Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Delta varyantına aşı çare olamadı

Hindistan’da ortaya çıkan koronavirüsün Delta varyantı nedeniyle vaka artışı bir çok ülkede yeni bir dalgaya işaret ediyor. Delta varyantı ile birlikte etkinliği azalsa da aşılar hastaneye yatışları ve hastalığın ağır seyrini engelliyor. Ancak tedbirleri gevşeten birçok ülkede vakalarla birlikte endişe de artıyor.

BOLD ANALİZ – Geçen yıl Aralık ayı sonunda koronavirüse karşı başlayan aşılama ilkbahar mevsiminin sonuna doğru meyvelerini vermeye başladı. Haziran ayı ortalarında uzun süre sonra ilk kez bütün dünya çapındaki koronavirüs vaka sayıları toplamda 300 binin altına düştü.

Ancak düşüş eğrisi kısa süre içerisinde yeniden yükseliş trendine girdi ve Temmuz ayı başında yeniden 400 bin sınırını geçti. İlk kez Ekim 2020’de Hindistan’da tespit edilen ve ülkedeki vaka sayılarının kontrolden çıkmasına sebep olan Kovid-19’un Delta varyantı, dünyanın birçok ülkesinde görülen vaka artışlarının da arkasındaki neden olarak gösteriliyor.

Aşılar hastaneye yatışları ve hastalığın ağır seyretmesini de engelliyor. Sonuçta aşılar vaka sayılarının artmasını engellemede yetersiz kalsa da can kayıplarını engellemede başarılı olmaya devam ediyorlar.

Aşılamada dünyada en başarılı 2 ülkede, İngiltere ve İsrail, vakaların yeniden yükselişe geçmesi tedbirlerin gevşetilmesini yeniden tartışmaya açtı. Halklarda oluşan bezginlik, hastalığın olumsuz ekonomik ve sosyal etkileri nedeniyle toplumları ve hükumetleri önümüzdeki dönemde daha zor kararlar bekliyor olacak.

İNGİLTERE’DE ÖNLEMLERİN GEVŞETİLMESİ TARTIŞILIYOR

İngiltere’de günlük vaka sayıları sonbahardaki ikinci dalgada ulaşılan günlük 27 bin seviyesine yükseldi. Ancak buna rağmenİngiliz hükumeti Kovid önlemleri kapsamında normalleşmeyi yol haritasına göre devam ettirmeyi düşünüyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, sosyal mesafe ve yüz maskesi gibi sınırlamaların 19 Temmuz’da kaldırılması yönündeki planların devam ettiğini belirtti.

Bu ay sonunda günlük vaka sayısının 50 bine ulaşmasını beklediklerini ifade eden Johnson, “Maalesef kendimizi daha fazla ölüme hazırlamalıyız.” dedi.

Johnson, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aşılamada bu kadar ilerlemişken normalleşme adımını atmazsak bunu başka ne zaman yapabiliriz?… Ya virüsün daha avantajlı olduğu soğuk aylara ertelememiz gerekir ya da her şeyi önümüzdeki yıla bırakmak zorunda kalırız.”

Muhalefet ise bu duruma tepkili.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Sir Keir Starmer “Vakalar böylesine artarken mevcut tüm önlemleri bir kerede kaldırmak umursamazlıktır. İnsanları korumak için daha dengeli bir yaklaşım veya düzgün bir plana ihtiyaç var.” dedi.

İSRAİL’DE AŞININ ETKİSİ AZALIYOR, VAKALAR ARTIYOR

Nüfusunun yüzde 50’sinden fazlası koronavirüse karşı iki kez aşılanmış olan İsrail’de son haftalarda aşının etkisinin azalmaya başladığı bildirildi.

İsrail Sağlık Bakanlığı, bu gelişmeye paralel olarak ülkede koronavirüsün delta varyantının hızla yayılmaya başladığını açıkladı ve Delta varyantının yayılmasından bu yana Pfizer/Biontech aşısının enfeksiyondan koruma oranının yüzde 64’e gerilediğini bildirdi. Ancak bu durumun hastalığın semptomlarının engellenmesi bakımından yapılan değerlendirmede geçerli olduğu; aşının hastalığın ağır seyretmesi veya hastanede tedavi altına alınmaya karşı yüzde 93 oranında korumayı sürdürdüğü bildirildi.

İsrail Sağlık Bakanlığı şubat ayındaki açıklamasında, Pfizer/Biontech aşısının koronavirüs enfeksiyonuna karşı yüzde 95,8 oranında koruma sağladığını bildirmişti. Ateş, solunum şikayetleri gibi semptomların aşı sayesinde yüzde 98 oranında, hastanede tedavi görme, ağır seyir ve ölümlerin ise yüzde 99 oranında engellendiği bildirilmişti.

İsrail’de görülen yeni vakaların yüzde 90’ının ilk olarak Hindistan’da tanımlanan Delta varyantı kaynaklı olduğu belirtiliyor.

İsrail, aşılamadaki başarısının sonucu olarak yaz ayı başında koronavirüs tedbirlerinin büyük kısmını kaldırmıştı.

TOPLUMLARDAKİ BEZGİNLİK VE HÜKUMETLERİ BEKLEYEN İKİLEM

Kovid-19 ilk kez ciddi biçimde yayılmaya başladığı 2020’nin ilk aylarında dünyadaki birçok ülke tarihte görülmemiş tedbirler uygulamaya başladı. Sokağa çıkma ve seyahat yasakları, sosyal mesafe kuralları ve maske kullanımı neredeyse bütün ülkelerde yürürlüğe girdi.

Kesin bir tedavisi olmayan hastalığın ortaya çıkmasıyla birlikte bütün ümitler aşı çalışmalarına bağlandı. Aşı çalışmaları hızla tamamlandı ve dünya tarihinde görülmeyen bir hızda koronavirüse karşı aşılar geliştirildi. Aşıların hastalığı önlemedeki başarı oranları da umut vericiydi. Ancak ilk kez İngiltere’de, ardından Güney Afrika, Brezilya ve Hindistan’da ortaya çıkan koronavirüs varyantları endişeleri yeniden arttırdı.

Aşılar hastalığın ağır seyretmesini ve hastaneye yatışları, dolayısıyla da ölüm oranlarını azaltıyordu ancak hastalığın bulaşmasını ve yeni vakaların ortaya çıkmasını engellemede özellikle Hindistan varyantında yeterince başarılı değildi.

Bütün dünyaya yayılan Delta varyantı nedeniyle şimdi vaka sayıları yeniden artışta. Toplumlarda aşıyla birlikte hastalığın azalacağı ve tedbirlerin kaldırılacağı yönündeki beklenti de sarsılmaya başladı.

Yönetenler, koronavirüsün olumsuz ekonomik ve toplumsal etkilerini gidermek için bir an önce tedbirleri kaldırmak istiyor. Yönetilenler de aynı şekilde hastalığın kendisine verdiği ekonomik ve sosyal zararın bir an önce sona ermesi için tedbirlerin kalkmasını istiyor.

Bir de insanlarda ve özellikle özgürlüğüne düşkün ülkelerdeki halklarda tedbirlere karşı oluşan büyük bir bezginlik var. Tedbirlere karşı gösteriler ve sosyal hareketler de bunun bir göstergesi. Ayrıca hastalık devam ettiği sürece komplo teorilerinden beslenen hoşnutsuzluk da artıyor.

Yaz aylarında tedbirlerin gevşetilmesi ve Delta varyantının bütün ülkelerde daha da fazla yayılması nedeniyle sonbahara doğru veya sonbaharda yeni bir dalganın geleceğini birçok uzman artık dile getirmeye başladı.

Bu anlamda hükumetleri sonbaharda tedbirlerin yeniden devreye sokulması noktasında ciddi ikilemler ve zor kararlar bekliyor olacak. Toplumlarda ise tedbirleri destekleyen kesimler ile komplo teorilerinden beslenen bezgin kesimler arasındaki mesafe ve ayrışma da daha fazla artacak.

Erdoğan’ın “paralı aşı” sözlerine Alman medyasından yanıt: Halkını yanıltıyor

Analiz

Kadınların polislere “Ne olur bize tecavüz etmeyin” diye yalvardığı ülkede kim okur Erdoğan’ın kitabını?

AKP rejiminin işkence mağdurları, Erdoğan’ın yargılandığı halk mahkemesi Türkiye Tribünali’nde yaşadıklarını gözyaşlarına boğularak anlatıyor. Erdoğan ise adil dünya düzenini anlattığı kitabının tanıtım çalışmalarına ABD’de de tam gaz devam ediyor.

BOLD – İletişim Daire Başkanlığı, AKP’li Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’ kitabının ABD lansmanının New York’ta yapıldığı duyurdu. Birleşmiş Milletler toplantısı için ABD’nin New York kentinde bulunan Erdoğan, burada bir de kitabıyla aynı adı taşıyan ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’ konferansı düzenledi.

AKP’li isimler, Erdoğan’ın adil dünya kitabını sosyal medyada paylaşmak için sıraya girdi. Hamza Dağ kitaptan bahsederken şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde imkânsızları mümkün kıldık ama ufkumuz sınırlarımızdan da ötededir. Eşitsizliklerin, adaletsizliklerin son bulduğu bir dünya hedefiyle bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Daha adil bir dünya mümkündür.”

ERDOĞAN VE REJİMİ YARGILANIYOR

Adaletsizliklerin son bulduğu bir dünya hedefine yürüdüğünü söyleyen Erdoğan ve destekçilerinin gerçekleri söylemleriyle çelişiyor. farklı

AKP rejiminin 15 Temmuz sonrası yaptığı ağır işkencelerin yargılandığı Belçika’daki Türkiye Tribünali adlı halk mahkemesinde ilk gün Tarih Öğretmeni Erhan Doğan, yaşadığı ağır işkenceleri anlattı. Gözyaşlarını tutamayana Doğan, “Ankara’daki spor salonu Guantanamo gibiydi. İfadeye odasının duvarında kan izleri vardı. 3-4 kişi sivil giyimli polis benim kafamı duvara vurdular. Geceleri soyup soğuk su döküp, jopla dövüyorlardı” dedi.

Çırılçıplak soyulma, jopla dövme, Filistin askısı ve darp gibi işkencelere uğradığını kaydeden Doğan, “Bana işkence uyguladıkları yerde önümden üç bayan geçti, onların çığlıkları çok ürkütücüydü ‘nolur bize tecavüz etmeyin’ diyorlardı. Onların haykırışları hala kulağımda” derken yine gözyaşlarına boğuldu.

Türkiye Tribünali’nde bugün de Ankara’da kaçırılan ve işkence gördükten 92 gün sonra bırakılan avukat-akademisyen Mustafa Özben yaşadıklarını anlattı. Sürekli elektroşok ve kaba dayak işkencelerine maruz kaldığını anlatan Özben, kendisini kaçıran devlet görevlilerinin eşine tecavüzle tehdit ettiklerini söyledi.

İŞKENCELER TÜRKİYE MAHKEMELERİNDE DE KABUL GÖRDÜ

Yurtiçinde de karakollarda işkence ve tecavüz mağduru olanların davaları bir bir karara bağlanıyor. Afyon’dan sonra Antalya’daki işkence davasında da mahkeme işkenceyi kabul etti. İşkenceciler cezalandırılırken, devletin mağdurlara tazminat ödemesi karara bağlandı.

ÇOK BOYUTLU DERİN REZALET

Erdoğan’ın bu kadar hak ihlali yaşanan ülkede adil dünyanın kitabını yazması eleştirilerinde hedefi oldu. Akademisyen Savaş Genç, “Tutuklu ya da göz altındaki kadınların ‘Ne olur bize tecavüz etmeyin!!!’ diye yalvardıkları ülkenin başkanı ‘Daha adil bir dünya mümkün’ diye kitap piyasaya sürdü! Çok boyutlu ve derin bir rezalet!!!” diyerek tepkisini dile getirdi.

MİT’in kaçırdığı avukat Mustafa Özben: Elektroşok verdiler, dayak attılar ve seks aletiyle tehdit ettiler

Okumaya devam et

Analiz

Operasyonun adı: Fahiş fiyat ahlaksızları

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, fahiş fiyat gerekçesiyle esnafı, toptancıyı, çimentocuyu, pazarcıyı, emlakçıyı, marketçiyi hedefe koydu. Fahiş fiyat ahlaksızları operasyonları kapıda.

BOLD ANALİZ – AKP, baskınlarla enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre yüzde 19.25’e ulaşan enflasyon vatandaşı inim inim inletiyor. Gerçek enflasyonun ise yüzde 30’un üzerinde olduğu farklı araştırmalarla ortaya konuluyor. AKP, ekonomik çözümler yerine polisiye tedbirler için harekete geçti.

ÖĞRENCİLER EV BULAMIYOR

Üniversiteler açılmadan ev aramaya başlayan gençlerin kiralık konut bulamadıkları haberlere yansıyor. Kapı kapı kiralık dilenen gençlere “Senin bütçene uygun olanı yok” ya da “Elimizde daire kalmadı” cevapları veriliyor.

ÖRGÜTÜN ADI:  FAHİŞ FİYAT AHLAKSIZLARI

Döviz kurundaki yükselişe paralel olarak artan enflasyonun sebep olduğunu unutan AKP Hükumeti, daha önce olduğu gibi suçluyu buldu. Kendisi dışındaki herkesin sorumlu ilan eden AKP, patates ve soğan depolarına baskınların ardından şimdi yelpazeyi genişletiyor. Esnaf, market, kasap, toptancı, emlakçı, pazarcı “Fahiş fiyat ahlaksızları örgütü” ilan edilecek.

MİTİNGLERDE ‘İNLERİNE GİRECEĞİZ İNLERİNE’ DİYECEK

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan “Adaletsizlik, suistimal varsa bu zulmün önüne geçeceğiz” açıklamasıyla operasyon düğmesine bastı. Bundan sonra yapılacaklar 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası yaşananlarla aynı olacak. Erdoğan, her miting, toplu açılış töreninde “Biz vatandaşımızı fahiş fiyat ahlaksızlarına yedirmeyiz. İnlerine gireceğiz inlerine” diyecek.

ESNAF BİRBİRİNİ ŞİKAYET EDECEK, BEKÇİLER TEFTİŞ EDECEK

Ardından polis soruşturma dosyaları açacak. Esnaflar birlerini ispiyonlayacak. Daha çok müşterisi bulunanlar daha az müşterisi olanlar tarafından Alo ihbar hattına şikayet edilecek. Döviz, faiz ve enflasyonla artan fiyatları baskınlarla düzeltmek isteyen AKP Hükumeti ticareti de devlet sopasıyla hizaya getirecek.

İran’da Devrim Muhafızları eliyle yapılan fiyat kontrollerinde AKP’nin bekçileri görev alacak.

Okumaya devam et

Analiz

Saray’a bağlı yargıdan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de şikayetçi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürü oluşturmamız gerekiyor” dedi. Cumhuriyetin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceklerini savundu.

BOLD ANALİZ – Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekiyor” dedi.

2023’E KADAR GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ

Bakan Gül, Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. İnsan Hakları Eylem Planı ile “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” hedeflerinin olduğunu belirten Gül, “Tüm bunları 2023’e kadar gerçekleştirme irademiz var. İnanıyoruz ki Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

YARGIYI YARGIYA BIRAKACAK BİR KÜLTÜR OLUŞTURMALIYIZ

Yargının ancak delille karar vereceğini belirten Bakan Gül, yargı mensuplarının hedefe konulmasını eleştirdi. Yargının işini yapması için yargıya bırakılması gerektiğini belirten Gül, “Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz. Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir”

HAKİM KARAR ALMADAN SARAY’I ARADI

Bakan Gül, yargının yargıya bırakılması gerektiğini belirtirken, yakın dönemde mahkemelerin karar almadan Saray’la görüştüğü de medyaya yansıdı. Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz yargılamaları sırasında açık unutulan mikrofondan iki üye hakimin geciken Mahkeme Başkanı için, “Başkan Cumhurbaşkanı danışmanıyla görüşüyor” ifadelerini kullandığını köşesine taşıdı. Ayrıca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmalarda başta Selahattin Demirtaş olmak üzere gazeteci Deniz Yücel, ABD uyruklu rahip Andrew Craig Brunson, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluklarının sürmesi için yargıya talimat vermişti. Erdoğan, yüksek yargı mensuplarıyla çay toplaması, Yargıtay başkanının Erdoğan’ın önünde düğmesiz cübbesini iliklemeye çalışması tepki çekmişti.

 

Öğretmen Mehmet Alp TEM’deki işkenceyi anlattı: Kafama silah dayayıp ‘yaşamak istiyorsan kabul edeceksin’ dediler

Okumaya devam et

Popular

Shares