Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Ümit Dündar, askeri öğrencilerin infaz edilmesine göz yumdu”

15 Temmuz gecesi, 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar ile yakın çalışan bir subay konuştu: “Dündar o gece köprünün dibindeydi. Halkın askerleri infaz etmesine göz yumdu.”

BOLD – 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsü’nde darbe girişimini durdurmak için mücadele verdiğini söyleyen ve adının açıklanmasını istemeyen bir ihraç asker önemli açıklamalarda bulundu. Kronos’a konuşan ihraç albay, o dönemde İstanbul’da görev yaptığını ve 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’la yakın çalıştığını söyledi.

“YAŞANANLARI NORMAL BİR VATANDAŞ GİBİ İZLEDİ”

O gece İstanbul’un en yetkili komutanı 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar paşanın olduğu belirten ihraç albay, “Şayet birileri köprüye ya da başka yere çıkmışsa bunu tek bir emirle geri getirebilirdi. Ama Ümit Dündar’la ilgili gecede çok karanlık noktalar var. Askerlerin birliklerine geri dönmeleri için hiçbir şey yapmamıştır. Tam aksine Boğaziçi Köprüsü’ne siyah sivil bir araçla gelmiş, yaşananları normal bir vatandaş gibi izlemiştir. Sonra da köprünün dibinde halkın askeri infaz etmesine göz yummuştur.” dedi.

15 Temmuz gecesi Orgeneral Ümit Dündar ile hem köprüde hem de köprünün ayağında aracında beklerken birkaç kez görüştüğünü kaydeden ihraç albay, buna karşın dönemin 1. Ordu Komutanı’nın kılını bir kıpırdatmadığını söyledi. “Komutanım bir emrinizle çocukları birliklerine geri gönderirsiniz. Aksi halde bu halk çocukları infaz edecek.” dediğini kaydeden albay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki Ümit Paşa, askerlerin halkın ayakları altında ezilmesine göz yumdu. Oralı dahi olmadı. ‘Hangi akılla darbe yapmaya kalkıştılar. Hesabını versinler paralel köpekler’ ifadesini kullandı. Ben ilk defa o zaman ‘fetö’ ve ‘paralel darbe’ ifadesini duydum.”

15 Temmuz gecesi kendisine bağlı birliklerden bir tek askerin sokağa çıkmadığını ve hiçbir faaliyetinin olmadığına dikkat çeken ihraç albay, buna rağmen ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla bir dönem tutuklu kaldığını belirtti. İhraç albay, görev yaptığı dönemde yazılı ya da sözlü olarak tarafına darbeye yönelik hiçbir çağrı yapıldığının altını çizdi.

“BİZLER DE ÇOK ŞAŞIRDIK”

İhraç albay, eski İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın da darbe girişiminden haberdar olduğu imasında bulundu. O gece Çalışkan ile Ümit Dündar paşanın ile birlikte hareket ettikleri yönünde kendisinde bir intiba oluştuğunu söyleyen ihraç albay sözlerini şöyle noktaladı: “Bizler sivil halk ile asker arasında çevik kuvvet ekiplerini yerleştirdik. Sonra da askerleri ikna ettik. O çocuklar silahlarını indirdi. Kendilerini 1. Ordu Komutanlığı İnzibat ekiplerine teslim edecektik. Bu konuda Mustafa Çalışkan ve ekibiyle anlaştık. Ne hikmetse Çalışkan bir anda elindeki hoparlörden ‘çevik çekil’ şeklinde talimat verdi. Bizler de çok şaşırdık. Bir anda kızgın halkla askerler karşı karşıya geldi. Elinde kesici aletler olan sarıklı cübbeli tipler askerlerin arasına daldı. Bazı çocuklar gözlerimizin önünde infaz edildi. Bizler bir şey yapamadık. O çocukların acısını buralarda hala yaşıyorum.”

“BİR MİT MENSUBU VE İKİ GAZETECİ ARADI”

Adının açıklanmasını istemeyen ihraç tümgeneral de bazı askerlerin Boğaziçi Köprüsü’ne tankla çıkmasının ardından hükümete yakın bir ismin kendisini aradığını, darbeyi reddettiği ve hükümetin yanında yer aldığı yönünde basına demeç vermesini söylediğini belirtti. İhraç tümgeneral, yaşadıklarını şöyle özetledi:

“Ben kendisine izinli olduğumu, olayları basından duyduğumu aktardım. Konuya vakıf olmadığım için üstlerimden bilgi alıp değerlendireceğimi belirttim. Sonra beni birazdan bir MİT mensubu ile iki gazetecinin de arayacağını söyledi. Telefonu kapattıktan sonra Dündar paşayı aradım. Ne yazık ki telefonuma çıkmadı. Telefonlarıma çıkmayan Dündar Paşa ne hikmettir ki, başkaları ile sivil aracında uzun uzun görüşmeler yapıyormuş. Hem de görüşme yaparken yanına da kimseyi yaklaştırmıyormuş.”

İhraç tümgeneralin verdiği bilgilere göre hükümete yakın kişinin telefonu kapatmasının hemen ardından üst düzey bir MİT mensubu kendisini aradı. Darbeye karşı olduğunu açıkça beyan etmesi telkininde bulundu. Aksi durumda darbenin bastırılmasından sonra mağdur olabileceği mesajını verdi. Tanıdığı iki gazetecinin de kendisinin selamıyla arayacağını söyledi. ,

MİT mensubu ile yaptığı görüşmenin ardından telefonu kapattı. MİT mensubundan sonra iki gazeteci peşi sıra aradı. Ümit Dündar paşaya ulaşamadığı için gelen çağrılara yanıt verdi. Darbenin karşısında olduğunu ifade etti. Ancak 15 Temmuz’un ardından, darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı. Bu dönemde gözaltı ve tutuklanma aşamasında insanlık dışı muamelelere maruz kaldı. Birkaç yıl tutuklu kaldı. Halen TSK’da etkin pozisyonda bulunan bazı komutanların, “fetöcü değil” şeklindeki bilgilendirmeleri üzerine tahliye edildi.

Adil Öksüz videosu neden 5 yıl sonra servis edildi?

Gündem

Emniyet ankesöre dadandı: 33 kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik ankesör telefonla aranma soruşturmaları devam ediyor. Bugün de İstanbul merkezli 8 ilde eski TSK mensubu ve aktif görevde olan 33 asker hakkında ankesörden arandıkları gerekçesiyle gözaltı kararı verildi. 25 asker gözaltına alındı. 

BOLD – Gülen Hareketi mensubu oldukları iddiasıyla ankesörden arandıkları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri çalışanlarına yönelik operasyonlar sürüyor. Son olarak ankesörlü telefonla arandıkları öne sürülen 33 TSK mensubu hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul merkezli olarak 8 ilde yapılan operasyonda, 25 kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında ankesör-büfe telefonlarından aranan ve halen aktif görevde olan bir subay ve bir astsubayla birlikte ihraç edilen askerlerle birlikte toplam 33 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul merkezli 8 ilde eşzamanlı düzenlenen operasyonlarda 25 kişi gözaltına alındı.

Dünyadaki yeni kriz faiz kararı arifesindeki Türkiye’yi nasıl etkiler?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4 yıldır tutuklu olan esnaf Kenan Özcan hapiste hayatını kaybetti

Dört gün önce hastaneye kaldırılmasına rağmen ailesine haber verilmeyen esnaf Kenan Özcan önceki gün cezaevinde hayatını kaybetti. Ölüm nedeni ailesine hala söylenmeyen Özcan, 4.5 yıldır tutukluydu.

BOLD ÖZEL – Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklu olan Kenan Özcan önceki sabah hapiste vefat etti. İzmir Şakran Cezaevinde 4 yıl kaldıktan sonra bu yıl başında Afyonkarahisar Bolvadin Cezaevine sevk edilen Özcan 4 gün önce hastaneye kaldırılmıştı. Hastaneye kaldırıldığında ailesine bilgi verilmeyen Özcan’ın ölüm nedeni de otopsi yapılmasına rağmen açıklanmadı. Özcan’ın kalp krizi nedeniyle ya da beyninde kan pıhtısı oluştuğu için öldüğüne dair farklı görüşler belirtiliyor.

“YAPILAN HAKSIZLIK BİTMİYOR NE YAZIK Kİ”

Özcan’ın vefat haberini Twitter hesabından duyuran yeğeni Ayşe Özcan, “Amcam Kenan Özcan 4 gün önce hastaneye kaldırılmış ama haber verilmedi. Dün sabah vefat haberini aldık. Otopsi yapılmış olmasına rağmen ölüm sebebi de saati de hâlâ net değil. Bu yüzden İzmir’de hastaneler kabul etmiyor. Yapılan haksızlık bitmiyor ne yazık ki. Dualarınıza talibiz.” dedi. 

En son İzmir Tepecik Hastanesi’nin kabul ettiği 66 yaşındaki Özcan’ın cenazesinin bugün defnedileceği öğrenildi.

Okumaya devam et

Gündem

Bakıma muhtaç yüzde 98 engelli Bekir Güven bir tweet ile tutuklandı

Yüzde 98 engelli  ve Huntington hastası Bekir Güven, paylaştığı bir tweet nedeniyle verilen cezası onaylandığı için dün tutuklanıp Eskişehir H Tipi Cezaevine gönderildi. Derdini anlatamayan, yemek bile yiyemeyen Güven bakıma muhtaç.

BOLD – Kişisel ihtiyaçlarını tek başına göremeyen hasta, yaşlı ve engelli insanlar tutuklanmaya devam ediyor. 5 yıl önce huntington hastalığı (sinir sisteminin temel elemanı nöronları hedef alan hareket kaybına neden olan hastalık) teşhisi konulan yüzde 98 engelli Bekir Güven, örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla verilen 22 aylık hapis cezasının onaylanması üzerine Eskişehir H Tipi Cezaevi’ne konuldu.

“TEK BAŞINA KENDİNE BAKAMAZ”

Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Güven’in eşi Rukiye Güven, “Eşim 2015 yılında HDP çalışmalarına katıldı. Eşimin o dönem hastalığı başlamıştı ama durumu kötü değildi. Zaman içerisinde hastalığı ilerledi ve yüzde 98 engelli raporu verdiler. 2015 sonrası 2016 kitlesel tutuklamalar ve soruşturmaların başlamasıyla sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek hakkında 2 dava açıldı. ‘örgüt propagandası’ 22 ay, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlamasından 1 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Her iki karar için istinafa başvurduk. İstinaf, verilen 22 aylık cezayı onayladı diğeri hala bekliyor” bilgilerini verdi.

İstinafın 22 aylık hapis cezasını onaylaması üzerine eşi hakkında arama kararı çıkarıldığını dile getiren Güven, “Teslim olmadı zaten olacak durumu da yok. Tek başına kendisine bakamaz. Ama dün bir çay ocağının önünde otururken polisler alıp cezaevine götürdü. Arkasından cezaevine gittik ama görüştürmediler. Bugün avukatımızla beraber savcılığa başvuracağız. Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi için dilekçe vereceğiz, tutuklanmasına itiraz edeceğiz” dedi.

“ÇOCUKLARIM VE BEN ENDİŞELİYİZ”

Eşine 24 saat kendisinin baktığını anlatan Güven, “Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Yemeğini bile ben yediriyordum. Banyosundan temizliğine kadar her şeyiyle ben ilgileniyordum. Ama şu anda tek başına mı kalıyor, durumu nasıl bilmiyorum. Çocuklarım ve ben çok endişeliyim. Çünkü bu hastalık stres olması durumunda çok hızlı ilerliyor. Üzgün ve endişeliyiz” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular

Shares