Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Kaset komplosuyla suçlanan ve hücrede ölü bulunan Zeki Güven’in son mektubu

AYM, üç yıl önce Sincan Cezaevinin hücresinde ölü bulunan polis müdürü Zeki Güven’in yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Güven, 40 gün kaldığı hücreden hakim eşi Sevda Güven’e yazdığı son mektubunda Baykal kasetiyle ilgili hakkındaki iddialara da cevap verdi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Anayasa Mahkemesi (AYM), tutuklandıktan 40 gün sonra tek kişilik hücrede kalp krizi geçirerek öldüğü iddia edilen eski Ankara İstihbarat Şube Müdürü Zeki Güven’in yaşam hakkının ihlal edilmediğine hükmetti. Güven’in ailesinin yaptığı başvuruyu “Kabul edilemez” buldu.

22 Nisan 2021 tarihli kararda “Anayasa’da öngörülen güvencelerin yerine getirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, din ve vicdan özgürlüğünün, Emniyet güçlerinde işkence ve kötü muamele yapılması yönünden kötü muamele yasağının ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarının kişi bakımından yetkisizlik, kalp krizi sırasında müdahalede bulunulmaması yönünden yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi, tuzlu yemekler verilmesi, ölenin sağlığını koruması için kurum hekiminin belirleyeceği besinlerin temin edilmemesi ve etkili ceza soruşturması yürütülmemesi yönünden yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi.” denildi.

3 YIL ÖNCE HAYATA VEDA ETTİ

22 Mayıs 2018’de eşi Sevda Güven ile birlikte Ankara’da gözaltına alınan yüksek tansiyon hastası Zeki Güven üç yıl önce, 1 Temmuz 2018’de Ankara Sincan Cezaevinde hayatını kaybetti. Güven tutuklandığında eski emniyet müdürü Hanefi Avcı “Çok kritik adamdır, umarım iyi sorgulanır. Konuşursa birçok şeyi aydınlatır.” demişti. İddiaya göre Zeki Güven, cezaevindeyken sorgulanmak üzere hapisten çıkarıldı, Emniyet’e götürüldü ve işkence gördü.

Geçirdiği öne sürülen kalp krizi esnasında müdahalede bulunulmadığı, ihmali olanlar için soruşturma açılmadığı, ilaçlarının geç temin edildiği, uzun süre diyet yemeği verilmediği yönündeki iddiaları inceleyen Anayasa Mahkemesi Güven’in ölümünde hak ihlali ya da şüpheli bir durum görmedi.

“HAKKIMDAKİ YALAN HABERLERİ TEKZİP ETMEKTEN BIKTIM”

Zeki Güven, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile MHP’li eski yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin internet ortamında yayımlanmasıyla ilgili Ankara 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 171 kişinin yargılandığı davanın sanıkları arasında bulunuyordu.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in yaptığı son açıklamalardan sonra bu komployu Erdoğan’ın danışmanı Korkmaz Karaca’nın düzenlediği ortaya çıktı. Zeki Güven ve hakim eşi Sevda Güven gözaltına alındığında başta Show TV olmak üzere bütün televizyon kanalları Zeki Güven’i “Kasetçi yakalandı” diye haber yapmıştı.

Zeki Güven, 40 gün kaldıktan sonra ölü bulunduğu hücresinde eşine yazdığı son mektubunda bu iddiaların doğru olmadığını, hakkındaki yalan haberleri tekzip etmekten bıktığını söylüyor. Bold Medya’nın ulaştığı mektuplarda Zeki Güven,

“Beni o gece önce (22 Mayıs) Çarşı Karakolu nezaretine koyacaklardı. Sonra fikir değiştirmişler. TEM’in nezaretini açtılar. İftar sonrası nezarete koydular. Teravih kılıp yatmıştım ki görevli gelip uyandırdı. TEM’e çıktık. TEM Müdürü gelmiş. Onunla mülakat yaptık. Elinde hakkımda çıkmış yalan haberlerden oluşan bir koçan. Güldüm. ‘Ya ben bunları tekzip etmekten bıktım, artık yetişemiyorum da…’ dedim. Senin de bildiğin abuk sabuk yalan haberler. Güzelce izah ettim. Oradan buradan derken, TEM müdürüyle ortak tanıdıklar çıktı. Bizim Hayati ile çalışmış. Ayşegül’ün vefatını duymamış. Hayati abiden ‘Terörist olmaz’ dedi. ‘Bizden olur mu?’ dedim. ’22 yıl bu devletin terör ve istihbarat biriminde çalışmışım. İnsanları işte böyle karalıyorlar.’ dedim.” ifadelerini kullanıyor.

Sevda Güven’in verdiği bilgiye göre de Baykal kaseti olayında Zeki Güven’e ilişkin suç isnadı ve iddia bulunmuyor. Çok sanıklı birden fazla usulsüz dinleme iddiası dosyası tek dosya altında birleştirildiğinden, bu torba davanın sanıkları ile birlikte aynı dosyada yargılandı. Dolayısıyla kaset olayında Güven’in ismi hiçbir yerde geçmiyor.

Zeki Güven, aynı dönemde Samsun Cezaevinde tutuklu olan eşi Sevda Güven’e, 22 Mayıs’tan 2018’den 6 Haziran 2018’e kadar yazdığı günlük şeklindeki son mektubunda, yemeklerini yüksek tuz oranından dolayı yıkayarak yediğini, tansiyon ilaçlarının ve gözlüklerinin verilmediğini de söylemişti.

ZEKİ GÜVEN’İN SON MEKTUBUNUN ORİJİNALİ

Gözümün Nuru…
Çocuklarımın Annesi…
İlk ve Tek Sevdam…

Sana nasıl hitap etsem bilemedim. Benim için o kadar anlamın büyük ki… Hayat yoldaşım… Şimdi de cezaevi arkadaşım… Ne zorlukları beraber aştık birlikte… İnşallah Allah’ın izniyle bugünlerde geçecek ve biz yine çocuklarımızla mutlu ve mesut günler geçireceğiz.

TEM’in lavabolarının oradaki karşılaşmamızın “son” görüşmemiz olacağını nerden bilebilirdim. Bir daha göstermediler seni bana. Olsun her gece rüyalarımdasın… İlk geceden beri.

Beni o gece önce Çarşı Karakolu nezaretine koyacaklardı. Sonra fikir değiştirmişler. TEM’in nezaretini açtılar. İftar sonrası nezarete koydular. Teravih vs. kılıp yatmıştım ki görevli gelip uyandırdı. TEM’e çıktık. TEM Müdürü gelmiş. Onunla mülakat yaptık. Elinde hakkımda çıkmış “yalan” haberlerden oluşan bir koçan. Güldüm. “Ya ben bunları tekzip etmekten bıktım, artık yetişemiyorum da…” dedim. Senin de bildiğin abuk sabuk yalan haberler. Güzelce izah ettim. Oradan buradan derken, TEM müdürüyle ortak tanıdıklar çıktı. Bizim Hayati ile çalışmış. Ayşegül’ün vefatını duymamış. Hayati abiden “Terörist olmaz” dedi. “Bizden olur mu?” dedim. “22 yıl bu devletin terör ve istihbarat biriminde çalışmışım. İnsanları işte böyle karalıyorlar.” dedim.

Neyse vakit geç olmuştu. Beni tekrar nezarete koydular. Biraz uyumuştum ki, bu sefer parmak izi alacağız diye uyandırdılar. Emniyetin içinde ellerim kelepçeli epey bir tur attırdılar. 50 metrelik yeri 300 metre yürüdük. Anlayacağın sirk maymunu gibi teşhir ettiler.

Gösteri bununla da bitmedi. Bahçeye çıkardılar. Orada da gazeteciler varmış. Görüntü ve resim aldırdılar.

Gece tansiyon ilaçlarımı eczaneden temin edin dememe rağmen getirmediler. Parmak izinden sonra adliyeye gidiyorduk. Yolda evde arama yapıldığını söylediler.  “Gözlüklerimi getirir misiniz?” dedim, onu da getirmediler.

O gün anladım ki meslektaş meslektaşın “kurdu” imiş. Aradan 15 gün geçti hala yakın gözlüklerim yok, 1 haftadır tansiyon ilaçlarımı alabiliyorum. Detaylarını yazacağım ilerde.

Anlayacağın hayatında benimle tek bir dakika çalışmamış, beni tanımayan insanlar hakkımda gazete yalanları ile hüküm verip, karar veriyorlar.

Hakkımda hükmü çoktan vermişler: Suçlu. Hem de idamlık… Öğleye doğru adliyeye gittik. SEGBİS bekledik. Önce 5 gibi Selfet Giray bağlandı. 10 dakikada tutuklama dedi. İftardan sonra da 14’e bağlandık. O da 10 dakikada tutuklandı.

Gece H Tipi Cezaevine getirdiler, saat 23 filandı. 4 kişilik bir koğuşa tek başıma koydular. İçerisi epey pamukçuk bağlanmış, tozlu idi. Üst katımda hücreler vardı. Tamamı adli suçlular. Disiplin cezası almışlar. Pencereyi açtım. Yanık yanık İbrahim Tatlıses çalıyor. Sahur için bir şeyler getirdiler. Onları yedim. Yatağımı yapıp uyudum.

Sabah uyandığımda her yerden bağırışlar. “Müdür hoş geldin”, “Müdür geçmiş olsun” üst kattaki adli suçlular. Bende tek tek cevap verdim camdan. Meğer gece haberlerden izlemişler. Bu arada adliyedeki katip de söylemişti. “Abi o müdür siz misiniz, az önce televizyonda izledim” diye.

Kendimi HANİBAL kadar cani hissettim birden : ))) Öyle bir haber yapmışlar ki… 50 tane ev değiştirmişiz, kılıktan kılığa giriyormuşuz. Ya dedim 2 yıldır aynı evde oturuyoruz. Kira kontratı da ortada. Kılık değiştirsek yakalanmazdık zaten. Kaçtığımız da yoktu. Bu eşgal ile ortadaydık. Emniyet kendi beceriksizliğini örtmek için vermiş gazı piyasaya.

O gün bir iki saat sonra avlu açıldı. Bizim adli mahkumlar ‘Abi bi uca gel de pencereden görelim’ dediler. Ben de ‘Yüz görümlüğü isterim’ deyince kahkaha koptu. Gelene kadar camdan benimle muhabbet ettiler. Biri 2 adam öldürmüş. Diğeri bildiğin White Color… Yapmadığı iş kalmamış.

Yine eskiden Emniyet’ten tanıdık Deli Ziya diye bir müdür vardı. Onun arkadaşı… O da cinayetten içerideymiş. O da sesleniyor. Anlayacağın meşhur olmuşuz orada.

Hemen kantin ve revir talebim oldu. İlaçlarımı alamıyordum. Gözüm görmüyordu. Kantini o gün halledip bir güzel temizledim koğuşu. Revire de perşembe çıkardılar. Kan verdim. Diyetisyene, nefroloğa ve göze sevk verdi Dr. Hanım.

Dr Hanım da Şırnak’ta çalışmış. Epey lafladık onunla da. Ortak dostlar çıktı. ‘Sevkler çok dolu. Biraz zaman alabilir’ dedi. Bana kullandığım ilacı yazmak için tansiyon takip kartı verdi. Koğuşa gittim. Biraz sonra ‘Ziyaretçin var’ dediler. Baban ile annem birbirlerinden habersiz ayrı ayrı gelmişler.

Senin Samsun’a götürüldüğünü onlardan öğrendim. Kıyamam. Oruç oruç yol nasıldı. Zor gelmiştir. Biraz onlarla konuştuk, sonra ayrıldılar. Cuma sabahı, yani bugün (25 Mayıs) ‘Sevkin var hemen hazırlan gideceksin’ dediler. Saat 2 gibi çıktık. 5 gibi de Sincan’daydık.

Yolculuk iyiydi. Yormadı. Burada da dubleks koğuşa verdiler. Üst yatakhane. Altta banyo, WC ve mutfak var. Yine yalnızım. Şimdi biraz temizlik yaptım. İftarımı açtım. 10-15 dk kestirmişim. Uyanınca aklıma sen geldin. Bu satırları karaladım.

Senin yakalandığını söylemek için evi aradıklarında kızım Zehra açmış telefonu. ‘Dedem evde yok’ derken babam girmiş içeri. Telefonu almış. Ona söylemişler yakalandığını. Annen yine klasik hareketi dövünmeye başlamış.

Zehra ‘Ne oldu?’ deyince, ‘Sana şimdi söyleyemeyiz’ demiş babam. Halbuki söyleseler, benim kızımın ne kadar akıllı ve olgun olduğunu hala anlayamadılar. Ertesi gün evde tablette oynarken babam yanına yatmış. ‘Bana söylemeseniz de ben haberleri izledim. Üzülüp durmayın, biraz yatarlar içerde, namaz kılar, Kuran okurlar, 1-2 aya da çıkarlar. Siz üzülmeyin’ diye onlara telkin vermiş. Kızımla bir kez daha gurur duydum. 10 yaşında değil sanki 18 yaşında.

Babam abisine de senin avukatla gönderdiğin mesajı söylemiş. ‘Derslerine çalışsın, bizim için en büyük ödül, gururlandıracak şey’ o olur diye.

Bu arada Setoş’a da ayrı bir paragraf açmak isterim. Kızcağız ikimiz için de ayrı ayrı gözaltı çantası hazırlamış. Muhtemelen Marziye ablayla. Allah onlardan razı olsun. Çok duygulandırdı beni.

Bu mektubu yazarken senin adli durumunu hala bilmiyorum. İnşallah serbest kalırsın da bende mektubu eve atarım.

Senden haber alana kadar da yazmaya devam edeceğim.

26 Mayıs 2018

Yarim… Avlu bildiğin Eskişehir’deki evin bahçesi: )) 16 adım uzunluk, 6 adım genişlik. Bir farkla her yer beton. Toprak olsaydı kendi ürünümüzü yetiştirirdik. Muazzam güneş de alıyor. Bugün 29 dakika oturdum güneş altında. D vitamini takviyesi.

Öğleden sonra müthiş bir yağmur başladı. Elbiselerle attım kendimi. Yarım saat yürümüşüm. Onları bir güzel yıkayıp astım. Tavsiye ederim. Çok iyi geldi. Hem güneş, hem de yağmur. 2 gün kantin kapalı. Pazartesiye kadar pinekliyorum. Yoksa bugün epey bir temizlik yapacaktım. Koğuş genel olarak temiz. Biraz mutfak ve banyoya el atacağım.

Senden bugün de bir haber alamadım. Onun için merak içindeyim. Rabbim bir çıkış nasip etsin.

28 Mayıs 2018

Bugün önce psikoloğa sonra da doktora çıktık. Öncesinde kurum müdürü ve yardımcıları benimle görüştüler. Öğleden sonra 2 tane tebliğ evrakı aldım. 1. Beni “Azılı teröristler, tehlikeli sanıklar” listesine almışlar. Bu nedenle 08.00-20.00 arasında olan bahçe hakkım 09.30-10.30 günde 1 saate indirilmiş.

2. Televizyon hakkım da elimden alınmış!! Ne güzel değil mi??? 50 bin kişinin katili, bebek katili ve hükümlü APO tv seyredip adada rahatça dolaşabiliyor, odasında tv izleyebiliyor. Ama yıllarca PKK ile mücadele etmiş ben, üstelik tutuklu olmama rağmen, alenen suçlu ilan ediliyor ve elimden haklarım alınıyor. Allah’a havale etmekten gayrı elimden bir şey gelmiyor. TUTUKLULUK hakkımda cezalandırmaya dönüştürülmüş durumda.

30 Mayıs 2018

Bugün hastaneye göz doktoruna gittim. Sol göz pert olmuş. Hani şişiyordu ya. Uzağı göremiyor. 1,5 derece yakında da sol 2,5 sağ 1,5. En son 1,25 idi. 3 yılda artmış. Solda ne olduysa sıkıntı var anlaşılan.

31 Mayıs 2018

Revire gözlükçüler numune göndermiş 5’er tane. İçinden 1 uzak 1 yakın seçtim. 1 haftaya gelirmiş öyle dediler. Şu an hiçbir şey okuyamıyorum. Kantin listesi verdiler. Ne var ne yok onu bile göremiyorum. Yemekler için dilekçe vermeme, doktora söylememe rağmen tuzsuz yemek verilmiyor. Çareyi yemekleri yıkamakta buldum. : ))
Gelen yemeği salçasından ve tuzundan ayırmak için bildiğin yıkayıp suda bekletiyorum. Taneli yemeklerde oluyor da. Çorba pilav, cacık vs’de olmuyor. Onları da kontrollü yemeye çalışıyorum. Dr. tuz sana ZEHİR demişti. Bildiğin zehirleniyorum şu an. Bakalım sesimi duyan çıkacak mı?

2 Haziran 2018:

Çok şükür bugün TUZSUZ DİYET yemek geldi. Afiyetle bir akşam yemek nasip oldu. 15 gün sonra ELHAMDÜLİLLAH…

DEVAMI 3. SAYFANIN ARDINDA

Bu sayfa en son okunacak.

NOT: Her mektuba bir sayı vereceğim. Arada kaynayan olmasın diye.

NOT 2: Az önce gözlüklerim geldi. Elhamdülillah 5/6/2018

5. sayfa

Gülüm zarf küçük. Daha fazla kağıt kaldırmaz. Benden şimdilik bu kadar. Benim gözlük gelene kadar biraz irice yazarsan iyi olur. Ancak okuyabilirim. Bir de kalın yaz, bastırarak. Seni çok merak ediyorum. Bana detaylıca yaz emi. Seni seviyorum kendine dikkat et. Allah’a emanet ol. Hoşça kal. Kocan : ))

1992’de polis akademisinden birincilikle mezun olan Zeki Güven, Ankara’da terör ve istihbarat birimlerinde çalıştı. 2013’te Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü’nün Şırnak’ta bölge halkına sunduğu hizmetlerde birincilikle ödüllendirildi. Ödülü sorumlu emniyet müdür yardımcısı olarak bizzat dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den aldı. 17/25 Aralık 2014’ten itibaren açığa alınıp silahına ve kimliğine el konuldu. Hukuka aykırı bu karar İdare Mahkemesi’nden döndü ve Eylül 2014’te Bolu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Ancak bu sefer de ihraç edildi.

Zeki Güven’in eşi Sevda Güven de 15 Temmuz 2016’dan sonra tutuklanıp Samsun Cezaevine gönderildi.

Çocukları babalarının öldüğünü ertesi gün yapılacak açık görüş için yola çıktıklarında basından öğrendi. Babalarını görmeyi ümit ederken adli tıp ve cenaze işlemleri ile uğraşmak zorunda kaldılar. Eşi, elleri kelepçeli halde uzun süren çileli bir yolculuktan sonra Samsun Cezaevi’nden gelerek polis ve jandarma ablukasında cenazesine katılabildi. Fakat eşinin mezarına yaklaşmasına dahi izin verilmedi.

48 yaşındaki Zeki Güven, geride gözü yaşlı hâkime eşi Sevda Güven, tıp fakültesi öğrencisi Ahmet ile Zehra Reyyan isminde iki yetim bıraktı.

Güven’in cenazesi, 3 Temmuz 2018’de memleketi Bilecik’in Yenipazar İlçesinde defnedildi.

BOLD ÖZEL

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

Almanya’ya iltica eden ve 36 gündür Frankfurt Havalimanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel hakkında Bulgaristan’a deport kararı çıktı. İki kadın öğretmenin Bulgaristan’dan yasa dışı biçimde Türkiye’ye iade edilen çok sayıda Gülen Hareketi mensubuyla aynı hukuksuzluğu yaşamasından endişe ediliyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Almanya’ya sığınma talebinde bulunan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel’in iltica başvurusu reddedildi. 18 Haziran’da Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıkartılan Çetin ve Demirel, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Telefonla görüştüğümüz Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Bulgaristan’da can güvenliklerinin olmadığını, sınır dışı edilmelerinin uluslararası insan hakları hukukuna aykırı olduğunu söyledi.

Genç öğretmenler, “İlk 15 gün havalandırmaya çıkışımız bile sınırlıydı. Özgürlüğümüz elimizden alındı. 3 kere mahkemeye 5-6 polis eşliğinde götürüldük ve bu bizim psikolojimizi çok kötü etkiledi. Sonuç olarak sınır dışı etme kararı aldılar. Hiç gitmediğimiz, parmak izimizin olmadığı ve bizim için hiç güvenli olmayan Bulgaristan’a 4-5 gün içinde sınır dışı edileceğiz. Hakim sunulan bütün delillere rağmen şahsi kararı olduğunu belirterek dosyayı itiraza da kapattı.” diye konuştu.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler, Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, eğer giderlerse Türkiye’ye iade edilip işkence görmekten korktuklarını vurguladı.

36 gündür havaalanında, nezarette kaldıklarını belirten Jülide Çetin, sağlıklarının ve psikolojilerinin bozulduğunu da ifade etti. Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülenist, yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istediklerini de sözlerine ekledi.

BULGARİSTAN’DAN TÜRKİYE’YE İADE EDİLEN GÜLENİSTLER

Abdullah Büyük.

Uluslararası iltica prosedürleri Bulgaristan’a sığınma talep eden Gülenistler için bugüne kadar uygulanmadı. Bulgaristan’dan Türkiye’ye yasa dışı yollarla iade edilen Gülenistler tutuklandı ve işkence gördü.

15 Temmuz’dan önce gözaltına alınan ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan bilişim uzmanı, iş adamı Abdullah Büyük (43), Nisan 2016’da Bulgaristan’a siyasi sığınma talebinde bulundu. Başvurusu reddedilen Büyük, 10 Ağustos 2016’da Kapıkule Sınır Kapısı’nda Türkiye’ye iade edildi.

Ayrıca Ekim 2016’da Bulgaristan’dan Romanya’ya giderken yolda gözaltına alınan 17 Gülenist de Bulgaristan tarafından iade edildi.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. İkisi de Vietnam’daki Türk okulunda görev İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyordu. Mesleklerine Almanya’da devam etmek isteyen öğretmenler, böyle bir hukuksuzlukla neden karşı karşıya kaldıklarını anlamadıklarını ifade ediyor.

Almanya Türkiye’de hakkında tutuklama kararı bulunan eğitimci Mustafa Kaşka’yı deport ediyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutsak bebek Saime Sincan Cezaevinde havale geçirdi

15 aylık Saime bebek geçen hafta cezaevinde havale geçirdi. Hastaneye kaldırılan Saime ve annesi şu anda karantina hücresinde kalıyor.

BOLD ÖZEL – Altı aydır annesiyle birlikte Sincan Cezaevinde kalan Saime bebeğin diş çıkardığı için ateşlendiği ve hastaneye kaldırıldığı öğrenildi. Durumunun şimdi iyi olduğu belirtilen Saime, salgın nedeniyle 15 gün karantinada koğuşunda kalacak.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında Ankara’da 21 Ocak’ta gözaltına alınan Yasemin Melizci (29), eşi Kasım Melizci’nin (32) ve o zaman 9 aylık olan Saime bebek bir gün sonra tutuklanıp Sincan Cezaevine gönderildi. 8 Mart’ta Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan hemşirelik mezunu Yasemin Melizci, Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Melizci çiftinin gözaltına alınmasını Twitter hesabından duyuran HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu olaya tepki göstermiş, “Bir bebek daha mı cezaevine girecek? Yasemin-Kasım Melizci çifti dün akşam saat 20.00 civarlarında Ankara’da 9 aylık bebekleriyle gözaltına alındı. 9 aylık Saime dün geceyi annesiyle birlikte Etimesgut’taki bir nezarethanede geçirdi.” demişti.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Kesinleşmiş bir ceza varsa bile bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Gülen Hareketi ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından en son açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye cezaevlerinde 0-6 yaş arası 345 bebek ve çocuk anneleriyle birlikte hapiste yaşıyor.

Saime bebek, annesi ve babasıyla, Ankara Batı Adliyesinde. 21 Ocak 2021.

10 aylık Saime bebeğin annesi Yasemin Melizci’ye 9 yıl ceza

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Kovulduklarını Resmi Gazete’den öğrenen bürokratlar

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türk tipi başkan seçildiği 24 Haziran 2018 tarihinden beri bürokratları tek kalemde siliyor. Erdoğan’ın gece yarısı görevden aldığı bürokratlar içinde Merkez Bankası başkanları, üniversite rektörleri, müftüler, valiler, bakan yardımcıları bulunuyor.

BOLD ÖZEL – Erdoğan tarafından kovulduğunu Resmi Gazeteden öğrenen bürokratlara her geçen gün yenileri ekleniyor.  Vali, emniyet müdürü gibi makamdakileri toplu olarak görevden alan Erdoğan, kamu kurum ve kuruluşlarındaki daire başkanlarına kadar herkesi atayıp bir süre sonra kovabiliyor.

Bütün yetkilerin tek elde toplandığı Erdoğan hükümet sisteminin gazabına uğrayan ve tek imzayla kapı önüne konulan bazı kamu görevlileri şöyle:

25 Ekim 2018: Çorum Müftüsü Ahmet Akın, Muğla Müftüsü Abdurrahman Koçak ve Kilis Müftüsü Mahmut Karatepe görevden alındı.

16 Ekim 2020: Adalet Bakan Yardımcısı Cengiz Öner görevden alındı. Bakan Yardımcılığına Hasan Yılmaz atandı.

6 Temmuz 2019: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya görevden alındı.

7 Kasım 2020: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal görevden alındı.

20 Mart 2020: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, görevden alındı. Ağbal Kasım 2020’de göreve getirilmişti.

3 Nisan 2021: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yardımcısı Emine Alp Meşe’yi görevden aldı.

21 Nisan 2021: Cumhurbaşkanı Erdoğan Ticaret Bakanı Ruhser Pekcan ve Aile Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk görevden aldı.

8 Mayıs 2021: Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Gonca Işık Yılmaz Batur görevden alınarak yerine Mustafa Tuzcu atandı.

14 Temmuz 2021: TRT Yönetim Kurulu üyeleri Mustafa Akış, Osman Urgun ve Erkan Durdu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle görevlerinden alındı.

15 Temmuz 2021: 2 Ocak 2021 tarihinde atadığı Boğaziçi üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu’yu görevden aldı.

 

Okumaya devam et

Popular

Shares