Connect with us

Gündem

Musa Anter cinayeti de zaman aşımına uğruyor

1992’de suikast sonucu öldürülen Musa Anter cinayetiyle ilgili davanın zamanaşımı süresinin dolmasına 14 ay kaldı. Ankara’daki JİTEM Ana Davasıyla birleştirilen dosyada mahkeme Anter’in öldüren timin içerisinde olduğunu itiraf eden Abdülkadir Aygan’ın ifadesini almak için harekete geçmedi.

BOLD – JİTEM Ana Davası ile birleştirilen Musa Anter cinayetine ilişkin davanın 28’inci duruşması Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün görüldü.

Davada bugüne kadar çok sayıda tanık dinlenmesine rağmen ilerleme sağlanmadı. Adalet Bakanlığı, mahkemenin yazdığı hiçbir yazıya cevap vermedi. Bakanlık yurt dışında olduğu bilinen sanık Abdulkadir Aygan’ın ifadesinin alınması için de harekete geçmedi.

Mezopotamya Ajansının haberine göre Musa Anter’in ölümüne ilişkin 2009’da açılan davada ilerleme sağlanamazken dava 2022’de zamanaşımından düşecek. Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, JİTEM davasıyla birleştirilen Anter cinayeti dosyasında Adalet Bakanlığı’nın müzakerelere yanıt verilmemesi ve sanıkların ifadesinin alınmaması gibi gerekçelerle bir karar vermedi. 7 Temmuz’daki duruşma 24 Kasım’a ertelendi. Karar çıkmaması durumunda dava 14 ay sonra zamanaşımına uğrayacak.

TÜRKİYE’DE HÂLÂ İNSANLAR KAYBETTİRİLİYOR

Duruşmaları takip eden Anter’in oğlu Dicle Anter, yargıda davayı zamanaşımına uğratmak isteyen bir yapının olduğunu savundu. Anter, şunları söyledi: “Bu aşamada sanık Abdulkadir Aygan’ın ifadesi alınması ve sanık Cemil Işık’ın Almanya’dan ölümüne dair olan belgenin mahkemeye iletilmesi gerekiyor. Böyle bir davada esasında bir iki saat içinde tüm verilerin toplanıp, karara bağlanması gerekiyor. Aslında failleri belli. Türkiye’de hala insanlar kaybettiriliyor. Duygularımız da her bir kaybettirmede, faili meçhulde ve ölümde sertleşiyor. ‘Babamı da böyle öldürdüler’ gibi duygular yaşıyoruz. Davanın sonuçlanacağına dair bir umut hep var ama o umut gerçekliğe dönüşür mü ondan şüpheliyim.”

DEVLET TETİĞİ ÇEKENLERİ KORUYOR

Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu ise, Türkiye’de adalet sisteminin artık sorunları çözmeme üzerine çalışan bir mekanizmaya dönüştüğünü kaydetti. Okçuoğlu, “Bizim davada da gördüğümüz üzere ortada çok sayıda somut, ulaşılabilir kanıt olmasına rağmen olayın her anlamıyla aydınlatılmaması için yargı bürokrasisi, siyasi yapı ve güvenlik bürokrasisi işbirliğine açık değiller. Devlet hala kendisi adına tetiği çeken mekanizmaları, bireyleri ölü ya da diri de olsalar koruyor. Biz bunun tipik örneğini bu dosyanın yargılama pratiğinde de yaşadık” ifadesini kullandı. AİHM’nin Anter davasında Türkiye’yi mahkum ettiğine dikkat çeken Okçuoğlu, “Zamanaşımı büyük bir tehlike. Muhtemelen şu anki gidişat ona işaret ediyor. Bir yıl sonra 30 yıllık zamanaşımı süresi nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi büyük ihtimal. Bu aşamada AYM’ye bireysel başvuru yapmak konusunda bir değerlendirme aşamasındayız” dedi.

DERİN DEVLETİN YENİ SAHİBİ AKP’DİR

Musa Anter’in katledildiği dönem Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri olan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, Musa Anter’in öldürüldüğü günü bugün gibi hatırladığını söyledi. Aradan geçen 29 yılda onlarca faili meçhul cinayet yaşandığını ifade eden Tanrıkulu, şöyle konuştu: “Yüzlerce zorla kaybedilme vakası oldu ve maalesef bir devlet politikası olarak yargı tarafından bu failler korundu, ortaya çıkarılmadı. Çıkanlar da yargılanmadı. Davalar sürgün edildi bulundukları yerlerden. Bu dava neden Ankara’da görülüyor. Olayın yaşandığı yer Diyarbakır. Fakat Yargıtay ve Adalet Bakanlığı kararıyla dosya buraya getirildi ve sanıklar büyük bir koruma içinde. Adeta ‘zamanaşımı süresi dolsun da bu dosya bizden gitsin’ anlayışı içindeler. Ama yargı ne kadar korursa korusun insanlığa karşı olan suçların zaman aşımı yoktur. Bir gün mutlaka bu düzen değişecek ve bu failler yargı önüne çıkacaklar. Yargının bağımsız ve tarafsız olmaması, bu sanıkların cezasızlık zırhına büründürülmüş olması bir derin devlet politikasıdır. Derin devletin yeni sahibi de AKP’dir. İktidarlar değişti ama bu yöndeki yargı politikası değişmedi, bu düzenin değişmesi lazım.”

ABDÜLKADİR AYGAN’IN İTİRAFLARI

İsveç’te yaşayan Abdülkadir Aygan’ın 2004 yılında pek çok faili meçhul cinayete ve JİTEM’in yapısına ilişkin itiraflarda bulundu. “İtirafçı Bir JİTEM’ci Anlattı” isimli kitabında Abdülkadir Aygan, Musa Anter cinayetini gerçekleştiren JİTEM timinin içerisinde yer aldığını anlattı. Aygan, cinayetin “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından planlandığını öne sürdü. Kendisinin ve “Hogir” kod adlı Cemil Işık’ın cinayet sırasında bölgede olduklarını, tetiği ise Şırnaklı Hamid’in çektiğini iddia etti. Ancak Aygan’ın bu itiraflarına rağmen yargı harekete geçmedi. AİHM, 2006 yılında Anter ailesinin yaptığı başvuru üzerine gerekli soruşturma yürütülmeyerek yaşam  hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

YEŞİL HAKKINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARTILDI

AİHM kararının ardından 2009 yılında Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı Abdülkadir Aygan’ın itiraflarını ihbar kabul ederek cinayetten 17 yıl sonra dosyanın zamanaşımına uğramasına 3 yıl kala soruşturmayı yeniden başlattı. PKK itirafçıları Cemil Işık, Ali Ozansoy, Abdulkadir Aygan, Hamit Yıldırım, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Abdülkadir Aygan’ın İsveç’ten “ivedilikle” iadesi için Adalet Bakanlığına dosyası gönderildi.

GÜVENLİK GEREKÇESİYLE ANKARA’YA NAKLEDİLDİ

Musa Anter’in 20 Eylül 1992’de öldürülmesiyle ilgili eski JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın fail olarak işaret ettiği Hamit Yıldırım, 29 Haziran 2012’de gözaltına alındı. Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zamanaşımından kurtuldu. Başlatılan soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ancak dava 2015 yılında “güvenlik” gerekçesiyle 16 sanıklı JİTEM Ana Davası ile birleştirilerek, Ankara’ya nakledildi. Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi birleştirme kararına itirazı üzerine Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi, 2016’da iki davanın Ankara’da birleşmesine karar verdi. Haziran 2017’deki duruşmada sanık Hamit Yıldırım, “tutukluluk süresi dolduğu” gerekçesiyle tahliye edildi. Dava 2016 yılından bu yana Ankara’da görülüyor ve Eylül 2022’de zaman aşımından düşecek.

Düşünce suçlularına tahliye yolu: Anayasa Mahkemesi infaz yasasında adaleti sağlayacak mı?

Gündem

Yandaş Kütahyalı’dan ‘seçimi kaybetse de Erdoğan koltuğu bırakmayabilir’ iması

Yandaş yazar Rasim Ozan Kütahyalı’dan dikkat çeken Erdoğan çıkışı geldi. Kütahyalı, “Erdoğan istemezse o koltuktan ayrılmayabilecek güçte” dedi.

BOLD – Güneş gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istemediği taktirde oturduğu koltuktan kalmayacağını iddia etti.

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Güneş gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’nın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım tartışmaya neden oldu.

Kütahyalı, bir kullanıcının “İktidar değişir mi” sorusu üzerine dikkat çeken bir yanıt verdi.

“O KOLTUKTAN AYRILMAYABİLECEK GÜÇTE”

“İktidar-muhalefet olayı fake” diyen Kütahyalı şöyle devam etti: “Bugün yüzde 80’lik toplumsal zemine dayanan bir REJİM, dehşet güçlü bir DEVLET var, 2020’lerde kesinlikle iktidar yapısı bu. Tayyip Erdoğan bu DEVLET’in Başı olarak istemezse o koltuktan ayrılmayabilecek güçte. Ama kontrollü bir değişim de olabilir”

Okumaya Devam Et

Gündem

Alparslan Kuytul’un cezaevinden ses kaydı yayınlandı: ‘Ankara’dan özel bir talimat verildi’ dediler

Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul’un Ağrı Patnos Cezaevinden ilk ses kaydı yayınlandı. Kaloriferlerin yanmadığını ve cezaevinin soğuk olduğunu kaydeden Kuytul, tutuklanması ve cezaevindeki muameleyle ilgili çarpıcı bir bilgi verdi. Kuytul, “Ankara’dan özel bir talimat geldiğini söylediler. Herhalde bir son dakikada bir talimat verildi.” dedi.

BOLD – Kuytul’un cezaevindeki telefon görüşmesinde yaptığı konuşma yayınlandı.

Kendisinin tutuklanmasına sebep olan kişiyle ilgili bilgiler veren Kuytul, “İstihbaratla ilişkisi olduğunu bildiğimiz birisi ta 1 ay önce benim tutuklanacağımı söylemiş. Benim tutuklanmam 20 mart olayından daha önce verilmiş bir karar. Mahkeme aslında sadece bir tiyatroydu. Tutuklanacağım belliydi. Tüm Emniyet ve Adliye’yi doldurmuşlardı. Belli ki cezaevine gireceğimin işaretiydi.” dedi.

“BİZİ TUTUKLATAN  KİŞİ MİT’E ÇALIŞIYOR”

Tutuklanmaya sebep olan ifadenin sahibiyle ilgili değerlendirmeler yapan Kuytul, “Bu hainin ifade değiştirmesinin sebeplerini savcıya ve hakime anlattım. Sulh Ceza Mahkemeye benzemeyen bir mahkeme. Tamamen talimatla hareket ediyor. Dosya hakkında hiçbir şey bildiği yok. Böyle davranmayan tek tük olabilir ama geneli böyle.

İstediğin kadar haklı olun istediğiniz kadar delilleri ortaya koyun hiçbir şey değişmiyor. Sonuç yine aynı. Bu adam yıllardan beri MİT’çilerle görüşen birisiydi. Kan örneği alması MİT’çiler yıllarca onunla görüşüyordu ve bunu bana anlatıyordu. ‘Zamanı geldiğinde bunu kullanırız’ diye düşünmüşler ve harekete geçmişler. Sonuçta bunu yaptırdılar. Bu adam yıllardır MİT’çilerle görüşen ve İslam düşmanlığı yapan bir adam” ifadelerini kullandı.

“BU İŞ ANKARA’DAN KARARLAŞTIRILDI, MAHKEME TAM BİR TİYATRO”

Adana’da Furkan Vakfı gönüllülerinin 20 Martta polis şiddetine maruz kalmasını hatırlatan Kuytul, “Savcının ifade alması mahkemeye sevk etmesi hepsi bir tiyatroydu. 20 Mart olayından sonra Soylu’nun ve Bahçeli’nin konuşmaları aslında operasyonun habercisiydi. Soylu, ‘TC devleti gerekeni yapacaktır’ demişti benimle ilgili. Demek ki yapacakları buymuş. Bu iş oradan kararlaştırıldı ve oradan uygulandı. İtikafa karışmamaları da aslında bu operasyonun hatırı için olabilir diye düşünüyorum.

Bir tiyatro oynanıyor, önceden karar veriliyor her türlü hazırlık yapılıyor. Cezaevine bugün önemli birisi gelecek diye haber veriyorlar. Orda hazırlık yapılıyor. Savcıda boş hakim de boş. Kararı başkaları veriyor zaten.” diye konuştu.

“8 YILDIR ZULÜM YAPIYORLAR”

‘İtikaf düşmanı gibi görünmeyelim’ kılıfı uydurduklarını aktaran Kuytul, “Nasılsa bayramdan sonra yapacağımızı yapacağız. Bu bunların ilk zulmü değil 8 yıldır yapılanları hatırlayın. Atmadık iftira bırakmadılar, konuşmalarımı kırptılar, vakıf ve derneklerimizi kapattılar, arkadaşlarımızı tehdit ettiler, bir kısmına bazı şeyler teklif ettiler. Aslında şu an yaptıkları şey bunların devamı.” bilgisi verdi.

 

Okumaya Devam Et

Gündem

Antalya Emniyetinde tutulan öğretmen ve öğrencilerin gözaltı süresi uzatıldı

Antalya’da anne-babası hapiste olan çocuklara ders verdikleri için gözaltına alınan öğretmenlerle öğrencilerin gözaltı süreleri 4 gün daha uzatıldı.

BOLD – Antalya Akdeniz Üniversitesinde okuyan öğrencilerle birlikte gözaltına alınan öğretmenlerin gözaltı süreleri 4 gün daha uzatıldı. Öğretmenler anne-babası hapiste olan çocuklara ders vermekle suçlanıyor.

ARALARINDA 18 YAŞINDA ÖĞRENCİLER DE VAR

Antalya Terörle Şube Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonlar kapsamında, aralarında Akdeniz Üniversitesinde tıp ve psikoloji okuyan kız öğrencilerin de bulunduğu yaklaşık 50 kişi gözaltına alındı. Aralarında 18 yaşında öğrencilerin de bulunduğu grup, 24 saat görüş yasağının ardından avukatlarıyla görebilmişti.

GÖZALTI SÜRELERİ 4 GÜN DAHA UZATILDI

Antalya, Ankara ve diğer çevre illerde gözaltına alınıp Antalya’ya getirilen ve Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün Konyaaltı ilçesindeki yeni hizmet binasında tutulan öğretmen ve öğrencilerin gözaltı süreleri savcılık tarafından 4 gün daha uzatıldı.

ÖĞRETMENLERE YÖNELTİLEN SUÇLAMA ÇOCUKLARA DERS VERMELERİ

Bold Medya’nın ulaştığı bilgiye göre öğretmenler, anne-babası hapiste olan çocuklara ders verdikleri ve onlarla ilgilendiklerini için gözaltına alınırken, öğrencilerin neden gözaltına alındığı ise henüz bilinmiyor.

 

Adli Tıp, 4. evre kanser hastası Ahmet Zeki Özkan’ın tahliye talebini yine reddetti

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar