğlu, ”Ben halkımızı ve iş insanlarını belediye başkanlarımıza desteğe çağırıyorum. Susma zamanı değildir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın fırlattığı çayın dönüşü sert oldu

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’ın fırlattığı çayın dönüşü sert oldu

Türkiye, AKP hükumetinin hazırlıksız olduğu ve bir çok konuda sınıfta kaldığı bir yangın felaketini ağır kayıplarla da olsa atlatmaya çalışıyor. Ormanlarda 7. gününde yangınlar hala sürerken, asıl yangın siyasete sıçramak üzere. Erdoğan’ın çay dağıtımıyla başlayan skandallar zinciri sonunda halkın tepkisini hafifletmek için faturayı bakanlarına keseceği konuşuluyor. Fakat sosyal medyada başlatılan ve 500 bin paylaşımın yapıldığı kampanyada ise vatandaşlar Erdoğan’ın istifasını istiyor.

BOLD – Türkiye’nin özellikle güney kesimi başta olmak üzere bir çok ilde çıkan orman yangınlarının bilançosu ağır oldu. Yangınların başlamasının üzerinden 7 gün geçti. Şu ana kadar 154 yangın söndürülürken, 9 yangın ise hala sürüyor. Can kayıplarının yanı sıra milyarlarca liralık tahribat söz konusu.

BAKANLAR GİDİCİ Mİ?

Yangının siyasi sonuçları da konuşulmaya başlandı. Erdoğan’ın yangın felaketindeki başarısızlığı bakanlarına fatura edeceği ve kabine değişikliğine gideceği konuşuluyor.

Havadan müdahalenin yapılmadığı yangın felaketlerinde hükumet ağır eleştirilere maruz kaldı. Yanan ormanların sorumluluğunu belediyelere yükleyen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de eleştirilerden nasibini aldı.

Erdoğan’ın bir gece yarısı imzaladığı ve kamuoyunda talan yasası olarak bilinen kararnamenin basına yansıması da hükumet hanesine eksi olarak yazıldı.

ELLE Mİ SÖNDÜREYİM?

Yangınlar sönmeden TOKİ’nin mağdurlara ulaşarak kredili ev satma girişimi de vatandaşları kızdırdı. Özellikle Antalya’daki Gündoğdu ilçesinin AKP’li Belediye Balkanı Mehmet Özeren’in “Vatandaş keşke bizim evimiz yansaydı diyecek” sözleri bardağı taşırdı.

Orman Genel Müdürlüğü ise “ülkeleri kıramadığımız için dış yardımları kabul ediyoruz” sözleriyle, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Yangını ellerimle mi söndüreyim” açıklamaları bugünün tartışma konusu oldu.

ERDOĞAN İSTİFA

Erdoğan’ın evleri yananların kafasına çay fırlatmasıyla başlayan skandallar zinciri AKP hükumeti ve Erdoğan’ı ilerleyen günlerde zor bir sürece soktu.

Vatandaşlar, deprem, pandemi, sel ve yangın gibi felaketlerde iyi sınav veremeyen Erdoğan için bırakma vaktinin geldiğini düşünüyor. Sosyal medyada günün etiketi yarım milyon sosyal medya kullanıcısının destek verdiği “Tayyip Erdoğan İstifa” kampanyası oldu.

El bombası silah ve uyuşturucuyla yakalandı dediği saatte çıktı: Soylu ile fotoğrafları gündem oldu

Okumaya devam et

Popular

Shares