Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’ın 15 Temmuz iddialarına dünya inanmadı: Hangi devlet ne dedi?

15 Temmuz 2016’nın ardından Erdoğan yönetimi, “Darbeyi Gülen Hareketi yaptı” iddiasında bulundu. Ancak Batılı devletler, delillerle desteklenemeyen bu iddiayı gerçekçi bulmadı. İşte dünyanın gözünden 15 Temmuz…

BOLD – AKP hükumeti, 15 Temmuz 2016’da yaşanan ‘kurgu’ darbe girişiminin arkasında ‘Hizmet Hareketi’ olduğu yalanını ülke içinde kabul ettirebilmek için özgür basını ve bütün muhalif sesleri susturdu, propagandanın bütün araçlarını kullandı ve tiyatro mahkemelerle bu yalanı desteklemeye çalıştı. Ancak bu yalanına dünyada kimseyi inandıramadı. Alman iç istihbarat teşkilatı başkanı bu durumu şu sözlerle özetledi: Türkiye’nin dışarısında, kimsenin Gülen hareketinin darbe girişiminin arkasında olduğuna inandığını düşünmüyorum. Hiçbir koşulda, Türkiye’nin dışarısında Türk hükümeti tarafından ikna edilmiş kimseyi tanımıyorum.

“DARBENİN ARKASINDA GÜLEN’İN OLDUĞUNA İKNA OLMADIK”

2010’lu yılların başında Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) eski çalışanı Edward Snowden’in ifşaatları bütün dünyayı sarstı. Snowden, Amerikan istihbaratının yaptığı dinleme ve istihbarat çalışmaları ile ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Snwoden’ın ifşaatlarında Türkiye ile ilgili kısımlar da oldukça dikkat çekiciydi.

Snowden’ın yayınladığı belgelere göre Amerikan istihbaratı Türkiye’yi 19 alanda dinliyordu ve siyasi liderlerin bilgisayarlarına dahi sızmıştı. Yine bu belgelere göre Amerikan istihbaratı Türkiye’yi dinleme işini istihbarat işbirliği çerçevesinde Alman Dış İstihbaratı BND’ye (Federal Haber Alma Servisi – Bundesnachrichtendienst) havale etmişti.

Darbenin üzerinden daha bir yıl geçmemişti ki Alman dış istihbarat BND’nin başkanı Bruno Kahl, 2017 yılı Mart ayında haftalık Der Spiegel dergisine verdiği mülakkatta “darbe girişiminin arkasında Gülen hareketinin olduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığını” söyledi.

Bruno Kahl, Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Gülen yapılanmasının olduğu konusunda kendilerini “çeşitli yollardan ikna etmeye çalıştığını ancak bunun şu ana kadar gerçekleşmediğini” belirtti.

Bruno Kahl, ancak darbe girişiminin “devlet tarafından kurgulanmadığını” söyledi. “15 Temmuz öncesinde de hükümet tarafından bir temizlik dalgası başlatıldığını” söyleyen BND Başkanı Kahl “Bu yüzden ordunun bazı kesimleri sıra kendilerine gelmeden darbe yapmak istedi. Ancak artık çok geçti, kendileri de temizlendi” dedi. Kahl, darbenin devletçe tasarlanmamış olmasına karşın AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından “memnuniyet verici bir mazeret” olduğunu ifade etti.

“GÜLEN YAPILANMASI SİVİL BİR OLUŞUM”

Kahl, Spiegel’in “Gülen yapılanmasını aşırılık yanlısı İslamcı ya da terörist diye tanımlayabilir misiniz?” sorusuna “Gülen yapılanması dini ve seküler eğitim için bir araya gelmiş sivil bir oluşum.” cevabını verdi.

Gülen yapılanmasını bir “tarikat” olarak tanımlayamayacağını zira bu tanımın Batı toplumlarında kullanılageldiğini belirten BND Başkanı Kahl, Gülen yapılanmasının “önemsenemeyecek bir azınlık” olmadığını söyledi.

“KİMSENİN, DARBENİN ARKASINDA GÜLEN HAREKETİ OLDUĞUNA İNANDIĞINI DÜŞÜNMÜYORUM”

Bu açıklamalardan yalnızca 10 gün sonra Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (Bundesamt für Verfassungsschutz – BfV) Başkanı Hans-Georg Maassen 15 Temmuz’a ilişkin çok daha net ifadeler kullandı.

BfV Başkanı Hans-Georg Maassen, “Türkiye’nin dışarısında, kimsenin Gülen hareketinin darbe girişiminin arkasında olduğuna inandığını düşünmüyorum” açıklamasında bulundu.

Maassen, “Hiçbir koşulda, Türkiye’nin dışarısında Türk hükümeti tarafından ikna edilmiş kimseyi tanımıyorum” diye konuştu.

AB İSTİHBARAT RAPORU: GÜLEN’İN ŞAHSEN ROL OYNADIĞI MUHTEMEL DEĞİLDİR

Yine 2017 yılında Avrupa Birliği (AB) istihbarat merkezi EU INTCEN’in 15 Temmuz’a ilişkin ‘çok gizli’ raporu, İngiliz The Times gazetesinde yer aldı. Darbenin hemen ardından ağustos ayında hazırlandığı anlaşılan rapor, AKP’yi ordudaki tasfiye listesini 15 Temmuz’dan çok daha önce hazırlamakla suçladı.

Raporda “Darbe kararı, yaklaşmakta olan kurumsal tasfiye korkularından kaynaklanmıştır. Gülenistler, Kemalistler ile AKP muhalifleri ve ‘fırsatçılar’dan oluşan bir subaylar grubunun darbenin arkasında olması muhtemeldir. Gülen’in şahsen darbe girişiminde bir rol oynadığı muhtemel değildir.” ifadeleri kullanıldı.

“DARBE, ÖNCEDEN TASARLANMIŞ TASFİYELERİN KATALİZÖRÜ OLMUŞTUR”

AB istihbarat merkezi EU INTCEN’in 15 Temmuz’a ilişkin raporunda öne çıkan tespitler şöyle:

“Türkiye yönetimi, 15-16 Temmuz darbe girişiminin arkasında İmam Fethullah Gülen ve hareketinin olduğu konusunda mutlak kanaat birliği içindedir. Ancak, elde edilen istihbari bilgilere göre, Gülen’in eski müttefiki Erdoğan ile kadrosuna karşı gerçekten de bu adımları atma kabiliyeti ve kapasitesine sahip olduğu, muhtemel görünmemektedir.”

“Kendisini Türkiye’nin laik devlet olarak muhafızı olarak gören Ordu ile ılımlı bir İslamcı doktrinin davasını güttüğü bilinen Gülenistlerin, Erdoğan’ı devirmek için birbiriyle işbirliğine girdiklerine dair hiçbir kanıt yoktur.”

“Darbe, önceden tasarlanmış geniş kapsamlı ‘derdest etme hamlesi’nin katalizörü olmuştur.”

İNGİLİZ BÜYÜKELÇİ’NİN SÖZLERİNİ PARLAMENTO DIŞİŞLERİ KOMİSYONU YALANLADI

15 Temmuz ‘kurgu’ darbe girişiminden sonra batıda AKP hükumetine en net desteği İngiltere yönetimi vermiş ve batılı hiçbir devlet darbenin arkasında ‘Gülen Hareketi’ olduğunu söylemezken o dönemde en ilginç açıklama daha sonra taltif edilerek İngiliz Dış İstihbaratı MI6’nın başına geçecek İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore’dan gelmişti.

Richard Moore, darbeden hemen sonra bir Türk televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bu darbe girişiminin arkasında Gülen hareketinin olduğunu iyi biliyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

O dönemde çokça konuşulan bu ifadelerin görevdeki İngiliz hükumetinin ‘politik’ bir tutumu olduğunu ve gerçeklere dayanmadığını İngiltere Avam Kamarası Dışişleri Komisyonu’nun 15 Temmuz ve Türkiye raporu açıkça ortaya koyacaktı.

Dışişleri Komisyonu’nun üyeleri o dönem İngiliz hükumeti, dışişleri bakanlığı, istihbarat teşkilatı temsilcileri ve Ankara’daki İngiltere Büyükelçiliği yetkilileri ile yaptıkları görüşmeler ve aldıkları bilgiler doğrultusunda raporu hazırlamışlardı.

2017’de yayınlanan 79 sayfalık raporda geçen şu ifadeler Büyükelçi Moore’un sözlerini açıkça yalanlıyordu: “Dışişleri Bakanlığımız, Gülenciler ve darbe girişimindeki rolleri hakkında yeterli bilgiye sahip değildir.”

“Gülen cemaatinin İngiltere tarafından terör örgütü olarak kabul edilmesini haklı gösterecek kanıta sahip değiliz” diyen rapor, darbeciler arasında kişisel olarak Gülencilerin yer aldığını ancak kalkışmadan bir bütün olarak cemaatin ya da liderinin sorumlu olduğunu ispatlayamayacaklarını ifade etti.

“DIŞİLERİ BAKANLIĞI, TÜRK HÜKUMETİNİN SÖYLEMİNE İNANMAYA İSTEKLİ OLMAKLAR BİRLİKTE…”

Hükümete tavsiye niteliğindeki raporda, şu ifadelere yer verdi:

“Dışişleri Bakanlığı, genel anlamda, Türk Hükümeti’nin bu konudaki söylemine inanmaya istekli olmakla birlikte, bununla ilgili bağımsız bir analiz sunamamaktadır. Komisyon, biri sözlü olmak üzere Gülencilerin ifadesine başvurmuştur. Kanıtlar kişisel olarak bazı Gülencilerin darbeye karıştığını göstermesine rağmen, girişimden bir bütün olarak hareketin ya da ya da liderinin sorumlu olduğunu ispatlamaktan uzaktır. Dışişleri Bakanlığı, Gülencilerin İngiltere tarafından terör örgütü olarak kabul edilmesini haklı gösterecek kanıta sahip değildir ve komisyon bu görüşe katılmaktadır.”

İNGİLİZ İSTİHBARATININ TESPİTLERİ DE BÜYÜKELÇİYİ YALANLIYOR

Dünyanın en etkin istihbarat teşkilatlarından birine sahip olan İngiltere’nin istihbarat kuruluşlarının tespitleri de Ankara’daki büyükelçilerini yalanlıyordu.

Alman Focus dergisi, darbe girişiminden 1 hafta sonra, Büyükelçi Moore’un açıklamalarıyla aynı günlerde, “Macht, Wahn, Erdoğan (İktidar, Hezeyan, Erdoğan)” başlıklı ilginç bir habere imza atmıştı.

Daha sonradan ödül de alan bu habere göre İngiliz siber istihbarat servisi GCHQ (Government Communications Headquarters), darbe girişimi sırasında Türk hükümetinin telefon görüşmelerini, e posta ve diğer yazışmalarını takibe almıştı.

Daha darbenin başlamasının üzerinden yarım saat geçmeden AKP hükümeti, “Darbe Fethullah Gülen’in üzerine yıkılsın” ve “Yarın tasfiyeler başlasın” emirleri vermişti. Bu haberleşme trafiği İngiliz istihbaratı tarafından tespit edilmiş ve Alman Focus dergisine sızdırılmıştı.

Yalanlanmayan Focus dergisini haberi ve İngiliz Parlamentosu’nun raporu bağlamında düşünüldüğünde Moore’un açıklamalarının tamamen politik bir tavır olduğu düşünülebilir.

ABD: GÜLEN’İN DARBEYE KARIŞTIĞINA DAİR KANIT GÖRMEDİK

ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesinin Cumhuriyetçi Partili Başkanı Devin Nunes de yine 2017 yılında Fox TV’deki Chris Wallace’ın programında 15 Temmuz darbe girişimi ve o dönemde çokça tartışılan Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi konusunda önemli açıklamalar yaptı.

Programdaki diyalog şöyle gelişti:

Chris Wallace: Türkiye’den yeni bir haber var. Türkiye, Trump yönetiminin Fethullah Gülen’i iade etmeyi düşündüğünü söylüyor. Bu ülkede uzun süredir yaşayan İslam din adamı Gülen’in Erdoğan’a karşı yapılan başarısız darbenin mimarı olduğunu iddia etmekteler. Bu konu hakkında bildiğiniz birşey var mı?

Devin Nunes: Bu söylediğinize inanmakta oldukça güçlük çekiyorum. Erdoğan hükümeti giderek daha otoriter bir hale geliyor. NATO’da olan Türkiye uzun süredir bizim güçlü bir müttefikimiz. Aslına bakarsanız onlar (Erdoğan hükümeti) şimdi giderek güvenilir bir müttefik olmak konusunda daha da çok ve çok endişe verir bir duruma gelmekteler. Böyle birini iade eder miyiz bilmiyorum. Gülen’in [darbeye] karıştığına dair herhangi bir kanıt görmedim. Eğer karışmışsa bu tabi ki farklı bir durum. Ama Türkiye ile bizim ilişkilerimiz gergin. Ve IŞİD’i Irak ve Suriye’den çıkartmaya çalıştıkça daha da zorlu bir hal alacak.

ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi oldukça önemli bir komite. Zira bu komite ABD İstihbarat Kurumlarını denetlemekle görevli ve başkanları da istihbarat konularında hayli bilgilendirilmekteler.

RUSYA DEVLET BAŞKANI PUTİN: BU KONUDA BİR FİKRİM YOK

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükumeti, 15 Temmuz ‘kurgu’ darbe girişiminden sonra Rusya’ya yanaşmış ve bu durum batıda büyük tepki çekmişti. Bu dönemde Erdoğan-Putin dostluğu da hayli ilerlemişti.

Ancak 15 Temmuz’la ilgili yalan konusunda Erdoğan’ın o dönemki en yakın dostu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i dahi ikna edemediğini gösteriyor.

‘The Putin Interviews’ (Putin Röportajları) belgesel filmi için ABD’li ünlü yönetmen Oliver Stone’a demeç veren Putin, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin darbe girişiminde yer aldığını hiçbir zaman bana söylemedi. Ama ben şu mantıktan yola çıkabilirim: Eğer Gülen, gerçekten de darbe girişiminde yer aldıysa —ki bu konuda bir fikrim yok-, o zaman ABD istihbarat güçlerinin olup bitenlerden haberdar olmamasını tasavvur etmek çok zor.”

ALMAN İSTİHBARATÇI ERİCH SCHMİDT: 15 TEMMUZ ERDOĞAN’IN KENDİ PLANIYDI

Sosyal medya platformlarında çokça paylaşılan eski bir Alman istihbaratçının sözleri de hayli ilginçti.

Resmi bir görevi olmadığı için daha rahat konuşan Erich Schmidt’in bir Alman devlet televizyonu ZDF’teki sözleri aslında yaşanılanları çok net şekilde özetliyordu.

Alman istihbaratçı Erich Schmidt’in 15 Temuz değerlendirmesi şöyle:

“CIA, BND ve diğer istihbarat servislerine göre 15 Temmuz Erdoğan’ın kendi planıydı. CIA analizlerine göre yaşanan sözde darbe girşimi Erdoğan tarafından gerçek bir darbeye engel olmak için gerçekleştirildi. BND (Alman istihbaratı), CIA (ABD istihbaratı) ve diğer batı istihbarat servisleri girişimin Gülen tarafından gerçekleştirildiğine dair en küçük bir ipucu bile görmüyor. Peki neden Erdoğan bu iddiada bulunuyor. Çünkü onları kriminalize etmek ve ortadan kaldırmak için en kolay yol bu. İstihbarat servislerinin haberlerine baktığımızda 2014 senesinde Erdoğan’ın inşa ettirdiği atom bombasına dayanıklı, her türlü güvenliğe sahip, dinlemeye karşı önlemi alınmış başkanlık sarayını göreceksiniz. Batı istihbarat servislerinden aldığımız bilgilere göre bu önlemlere rağmen istihbari bilgilerin sızmış olduğunu öğreniyoruz. CIA ve diğer istihbarat servisleri en gizli komünikasyon sistemlerine bile sızabilecek kabiliyetteler ve bunların ulaştığı bilgilere göre 15 Temmuz’da yaşanan uydurma sözde bir darbeydi.”

Avrupa’da yaşayan Erdoğan muhaliflerini infaz listesine aldılar

Analiz

Saray’a bağlı yargıdan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de şikayetçi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürü oluşturmamız gerekiyor” dedi. Cumhuriyetin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceklerini savundu.

BOLD ANALİZ – Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekiyor” dedi.

2023’E KADAR GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ

Bakan Gül, Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. İnsan Hakları Eylem Planı ile “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” hedeflerinin olduğunu belirten Gül, “Tüm bunları 2023’e kadar gerçekleştirme irademiz var. İnanıyoruz ki Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

YARGIYI YARGIYA BIRAKACAK BİR KÜLTÜR OLUŞTURMALIYIZ

Yargının ancak delille karar vereceğini belirten Bakan Gül, yargı mensuplarının hedefe konulmasını eleştirdi. Yargının işini yapması için yargıya bırakılması gerektiğini belirten Gül, “Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz. Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir”

HAKİM KARAR ALMADAN SARAY’I ARADI

Bakan Gül, yargının yargıya bırakılması gerektiğini belirtirken, yakın dönemde mahkemelerin karar almadan Saray’la görüştüğü de medyaya yansıdı. Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz yargılamaları sırasında açık unutulan mikrofondan iki üye hakimin geciken Mahkeme Başkanı için, “Başkan Cumhurbaşkanı danışmanıyla görüşüyor” ifadelerini kullandığını köşesine taşıdı. Ayrıca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmalarda başta Selahattin Demirtaş olmak üzere gazeteci Deniz Yücel, ABD uyruklu rahip Andrew Craig Brunson, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluklarının sürmesi için yargıya talimat vermişti. Erdoğan, yüksek yargı mensuplarıyla çay toplaması, Yargıtay başkanının Erdoğan’ın önünde düğmesiz cübbesini iliklemeye çalışması tepki çekmişti.

 

Öğretmen Mehmet Alp TEM’deki işkenceyi anlattı: Kafama silah dayayıp ‘yaşamak istiyorsan kabul edeceksin’ dediler

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan online zirveye çıkarma yaptı: Maliyeti 10 milyon lirayı geçecek

Online yapılacak BM Genel Kurulu için ABD’ye giden AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı daha önce ABD’ye giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı. Erdoğan’ın bu ziyareti için milletin cebinden milyonlarca lira çıkacak.

BOLD ANALİZ – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için kalabalık bir heyetle ABD’ye gitti. Erdoğan’ı havalimanında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı.

KALABALIK BİR HEYETLE GİTTİ

Erdoğan, New York’taki BM 76. Genel Kurulu’na katılmak üzere “TC-TRK” uçağıyla ABD’ye gitti. Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda (JFK) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan ile diğer yetkililer karşıladı. Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, iş insanları ve gazetecilerden oluşan kalabalık bir heyet bulunuyor.

LİDERLER ONLİNE OLARAK KATILACAK

Koronavirüs salgını nedeniyle zirve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da online olarak yapılacak. Zirvenin online olarak yapılacak olması nedeniyle liderler ABD’ye çağrılmadı. Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gitmesi, “Erdoğan Amerika’ya var olan bir problemi çözmeye mi gidiyor?” algısına yol açtı. Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkması nedeniyle dolar 6.40 lira seviyelerinden 6.70 seviyelerinin üzerine çıktı.

DAVETSİZ ZİYARETİN MİLLETE MALİYETİ 10 MİLYON LİRAYI GEÇECEK

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davet edilmemesine karşın kalabalık bir heyetle ABD’ye yaptığı ziyaretin faturası 10 milyon lirayı bulacak. Sadece uçağın benzin ve iniş, kalkış, uçağın gecelemesi, bakımı, temizliği, merdiveni, kılavuzluk hizmeti gibi masraflarına yaklaşık 500 bin dolar ödenecek. Konaklayacakları süit oda, yeme içme, kiralık araç ve diğer harcamaları da millet karşılayacak. Bunların hepsinin maliyetinin 10 milyon lirayı geçmesi bekleniyor.

Türkiye’de işkencenin raporu açıklanıyor: Hukukçular ve hak savunucuları İsviçre’de toplandı

Okumaya devam et

Analiz

İşte böyle bir döneme denk geldik!

15 Temmuz sonrası AKP,  Gülen Hareketi mensupları başta olmak üzere birçok etnik ve siyasi gruba yönelik tarihte eşine az rastlanır bir soykırım politikası yürüttü. Devlet kurumlarının karıştığı işkence, tecavüz, adam kaçırma, çıplak arama gibi skandallar kayıtlara geçti. İşkenceler, tutuklananlar için cezaevinde de devam etti. Bir çok mahkumun sağlam girdiği cezaevlerinden cenazesi çıktı. Yaşanan binlerce hak ihlali ve hukuksuzluklardan, basına yansıyan birkaçı bile vicdan sahiplerini rahatsız ediyor. İş insanı Akın İpek’in “Bu dönemi tarif et deseniz” diye başlayan paylaşımı büyük beğeni topladı.

BOLD – 15 Temmuz sonrası Türkiye’de yürekleri burkan insan hakları ihlalleri ve hukuksuzluklar yaşandı. Darbe girişiminin yaşandığı 2016 ile 2020 arasında cumhuriyet savcılıkları, TCK’nın 314’ncü maddesinde yer alan silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla 1 milyon 576 bin 566 soruşturma başlattığı ortaya çıktı.

ONBİNLERCE OPERASYON YÜZBİNLERCE GÖZALTI VE TUTUKLAMA

15 Temmuz’un 5. yıldönümünde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sadece Gülen Hareketi mensuplarına yönelik 135 bin 916 operasyon gerçekleştirildiğini, 312 bin 121 gözaltı ile adli makamların kararıyla 99 bin 123 tutuklama yapıldığını açıkladı.

ÇIPLAK ARAMA REZALETİ

Gözaltına alınan ve tutuklanan Gülen Hareketi mensuplarına, polis merkezlerinde ve cezaevlerinde de insanlık dışı muamele devam etti. Uşak’ta gözaltına alınan üniversiteli kız öğrenciler polis merkezinde keyfi olarak çıplak aramaya maruz kaldı. AKP’li Özlem Zengin ise keyfi çıplak arama yapalar yerine bunu ifşa edenler öğrencileri ahlaksızlıkla suçladı.

PLASTİK SANDALYEDE ÖLÜM

KHK’lı polis Mustafa Kabakçıoğlu, tutuklu bulunduğu Gümüşhane Cezaevindeki 29 Ağustos 2020’de karantina hücresinde hayatını kaybetti. Kabakçıoğlu’nun plastik sandalye üzerinde hayatını kaybetti yapılan incelemenin ardından polis kayıtlarına girdi. Gazeteci Sevinç Özarslan, Kabakçıoğlu’nun yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle cezaevi yönetimine defalarca dilekçe yazdığını, ancak sonuç alamadığını ortaya çıkardı.

CEZAEVİNDE BEBEĞİNİ KAYBEDEN KANSERLİ ANNE YENİDEN TUTUKLANDI

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de yeniden tutuklandı. Bir süredir tutuksuz yargılanan ve cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroit kanseriyle mücadele ediyor.

HELİKOPTERDEN ATILAN KÖYLÜLER

Van’ın Çatak ilçesinde 11 Eylül 2020’de gözaltına alınan Osman Şiban ve Servet Turgut’un  helikopterden atıldıkları ortaya çıktı. Osman Şiban ağır yaralanırken Servet Turgut hayatını kaybetmişti.  Olay uzun süre kamuoyundan gizlenmeye  çalışılsa da hastane raporları basına sızdı. Haberi yapan Kürk gazeteciler de tutuklanırken, habere erişim engeli getirildi.

İçişleri Bakanı gözaltındayken helikopterden atılan 2 köylüyü, mahkeme kararı olmadan teröristlere yardım ve yataklık yapmakla suçladı.

20 AYDIR HÜCREDE

Yasalara aykırı olmasına rağmen 20 aydır hücrede tutulan Akif Sarı felç geçirdi. İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Sarı’nın yüz felci geçirdiği öğrenildi. Hücrede kaldığı için halüsinasyon gören Sarı, şu anda sağ gözünü açamıyor, dilinin sağ tarafını ve parmaklarını hissetmiyor.

SOSYAL MEDYADA ADALET ARIYOR

Gülen Hareketine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve aldığı 9,4 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın, yeniden hapse girmesi gündemde. Cezaevine girmesi halinde doktorların 5 yıl ömür biçtiği Özdoğan, ceza infazının ertelenmesi için sosyal medyadan çağrı üstüne çağrı yapıyor.

Troliçe olarak da anılan Hilal Kaplan, sesini duyurmaya çalışan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ı, hedef aldı. Kaplan, Özdağan’a muhafazakar camiadan destek açıklamalarına öfkelendi. Kaplan, “Mazlum” derken FETÖ yöneticiliğinden hüküm giydiğini belirtmemişsiniz. Kamuoyuna çağrı yaparken belirtilmesi gereken önemli bir ‘detay’ değil mi bu?” diyerek nefret suçu işledi.

POLİS MERKEZİNDE TECAVÜZ BELGELENDİ

Afyon TEM’de işkence gören ve tecavüze uğrayan A.A’nın 12 Haziran 2017’de Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru geçenlerde karara bağlandı. A.A’nın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere maruz kaldığına hükmeden yüksek mahkeme, işkenceci polisler hakkında yeniden soruşturma açılmasını istedi.

SEBEPSİZ ALIKOYMA VE İŞKENCE

İstanbul Başakşehir’de 20 Ocak günü kaçırılan elektrik işçisi sol görüşlü Gökhan Güneş , kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin 138 saat boyunca işkencesine maruz kaldı. Günler sonra gözleri bağlı bir şekilde sokak ortasında bırakılan Güneş’in işkence sonucu yüzündeki darp izleri ve morluklar, başından geçenleri anlattığı basın açıklamasında kameralara yansımıştı.

ZAMAN ADALETSİLİĞE SON VERME ZAMANI

Basına da yansıyan bu olaylar, yaşanan binlerce işkence ve hak ihlalinden sadece  birkaç örnek. Devletin vatandaşıyla kavga ettiği söyleyen DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, “Düşman hukuku anlayışı ile yüzbinlerce masum insanın hayatı mahvedildi. Zaman adaletsizliklere son verme zamanıdır” dedi.

DÖNEMİ TARİF ET DESELER…

İş İnsanı Akın İpek ise yaşanan hukuksuzlar ve soykırımı şöyle ifade etti: “Bu dönemi tarif et deseniz; Meriç de vefat eden bebeklere, işkence ve tecavüze uğrayan gençlere, hapiste ölmemek için çırpınan kadına; ‘Ama onlar fitocu’ derlerdi derim… Daha beteri; Korkuydu, konuşmaya korkardı insanlar derim. Hitler’le tanıştık, Goebbels’i tanıdık; Ramses’i uzaktan, Yezit’i yakından gördük… Çocukların, gençlerin canlı canlı gömüldüğüne, anaların ‘bir deli’ gibi şehrin sokaklarında dolaştıklarına şahit olduk derim. Hakikat, kızgın bir demir gibi, tutanın elini yakıyor, bir avuç, yiğit evladı yiğit ten başkası, yanına dahi yaklaşamıyordu derim.”

Uşak’ta çıplak aranan kız öğrencilere ceza: Bu bir siyasi intikam operasyonu

Okumaya devam et

Popular

Shares