Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Bin yılın felaketi olarak adlandırılan seller ne anlama geliyor?

Çin, Avrupa ve Türkiye, Temmuz ayında sellere teslim oldu. Dramatik görüntülerin yaşandığı sellerde yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Avrupa ve Çin’de yaşanan selleri meteorologlar yüz yılın hatta bin yılın yağışına bağladı. Peki son dönemde bu tür felaketler neden arttı? Yıkım gücü neden bu kadar yükseldi?

BOLD ANALİZ – Temmuz ayında Almanya son 100 yılın en büyük sel felaketini yaşadı. Avrupa’nın ekonomik lokomotifi Almanya, gelişmemiş ülkelerdeki sel manzalarıyla tanıştı. Çin’in Henan eyaleti ise meteorologların deyimiyle ‘bin yılda bir görülebilen’ bir yağışla karşılaştı. Sel ve su taşkınlarından Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi de nasibini aldı.

ÇİN’DE ‘BİN YILDA BİR GÖRÜLEN’ SELLERDE 51 KİŞİ ÖLDÜ

Çin’in Henan Eyaleti’nde bir haftadır devam eden rekor yağışlar sonucu on binlerce kişi evlerinden tahliye edildi, 51 kişi hayatını kaybetti.

Eyalet yetkililerinin verdiği bilgiye göre 500’ün üzerinde kişi kurtarıldı, yaklaşık 200 bin kişi de bölgeden tahliye edildi.

Ülkedeki önemli lojistik merkezlerden olan eyalette tren seferleri iptal edildi, otobanlar kapatıldı ve birçok uçak seferi de iptal edilmek zorunda kaldı. Baraj sularının da yükselmesi nedeniyle uyarı verildi.

Cumartesi gününden Salı akşam saatlerine kadar devam eden yağışlar sonucu, kentteki Sarı Nehri’nde bir yılın toplamından daha fazla yağmur suyu toplandığı belirtildi. Çin basınında yer alan haberlere göre, meteorologlar böylesi bir yağışın ancak “bin yılda bir olabileceğine” dikkat çekiyor.

Eyalette bulunan bir barajın da yıkılma tehlikesinde olduğu ve ordunun yükselme nedeniyle bölgeye gönderildiği bildiriliyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Jinping devlet televizyonundan yaptığı açıklamada, sel baskınlarıyla mücadelenin zorlaştığını ifade etti.

ANNE 4 AYLIK BEBEĞİNİ KURTARIRKEN CANINDAN OLDU

Çin’de Henan eyaletinde yıkılan bir binadan 4 aylık bebeğini güçlükle çıkaran bir anne, enkaz altından kurtarılamadı.

Toprak kayması nedeniyle yıkılan binada 24 saat enkaz altında kalan anne ve bebeğini kurtarmak için yoğun bir çaba sarf edildi.

Annenin, kurtarma ekiplerine bebeğini teslim ettiği anlar internette milyonlarca kişiye ulaştı. Ancak annesi, kurtardığı bebeği kadar şanslı değildi.

Çin medyasına konuşan aile üyesi Zhao, olayı şöyle anlattı: “Bebeğin sesini duydum. Tam o sırada kurtarma ekipleri yetişerek bebeği çıkarmaya girişti. Bebek, annesi tarafından daha yüksek bir noktaya çıkarılmıştı.”

Ekipler 4 aylık bebeği hastaneye yetiştirdiler. Bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu aktarıldı.

Annenin cansız bedeni ise Perşembe günü bulundu. Kurtarma ekipleri, annenin bebeğini yukarı kaldırdığı sırada yaşamını yitirdiğini tahmin ediyor.

“YÜZ YILLIK BİR SEL NİTELENDİRMESİ YETERSİZ KALIR”

Avrupa’da Almanya ve Belçika’yı vuran sel felaketinde ölü sayısı 213 olarak açıklandı. Hala kayıpların olduğu iki ülkede can kaybının daha da artması bekleniyor.

Almanya’da Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerini etkileyen aşırı yağışların neden olduğu sel ve su baskınlarında ölenlerin sayısı 176’ya çıktı.

Rheinland-Pfalz eyaletinde hala 155 kişi aranıyor ancak bu kişilerin hayatta kalma şansının az olduğu belirtiliyor.

Alman Meteoroloji Dairesi (DWD), selden etkilenen bölgelerde hafta sonunda yine şiddetli yağışların beklendiğini duyurdu.

Belçika Ulusal Kriz Merkezi, geçen hafta meydana gelen sellerde hayatını kaybedenlerin sayısını 37 olarak açıkladı. Ülkede kayıp sayısı ise 6.

Alman Meteoroloji Dairesi sözcüsü Uwe Kirsche’nin yaptığı açıklamaya göre, ülkedeki sel için uyarı sistemi çalışıyordu ancak bu kadar yüksek miktarda yağış beklenmiyordu. Kirsche bu miktar için, “Yüz yıllık bir sel nitelendirmesini yapmak yetersiz kalacaktır” açıklamasını yaptı.

Uzmanlara göre, bu boyutta yüksek bir yağış, Kuzey Atlantik Bölgesi’ne iklim değişikliği ve küresel ısınmanın verdiği bir mesaj olarak kabul ediliyor.

SELLER BİR HAFTADA DOĞU KARADENİZ’İ İKİ KEZ VURDU

Doğu Karadeniz’de geçen haftaki sel felaketi sonrası bir kez daha yağışlar nedeniyle sel ve heyelanlar meydana geldi. Yaralarını sarmaya çalışan Rize ve Artvin’de bir kez daha su baskınları yaşandı. Perşembe akşam saatlerinde başlayan sağanak nedeniyle Artvin ve Rize’de yollar sel nedeniyle kapandı.

Sabah saatlerinde selin yol açtığı hasarın anlaşılmaya başladığı Artvin’de bir kişinin kaybolduğu, alt ve üst yapıda ağır hasarların oluştuğu bildiriliyor.

Selin çekildiği Arhavi ilçesinde 430 ev ve iş yerinin zemin ve bodrum katlarının balçığa gömüldüğü ve onlarca aracın hurdaya döndüğü belirtildi. Vatandaşlar ev ve iş yerlerinde temizlik çalışması başlatırken, ulaşım, su ve elektrik hatlarındaki hasar ve arızalar giderilmeye çalışılıyor.

Artvin’in Arhavi ilçesinde beş bin kişinin yaşadığı Boğaziçi Mahallesi sular altında kaldı. Artvin ve Rize’de hasar gören 56 trafo nedeniyle 3 bin 45 abone elektriksiz kaldı. Arhavi’de 3 karayolu, 30 köy ve 19 yayla yolu da sel ve heyelanlarda ulaşıma kapandı.

Rize’de 14 Temmuz Çarşamba günü başlayan sağanak yağışlar sonrası 7 saatte metrekareye 220 kilogram yağış düşmüş, aşırı yağışların yol açtığı sel felaketinde Rize ve Artvin’de büyük hasar oluşmuştu. Sel ve heyelanlar nedeniyle Rize’de altı, Artvin’de de dört kişi hayatını kaybetmişti. Rize’de kayıp 2 kişi hala bulunmadı.

“BİR YANDA SEL BİR YANDA KURAKLIK”

Birleşmiş Milletler dünya genelinde doğal felaketlerin, iklim değişikliğinin artan olumsuz etkileri nedeniyle çoğaldığına dikkat çekti. Son 49 yılda sel ve kuraklığın yol açtığı zararın bilançosunu çıkardı.

BM’ye bağlı Dünya Meteroloji Teşkilatı (WMO) Genel Sekreteri Petteri Taalas Cuma günü Cenevre’de yaptığı açıklamada, kuraklık, fırtına, sel ve mevsim normalinin üzerinde hava sıcaklıkları nedeniyle dünya genelinde bir milyonun üzerinde kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

YERKÜRE GİTTİKÇE ISINIYOR

Taalas, “Şiddetli yağışlar genellikle iklim değişikliğinin bir işareti. Atmosfer ısınmaya devam ettikçe daha fazla nem birikiyor ve bu da fırtınalarda daha fazla yağış olması ve sel ihtimalinin artması anlamına geliyor” dedi.

Taalas açıklamasında, 1970-2019 yılları arasında dünya genelinde 650 bin kişinin kuraklık nedeniyle öldüğünü ifade etti. Fırtınalar nedeniyle 580 bin kişi hayatını kaybederken, sel felaketlerinde yaklaşık 59 bin kadın, çocuk ve erkek yaşamını yitiridi. Mevsim normalleri dışındaki sıcaklık derecelerinin de 56 bin kişinin hayatına mal olduğu bilgisi verildi.

“ATMOSFERDE ARTAN SU BUHARI SEL İHTİMALİNİ ARTTIRIYOR”

Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile iklim üzerine araştırmalar yürüten organizasyonlara göre, küresel ısınma, buzulların erimesine, bu yolla suların yükselmesine ve sellere neden olurken yağış kaynaklı sellere de doğrudan etki ediyor.

WMO verilerine göre, dünyada sıcaklık 1900 öncesi döneme kıyasla sıcaklık 1,2 derece arttı. Bu veriler ışığında 2016, dünya tarihinin en sıcak yılı, 2020 ise en sıcak ikinci yıl oldu.

Sıcaklığın artması ile buzulların erimesi ve suları buharlaşma oranları da yükseldi. İngiltere merkezli ActionAid insani yardım kuruluşunun paylaştığı verilere göre, her 1 derece sıcaklık artışı, atmosferde tutulabilen su buharı miktarını yüzde 7 oranında artırıyor.

Bu durum, bulut oluşumunu da etkilerken ekvatordan kutuplara gittikçe yağış miktarını ve sürekliliğini de artırıyor, özellikle de sıcak hava akımının hareket yönündeki Kuzey Atlantik bölgesini etkiliyor.

Kuzey Atlantik Bölgesi, Kuzey Avrupa’da okyanus kıyısına 300 kilometre uzaklıkta bulunan tüm bölgeleri kapsıyor.

ABD merkezli Woodwell İklim Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Jennifer Francis’e göre, dünyada görülecek fırtınalar eskisine göre daha fazla su taşıyacak, yani daha yüksek miktarda yağışlar gerçekleşecek.

Francis’e göre bu durum, sellerin yanında nehirlerin taşmasına da neden olacak.

Dünyanın selle imtihanı

Analiz

Kadınların polislere “Ne olur bize tecavüz etmeyin” diye yalvardığı ülkede kim okur Erdoğan’ın kitabını?

AKP rejiminin işkence mağdurları, Erdoğan’ın yargılandığı halk mahkemesi Türkiye Tribünali’nde yaşadıklarını gözyaşlarına boğularak anlatıyor. Erdoğan ise adil dünya düzenini anlattığı kitabının tanıtım çalışmalarına ABD’de de tam gaz devam ediyor.

BOLD – İletişim Daire Başkanlığı, AKP’li Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’ kitabının ABD lansmanının New York’ta yapıldığı duyurdu. Birleşmiş Milletler toplantısı için ABD’nin New York kentinde bulunan Erdoğan, burada bir de kitabıyla aynı adı taşıyan ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’ konferansı düzenledi.

AKP’li isimler, Erdoğan’ın adil dünya kitabını sosyal medyada paylaşmak için sıraya girdi. Hamza Dağ kitaptan bahsederken şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde imkânsızları mümkün kıldık ama ufkumuz sınırlarımızdan da ötededir. Eşitsizliklerin, adaletsizliklerin son bulduğu bir dünya hedefiyle bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Daha adil bir dünya mümkündür.”

ERDOĞAN VE REJİMİ YARGILANIYOR

Adaletsizliklerin son bulduğu bir dünya hedefine yürüdüğünü söyleyen Erdoğan ve destekçilerinin gerçekleri söylemleriyle çelişiyor. farklı

AKP rejiminin 15 Temmuz sonrası yaptığı ağır işkencelerin yargılandığı Belçika’daki Türkiye Tribünali adlı halk mahkemesinde ilk gün Tarih Öğretmeni Erhan Doğan, yaşadığı ağır işkenceleri anlattı. Gözyaşlarını tutamayana Doğan, “Ankara’daki spor salonu Guantanamo gibiydi. İfadeye odasının duvarında kan izleri vardı. 3-4 kişi sivil giyimli polis benim kafamı duvara vurdular. Geceleri soyup soğuk su döküp, jopla dövüyorlardı” dedi.

Çırılçıplak soyulma, jopla dövme, Filistin askısı ve darp gibi işkencelere uğradığını kaydeden Doğan, “Bana işkence uyguladıkları yerde önümden üç bayan geçti, onların çığlıkları çok ürkütücüydü ‘nolur bize tecavüz etmeyin’ diyorlardı. Onların haykırışları hala kulağımda” derken yine gözyaşlarına boğuldu.

Türkiye Tribünali’nde bugün de Ankara’da kaçırılan ve işkence gördükten 92 gün sonra bırakılan avukat-akademisyen Mustafa Özben yaşadıklarını anlattı. Sürekli elektroşok ve kaba dayak işkencelerine maruz kaldığını anlatan Özben, kendisini kaçıran devlet görevlilerinin eşine tecavüzle tehdit ettiklerini söyledi.

İŞKENCELER TÜRKİYE MAHKEMELERİNDE DE KABUL GÖRDÜ

Yurtiçinde de karakollarda işkence ve tecavüz mağduru olanların davaları bir bir karara bağlanıyor. Afyon’dan sonra Antalya’daki işkence davasında da mahkeme işkenceyi kabul etti. İşkenceciler cezalandırılırken, devletin mağdurlara tazminat ödemesi karara bağlandı.

ÇOK BOYUTLU DERİN REZALET

Erdoğan’ın bu kadar hak ihlali yaşanan ülkede adil dünyanın kitabını yazması eleştirilerinde hedefi oldu. Akademisyen Savaş Genç, “Tutuklu ya da göz altındaki kadınların ‘Ne olur bize tecavüz etmeyin!!!’ diye yalvardıkları ülkenin başkanı ‘Daha adil bir dünya mümkün’ diye kitap piyasaya sürdü! Çok boyutlu ve derin bir rezalet!!!” diyerek tepkisini dile getirdi.

MİT’in kaçırdığı avukat Mustafa Özben: Elektroşok verdiler, dayak attılar ve seks aletiyle tehdit ettiler

Okumaya devam et

Analiz

Operasyonun adı: Fahiş fiyat ahlaksızları

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, fahiş fiyat gerekçesiyle esnafı, toptancıyı, çimentocuyu, pazarcıyı, emlakçıyı, marketçiyi hedefe koydu. Fahiş fiyat ahlaksızları operasyonları kapıda.

BOLD ANALİZ – AKP, baskınlarla enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre yüzde 19.25’e ulaşan enflasyon vatandaşı inim inim inletiyor. Gerçek enflasyonun ise yüzde 30’un üzerinde olduğu farklı araştırmalarla ortaya konuluyor. AKP, ekonomik çözümler yerine polisiye tedbirler için harekete geçti.

ÖĞRENCİLER EV BULAMIYOR

Üniversiteler açılmadan ev aramaya başlayan gençlerin kiralık konut bulamadıkları haberlere yansıyor. Kapı kapı kiralık dilenen gençlere “Senin bütçene uygun olanı yok” ya da “Elimizde daire kalmadı” cevapları veriliyor.

ÖRGÜTÜN ADI:  FAHİŞ FİYAT AHLAKSIZLARI

Döviz kurundaki yükselişe paralel olarak artan enflasyonun sebep olduğunu unutan AKP Hükumeti, daha önce olduğu gibi suçluyu buldu. Kendisi dışındaki herkesin sorumlu ilan eden AKP, patates ve soğan depolarına baskınların ardından şimdi yelpazeyi genişletiyor. Esnaf, market, kasap, toptancı, emlakçı, pazarcı “Fahiş fiyat ahlaksızları örgütü” ilan edilecek.

MİTİNGLERDE ‘İNLERİNE GİRECEĞİZ İNLERİNE’ DİYECEK

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan “Adaletsizlik, suistimal varsa bu zulmün önüne geçeceğiz” açıklamasıyla operasyon düğmesine bastı. Bundan sonra yapılacaklar 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası yaşananlarla aynı olacak. Erdoğan, her miting, toplu açılış töreninde “Biz vatandaşımızı fahiş fiyat ahlaksızlarına yedirmeyiz. İnlerine gireceğiz inlerine” diyecek.

ESNAF BİRBİRİNİ ŞİKAYET EDECEK, BEKÇİLER TEFTİŞ EDECEK

Ardından polis soruşturma dosyaları açacak. Esnaflar birlerini ispiyonlayacak. Daha çok müşterisi bulunanlar daha az müşterisi olanlar tarafından Alo ihbar hattına şikayet edilecek. Döviz, faiz ve enflasyonla artan fiyatları baskınlarla düzeltmek isteyen AKP Hükumeti ticareti de devlet sopasıyla hizaya getirecek.

İran’da Devrim Muhafızları eliyle yapılan fiyat kontrollerinde AKP’nin bekçileri görev alacak.

Okumaya devam et

Analiz

Saray’a bağlı yargıdan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de şikayetçi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürü oluşturmamız gerekiyor” dedi. Cumhuriyetin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceklerini savundu.

BOLD ANALİZ – Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekiyor” dedi.

2023’E KADAR GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ

Bakan Gül, Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. İnsan Hakları Eylem Planı ile “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” hedeflerinin olduğunu belirten Gül, “Tüm bunları 2023’e kadar gerçekleştirme irademiz var. İnanıyoruz ki Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

YARGIYI YARGIYA BIRAKACAK BİR KÜLTÜR OLUŞTURMALIYIZ

Yargının ancak delille karar vereceğini belirten Bakan Gül, yargı mensuplarının hedefe konulmasını eleştirdi. Yargının işini yapması için yargıya bırakılması gerektiğini belirten Gül, “Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz. Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir”

HAKİM KARAR ALMADAN SARAY’I ARADI

Bakan Gül, yargının yargıya bırakılması gerektiğini belirtirken, yakın dönemde mahkemelerin karar almadan Saray’la görüştüğü de medyaya yansıdı. Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz yargılamaları sırasında açık unutulan mikrofondan iki üye hakimin geciken Mahkeme Başkanı için, “Başkan Cumhurbaşkanı danışmanıyla görüşüyor” ifadelerini kullandığını köşesine taşıdı. Ayrıca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmalarda başta Selahattin Demirtaş olmak üzere gazeteci Deniz Yücel, ABD uyruklu rahip Andrew Craig Brunson, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluklarının sürmesi için yargıya talimat vermişti. Erdoğan, yüksek yargı mensuplarıyla çay toplaması, Yargıtay başkanının Erdoğan’ın önünde düğmesiz cübbesini iliklemeye çalışması tepki çekmişti.

 

Öğretmen Mehmet Alp TEM’deki işkenceyi anlattı: Kafama silah dayayıp ‘yaşamak istiyorsan kabul edeceksin’ dediler

Okumaya devam et

Popular

Shares